Vayomer bi nişbati neum Adonay ki yaan aşer asita et hadavar haze velo hasahta et binha et yehideha.
וַיֹּ֕אמֶר בִּ֥י נִשְׁבַּ֖עְתִּי נְאֻם־יְהוָ֑ה כִּ֗י יַ֚עַן אֲשֶׁ֤ר עָשִׂ֙יתָ֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה וְלֹ֥א חָשַׂ֖כְתָּ אֶת־בִּנְךָ֥ אֶת־יְחִידֶֽךָ׃
“Adonay bildiriyor: Kendi üzerime ant içtim. Bunu yaptığın, oğlunu, biricik oğlunu esirgemediğin için,
Gur baarets hazot veeheye imeha vaavareheka ki leha ulezaraha eten et kol haaratsot hael vahakimoti et haşevua aşer nişbati leavraham aviha.
גּ֚וּר בָּאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את וְאֶֽהְיֶ֥ה עִמְּךָ֖ וַאֲבָרְכֶ֑ךָּ כִּֽי־לְךָ֣ וּֽלְזַרְעֲךָ֗ אֶתֵּן֙ אֶת־כָּל־הָֽאֲרָצֹ֣ת הָאֵ֔ל וַהֲקִֽמֹתִי֙ אֶת־הַשְּׁבֻעָ֔ה אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֖עְתִּי לְאַבְרָהָ֥ם אָבִֽיךָ׃
Bu ülkede bir yabancı olarak yaşa. Seninle olacağım ve seni kutsayacağım. Bütün bu ülkeleri sana ve soyuna vereceğim; baban Avraam’a içtiğim andı yerine getireceğim.
Vayedaber Adonay el moşe leh ale mize ata vehaam aşer heelita meerets mitsrayim el haarets aşer nişbati leavraham leyitshak uleyaakov lemor lezaraha etenena.
וַיְדַבֵּ֨ר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ לֵ֣ךְ עֲלֵ֣ה מִזֶּ֔ה אַתָּ֣ה וְהָעָ֔ם אֲשֶׁ֥ר הֶֽעֱלִ֖יתָ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם אֶל־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֣ר נִ֠שְׁבַּעְתִּי לְאַבְרָהָ֨ם לְיִצְחָ֤ק וּֽלְיַעֲקֹב֙ לֵאמֹ֔ר לְזַרְעֲךָ֖ אֶתְּנֶֽנָּה׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Sen ve Mısır ülkesinden çıkardığın halk buradan yola çıkın. Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a, ‘Soyuna vereceğim’ diye ant içtiğim ülkeye gidin.
İm yiru et haarets aşer nişbati laavotam vehol menaatsay lo yiruha.
אִם־יִרְאוּ֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֖עְתִּי לַאֲבֹתָ֑ם וְכָל־מְנַאֲצַ֖י לֹ֥א יִרְאֽוּהָ׃
atalarına ant içtiğim ülkeyi asla görmeyecekler. Beni küçümseyenlerin hiçbiri onu görmeyecek.
İm yiru haanaşim haolim mimitsrayim miben esrim şana vamala et haadama aşer nişbati leavraham leyitshak uleyaakov ki lo milu aharay.
אִם־יִרְא֨וּ הָאֲנָשִׁ֜ים הָעֹלִ֣ים מִמִּצְרַ֗יִם מִבֶּ֨ן עֶשְׂרִ֤ים שָׁנָה֙ וָמַ֔עְלָה אֵ֚ת הָאֲדָמָ֔ה אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֛עְתִּי לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹ֑ב כִּ֥י לֹא־מִלְא֖וּ אַחֲרָֽי׃
‘Mısır’dan çıkan yirmi yaş ve üzerindeki adamlar, Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a yemin ettiğim toprağı kesinlikle görmeyecekler. Çünkü Beni tam bir bağlılıkla izlemediler.
İm yire iş baanaşim haele hador hara haze et haarets hatova aşer nişbati latet laavotehem.
אִם־יִרְאֶ֥ה אִישׁ֙ בָּאֲנָשִׁ֣ים הָאֵ֔לֶּה הַדּ֥וֹר הָרָ֖ע הַזֶּ֑ה אֵ֚ת הָאָ֣רֶץ הַטּוֹבָ֔ה אֲשֶׁ֣ר נִשְׁבַּ֔עְתִּי לָתֵ֖ת לַאֲבֹתֵיכֶֽם׃
‘Bu adamlardan, bu kötü kuşaktan hiç kimse, atalarınıza vermeye yemin ettiğim iyi ülkeyi görmeyecek.
Vayomer Adonay elay kum leh lemasa lifne haam veyavou veyireşu et haarets aşer nişbati laavotam latet lahem.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֵלַ֔י ק֛וּם לֵ֥ךְ לְמַסַּ֖ע לִפְנֵ֣י הָעָ֑ם וְיָבֹ֙אוּ֙ וְיִֽרְשׁ֣וּ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֥עְתִּי לַאֲבֹתָ֖ם לָתֵ֥ת לָהֶֽם׃ (פ)
Adonay bana şöyle dedi: ‘Kalk, halkın önünde yolculuğa çık. Atalarına kendilerine vermeye yemin ettiğim ülkeye girip onu ele geçirsinler.’
Ki avienu el haadama aşer nişbati laavotav zavat halav udevaş veahal vesava vedaşen ufana el Elohim aherim vaavadum veniatsuni vehefer et beriti.
כִּֽי־אֲבִיאֶ֜נּוּ אֶֽל־הָאֲדָמָ֣ה ׀ אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֣עְתִּי לַאֲבֹתָ֗יו זָבַ֤ת חָלָב֙ וּדְבַ֔שׁ וְאָכַ֥ל וְשָׂבַ֖ע וְדָשֵׁ֑ן וּפָנָ֞ה אֶל־אֱלֹהִ֤ים אֲחֵרִים֙ וַעֲבָד֔וּם וְנִ֣אֲצ֔וּנִי וְהֵפֵ֖ר אֶת־בְּרִיתִֽי׃
Onları atalarına yemin ettiğim süt ve bal akan toprağa getirdiğimde yiyip doyacak, semirecekler. Sonra başka tanrılara yönelip onlara kulluk edecek, Beni hor görecek ve antlaşmamı bozacaklar.
Vayetsav et yehoşua bin nun vayomer hazak veemats ki ata tavi et bene yisrael el haarets aşer nişbati lahem veanohi eheye imah.
וַיְצַ֞ו אֶת־יְהוֹשֻׁ֣עַ בִּן־נ֗וּן וַיֹּאמֶר֮ חֲזַ֣ק וֶֽאֱמָץ֒ כִּ֣י אַתָּ֗ה תָּבִיא֙ אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֶל־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֣עְתִּי לָהֶ֑ם וְאָנֹכִ֖י אֶֽהְיֶ֥ה עִמָּֽךְ׃
Adonay, Nun oğlu Yeoşua'ya görevini bildirerek şöyle dedi: 'Güçlü ve cesur ol! Çünkü İsrael oğullarını onlara yemin ettiğim ülkeye sen getireceksin. Ben seninle olacağım.'
Vayomer Adonay elav zot haarets aşer nişbati leavraham leyitshak uleyaakov lemor lezaraha etenena heritiha veeneha veşama lo taavor.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלָ֗יו זֹ֤את הָאָ֙רֶץ֙ אֲשֶׁ֣ר נִ֠שְׁבַּעְתִּי לְאַבְרָהָ֨ם לְיִצְחָ֤ק וּֽלְיַעֲקֹב֙ לֵאמֹ֔ר לְזַרְעֲךָ֖ אֶתְּנֶ֑נָּה הֶרְאִיתִ֣יךָ בְעֵינֶ֔יךָ וְשָׁ֖מָּה לֹ֥א תַעֲבֹֽר׃
Adonay ona şöyle dedi: 'Avraam'a, Yitshak'a ve Yaakov'a, "Onu senin soyuna vereceğim" diye yemin ettiğim ülke budur. Onu sana kendi gözlerinle gösterdim; ama oraya geçmeyeceksin.'