TORA LEMMA DİZİNİ
עָמַד
Bu lemma Tora’da 84 kez, 84 ayette kullanılır.
Sözlük bilgisi
Kaynak glossu (İngilizce): take one’s stand
Kök — שורש (şoreş, kök): עמד
Kelime türü kodu: V
UBS kaynak glossları
to stand; to stand still; to stop; to cause to stand; to present; to station; to live; to survive; to defend oneself; to defend (one's) life; to stand against; to oppose; to arise; to be in power; to raise; to wait; to tarry; to stand aloof; to stay; to endure; to last; to establish; to confirm; to join; to make (someone) join; to remain; to rise up; to appear; to be called together; to break out; to issue; to be appointed; to perform (one's) service; to appoint; to stand at the right hand (of someone); to defend (someone); to be in (someone's) service; to serve; to attend; to put in place; to set up; to dwell; to cause to dwell; to stand firm; to keep one's face expressionless; to stand (before someone else); to stand up (to someone); to withstand; to bear up; to persist; to cause to stand firm; to restore; to repair; to sustain; to give stability
Morfoloji/lemma: OSHB ve Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam varsa UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak glosslarından hazırlanmış ToraOku Türkçe yerelleştirmesidir.
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit16 kullanım16 ayet
- Şemot18 kullanım18 ayet
- Vayikra12 kullanım12 ayet
- Bamidbar21 kullanım21 ayet
- Devarim17 kullanım17 ayet
Yazılı biçimler
- עֹמֵ֣ד 17 kullanım
- וַיַּֽעֲמֹ֖ד 10 kullanım
- תַּעֲמֹ֤ד 8 kullanım
- וְהֶעֱמִ֞יד 5 kullanım
- וַיַּֽעַמְדוּ֙ 5 kullanım
- לַעֲמֹ֛ד 4 kullanım
- וְֽהַעֲמַדְתָּ֣ 3 kullanım
- יַעֲמֹ֑ד 3 kullanım
- יַֽעַמְד֖וּ 3 kullanım
- הָעֹמֵ֣ד 2 kullanım
- הָעֹמְדִ֖ים 2 kullanım
- וַיַּֽעֲמִדֵ֨הוּ֙ 2 kullanım
- וְעָמַ֖ד 2 kullanım
- וַֽתַּעֲמֹ֜דְנָה 2 kullanım
- עִמְד֣וּ 2 kullanım
- עֹמְדִֽים 2 kullanım
- בְּעָמְד֕וֹ 1 kullanım
- הֶעֱמַדְתִּ֔יךָ 1 kullanım
- וְהֶֽעֱמִדָ֖הּ 1 kullanım
- וְהֶֽעֱמִידוֹ֙ 1 kullanım
- וְלַעֲמֹ֛ד 1 kullanım
- וְעָמְד֧וּ 1 kullanım
- וַֽתַּעֲמֹ֖ד 1 kullanım
- וַתַּֽעַמְד֖וּן 1 kullanım
- עוֹמֵ֣ד 1 kullanım
- עָמְדָ֖ה 1 kullanım
- עָמַ֜דְתָּ 1 kullanım
- עָמַ֣דְתִּי 1 kullanım
Türkçe okunuş biçimleri
- omed 12 kullanım
- vayaamod 9 kullanım
- taamod 8 kullanım
- vayaamdu 5 kullanım
- Veheemid 5 kullanım
- amad 4 kullanım
- laamod 4 kullanım
- vehaamadta 3 kullanım
- yaamdu 3 kullanım
- amod 2 kullanım
- haomed 2 kullanım
- haomedim 2 kullanım
- omedim 2 kullanım
- Vataamodena 2 kullanım
- vayaamideu 2 kullanım
- veamad 2 kullanım
- yaamod 2 kullanım
- amadta 1 kullanım
- amadti 1 kullanım
- ameda 1 kullanım
- amedo 1 kullanım
- beamedo 1 kullanım
- heemadtiha 1 kullanım
- imdu 1 kullanım
- vataamdun 1 kullanım
- vataamod 1 kullanım
- vayaamed 1 kullanım
- Veamedu 1 kullanım
- veheemidah 1 kullanım
- veheemido 1 kullanım
- velaamod 1 kullanım
- yoomad 1 kullanım
Dilbilgisel biçimler
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (12 kullanım · HVqrmsa)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (9 kullanım · HC/Vqw3ms)
- bağlaç + fiil, Hifil, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (5 kullanım · HC/Vhq3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (5 kullanım · HC/Vqw3mp)
- edat + fiil, Kal, mastar yapılı (4 kullanım · HR/Vqc)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (4 kullanım · HVqp3ms)
- bağlaç + fiil, Hifil, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HC/Vhq2ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HVqi2ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (3 kullanım · HVqi3fs)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (3 kullanım · HVqi3mp)
- bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HC/Vhw3ms/Sp3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HC/Vqq3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, çoğul (2 kullanım · HC/Vqw3fp)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HTd/Vqrmpa)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HTd/Vqrmsa)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HVqi3ms)
- fiil, Kal, jussif, 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HVqj2ms)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HVqrmpa)
- bağlaç + edat + fiil, Kal, mastar yapılı (1 kullanım · HC/R/Vqc)
- bağlaç + fiil, Hifil, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vhq3ms/Sp3fs)
- bağlaç + fiil, Hifil, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vhq3ms/Sp3ms)
- bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vhw3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HC/Vqq3cp)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul + paragogik nun (1 kullanım · HC/Vqw2mp/Sn)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqw3fs)
- edat + fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HR/Vqc/Sp3ms)
- fiil, Hofal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVHi3ms)
- fiil, Hifil, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVhp1cs/Sp2ms)
- fiil, Kal, mastar yapılı (1 kullanım · HVqc)
- fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqc/Sp3ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HVqp1cs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqp2ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HVqp3fs)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HVqv2mp)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqv2ms)
Geçtiği ayetler
Bereşit 18:8
Vayikah hema vehalav uven habakar aşer asa vayiten lifnehem veu omed alehem tahat haets vayohelu.
וַיִּקַּ֨ח חֶמְאָ֜ה וְחָלָ֗ב וּבֶן־הַבָּקָר֙ אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וַיִּתֵּ֖ן לִפְנֵיהֶ֑ם וְהֽוּא־עֹמֵ֧ד עֲלֵיהֶ֛ם תַּ֥חַת הָעֵ֖ץ וַיֹּאכֵֽלוּ׃
Kaymak, süt ve hazırlanan buzağıyı alıp önlerine koydu. Onlar yerken kendisi ağacın altında yanlarında durdu.
Bereşit 18:22
Vayifnu mişam haanaşim vayelehu sedoma veavraham odenu omed lifne Adonay.
וַיִּפְנ֤וּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיֵּלְכ֖וּ סְדֹ֑מָה וְאַ֨בְרָהָ֔ם עוֹדֶ֥נּוּ עֹמֵ֖ד לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Adamlar oradan dönüp Sedom’a gittiler. Avraam ise hâlâ Adonay’ın önünde duruyordu.
Bereşit 19:17
Vayehi hehotsiam otam hahutsa vayomer himalet al nafşeha al tabit ahareha veal taamod behol hakikar hahara himalet pen tisafe.
וַיְהִי֩ כְהוֹצִיאָ֨ם אֹתָ֜ם הַח֗וּצָה וַיֹּ֙אמֶר֙ הִמָּלֵ֣ט עַל־נַפְשֶׁ֔ךָ אַל־תַּבִּ֣יט אַחֲרֶ֔יךָ וְאַֽל־תַּעֲמֹ֖ד בְּכָל־הַכִּכָּ֑ר הָהָ֥רָה הִמָּלֵ֖ט פֶּן־תִּסָּפֶֽה׃
Onları dışarı çıkarınca biri, “Canını kurtarmak için kaç!” dedi. “Arkana bakma; ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç ki yok olmayasın!”
Bereşit 19:27
Vayaşkem avraham baboker el hamakom aşer amad şam et pene Adonay.
וַיַּשְׁכֵּ֥ם אַבְרָהָ֖ם בַּבֹּ֑קֶר אֶל־הַ֨מָּק֔וֹם אֲשֶׁר־עָ֥מַד שָׁ֖ם אֶת־פְּנֵ֥י יְהוָֽה׃
Avraam sabah erkenden, Adonay’ın önünde durmuş olduğu yere gitti.
Bereşit 24:30
Vayehi kirot et hanezem veet hatsemidim al yede ahoto uheşameo et divre rivka ahoto lemor ko diber elay haiş vayavo el haiş vehine omed al hagemalim al haayin.
וַיְהִ֣י ׀ כִּרְאֹ֣ת אֶת־הַנֶּ֗זֶם וְֽאֶת־הַצְּמִדִים֮ עַל־יְדֵ֣י אֲחֹתוֹ֒ וּכְשָׁמְע֗וֹ אֶת־דִּבְרֵ֞י רִבְקָ֤ה אֲחֹתוֹ֙ לֵאמֹ֔ר כֹּֽה־דִבֶּ֥ר אֵלַ֖י הָאִ֑ישׁ וַיָּבֹא֙ אֶל־הָאִ֔ישׁ וְהִנֵּ֛ה עֹמֵ֥ד עַל־הַגְּמַלִּ֖ים עַל־הָעָֽיִן׃
Kız kardeşinin burnundaki halkayı ve kollarındaki bilezikleri görünce, kız kardeşi Rivka’nın “Adam bana böyle söyledi” sözlerini duyunca adamın yanına gitti. Adam pınarın başında develerin yanında duruyordu.
Bereşit 24:31
Vayomer bo beruh Adonay lama taamod bahuts veanohi piniti habayit umakom lagemalim.
וַיֹּ֕אמֶר בּ֖וֹא בְּר֣וּךְ יְהוָ֑ה לָ֤מָּה תַעֲמֹד֙ בַּח֔וּץ וְאָנֹכִי֙ פִּנִּ֣יתִי הַבַּ֔יִת וּמָק֖וֹם לַגְּמַלִּֽים׃
“Adonay’ın kutsadığı kişi, gel!” dedi. “Neden dışarıda duruyorsun? Evi ve develer için yeri hazırladım.”
Bereşit 29:35
Vatahar od vateled ben vatomer hapaam ode et Adonay al ken karea şemo yehuda vataamod miledet.
וַתַּ֨הַר ע֜וֹד וַתֵּ֣לֶד בֵּ֗ן וַתֹּ֙אמֶר֙ הַפַּ֙עַם֙ אוֹדֶ֣ה אֶת־יְהוָ֔ה עַל־כֵּ֛ן קָרְאָ֥ה שְׁמ֖וֹ יְהוּדָ֑ה וַֽתַּעֲמֹ֖ד מִלֶּֽדֶת׃
Yine hamile kalıp bir oğul doğurdu. “Bu kez Adonay’a şükredeceğim” dedi. Bu yüzden ona Yehuda adını verdi. Ardından bir süre çocuk doğurmadı.
Bereşit 30:9
Vatere lea ki ameda miledet vatikah et zilpa şifhatah vatiten otah leyaakov leişa.
וַתֵּ֣רֶא לֵאָ֔ה כִּ֥י עָמְדָ֖ה מִלֶּ֑דֶת וַתִּקַּח֙ אֶת־זִלְפָּ֣ה שִׁפְחָתָ֔הּ וַתִּתֵּ֥ן אֹתָ֛הּ לְיַעֲקֹ֖ב לְאִשָּֽׁה׃
Lea artık çocuk doğurmadığını görünce hizmetkârı Zilpa’yı alıp Yaakov’a eş olarak verdi.
Bereşit 41:1
Vayehi mikets şenatayim yamim ufaro holem vehine omed al hayeor.
וַיְהִ֕י מִקֵּ֖ץ שְׁנָתַ֣יִם יָמִ֑ים וּפַרְעֹ֣ה חֹלֵ֔ם וְהִנֵּ֖ה עֹמֵ֥ד עַל־הַיְאֹֽר׃
İki tam yılın sonunda Firavun bir rüya gördü. Nil’in kıyısında duruyordu.
Bereşit 41:3
Vehine şeva parot aherot olot aharehen min hayeor raot mare vedakot basar vataamodena etsel haparot al sefat hayeor.
וְהִנֵּ֞ה שֶׁ֧בַע פָּר֣וֹת אֲחֵר֗וֹת עֹל֤וֹת אַחֲרֵיהֶן֙ מִן־הַיְאֹ֔ר רָע֥וֹת מַרְאֶ֖ה וְדַקּ֣וֹת בָּשָׂ֑ר וַֽתַּעֲמֹ֛דְנָה אֵ֥צֶל הַפָּר֖וֹת עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃
Ardından çirkin görünüşlü, cılız yedi inek daha ırmaktan çıktı. Irmak kıyısında öteki ineklerin yanında durdular.
Bereşit 41:17
Vayedaber paro el yosef bahalomi hinni omed al sefat hayeor.
וַיְדַבֵּ֥ר פַּרְעֹ֖ה אֶל־יוֹסֵ֑ף בַּחֲלֹמִ֕י הִנְנִ֥י עֹמֵ֖ד עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃
Firavun, Yosef’e şöyle anlattı: “Rüyamda Nil’in kıyısında duruyordum.
Bereşit 41:46
Veyosef ben şeloşim şana beamedo lifne paro meleh mitsrayim vayetse yosef milifne faro vayavor behol erets mitsrayim.
וְיוֹסֵף֙ בֶּן־שְׁלֹשִׁ֣ים שָׁנָ֔ה בְּעָמְד֕וֹ לִפְנֵ֖י פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרָ֑יִם וַיֵּצֵ֤א יוֹסֵף֙ מִלִּפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַֽיַּעְבֹ֖ר בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Yosef, Mısır kralı Firavun’un huzuruna çıktığında otuz yaşındaydı. Firavun’un yanından ayrılıp bütün Mısır ülkesini dolaştı.
Bereşit 43:15
Vayikhu haanaşim et haminha hazot umişne kesef lakehu veyadam veet binyamin vayakumu vayeredu mitsrayim vayaamdu lifne yosef.
וַיִּקְח֤וּ הָֽאֲנָשִׁים֙ אֶת־הַמִּנְחָ֣ה הַזֹּ֔את וּמִשְׁנֶה־כֶּ֛סֶף לָקְח֥וּ בְיָדָ֖ם וְאֶת־בִּנְיָמִ֑ן וַיָּקֻ֙מוּ֙ וַיֵּרְד֣וּ מִצְרַ֔יִם וַיַּֽעַמְד֖וּ לִפְנֵ֥י יוֹסֵֽף׃
Adamlar bu armağanları, iki kat parayı ve Binyamin’i yanlarına aldılar. Kalkıp Mısır’a indiler ve Yosef’in karşısına çıktılar.
Bereşit 45:1
Velo yahol yosef lehitapek lehol hanitsavim alav vayikra hotsiu hol iş mealay velo amad iş ito behitvada yosef el ehav.
וְלֹֽא־יָכֹ֨ל יוֹסֵ֜ף לְהִתְאַפֵּ֗ק לְכֹ֤ל הַנִּצָּבִים֙ עָלָ֔יו וַיִּקְרָ֕א הוֹצִ֥יאוּ כָל־אִ֖ישׁ מֵעָלָ֑י וְלֹא־עָ֤מַד אִישׁ֙ אִתּ֔וֹ בְּהִתְוַדַּ֥ע יוֹסֵ֖ף אֶל־אֶחָֽיו׃
Yosef, yanında duran herkesin önünde artık kendini tutamadı. “Herkesi yanımdan çıkarın!” diye seslendi. Kardeşlerine kim olduğunu açıkladığında yanında başka kimse yoktu.
Bereşit 45:9
Maharu vaalu el avi vaamartem elav ko amar binha yosef samani Elohim leadon lehol mitsrayim reda elay al taamod.
מַהֲרוּ֮ וַעֲל֣וּ אֶל־אָבִי֒ וַאֲמַרְתֶּ֣ם אֵלָ֗יו כֹּ֤ה אָמַר֙ בִּנְךָ֣ יוֹסֵ֔ף שָׂמַ֧נִי אֱלֹהִ֛ים לְאָד֖וֹן לְכָל־מִצְרָ֑יִם רְדָ֥ה אֵלַ֖י אַֽל־תַּעֲמֹֽד׃
Çabuk babama gidin ve ona şöyle söyleyin: ‘Oğlun Yosef diyor ki: Tanrı beni bütün Mısır’ın efendisi yaptı. Hiç oyalanmadan yanıma gel.
Bereşit 47:7
Vayave yosef et yaakov aviv vayaamideu lifne faro vayevareh yaakov et paro.
וַיָּבֵ֤א יוֹסֵף֙ אֶת־יַֽעֲקֹ֣ב אָבִ֔יו וַיַּֽעֲמִדֵ֖הוּ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַיְבָ֥רֶךְ יַעֲקֹ֖ב אֶת־פַּרְעֹֽה׃
Yosef babası Yaakov’u getirip Firavun’un karşısına çıkardı. Yaakov, Firavun’u kutsadı.
Şemot 3:5
Vayomer al tikrav halom şal nealeha meal ragleha ki hamakom aşer ata omed alav admat kodeş u.
וַיֹּ֖אמֶר אַל־תִּקְרַ֣ב הֲלֹ֑ם שַׁל־נְעָלֶ֙יךָ֙ מֵעַ֣ל רַגְלֶ֔יךָ כִּ֣י הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁ֤ר אַתָּה֙ עוֹמֵ֣ד עָלָ֔יו אַדְמַת־קֹ֖דֶשׁ הֽוּא׃
Tanrı, “Buraya yaklaşma” dedi. “Ayağındaki sandaletleri çıkar; çünkü durduğun yer kutsal topraktır.”
Şemot 8:18
Vehifleti vayom hau et erets goşen aşer ami omed aleha levilti heyot şam arov lemaan teda ki ani Adonay bekerev haarets.
וְהִפְלֵיתִי֩ בַיּ֨וֹם הַה֜וּא אֶת־אֶ֣רֶץ גֹּ֗שֶׁן אֲשֶׁ֤ר עַמִּי֙ עֹמֵ֣ד עָלֶ֔יהָ לְבִלְתִּ֥י הֱיֽוֹת־שָׁ֖ם עָרֹ֑ב לְמַ֣עַן תֵּדַ֔ע כִּ֛י אֲנִ֥י יְהוָ֖ה בְּקֶ֥רֶב הָאָֽרֶץ׃
O gün halkımın yaşadığı Goşen bölgesini ayrı tutacağım; orada bu hayvanlar olmayacak. Böylece yeryüzünün ortasında benim Adonay olduğumu bileceksin.
Şemot 9:10
Vayikhu et piah hakivşan vayaamdu lifne faro vayizrok oto moşe haşamayema vayehi şehin avabuot poreah baadam uvabehema.
וַיִּקְח֞וּ אֶת־פִּ֣יחַ הַכִּבְשָׁ֗ן וַיַּֽעַמְדוּ֙ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַיִּזְרֹ֥ק אֹת֛וֹ מֹשֶׁ֖ה הַשָּׁמָ֑יְמָה וַיְהִ֗י שְׁחִין֙ אֲבַעְבֻּעֹ֔ת פֹּרֵ֕חַ בָּאָדָ֖ם וּבַבְּהֵמָֽה׃
Fırın isini alıp Firavun’un karşısına dikildiler. Moşe onu göğe doğru savurdu. İnsanların ve hayvanların derisinde kabarcıklı çıbanlar çıktı.
Şemot 9:11
Velo yahelu hahartumim laamod lifne moşe mipene haşehin ki haya haşehin bahartumim uvehol mitsrayim.
וְלֹֽא־יָכְל֣וּ הַֽחַרְטֻמִּ֗ים לַעֲמֹ֛ד לִפְנֵ֥י מֹשֶׁ֖ה מִפְּנֵ֣י הַשְּׁחִ֑ין כִּֽי־הָיָ֣ה הַשְּׁחִ֔ין בַּֽחֲרְטֻמִּ֖ם וּבְכָל־מִצְרָֽיִם׃
Büyü ustaları çıbanlar yüzünden Moşe’nin karşısında duramadılar; çünkü hem büyü ustalarını hem de bütün Mısırlıları çıbanlar kaplamıştı.
Şemot 9:16
Veulam baavur zot heemadtiha baavur haroteha et kohi ulemaan saper şemi behol haarets.
וְאוּלָ֗ם בַּעֲב֥וּר זֹאת֙ הֶעֱמַדְתִּ֔יךָ בַּעֲב֖וּר הַרְאֹתְךָ֣ אֶת־כֹּחִ֑י וּלְמַ֛עַן סַפֵּ֥ר שְׁמִ֖י בְּכָל־הָאָֽרֶץ׃
Ama gücümü sana göstermek ve adım bütün yeryüzünde duyurulsun diye seni ayakta tuttum.
Şemot 9:28
Hatiru el Adonay verav miheyot kolot Elohim uvarad vaaşaleha ethem velo tosifun laamod.
הַעְתִּ֙ירוּ֙ אֶל־יְהוָ֔ה וְרַ֕ב מִֽהְיֹ֛ת קֹלֹ֥ת אֱלֹהִ֖ים וּבָרָ֑ד וַאֲשַׁלְּחָ֣ה אֶתְכֶ֔ם וְלֹ֥א תֹסִפ֖וּן לַעֲמֹֽד׃
Adonay’a yakarın; Tanrı’nın gök gürültüleri ve dolusu artık yeter! Sizi salıvereceğim; daha fazla kalmayacaksınız.”
Şemot 14:19
Vayisa malah haelohim haholeh lifne mahane yisrael vayeleh meaharehem vayisa amud heanan mipenehem vayaamod meaharehem.
וַיִּסַּ֞ע מַלְאַ֣ךְ הָאֱלֹהִ֗ים הַהֹלֵךְ֙ לִפְנֵי֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֵּ֖לֶךְ מֵאַחֲרֵיהֶ֑ם וַיִּסַּ֞ע עַמּ֤וּד הֶֽעָנָן֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיַּֽעֲמֹ֖ד מֵאַחֲרֵיהֶֽם׃
İsrael ordugâhının önünden giden Tanrı’nın meleği yer değiştirip arkalarına geçti. Bulut sütunu da önlerinden ayrılıp arkalarında durdu.
Şemot 17:6
Hinni omed lefaneha şam al hatsur behorev vehikita vatsur veyatseu mimenu mayim veşata haam vayaas ken moşe leene zikne yisrael.
הִנְנִ֣י עֹמֵד֩ לְפָנֶ֨יךָ שָּׁ֥ם ׀ עַֽל־הַצּוּר֮ בְּחֹרֵב֒ וְהִכִּ֣יתָ בַצּ֗וּר וְיָצְא֥וּ מִמֶּ֛נּוּ מַ֖יִם וְשָׁתָ֣ה הָעָ֑ם וַיַּ֤עַשׂ כֵּן֙ מֹשֶׁ֔ה לְעֵינֵ֖י זִקְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Ben orada, Horev’deki kayanın üzerinde, senin önünde duracağım. Kayaya vur; ondan su çıkacak, halk içecek.” Moşe, İsrael’in ileri gelenlerinin gözleri önünde öyle yaptı.
Şemot 18:13
Vayehi mimohorat vayeşev moşe lişpot et haam vayaamod haam al moşe min haboker ad haarev.
וַיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַיֵּ֥שֶׁב מֹשֶׁ֖ה לִשְׁפֹּ֣ט אֶת־הָעָ֑ם וַיַּעֲמֹ֤ד הָעָם֙ עַל־מֹשֶׁ֔ה מִן־הַבֹּ֖קֶר עַד־הָעָֽרֶב׃
Ertesi gün Moşe, halkın davalarına bakmak için oturdu. Halk sabahtan akşama kadar Moşe’nin önünde ayakta durdu.
Şemot 18:23
İm et hadavar haze taase vetsiveha Elohim veyahaleta amod vegam kol haam haze al mekomo yavo veşalom.
אִ֣ם אֶת־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ תַּעֲשֶׂ֔ה וְצִוְּךָ֣ אֱלֹהִ֔ים וְיָֽכָלְתָּ֖ עֲמֹ֑ד וְגַם֙ כָּל־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה עַל־מְקֹמ֖וֹ יָבֹ֥א בְשָׁלֽוֹם׃
Bunu yaparsan ve Tanrı da sana böyle buyurursa dayanabilirsin. Bu halkın hepsi de yerine esenlikle döner.”
Şemot 20:15
Vehol haam roim et hakolot veet halapidim veet kol haşofar veet hahar aşen vayar haam vayanuu vayaamdu merahok.
וְכָל־הָעָם֩ רֹאִ֨ים אֶת־הַקּוֹלֹ֜ת וְאֶת־הַלַּפִּידִ֗ם וְאֵת֙ ק֣וֹל הַשֹּׁפָ֔ר וְאֶת־הָהָ֖ר עָשֵׁ֑ן וַיַּ֤רְא הָעָם֙ וַיָּנֻ֔עוּ וַיַּֽעַמְד֖וּ מֵֽרָחֹֽק׃
Bütün halk sesleri, alevleri, şofar sesini ve duman içindeki dağı görüyordu. Halk görünce titredi ve uzakta durdu.
Şemot 20:18
Vayaamod haam merahok umoşe nigaş el haarafel aşer şam haelohim.
וַיַּעֲמֹ֥ד הָעָ֖ם מֵרָחֹ֑ק וּמֹשֶׁה֙ נִגַּ֣שׁ אֶל־הָֽעֲרָפֶ֔ל אֲשֶׁר־שָׁ֖ם הָאֱלֹהִֽים׃ (פ)
Halk uzakta durdu. Moşe ise Tanrı’nın bulunduğu koyu karanlığa yaklaştı.
Şemot 21:21
Ah im yom o yomayim yaamod lo yukam ki haspo u.
אַ֥ךְ אִם־י֛וֹם א֥וֹ יוֹמַ֖יִם יַעֲמֹ֑ד לֹ֣א יֻקַּ֔ם כִּ֥י כַסְפּ֖וֹ הֽוּא׃ (ס)
Ama köle bir ya da iki gün yaşarsa bu ceza verilmeyecek; çünkü o, efendisinin parasıyla alınmıştır.
Şemot 26:15
Veasita et hakeraşim lamişkan atse şitim omedim.
וְעָשִׂ֥יתָ אֶת־הַקְּרָשִׁ֖ים לַמִּשְׁכָּ֑ן עֲצֵ֥י שִׁטִּ֖ים עֹמְדִֽים׃
Mişkan için akasya ağacından dik duracak tahtalar yapacaksın.
Şemot 32:26
Vayaamod moşe beşaar hamahane vayomer mi ladonay elay vayeasefu elav kol bene levi.
וַיַּעֲמֹ֤ד מֹשֶׁה֙ בְּשַׁ֣עַר הַֽמַּחֲנֶ֔ה וַיֹּ֕אמֶר מִ֥י לַיהוָ֖ה אֵלָ֑י וַיֵּאָסְפ֥וּ אֵלָ֖יו כָּל־בְּנֵ֥י לֵוִֽי׃
Moşe ordugâhın kapısında durup, “Adonay’dan yana olan yanıma gelsin!” dedi. Bütün Levi oğulları onun yanında toplandı.
Şemot 33:9
Vehaya kevo moşe haohela yered amud heanan veamad petah haohel vediber im moşe.
וְהָיָ֗ה כְּבֹ֤א מֹשֶׁה֙ הָאֹ֔הֱלָה יֵרֵד֙ עַמּ֣וּד הֶֽעָנָ֔ן וְעָמַ֖ד פֶּ֣תַח הָאֹ֑הֶל וְדִבֶּ֖ר עִם־מֹשֶֽׁה׃
Moşe çadıra girdiğinde bulut sütunu iner, çadırın girişinde durur ve Adonay Moşe’yle konuşurdu.
Şemot 33:10
Veraa hol haam et amud heanan omed petah haohel vekam kol haam vehişetahavu iş petah oholo.
וְרָאָ֤ה כָל־הָעָם֙ אֶת־עַמּ֣וּד הֶֽעָנָ֔ן עֹמֵ֖ד פֶּ֣תַח הָאֹ֑הֶל וְקָ֤ם כָּל־הָעָם֙ וְהִֽשְׁתַּחֲוּ֔וּ אִ֖ישׁ פֶּ֥תַח אָהֳלֽוֹ׃
Bütün halk bulut sütununun çadırın girişinde durduğunu görünce kalkar, herkes kendi çadırının girişinde yere kapanırdı.
Şemot 36:20
Vayaas et hakeraşim lamişkan atse şitim omedim.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַקְּרָשִׁ֖ים לַמִּשְׁכָּ֑ן עֲצֵ֥י שִׁטִּ֖ים עֹמְדִֽים׃
Mişkan için akasya ağacından dik duracak tahtalar yaptı.
Vayikra 9:5
Vayikhu et aşer tsiva moşe el pene ohel moed vayikrevu kol haeda vayaamdu lifne Adonay.
וַיִּקְח֗וּ אֵ֚ת אֲשֶׁ֣ר צִוָּ֣ה מֹשֶׁ֔ה אֶל־פְּנֵ֖י אֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד וַֽיִּקְרְבוּ֙ כָּל־הָ֣עֵדָ֔ה וַיַּֽעַמְד֖וּ לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Moşe’nin buyurduklarını Buluşma Çadırı’nın önüne getirdiler. Bütün topluluk yaklaşıp Adonay’ın önünde durdu.
Vayikra 13:5
Veraau hakohen bayom haşevii vehine hanega amad beenav lo fasa hanega baor vehisgiro hakohen şivat yamim şenit.
וְרָאָ֣הוּ הַכֹּהֵן֮ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁבִיעִי֒ וְהִנֵּ֤ה הַנֶּ֙גַע֙ עָמַ֣ד בְּעֵינָ֔יו לֹֽא־פָשָׂ֥ה הַנֶּ֖גַע בָּע֑וֹר וְהִסְגִּיר֧וֹ הַכֹּהֵ֛ן שִׁבְעַ֥ת יָמִ֖ים שֵׁנִֽית׃
Kâhin yedinci gün onu inceleyecek. Belirti onun gözünde aynı kalmış, deriye yayılmamışsa kâhin o kişiyi yedi gün daha ayrı tutacak.
Vayikra 13:23
Veim tahteha taamod habaheret lo fasata tsarevet haşehin hi vetiharo hakohen.
וְאִם־תַּחְתֶּ֜יהָ תַּעֲמֹ֤ד הַבַּהֶ֙רֶת֙ לֹ֣א פָשָׂ֔תָה צָרֶ֥בֶת הַשְּׁחִ֖ין הִ֑וא וְטִהֲר֖וֹ הַכֹּהֵֽן׃ (ס)
Parlak leke yerinde kalır, yayılmazsa bu çıbanın izidir. Kâhin o kişinin arınmış olduğuna hükmedecek.
Vayikra 13:28
Veim tahteha taamod habaheret lo faseta vaor vehi heha seet hamihva hi vetiharo hakohen ki tsarevet hamihva hi.
וְאִם־תַּחְתֶּיהָ֩ תַעֲמֹ֨ד הַבַּהֶ֜רֶת לֹא־פָשְׂתָ֤ה בָעוֹר֙ וְהִ֣וא כֵהָ֔ה שְׂאֵ֥ת הַמִּכְוָ֖ה הִ֑וא וְטִֽהֲרוֹ֙ הַכֹּהֵ֔ן כִּֽי־צָרֶ֥בֶת הַמִּכְוָ֖ה הִֽוא׃ (פ)
Parlak leke yerinde kalır, deriye yayılmaz ve solarsa bu yanığın kabartısıdır. Kâhin o kişinin arınmış olduğuna hükmedecek; çünkü bu yanığın izidir.
Vayikra 13:37
Veim beenav amad hanetek vesear şahor tsamah bo nirpa hanetek tahor u vetiharo hakohen.
וְאִם־בְּעֵינָיו֩ עָמַ֨ד הַנֶּ֜תֶק וְשֵׂעָ֨ר שָׁחֹ֧ר צָֽמַח־בּ֛וֹ נִרְפָּ֥א הַנֶּ֖תֶק טָה֣וֹר ה֑וּא וְטִהֲר֖וֹ הַכֹּהֵֽן׃ (ס)
Netek aynı görünümde kalmış ve içinde siyah kıl çıkmışsa netek iyileşmiştir. O kişi arınmıştır; kâhin onun arınmış olduğuna hükmedecek.
Vayikra 14:11
Veheemid hakohen hametaher et haiş hamitaher veotam lifne Adonay petah ohel moed.
וְהֶעֱמִ֞יד הַכֹּהֵ֣ן הַֽמְטַהֵ֗ר אֵ֛ת הָאִ֥ישׁ הַמִּטַּהֵ֖ר וְאֹתָ֑ם לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
Arındırma işlemini yapan kâhin, arınacak kişiyi ve bunları Adonay’ın önünde, Buluşma Çadırı’nın girişinde durduracak.
Vayikra 16:7
Velakah et şene haseirim veheemid otam lifne Adonay petah ohel moed.
וְלָקַ֖ח אֶת־שְׁנֵ֣י הַשְּׂעִירִ֑ם וְהֶעֱמִ֤יד אֹתָם֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
İki keçiyi alıp Buluşma Çadırı’nın girişinde, Adonay’ın önünde durduracak.
Vayikra 16:10
Vehasair aşer ala alav hagoral laazazel yoomad hay lifne Adonay lehaper alav leşalah oto laazazel hamidbara.
וְהַשָּׂעִ֗יר אֲשֶׁר֩ עָלָ֨ה עָלָ֤יו הַגּוֹרָל֙ לַעֲזָאזֵ֔ל יָֽעֳמַד־חַ֛י לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לְכַפֵּ֣ר עָלָ֑יו לְשַׁלַּ֥ח אֹת֛וֹ לַעֲזָאזֵ֖ל הַמִּדְבָּֽרָה׃
Kurası Azazel’e çıkan keçi ise üzerinde kefaret sağlamak ve çöle, Azazel’e göndermek üzere Adonay’ın önünde canlı tutulacak.
Vayikra 18:23
Uvehol behema lo titen şehaveteha letamea vah veişa lo taamod lifne vehema lerivah tevel u.
וּבְכָל־בְּהֵמָ֛ה לֹא־תִתֵּ֥ן שְׁכָבְתְּךָ֖ לְטָמְאָה־בָ֑הּ וְאִשָּׁ֗ה לֹֽא־תַעֲמֹ֞ד לִפְנֵ֧י בְהֵמָ֛ה לְרִבְעָ֖הּ תֶּ֥בֶל הֽוּא׃
Hiçbir hayvanla cinsel ilişkide bulunup kendini kirletmeyeceksin. Bir kadın da çiftleşmek için hayvanın önüne geçmeyecek. Bu sapkınlıktır.
Vayikra 19:16
Lo teleh rahil beameha lo taamod al dam reeha ani Adonay.
לֹא־תֵלֵ֤ךְ רָכִיל֙ בְּעַמֶּ֔יךָ לֹ֥א תַעֲמֹ֖ד עַל־דַּ֣ם רֵעֶ֑ךָ אֲנִ֖י יְהוָֽה׃
Halkının arasında laf taşıyarak dolaşmayacaksın. Başkasının canı tehlikedeyken seyirci kalmayacaksın. Ben Adonay’ım.
Vayikra 27:8
Veim mah u meerkeha veheemido lifne hakohen veheerih oto hakohen al pi aşer tasig yad hanoder yaarihenu hakohen.
וְאִם־מָ֥ךְ הוּא֙ מֵֽעֶרְכֶּ֔ךָ וְהֶֽעֱמִידוֹ֙ לִפְנֵ֣י הַכֹּהֵ֔ן וְהֶעֱרִ֥יךְ אֹת֖וֹ הַכֹּהֵ֑ן עַל־פִּ֗י אֲשֶׁ֤ר תַּשִּׂיג֙ יַ֣ד הַנֹּדֵ֔ר יַעֲרִיכֶ֖נּוּ הַכֹּהֵֽן׃ (ס)
Adakta bulunanın gücü bu bedeli ödemeye yetmiyorsa bedeli adanan kişi kâhinin önüne getirilecek ve kâhin onun bedelini belirleyecek. Kâhin, adakta bulunanın imkânına göre bedel belirleyecek.
Vayikra 27:11
Veim kol behema temea aşer lo yakrivu mimena korban ladonay veheemid et habehema lifne hakohen.
וְאִם֙ כָּל־בְּהֵמָ֣ה טְמֵאָ֔ה אֲ֠שֶׁר לֹא־יַקְרִ֧יבוּ מִמֶּ֛נָּה קָרְבָּ֖ן לַֽיהוָ֑ה וְהֶֽעֱמִ֥יד אֶת־הַבְּהֵמָ֖ה לִפְנֵ֥י הַכֹּהֵֽן׃
Adak, Adonay’a kurban olarak sunulamayan arınmamış bir hayvansa hayvanı kâhinin önüne getirecek.
Bamidbar 1:5
Veele şemot haanaşim aşer yaamdu itehem liruven elitsur ben şedeur.
וְאֵ֙לֶּה֙ שְׁמ֣וֹת הָֽאֲנָשִׁ֔ים אֲשֶׁ֥ר יַֽעַמְד֖וּ אִתְּכֶ֑ם לִרְאוּבֵ֕ן אֱלִיצ֖וּר בֶּן־שְׁדֵיאֽוּר׃
Yanınızda duracak adamların adları şunlardır: Reuven’den Şedeur oğlu Elitsur;
Bamidbar 3:6
Hakrev et mate levi vehaamadta oto lifne aharon hakohen veşeretu oto.
הַקְרֵב֙ אֶת־מַטֵּ֣ה לֵוִ֔י וְֽהַעֲמַדְתָּ֣ אֹת֔וֹ לִפְנֵ֖י אַהֲרֹ֣ן הַכֹּהֵ֑ן וְשֵׁרְת֖וּ אֹתֽוֹ׃
Levi kabilesini yaklaştır ve kâhin Aaron’un önünde görevlendir; ona hizmet etsinler.
Bamidbar 5:16
Vehikriv otah hakohen veheemidah lifne Adonay.
וְהִקְרִ֥יב אֹתָ֖הּ הַכֹּהֵ֑ן וְהֶֽעֱמִדָ֖הּ לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Kâhin kadını yaklaştıracak ve Adonay’ın huzurunda durduracak.
Bamidbar 5:18
Veheemid hakohen et haişa lifne Adonay ufara et roş haişa venatan al kapeha et minhat hazikaron minhat kenaot hi uveyad hakohen yihyu me hamarim hameararim.
וְהֶעֱמִ֨יד הַכֹּהֵ֥ן אֶֽת־הָאִשָּׁה֮ לִפְנֵ֣י יְהוָה֒ וּפָרַע֙ אֶת־רֹ֣אשׁ הָֽאִשָּׁ֔ה וְנָתַ֣ן עַל־כַּפֶּ֗יהָ אֵ֚ת מִנְחַ֣ת הַזִּכָּר֔וֹן מִנְחַ֥ת קְנָאֹ֖ת הִ֑וא וּבְיַ֤ד הַכֹּהֵן֙ יִהְי֔וּ מֵ֥י הַמָּרִ֖ים הַמְאָֽרֲרִֽים׃
Kâhin kadını Adonay’ın huzurunda durduracak, kadının saçlarını açıp salacak ve kıskançlık sunusu olan anma sunusunu onun avuçlarına koyacak. Lanet getiren acı su kâhinin elinde olacak.