İbranice biçim לָכֶ֜ם
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 2. kişi, eril, çoğul
Bu yapının kullanımı: 233 kez
Teknik kod
HR/Sp2mpTORA’DA KELİME
lahem okunuşu Tora’da 405 kez, 365 farklı ayette görülür.
Bu ayette 2 kez
Vayaasu hen bene yisrael vayiten lahem yosef agalot al pi faro vayiten lahem tseda ladareh.
וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵן֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּתֵּ֨ן לָהֶ֥ם יוֹסֵ֛ף עֲגָל֖וֹת עַל־פִּ֣י פַרְעֹ֑ה וַיִּתֵּ֥ן לָהֶ֛ם צֵדָ֖ה לַדָּֽרֶךְ׃
İsrael’in oğulları böyle yaptı. Yosef, Firavun’un buyruğuyla onlara arabalar verdi; yol için yiyecek de verdi.
Vayagidu lo lemor od yosef hay vehi u moşel behol erets mitsrayim vayafag libo ki lo heemin lahem.
וַיַּגִּ֨דוּ ל֜וֹ לֵאמֹ֗ר ע֚וֹד יוֹסֵ֣ף חַ֔י וְכִֽי־ה֥וּא מֹשֵׁ֖ל בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וַיָּ֣פָג לִבּ֔וֹ כִּ֥י לֹא־הֶאֱמִ֖ין לָהֶֽם׃
Ona, “Yosef hâlâ yaşıyor! Üstelik bütün Mısır ülkesini yönetiyor!” dediler. Yaakov’un yüreği donakaldı; onlara inanmadı.
Vehaanaşim roe tson ki anşe mikne hayu vetsonam uvekaram vehol aşer lahem heviu.
וְהָאֲנָשִׁים֙ רֹ֣עֵי צֹ֔אן כִּֽי־אַנְשֵׁ֥י מִקְנֶ֖ה הָי֑וּ וְצֹאנָ֧ם וּבְקָרָ֛ם וְכָל־אֲשֶׁ֥ר לָהֶ֖ם הֵבִֽיאוּ׃
‘Bu adamlar davar çobanıdır; hayvan yetiştirirler. Davarlarını, sığırlarını ve sahip oldukları her şeyi getirdiler.’
Vehaya ki yikra lahem paro veamar ma maasehem.
וְהָיָ֕ה כִּֽי־יִקְרָ֥א לָכֶ֖ם פַּרְעֹ֑ה וְאָמַ֖ר מַה־מַּעֲשֵׂיכֶֽם׃
Firavun sizi çağırıp, ‘İşiniz nedir?’ diye sorunca,
Vayavo yosef vayaged lefaro vayomer avi veahay vetsonam uvekaram vehol aşer lahem bau meerets kenaan vehinam beerets goşen.
וַיָּבֹ֣א יוֹסֵף֮ וַיַּגֵּ֣ד לְפַרְעֹה֒ וַיֹּ֗אמֶר אָבִ֨י וְאַחַ֜י וְצֹאנָ֤ם וּבְקָרָם֙ וְכָל־אֲשֶׁ֣ר לָהֶ֔ם בָּ֖אוּ מֵאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְהִנָּ֖ם בְּאֶ֥רֶץ גֹּֽשֶׁן׃
Yosef gidip Firavun’a haber verdi: “Babam ve kardeşlerim, davarlarıyla, sığırlarıyla ve sahip oldukları her şeyle Kenaan ülkesinden geldiler. Şimdi Goşen bölgesindeler.”
Vayoşev yosef et aviv veet ehav vayiten lahem ahuza beerets mitsrayim bemetav haarets beerets rameses kaaşer tsiva faro.
וַיּוֹשֵׁ֣ב יוֹסֵף֮ אֶת־אָבִ֣יו וְאֶת־אֶחָיו֒ וַיִּתֵּ֨ן לָהֶ֤ם אֲחֻזָּה֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּמֵיטַ֥ב הָאָ֖רֶץ בְּאֶ֣רֶץ רַעְמְסֵ֑ס כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֥ה פַרְעֹֽה׃
Yosef babasını ve kardeşlerini yerleştirdi. Firavun’un buyurduğu gibi, onlara Mısır ülkesinin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi.
Vayomer yosef havu miknehem veetena lahem bemiknehem im afes kasef.
וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ הָב֣וּ מִקְנֵיכֶ֔ם וְאֶתְּנָ֥ה לָכֶ֖ם בְּמִקְנֵיכֶ֑ם אִם־אָפֵ֖ס כָּֽסֶף׃
Yosef, “Paranız bittiyse hayvanlarınızı getirin” dedi. “Hayvanlarınız karşılığında size yiyecek vereyim.”
Vayaviu et miknehem el yosef vayiten lahem yosef lehem basusim uvemikne hatson uvemikne habakar uvahamorim vayenahalem balehem behol miknehem başana hahi.
וַיָּבִ֣יאוּ אֶת־מִקְנֵיהֶם֮ אֶל־יוֹסֵף֒ וַיִּתֵּ֣ן לָהֶם֩ יוֹסֵ֨ף לֶ֜חֶם בַּסּוּסִ֗ים וּבְמִקְנֵ֥ה הַצֹּ֛אן וּבְמִקְנֵ֥ה הַבָּקָ֖ר וּבַחֲמֹרִ֑ים וַיְנַהֲלֵ֤ם בַּלֶּ֙חֶם֙ בְּכָל־מִקְנֵהֶ֔ם בַּשָּׁנָ֖ה הַהִֽוא׃
Hayvanlarını Yosef’e getirdiler. Yosef atlar, davar sürüleri, sığır sürüleri ve eşekler karşılığında onlara yiyecek verdi. O yıl bütün hayvanları karşılığında onları yiyecekle geçindirdi.
Rak admat hakohanim lo kana ki hok lakohanim meet paro veahelu et hukam aşer natan lahem paro al ken lo maheru et admatam.
רַ֛ק אַדְמַ֥ת הַכֹּהֲנִ֖ים לֹ֣א קָנָ֑ה כִּי֩ חֹ֨ק לַכֹּהֲנִ֜ים מֵאֵ֣ת פַּרְעֹ֗ה וְאָֽכְל֤וּ אֶת־חֻקָּם֙ אֲשֶׁ֨ר נָתַ֤ן לָהֶם֙ פַּרְעֹ֔ה עַל־כֵּ֕ן לֹ֥א מָכְר֖וּ אֶת־אַדְמָתָֽם׃
Yalnız rahiplerin toprağını satın almadı. Çünkü rahiplere Firavun’dan belirli bir pay ayrılıyordu. Firavun’un verdiği payla geçindikleri için topraklarını satmadılar.
Vayomer yosef el haam hen kaniti ethem hayom veet admathem lefaro he lahem zera uzeratem et haadama.
וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־הָעָ֔ם הֵן֩ קָנִ֨יתִי אֶתְכֶ֥ם הַיּ֛וֹם וְאֶת־אַדְמַתְכֶ֖ם לְפַרְעֹ֑ה הֵֽא־לָכֶ֣ם זֶ֔רַע וּזְרַעְתֶּ֖ם אֶת־הָאֲדָמָֽה׃
Yosef halka, “Bugün sizi ve toprağınızı Firavun için satın aldım” dedi. “İşte size tohum; toprağı ekin.
Vehaya batevuot unetatem hamişit lefaro vearba hayadot yihye lahem lezera hasade uleohlehem velaaşer bevatehem veleehol letapehem.
וְהָיָה֙ בַּתְּבוּאֹ֔ת וּנְתַתֶּ֥ם חֲמִישִׁ֖ית לְפַרְעֹ֑ה וְאַרְבַּ֣ע הַיָּדֹ֡ת יִהְיֶ֣ה לָכֶם֩ לְזֶ֨רַע הַשָּׂדֶ֧ה וּֽלְאָכְלְכֶ֛ם וְלַאֲשֶׁ֥ר בְּבָתֵּיכֶ֖ם וְלֶאֱכֹ֥ל לְטַפְּכֶֽם׃
Ürün aldığınızda beşte birini Firavun’a vereceksiniz. Kalan beşte dördü, tarlaya tohumluk, kendinize, ev halkınıza ve çocuklarınıza yiyecek olarak sizin olacak.”
Vaani bevoi mipadan meta alay rahel beerets kenaan badereh beod kivrat erets lavo efrata vaekbereha şam bedereh efrat hi bet lahem.
וַאֲנִ֣י ׀ בְּבֹאִ֣י מִפַּדָּ֗ן מֵ֩תָה֩ עָלַ֨י רָחֵ֜ל בְּאֶ֤רֶץ כְּנַ֙עַן֙ בַּדֶּ֔רֶךְ בְּע֥וֹד כִּבְרַת־אֶ֖רֶץ לָבֹ֣א אֶפְרָ֑תָה וָאֶקְבְּרֶ֤הָ שָּׁם֙ בְּדֶ֣רֶךְ אֶפְרָ֔ת הִ֖וא בֵּ֥ית לָֽחֶם׃
Bana gelince, Padan’dan dönerken, Kenaan ülkesinde yolda, Efrat’a daha bir mesafe varken Rahel’i kaybettim. Onu orada, Efrat yolunda gömdüm. Efrat, Bet Lehem’dir.”
Bu ayette 2 kez
Veene yisrael kavedu mizoken lo yuhal lirot vayageş otam elav vayişak lahem vayehabek lahem.
וְעֵינֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ כָּבְד֣וּ מִזֹּ֔קֶן לֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְא֑וֹת וַיַּגֵּ֤שׁ אֹתָם֙ אֵלָ֔יו וַיִּשַּׁ֥ק לָהֶ֖ם וַיְחַבֵּ֥ק לָהֶֽם׃
İsrael’in gözleri yaşlılıktan zayıflamıştı, iyi göremiyordu. Yosef oğullarını ona yaklaştırdı. İsrael onları öpüp kucakladı.
Vayikra yaakov el banav vayomer heasefu veagida lahem et aşer yikra ethem beaharit hayamim.
וַיִּקְרָ֥א יַעֲקֹ֖ב אֶל־בָּנָ֑יו וַיֹּ֗אמֶר הֵאָֽסְפוּ֙ וְאַגִּ֣ידָה לָכֶ֔ם אֵ֛ת אֲשֶׁר־יִקְרָ֥א אֶתְכֶ֖ם בְּאַחֲרִ֥ית הַיָּמִֽים׃
Yaakov oğullarını çağırıp şöyle dedi: “Toplanın; ileride başınıza gelecekleri size anlatayım.
Kol ele şivte yisrael şenem asar vezot aşer diber lahem avihem vayevareh otam iş aşer kevirhato berah otam.
כָּל־אֵ֛לֶּה שִׁבְטֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל שְׁנֵ֣ים עָשָׂ֑ר וְ֠זֹאת אֲשֶׁר־דִּבֶּ֨ר לָהֶ֤ם אֲבִיהֶם֙ וַיְבָ֣רֶךְ אוֹתָ֔ם אִ֛ישׁ אֲשֶׁ֥ר כְּבִרְכָת֖וֹ בֵּרַ֥ךְ אֹתָֽם׃
Bütün bunlar İsrael’in on iki oymağıdır. Babaları onları kutsarken kendilerine bunları söyledi. Her birini kendisine uygun bereketle kutsadı.
Vayehi ki yareu hameyaledot et haelohim vayaas lahem batim.
וַיְהִ֕י כִּֽי־יָֽרְא֥וּ הַֽמְיַלְּדֹ֖ת אֶת־הָאֱלֹהִ֑ים וַיַּ֥עַשׂ לָהֶ֖ם בָּתִּֽים׃
Ebeler Tanrı’dan korktukları için Tanrı onlara aileler verdi.
Vayomer el benotav veayo lama ze azavten et haiş kiren lo veyohal lahem.
וַיֹּ֥אמֶר אֶל־בְּנֹתָ֖יו וְאַיּ֑וֹ לָ֤מָּה זֶּה֙ עֲזַבְתֶּ֣ן אֶת־הָאִ֔ישׁ קִרְאֶ֥ן ל֖וֹ וְיֹ֥אכַל לָֽחֶם׃
Babaları kızlarına, “Peki nerede?” dedi. “Adamı neden orada bıraktınız? Çağırın, yemek yesin.”
Vayomer moşe el haelohim hine anohi va el bene yisrael veamarti lahem elohe avotehem şelahani alehem veameru li ma şemo ma omar alehem.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־הָֽאֱלֹהִ֗ים הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֣י בָא֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ וְאָמַרְתִּ֣י לָהֶ֔ם אֱלֹהֵ֥י אֲבוֹתֵיכֶ֖ם שְׁלָחַ֣נִי אֲלֵיכֶ֑ם וְאָֽמְרוּ־לִ֣י מַה־שְּׁמ֔וֹ מָ֥ה אֹמַ֖ר אֲלֵהֶֽם׃
Moşe, Tanrı’ya, “İsrael oğullarına gidip, ‘Atalarınızın Tanrısı beni size gönderdi’ dersem, bana ‘Adı nedir?’ diye soracaklar” dedi. “Onlara ne söyleyeyim?”
Leh veasafta et zikne yisrael veamarta alehem Adonay elohe avotehem nira elay elohe avraham yitshak veyaakov lemor pakod pakadti ethem veet heasuy lahem bemitsrayim.
לֵ֣ךְ וְאָֽסַפְתָּ֞ אֶת־זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל וְאָמַרְתָּ֤ אֲלֵהֶם֙ יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י אֲבֹֽתֵיכֶם֙ נִרְאָ֣ה אֵלַ֔י אֱלֹהֵ֧י אַבְרָהָ֛ם יִצְחָ֥ק וְיַעֲקֹ֖ב לֵאמֹ֑ר פָּקֹ֤ד פָּקַ֙דְתִּי֙ אֶתְכֶ֔ם וְאֶת־הֶעָשׂ֥וּי לָכֶ֖ם בְּמִצְרָֽיִם׃
Git, İsrael’in ileri gelenlerini topla ve onlara şöyle söyle: ‘Atalarınızın Tanrısı Adonay, Avraam’ın, Yitshak’ın ve Yaakov’un Tanrısı bana göründü. Bana şöyle dedi: Sizinle ve Mısır’da size yapılanlarla kesinlikle ilgilendim.
Lo tosifun latet teven laam lilbon halevenim kitmol şilşom hem yelehu vekoşeşu lahem teven.
לֹ֣א תֹאסִפ֞וּן לָתֵ֨ת תֶּ֧בֶן לָעָ֛ם לִלְבֹּ֥ן הַלְּבֵנִ֖ים כִּתְמ֣וֹל שִׁלְשֹׁ֑ם הֵ֚ם יֵֽלְכ֔וּ וְקֹשְׁשׁ֥וּ לָהֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
“Kerpiç yapmak için halka eskisi gibi saman vermeyeceksiniz. Gidip samanı kendileri toplasınlar.
Vayetseu nogese haam veşoterav vayomeru el haam lemor ko amar paro eneni noten lahem teven.
וַיֵּ֨צְא֜וּ נֹגְשֵׂ֤י הָעָם֙ וְשֹׁ֣טְרָ֔יו וַיֹּאמְר֥וּ אֶל־הָעָ֖ם לֵאמֹ֑ר כֹּ֚ה אָמַ֣ר פַּרְעֹ֔ה אֵינֶ֛נִּי נֹתֵ֥ן לָכֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
Halkı çalıştıran görevliler ve halkın başındaki sorumlular çıkıp halka şöyle dediler: “Firavun diyor ki: Size saman vermeyeceğim.
Atem lehu kehu lahem teven meaşer timtsau ki en nigra meavodathem davar.
אַתֶּ֗ם לְכ֨וּ קְח֤וּ לָכֶם֙ תֶּ֔בֶן מֵאֲשֶׁ֖ר תִּמְצָ֑אוּ כִּ֣י אֵ֥ין נִגְרָ֛ע מֵעֲבֹדַתְכֶ֖ם דָּבָֽר׃
Gidin, nerede bulursanız oradan kendinize saman alın. Ama işinizden hiçbir şey eksilmeyecek.”
Veata lehu ivdu veteven lo yinaten lahem vetohen levenim titenu.
וְעַתָּה֙ לְכ֣וּ עִבְד֔וּ וְתֶ֖בֶן לֹא־יִנָּתֵ֣ן לָכֶ֑ם וְתֹ֥כֶן לְבֵנִ֖ים תִּתֵּֽנּוּ׃
Şimdi gidin, çalışın. Size saman verilmeyecek ama istenen sayıda kerpici teslim edeceksiniz.”
Vaera el avraham el yitshak veel yaakov beel şaday uşemi Adonay lo nodati lahem.
וָאֵרָ֗א אֶל־אַבְרָהָ֛ם אֶל־יִצְחָ֥ק וְאֶֽל־יַעֲקֹ֖ב בְּאֵ֣ל שַׁדָּ֑י וּשְׁמִ֣י יְהוָ֔ה לֹ֥א נוֹדַ֖עְתִּי לָהֶֽם׃
Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a El Şaday olarak göründüm; ama Adonay adımla onlara tanınmadım.
Vegam hakimoti et beriti itam latet lahem et erets kenaan et erets megurehem aşer garu vah.
וְגַ֨ם הֲקִמֹ֤תִי אֶת־בְּרִיתִי֙ אִתָּ֔ם לָתֵ֥ת לָהֶ֖ם אֶת־אֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן אֵ֛ת אֶ֥רֶץ מְגֻרֵיהֶ֖ם אֲשֶׁר־גָּ֥רוּ בָֽהּ׃
Gurbetçi olarak yaşadıkları Kenaan ülkesini onlara vermek üzere onlarla antlaşmamı da kurdum.
Velakahti ethem li leam vehayiti lahem lelohim vidatem ki ani Adonay elohehem hamotsi ethem mitahat sivlot mitsrayim.
וְלָקַחְתִּ֨י אֶתְכֶ֥ם לִי֙ לְעָ֔ם וְהָיִ֥יתִי לָכֶ֖ם לֵֽאלֹהִ֑ים וִֽידַעְתֶּ֗ם כִּ֣י אֲנִ֤י יְהוָה֙ אֱלֹ֣הֵיכֶ֔ם הַמּוֹצִ֣יא אֶתְכֶ֔ם מִתַּ֖חַת סִבְל֥וֹת מִצְרָֽיִם׃
Sizi kendime halk olarak alacağım ve sizin Tanrınız olacağım. O zaman sizi Mısır’ın yükü altından çıkaran Tanrınız Adonay’ın ben olduğumu bileceksiniz.
Veheveti ethem el haarets aşer nasati et yadi latet otah leavraham leyitshak uleyaakov venatati otah lahem moraşa ani Adonay.
וְהֵבֵאתִ֤י אֶתְכֶם֙ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֤ר נָשָׂ֙אתִי֙ אֶת־יָדִ֔י לָתֵ֣ת אֹתָ֔הּ לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹ֑ב וְנָתַתִּ֨י אֹתָ֥הּ לָכֶ֛ם מוֹרָשָׁ֖ה אֲנִ֥י יְהוָֽה׃
Sizi Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a vermek için elimi kaldırıp ant içtiğim ülkeye götüreceğim. Onu size miras olarak vereceğim. Ben Adonay’ım.’”
U aharon umoşe aşer amar Adonay lahem hotsiu et bene yisrael meerets mitsrayim al tsivotam.
ה֥וּא אַהֲרֹ֖ן וּמֹשֶׁ֑ה אֲשֶׁ֨ר אָמַ֤ר יְהוָה֙ לָהֶ֔ם הוֹצִ֜יאוּ אֶת־בְּנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל מֵאֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם עַל־צִבְאֹתָֽם׃
Adonay’ın, “İsrael oğullarını birlikler halinde Mısır ülkesinden çıkarın” dediği Aaron ile Moşe bunlardır.
Ki yedaber alehem paro lemor tenu lahem mofet veamarta el aharon kah et mateha vehaşleh lifne faro yehi letanin.
כִּי֩ יְדַבֵּ֨ר אֲלֵכֶ֤ם פַּרְעֹה֙ לֵאמֹ֔ר תְּנ֥וּ לָכֶ֖ם מוֹפֵ֑ת וְאָמַרְתָּ֣ אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֧ח אֶֽת־מַטְּךָ֛ וְהַשְׁלֵ֥ךְ לִפְנֵֽי־פַרְעֹ֖ה יְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
“Firavun size, ‘Kendinizi kanıtlayacak olağanüstü bir iş gösterin’ derse, Aaron’a şöyle söyle: ‘Değneğini alıp Firavun’un önüne at.’ Değnek bir yılana dönüşecek.”
Vayomer Adonay el moşe veel aharon kehu lahem melo hofnehem piah kivşan uzerako moşe haşamayma leene faro.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֒ קְח֤וּ לָכֶם֙ מְלֹ֣א חָפְנֵיכֶ֔ם פִּ֖יחַ כִּבְשָׁ֑ן וּזְרָק֥וֹ מֹשֶׁ֛ה הַשָּׁמַ֖יְמָה לְעֵינֵ֥י פַרְעֹֽה׃
Adonay, Moşe ile Aaron’a şöyle dedi: “Avuçlarınızı fırın isiyle doldurun. Moşe onu Firavun’un gözleri önünde göğe doğru savursun.
Bu ayette 2 kez
Vehisa et en haarets velo yuhal lirot et haarets veahal et yeter hapeleta hanişeret lahem min habarad veahal et kol haets hatsomeah lahem min hasade.
וְכִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְלֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְאֹ֣ת אֶת־הָאָ֑רֶץ וְאָכַ֣ל ׀ אֶת־יֶ֣תֶר הַפְּלֵטָ֗ה הַנִּשְׁאֶ֤רֶת לָכֶם֙ מִן־הַבָּרָ֔ד וְאָכַל֙ אֶת־כָּל־הָעֵ֔ץ הַצֹּמֵ֥חַ לָכֶ֖ם מִן־הַשָּׂדֶֽה׃
Yerin yüzünü kaplayacaklar; toprak görünmez olacak. Doludan kurtulup size kalanları ve kırda yetişen bütün ağaçlarınızı yiyecekler.
Bu ayette 2 kez
Hahodeş haze lahem roş hodaşim rişon u lahem lehodşe haşana.
הַחֹ֧דֶשׁ הַזֶּ֛ה לָכֶ֖ם רֹ֣אשׁ חֳדָשִׁ֑ים רִאשׁ֥וֹן הוּא֙ לָכֶ֔ם לְחָדְשֵׁ֖י הַשָּׁנָֽה׃
“Bu ay sizin için ayların başlangıcı olacak; yılın ayları arasında ilk ayınız olacak.
Daberu el kol adat yisrael lemor beasor lahodeş haze veyikhu lahem iş se levet avot se labayit.
דַּבְּר֗וּ אֶֽל־כָּל־עֲדַ֤ת יִשְׂרָאֵל֙ לֵאמֹ֔ר בֶּעָשֹׂ֖ר לַחֹ֣דֶשׁ הַזֶּ֑ה וְיִקְח֣וּ לָהֶ֗ם אִ֛ישׁ שֶׂ֥ה לְבֵית־אָבֹ֖ת שֶׂ֥ה לַבָּֽיִת׃
Bütün İsrael topluluğuna şöyle söyleyin: Bu ayın onunda her biri ata evine göre bir kuzu ya da oğlak alsın; her ev için bir hayvan.
Se tamim zahar ben şana yihye lahem min hakevasim umin haizim tikahu.
שֶׂ֥ה תָמִ֛ים זָכָ֥ר בֶּן־שָׁנָ֖ה יִהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם מִן־הַכְּבָשִׂ֥ים וּמִן־הָעִזִּ֖ים תִּקָּֽחוּ׃
Hayvanınız kusursuz, bir yaşında bir erkek olsun. Koyunlardan ya da keçilerden seçin.
Vehaya lahem lemişmeret ad arbaa asar yom lahodeş haze veşahatu oto kol kehal adat yisrael ben haarbayim.
וְהָיָ֤ה לָכֶם֙ לְמִשְׁמֶ֔רֶת עַ֣ד אַרְבָּעָ֥ה עָשָׂ֛ר י֖וֹם לַחֹ֣דֶשׁ הַזֶּ֑ה וְשָׁחֲט֣וּ אֹת֗וֹ כֹּ֛ל קְהַ֥ל עֲדַֽת־יִשְׂרָאֵ֖ל בֵּ֥ין הָעַרְבָּֽיִם׃
Onu bu ayın on dördüncü gününe kadar gözetim altında tutun. İsrael topluluğunun bütün cemaati onu öğleden sonra, akşama doğru kessin.
Vehaya hadam lahem leot al habatim aşer atem şam veraiti et hadam ufasahti alehem velo yiheye vahem negef lemaşhit behakoti beerets mitsrayim.
וְהָיָה֩ הַדָּ֨ם לָכֶ֜ם לְאֹ֗ת עַ֤ל הַבָּתִּים֙ אֲשֶׁ֣ר אַתֶּ֣ם שָׁ֔ם וְרָאִ֙יתִי֙ אֶת־הַדָּ֔ם וּפָסַחְתִּ֖י עֲלֵכֶ֑ם וְלֹֽא־יִֽהְיֶ֨ה בָכֶ֥ם נֶ֙גֶף֙ לְמַשְׁחִ֔ית בְּהַכֹּתִ֖י בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Bulunduğunuz evlerin üzerindeki kan sizin için bir işaret olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim. Mısır ülkesini vurduğumda size yıkım getiren bir bela dokunmayacak.
Vehaya hayom haze lahem lezikaron vehagotem oto hag ladonay ledorotehem hukat olam tehaguu.
וְהָיָה֩ הַיּ֨וֹם הַזֶּ֤ה לָכֶם֙ לְזִכָּר֔וֹן וְחַגֹּתֶ֥ם אֹת֖וֹ חַ֣ג לַֽיהוָ֑ה לְדֹרֹ֣תֵיכֶ֔ם חֻקַּ֥ת עוֹלָ֖ם תְּחָגֻּֽהוּ׃
Bu gün sizin için bir anma günü olacak. Onu Adonay için bayram olarak kutlayacaksınız. Kuşaklarınız boyunca, kalıcı bir yasa olarak onu kutlayacaksınız.
Bu ayette 2 kez
Uvayom harişon mikra kodeş uvayom haşevii mikra kodeş yihye lahem kol melaha lo yease vahem ah aşer yeahel lehol nefeş u levado yease lahem.
וּבַיּ֤וֹם הָרִאשׁוֹן֙ מִקְרָא־קֹ֔דֶשׁ וּבַיּוֹם֙ הַשְּׁבִיעִ֔י מִקְרָא־קֹ֖דֶשׁ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם כָּל־מְלָאכָה֙ לֹא־יֵעָשֶׂ֣ה בָהֶ֔ם אַ֚ךְ אֲשֶׁ֣ר יֵאָכֵ֣ל לְכָל־נֶ֔פֶשׁ ה֥וּא לְבַדּ֖וֹ יֵעָשֶׂ֥ה לָכֶֽם׃
İlk gün de yedinci gün de sizin için kutsal bir toplanma günü olacak. Bu günlerde hiçbir iş yapılmayacak. Yalnız herkesin yiyeceği için gereken işler yapılabilir.
Vayikra moşe lehol zikne yisrael vayomer alehem mişehu ukehu lahem tson lemişpehotehem veşahatu hapasah.
וַיִּקְרָ֥א מֹשֶׁ֛ה לְכָל־זִקְנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֑ם מִֽשְׁכ֗וּ וּקְח֨וּ לָכֶ֥ם צֹ֛אן לְמִשְׁפְּחֹתֵיכֶ֖ם וְשַׁחֲט֥וּ הַפָּֽסַח׃
Moşe, İsrael’in bütün ileri gelenlerini çağırıp şöyle dedi: “Ailelerinize göre davarlarınızdan hayvan seçip alın ve Pesah kurbanını kesin.
Vehaya ki tavou el haarets aşer yiten Adonay lahem kaaşer diber uşemartem et haavoda hazot.
וְהָיָ֞ה כִּֽי־תָבֹ֣אוּ אֶל־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֨ר יִתֵּ֧ן יְהוָ֛ה לָכֶ֖ם כַּאֲשֶׁ֣ר דִּבֵּ֑ר וּשְׁמַרְתֶּ֖ם אֶת־הָעֲבֹדָ֥ה הַזֹּֽאת׃
Adonay’ın söz verdiği gibi size vereceği ülkeye girdiğinizde bu ibadeti yerine getirin.
Vehaya ki yomeru alehem benehem ma haavoda hazot lahem.
וְהָיָ֕ה כִּֽי־יֹאמְר֥וּ אֲלֵיכֶ֖ם בְּנֵיכֶ֑ם מָ֛ה הָעֲבֹדָ֥ה הַזֹּ֖את לָכֶֽם׃
Çocuklarınız size, ‘Bu ibadetin sizin için anlamı nedir?’ diye sorduklarında,
Vayofu et habatsek aşer hotsiu mimitsrayim ugot matsot ki lo hamets ki goreşu mimitsrayim velo yahelu lehitmahmeah vegam tseda lo asu lahem.
וַיֹּאפ֨וּ אֶת־הַבָּצֵ֜ק אֲשֶׁ֨ר הוֹצִ֧יאוּ מִמִּצְרַ֛יִם עֻגֹ֥ת מַצּ֖וֹת כִּ֣י לֹ֣א חָמֵ֑ץ כִּֽי־גֹרְשׁ֣וּ מִמִּצְרַ֗יִם וְלֹ֤א יָֽכְלוּ֙ לְהִתְמַהְמֵ֔הַּ וְגַם־צֵדָ֖ה לֹא־עָשׂ֥וּ לָהֶֽם׃
Mısır’dan getirdikleri hamurdan mayasız ekmekler pişirdiler; çünkü hamur mayalanmamıştı. Mısır’dan kovulmuş, oyalanamamış ve kendilerine yol azığı da hazırlayamamışlardı.
Vadonay holeh lifnehem yomam beamud anan lanhotam hadereh velayla beamud eş lehair lahem lalehet yomam valayla.
וַֽיהוָ֡ה הֹלֵךְ֩ לִפְנֵיהֶ֨ם יוֹמָ֜ם בְּעַמּ֤וּד עָנָן֙ לַנְחֹתָ֣ם הַדֶּ֔רֶךְ וְלַ֛יְלָה בְּעַמּ֥וּד אֵ֖שׁ לְהָאִ֣יר לָהֶ֑ם לָלֶ֖כֶת יוֹמָ֥ם וָלָֽיְלָה׃
Adonay, onlara yol göstermek için gündüz bulut sütununda, onları aydınlatmak için gece ateş sütununda önlerinden gidiyordu; böylece gece gündüz yol alabiliyorlardı.
Vayomer moşe el haam al tirau hiteyatsvu ureu et yeşuat Adonay aşer yaase lahem hayom ki aşer reitem et mitsrayim hayom lo tosifu lirotam od ad olam.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־הָעָם֮ אַל־תִּירָאוּ֒ הִֽתְיַצְב֗וּ וּרְאוּ֙ אֶת־יְשׁוּעַ֣ת יְהוָ֔ה אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה לָכֶ֖ם הַיּ֑וֹם כִּ֗י אֲשֶׁ֨ר רְאִיתֶ֤ם אֶת־מִצְרַ֙יִם֙ הַיּ֔וֹם לֹ֥א תֹסִ֛יפוּ לִרְאֹתָ֥ם ע֖וֹד עַד־עוֹלָֽם׃
Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın! Sağlam durun ve Adonay’ın bugün sizi nasıl kurtaracağını görün. Bugün gördüğünüz Mısırlıları bir daha asla görmeyeceksiniz.
Adonay yilahem lahem veatem taharişun.
יְהוָ֖ה יִלָּחֵ֣ם לָכֶ֑ם וְאַתֶּ֖ם תַּחֲרִישֽׁוּן׃ (פ)
Adonay sizin için savaşacak; siz sessiz kalacaksınız.”
Vayavou vene yisrael betoh hayam bayabaşa vehamayim lahem homa miminam umisemolam.
וַיָּבֹ֧אוּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל בְּת֥וֹךְ הַיָּ֖ם בַּיַּבָּשָׁ֑ה וְהַמַּ֤יִם לָהֶם֙ חֹמָ֔ה מִֽימִינָ֖ם וּמִשְּׂמֹאלָֽם׃
İsrael oğulları denizin ortasında kuru topraktan yürüdüler. Sular sağlarında ve sollarında birer duvardı.
Vayasar et ofan markevotav vayenahageu bihvedut vayomer mitsrayim anusa mipene yisrael ki Adonay nilham lahem bemitsrayim.
וַיָּ֗סַר אֵ֚ת אֹפַ֣ן מַרְכְּבֹתָ֔יו וַֽיְנַהֲגֵ֖הוּ בִּכְבֵדֻ֑ת וַיֹּ֣אמֶר מִצְרַ֗יִם אָנ֙וּסָה֙ מִפְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל כִּ֣י יְהוָ֔ה נִלְחָ֥ם לָהֶ֖ם בְּמִצְרָֽיִם׃ (פ)
Savaş arabalarının tekerleklerini çıkardı; arabalar güçlükle ilerliyordu. Mısırlılar, “İsrael’den kaçalım!” dediler. “Çünkü Adonay onlar için Mısır’a karşı savaşıyor.”
Uvene yisrael halehu vayabaşa betoh hayam vehamayim lahem homa miminam umisemolam.
וּבְנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל הָלְכ֥וּ בַיַּבָּשָׁ֖ה בְּת֣וֹךְ הַיָּ֑ם וְהַמַּ֤יִם לָהֶם֙ חֹמָ֔ה מִֽימִינָ֖ם וּמִשְּׂמֹאלָֽם׃
İsrael oğulları ise denizin ortasında kuru topraktan yürümüşlerdi. Sular sağlarında ve sollarında birer duvardı.
Vataan lahem miryam şiru ladonay ki gao gaa sus verohevo rama vayam.
וַתַּ֥עַן לָהֶ֖ם מִרְיָ֑ם שִׁ֤ירוּ לַֽיהוָה֙ כִּֽי־גָאֹ֣ה גָּאָ֔ה ס֥וּס וְרֹכְב֖וֹ רָמָ֥ה בַיָּֽם׃ (ס)
Miryam onlara karşılık vererek şöyle söyledi: “Adonay’a ezgi söyleyin; çünkü O yüceler yücesidir. Atı ve binicisini denize attı.”
Vayomer Adonay el moşe hinni mamtir lahem lehem min haşamayim veyatsa haam velaketu devar yom beyomo lemaan anasenu hayeleh betorati im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
Dilbilgisel ve sözlüksel çözümleme
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim לָכֶ֜ם
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 2. kişi, eril, çoğul
Bu yapının kullanımı: 233 kez
HR/Sp2mpİbranice biçim לָהֶ֜ם
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 3. kişi, eril, çoğul
Bu yapının kullanımı: 164 kez
HR/Sp3mpİbranice biçim לָ֑חֶם
Temel kelime (lemma) לֶ֫חֶם
Kök — שורש (şoreş) לחם
bread; food; bread of display; bread of the Presence; sacred bread
Dilbilgisel yapı: isim, iki cins, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 6 kez
HNcbsaİbranice biçim לָֽחֶם
Temel kelime (lemma) בֵּית לֶ֫חֶם
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Bethlehem
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 2 kez
HNpOkunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.