TORA’DA TEMEL KELİME
לֶ֫חֶם
Bu temel kelime (lemma) Tora’da 84 kez, 78 farklı ayette görülür.
- Kök
- לחם
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit24 kullanım22 ayet
- Şemot21 kullanım20 ayet
- Vayikra24 kullanım22 ayet
- Bamidbar7 kullanım6 ayet
- Devarim8 kullanım8 ayet
Geçtiği ayetler
Bereşit 3:19
Bezeat apeha tohal lehem ad şuveha el haadama ki mimena lukaheta ki afar ata veel afar taşuv.
בְּזֵעַ֤ת אַפֶּ֙יךָ֙ תֹּ֣אכַל לֶ֔חֶם עַ֤ד שֽׁוּבְךָ֙ אֶל־הָ֣אֲדָמָ֔ה כִּ֥י מִמֶּ֖נָּה לֻקָּ֑חְתָּ כִּֽי־עָפָ֣ר אַ֔תָּה וְאֶל־עָפָ֖ר תָּשֽׁוּב׃
Toprağa dönünceye kadar ekmeğini alın terinle yiyeceksin. Çünkü ondan alındın; topraksın ve toprağa döneceksin.”
Bereşit 14:18
Umalki tsedek meleh şalem hotsi lehem vayayin veu hohen leel elyon.
וּמַלְכִּי־צֶ֙דֶק֙ מֶ֣לֶךְ שָׁלֵ֔ם הוֹצִ֖יא לֶ֣חֶם וָיָ֑יִן וְה֥וּא כֹהֵ֖ן לְאֵ֥ל עֶלְיֽוֹן׃
Şalem kralı Malki-Tsedek ekmek ve şarap getirdi. O, Yüce Tanrı’nın koheniydi.
Bereşit 18:5
Veekha fat lehem vesaadu libehem ahar taavoru ki al ken avartem al avdehem vayomeru ken taase kaaşer dibarta.
וְאֶקְחָ֨ה פַת־לֶ֜חֶם וְסַעֲד֤וּ לִבְּכֶם֙ אַחַ֣ר תַּעֲבֹ֔רוּ כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן עֲבַרְתֶּ֖ם עַֽל־עַבְדְּכֶ֑ם וַיֹּ֣אמְר֔וּ כֵּ֥ן תַּעֲשֶׂ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃
Ben de bir parça ekmek getireyim. Güç toplayın; sonra yolunuza devam edersiniz. Madem kulunuzun yanına uğradınız!” Onlar, “Söylediğin gibi yap” dediler.
Bereşit 21:14
Vayaşkem avraham baboker vayikah lehem vehemat mayim vayiten el hagar sam al şihmah veet hayeled vayeşaleheha vateleh vateta bemidbar beer şava.
וַיַּשְׁכֵּ֣ם אַבְרָהָ֣ם ׀ בַּבֹּ֡קֶר וַיִּֽקַּֽח־לֶחֶם֩ וְחֵ֨מַת מַ֜יִם וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הָ֠גָר שָׂ֧ם עַל־שִׁכְמָ֛הּ וְאֶת־הַיֶּ֖לֶד וַֽיְשַׁלְּחֶ֑הָ וַתֵּ֣לֶךְ וַתֵּ֔תַע בְּמִדְבַּ֖ר בְּאֵ֥ר שָֽׁבַע׃
Avraam sabah erkenden kalktı; ekmek ve bir tulum su alıp Hagar’a verdi, omzuna koydu. Çocuğu da ona verip onu gönderdi. Hagar gidip Beer-Şeva çölünde yolunu kaybetti.
Bereşit 25:34
Veyaakov natan leesav lehem unezid adaşim vayohal vayeşt vayakom vayelah vayivez esav et habehora.
וְיַעֲקֹ֞ב נָתַ֣ן לְעֵשָׂ֗ו לֶ֚חֶם וּנְזִ֣יד עֲדָשִׁ֔ים וַיֹּ֣אכַל וַיֵּ֔שְׁתְּ וַיָּ֖קָם וַיֵּלַ֑ךְ וַיִּ֥בֶז עֵשָׂ֖ו אֶת־הַבְּכֹרָֽה׃ (ס)
Yaakov, Esav’a ekmek ve mercimek yemeği verdi. Esav yedi, içti, kalkıp gitti. Böylece Esav ilk oğulluk hakkını küçümsedi.
Bereşit 27:17
Vatiten et hamatamim veet halehem aşer asata beyad yaakov benah.
וַתִּתֵּ֧ן אֶת־הַמַּטְעַמִּ֛ים וְאֶת־הַלֶּ֖חֶם אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֑תָה בְּיַ֖ד יַעֲקֹ֥ב בְּנָֽהּ׃
Hazırladığı lezzetli yemekleri ve ekmeği oğlu Yaakov’un eline verdi.
Bereşit 28:20
Vayidar yaakov neder lemor im yihye Elohim imadi uşemarani badereh haze aşer anohi holeh venatan li lehem leehol uveged lilboş.
וַיִּדַּ֥ר יַעֲקֹ֖ב נֶ֣דֶר לֵאמֹ֑ר אִם־יִהְיֶ֨ה אֱלֹהִ֜ים עִמָּדִ֗י וּשְׁמָרַ֙נִי֙ בַּדֶּ֤רֶךְ הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָנֹכִ֣י הוֹלֵ֔ךְ וְנָֽתַן־לִ֥י לֶ֛חֶם לֶאֱכֹ֖ל וּבֶ֥גֶד לִלְבֹּֽשׁ׃
Yaakov şöyle adakta bulundu: “Tanrı benimle olur, çıktığım bu yolculukta beni korur, bana yiyecek ekmek ve giyecek giysi verirse,
Bereşit 31:54
Bu ayette 2 eşleşme
Vayizbah yaakov zevah bahar vayikra leehav leehol lahem vayohelu lehem vayalinu bahar.
וַיִּזְבַּ֨ח יַעֲקֹ֥ב זֶ֙בַח֙ בָּהָ֔ר וַיִּקְרָ֥א לְאֶחָ֖יו לֶאֱכָל־לָ֑חֶם וַיֹּ֣אכְלוּ לֶ֔חֶם וַיָּלִ֖ינוּ בָּהָֽר׃
Yaakov dağda bir kurban kesti ve akrabalarını yemek yemeye çağırdı. Yemek yediler ve geceyi dağda geçirdiler.
Bereşit 37:25
Vayeşevu leehol lehem vayisu enehem vayiru vehine orehat yişmeelim baa migilad ugemalehem noseim nehot utseri valot holehim lehorid mitsrayema.
וַיֵּשְׁבוּ֮ לֶֽאֱכָל־לֶחֶם֒ וַיִּשְׂא֤וּ עֵֽינֵיהֶם֙ וַיִּרְא֔וּ וְהִנֵּה֙ אֹרְחַ֣ת יִשְׁמְעֵאלִ֔ים בָּאָ֖ה מִגִּלְעָ֑ד וּגְמַלֵּיהֶ֣ם נֹֽשְׂאִ֗ים נְכֹאת֙ וּצְרִ֣י וָלֹ֔ט הוֹלְכִ֖ים לְהוֹרִ֥יד מִצְרָֽיְמָה׃
Yemek yemeye oturdular. Gözlerini kaldırıp baktıklarında Gilad’dan gelen bir Yişmaelli kervanı gördüler. Develeri baharat, balsam ve laden yüklüydü; bunları Mısır’a götürüyorlardı.
Bereşit 39:6
Vayaazov kol aşer lo beyad yosef velo yada ito meuma ki im halehem aşer u ohel vayehi yosef yefe toar vife mare.
וַיַּעֲזֹ֣ב כָּל־אֲשֶׁר־לוֹ֮ בְּיַד־יוֹסֵף֒ וְלֹא־יָדַ֤ע אִתּוֹ֙ מְא֔וּמָה כִּ֥י אִם־הַלֶּ֖חֶם אֲשֶׁר־ה֣וּא אוֹכֵ֑ל וַיְהִ֣י יוֹסֵ֔ף יְפֵה־תֹ֖אַר וִיפֵ֥ה מַרְאֶֽה׃
Sahip olduğu her şeyi Yosef’in eline bıraktı. Yosef varken yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. Yosef güzel hatlı, güzel görünüşlüydü.
Bereşit 41:54
Vatehilena şeva şene haraav lavo kaaşer amar yosef vayehi raav behol haaratsot uvehol erets mitsrayim haya lahem.
וַתְּחִלֶּ֜ינָה שֶׁ֣בַע שְׁנֵ֤י הָרָעָב֙ לָב֔וֹא כַּאֲשֶׁ֖ר אָמַ֣ר יוֹסֵ֑ף וַיְהִ֤י רָעָב֙ בְּכָל־הָ֣אֲרָצ֔וֹת וּבְכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם הָ֥יָה לָֽחֶם׃
Yosef’in söylediği gibi yedi kıtlık yılı başladı. Bütün ülkelerde kıtlık vardı; ama bütün Mısır ülkesinde ekmek bulunuyordu.
Bereşit 41:55
Vatirav kol erets mitsrayim vayitsak haam el paro lalahem vayomer paro lehol mitsrayim lehu el yosef aşer yomar lahem taasu.
וַתִּרְעַב֙ כָּל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וַיִּצְעַ֥ק הָעָ֛ם אֶל־פַּרְעֹ֖ה לַלָּ֑חֶם וַיֹּ֨אמֶר פַּרְעֹ֤ה לְכָל־מִצְרַ֙יִם֙ לְכ֣וּ אֶל־יוֹסֵ֔ף אֲשֶׁר־יֹאמַ֥ר לָכֶ֖ם תַּעֲשֽׂוּ׃
Bütün Mısır ülkesi açlık çekince halk ekmek için Firavun’a seslendi. Firavun bütün Mısırlılara, “Yosef’e gidin; size ne söylerse yapın” dedi.
Bereşit 43:25
Vayahinu et haminha ad bo yosef batsohorayim ki şameu ki şam yohelu lahem.
וַיָּכִ֙ינוּ֙ אֶת־הַמִּנְחָ֔ה עַד־בּ֥וֹא יוֹסֵ֖ף בַּֽצָּהֳרָ֑יִם כִּ֣י שָֽׁמְע֔וּ כִּי־שָׁ֖ם יֹ֥אכְלוּ לָֽחֶם׃
Yosef öğleyin gelince sunacakları armağanı hazırladılar; çünkü orada yemek yiyeceklerini duymuşlardı.
Bereşit 43:31
Vayirhats panav vayetse vayitapak vayomer simu lahem.
וַיִּרְחַ֥ץ פָּנָ֖יו וַיֵּצֵ֑א וַיִּ֨תְאַפַּ֔ק וַיֹּ֖אמֶר שִׂ֥ימוּ לָֽחֶם׃
Sonra yüzünü yıkayıp çıktı. Kendini toparlayarak, “Yemeği getirin” dedi.
Bereşit 43:32
Vayasimu lo levado velahem levadam velamitsrim haohelim ito levadam ki lo yuhelun hamitsrim leehol et haivrim lehem ki toeva hi lemitsrayim.
וַיָּשִׂ֥ימוּ ל֛וֹ לְבַדּ֖וֹ וְלָהֶ֣ם לְבַדָּ֑ם וְלַמִּצְרִ֞ים הָאֹכְלִ֤ים אִתּוֹ֙ לְבַדָּ֔ם כִּי֩ לֹ֨א יוּכְל֜וּן הַמִּצְרִ֗ים לֶאֱכֹ֤ל אֶת־הָֽעִבְרִים֙ לֶ֔חֶם כִּי־תוֹעֵבָ֥ה הִ֖וא לְמִצְרָֽיִם׃
Ona ayrı, kardeşlerine ayrı, onunla yemek yiyen Mısırlılara ayrı yemek sunuldu. Çünkü Mısırlılar İbranilerle birlikte yemek yiyemezdi; bunu iğrenç sayarlardı.
Bereşit 45:23
Uleaviv şalah kezot asara hamorim noseim mituv mitsrayim veeser atonot noseot bar valehem umazon leaviv ladareh.
וּלְאָבִ֞יו שָׁלַ֤ח כְּזֹאת֙ עֲשָׂרָ֣ה חֲמֹרִ֔ים נֹשְׂאִ֖ים מִטּ֣וּב מִצְרָ֑יִם וְעֶ֣שֶׂר אֲתֹנֹ֡ת נֹֽ֠שְׂאֹת בָּ֣ר וָלֶ֧חֶם וּמָז֛וֹן לְאָבִ֖יו לַדָּֽרֶךְ׃
Babasına da şunları gönderdi: Mısır’ın en iyi ürünlerini taşıyan on erkek eşek ve babasının yolculuğu için tahıl, ekmek ve yiyecek taşıyan on dişi eşek.
Bereşit 47:12
Vayehalkel yosef et aviv veet ehav veet kol bet aviv lehem lefi hataf.
וַיְכַלְכֵּ֤ל יוֹסֵף֙ אֶת־אָבִ֣יו וְאֶת־אֶחָ֔יו וְאֵ֖ת כָּל־בֵּ֣ית אָבִ֑יו לֶ֖חֶם לְפִ֥י הַטָּֽף׃
Yosef babasına, kardeşlerine ve babasının bütün ev halkına, çocuklarının sayısına göre yiyecek sağladı.
Bereşit 47:13
Velehem en behol haarets ki haved haraav meod vatelah erets mitsrayim veerets kenaan mipene haraav.
וְלֶ֤חֶם אֵין֙ בְּכָל־הָאָ֔רֶץ כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב מְאֹ֑ד וַתֵּ֜לַהּ אֶ֤רֶץ מִצְרַ֙יִם֙ וְאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן מִפְּנֵ֖י הָרָעָֽב׃
Hiçbir yerde yiyecek kalmamıştı; çünkü kıtlık çok ağırdı. Mısır ve Kenaan ülkeleri kıtlık yüzünden bitkin düşmüştü.
Bereşit 47:15
Vayitom hakesef meerets mitsrayim umeerets kenaan vayavou hol mitsrayim el yosef lemor hava lanu lehem velama namut negdeha ki afes kasef.
וַיִּתֹּ֣ם הַכֶּ֗סֶף מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַיִם֮ וּמֵאֶ֣רֶץ כְּנַעַן֒ וַיָּבֹאוּ֩ כָל־מִצְרַ֨יִם אֶל־יוֹסֵ֤ף לֵאמֹר֙ הָֽבָה־לָּ֣נוּ לֶ֔חֶם וְלָ֥מָּה נָמ֖וּת נֶגְדֶּ֑ךָ כִּ֥י אָפֵ֖ס כָּֽסֶף׃
Mısır ve Kenaan ülkelerinde para tükenince bütün Mısırlılar Yosef’e gelip, “Bize yiyecek ver!” dediler. “Paramız bitti diye gözünün önünde neden ölelim?”
Bereşit 47:17
Bu ayette 2 eşleşme
Vayaviu et miknehem el yosef vayiten lahem yosef lehem basusim uvemikne hatson uvemikne habakar uvahamorim vayenahalem balehem behol miknehem başana hahi.
וַיָּבִ֣יאוּ אֶת־מִקְנֵיהֶם֮ אֶל־יוֹסֵף֒ וַיִּתֵּ֣ן לָהֶם֩ יוֹסֵ֨ף לֶ֜חֶם בַּסּוּסִ֗ים וּבְמִקְנֵ֥ה הַצֹּ֛אן וּבְמִקְנֵ֥ה הַבָּקָ֖ר וּבַחֲמֹרִ֑ים וַיְנַהֲלֵ֤ם בַּלֶּ֙חֶם֙ בְּכָל־מִקְנֵהֶ֔ם בַּשָּׁנָ֖ה הַהִֽוא׃
Hayvanlarını Yosef’e getirdiler. Yosef atlar, davar sürüleri, sığır sürüleri ve eşekler karşılığında onlara yiyecek verdi. O yıl bütün hayvanları karşılığında onları yiyecekle geçindirdi.
Bereşit 47:19
Lama namut leeneha gam anahnu gam admatenu kene otanu veet admatenu balahem veniheye anahnu veadmatenu avadim lefaro veten zera veniheye velo namut vehaadama lo teşam.
לָ֧מָּה נָמ֣וּת לְעֵינֶ֗יךָ גַּם־אֲנַ֙חְנוּ֙ גַּ֣ם אַדְמָתֵ֔נוּ קְנֵֽה־אֹתָ֥נוּ וְאֶת־אַדְמָתֵ֖נוּ בַּלָּ֑חֶם וְנִֽהְיֶ֞ה אֲנַ֤חְנוּ וְאַדְמָתֵ֙נוּ֙ עֲבָדִ֣ים לְפַרְעֹ֔ה וְתֶן־זֶ֗רַע וְנִֽחְיֶה֙ וְלֹ֣א נָמ֔וּת וְהָאֲדָמָ֖ה לֹ֥א תֵשָֽׁם׃
Gözünün önünde biz neden ölelim, toprağımız neden yok olsun? Yiyecek karşılığında bizi ve toprağımızı satın al. Biz de toprağımız da Firavun’a hizmet edelim. Bize tohum ver de ölmeyelim, yaşayalım; toprak da ıssız kalmasın.”
Bereşit 49:20
Meaşer şemena lahmo veu yiten maadane meleh.
מֵאָשֵׁ֖ר שְׁמֵנָ֣ה לַחְמ֑וֹ וְה֥וּא יִתֵּ֖ן מַֽעֲדַנֵּי־מֶֽלֶךְ׃ (ס)
Aşer’in yiyeceği bereketli olacak; krallara yaraşır lezzetler sunacak.
Şemot 2:20
Vayomer el benotav veayo lama ze azavten et haiş kiren lo veyohal lahem.
וַיֹּ֥אמֶר אֶל־בְּנֹתָ֖יו וְאַיּ֑וֹ לָ֤מָּה זֶּה֙ עֲזַבְתֶּ֣ן אֶת־הָאִ֔ישׁ קִרְאֶ֥ן ל֖וֹ וְיֹ֥אכַל לָֽחֶם׃
Babaları kızlarına, “Peki nerede?” dedi. “Adamı neden orada bıraktınız? Çağırın, yemek yesin.”
Şemot 16:3
Vayomeru alehem bene yisrael mi yiten mutenu veyad Adonay beerets mitsrayim beşivtenu al sir habasar beohlenu lehem lasova ki hotsetem otanu el hamidbar haze lehamit et kol hakahal haze baraav.
וַיֹּאמְר֨וּ אֲלֵהֶ֜ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל מִֽי־יִתֵּ֨ן מוּתֵ֤נוּ בְיַד־יְהוָה֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּשִׁבְתֵּ֙נוּ֙ עַל־סִ֣יר הַבָּשָׂ֔ר בְּאָכְלֵ֥נוּ לֶ֖חֶם לָשֹׂ֑בַע כִּֽי־הוֹצֵאתֶ֤ם אֹתָ֙נוּ֙ אֶל־הַמִּדְבָּ֣ר הַזֶּ֔ה לְהָמִ֛ית אֶת־כָּל־הַקָּהָ֥ל הַזֶּ֖ה בָּרָעָֽב׃ (ס)
Onlara şöyle dediler: “Keşke Mısır ülkesinde et kazanlarının başında oturup doyasıya ekmek yerken Adonay’ın eliyle ölseydik! Bütün bu topluluğu açlıktan öldürmek için bizi bu çöle çıkardınız.”
Şemot 16:4
Vayomer Adonay el moşe hinni mamtir lahem lehem min haşamayim veyatsa haam velaketu devar yom beyomo lemaan anasenu hayeleh betorati im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
Şemot 16:8
Vayomer moşe betet Adonay lahem baerev basar leehol velehem baboker lisboa bişmoa Adonay et telunotehem aşer atem malinim alav venahnu ma lo alenu telunotehem ki al Adonay.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה בְּתֵ֣ת יְהוָה֩ לָכֶ֨ם בָּעֶ֜רֶב בָּשָׂ֣ר לֶאֱכֹ֗ל וְלֶ֤חֶם בַּבֹּ֙קֶר֙ לִשְׂבֹּ֔עַ בִּשְׁמֹ֤עַ יְהוָה֙ אֶת־תְּלֻנֹּ֣תֵיכֶ֔ם אֲשֶׁר־אַתֶּ֥ם מַלִּינִ֖ם עָלָ֑יו וְנַ֣חְנוּ מָ֔ה לֹא־עָלֵ֥ינוּ תְלֻנֹּתֵיכֶ֖ם כִּ֥י עַל־יְהוָֽה׃
Moşe şöyle dedi: “Adonay size akşam yiyecek et, sabah doyacağınız kadar ekmek verecek; çünkü kendisine karşı söylenmelerinizi duydu. Biz kimiz? Söylenmeleriniz bize karşı değil, Adonay’a karşıdır.”
Şemot 16:12
Şamati et telunot bene yisrael daber alehem lemor ben haarbayim tohelu vasar uvaboker tisbeu lahem vidatem ki ani Adonay elohehem.
שָׁמַ֗עְתִּי אֶת־תְּלוּנֹּת֮ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ דַּבֵּ֨ר אֲלֵהֶ֜ם לֵאמֹ֗ר בֵּ֤ין הָֽעַרְבַּ֙יִם֙ תֹּאכְל֣וּ בָשָׂ֔ר וּבַבֹּ֖קֶר תִּשְׂבְּעוּ־לָ֑חֶם וִֽידַעְתֶּ֕ם כִּ֛י אֲנִ֥י יְהוָ֖ה אֱלֹהֵיכֶֽם׃
“İsrael oğullarının söylenmelerini duydum. Onlara söyle: ‘Akşama doğru et yiyeceksiniz, sabah da ekmekle doyacaksınız. Böylece benim, Tanrınız Adonay olduğumu bileceksiniz.’”
Şemot 16:15
Vayiru vene yisrael vayomeru iş el ahiv man u ki lo yadeu ma u vayomer moşe alehem u halehem aşer natan Adonay lahem leohla.
וַיִּרְא֣וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֗ל וַיֹּ֨אמְר֜וּ אִ֤ישׁ אֶל־אָחִיו֙ מָ֣ן ה֔וּא כִּ֛י לֹ֥א יָדְע֖וּ מַה־ה֑וּא וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֲלֵהֶ֔ם ה֣וּא הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֨ר נָתַ֧ן יְהוָ֛ה לָכֶ֖ם לְאָכְלָֽה׃
İsrael oğulları bunu görünce birbirlerine, “Bu nedir?” dediler; çünkü ne olduğunu bilmiyorlardı. Moşe onlara, “Bu, Adonay’ın yemeniz için size verdiği ekmektir” dedi.
Şemot 16:22
Vayehi bayom haşişi laketu lehem mişne şene haomer laehad vayavou kol nesie haeda vayagidu lemoşe.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיּ֣וֹם הַשִּׁשִּׁ֗י לָֽקְט֥וּ לֶ֙חֶם֙ מִשְׁנֶ֔ה שְׁנֵ֥י הָעֹ֖מֶר לָאֶחָ֑ד וַיָּבֹ֙אוּ֙ כָּל־נְשִׂיאֵ֣י הָֽעֵדָ֔ה וַיַּגִּ֖ידוּ לְמֹשֶֽׁה׃
Altıncı gün iki kat ekmek topladılar: kişi başına iki omer. Topluluğun bütün önderleri gelip bunu Moşe’ye bildirdi.
Şemot 16:29
Reu ki Adonay natan lahem haşabat al ken u noten lahem bayom haşişi lehem yomayim şevu iş tahtav al yetse iş mimekomo bayom haşevii.
רְא֗וּ כִּֽי־יְהוָה֮ נָתַ֣ן לָכֶ֣ם הַשַּׁבָּת֒ עַל־כֵּ֠ן ה֣וּא נֹתֵ֥ן לָכֶ֛ם בַּיּ֥וֹם הַשִּׁשִּׁ֖י לֶ֣חֶם יוֹמָ֑יִם שְׁב֣וּ ׀ אִ֣ישׁ תַּחְתָּ֗יו אַל־יֵ֥צֵא אִ֛ישׁ מִמְּקֹמ֖וֹ בַּיּ֥וֹם הַשְּׁבִיעִֽי׃
Bakın, Adonay size Şabat’ı verdi. Bu yüzden altıncı gün size iki günlük ekmek veriyor. Herkes yerinde kalsın; yedinci gün kimse bulunduğu yerden çıkmasın.”
Şemot 16:32
Vayomer moşe ze hadavar aşer tsiva Adonay melo haomer mimenu lemişmeret ledorotehem lemaan yiru et halehem aşer heehalti ethem bamidbar behotsii ethem meerets mitsrayim.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה זֶ֤ה הַדָּבָר֙ אֲשֶׁ֣ר צִוָּ֣ה יְהוָ֔ה מְלֹ֤א הָעֹ֙מֶר֙ מִמֶּ֔נּוּ לְמִשְׁמֶ֖רֶת לְדֹרֹתֵיכֶ֑ם לְמַ֣עַן ׀ יִרְא֣וּ אֶת־הַלֶּ֗חֶם אֲשֶׁ֨ר הֶאֱכַ֤לְתִּי אֶתְכֶם֙ בַּמִּדְבָּ֔ר בְּהוֹצִיאִ֥י אֶתְכֶ֖ם מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Moşe şöyle dedi: “Adonay’ın buyruğu şudur: ‘Kuşaklarınız için ondan bir omer dolusu saklayın. Böylece sizi Mısır ülkesinden çıkardığımda çölde size yedirdiğim ekmeği görsünler.’”
Şemot 18:12
Vayikah yitro hoten moşe ola uzevahim lelohim vayavo aharon vehol zikne yisrael leehol lehem im hoten moşe lifne haelohim.
וַיִּקַּ֞ח יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה עֹלָ֥ה וּזְבָחִ֖ים לֵֽאלֹהִ֑ים וַיָּבֹ֨א אַהֲרֹ֜ן וְכֹ֣ל ׀ זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לֶאֱכָל־לֶ֛חֶם עִם־חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֥י הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Tanrı için bütünüyle yakılan bir sunu ve kurbanlar getirdi. Aaron ve İsrael’in bütün ileri gelenleri, Tanrı’nın huzurunda Moşe’nin kayınpederiyle yemek yemeye geldiler.
Şemot 23:25
Vaavadtem et Adonay elohehem uverah et lahmeha veet memeha vahasiroti mahala mikirbeha.
וַעֲבַדְתֶּ֗ם אֵ֚ת יְהוָ֣ה אֱלֹֽהֵיכֶ֔ם וּבֵרַ֥ךְ אֶֽת־לַחְמְךָ֖ וְאֶת־מֵימֶ֑יךָ וַהֲסִרֹתִ֥י מַחֲלָ֖ה מִקִּרְבֶּֽךָ׃
Tanrınız Adonay’a kulluk edeceksiniz. O, ekmeğini ve suyunu kutsayacak. Hastalığı aranızdan kaldıracağım.
Şemot 25:30
Venatata al haşulhan lehem panim lefanay tamid.
וְנָתַתָּ֧ עַֽל־הַשֻּׁלְחָ֛ן לֶ֥חֶם פָּנִ֖ים לְפָנַ֥י תָּמִֽיד׃ (פ)
Masanın üzerine, sürekli önümde bulunacak huzur ekmeğini koyacaksın.
Şemot 29:2
Velehem matsot vehalot matsot belulot başemen urekike matsot meşuhim başamen solet hitim taase otam.
וְלֶ֣חֶם מַצּ֗וֹת וְחַלֹּ֤ת מַצֹּת֙ בְּלוּלֹ֣ת בַּשֶּׁ֔מֶן וּרְקִיקֵ֥י מַצּ֖וֹת מְשֻׁחִ֣ים בַּשָּׁ֑מֶן סֹ֥לֶת חִטִּ֖ים תַּעֲשֶׂ֥ה אֹתָֽם׃
Mayasız ekmek, yağla yoğrulmuş mayasız çörekler ve üzerine yağ sürülmüş ince mayasız ekmekler de al. Bunları ince buğday unundan yapacaksın.
Şemot 29:23
Bu ayette 2 eşleşme
Vehikar lehem ahat vahalat lehem şemen ahat verakik ehad misal hamatsot aşer lifne Adonay.
וְכִכַּ֨ר לֶ֜חֶם אַחַ֗ת וַֽחַלַּ֨ת לֶ֥חֶם שֶׁ֛מֶן אַחַ֖ת וְרָקִ֣יק אֶחָ֑ד מִסַּל֙ הַמַּצּ֔וֹת אֲשֶׁ֖ר לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Adonay’ın önündeki mayasız ekmek sepetinden de bir somun ekmek, yağlı bir çörek ve bir ince ekmek alacaksın.
Şemot 29:32
Veahal aharon uvanav et besar haayil veet halehem aşer basal petah ohel moed.
וְאָכַ֨ל אַהֲרֹ֤ן וּבָנָיו֙ אֶת־בְּשַׂ֣ר הָאַ֔יִל וְאֶת־הַלֶּ֖חֶם אֲשֶׁ֣ר בַּסָּ֑ל פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
Aaron ve oğulları koçun etini ve sepetteki ekmeği Buluşma Çadırı’nın girişinde yiyecekler.
Şemot 29:34
Veim yivater mibesar hamiluim umin halehem ad haboker vesarafta et hanotar baeş lo yeahel ki kodeş u.
וְֽאִם־יִוָּתֵ֞ר מִבְּשַׂ֧ר הַמִּלֻּאִ֛ים וּמִן־הַלֶּ֖חֶם עַד־הַבֹּ֑קֶר וְשָׂרַפְתָּ֤ אֶת־הַנּוֹתָר֙ בָּאֵ֔שׁ לֹ֥א יֵאָכֵ֖ל כִּי־קֹ֥דֶשׁ הֽוּא׃
Göreve başlatma kurbanının etinden ya da ekmekten sabaha kadar bir şey kalırsa, kalanı ateşte yakacaksın. Yenmeyecek; çünkü kutsaldır.
Şemot 34:28
Vayehi şam im Adonay arbaim yom vearbaim layla lehem lo ahal umayim lo şata vayihtov al haluhot et divre haberit aseret hadevarim.
וַֽיְהִי־שָׁ֣ם עִם־יְהוָ֗ה אַרְבָּעִ֥ים יוֹם֙ וְאַרְבָּעִ֣ים לַ֔יְלָה לֶ֚חֶם לֹ֣א אָכַ֔ל וּמַ֖יִם לֹ֣א שָׁתָ֑ה וַיִּכְתֹּ֣ב עַל־הַלֻּחֹ֗ת אֵ֚ת דִּבְרֵ֣י הַבְּרִ֔ית עֲשֶׂ֖רֶת הַדְּבָרִֽים׃
Moşe orada Adonay’la kırk gün kırk gece kaldı. Ekmek yemedi, su içmedi. Levhalara antlaşmanın sözleri, On Söz yazıldı.
Şemot 35:13
Et haşulhan veet badav veet kol kelav veet lehem hapanim.
אֶת־הַשֻּׁלְחָ֥ן וְאֶת־בַּדָּ֖יו וְאֶת־כָּל־כֵּלָ֑יו וְאֵ֖ת לֶ֥חֶם הַפָּנִֽים׃
masayı, taşıma sırıklarını, bütün gereçlerini ve huzur ekmeğini;
Şemot 39:36
Et haşulhan et kol kelav veet lehem hapanim.
אֶת־הַשֻּׁלְחָן֙ אֶת־כָּל־כֵּלָ֔יו וְאֵ֖ת לֶ֥חֶם הַפָּנִֽים׃
masayı, bütün gereçlerini ve huzur ekmeğini;
Şemot 40:23
Vayaaroh alav ereh lehem lifne Adonay kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיַּעֲרֹ֥ךְ עָלָ֛יו עֵ֥רֶךְ לֶ֖חֶם לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Üzerine Adonay’ın önünde ekmekleri sıraladı. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Vayikra 3:11
Vehiktiro hakohen hamizbeha lehem işe ladonay.
וְהִקְטִיר֥וֹ הַכֹּהֵ֖ן הַמִּזְבֵּ֑חָה לֶ֥חֶם אִשֶּׁ֖ה לַיהוָֽה׃ (פ)
Kâhin bunları sunakta yakacak. Bu, Adonay’a ateşle sunulan yiyecektir.
Vayikra 3:16
Vehiktiram hakohen hamizbeha lehem işe lereah nihoah kol helev ladonay.
וְהִקְטִירָ֥ם הַכֹּהֵ֖ן הַמִּזְבֵּ֑חָה לֶ֤חֶם אִשֶּׁה֙ לְרֵ֣יחַ נִיחֹ֔חַ כָּל־חֵ֖לֶב לַיהוָֽה׃
Kâhin bunları sunakta yakacak; bu, hoş koku olarak ateşle sunulan yiyecektir. Bütün içyağı Adonay’a aittir.
Vayikra 7:13
Al halot lehem hamets yakriv korbano al zevah todat şelamav.
עַל־חַלֹּת֙ לֶ֣חֶם חָמֵ֔ץ יַקְרִ֖יב קָרְבָּנ֑וֹ עַל־זֶ֖בַח תּוֹדַ֥ת שְׁלָמָֽיו׃
Şükran için sunduğu esenlik kurbanının yanında, mayalı ekmeklerle birlikte sunusunu getirecek.
Vayikra 8:26
Umisal hamatsot aşer lifne Adonay lakah halat matsa ahat vehalat lehem şemen ahat verakik ehad vayasem al hahalavim veal şok hayamin.
וּמִסַּ֨ל הַמַּצּ֜וֹת אֲשֶׁ֣ר ׀ לִפְנֵ֣י יְהוָ֗ה לָ֠קַח חַלַּ֨ת מַצָּ֤ה אַחַת֙ וְֽחַלַּ֨ת לֶ֥חֶם שֶׁ֛מֶן אַחַ֖ת וְרָקִ֣יק אֶחָ֑ד וַיָּ֙שֶׂם֙ עַל־הַ֣חֲלָבִ֔ים וְעַ֖ל שׁ֥וֹק הַיָּמִֽין׃
Adonay’ın önündeki mayasız ekmek sepetinden bir mayasız ekmek, bir yağlı ekmek ve bir ince ekmek aldı; bunları içyağlarının ve sağ budun üzerine koydu.
Vayikra 8:31
Vayomer moşe el aharon veel banav başelu et habasar petah ohel moed veşam tohelu oto veet halehem aşer besal hamiluim kaaşer tsiveti lemor aharon uvanav yoheluu.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־אַהֲרֹ֣ן וְאֶל־בָּנָ֗יו בַּשְּׁל֣וּ אֶת־הַבָּשָׂר֮ פֶּ֣תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵד֒ וְשָׁם֙ תֹּאכְל֣וּ אֹת֔וֹ וְאֶ֨ת־הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֖ר בְּסַ֣ל הַמִּלֻּאִ֑ים כַּאֲשֶׁ֤ר צִוֵּ֙יתִי֙ לֵאמֹ֔ר אַהֲרֹ֥ן וּבָנָ֖יו יֹאכְלֻֽהוּ׃
Moşe, Aaron’a ve oğullarına şöyle dedi: “Eti Buluşma Çadırı’nın girişinde pişirin. ‘Aaron ve oğulları yiyecek’ diye buyurduğum gibi, eti ve göreve başlatma sepetindeki ekmeği orada yiyin.
Vayikra 8:32
Vehanotar babasar uvalahem baeş tisrofu.
וְהַנּוֹתָ֥ר בַּבָּשָׂ֖ר וּבַלָּ֑חֶם בָּאֵ֖שׁ תִּשְׂרֹֽפוּ׃
Etten ve ekmekten kalanı ateşte yakın.
Vayikra 21:6
Kedoşim yihyu lelohehem velo yehalelu şem elohehem ki et işe Adonay lehem elohehem hem makrivim vehayu kodeş.
קְדֹשִׁ֤ים יִהְיוּ֙ לֵאלֹ֣הֵיהֶ֔ם וְלֹ֣א יְחַלְּל֔וּ שֵׁ֖ם אֱלֹהֵיהֶ֑ם כִּי֩ אֶת־אִשֵּׁ֨י יְהוָ֜ה לֶ֧חֶם אֱלֹהֵיהֶ֛ם הֵ֥ם מַקְרִיבִ֖ם וְהָ֥יוּ קֹֽדֶשׁ׃
Tanrılarına kutsal olacak ve Tanrılarının adını kutsallıktan düşürmeyecekler. Çünkü Adonay’a ateşle sunulan sunuları, Tanrılarının yiyeceğini onlar sunarlar; kutsal olacaklar.
Vayikra 21:8
Vekidaşto ki et lehem eloheha u makriv kadoş yiheye lah ki kadoş ani Adonay mekadişhem.
וְקִדַּשְׁתּ֔וֹ כִּֽי־אֶת־לֶ֥חֶם אֱלֹהֶ֖יךָ ה֣וּא מַקְרִ֑יב קָדֹשׁ֙ יִֽהְיֶה־לָּ֔ךְ כִּ֣י קָד֔וֹשׁ אֲנִ֥י יְהוָ֖ה מְקַדִּשְׁכֶֽם׃
Onu kutsal sayacaksın; çünkü Tanrının yiyeceğini o sunar. Senin için kutsal olacak; çünkü sizi kutsayan Ben Adonay kutsalım.
Kelimenin yapısı ve biçimleri
Dilbilgisel ve sözlüksel ayrıntılar
Yazılı biçimler
- לָֽחֶם 51 kullanım
- הַלֶּ֔חֶם 9 kullanım
- וְלֶ֤חֶם 6 kullanım
- בַּלֶּ֖חֶם 4 kullanım
- לַחְמְכֶם֙ 3 kullanım
- לַחְמ֖וֹ 2 kullanım
- לַלֶּ֨חֶם֙ 2 kullanım
- מִלֶּ֥חֶם 2 kullanım
- בְלַחְמֽוֹ 1 kullanım
- וּבַלָּ֑חֶם 1 kullanım
- לַחְמִ֜י 1 kullanım
- לַחְמְךָ֖ 1 kullanım
- לַחְמֵ֖נוּ 1 kullanım
Türkçe okunuş biçimleri
- lehem 45 kullanım
- halehem 9 kullanım
- lahem 6 kullanım
- velehem 5 kullanım
- balehem 3 kullanım
- lahmehem 3 kullanım
- lahmo 2 kullanım
- milehem 2 kullanım
- balahem 1 kullanım
- lahmeha 1 kullanım
- lahmenu 1 kullanım
- lahmi 1 kullanım
- lalahem 1 kullanım
- lalehem 1 kullanım
- uvalahem 1 kullanım
- valehem 1 kullanım
- velahmo 1 kullanım
Dilbilgisel yapılar
- isim, iki cins, tekil, mutlak (32 kullanım)
Teknik kod
HNcbsa - isim, iki cins, tekil, tamlayan (19 kullanım)
Teknik kod
HNcbsc - belirli artikel + isim, iki cins, tekil, mutlak (9 kullanım)
Teknik kod
HTd/Ncbsa - edat (belirli artikel içerir) + isim, iki cins, tekil, mutlak (6 kullanım)
Teknik kod
HRd/Ncbsa - bağlaç + isim, iki cins, tekil, mutlak (4 kullanım)
Teknik kod
HC/Ncbsa - isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 2. kişi, eril, çoğul (3 kullanım)
Teknik kod
HNcbsc/Sp2mp - bağlaç + isim, iki cins, tekil, tamlayan (2 kullanım)
Teknik kod
HC/Ncbsc - isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım)
Teknik kod
HNcbsc/Sp3ms - edat + isim, iki cins, tekil, tamlayan (2 kullanım)
Teknik kod
HR/Ncbsc - bağlaç + edat (belirli artikel içerir) + isim, iki cins, tekil, mutlak (1 kullanım)
Teknik kod
HC/Rd/Ncbsa - isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım)
Teknik kod
HNcbsc/Sp1cp - isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım)
Teknik kod
HNcbsc/Sp1cs - isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
Teknik kod
HNcbsc/Sp2ms - edat + isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
Teknik kod
HR/Ncbsc/Sp3ms
Veri ve yöntem
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce): bread
UBS kaynak sözlük anlamları: bread; food; bread of display; bread of the Presence; sacred bread
Kelime türü teknik kodu: N
Morfoloji ve temel kelime verisi OSHB ile Open Scriptures Hebrew Lexicon’dan gelir. Türkçe anlam, UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak anlamlarından hazırlanır ve yalnız editoryal doğrulamadan sonra ana sayfa akışında gösterilir.