Vayikah terah et avram beno veet lot ben haran ben beno veet saray kalato eşet avram beno vayetseu itam meur kasdim lalehet artsa kenaan vayavou ad haran vayeşevu şam.
וַיִּקַּ֨ח תֶּ֜רַח אֶת־אַבְרָ֣ם בְּנ֗וֹ וְאֶת־ל֤וֹט בֶּן־הָרָן֙ בֶּן־בְּנ֔וֹ וְאֵת֙ שָׂרַ֣י כַּלָּת֔וֹ אֵ֖שֶׁת אַבְרָ֣ם בְּנ֑וֹ וַיֵּצְא֨וּ אִתָּ֜ם מֵא֣וּר כַּשְׂדִּ֗ים לָלֶ֙כֶת֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיָּבֹ֥אוּ עַד־חָרָ֖ן וַיֵּ֥שְׁבוּ שָֽׁם׃
Terah, oğlu Avram’ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lot’u ve oğlu Avram’ın karısı olan gelini Saray’ı aldı. Kenaan ülkesine gitmek üzere birlikte Ur-Kasdim’den çıktılar. Haran’a kadar gelip oraya yerleştiler.
Vayikah avram et saray işto veet lot ben ahiv veet kol rehuşam aşer rahaşu veet hanefeş aşer asu veharan vayetseu lalehet artsa kenaan vayavou artsa kenaan.
וַיִּקַּ֣ח אַבְרָם֩ אֶת־שָׂרַ֨י אִשְׁתּ֜וֹ וְאֶת־ל֣וֹט בֶּן־אָחִ֗יו וְאֶת־כָּל־רְכוּשָׁם֙ אֲשֶׁ֣ר רָכָ֔שׁוּ וְאֶת־הַנֶּ֖פֶשׁ אֲשֶׁר־עָשׂ֣וּ בְחָרָ֑ן וַיֵּצְא֗וּ לָלֶ֙כֶת֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיָּבֹ֖אוּ אַ֥רְצָה כְּנָֽעַן׃
Avram karısı Saray’ı, kardeşinin oğlu Lot’u, edindikleri bütün malları ve Haran’da kazandıkları insanları aldı. Kenaan ülkesine gitmek üzere yola çıktılar ve Kenaan ülkesine geldiler.
Veet hamor veet şehem beno haregu lefi harev vayikhu et dina mibet şehem vayetseu.
וְאֶת־חֲמוֹר֙ וְאֶת־שְׁכֶ֣ם בְּנ֔וֹ הָרְג֖וּ לְפִי־חָ֑רֶב וַיִּקְח֧וּ אֶת־דִּינָ֛ה מִבֵּ֥ית שְׁכֶ֖ם וַיֵּצֵֽאוּ׃
Hamor ile oğlu Şehem’i de kılıçtan geçirdiler. Dina’yı Şehem’in evinden alıp çıktılar.
Vayetseu nogese haam veşoterav vayomeru el haam lemor ko amar paro eneni noten lahem teven.
וַיֵּ֨צְא֜וּ נֹגְשֵׂ֤י הָעָם֙ וְשֹׁ֣טְרָ֔יו וַיֹּאמְר֥וּ אֶל־הָעָ֖ם לֵאמֹ֑ר כֹּ֚ה אָמַ֣ר פַּרְעֹ֔ה אֵינֶ֛נִּי נֹתֵ֥ן לָכֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
Halkı çalıştıran görevliler ve halkın başındaki sorumlular çıkıp halka şöyle dediler: “Firavun diyor ki: Size saman vermeyeceğim.
Vayasa moşe et yisrael miyam suf vayetseu el midbar şur vayelehu şeloşet yamim bamidbar velo matseu mayim.
וַיַּסַּ֨ע מֹשֶׁ֤ה אֶת־יִשְׂרָאֵל֙ מִיַּם־ס֔וּף וַיֵּצְא֖וּ אֶל־מִדְבַּר־שׁ֑וּר וַיֵּלְכ֧וּ שְׁלֹֽשֶׁת־יָמִ֛ים בַּמִּדְבָּ֖ר וְלֹא־מָ֥צְאוּ מָֽיִם׃
Moşe, İsrael’i Sazlık Denizi’nden yola çıkardı. Şur Çölü’ne gittiler. Çölde üç gün yürüdüler ama su bulamadılar.
Vayetseu kol adat bene yisrael milifne moşe.
וַיֵּֽצְא֛וּ כָּל־עֲדַ֥ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מִלִּפְנֵ֥י מֹשֶֽׁה׃
İsrael oğullarının bütün topluluğu Moşe’nin önünden ayrıldı.
Vayavo moşe veaharon el ohel moed vayetseu vayevarahu et haam vayera hevod Adonay el kol haam.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֤ה וְאַהֲרֹן֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וַיֵּ֣צְא֔וּ וַֽיְבָרֲכ֖וּ אֶת־הָעָ֑ם וַיֵּרָ֥א כְבוֹד־יְהוָ֖ה אֶל־כָּל־הָעָֽם׃
Moşe ve Aaron Buluşma Çadırı’na girdiler. Çıkınca halkı kutsadılar; Adonay’ın görkemi bütün halka göründü.
Vayomer Adonay pitom el moşe veel aharon veel miryam tseu şelaşetehem el ohel moed vayetseu şelaşetam.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה פִּתְאֹ֗ם אֶל־מֹשֶׁ֤ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֙ וְאֶל־מִרְיָ֔ם צְא֥וּ שְׁלָשְׁתְּכֶ֖ם אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד וַיֵּצְא֖וּ שְׁלָשְׁתָּֽם׃
Adonay birden Moşe’ye, Aaron’a ve Miryam’a, “Üçünüz Buluşma Çadırı’na çıkın” dedi. Üçü de çıktı.
Vayered Adonay beamud anan vayaamod petah haohel vayikra aharon umiryam vayetseu şenehem.
וַיֵּ֤רֶד יְהוָה֙ בְּעַמּ֣וּד עָנָ֔ן וַֽיַּעֲמֹ֖ד פֶּ֣תַח הָאֹ֑הֶל וַיִּקְרָא֙ אַהֲרֹ֣ן וּמִרְיָ֔ם וַיֵּצְא֖וּ שְׁנֵיהֶֽם׃
Adonay bulut sütununda indi, çadırın girişinde durdu ve Aaron’la Miryam’ı çağırdı. İkisi öne çıktı.
Vayarem moşe et yado vayah et hasela bemateu paamayim vayetseu mayim rabim vateşt haeda uveiram.
וַיָּ֨רֶם מֹשֶׁ֜ה אֶת־יָד֗וֹ וַיַּ֧ךְ אֶת־הַסֶּ֛לַע בְּמַטֵּ֖הוּ פַּעֲמָ֑יִם וַיֵּצְאוּ֙ מַ֣יִם רַבִּ֔ים וַתֵּ֥שְׁתְּ הָעֵדָ֖ה וּבְעִירָֽם׃ (ס)
Moşe elini kaldırdı ve değneğiyle kayaya iki kez vurdu. Bol su çıktı; topluluk ve hayvanları içti.
Vayetseu moşe veelazar hakohen vehol nesie haeda likratam el mihuts lamahane.
וַיֵּ֨צְא֜וּ מֹשֶׁ֨ה וְאֶלְעָזָ֧ר הַכֹּהֵ֛ן וְכָל־נְשִׂיאֵ֥י הָעֵדָ֖ה לִקְרָאתָ֑ם אֶל־מִח֖וּץ לַֽמַּחֲנֶֽה׃
Moşe, kohen Elazar ve topluluğun bütün önderleri onları karşılamak için ordugâhın dışına çıktılar.