İbranice biçim עַל
Temel kelime (lemma) עַל
Kök — שורש (şoreş) עלה
Türkçe anlam: üzerinde, üstünde; üzerine, yukarıda
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 987 kez
Teknik kod
HRTORA’DA KELİME
üzerinde, üstünde; üzerine, yukarıda · değil, hayır; olumsuzluk bildiren sözcük
al okunuşu Tora’da 1079 kez, 895 farklı ayette görülür.
Vayehi haşemeş lavo vetardema nafela al avram vehine ema haşeha gedola nofelet alav.
וַיְהִ֤י הַשֶּׁ֙מֶשׁ֙ לָב֔וֹא וְתַרְדֵּמָ֖ה נָפְלָ֣ה עַל־אַבְרָ֑ם וְהִנֵּ֥ה אֵימָ֛ה חֲשֵׁכָ֥ה גְדֹלָ֖ה נֹפֶ֥לֶת עָלָֽיו׃
Güneş batmak üzereyken Avram derin bir uykuya daldı. İşte, üzerine dehşet ve büyük bir karanlık çöktü.
Bu ayette 2 kez
Vayimtsaah malah Adonay al en hamayim bamidbar al haayin bedereh şur.
וַֽיִּמְצָאָ֞הּ מַלְאַ֧ךְ יְהוָ֛ה עַל־עֵ֥ין הַמַּ֖יִם בַּמִּדְבָּ֑ר עַל־הָעַ֖יִן בְּדֶ֥רֶךְ שֽׁוּר׃
Adonay’ın meleği onu çölde bir su pınarının başında, Şur yolundaki pınarda buldu.
Al ken kara labeer beer lahay roi hine ven kadeş uven bared.
עַל־כֵּן֙ קָרָ֣א לַבְּאֵ֔ר בְּאֵ֥ר לַחַ֖י רֹאִ֑י הִנֵּ֥ה בֵין־קָדֵ֖שׁ וּבֵ֥ין בָּֽרֶד׃
Bu yüzden kuyuya Beer-Lahay-Roi adı verildi. İşte, Kadeş ile Bered arasındadır.
Vayipol avram al panav vayedaber ito Elohim lemor.
וַיִּפֹּ֥ל אַבְרָ֖ם עַל־פָּנָ֑יו וַיְדַבֵּ֥ר אִתּ֛וֹ אֱלֹהִ֖ים לֵאמֹֽר׃
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı onunla konuşarak şöyle dedi:
Vayipol avraham al panav vayitshak vayomer belibo haleven mea şana yivaled veim sara havat tişim şana teled.
וַיִּפֹּ֧ל אַבְרָהָ֛ם עַל־פָּנָ֖יו וַיִּצְחָ֑ק וַיֹּ֣אמֶר בְּלִבּ֗וֹ הַלְּבֶ֤ן מֵאָֽה־שָׁנָה֙ יִוָּלֵ֔ד וְאִ֨ם־שָׂרָ֔ה הֲבַת־תִּשְׁעִ֥ים שָׁנָ֖ה תֵּלֵֽד׃
Avraam yüzüstü yere kapanıp güldü ve içinden, “Yüz yaşındaki birinin çocuğu doğar mı? Doksan yaşındaki Sara doğurur mu?” dedi.
Vayomar Adonay im na matsati hen beeneha al na taavor meal avdeha.
וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ אַל־נָ֥א תַעֲבֹ֖ר מֵעַ֥ל עַבְדֶּֽךָ׃
“Efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam lütfen kulunun yanından geçip gitme” dedi.
Bu ayette 2 kez
Veekha fat lehem vesaadu libehem ahar taavoru ki al ken avartem al avdehem vayomeru ken taase kaaşer dibarta.
וְאֶקְחָ֨ה פַת־לֶ֜חֶם וְסַעֲד֤וּ לִבְּכֶם֙ אַחַ֣ר תַּעֲבֹ֔רוּ כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן עֲבַרְתֶּ֖ם עַֽל־עַבְדְּכֶ֑ם וַיֹּ֣אמְר֔וּ כֵּ֥ן תַּעֲשֶׂ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃
Ben de bir parça ekmek getireyim. Güç toplayın; sonra yolunuza devam edersiniz. Madem kulunuzun yanına uğradınız!” Onlar, “Söylediğin gibi yap” dediler.
Vayakumu mişam haanaşim vayaşkifu al pene sedom veavraham holeh imam leşaleham.
וַיָּקֻ֤מוּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיַּשְׁקִ֖פוּ עַל־פְּנֵ֣י סְדֹ֑ם וְאַ֨בְרָהָ֔ם הֹלֵ֥ךְ עִמָּ֖ם לְשַׁלְּחָֽם׃
Adamlar oradan kalkıp Sedom’a doğru baktılar. Avraam da onları uğurlamak için yanlarında yürüyordu.
Ki yedativ lemaan aşer yetsave et banav veet beto aharav veşameru dereh Adonay laasot tsedaka umişpat lemaan havi Adonay al avraham et aşer diber alav.
כִּ֣י יְדַעְתִּ֗יו לְמַעַן֩ אֲשֶׁ֨ר יְצַוֶּ֜ה אֶת־בָּנָ֤יו וְאֶת־בֵּיתוֹ֙ אַחֲרָ֔יו וְשָֽׁמְרוּ֙ דֶּ֣רֶךְ יְהוָ֔ה לַעֲשׂ֥וֹת צְדָקָ֖ה וּמִשְׁפָּ֑ט לְמַ֗עַן הָבִ֤יא יְהוָה֙ עַל־אַבְרָהָ֔ם אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבֶּ֖ר עָלָֽיו׃
Çünkü onu tanıdım ki kendisinden sonra oğullarına ve ev halkına Adonay’ın yolunu korumalarını, doğruluk ve adaletle davranmalarını buyursun. Böylece Adonay, Avraam için söylediklerini yerine getirsin.”
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ah hapaam ulay yimatseun şam asara vayomer lo aşhit baavur haasara.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבְּרָ֣ה אַךְ־הַפַּ֔עַם אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֲשָׂרָ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָעֲשָׂרָֽה׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; yalnız bu kez daha konuşayım” dedi. “Belki orada on kişi bulunur.” Adonay, “On kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
Terem yişkavu veanşe hair anşe sedom nasabu al habayit minaar vead zaken kol haam mikatse.
טֶרֶם֮ יִשְׁכָּבוּ֒ וְאַנְשֵׁ֨י הָעִ֜יר אַנְשֵׁ֤י סְדֹם֙ נָסַ֣בּוּ עַל־הַבַּ֔יִת מִנַּ֖עַר וְעַד־זָקֵ֑ן כָּל־הָעָ֖ם מִקָּצֶֽה׃
Henüz yatmamışlardı ki kentin adamları, Sedom halkı, gencinden yaşlısına kadar her yandan gelip evi kuşattı.
וַיֹּאמַ֑ר אַל־נָ֥א אַחַ֖י תָּרֵֽעוּ׃
“Lütfen kardeşlerim, kötülük yapmayın!” dedi.
Bu ayette 2 kez
Hine na li şete vanot aşer lo yadeu iş otsia na ethen alehem vaasu lahen katov beenehem rak laanaşim hael al taasu davar ki al ken bau betsel korati.
הִנֵּה־נָ֨א לִ֜י שְׁתֵּ֣י בָנ֗וֹת אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־יָדְעוּ֙ אִ֔ישׁ אוֹצִֽיאָה־נָּ֤א אֶתְהֶן֙ אֲלֵיכֶ֔ם וַעֲשׂ֣וּ לָהֶ֔ן כַּטּ֖וֹב בְּעֵינֵיכֶ֑ם רַ֠ק לָֽאֲנָשִׁ֤ים הָאֵל֙ אַל־תַּעֲשׂ֣וּ דָבָ֔ר כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן בָּ֖אוּ בְּצֵ֥ל קֹרָתִֽי׃
“İşte, erkekle birlikte olmamış iki kızım var. Onları size çıkarayım; onlara uygun gördüğünüzü yapın. Yalnız bu adamlara hiçbir şey yapmayın; çünkü çatımın gölgesine sığındılar.”
Bu ayette 2 kez
Vayehi hehotsiam otam hahutsa vayomer himalet al nafşeha al tabit ahareha veal taamod behol hakikar hahara himalet pen tisafe.
וַיְהִי֩ כְהוֹצִיאָ֨ם אֹתָ֜ם הַח֗וּצָה וַיֹּ֙אמֶר֙ הִמָּלֵ֣ט עַל־נַפְשֶׁ֔ךָ אַל־תַּבִּ֣יט אַחֲרֶ֔יךָ וְאַֽל־תַּעֲמֹ֖ד בְּכָל־הַכִּכָּ֑ר הָהָ֥רָה הִמָּלֵ֖ט פֶּן־תִּסָּפֶֽה׃
Onları dışarı çıkarınca biri, “Canını kurtarmak için kaç!” dedi. “Arkana bakma; ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç ki yok olmayasın!”
Vayomer lot alehem al na Adonay.
וַיֹּ֥אמֶר ל֖וֹט אֲלֵהֶ֑ם אַל־נָ֖א אֲדֹנָֽי׃
Lot onlara, “Lütfen, hayır, efendim!” dedi.
Maher himalet şama ki lo uhal laasot davar ad boaha şama al ken kara şem hair tsoar.
מַהֵר֙ הִמָּלֵ֣ט שָׁ֔מָּה כִּ֣י לֹ֤א אוּכַל֙ לַעֲשׂ֣וֹת דָּבָ֔ר עַד־בֹּאֲךָ֖ שָׁ֑מָּה עַל־כֵּ֛ן קָרָ֥א שֵׁם־הָעִ֖יר צֽוֹעַר׃
Çabuk oraya kaç; çünkü sen oraya varıncaya kadar bir şey yapamam.” Bu yüzden kentin adı Tsoar oldu.
Haşemeş yatsa al haarets velot ba tsoara.
הַשֶּׁ֖מֶשׁ יָצָ֣א עַל־הָאָ֑רֶץ וְל֖וֹט בָּ֥א צֹֽעֲרָה׃
Lot Tsoar’a vardığında güneş yeryüzüne doğmuştu.
Vadonay himtir al sedom veal amora gaferit vaeş meet Adonay min haşamayim.
וַֽיהוָ֗ה הִמְטִ֧יר עַל־סְדֹ֛ם וְעַל־עֲמֹרָ֖ה גָּפְרִ֣ית וָאֵ֑שׁ מֵאֵ֥ת יְהוָ֖ה מִן־הַשָּׁמָֽיִם׃
Adonay, Sedom ve Amora üzerine göklerden, Adonay’ın katından kükürt ve ateş yağdırdı.
Vayaşkef al pene sedom vaamora veal kol pene erets hakikar vayar vehine ala kitor haarets kekitor hakivşan.
וַיַּשְׁקֵ֗ף עַל־פְּנֵ֤י סְדֹם֙ וַעֲמֹרָ֔ה וְעַֽל־כָּל־פְּנֵ֖י אֶ֣רֶץ הַכִּכָּ֑ר וַיַּ֗רְא וְהִנֵּ֤ה עָלָה֙ קִיטֹ֣ר הָאָ֔רֶץ כְּקִיטֹ֖ר הַכִּבְשָֽׁן׃
Sedom’a, Amora’ya ve bütün ova ülkesine baktı. İşte, ülkenin dumanı bir fırının dumanı gibi yükseliyordu.
Vayavo Elohim el avimeleh bahalom halayla vayomer lo hineha met al haişa aşer lakahta vehi beulat baal.
וַיָּבֹ֧א אֱלֹהִ֛ים אֶל־אֲבִימֶ֖לֶךְ בַּחֲל֣וֹם הַלָּ֑יְלָה וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ הִנְּךָ֥ מֵת֙ עַל־הָאִשָּׁ֣ה אֲשֶׁר־לָקַ֔חְתָּ וְהִ֖וא בְּעֻ֥לַת בָּֽעַל׃
Tanrı gece bir düşte Avimeleh’e gelip, “Aldığın kadın yüzünden öleceksin; çünkü o evli bir kadın” dedi.
Vayomer elav haelohim bahalom gam anohi yadati ki vetom levaveha asita zot vaehsoh gam anohi oteha mehato li al ken lo netatiha lingoa eleha.
וַיֹּאמֶר֩ אֵלָ֨יו הָֽאֱלֹהִ֜ים בַּחֲלֹ֗ם גַּ֣ם אָנֹכִ֤י יָדַ֙עְתִּי֙ כִּ֤י בְתָם־לְבָבְךָ֙ עָשִׂ֣יתָ זֹּ֔את וָאֶחְשֹׂ֧ךְ גַּם־אָנֹכִ֛י אֽוֹתְךָ֖ מֵחֲטוֹ־לִ֑י עַל־כֵּ֥ן לֹא־נְתַתִּ֖יךָ לִנְגֹּ֥עַ אֵלֶֽיהָ׃
Tanrı düşte ona şöyle dedi: “Bunu temiz bir yürekle yaptığını Ben de biliyorum. Bana karşı günah işlemenden seni Ben alıkoydum. Bu yüzden ona dokunmana izin vermedim.
Vayomer avraham ki amarti rak en yirat Elohim bamakom haze vaharaguni al devar işti.
וַיֹּ֙אמֶר֙ אַבְרָהָ֔ם כִּ֣י אָמַ֗רְתִּי רַ֚ק אֵין־יִרְאַ֣ת אֱלֹהִ֔ים בַּמָּק֖וֹם הַזֶּ֑ה וַהֲרָג֖וּנִי עַל־דְּבַ֥ר אִשְׁתִּֽי׃
Avraam, “Bu yerde Tanrı korkusu hiç yok; karım yüzünden beni öldürürler diye düşündüm” dedi.
Ki atsor atsar Adonay bead kol rehem levet avimeleh al devar sara eşet avraham.
כִּֽי־עָצֹ֤ר עָצַר֙ יְהוָ֔ה בְּעַ֥ד כָּל־רֶ֖חֶם לְבֵ֣ית אֲבִימֶ֑לֶךְ עַל־דְּבַ֥ר שָׂרָ֖ה אֵ֥שֶׁת אַבְרָהָֽם׃ (ס)
Çünkü Adonay, Avraam’ın karısı Sara nedeniyle Avimeleh’in evindeki bütün rahimleri kapatmıştı.
Vayera hadavar meod beene avraham al odot beno.
וַיֵּ֧רַע הַדָּבָ֛ר מְאֹ֖ד בְּעֵינֵ֣י אַבְרָהָ֑ם עַ֖ל אוֹדֹ֥ת בְּנֽוֹ׃
Oğlu yüzünden bu söz Avraam’ı çok üzdü.
Bu ayette 2 kez
Vayomer Elohim el avraham al yera beeneha al hanaar veal amateha kol aşer tomar eleha sara şema bekolah ki veyitshak yikare leha zara.
וַיֹּ֨אמֶר אֱלֹהִ֜ים אֶל־אַבְרָהָ֗ם אַל־יֵרַ֤ע בְּעֵינֶ֙יךָ֙ עַל־הַנַּ֣עַר וְעַל־אֲמָתֶ֔ךָ כֹּל֩ אֲשֶׁ֨ר תֹּאמַ֥ר אֵלֶ֛יךָ שָׂרָ֖ה שְׁמַ֣ע בְּקֹלָ֑הּ כִּ֣י בְיִצְחָ֔ק יִקָּרֵ֥א לְךָ֖ זָֽרַע׃
Tanrı Avraam’a şöyle dedi: “Çocuk ve cariyen için üzülme. Sara sana ne söylerse onun sözünü dinle; çünkü senin soyun Yitshak aracılığıyla anılacak.
Vayaşkem avraham baboker vayikah lehem vehemat mayim vayiten el hagar sam al şihmah veet hayeled vayeşaleheha vateleh vateta bemidbar beer şava.
וַיַּשְׁכֵּ֣ם אַבְרָהָ֣ם ׀ בַּבֹּ֡קֶר וַיִּֽקַּֽח־לֶחֶם֩ וְחֵ֨מַת מַ֜יִם וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הָ֠גָר שָׂ֧ם עַל־שִׁכְמָ֛הּ וְאֶת־הַיֶּ֖לֶד וַֽיְשַׁלְּחֶ֑הָ וַתֵּ֣לֶךְ וַתֵּ֔תַע בְּמִדְבַּ֖ר בְּאֵ֥ר שָֽׁבַע׃
Avraam sabah erkenden kalktı; ekmek ve bir tulum su alıp Hagar’a verdi, omzuna koydu. Çocuğu da ona verip onu gönderdi. Hagar gidip Beer-Şeva çölünde yolunu kaybetti.
Vateleh vateşev lah mineged harhek kimtahave keşet ki amera al ere bemot hayaled vateşev mineged vatisa et kolah vatevk.
וַתֵּלֶךְ֩ וַתֵּ֨שֶׁב לָ֜הּ מִנֶּ֗גֶד הַרְחֵק֙ כִּמְטַחֲוֵ֣י קֶ֔שֶׁת כִּ֣י אָֽמְרָ֔ה אַל־אֶרְאֶ֖ה בְּמ֣וֹת הַיָּ֑לֶד וַתֵּ֣שֶׁב מִנֶּ֔גֶד וַתִּשָּׂ֥א אֶת־קֹלָ֖הּ וַתֵּֽבְךְּ׃
Sonra gidip karşısına, bir ok atımı kadar uzağa oturdu. Çünkü “Çocuğun ölümünü görmeyeyim” demişti. Karşısına oturup sesini yükselterek ağladı.
Vayişma Elohim et kol hanaar vayikra malah Elohim el hagar min haşamayim vayomer lah ma lah hagar al tirei ki şama Elohim el kol hanaar baaşer u şam.
וַיִּשְׁמַ֣ע אֱלֹהִים֮ אֶת־ק֣וֹל הַנַּעַר֒ וַיִּקְרָא֩ מַלְאַ֨ךְ אֱלֹהִ֤ים ׀ אֶל־הָגָר֙ מִן־הַשָּׁמַ֔יִם וַיֹּ֥אמֶר לָ֖הּ מַה־לָּ֣ךְ הָגָ֑ר אַל־תִּ֣ירְאִ֔י כִּֽי־שָׁמַ֧ע אֱלֹהִ֛ים אֶל־ק֥וֹל הַנַּ֖עַר בַּאֲשֶׁ֥ר הוּא־שָֽׁם׃
Tanrı çocuğun sesini duydu. Tanrı’nın meleği gökten Hagar’a seslenip, “Hagar, neyin var?” dedi. “Korkma; çünkü Tanrı çocuğun sesini bulunduğu yerde duydu.
Vehohiah avraham et avimeleh al odot beer hamayim aşer gazelu avde avimeleh.
וְהוֹכִ֥חַ אַבְרָהָ֖ם אֶת־אֲבִימֶ֑לֶךְ עַל־אֹדוֹת֙ בְּאֵ֣ר הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֥ר גָּזְל֖וּ עַבְדֵ֥י אֲבִימֶֽלֶךְ׃
Avraam, Avimeleh’in hizmetkârlarının zorla aldığı su kuyusu yüzünden Avimeleh’e sitem etti.
Al ken kara lamakom hau beer şava ki şam nişbeu şenehem.
עַל־כֵּ֗ן קָרָ֛א לַמָּק֥וֹם הַה֖וּא בְּאֵ֣ר שָׁ֑בַע כִּ֛י שָׁ֥ם נִשְׁבְּע֖וּ שְׁנֵיהֶֽם׃
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi; çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.
Vayomer kah na et binha et yehideha aşer ahavta et yitshak veleh leha el erets hamoriya vehaaleu şam leola al ahad heharim aşer omar eleha.
וַיֹּ֡אמֶר קַח־נָ֠א אֶת־בִּנְךָ֨ אֶת־יְחִֽידְךָ֤ אֲשֶׁר־אָהַ֙בְתָּ֙ אֶת־יִצְחָ֔ק וְלֶךְ־לְךָ֔ אֶל־אֶ֖רֶץ הַמֹּרִיָּ֑ה וְהַעֲלֵ֤הוּ שָׁם֙ לְעֹלָ֔ה עַ֚ל אַחַ֣ד הֶֽהָרִ֔ים אֲשֶׁ֖ר אֹמַ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
Tanrı, “Lütfen oğlunu, biricik oğlunu, sevdiğin Yitshak’ı al” dedi. “Moriya ülkesine git. Orada, sana söyleyeceğim dağlardan birinde onu yakmalık sunu olarak sun.”
Vayikah avraham et atse haola vayasem al yitshak beno vayikah beyado et haeş veet hamaahelet vayelehu şenehem yahdav.
וַיִּקַּ֨ח אַבְרָהָ֜ם אֶת־עֲצֵ֣י הָעֹלָ֗ה וַיָּ֙שֶׂם֙ עַל־יִצְחָ֣ק בְּנ֔וֹ וַיִּקַּ֣ח בְּיָד֔וֹ אֶת־הָאֵ֖שׁ וְאֶת־הַֽמַּאֲכֶ֑לֶת וַיֵּלְכ֥וּ שְׁנֵיהֶ֖ם יַחְדָּֽו׃
Avraam yakmalık sununun odunlarını alıp oğlu Yitshak’ın üzerine koydu. Ateşi ve bıçağı da kendi eline aldı. İkisi birlikte yürüdüler.
Vayavou el hamakom aşer amar lo haelohim vayiven şam avraham et hamizbeah vayaaroh et haetsim vayaakod et yitshak beno vayasem oto al hamizbeah mimaal laetsim.
וַיָּבֹ֗אוּ אֶֽל־הַמָּקוֹם֮ אֲשֶׁ֣ר אָֽמַר־ל֣וֹ הָאֱלֹהִים֒ וַיִּ֨בֶן שָׁ֤ם אַבְרָהָם֙ אֶת־הַמִּזְבֵּ֔חַ וַֽיַּעֲרֹ֖ךְ אֶת־הָעֵצִ֑ים וַֽיַּעֲקֹד֙ אֶת־יִצְחָ֣ק בְּנ֔וֹ וַיָּ֤שֶׂם אֹתוֹ֙ עַל־הַמִּזְבֵּ֔חַ מִמַּ֖עַל לָעֵצִֽים׃
Tanrı’nın kendisine söylediği yere geldiler. Avraam orada sunağı yaptı, odunları dizdi; oğlu Yitshak’ı bağlayıp sunağın üzerine, odunların üstüne koydu.
Vayomer al tişlah yadeha el hanaar veal taas lo meuma ki ata yadati ki yere Elohim ata velo hasahta et binha et yehideha mimeni.
וַיֹּ֗אמֶר אַל־תִּשְׁלַ֤ח יָֽדְךָ֙ אֶל־הַנַּ֔עַר וְאַל־תַּ֥עַשׂ ל֖וֹ מְא֑וּמָּה כִּ֣י ׀ עַתָּ֣ה יָדַ֗עְתִּי כִּֽי־יְרֵ֤א אֱלֹהִים֙ אַ֔תָּה וְלֹ֥א חָשַׂ֛כְתָּ אֶת־בִּנְךָ֥ אֶת־יְחִידְךָ֖ מִמֶּֽנִּי׃
Melek, “Elini çocuğa uzatma; ona hiçbir şey yapma” dedi. “Çünkü şimdi Tanrı’dan korktuğunu biliyorum; oğlunu, biricik oğlunu Benden esirgemedin.”
Ki vareh avarehha veharba arbe et zaraha kehoheve haşamayim vehahol aşer al sefat hayam veyiraş zaraha et şaar oyevav.
כִּֽי־בָרֵ֣ךְ אֲבָרֶכְךָ֗ וְהַרְבָּ֨ה אַרְבֶּ֤ה אֶֽת־זַרְעֲךָ֙ כְּכוֹכְבֵ֣י הַשָּׁמַ֔יִם וְכַח֕וֹל אֲשֶׁ֖ר עַל־שְׂפַ֣ת הַיָּ֑ם וְיִרַ֣שׁ זַרְעֲךָ֔ אֵ֖ת שַׁ֥עַר אֹיְבָֽיו׃
seni mutlaka kutsayacağım. Soyunu göğün yıldızları ve deniz kıyısındaki kum gibi çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kapısını ele geçirecek.
Veahare hen kavar avraham et sara işto el mearat sede hamahpela al pene mamre hi hevron beerets kenaan.
וְאַחֲרֵי־כֵן֩ קָבַ֨ר אַבְרָהָ֜ם אֶת־שָׂרָ֣ה אִשְׁתּ֗וֹ אֶל־מְעָרַ֞ת שְׂדֵ֧ה הַמַּכְפֵּלָ֛ה עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵ֖א הִ֣וא חֶבְר֑וֹן בְּאֶ֖רֶץ כְּנָֽעַן׃
Bundan sonra Avraam karısı Sara’yı, Kenaan ülkesindeki Mamre’nin, yani Hevron’un karşısında bulunan Mahpela tarlasının mağarasına gömdü.
Vayasem haeved et yado tahat yereh avraham adonav vayişava lo al hadavar haze.
וַיָּ֤שֶׂם הָעֶ֙בֶד֙ אֶת־יָד֔וֹ תַּ֛חַת יֶ֥רֶךְ אַבְרָהָ֖ם אֲדֹנָ֑יו וַיִּשָּׁ֣בַֽע ל֔וֹ עַל־הַדָּבָ֖ר הַזֶּֽה׃
Hizmetkâr elini efendisi Avraam’ın uyluğunun altına koydu ve bu konuda ona ant içti.
Hine anohi nitsav al en hamayim uvenot anşe hair yotseot lişov mayim.
הִנֵּ֛ה אָנֹכִ֥י נִצָּ֖ב עַל־עֵ֣ין הַמָּ֑יִם וּבְנוֹת֙ אַנְשֵׁ֣י הָעִ֔יר יֹצְאֹ֖ת לִשְׁאֹ֥ב מָֽיִם׃
İşte, su pınarının başında duruyorum. Kent halkının kızları su çekmeye çıkıyorlar.
Vayehi u terem kila ledaber vehine rivka yotset aşer yuleda livtuel ben milka eşet nahor ahi avraham vehadah al şihmah.
וַֽיְהִי־ה֗וּא טֶרֶם֮ כִּלָּ֣ה לְדַבֵּר֒ וְהִנֵּ֧ה רִבְקָ֣ה יֹצֵ֗את אֲשֶׁ֤ר יֻלְּדָה֙ לִבְתוּאֵ֣ל בֶּן־מִלְכָּ֔ה אֵ֥שֶׁת נָח֖וֹר אֲחִ֣י אַבְרָהָ֑ם וְכַדָּ֖הּ עַל־שִׁכְמָֽהּ׃
O daha sözünü bitirmeden Rivka, testisi omzunda çıkageldi. Rivka, Avraam’ın kardeşi Nahor’un karısı Milka’nın oğlu Betuel’in kızıydı.
Vatomer şete adoni vatemaher vatored kadah al yadah vataşkeu.
וַתֹּ֖אמֶר שְׁתֵ֣ה אֲדֹנִ֑י וַתְּמַהֵ֗ר וַתֹּ֧רֶד כַּדָּ֛הּ עַל־יָדָ֖הּ וַתַּשְׁקֵֽהוּ׃
Rivka, “İç efendim” dedi. Hemen testisini eline indirip ona içirdi.
Vayehi kaaşer kilu hagemalim liştot vayikah haiş nezem zahav beka mişkalo uşene tsemidim al yadeha asara zahav mişkalam.
וַיְהִ֗י כַּאֲשֶׁ֨ר כִּלּ֤וּ הַגְּמַלִּים֙ לִשְׁתּ֔וֹת וַיִּקַּ֤ח הָאִישׁ֙ נֶ֣זֶם זָהָ֔ב בֶּ֖קַע מִשְׁקָל֑וֹ וּשְׁנֵ֤י צְמִידִים֙ עַל־יָדֶ֔יהָ עֲשָׂרָ֥ה זָהָ֖ב מִשְׁקָלָֽם׃
Develer içmeyi bitirince adam yarım şekel ağırlığında bir altın halka ve kızın kolları için toplam on şekel ağırlığında iki altın bilezik çıkardı.
Bu ayette 3 kez
Vayehi kirot et hanezem veet hatsemidim al yede ahoto uheşameo et divre rivka ahoto lemor ko diber elay haiş vayavo el haiş vehine omed al hagemalim al haayin.
וַיְהִ֣י ׀ כִּרְאֹ֣ת אֶת־הַנֶּ֗זֶם וְֽאֶת־הַצְּמִדִים֮ עַל־יְדֵ֣י אֲחֹתוֹ֒ וּכְשָׁמְע֗וֹ אֶת־דִּבְרֵ֞י רִבְקָ֤ה אֲחֹתוֹ֙ לֵאמֹ֔ר כֹּֽה־דִבֶּ֥ר אֵלַ֖י הָאִ֑ישׁ וַיָּבֹא֙ אֶל־הָאִ֔ישׁ וְהִנֵּ֛ה עֹמֵ֥ד עַל־הַגְּמַלִּ֖ים עַל־הָעָֽיִן׃
Kız kardeşinin burnundaki halkayı ve kollarındaki bilezikleri görünce, kız kardeşi Rivka’nın “Adam bana böyle söyledi” sözlerini duyunca adamın yanına gitti. Adam pınarın başında develerin yanında duruyordu.
Hine anohi nitsav al en hamayim vehaya haalma hayotset lişov veamarti eleha haşkini na meat mayim mikadeh.
הִנֵּ֛ה אָנֹכִ֥י נִצָּ֖ב עַל־עֵ֣ין הַמָּ֑יִם וְהָיָ֤ה הָֽעַלְמָה֙ הַיֹּצֵ֣את לִשְׁאֹ֔ב וְאָמַרְתִּ֣י אֵלֶ֔יהָ הַשְׁקִֽינִי־נָ֥א מְעַט־מַ֖יִם מִכַּדֵּֽךְ׃
işte, su pınarının başında duruyorum. Su çekmeye çıkan genç kıza, “Lütfen testinden bana biraz su içir” dediğimde,
Ani terem ahale ledaber el libi vehine rivka yotset vehadah al şihmah vatered haayna vatişav vaomar eleha haşkini na.
אֲנִי֩ טֶ֨רֶם אֲכַלֶּ֜ה לְדַבֵּ֣ר אֶל־לִבִּ֗י וְהִנֵּ֨ה רִבְקָ֤ה יֹצֵאת֙ וְכַדָּ֣הּ עַל־שִׁכְמָ֔הּ וַתֵּ֥רֶד הָעַ֖יְנָה וַתִּשְׁאָ֑ב וָאֹמַ֥ר אֵלֶ֖יהָ הַשְׁקִ֥ינִי נָֽא׃
Daha içimden konuşmayı bitirmeden Rivka testisi omzunda çıkageldi. Pınara inip su çekti. Ona, ‘Lütfen bana içir’ dedim.
Bu ayette 2 kez
Vaeşal otah vaomar bat mi at vatomer bat betuel ben nahor aşer yaleda lo milka vaasim hanezem al apah vehatsemidim al yadeha.
וָאֶשְׁאַ֣ל אֹתָ֗הּ וָאֹמַר֮ בַּת־מִ֣י אַתְּ֒ וַתֹּ֗אמֶר בַּת־בְּתוּאֵל֙ בֶּן־נָח֔וֹר אֲשֶׁ֥ר יָֽלְדָה־לּ֖וֹ מִלְכָּ֑ה וָאָשִׂ֤ם הַנֶּ֙זֶם֙ עַל־אַפָּ֔הּ וְהַצְּמִידִ֖ים עַל־יָדֶֽיהָ׃
Ona, ‘Kimin kızısın?’ diye sordum. ‘Milka’nın Nahor’a doğurduğu Betuel’in kızıyım’ dedi. Halkayı burnuna, bilezikleri kollarına taktım.
Bu ayette 2 kez
Veata im yeşhem osim hesed veemet et adoni hagidu li veim lo hagidu li veefne al yamin o al semol.
וְ֠עַתָּה אִם־יֶשְׁכֶ֨ם עֹשִׂ֜ים חֶ֧סֶד וֶֽאֱמֶ֛ת אֶת־אֲדֹנִ֖י הַגִּ֣ידוּ לִ֑י וְאִם־לֹ֕א הַגִּ֣ידוּ לִ֔י וְאֶפְנֶ֥ה עַל־יָמִ֖ין א֥וֹ עַל־שְׂמֹֽאל׃
Şimdi efendime iyilik ve sadakat gösterecekseniz bana söyleyin. Göstermeyecekseniz onu da söyleyin ki sağa ya da sola yöneleyim.”
Vayomer alehem al teaharu oti vadonay hitsliah darki şalehuni veeleha ladoni.
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ אַל־תְּאַחֲר֣וּ אֹתִ֔י וַֽיהוָ֖ה הִצְלִ֣יחַ דַּרְכִּ֑י שַׁלְּח֕וּנִי וְאֵלְכָ֖ה לַֽאדֹנִֽי׃
O ise, “Beni geciktirmeyin; Adonay yolculuğumu başarıya ulaştırdı” dedi. “Beni gönderin de efendime gideyim.”
Vatakom rivka venaaroteha vatirkavna al hagemalim vatelahna ahare haiş vayikah haeved et rivka vayelah.
וַתָּ֨קָם רִבְקָ֜ה וְנַעֲרֹתֶ֗יהָ וַתִּרְכַּ֙בְנָה֙ עַל־הַגְּמַלִּ֔ים וַתֵּלַ֖כְנָה אַחֲרֵ֣י הָאִ֑ישׁ וַיִּקַּ֥ח הָעֶ֛בֶד אֶת־רִבְקָ֖ה וַיֵּלַֽךְ׃
Rivka ve hizmetçi kızları kalkıp develere bindiler ve adamın ardından gittiler. Hizmetkâr Rivka’yı alıp yola çıktı.
Vayikberu oto yitshak veyişmael banav el mearat hamahpela el sede efron ben tsohar hahiti aşer al pene mamre.
וַיִּקְבְּר֨וּ אֹת֜וֹ יִצְחָ֤ק וְיִשְׁמָעֵאל֙ בָּנָ֔יו אֶל־מְעָרַ֖ת הַמַּכְפֵּלָ֑ה אֶל־שְׂדֵ֞ה עֶפְרֹ֤ן בֶּן־צֹ֙חַר֙ הַֽחִתִּ֔י אֲשֶׁ֖ר עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵֽא׃
Oğulları Yitshak ve Yişmael onu, Mamre’nin karşısındaki Hiti Tsohar oğlu Efron’un tarlasındaki Mahpela Mağarası’na gömdüler.
Dilbilgisel ve sözlüksel çözümleme
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim עַל
Temel kelime (lemma) עַל
Kök — שורש (şoreş) עלה
Türkçe anlam: üzerinde, üstünde; üzerine, yukarıda
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 987 kez
HRİbranice biçim אַל
Temel kelime (lemma) אַל
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
not
Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı
Bu yapının kullanımı: 85 kez
HTnİbranice biçim עַל
Temel kelime (lemma) כִּי עַל כֵּן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
forasmuch as
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 6 kez
HRİbranice biçim אַל
Temel kelime (lemma) לֹא
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Türkçe anlam: değil, hayır; olumsuzluk bildiren sözcük
Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HTnOkunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.