Bu ayette 2 kez
Veata hişavea li velohim hena im tişkor li ulenini ulenehdi kahesed aşer asiti imeha taase imadi veim haarets aşer garta bah.
וְעַתָּ֗ה הִשָּׁ֨בְעָה לִּ֤י בֵֽאלֹהִים֙ הֵ֔נָּה אִם־תִּשְׁקֹ֣ר לִ֔י וּלְנִינִ֖י וּלְנֶכְדִּ֑י כַּחֶ֜סֶד אֲשֶׁר־עָשִׂ֤יתִי עִמְּךָ֙ תַּעֲשֶׂ֣ה עִמָּדִ֔י וְעִם־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־גַּ֥רְתָּה בָּֽהּ׃
Şimdi burada Tanrı adına bana ant iç: Bana, oğluma ve torunuma hainlik etmeyeceksin. Ben sana nasıl iyilik gösterdiysem sen de bana ve yabancı olarak yaşadığın ülkeye öyle davranacaksın.”
Vehohiah avraham et avimeleh al odot beer hamayim aşer gazelu avde avimeleh.
וְהוֹכִ֥חַ אַבְרָהָ֖ם אֶת־אֲבִימֶ֑לֶךְ עַל־אֹדוֹת֙ בְּאֵ֣ר הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֥ר גָּזְל֖וּ עַבְדֵ֥י אֲבִימֶֽלֶךְ׃
Avraam, Avimeleh’in hizmetkârlarının zorla aldığı su kuyusu yüzünden Avimeleh’e sitem etti.
Vayomer avimeleh el avraham ma hena şeva kevasot haele aşer hitsavta levadana.
וַיֹּ֥אמֶר אֲבִימֶ֖לֶךְ אֶל־אַבְרָהָ֑ם מָ֣ה הֵ֗נָּה שֶׁ֤בַע כְּבָשֹׂת֙ הָאֵ֔לֶּה אֲשֶׁ֥ר הִצַּ֖בְתָּ לְבַדָּֽנָה׃
Avimeleh Avraam’a, “Ayrı koyduğun bu yedi dişi kuzunun anlamı ne?” diye sordu.
Bu ayette 2 kez
Vayomer kah na et binha et yehideha aşer ahavta et yitshak veleh leha el erets hamoriya vehaaleu şam leola al ahad heharim aşer omar eleha.
וַיֹּ֡אמֶר קַח־נָ֠א אֶת־בִּנְךָ֨ אֶת־יְחִֽידְךָ֤ אֲשֶׁר־אָהַ֙בְתָּ֙ אֶת־יִצְחָ֔ק וְלֶךְ־לְךָ֔ אֶל־אֶ֖רֶץ הַמֹּרִיָּ֑ה וְהַעֲלֵ֤הוּ שָׁם֙ לְעֹלָ֔ה עַ֚ל אַחַ֣ד הֶֽהָרִ֔ים אֲשֶׁ֖ר אֹמַ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
Tanrı, “Lütfen oğlunu, biricik oğlunu, sevdiğin Yitshak’ı al” dedi. “Moriya ülkesine git. Orada, sana söyleyeceğim dağlardan birinde onu yakmalık sunu olarak sun.”
Vayaşkem avraham baboker vayahavoş et hamoro vayikah et şene nearav ito veet yitshak beno vayevaka atse ola vayakom vayeleh el hamakom aşer amar lo haelohim.
וַיַּשְׁכֵּ֨ם אַבְרָהָ֜ם בַּבֹּ֗קֶר וַֽיַּחֲבֹשׁ֙ אֶת־חֲמֹר֔וֹ וַיִּקַּ֞ח אֶת־שְׁנֵ֤י נְעָרָיו֙ אִתּ֔וֹ וְאֵ֖ת יִצְחָ֣ק בְּנ֑וֹ וַיְבַקַּע֙ עֲצֵ֣י עֹלָ֔ה וַיָּ֣קָם וַיֵּ֔לֶךְ אֶל־הַמָּק֖וֹם אֲשֶׁר־אָֽמַר־ל֥וֹ הָאֱלֹהִֽים׃
Avraam sabah erkenden kalktı, eşeğini eyerledi. İki hizmetkârını ve oğlu Yitshak’ı yanına aldı. Yakmalık sunu için odun yardı; kalkıp Tanrı’nın kendisine söylediği yere doğru yola çıktı.
Vayavou el hamakom aşer amar lo haelohim vayiven şam avraham et hamizbeah vayaaroh et haetsim vayaakod et yitshak beno vayasem oto al hamizbeah mimaal laetsim.
וַיָּבֹ֗אוּ אֶֽל־הַמָּקוֹם֮ אֲשֶׁ֣ר אָֽמַר־ל֣וֹ הָאֱלֹהִים֒ וַיִּ֨בֶן שָׁ֤ם אַבְרָהָם֙ אֶת־הַמִּזְבֵּ֔חַ וַֽיַּעֲרֹ֖ךְ אֶת־הָעֵצִ֑ים וַֽיַּעֲקֹד֙ אֶת־יִצְחָ֣ק בְּנ֔וֹ וַיָּ֤שֶׂם אֹתוֹ֙ עַל־הַמִּזְבֵּ֔חַ מִמַּ֖עַל לָעֵצִֽים׃
Tanrı’nın kendisine söylediği yere geldiler. Avraam orada sunağı yaptı, odunları dizdi; oğlu Yitshak’ı bağlayıp sunağın üzerine, odunların üstüne koydu.
Vayikra avraham şem hamakom hau Adonay yire aşer yeamer hayom behar Adonay yerae.
וַיִּקְרָ֧א אַבְרָהָ֛ם שֵֽׁם־הַמָּק֥וֹם הַה֖וּא יְהוָ֣ה ׀ יִרְאֶ֑ה אֲשֶׁר֙ יֵאָמֵ֣ר הַיּ֔וֹם בְּהַ֥ר יְהוָ֖ה יֵרָאֶֽה׃
Avraam o yere Adonay-Yire adını verdi. Bugün de, “Bu dağda Adonay görünecek” denir.
Vayomer bi nişbati neum Adonay ki yaan aşer asita et hadavar haze velo hasahta et binha et yehideha.
וַיֹּ֕אמֶר בִּ֥י נִשְׁבַּ֖עְתִּי נְאֻם־יְהוָ֑ה כִּ֗י יַ֚עַן אֲשֶׁ֤ר עָשִׂ֙יתָ֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה וְלֹ֥א חָשַׂ֖כְתָּ אֶת־בִּנְךָ֥ אֶת־יְחִידֶֽךָ׃
“Adonay bildiriyor: Kendi üzerime ant içtim. Bunu yaptığın, oğlunu, biricik oğlunu esirgemediğin için,
Ki vareh avarehha veharba arbe et zaraha kehoheve haşamayim vehahol aşer al sefat hayam veyiraş zaraha et şaar oyevav.
כִּֽי־בָרֵ֣ךְ אֲבָרֶכְךָ֗ וְהַרְבָּ֨ה אַרְבֶּ֤ה אֶֽת־זַרְעֲךָ֙ כְּכוֹכְבֵ֣י הַשָּׁמַ֔יִם וְכַח֕וֹל אֲשֶׁ֖ר עַל־שְׂפַ֣ת הַיָּ֑ם וְיִרַ֣שׁ זַרְעֲךָ֔ אֵ֖ת שַׁ֥עַר אֹיְבָֽיו׃
seni mutlaka kutsayacağım. Soyunu göğün yıldızları ve deniz kıyısındaki kum gibi çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kapısını ele geçirecek.
Vehitbarahu vezaraha kol goye haarets ekev aşer şamata bekoli.
וְהִתְבָּרֲכ֣וּ בְזַרְעֲךָ֔ כֹּ֖ל גּוֹיֵ֣י הָאָ֑רֶץ עֵ֕קֶב אֲשֶׁ֥ר שָׁמַ֖עְתָּ בְּקֹלִֽי׃
Sözümü dinlediğin için yeryüzünün bütün halkları senin soyun aracılığıyla kutsanacak.”
Bu ayette 2 kez
Veyiten li et mearat hamahpela aşer lo aşer biktse sadeu behesef male yitenena li betohehem laahuzat kaver.
וְיִתֶּן־לִ֗י אֶת־מְעָרַ֤ת הַמַּכְפֵּלָה֙ אֲשֶׁר־ל֔וֹ אֲשֶׁ֖ר בִּקְצֵ֣ה שָׂדֵ֑הוּ בְּכֶ֨סֶף מָלֵ֜א יִתְּנֶ֥נָּה לִ֛י בְּתוֹכְכֶ֖ם לַאֲחֻזַּת־קָֽבֶר׃
Tarlasının ucunda bulunan, kendisine ait Mahpela Mağarası’nı bana versin. Tam bedeli karşılığında onu bana aranızda mezar mülkü olarak versin.”
Lo adoni şemaeni hasade natati lah vehameara aşer bo leha netatiha leene vene ami netatiha lah kevor meteha.
לֹֽא־אֲדֹנִ֣י שְׁמָעֵ֔נִי הַשָּׂדֶה֙ נָתַ֣תִּי לָ֔ךְ וְהַמְּעָרָ֥ה אֲשֶׁר־בּ֖וֹ לְךָ֣ נְתַתִּ֑יהָ לְעֵינֵ֧י בְנֵי־עַמִּ֛י נְתַתִּ֥יהָ לָּ֖ךְ קְבֹ֥ר מֵתֶֽךָ׃
“Hayır efendim, beni dinle. Tarlayı sana veriyorum; içindeki mağarayı da sana veriyorum. Halkımın oğullarının gözü önünde sana veriyorum. Ölünü göm.”
Vayişma avraham el efron vayişkol avraham leefron et hakesef aşer diber beozne vene het arba meot şekel kesef over lasoher.
וַיִּשְׁמַ֣ע אַבְרָהָם֮ אֶל־עֶפְרוֹן֒ וַיִּשְׁקֹ֤ל אַבְרָהָם֙ לְעֶפְרֹ֔ן אֶת־הַכֶּ֕סֶף אֲשֶׁ֥ר דִּבֶּ֖ר בְּאָזְנֵ֣י בְנֵי־חֵ֑ת אַרְבַּ֤ע מֵאוֹת֙ שֶׁ֣קֶל כֶּ֔סֶף עֹבֵ֖ר לַסֹּחֵֽר׃
Avraam Efron’u dinledi. Efron’un Het oğullarının duyacağı biçimde söylediği gümüşü, tüccarlar arasında geçerli ağırlıkla dört yüz şekel gümüşü tartıp ona verdi.
Bu ayette 5 kez
Vayakom sede efron aşer bamahpela aşer lifne mamre hasade vehameara aşer bo vehol haets aşer basade aşer behol gevulo saviv.
וַיָּ֣קָם ׀ שְׂדֵ֣ה עֶפְר֗וֹן אֲשֶׁר֙ בַּמַּכְפֵּלָ֔ה אֲשֶׁ֖ר לִפְנֵ֣י מַמְרֵ֑א הַשָּׂדֶה֙ וְהַמְּעָרָ֣ה אֲשֶׁר־בּ֔וֹ וְכָל־הָעֵץ֙ אֲשֶׁ֣ר בַּשָּׂדֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר בְּכָל־גְּבֻל֖וֹ סָבִֽיב׃
Efron’un Mamre’nin karşısındaki Mahpela’da bulunan tarlası, içindeki mağara ve tarlanın çevresindeki bütün sınırlar içinde yer alan bütün ağaçlar,
Vayakom hasade vehameara aşer bo leavraham laahuzat kaver meet bene het.
וַיָּ֨קָם הַשָּׂדֶ֜ה וְהַמְּעָרָ֧ה אֲשֶׁר־בּ֛וֹ לְאַבְרָהָ֖ם לַאֲחֻזַּת־קָ֑בֶר מֵאֵ֖ת בְּנֵי־חֵֽת׃ (ס)
Böylece tarla ve içindeki mağara, Het oğullarından Avraam’a mezar mülkü olarak geçti.
Vayomer avraham el avdo zekan beto hamoşel behol aşer lo sim na yadeha tahat yerehi.
וַיֹּ֣אמֶר אַבְרָהָ֗ם אֶל־עַבְדּוֹ֙ זְקַ֣ן בֵּית֔וֹ הַמֹּשֵׁ֖ל בְּכָל־אֲשֶׁר־ל֑וֹ שִֽׂים־נָ֥א יָדְךָ֖ תַּ֥חַת יְרֵכִֽי׃
Avraam, evinin en kıdemli hizmetkârına, sahip olduğu her şeyi yöneten kişiye, “Lütfen elini uyluğumun altına koy” dedi.
Bu ayette 2 kez
Veaşbiaha badonay elohe haşamayim velohe haarets aşer lo tikah işa livni mibenot hakenaani aşer anohi yoşev bekirbo.
וְאַשְׁבִּ֣יעֲךָ֔ בַּֽיהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הַשָּׁמַ֔יִם וֵֽאלֹהֵ֖י הָאָ֑רֶץ אֲשֶׁ֨ר לֹֽא־תִקַּ֤ח אִשָּׁה֙ לִבְנִ֔י מִבְּנוֹת֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י יוֹשֵׁ֥ב בְּקִרְבּֽוֹ׃
“Sana göklerin Tanrısı ve yerin Tanrısı Adonay adına ant içireceğim: Oğluma, aralarında yaşadığım Kenaanlıların kızlarından eş almayacaksın.
Vayomer elav haeved ulay lo tove haişa lalehet aharay el haarets hazot hehaşev aşiv et binha el haarets aşer yatsata mişam.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ הָעֶ֔בֶד אוּלַי֙ לֹא־תֹאבֶ֣ה הָֽאִשָּׁ֔ה לָלֶ֥כֶת אַחֲרַ֖י אֶל־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֑את הֶֽהָשֵׁ֤ב אָשִׁיב֙ אֶת־בִּנְךָ֔ אֶל־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־יָצָ֥אתָ מִשָּֽׁם׃
Hizmetkâr ona, “Ya kadın benimle bu ülkeye gelmek istemezse?” dedi. “Oğlunu çıktığın ülkeye geri götüreyim mi?”
Adonay elohe haşamayim aşer lekahani mibet avi umeerets moladti vaaşer diber li vaaşer nişeba li lemor lezaraha eten et haarets hazot u yişlah malaho lefaneha velakahta işa livni mişam.
יְהוָ֣ה ׀ אֱלֹהֵ֣י הַשָּׁמַ֗יִם אֲשֶׁ֨ר לְקָחַ֜נִי מִבֵּ֣ית אָבִי֮ וּמֵאֶ֣רֶץ מֽוֹלַדְתִּי֒ וַאֲשֶׁ֨ר דִּבֶּר־לִ֜י וַאֲשֶׁ֤ר נִֽשְׁבַּֽע־לִי֙ לֵאמֹ֔ר לְזַ֨רְעֲךָ֔ אֶתֵּ֖ן אֶת־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֑את ה֗וּא יִשְׁלַ֤ח מַלְאָכוֹ֙ לְפָנֶ֔יךָ וְלָקַחְתָּ֥ אִשָּׁ֛ה לִבְנִ֖י מִשָּֽׁם׃
“Beni babamın evinden ve doğduğum ülkeden alan, benimle konuşan ve ‘Bu ülkeyi senin soyuna vereceğim’ diye bana ant içen göklerin Tanrısı Adonay, meleğini senin önünden gönderecek. Oğluma oradan bir eş alacaksın.
Vehaya hanaara aşer omar eleha hati na hadeh veeşte veamera şete vegam gemaleha aşke otah hohahta leavdeha leyitshak uvah eda ki asita hesed im adoni.
וְהָיָ֣ה הַֽנַּעֲרָ֗ אֲשֶׁ֨ר אֹמַ֤ר אֵלֶ֙יהָ֙ הַטִּי־נָ֤א כַדֵּךְ֙ וְאֶשְׁתֶּ֔ה וְאָמְרָ֣ה שְׁתֵ֔ה וְגַם־גְּמַלֶּ֖יךָ אַשְׁקֶ֑ה אֹתָ֤הּ הֹכַ֙חְתָּ֙ לְעַבְדְּךָ֣ לְיִצְחָ֔ק וּבָ֣הּ אֵדַ֔ע כִּי־עָשִׂ֥יתָ חֶ֖סֶד עִם־אֲדֹנִֽי׃
Kendisine, ‘Lütfen testini eğ de içeyim’ dediğimde, ‘İç; develerine de su vereyim’ diyen genç kız, kulun Yitshak için belirlediğin kişi olsun. Onun aracılığıyla efendime iyilik gösterdiğini bileyim.”
Vayehi u terem kila ledaber vehine rivka yotset aşer yuleda livtuel ben milka eşet nahor ahi avraham vehadah al şihmah.
וַֽיְהִי־ה֗וּא טֶרֶם֮ כִּלָּ֣ה לְדַבֵּר֒ וְהִנֵּ֧ה רִבְקָ֣ה יֹצֵ֗את אֲשֶׁ֤ר יֻלְּדָה֙ לִבְתוּאֵ֣ל בֶּן־מִלְכָּ֔ה אֵ֥שֶׁת נָח֖וֹר אֲחִ֣י אַבְרָהָ֑ם וְכַדָּ֖הּ עַל־שִׁכְמָֽהּ׃
O daha sözünü bitirmeden Rivka, testisi omzunda çıkageldi. Rivka, Avraam’ın kardeşi Nahor’un karısı Milka’nın oğlu Betuel’in kızıydı.
Vatomer elav bat betuel anohi ben milka aşer yaleda lenahor.
וַתֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו בַּת־בְּתוּאֵ֖ל אָנֹ֑כִי בֶּן־מִלְכָּ֕ה אֲשֶׁ֥ר יָלְדָ֖ה לְנָחֽוֹר׃
Ona, “Ben, Milka’nın Nahor’a doğurduğu Betuel’in kızıyım” dedi.
Vayomer baruh Adonay elohe adoni avraham aşer lo azav hasdo vaamito meim adoni anohi badereh nahani Adonay bet ahe adoni.
וַיֹּ֗אמֶר בָּר֤וּךְ יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אֲ֠שֶׁר לֹֽא־עָזַ֥ב חַסְדּ֛וֹ וַאֲמִתּ֖וֹ מֵעִ֣ם אֲדֹנִ֑י אָנֹכִ֗י בַּדֶּ֙רֶךְ֙ נָחַ֣נִי יְהוָ֔ה בֵּ֖ית אֲחֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
“Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay’a övgüler olsun!” dedi. “Efendimden iyiliğini ve sadakatini esirgemedi. Ben yoldayken Adonay beni efendimin kardeşlerinin evine yöneltti.”
Vayavo haiş habayta vayefatah hagemalim vayiten teven umispo lagemalim umayim lirhots raglav veragle haanaşim aşer ito.
וַיָּבֹ֤א הָאִישׁ֙ הַבַּ֔יְתָה וַיְפַתַּ֖ח הַגְּמַלִּ֑ים וַיִּתֵּ֨ן תֶּ֤בֶן וּמִסְפּוֹא֙ לַגְּמַלִּ֔ים וּמַ֙יִם֙ לִרְחֹ֣ץ רַגְלָ֔יו וְרַגְלֵ֥י הָאֲנָשִׁ֖ים אֲשֶׁ֥ר אִתּֽוֹ׃
Adam eve girdi. Develerin yükleri indirildi; develere saman ve yem, onun ve yanındaki adamların ayaklarını yıkamaları için de su verildi.
Vateled sara eşet adoni ven ladoni ahare ziknatah vayiten lo et kol aşer lo.
וַתֵּ֡לֶד שָׂרָה֩ אֵ֨שֶׁת אֲדֹנִ֥י בֵן֙ לַֽאדֹנִ֔י אַחֲרֵ֖י זִקְנָתָ֑הּ וַיִּתֶּן־לּ֖וֹ אֶת־כָּל־אֲשֶׁר־לֽוֹ׃
Efendimin karısı Sara, yaşlandıktan sonra efendime bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi ona verdi.
Vayaşbieni adoni lemor lo tikah işa livni mibenot hakenaani aşer anohi yoşev beartso.
וַיַּשְׁבִּעֵ֥נִי אֲדֹנִ֖י לֵאמֹ֑ר לֹא־תִקַּ֤ח אִשָּׁה֙ לִבְנִ֔י מִבְּנוֹת֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י יֹשֵׁ֥ב בְּאַרְצֽוֹ׃
Efendim bana şöyle ant içirdi: ‘Oğluma, ülkelerinde yaşadığım Kenaanlıların kızlarından eş almayacaksın.
Vayomer elay Adonay aşer hithalahti lefanav yişlah malaho itah vehitsliah darkeha velakahta işa livni mimişpahti umibet avi.
וַיֹּ֖אמֶר אֵלָ֑י יְהוָ֞ה אֲשֶׁר־הִתְהַלַּ֣כְתִּי לְפָנָ֗יו יִשְׁלַ֨ח מַלְאָכ֤וֹ אִתָּךְ֙ וְהִצְלִ֣יחַ דַּרְכֶּ֔ךָ וְלָקַחְתָּ֤ אִשָּׁה֙ לִבְנִ֔י מִמִּשְׁפַּחְתִּ֖י וּמִבֵּ֥ית אָבִֽי׃
Bana şöyle dedi: ‘Önünde yürüdüğüm Adonay, meleğini seninle gönderecek ve yolunu başarılı kılacak. Oğluma ailemden, babamın evinden bir eş alacaksın.
Vaavo hayom el haayin vaomar Adonay elohe adoni avraham im yeşha na matsliah darki aşer anohi holeh aleha.
וָאָבֹ֥א הַיּ֖וֹם אֶל־הָעָ֑יִן וָאֹמַ֗ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אִם־יֶשְׁךָ־נָּא֙ מַצְלִ֣יחַ דַּרְכִּ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י הֹלֵ֥ךְ עָלֶֽיהָ׃
Bugün pınarın başına geldim ve şöyle dedim: ‘Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay! Lütfen gittiğim bu yolu başarılı kılacaksan,
Veamera elay gam ata şete vegam ligmaleha eşav hi haişa aşer hohiah Adonay leven adoni.
וְאָמְרָ֤ה אֵלַי֙ גַּם־אַתָּ֣ה שְׁתֵ֔ה וְגַ֥ם לִגְמַלֶּ֖יךָ אֶשְׁאָ֑ב הִ֣וא הָֽאִשָּׁ֔ה אֲשֶׁר־הֹכִ֥יחַ יְהוָ֖ה לְבֶן־אֲדֹנִֽי׃
bana “Sen de iç; develerine de su çekeceğim” derse, efendimin oğlu için Adonay’ın belirlediği kadın o olsun.’
Vaeşal otah vaomar bat mi at vatomer bat betuel ben nahor aşer yaleda lo milka vaasim hanezem al apah vehatsemidim al yadeha.
וָאֶשְׁאַ֣ל אֹתָ֗הּ וָאֹמַר֮ בַּת־מִ֣י אַתְּ֒ וַתֹּ֗אמֶר בַּת־בְּתוּאֵל֙ בֶּן־נָח֔וֹר אֲשֶׁ֥ר יָֽלְדָה־לּ֖וֹ מִלְכָּ֑ה וָאָשִׂ֤ם הַנֶּ֙זֶם֙ עַל־אַפָּ֔הּ וְהַצְּמִידִ֖ים עַל־יָדֶֽיהָ׃
Ona, ‘Kimin kızısın?’ diye sordum. ‘Milka’nın Nahor’a doğurduğu Betuel’in kızıyım’ dedi. Halkayı burnuna, bilezikleri kollarına taktım.
Vaekod vaeştahave ladonay vaavareh et Adonay elohe adoni avraham aşer hinhani bedereh emet lakahat et bat ahi adoni livno.
וָאֶקֹּ֥ד וָֽאֶשְׁתַּחֲוֶ֖ה לַיהוָ֑ה וָאֲבָרֵ֗ךְ אֶת־יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אֲשֶׁ֤ר הִנְחַ֙נִי֙ בְּדֶ֣רֶךְ אֱמֶ֔ת לָקַ֛חַת אֶת־בַּת־אֲחִ֥י אֲדֹנִ֖י לִבְנֽוֹ׃
Eğilip Adonay’ın önünde yere kapandım. Efendimin kardeşinin kızını oğluna almak için beni doğru yolda yönelten, efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay’a övgüler sundum.
Vayohelu vayiştu u vehaanaşim aşer imo vayalinu vayakumu vaboker vayomer şalehuni ladoni.
וַיֹּאכְל֣וּ וַיִּשְׁתּ֗וּ ה֛וּא וְהָאֲנָשִׁ֥ים אֲשֶׁר־עִמּ֖וֹ וַיָּלִ֑ינוּ וַיָּק֣וּמוּ בַבֹּ֔קֶר וַיֹּ֖אמֶר שַׁלְּחֻ֥נִי לַֽאדֹנִֽי׃
Kendisi ve yanındaki adamlar yiyip içtiler; geceyi orada geçirdiler. Sabah kalkınca, “Beni efendime gönderin” dedi.
Vayesaper haeved leyitshak et kol hadevarim aşer asa.
וַיְסַפֵּ֥ר הָעֶ֖בֶד לְיִצְחָ֑ק אֵ֥ת כָּל־הַדְּבָרִ֖ים אֲשֶׁ֥ר עָשָֽׂה׃
Hizmetkâr yaptığı her şeyi Yitshak’a anlattı.
Vayiten avraham et kol aşer lo leyitshak.
וַיִּתֵּ֧ן אַבְרָהָ֛ם אֶת־כָּל־אֲשֶׁר־ל֖וֹ לְיִצְחָֽק׃
Avraam sahip olduğu her şeyi Yitshak’a verdi.
Velivne hapilagşim aşer leavraham natan avraham matanot vayeşalehem meal yitshak beno beodenu hay kedema el erets kedem.
וְלִבְנֵ֤י הַפִּֽילַגְשִׁים֙ אֲשֶׁ֣ר לְאַבְרָהָ֔ם נָתַ֥ן אַבְרָהָ֖ם מַתָּנֹ֑ת וַֽיְשַׁלְּחֵ֞ם מֵעַ֨ל יִצְחָ֤ק בְּנוֹ֙ בְּעוֹדֶ֣נּוּ חַ֔י קֵ֖דְמָה אֶל־אֶ֥רֶץ קֶֽדֶם׃
Avraam cariyelerinin oğullarına armağanlar verdi. Kendisi henüz hayattayken onları oğlu Yitshak’ın yanından doğuya, doğu ülkesine gönderdi.
Veele yeme şene haye avraham aşer hay meat şana veşivim şana vehameş şanim.
וְאֵ֗לֶּה יְמֵ֛י שְׁנֵֽי־חַיֵּ֥י אַבְרָהָ֖ם אֲשֶׁר־חָ֑י מְאַ֥ת שָׁנָ֛ה וְשִׁבְעִ֥ים שָׁנָ֖ה וְחָמֵ֥שׁ שָׁנִֽים׃
Avraam’ın yaşadığı yaşam yılları yüz yetmiş beş yıldı.
Vayikberu oto yitshak veyişmael banav el mearat hamahpela el sede efron ben tsohar hahiti aşer al pene mamre.
וַיִּקְבְּר֨וּ אֹת֜וֹ יִצְחָ֤ק וְיִשְׁמָעֵאל֙ בָּנָ֔יו אֶל־מְעָרַ֖ת הַמַּכְפֵּלָ֑ה אֶל־שְׂדֵ֞ה עֶפְרֹ֤ן בֶּן־צֹ֙חַר֙ הַֽחִתִּ֔י אֲשֶׁ֖ר עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵֽא׃
Oğulları Yitshak ve Yişmael onu, Mamre’nin karşısındaki Hiti Tsohar oğlu Efron’un tarlasındaki Mahpela Mağarası’na gömdüler.
Hasade aşer kana avraham meet bene het şama kubar avraham vesara işto.
הַשָּׂדֶ֛ה אֲשֶׁר־קָנָ֥ה אַבְרָהָ֖ם מֵאֵ֣ת בְּנֵי־חֵ֑ת שָׁ֛מָּה קֻבַּ֥ר אַבְרָהָ֖ם וְשָׂרָ֥ה אִשְׁתּֽוֹ׃
Bu, Avraam’ın Het oğullarından satın aldığı tarlaydı. Avraam ve karısı Sara oraya gömüldüler.
Veele toledot yişmael ben avraham aşer yaleda hagar hamitsrit şifhat sara leavraham.
וְאֵ֛לֶּה תֹּלְדֹ֥ת יִשְׁמָעֵ֖אל בֶּן־אַבְרָהָ֑ם אֲשֶׁ֨ר יָלְדָ֜ה הָגָ֧ר הַמִּצְרִ֛ית שִׁפְחַ֥ת שָׂרָ֖ה לְאַבְרָהָֽם׃
Sara’nın cariyesi Mısırlı Hagar’ın Avraam’a doğurduğu, Avraam’ın oğlu Yişmael’in soyu budur.
Vayişkenu mehavila ad şur aşer al pene mitsrayim boaha aşura al pene hol ehav nafal.
וַיִּשְׁכְּנ֨וּ מֵֽחֲוִילָ֜ה עַד־שׁ֗וּר אֲשֶׁר֙ עַל־פְּנֵ֣י מִצְרַ֔יִם בֹּאֲכָ֖ה אַשּׁ֑וּרָה עַל־פְּנֵ֥י כָל־אֶחָ֖יו נָפָֽל׃ (פ)
Havila’dan, Mısır’ın karşısında Aşur’a giden yol üzerindeki Şur’a kadar yerleştiler. Yişmael bütün kardeşlerinin karşısında yer tuttu.
Vayehi raav baarets milevad haraav harişon aşer haya bime avraham vayeleh yitshak el avimeleh meleh peliştim gerara.
וַיְהִ֤י רָעָב֙ בָּאָ֔רֶץ מִלְּבַד֙ הָרָעָ֣ב הָרִאשׁ֔וֹן אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה בִּימֵ֣י אַבְרָהָ֑ם וַיֵּ֧לֶךְ יִצְחָ֛ק אֶל־אֲבִימֶּ֥לֶךְ מֶֽלֶךְ־פְּלִשְׁתִּ֖ים גְּרָֽרָה׃
Ülkede, Avraam’ın zamanındaki ilk kıtlıktan başka bir kıtlık daha oldu. Yitshak, Gerar’a, Peliştilerin kralı Avimeleh’in yanına gitti.
Vayera elav Adonay vayomer al tered mitsrayema şehon baarets aşer omar eleha.
וַיֵּרָ֤א אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה וַיֹּ֖אמֶר אַל־תֵּרֵ֣ד מִצְרָ֑יְמָה שְׁכֹ֣ן בָּאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֖ר אֹמַ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Mısır’a inme. Sana söyleyeceğim ülkede kal.
Gur baarets hazot veeheye imeha vaavareheka ki leha ulezaraha eten et kol haaratsot hael vahakimoti et haşevua aşer nişbati leavraham aviha.
גּ֚וּר בָּאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את וְאֶֽהְיֶ֥ה עִמְּךָ֖ וַאֲבָרְכֶ֑ךָּ כִּֽי־לְךָ֣ וּֽלְזַרְעֲךָ֗ אֶתֵּן֙ אֶת־כָּל־הָֽאֲרָצֹ֣ת הָאֵ֔ל וַהֲקִֽמֹתִי֙ אֶת־הַשְּׁבֻעָ֔ה אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֖עְתִּי לְאַבְרָהָ֥ם אָבִֽיךָ׃
Bu ülkede bir yabancı olarak yaşa. Seninle olacağım ve seni kutsayacağım. Bütün bu ülkeleri sana ve soyuna vereceğim; baban Avraam’a içtiğim andı yerine getireceğim.
Ekev aşer şama avraham bekoli vayişmor mişmarti mitsvotay hukotay vetorotay.
עֵ֕קֶב אֲשֶׁר־שָׁמַ֥ע אַבְרָהָ֖ם בְּקֹלִ֑י וַיִּשְׁמֹר֙ מִשְׁמַרְתִּ֔י מִצְוֺתַ֖י חֻקּוֹתַ֥י וְתוֹרֹתָֽי׃
Çünkü Avraam sözümü dinledi; kendisine verdiğim yükümlülükleri, emirlerimi, hükümlerimi ve öğretilerimi yerine getirdi.”
Vehol habeerot aşer haferu avde aviv bime avraham aviv sitemum peliştim vayemalum afar.
וְכָל־הַבְּאֵרֹ֗ת אֲשֶׁ֤ר חָֽפְרוּ֙ עַבְדֵ֣י אָבִ֔יו בִּימֵ֖י אַבְרָהָ֣ם אָבִ֑יו סִתְּמ֣וּם פְּלִשְׁתִּ֔ים וַיְמַלְא֖וּם עָפָֽר׃
Babası Avraam’ın zamanında babasının hizmetkârlarının kazdığı bütün kuyuları Peliştiler kapatıp toprakla doldurmuştu.
Bu ayette 2 kez
Vayaşov yitshak vayahpor et beerot hamayim aşer haferu bime avraham aviv vayesatemum peliştim ahare mot avraham vayikra lahen şemot kaşemot aşer kara lahen aviv.
וַיָּ֨שָׁב יִצְחָ֜ק וַיַּחְפֹּ֣ר ׀ אֶת־בְּאֵרֹ֣ת הַמַּ֗יִם אֲשֶׁ֤ר חָֽפְרוּ֙ בִּימֵי֙ אַבְרָהָ֣ם אָבִ֔יו וַיְסַתְּמ֣וּם פְּלִשְׁתִּ֔ים אַחֲרֵ֖י מ֣וֹת אַבְרָהָ֑ם וַיִּקְרָ֤א לָהֶן֙ שֵׁמ֔וֹת כַּשֵּׁמֹ֕ת אֲשֶׁר־קָרָ֥א לָהֶ֖ן אָבִֽיו׃
Yitshak, babası Avraam’ın zamanında kazılmış olan ve Avraam’ın ölümünden sonra Peliştilerin kapattığı su kuyularını yeniden kazdı. Onlara babasının verdiği adları verdi.
Vayehi bayom hau vayavou avde yitshak vayagidu lo al odot habeer aşer hafaru vayomeru lo matsanu mayim.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיּ֣וֹם הַה֗וּא וַיָּבֹ֙אוּ֙ עַבְדֵ֣י יִצְחָ֔ק וַיַּגִּ֣דוּ ל֔וֹ עַל־אֹד֥וֹת הַבְּאֵ֖ר אֲשֶׁ֣ר חָפָ֑רוּ וַיֹּ֥אמְרוּ ל֖וֹ מָצָ֥אנוּ מָֽיִם׃
O gün Yitshak’ın hizmetkârları gelip kazdıkları kuyu hakkında ona bilgi verdiler. “Su bulduk!” dediler.
Veheveta leaviha veahal baavur aşer yevarehha lifne moto.
וְהֵבֵאתָ֥ לְאָבִ֖יךָ וְאָכָ֑ל בַּעֲבֻ֛ר אֲשֶׁ֥ר יְבָרֶכְךָ֖ לִפְנֵ֥י מוֹתֽוֹ׃
Babana götürürsün, o da yer; böylece ölmeden önce seni kutsar.”
Vatikah rivka et bigde esav benah hagadol hahamudot aşer itah babayit vatalbeş et yaakov benah hakatan.
וַתִּקַּ֣ח רִ֠בְקָה אֶת־בִּגְדֵ֨י עֵשָׂ֜ו בְּנָ֤הּ הַגָּדֹל֙ הַחֲמֻדֹ֔ת אֲשֶׁ֥ר אִתָּ֖הּ בַּבָּ֑יִת וַתַּלְבֵּ֥שׁ אֶֽת־יַעֲקֹ֖ב בְּנָ֥הּ הַקָּטָֽן׃
Rivka, büyük oğlu Esav’ın evde yanında bulunan değerli giysilerini alıp küçük oğlu Yaakov’a giydirdi.
Vatiten et hamatamim veet halehem aşer asata beyad yaakov benah.
וַתִּתֵּ֧ן אֶת־הַמַּטְעַמִּ֛ים וְאֶת־הַלֶּ֖חֶם אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֑תָה בְּיַ֖ד יַעֲקֹ֥ב בְּנָֽהּ׃
Hazırladığı lezzetli yemekleri ve ekmeği oğlu Yaakov’un eline verdi.