TORA LEMMA DİZİNİ
נָשָׂא
Bu lemma Tora’da 168 kez, 158 ayette kullanılır.
Sözlük bilgisi
Türkçe anlam: kaldırmak, yükseltmek; taşımak, yüklenmek; almak; sorumluluk taşımak; bağışlamak; saymak/nüfus sayımı yapmak; getirmek/sunmak; yüceltmek; ses yükseltmek veya yemin etmek
Kök — שורש (şoreş, kök): נשא
Kelime türü kodu: V
UBS kaynak glossları
to become high; to be lifted up; to rise; to lift up; to raise; to raise up; to lift up (one's) hands; to lift up (one's) palms; to count on; to be intent on; to desire; to take; to take up; to carry; to bear; to take (as wife); to take a wife (for someone else); to carry responsibility; to cause to bear; to forgive; to pardon; to contain; to support; to hold; to take (someone's) life; to take away; to cause to die; to wear; to receive; to get; to undergo; to number; to take a census; to care for; to assist; to help; to bring; to convey; to transport; to present; to give; to take (for oneself); to yield; to yield prosperity; to accept; to tolerate; to look up without shame; to attack; to raise one's head; to raise one's horn; to release from prison; to be exalted; to be proud; to become arrogant; to have haughty looks; to exalt oneself; to exalt; to happen; to arise; to reach the skies; to ease; to start walking; to look up; to look up to (in confidence); to shout; to utter; to pronounce; to raise (one's) wings; to lift up oneself = to come into action; to come into action; to revolt; to swear; to cause to shine; to respect; to look upon or treat with favor; to honor; to be willing
Morfoloji/lemma: OSHB ve Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam varsa UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak glosslarından hazırlanmış ToraOku Türkçe yerelleştirmesidir.
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit46 kullanım42 ayet
- Şemot33 kullanım32 ayet
- Vayikra22 kullanım22 ayet
- Bamidbar47 kullanım44 ayet
- Devarim20 kullanım18 ayet
Yazılı biçimler
- וַיִּשָּׂא֙ 25 kullanım
- יִשָּׂ֥א 16 kullanım
- לָשֵׂ֥את 16 kullanım
- תִשָּׂ֛א 14 kullanım
- וְנִשָּׂא 11 kullanım
- נָשָׂ֖א 8 kullanım
- יִשְׂא֥וּ 7 kullanım
- שָׂ֣א 7 kullanım
- וַיִּשְׂאוּ֩ 6 kullanım
- וְנָשְׂא֖וּ 4 kullanım
- וַתִּשָּׂא֙ 4 kullanım
- נָשָׂ֨אתִי֙ 4 kullanım
- תִּשְׂאוּ֙ 4 kullanım
- נְשָׂא֣וֹ 3 kullanım
- נֹשְׂאֵ֖י 3 kullanım
- שְׂא֤וּ 3 kullanım
- אֶשָּׂ֖א 2 kullanım
- וָאֶשָּׂ֤א 2 kullanım
- וְהַנֹּשֵׂא֙ 2 kullanım
- וְשָׂ֕א 2 kullanım
- נֹֽשְׂאִ֗ים 2 kullanım
- שְׂאֵ֥ת 2 kullanım
- בִּשְׂאֵ֥ת 1 kullanım
- הַנֹּשֵׂ֖א 1 kullanım
- הַנֹּ֣שְׂאִ֔ים 1 kullanım
- וְהַנּוֹשֵׂ֣א 1 kullanım
- וְהִשִּׂ֤יאוּ 1 kullanım
- וַיִּשָּׂאֻ֥הוּ 1 kullanım
- וַיִּשָּׂאֻם֙ 1 kullanım
- וְנָשָׂ֥אתִי 1 kullanım
- וּנְשָׂאתֶ֥ם 1 kullanım
- וּנְשָׂאתַ֨נִי֙ 1 kullanım
- וְתִנַּשֵּׂ֖א 1 kullanım
- יִשָּׂאֵ֖הוּ 1 kullanım
- יִתְנַשָּׂ֑א 1 kullanım
- מִנְּשֹֽׂא 1 kullanım
- נְשָׂאֲךָ֙ 1 kullanım
- נֹֽ֠שְׂאֹת 1 kullanım
- נָשָׂ֨אתָה֙ 1 kullanım
- שָׂאֵ֣הוּ 1 kullanım
- שְׂאִ֣י 1 kullanım
- שְׂאֵתוֹ֒ 1 kullanım
- תִּֽתְנַשְּׂא֖וּ 1 kullanım
Türkçe okunuş biçimleri
- vayisa 25 kullanım
- laset 16 kullanım
- yisa 16 kullanım
- tisa 14 kullanım
- venasa 10 kullanım
- sa 7 kullanım
- vayisu 6 kullanım
- nasati 4 kullanım
- tisu 4 kullanım
- Vatisa 4 kullanım
- venaseu 4 kullanım
- yisu 4 kullanım
- nasa 3 kullanım
- nose 3 kullanım
- nosee 3 kullanım
- seu 3 kullanım
- Vehanose 3 kullanım
- yisau 3 kullanım
- esa 2 kullanım
- Naso 2 kullanım
- nesao 2 kullanım
- noseim 2 kullanım
- seet 2 kullanım
- vaesa 2 kullanım
- vesa 2 kullanım
- biset 1 kullanım
- hanose 1 kullanım
- hanoseim 1 kullanım
- mineso 1 kullanım
- nasata 1 kullanım
- naseu 1 kullanım
- nesaaha 1 kullanım
- noseot 1 kullanım
- saeu 1 kullanım
- seeto 1 kullanım
- sei 1 kullanım
- titenaseu 1 kullanım
- unesatani 1 kullanım
- unesatem 1 kullanım
- vayisaum 1 kullanım
- vayisauu 1 kullanım
- Vehisiu 1 kullanım
- venasati 1 kullanım
- venisa 1 kullanım
- vetinase 1 kullanım
- yisaeu 1 kullanım
- yitnasa 1 kullanım
Dilbilgisel biçimler
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (25 kullanım · HC/Vqw3ms)
- edat + fiil, Kal, mastar yapılı (18 kullanım · HR/Vqc)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (15 kullanım · HVqi3ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, tekil (12 kullanım · HVqi2ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (10 kullanım · HC/Vqq3ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (7 kullanım · HVqi3mp)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil (7 kullanım · HVqv2ms)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (6 kullanım · HC/Vqw3mp)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (4 kullanım · HC/Vqq3cp)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (4 kullanım · HC/Vqw3fs)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul (4 kullanım · HVqi2mp)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (4 kullanım · HVqp1cs)
- bağlaç + belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (3 kullanım · HC/Td/Vqrmsa)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HVqp3ms)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (3 kullanım · HVqrmpc)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (3 kullanım · HVqrmsa)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, çoğul (3 kullanım · HVqv2mp)
- bağlaç + fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HC/Vqv2ms)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (2 kullanım · HC/Vqw1cs)
- fiil, Kal, mastar mutlak (2 kullanım · HVqa)
- fiil, Kal, mastar yapılı (2 kullanım · HVqc)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (2 kullanım · HVqi1cs)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (2 kullanım · HVqi3fs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HVqp3ms/Sp3ms)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HVqrmpa)
- bağlaç + fiil, Nifal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/VNq3ms)
- bağlaç + fiil, Hifil, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HC/Vhq3cp)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HC/Vqq1cs)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HC/Vqq2mp)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HC/Vqq2ms/Sp1cs)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul + zamir eki, 3. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HC/Vqw3mp/Sp3mp)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vqw3mp/Sp3ms)
- bağlaç + fiil, Hitpael, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vti3fs)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HTd/Vqrmpa)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HTd/Vqrmsa)
- fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqc/Sp3ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqi3ms/Sp3ms)
- fiil, Kal, jussif, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqj3ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqp2ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVqp3cp)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqp3ms/Sp2ms)
- fiil, Kal, etken ortaç, f. kişi (1 kullanım · HVqrfpa)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HVqv2fs)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqv2ms/Sp3ms)
- fiil, Hitpael, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HVti2mp)
- fiil, Hitpael, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVti3ms)
Geçtiği ayetler
Bereşit 4:13
Vayomer kayin el Adonay gadol avoni mineso.
וַיֹּ֥אמֶר קַ֖יִן אֶל־יְהוָ֑ה גָּד֥וֹל עֲוֺנִ֖י מִנְּשֹֽׂא׃
Kayin Adonay’a, “Cezam taşıyabileceğimden ağır” dedi.
Bereşit 7:17
Vayehi hamabul arbaim yom al haarets vayirbu hamayim vayisu et hateva vataram meal haarets.
וַֽיְהִ֧י הַמַּבּ֛וּל אַרְבָּעִ֥ים י֖וֹם עַל־הָאָ֑רֶץ וַיִּרְבּ֣וּ הַמַּ֗יִם וַיִּשְׂאוּ֙ אֶת־הַתֵּבָ֔ה וַתָּ֖רָם מֵעַ֥ל הָאָֽרֶץ׃
Tufan yeryüzünde kırk gün sürdü. Sular çoğalıp gemiyi kaldırdı; gemi yerden yükseldi.
Bereşit 13:6
Velo nasa otam haarets laşevet yahdav ki haya rehuşam rav velo yahelu laşevet yahdav.
וְלֹא־נָשָׂ֥א אֹתָ֛ם הָאָ֖רֶץ לָשֶׁ֣בֶת יַחְדָּ֑ו כִּֽי־הָיָ֤ה רְכוּשָׁם֙ רָ֔ב וְלֹ֥א יָֽכְל֖וּ לָשֶׁ֥בֶת יַחְדָּֽו׃
Ülke ikisinin birlikte yaşamasına yetmiyordu. Çünkü malları çoktu ve birlikte yaşayamıyorlardı.
Bereşit 13:10
Vayisa lot et enav vayar et kol kikar hayarden ki hulah maşke lifne şahet Adonay et sedom veet amora kegan Adonay keerets mitsrayim boaha tsoar.
וַיִּשָּׂא־ל֣וֹט אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ אֶת־כָּל־כִּכַּ֣ר הַיַּרְדֵּ֔ן כִּ֥י כֻלָּ֖הּ מַשְׁקֶ֑ה לִפְנֵ֣י ׀ שַׁחֵ֣ת יְהוָ֗ה אֶת־סְדֹם֙ וְאֶת־עֲמֹרָ֔ה כְּגַן־יְהוָה֙ כְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בֹּאֲכָ֖ה צֹֽעַר׃
Lot gözlerini kaldırıp Yarden ovasının tamamına baktı; her yeri sulaktı. Adonay Sedom ve Amora’yı yok etmeden önce, Tsoar’a doğru uzanan bu bölge Adonay’ın bahçesi gibi, Mısır ülkesi gibiydi.
Bereşit 13:14
Vadonay amar el avram ahare hipared lot meimo sa na eneha uree min hamakom aşer ata şam tsafona vanegba vakedema vayama.
וַֽיהוָ֞ה אָמַ֣ר אֶל־אַבְרָ֗ם אַחֲרֵי֙ הִפָּֽרֶד־ל֣וֹט מֵֽעִמּ֔וֹ שָׂ֣א נָ֤א עֵינֶ֙יךָ֙ וּרְאֵ֔ה מִן־הַמָּק֖וֹם אֲשֶׁר־אַתָּ֣ה שָׁ֑ם צָפֹ֥נָה וָנֶ֖גְבָּה וָקֵ֥דְמָה וָיָֽמָּה׃
Lot ondan ayrıldıktan sonra Adonay Avram’a şöyle dedi: “Gözlerini kaldır ve bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya ve batıya bak.
Bereşit 18:2
Vayisa enav vayar vehine şeloşa anaşim nitsavim alav vayar vayarats likratam mipetah haohel vayiştahu aretsa.
וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּה֙ שְׁלֹשָׁ֣ה אֲנָשִׁ֔ים נִצָּבִ֖ים עָלָ֑יו וַיַּ֗רְא וַיָּ֤רָץ לִקְרָאתָם֙ מִפֶּ֣תַח הָאֹ֔הֶל וַיִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרְצָה׃
Gözlerini kaldırıp baktı; işte, karşısında üç adam duruyordu. Onları görünce çadırın girişinden koşup karşılamaya gitti ve yere eğildi.
Bereşit 18:24
Ulay yeş hamişim tsadikim betoh hair haaf tispe velo tisa lamakom lemaan hamişim hatsadikim aşer bekirbah.
אוּלַ֥י יֵ֛שׁ חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר הַאַ֤ף תִּסְפֶּה֙ וְלֹא־תִשָּׂ֣א לַמָּק֔וֹם לְמַ֛עַן חֲמִשִּׁ֥ים הַצַּדִּיקִ֖ם אֲשֶׁ֥ר בְּקִרְבָּֽהּ׃
“Belki kentin içinde elli dürüst kişi vardır. İçindeki elli dürüst kişinin hatırına orayı bağışlamayıp yine de yok mu edeceksin?
Bereşit 18:26
Vayomer Adonay im emtsa visdom hamişim tsadikim betoh hair venasati lehol hamakom baavuram.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א בִסְדֹ֛ם חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר וְנָשָׂ֥אתִי לְכָל־הַמָּק֖וֹם בַּעֲבוּרָֽם׃
Adonay, “Sedom’da, kentin içinde elli dürüst kişi bulursam onların hatırına bütün o yeri bağışlayacağım” dedi.
Bereşit 19:21
Vayomer elav hine nasati faneha gam ladavar haze levilti hafeki et hair aşer dibarta.
וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו הִנֵּה֙ נָשָׂ֣אתִי פָנֶ֔יךָ גַּ֖ם לַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה לְבִלְתִּ֛י הָפְכִּ֥י אֶת־הָעִ֖יר אֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃
Ona, “Bu konuda da dileğini kabul ettim” dedi. “Sözünü ettiğin kenti yıkmayacağım.
Bereşit 21:16
Vateleh vateşev lah mineged harhek kimtahave keşet ki amera al ere bemot hayaled vateşev mineged vatisa et kolah vatevk.
וַתֵּלֶךְ֩ וַתֵּ֨שֶׁב לָ֜הּ מִנֶּ֗גֶד הַרְחֵק֙ כִּמְטַחֲוֵ֣י קֶ֔שֶׁת כִּ֣י אָֽמְרָ֔ה אַל־אֶרְאֶ֖ה בְּמ֣וֹת הַיָּ֑לֶד וַתֵּ֣שֶׁב מִנֶּ֔גֶד וַתִּשָּׂ֥א אֶת־קֹלָ֖הּ וַתֵּֽבְךְּ׃
Sonra gidip karşısına, bir ok atımı kadar uzağa oturdu. Çünkü “Çocuğun ölümünü görmeyeyim” demişti. Karşısına oturup sesini yükselterek ağladı.
Bereşit 21:18
Kumi sei et hanaar vehahaziki et yadeh bo ki legoy gadol asimenu.
ק֚וּמִי שְׂאִ֣י אֶת־הַנַּ֔עַר וְהַחֲזִ֥יקִי אֶת־יָדֵ֖ךְ בּ֑וֹ כִּֽי־לְג֥וֹי גָּד֖וֹל אֲשִׂימֶֽנּוּ׃
Kalk, çocuğu kaldır ve elinden tut. Çünkü onu büyük bir halk yapacağım.”
Bereşit 22:4
Bayom haşelişi vayisa avraham et enav vayar et hamakom merahok.
בַּיּ֣וֹם הַשְּׁלִישִׁ֗י וַיִּשָּׂ֨א אַבְרָהָ֧ם אֶת־עֵינָ֛יו וַיַּ֥רְא אֶת־הַמָּק֖וֹם מֵרָחֹֽק׃
Üçüncü gün Avraam gözlerini kaldırıp o yeri uzaktan gördü.
Bereşit 22:13
Vayisa avraham et enav vayar vehine ayil ahar neehaz basevah bekarnav vayeleh avraham vayikah et haayil vayaaleu leola tahat beno.
וַיִּשָּׂ֨א אַבְרָהָ֜ם אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ וְהִנֵּה־אַ֔יִל אַחַ֕ר נֶאֱחַ֥ז בַּסְּבַ֖ךְ בְּקַרְנָ֑יו וַיֵּ֤לֶךְ אַבְרָהָם֙ וַיִּקַּ֣ח אֶת־הָאַ֔יִל וַיַּעֲלֵ֥הוּ לְעֹלָ֖ה תַּ֥חַת בְּנֽוֹ׃
Avraam gözlerini kaldırıp baktı. İşte, arkasında boynuzları çalılığa takılmış bir koç vardı. Avraam gidip koçu aldı ve oğlunun yerine yakmalık sunu olarak sundu.
Bereşit 24:63
Vayetse yitshak lasuah basade lifnot arev vayisa enav vayar vehine gemalim baim.
וַיֵּצֵ֥א יִצְחָ֛ק לָשׂ֥וּחַ בַּשָּׂדֶ֖ה לִפְנ֣וֹת עָ֑רֶב וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּ֥ה גְמַלִּ֖ים בָּאִֽים׃
Yitshak akşama doğru kırda dua etmeye çıktı. Gözlerini kaldırıp baktı; işte, develer geliyordu.
Bereşit 24:64
Vatisa rivka et eneha vatere et yitshak vatipol meal hagamal.
וַתִּשָּׂ֤א רִבְקָה֙ אֶת־עֵינֶ֔יהָ וַתֵּ֖רֶא אֶת־יִצְחָ֑ק וַתִּפֹּ֖ל מֵעַ֥ל הַגָּמָֽל׃
Rivka gözlerini kaldırıp Yitshak’ı gördü ve deveden indi.
Bereşit 27:3
Veata sa na heleha telyeha vekaşteha vetse hasade vetsuda li tsayid.
וְעַתָּה֙ שָׂא־נָ֣א כֵלֶ֔יךָ תֶּלְיְךָ֖ וְקַשְׁתֶּ֑ךָ וְצֵא֙ הַשָּׂדֶ֔ה וְצ֥וּדָה לִּ֖י צידה [צָֽיִד׃]
“Şimdi lütfen silahlarını, sadağını ve yayını al; kıra çıkıp benim için avlan.
Bereşit 27:38
Vayomer esav el aviv haveraha ahat hi leha avi baraheni gam ani avi vayisa esav kolo vayevk.
וַיֹּ֨אמֶר עֵשָׂ֜ו אֶל־אָבִ֗יו הַֽבְרָכָ֨ה אַחַ֤ת הִֽוא־לְךָ֙ אָבִ֔י בָּרֲכֵ֥נִי גַם־אָ֖נִי אָבִ֑י וַיִּשָּׂ֥א עֵשָׂ֛ו קֹל֖וֹ וַיֵּֽבְךְּ׃
Esav babasına, “Yalnız bir bereketin mi var, babacığım? Beni de kutsa, babacığım!” dedi ve yüksek sesle ağladı.
Bereşit 29:1
Vayisa yaakov raglav vayeleh artsa vene kedem.
וַיִּשָּׂ֥א יַעֲקֹ֖ב רַגְלָ֑יו וַיֵּ֖לֶךְ אַ֥רְצָה בְנֵי־קֶֽדֶם׃
Yaakov yeniden yola koyulup doğu halklarının ülkesine gitti.
Bereşit 29:11
Vayişak yaakov lerahel vayisa et kolo vayevk.
וַיִּשַּׁ֥ק יַעֲקֹ֖ב לְרָחֵ֑ל וַיִּשָּׂ֥א אֶת־קֹל֖וֹ וַיֵּֽבְךְּ׃
Yaakov, Rahel’i öptü ve yüksek sesle ağladı.
Bereşit 31:10
Vayehi beet yahem hatson vaesa enay vaere bahalom vehine haatudim haolim al hatson akudim nekudim uverudim.
וַיְהִ֗י בְּעֵת֙ יַחֵ֣ם הַצֹּ֔אן וָאֶשָּׂ֥א עֵינַ֛י וָאֵ֖רֶא בַּחֲל֑וֹם וְהִנֵּ֤ה הָֽעַתֻּדִים֙ הָעֹלִ֣ים עַל־הַצֹּ֔אן עֲקֻדִּ֥ים נְקֻדִּ֖ים וּבְרֻדִּֽים׃
Sürünün çiftleşme zamanında bir rüyada gözlerimi kaldırıp baktım. Dişilerin üzerine çıkan tekeler çizgili, benekli ve kırçıllıydı.
Bereşit 31:12
Vayomer sa na eneha uree kol haatudim haolim al hatson akudim nekudim uverudim ki raiti et kol aşer lavan ose lah.
וַיֹּ֗אמֶר שָׂא־נָ֨א עֵינֶ֤יךָ וּרְאֵה֙ כָּל־הָֽעַתֻּדִים֙ הָעֹלִ֣ים עַל־הַצֹּ֔אן עֲקֻדִּ֥ים נְקֻדִּ֖ים וּבְרֻדִּ֑ים כִּ֣י רָאִ֔יתִי אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר לָבָ֖ן עֹ֥שֶׂה לָּֽךְ׃
Şöyle dedi: ‘Gözlerini kaldır da bak! Dişilerin üzerine çıkan bütün tekeler çizgili, benekli ve kırçıllı. Çünkü Lavan’ın sana yaptıklarının hepsini gördüm.
Bereşit 31:17
Vayakom yaakov vayisa et banav veet naşav al hagemalim.
וַיָּ֖קָם יַעֲקֹ֑ב וַיִּשָּׂ֛א אֶת־בָּנָ֥יו וְאֶת־נָשָׁ֖יו עַל־הַגְּמַלִּֽים׃
Yaakov kalkıp çocuklarını ve eşlerini develere bindirdi.
Bereşit 32:21
Vaamartem gam hine avdeha yaakov aharenu ki amar ahapera fanav baminha haholehet lefanay veahare hen ere fanav ulay yisa fanay.
וַאֲמַרְתֶּ֕ם גַּ֗ם הִנֵּ֛ה עַבְדְּךָ֥ יַעֲקֹ֖ב אַחֲרֵ֑ינוּ כִּֽי־אָמַ֞ר אֲכַפְּרָ֣ה פָנָ֗יו בַּמִּנְחָה֙ הַהֹלֶ֣כֶת לְפָנָ֔י וְאַחֲרֵי־כֵן֙ אֶרְאֶ֣ה פָנָ֔יו אוּלַ֖י יִשָּׂ֥א פָנָֽי׃
“‘Kulun Yaakov da arkamızdan geliyor’ deyin.” Çünkü, “Önümden giden armağanla onu yatıştırırım. Sonra yüzünü görürüm; belki beni kabul eder” diye düşünüyordu.
Bereşit 33:1
Vayisa yaakov enav vayar vehine esav ba veimo arba meot iş vayahats et hayeladim al lea veal rahel veal şete haşefahot.
וַיִּשָּׂ֨א יַעֲקֹ֜ב עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ וְהִנֵּ֣ה עֵשָׂ֣ו בָּ֔א וְעִמּ֕וֹ אַרְבַּ֥ע מֵא֖וֹת אִ֑ישׁ וַיַּ֣חַץ אֶת־הַיְלָדִ֗ים עַל־לֵאָה֙ וְעַל־רָחֵ֔ל וְעַ֖ל שְׁתֵּ֥י הַשְּׁפָחֽוֹת׃
Yaakov gözlerini kaldırıp baktı. Esav, yanında dört yüz adamla geliyordu. Çocukları Lea’nın, Rahel’in ve iki hizmetkâr kadının yanına ayırdı.
Bereşit 33:5
Vayisa et enav vayar et hanaşim veet hayeladim vayomer mi ele lah vayomar hayeladim aşer hanan Elohim et avdeha.
וַיִּשָּׂ֣א אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּ֤רְא אֶת־הַנָּשִׁים֙ וְאֶת־הַיְלָדִ֔ים וַיֹּ֖אמֶר מִי־אֵ֣לֶּה לָּ֑ךְ וַיֹּאמַ֕ר הַיְלָדִ֕ים אֲשֶׁר־חָנַ֥ן אֱלֹהִ֖ים אֶת־עַבְדֶּֽךָ׃
Esav gözlerini kaldırıp kadınları ve çocukları gördü. “Yanındakiler kim?” diye sordu. Yaakov, “Tanrı’nın kuluna bağışladığı çocuklar” dedi.
Bereşit 36:7
Ki haya rehuşam rav mişevet yahdav velo yahela erets megurehem laset otam mipene miknehem.
כִּֽי־הָיָ֧ה רְכוּשָׁ֛ם רָ֖ב מִשֶּׁ֣בֶת יַחְדָּ֑ו וְלֹ֨א יָֽכְלָ֜ה אֶ֤רֶץ מְגֽוּרֵיהֶם֙ לָשֵׂ֣את אֹתָ֔ם מִפְּנֵ֖י מִקְנֵיהֶֽם׃
Çünkü malları birlikte yaşamalarına elvermeyecek kadar çoktu. Yabancı olarak yaşadıkları ülke, hayvanlarının çokluğu yüzünden ikisini birden barındıramıyordu.
Bereşit 37:25
Bu ayette 2 eşleşme
Vayeşevu leehol lehem vayisu enehem vayiru vehine orehat yişmeelim baa migilad ugemalehem noseim nehot utseri valot holehim lehorid mitsrayema.
וַיֵּשְׁבוּ֮ לֶֽאֱכָל־לֶחֶם֒ וַיִּשְׂא֤וּ עֵֽינֵיהֶם֙ וַיִּרְא֔וּ וְהִנֵּה֙ אֹרְחַ֣ת יִשְׁמְעֵאלִ֔ים בָּאָ֖ה מִגִּלְעָ֑ד וּגְמַלֵּיהֶ֣ם נֹֽשְׂאִ֗ים נְכֹאת֙ וּצְרִ֣י וָלֹ֔ט הוֹלְכִ֖ים לְהוֹרִ֥יד מִצְרָֽיְמָה׃
Yemek yemeye oturdular. Gözlerini kaldırıp baktıklarında Gilad’dan gelen bir Yişmaelli kervanı gördüler. Develeri baharat, balsam ve laden yüklüydü; bunları Mısır’a götürüyorlardı.
Bereşit 39:7
Vayehi ahar hadevarim haele vatisa eşet adonav et eneha el yosef vatomer şihva imi.
וַיְהִ֗י אַחַר֙ הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה וַתִּשָּׂ֧א אֵֽשֶׁת־אֲדֹנָ֛יו אֶת־עֵינֶ֖יהָ אֶל־יוֹסֵ֑ף וַתֹּ֖אמֶר שִׁכְבָ֥ה עִמִּֽי׃
Bu olaylardan sonra efendisinin karısı Yosef’e göz koydu. “Benimle yat” dedi.
Bereşit 40:13
Beod şeloşet yamim yisa faro et roşeha vahaşiveha al kaneha venatata hos paro beyado kamişpat harişon aşer hayita maşkeu.
בְּע֣וֹד ׀ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֗ים יִשָּׂ֤א פַרְעֹה֙ אֶת־רֹאשֶׁ֔ךָ וַהֲשִֽׁיבְךָ֖ עַל־כַּנֶּ֑ךָ וְנָתַתָּ֤ כוֹס־פַּרְעֹה֙ בְּיָד֔וֹ כַּמִּשְׁפָּט֙ הָֽרִאשׁ֔וֹן אֲשֶׁ֥ר הָיִ֖יתָ מַשְׁקֵֽהוּ׃
Üç gün içinde Firavun başını kaldıracak ve seni görevine geri getirecek. Eskiden ona sakilik yaptığın zamanki gibi Firavun’un kadehini eline vereceksin.
Bereşit 40:19
Beod şeloşet yamim yisa faro et roşeha mealeha vetala oteha al ets veahal haof et besareha mealeha.
בְּע֣וֹד ׀ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֗ים יִשָּׂ֨א פַרְעֹ֤ה אֶת־רֹֽאשְׁךָ֙ מֵֽעָלֶ֔יךָ וְתָלָ֥ה אוֹתְךָ֖ עַל־עֵ֑ץ וְאָכַ֥ל הָע֛וֹף אֶת־בְּשָׂרְךָ֖ מֵעָלֶֽיךָ׃
Üç gün içinde Firavun başını gövdenden ayıracak ve seni bir ağaca asacak. Kuşlar üzerindeki etini yiyecek.”
Bereşit 40:20
Vayehi bayom haşelişi yom huledet et paro vayaas mişte lehol avadav vayisa et roş sar hamaşkim veet roş sar haofim betoh avadav.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁלִישִׁ֗י י֚וֹם הֻלֶּ֣דֶת אֶת־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֥עַשׂ מִשְׁתֶּ֖ה לְכָל־עֲבָדָ֑יו וַיִּשָּׂ֞א אֶת־רֹ֣אשׁ ׀ שַׂ֣ר הַמַּשְׁקִ֗ים וְאֶת־רֹ֛אשׁ שַׂ֥ר הָאֹפִ֖ים בְּת֥וֹךְ עֲבָדָֽיו׃
Üçüncü gün Firavun’un doğum günüydü. Bütün görevlilerine bir şölen verdi. Görevlileri arasından başsakiyi ve başfırıncıyı öne çıkardı.
Bereşit 42:26
Vayisu et şivram al hamorehem vayelehu mişam.
וַיִּשְׂא֥וּ אֶת־שִׁבְרָ֖ם עַל־חֲמֹרֵיהֶ֑ם וַיֵּלְכ֖וּ מִשָּֽׁם׃
Tahıllarını eşeklerine yükleyip oradan ayrıldılar.
Bereşit 43:29
Vayisa enav vayar et binyamin ahiv ben imo vayomer haze ahihem hakaton aşer amartem elay vayomar Elohim yaheneha beni.
וַיִּשָּׂ֣א עֵינָ֗יו וַיַּ֞רְא אֶת־בִּנְיָמִ֣ין אָחִיו֮ בֶּן־אִמּוֹ֒ וַיֹּ֗אמֶר הֲזֶה֙ אֲחִיכֶ֣ם הַקָּטֹ֔ן אֲשֶׁ֥ר אֲמַרְתֶּ֖ם אֵלָ֑י וַיֹּאמַ֕ר אֱלֹהִ֥ים יָחְנְךָ֖ בְּנִֽי׃
Yosef gözlerini kaldırıp öz kardeşi, annesinin oğlu Binyamin’i gördü. “Bana sözünü ettiğiniz en küçük kardeşiniz bu mu?” diye sordu. Ardından, “Tanrı sana iyilik göstersin, oğlum” dedi.
Bereşit 43:34
Vayisa masot meet panav alehem vaterev masat binyamin mimasot kulam hameş yadot vayiştu vayişkeru imo.
וַיִּשָּׂ֨א מַשְׂאֹ֜ת מֵאֵ֣ת פָּנָיו֮ אֲלֵהֶם֒ וַתֵּ֜רֶב מַשְׂאַ֧ת בִּנְיָמִ֛ן מִמַּשְׂאֹ֥ת כֻּלָּ֖ם חָמֵ֣שׁ יָד֑וֹת וַיִּשְׁתּ֥וּ וַֽיִּשְׁכְּר֖וּ עִמּֽוֹ׃
Yosef’in önünden onlara yemek payları götürüldü. Binyamin’in payı ötekilerin her birininkinden beş kat fazlaydı. Onunla birlikte içtiler, sarhoş oldular.
Bereşit 44:1
Vayetsav et aşer al beto lemor male et amtehot haanaşim ohel kaaşer yuhelun seet vesim kesef iş befi amtahto.
וַיְצַ֞ו אֶת־אֲשֶׁ֣ר עַל־בֵּיתוֹ֮ לֵאמֹר֒ מַלֵּ֞א אֶת־אַמְתְּחֹ֤ת הָֽאֲנָשִׁים֙ אֹ֔כֶל כַּאֲשֶׁ֥ר יוּכְל֖וּן שְׂאֵ֑ת וְשִׂ֥ים כֶּֽסֶף־אִ֖ישׁ בְּפִ֥י אַמְתַּחְתּֽוֹ׃
Yosef, evinin sorumlusuna şu buyruğu verdi: “Adamların torbalarını taşıyabilecekleri kadar yiyecekle doldur. Her birinin parasını kendi torbasının ağzına koy.
Bereşit 45:19
Veata tsuveta zot asu kehu lahem meerets mitsrayim agalot letapehem velinşehem unesatem et avihem uvatem.
וְאַתָּ֥ה צֻוֵּ֖יתָה זֹ֣את עֲשׂ֑וּ קְחוּ־לָכֶם֩ מֵאֶ֨רֶץ מִצְרַ֜יִם עֲגָל֗וֹת לְטַפְּכֶם֙ וְלִנְשֵׁיכֶ֔ם וּנְשָׂאתֶ֥ם אֶת־אֲבִיכֶ֖ם וּבָאתֶֽם׃
Sana şu buyruğu da veriyorum; onlara şöyle söyle: ‘Çocuklarınız ve eşleriniz için Mısır ülkesinden arabalar alın. Babanızı da bindirip gelin.
Bereşit 45:23
Bu ayette 2 eşleşme
Uleaviv şalah kezot asara hamorim noseim mituv mitsrayim veeser atonot noseot bar valehem umazon leaviv ladareh.
וּלְאָבִ֞יו שָׁלַ֤ח כְּזֹאת֙ עֲשָׂרָ֣ה חֲמֹרִ֔ים נֹשְׂאִ֖ים מִטּ֣וּב מִצְרָ֑יִם וְעֶ֣שֶׂר אֲתֹנֹ֡ת נֹֽ֠שְׂאֹת בָּ֣ר וָלֶ֧חֶם וּמָז֛וֹן לְאָבִ֖יו לַדָּֽרֶךְ׃
Babasına da şunları gönderdi: Mısır’ın en iyi ürünlerini taşıyan on erkek eşek ve babasının yolculuğu için tahıl, ekmek ve yiyecek taşıyan on dişi eşek.
Bereşit 45:27
Vayedaberu elav et kol divre yosef aşer diber alehem vayar et haagalot aşer şalah yosef laset oto vatehi ruah yaakov avihem.
וַיְדַבְּר֣וּ אֵלָ֗יו אֵ֣ת כָּל־דִּבְרֵ֤י יוֹסֵף֙ אֲשֶׁ֣ר דִּבֶּ֣ר אֲלֵהֶ֔ם וַיַּרְא֙ אֶת־הָ֣עֲגָל֔וֹת אֲשֶׁר־שָׁלַ֥ח יוֹסֵ֖ף לָשֵׂ֣את אֹת֑וֹ וַתְּחִ֕י ר֖וּחַ יַעֲקֹ֥ב אֲבִיהֶֽם׃
Yosef’in kendilerine söylediği bütün sözleri ona anlattılar. Babaları Yaakov, Yosef’in kendisini taşımak için gönderdiği arabaları görünce yeniden canlandı.
Bereşit 46:5
Bu ayette 2 eşleşme
Vayakom yaakov mibeer şava vayisu vene yisrael et yaakov avihem veet tapam veet neşehem baagalot aşer şalah paro laset oto.
וַיָּ֥קָם יַעֲקֹ֖ב מִבְּאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיִּשְׂא֨וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֜ל אֶת־יַעֲקֹ֣ב אֲבִיהֶ֗ם וְאֶת־טַפָּם֙ וְאֶת־נְשֵׁיהֶ֔ם בָּעֲגָל֕וֹת אֲשֶׁר־שָׁלַ֥ח פַּרְעֹ֖ה לָשֵׂ֥את אֹתֽוֹ׃
Yaakov Beer Şeva’dan ayrıldı. İsrael’in oğulları, babaları Yaakov’u, çocuklarını ve eşlerini, Firavun’un onu taşımak için gönderdiği arabalara bindirdiler.
Bereşit 47:30
Veşahavti im avotay unesatani mimitsrayim ukevartani bikvuratam vayomar anohi eese hidvareha.
וְשָֽׁכַבְתִּי֙ עִם־אֲבֹתַ֔י וּנְשָׂאתַ֙נִי֙ מִמִּצְרַ֔יִם וּקְבַרְתַּ֖נִי בִּקְבֻרָתָ֑ם וַיֹּאמַ֕ר אָנֹכִ֖י אֶֽעֱשֶׂ֥ה כִדְבָרֶֽךָ׃
Atalarımla birlikte ölüme yattığımda beni Mısır’dan götürüp onların mezarına göm.” Yosef, “Söylediğin gibi yapacağım” dedi.
Bereşit 50:13
Vayisu oto vanav artsa kenaan vayikberu oto bimarat sede hamahpela aşer kana avraham et hasade laahuzat kever meet efron hahiti al pene mamre.
וַיִּשְׂא֨וּ אֹת֤וֹ בָנָיו֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיִּקְבְּר֣וּ אֹת֔וֹ בִּמְעָרַ֖ת שְׂדֵ֣ה הַמַּכְפֵּלָ֑ה אֲשֶׁ֣ר קָנָה֩ אַבְרָהָ֨ם אֶת־הַשָּׂדֶ֜ה לַאֲחֻזַּת־קֶ֗בֶר מֵאֵ֛ת עֶפְרֹ֥ן הַחִתִּ֖י עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵֽא׃
Onu Kenaan ülkesine taşıyıp Mahpela tarlasındaki mağaraya gömdüler. Avraam o tarlayı mezar yeri olarak, Mamre’nin karşısında Hiti Efron’dan satın almıştı.
Bereşit 50:17
Bu ayette 2 eşleşme
Ko tomeru leyosef ana sa na peşa aheha vehatatam ki raa gemaluha veata sa na lefeşa avde elohe aviha vayevk yosef bedaberam elav.
כֹּֽה־תֹאמְר֣וּ לְיוֹסֵ֗ף אָ֣נָּ֡א שָׂ֣א נָ֠א פֶּ֣שַׁע אַחֶ֤יךָ וְחַטָּאתָם֙ כִּי־רָעָ֣ה גְמָל֔וּךָ וְעַתָּה֙ שָׂ֣א נָ֔א לְפֶ֥שַׁע עַבְדֵ֖י אֱלֹהֵ֣י אָבִ֑יךָ וַיֵּ֥בְךְּ יוֹסֵ֖ף בְּדַבְּרָ֥ם אֵלָֽיו׃
‘Yosef’e şöyle söyleyin: Kardeşlerinin suçunu ve günahını lütfen bağışla; çünkü sana kötülük ettiler.’ Şimdi lütfen babanın Tanrısı’nın kullarının suçunu bağışla.” Bu sözler ona iletilirken Yosef ağladı.
Şemot 6:8
Veheveti ethem el haarets aşer nasati et yadi latet otah leavraham leyitshak uleyaakov venatati otah lahem moraşa ani Adonay.
וְהֵבֵאתִ֤י אֶתְכֶם֙ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֤ר נָשָׂ֙אתִי֙ אֶת־יָדִ֔י לָתֵ֣ת אֹתָ֔הּ לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹ֑ב וְנָתַתִּ֨י אֹתָ֥הּ לָכֶ֛ם מוֹרָשָׁ֖ה אֲנִ֥י יְהוָֽה׃
Sizi Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a vermek için elimi kaldırıp ant içtiğim ülkeye götüreceğim. Onu size miras olarak vereceğim. Ben Adonay’ım.’”
Şemot 10:13
Vayet moşe et mateu al erets mitsrayim vadonay nihag ruah kadim baarets kol hayom hau vehol halayla haboker haya veruah hakadim nasa et haarbe.
וַיֵּ֨ט מֹשֶׁ֣ה אֶת־מַטֵּהוּ֮ עַל־אֶ֣רֶץ מִצְרַיִם֒ וַֽיהוָ֗ה נִהַ֤ג ר֥וּחַ קָדִים֙ בָּאָ֔רֶץ כָּל־הַיּ֥וֹם הַה֖וּא וְכָל־הַלָּ֑יְלָה הַבֹּ֣קֶר הָיָ֔ה וְר֙וּחַ֙ הַקָּדִ֔ים נָשָׂ֖א אֶת־הָאַרְבֶּֽה׃
Moşe değneğini Mısır ülkesinin üzerine uzattı. Adonay bütün o gün ve gece boyunca ülkede doğu rüzgârı estirdi. Sabah olduğunda doğu rüzgârı çekirgeleri getirmişti.
Şemot 10:17
Veata sa na hatati ah hapaam vehatiru ladonay elohehem veyaser mealay rak et hamavet haze.
וְעַתָּ֗ה שָׂ֣א נָ֤א חַטָּאתִי֙ אַ֣ךְ הַפַּ֔עַם וְהַעְתִּ֖ירוּ לַיהוָ֣ה אֱלֹהֵיכֶ֑ם וְיָסֵר֙ מֵֽעָלַ֔י רַ֖ק אֶת־הַמָּ֥וֶת הַזֶּֽה׃
“Lütfen bu kez olsun günahımı bağışla. Tanrınız Adonay’a yakarın da şu ölümü üzerimden kaldırsın.”
Şemot 10:19
Vayahafoh Adonay ruah yam hazak meod vayisa et haarbe vayitkaeu yama suf lo nişar arbe ehad behol gevul mitsrayim.
וַיַּהֲפֹ֨ךְ יְהוָ֤ה רֽוּחַ־יָם֙ חָזָ֣ק מְאֹ֔ד וַיִּשָּׂא֙ אֶת־הָ֣אַרְבֶּ֔ה וַיִּתְקָעֵ֖הוּ יָ֣מָּה סּ֑וּף לֹ֤א נִשְׁאַר֙ אַרְבֶּ֣ה אֶחָ֔ד בְּכֹ֖ל גְּב֥וּל מִצְרָֽיִם׃
Adonay rüzgârı çok güçlü bir batı rüzgârına çevirdi. Rüzgâr çekirgeleri alıp Sazlık Denizi’ne sürükledi. Mısır’ın hiçbir yerinde bir tek çekirge bile kalmadı.
Şemot 12:34
Vayisa haam et betseko terem yehmats mişarotam tserurot besimlotam al şihmam.
וַיִּשָּׂ֥א הָעָ֛ם אֶת־בְּצֵק֖וֹ טֶ֣רֶם יֶחְמָ֑ץ מִשְׁאֲרֹתָ֛ם צְרֻרֹ֥ת בְּשִׂמְלֹתָ֖ם עַל־שִׁכְמָֽם׃
Halk henüz mayalanmamış hamurunu aldı. Hamur teknelerini giysilerine sarıp omuzlarında taşıdılar.
Şemot 14:10
Ufaro hikriv vayisu vene yisrael et enehem vehine mitsrayim nosea aharehem vayireu meod vayitsaku vene yisrael el Adonay.
וּפַרְעֹ֖ה הִקְרִ֑יב וַיִּשְׂאוּ֩ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֨ל אֶת־עֵינֵיהֶ֜ם וְהִנֵּ֥ה מִצְרַ֣יִם ׀ נֹסֵ֣עַ אַחֲרֵיהֶ֗ם וַיִּֽירְאוּ֙ מְאֹ֔ד וַיִּצְעֲק֥וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל אֶל־יְהוָֽה׃
Firavun yaklaştığında İsrael oğulları başlarını kaldırıp baktılar: Mısırlılar arkalarından geliyordu. Çok korktular ve Adonay’a haykırdılar.
Şemot 18:22
Veşafetu et haam behol et vehaya kol hadavar hagadol yaviu eleha vehol hadavar hakaton yişpetu hem vehakel mealeha venaseu itah.
וְשָׁפְט֣וּ אֶת־הָעָם֮ בְּכָל־עֵת֒ וְהָיָ֞ה כָּל־הַדָּבָ֤ר הַגָּדֹל֙ יָבִ֣יאוּ אֵלֶ֔יךָ וְכָל־הַדָּבָ֥ר הַקָּטֹ֖ן יִשְׁפְּטוּ־הֵ֑ם וְהָקֵל֙ מֵֽעָלֶ֔יךָ וְנָשְׂא֖וּ אִתָּֽךְ׃
Her zaman halkın davalarına onlar baksınlar. Büyük meseleleri sana getirsinler; küçük meseleleri kendileri karara bağlasınlar. Böylece yükünü hafiflet; onu seninle birlikte taşısınlar.
Şemot 19:4
Atem reitem aşer asiti lemitsrayim vaesa ethem al kanfe neşarim vaavi ethem elay.
אַתֶּ֣ם רְאִיתֶ֔ם אֲשֶׁ֥ר עָשִׂ֖יתִי לְמִצְרָ֑יִם וָאֶשָּׂ֤א אֶתְכֶם֙ עַל־כַּנְפֵ֣י נְשָׁרִ֔ים וָאָבִ֥א אֶתְכֶ֖ם אֵלָֽי׃
‘Mısır’a ne yaptığımı gördünüz. Sizi kartal kanatları üzerinde taşıyıp kendime getirdim.