בּוֹא
gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
619 kullanım · 570 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 641 kez, 589 farklı ayette görülür. Kök altında 3 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Yeasef aharon el amav ki lo yavo el haarets aşer natati livne yisrael al aşer meritem et pi leme meriva.
יֵאָסֵ֤ף אַהֲרֹן֙ אֶל־עַמָּ֔יו כִּ֣י לֹ֤א יָבֹא֙ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר נָתַ֖תִּי לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל עַ֛ל אֲשֶׁר־מְרִיתֶ֥ם אֶת־פִּ֖י לְמֵ֥י מְרִיבָֽה׃
“Aaron halkına katılacak. Meriva sularında buyruğuma başkaldırdığınız için İsraeloğullarına verdiğim ülkeye girmeyecek.
Vayişma hakenaani meleh arad yoşev hanegev ki ba yisrael dereh haatarim vayilahem beyisrael vayişb mimenu şevi.
וַיִּשְׁמַ֞ע הַכְּנַעֲנִ֤י מֶֽלֶךְ־עֲרָד֙ יֹשֵׁ֣ב הַנֶּ֔גֶב כִּ֚י בָּ֣א יִשְׂרָאֵ֔ל דֶּ֖רֶךְ הָאֲתָרִ֑ים וַיִּלָּ֙חֶם֙ בְּיִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּ֥שְׁבְּ ׀ מִמֶּ֖נּוּ שֶֽׁבִי׃
Negev’de yaşayan Kenaanlı Arad kralı, İsrael’in Atarim yolundan geldiğini duyunca İsrael’le savaştı ve aralarından esir aldı.
Vayavo haam el moşe vayomeru hatanu ki dibarnu vadonay vavah hitpalel el Adonay veyaser mealenu et hanahaş vayitpalel moşe bead haam.
וַיָּבֹא֩ הָעָ֨ם אֶל־מֹשֶׁ֜ה וַיֹּאמְר֣וּ חָטָ֗אנוּ כִּֽי־דִבַּ֤רְנוּ בַֽיהוָה֙ וָבָ֔ךְ הִתְפַּלֵּל֙ אֶל־יְהוָ֔ה וְיָסֵ֥ר מֵעָלֵ֖ינוּ אֶת־הַנָּחָ֑שׁ וַיִּתְפַּלֵּ֥ל מֹשֶׁ֖ה בְּעַ֥ד הָעָֽם׃
Halk Moşe’ye gelip şöyle dedi: “Adonay’a ve sana karşı konuşmakla günah işledik. Yılanları üzerimizden uzaklaştırsın diye Adonay’a dua et.” Moşe halk için dua etti.
Velo natan sihon et yisrael avor bigvulo vayeesof sihon et kol amo vayetse likrat yisrael hamidbara vayavo yahetsa vayilahem beyisrael.
וְלֹא־נָתַ֨ן סִיחֹ֣ן אֶת־יִשְׂרָאֵל֮ עֲבֹ֣ר בִּגְבֻלוֹ֒ וַיֶּאֱסֹ֨ף סִיחֹ֜ן אֶת־כָּל־עַמּ֗וֹ וַיֵּצֵ֞א לִקְרַ֤את יִשְׂרָאֵל֙ הַמִּדְבָּ֔רָה וַיָּבֹ֖א יָ֑הְצָה וַיִּלָּ֖חֶם בְּיִשְׂרָאֵֽל׃
Ama Sihon, İsrael’in sınırından geçmesine izin vermedi. Sihon bütün halkını topladı, İsrael’in karşısına çıkmak için çöle gitti. Yahats’a gelip İsrael’le savaştı.
Al ken yomeru hamoşelim bou heşbon tibane vetikonen ir sihon.
עַל־כֵּ֛ן יֹאמְר֥וּ הַמֹּשְׁלִ֖ים בֹּ֣אוּ חֶשְׁבּ֑וֹן תִּבָּנֶ֥ה וְתִכּוֹנֵ֖ן עִ֥יר סִיחֽוֹן׃
Bu yüzden ozanlar şöyle der: “Heşbon’a gelin! Sihon’un şehri kurulsun ve sağlamlaştırılsın!
Vayelehu zikne moav vezikne midyan ukesamim beyadam vayavou el bilam vayedaberu elav divre valak.
וַיֵּ֨לְכ֜וּ זִקְנֵ֤י מוֹאָב֙ וְזִקְנֵ֣י מִדְיָ֔ן וּקְסָמִ֖ים בְּיָדָ֑ם וַיָּבֹ֙אוּ֙ אֶל־בִּלְעָ֔ם וַיְדַבְּר֥וּ אֵלָ֖יו דִּבְרֵ֥י בָלָֽק׃
Moav’ın ve Midyan’ın ileri gelenleri, yanlarına kehanet ücretini alarak yola çıktılar. Bilam’a gelip Balak’ın sözlerini ilettiler.
Vayavo Elohim el bilam vayomer mi haanaşim haele imah.
וַיָּבֹ֥א אֱלֹהִ֖ים אֶל־בִּלְעָ֑ם וַיֹּ֕אמֶר מִ֛י הָאֲנָשִׁ֥ים הָאֵ֖לֶּה עִמָּֽךְ׃
Tanrı Bilam’a gelip, “Yanındaki bu adamlar kim?” diye sordu.
Vayakumu sare moav vayavou el balak vayomeru meen bilam haloh imanu.
וַיָּק֙וּמוּ֙ שָׂרֵ֣י מוֹאָ֔ב וַיָּבֹ֖אוּ אֶל־בָּלָ֑ק וַיֹּ֣אמְר֔וּ מֵאֵ֥ן בִּלְעָ֖ם הֲלֹ֥ךְ עִמָּֽנוּ׃
Moav’ın önderleri kalkıp Balak’a geldiler ve “Bilam bizimle gelmeyi reddetti” dediler.
Vayavou el bilam vayomeru lo ko amar balak ben tsipor al na timana mehaloh elay.
וַיָּבֹ֖אוּ אֶל־בִּלְעָ֑ם וַיֹּ֣אמְרוּ ל֗וֹ כֹּ֤ה אָמַר֙ בָּלָ֣ק בֶּן־צִפּ֔וֹר אַל־נָ֥א תִמָּנַ֖ע מֵהֲלֹ֥ךְ אֵלָֽי׃
Bilam’a gelip şöyle dediler: “Tsippor oğlu Balak diyor ki: ‘Lütfen bana gelmekten kaçınma.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayavo Elohim el bilam layla vayomer lo im likro leha bau haanaşim kum leh itam veah et hadavar aşer adaber eleha oto taase.
וַיָּבֹ֨א אֱלֹהִ֥ים ׀ אֶל־בִּלְעָם֮ לַיְלָה֒ וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ אִם־לִקְרֹ֤א לְךָ֙ בָּ֣אוּ הָאֲנָשִׁ֔ים ק֖וּם לֵ֣ךְ אִתָּ֑ם וְאַ֗ךְ אֶת־הַדָּבָ֛ר אֲשֶׁר־אֲדַבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ אֹת֥וֹ תַעֲשֶֽׂה׃
Tanrı gece Bilam’a gelip şöyle dedi: “Bu adamlar seni çağırmaya geldilerse kalk, onlarla git. Ancak yalnızca sana söyleyeceğim şeyi yapacaksın.”
Vayişma balak ki va vilam vayetse likrato el ir moav aşer al gevul arnon aşer biktse hagevul.
וַיִּשְׁמַ֥ע בָּלָ֖ק כִּ֣י בָ֣א בִלְעָ֑ם וַיֵּצֵ֨א לִקְרָאת֜וֹ אֶל־עִ֣יר מוֹאָ֗ב אֲשֶׁר֙ עַל־גְּב֣וּל אַרְנֹ֔ן אֲשֶׁ֖ר בִּקְצֵ֥ה הַגְּבֽוּל׃
Balak, Bilam’ın geldiğini duyunca sınırın ucundaki Arnon sınırında bulunan Moav şehrine, onu karşılamaya çıktı.
Vayomer bilam el balak hine vati eleha ata hayahol uhal daber meuma hadavar aşer yasim Elohim befi oto adaber.
וַיֹּ֨אמֶר בִּלְעָ֜ם אֶל־בָּלָ֗ק הִֽנֵּה־בָ֙אתִי֙ אֵלֶ֔יךָ עַתָּ֕ה הֲיָכ֥וֹל אוּכַ֖ל דַּבֵּ֣ר מְא֑וּמָה הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁ֨ר יָשִׂ֧ים אֱלֹהִ֛ים בְּפִ֖י אֹת֥וֹ אֲדַבֵּֽר׃
Bilam Balak’a şöyle dedi: “İşte sana geldim. Ama şimdi kendi başıma bir şey söyleyebilir miyim? Yalnızca Tanrı’nın ağzıma koyacağı sözü söyleyeceğim.”
Vayeleh bilam im balak vayavou kiryat hutsot.
וַיֵּ֥לֶךְ בִּלְעָ֖ם עִם־בָּלָ֑ק וַיָּבֹ֖אוּ קִרְיַ֥ת חֻצֽוֹת׃
Bilam, Balak’la birlikte gitti. Kiryat-Hutsot’a geldiler.
Vayavo elav vehino nitsav al olato vesare moav ito vayomer lo balak ma diber Adonay.
וַיָּבֹ֣א אֵלָ֗יו וְהִנּ֤וֹ נִצָּב֙ עַל־עֹ֣לָת֔וֹ וְשָׂרֵ֥י מוֹאָ֖ב אִתּ֑וֹ וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ בָּלָ֔ק מַה־דִּבֶּ֖ר יְהוָֽה׃
Bilam ona geldi. Balak olah sunusunun yanında duruyordu; Moav’ın önderleri de yanındaydı. Balak ona, “Adonay ne söyledi?” diye sordu.
Vehine iş mibene yisrael ba vayakrev el ehav et hamidyanit leene moşe uleene kol adat bene yisrael vehema vohim petah ohel moed.
וְהִנֵּ֡ה אִישׁ֩ מִבְּנֵ֨י יִשְׂרָאֵ֜ל בָּ֗א וַיַּקְרֵ֤ב אֶל־אֶחָיו֙ אֶת־הַמִּדְיָנִ֔ית לְעֵינֵ֣י מֹשֶׁ֔ה וּלְעֵינֵ֖י כָּל־עֲדַ֣ת בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֑ל וְהֵ֣מָּה בֹכִ֔ים פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
İşte İsraeloğullarından bir adam geldi; Moşe’nin ve bütün İsraeloğulları topluluğunun gözü önünde, Midyanlı bir kadını kardeşlerinin yanına getirdi. Onlar Buluşma Çadırı’nın girişinde ağlıyorlardı.
Vayavo ahar iş yisrael el hakuba vayidkor et şenehem et iş yisrael veet haişa el kovatah vateatsar hamagefa meal bene yisrael.
וַ֠יָּבֹא אַחַ֨ר אִֽישׁ־יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־הַקֻּבָּ֗ה וַיִּדְקֹר֙ אֶת־שְׁנֵיהֶ֔ם אֵ֚ת אִ֣ישׁ יִשְׂרָאֵ֔ל וְאֶת־הָאִשָּׁ֖ה אֶל־קֳבָתָ֑הּ וַתֵּֽעָצַר֙ הַמַּגֵּפָ֔ה מֵעַ֖ל בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
İsraelli adamın ardından çadıra girdi ve ikisini, İsraelli adamı ve kadını karnından delip geçti. İsraeloğullarının üzerindeki salgın durdu.
Bu ayette 2 eşleşme
Aşer yetse lifnehem vaaşer yavo lifnehem vaaşer yotsiem vaaşer yeviem velo tihye adat Adonay katson aşer en lahem roe.
אֲשֶׁר־יֵצֵ֣א לִפְנֵיהֶ֗ם וַאֲשֶׁ֤ר יָבֹא֙ לִפְנֵיהֶ֔ם וַאֲשֶׁ֥ר יוֹצִיאֵ֖ם וַאֲשֶׁ֣ר יְבִיאֵ֑ם וְלֹ֤א תִהְיֶה֙ עֲדַ֣ת יְהוָ֔ה כַּצֹּ֕אן אֲשֶׁ֥ר אֵין־לָהֶ֖ם רֹעֶֽה׃
Önlerinde çıkıp girsin, onları çıkarıp getirsin; böylece Adonay’ın topluluğu çobanı olmayan koyunlar gibi kalmasın.”
Velifne elazar hakohen yaamod veşaal lo bemişpat haurim lifne Adonay al piv yetseu veal piv yavou u vehol bene yisrael ito vehol haeda.
וְלִפְנֵ֨י אֶלְעָזָ֤ר הַכֹּהֵן֙ יַעֲמֹ֔ד וְשָׁ֥אַל ל֛וֹ בְּמִשְׁפַּ֥ט הָאוּרִ֖ים לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה עַל־פִּ֨יו יֵצְא֜וּ וְעַל־פִּ֣יו יָבֹ֗אוּ ה֛וּא וְכָל־בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֥ל אִתּ֖וֹ וְכָל־הָעֵדָֽה׃
Kohen Elazar’ın önünde dursun; Elazar onun için Adonay’ın önünde Urim’in hükmüne danışsın. O ve yanındaki bütün İsraeloğulları, bütün topluluk, bu söze göre çıkıp bu söze göre girsin.”
Vayaviu el moşe veel elazar hakohen veel adat bene yisrael et haşevi veet hamalkoah veet haşalal el hamahane el arevot moav aşer al yarden yereho.
וַיָּבִ֡אוּ אֶל־מֹשֶׁה֩ וְאֶל־אֶלְעָזָ֨ר הַכֹּהֵ֜ן וְאֶל־עֲדַ֣ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֗ל אֶת־הַשְּׁבִ֧י וְאֶת־הַמַּלְק֛וֹחַ וְאֶת־הַשָּׁלָ֖ל אֶל־הַֽמַּחֲנֶ֑ה אֶל־עַֽרְבֹ֣ת מוֹאָ֔ב אֲשֶׁ֖ר עַל־יַרְדֵּ֥ן יְרֵחֽוֹ׃ (ס)
Esirleri, ele geçirilen hayvanları ve ganimeti, Yeriho’nun karşısında Yarden kıyısındaki Moav ovalarında bulunan ordugâha; Moşe’ye, kohen Elazar’a ve İsraeloğulları topluluğuna getirdiler.
Vayiktsof moşe al pekude hehayil sare haalafim vesare hameot habaim mitseva hamilhama.
וַיִּקְצֹ֣ף מֹשֶׁ֔ה עַ֖ל פְּקוּדֵ֣י הֶחָ֑יִל שָׂרֵ֤י הָאֲלָפִים֙ וְשָׂרֵ֣י הַמֵּא֔וֹת הַבָּאִ֖ים מִצְּבָ֥א הַמִּלְחָמָֽה׃
Moşe, savaştan dönen ordu komutanlarına, binliklerin ve yüzlüklerin başlarına öfkelendi.
Vayomer elazar hakohen el anşe hatsava habaim lamilhama zot hukat hatora aşer tsiva Adonay et moşe.
וַיֹּ֨אמֶר אֶלְעָזָ֤ר הַכֹּהֵן֙ אֶל־אַנְשֵׁ֣י הַצָּבָ֔א הַבָּאִ֖ים לַמִּלְחָמָ֑ה זֹ֚את חֻקַּ֣ת הַתּוֹרָ֔ה אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Kohen Elazar, savaşa gitmiş askerlere şöyle dedi: “Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu Tora kuralı budur:
Bu ayette 2 eşleşme
Kol davar aşer yavo vaeş taaviru vaeş vetaher ah beme nida yithata vehol aşer lo yavo baeş taaviru vamayim.
כָּל־דָּבָ֞ר אֲשֶׁר־יָבֹ֣א בָאֵ֗שׁ תַּעֲבִ֤ירוּ בָאֵשׁ֙ וְטָהֵ֔ר אַ֕ךְ בְּמֵ֥י נִדָּ֖ה יִתְחַטָּ֑א וְכֹ֨ל אֲשֶׁ֧ר לֹֽא־יָבֹ֛א בָּאֵ֖שׁ תַּעֲבִ֥ירוּ בַמָּֽיִם׃
Ateşe girebilen her şeyi ateşten geçireceksiniz; böylece arınacak. Yine de arındırma suyuyla arındırılması gerekir. Ateşe giremeyen her şeyi sudan geçireceksiniz.
Vehibastem bigdehem bayom haşevii utehartem veahar tavou el hamahane.
וְכִבַּסְתֶּ֧ם בִּגְדֵיכֶ֛ם בַּיּ֥וֹם הַשְּׁבִיעִ֖י וּטְהַרְתֶּ֑ם וְאַחַ֖ר תָּבֹ֥אוּ אֶל־הַֽמַּחֲנֶֽה׃ (פ)
Yedinci gün giysilerinizi yıkayacak ve arınmış olacaksınız. Sonra ordugâha girebilirsiniz.”
Vayikah moşe veelazar hakohen et hazahav meet sare haalafim vehameot vayaviu oto el ohel moed zikaron livne yisrael lifne Adonay.
וַיִּקַּ֨ח מֹשֶׁ֜ה וְאֶלְעָזָ֤ר הַכֹּהֵן֙ אֶת־הַזָּהָ֔ב מֵאֵ֛ת שָׂרֵ֥י הָאֲלָפִ֖ים וְהַמֵּא֑וֹת וַיָּבִ֤אוּ אֹתוֹ֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד זִכָּר֥וֹן לִבְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃ (פ)
Moşe ve kohen Elazar, binliklerin ve yüzlüklerin başlarından altını aldılar. Adonay’ın önünde İsraeloğulları için bir anımsatıcı olsun diye onu Buluşma Çadırı’na getirdiler.
Vayavou vene gad uvene reuven vayomeru el moşe veel elazar hakohen veel nesie haeda lemor.
וַיָּבֹ֥אוּ בְנֵֽי־גָ֖ד וּבְנֵ֣י רְאוּבֵ֑ן וַיֹּאמְר֤וּ אֶל־מֹשֶׁה֙ וְאֶל־אֶלְעָזָ֣ר הַכֹּהֵ֔ן וְאֶל־נְשִׂיאֵ֥י הָעֵדָ֖ה לֵאמֹֽר׃
Gad ve Reuven oğulları gelip Moşe’ye, kohen Elazar’a ve topluluğun önderlerine şöyle dediler:
Vayomer moşe livne gad velivne reuven haahehem yavou lamilhama veatem teşevu fo.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֔ה לִבְנֵי־גָ֖ד וְלִבְנֵ֣י רְאוּבֵ֑ן הַאַֽחֵיכֶ֗ם יָבֹ֙אוּ֙ לַמִּלְחָמָ֔ה וְאַתֶּ֖ם תֵּ֥שְׁבוּ פֹֽה׃
Moşe, Gad ve Reuven oğullarına şöyle dedi: “Kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı oturacaksınız?
Vayaalu ad nahal eşkol vayiru et haarets vayaniu et lev bene yisrael levilti vo el haarets aşer natan lahem Adonay.
וַֽיַּעֲל֞וּ עַד־נַ֣חַל אֶשְׁכּ֗וֹל וַיִּרְאוּ֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ וַיָּנִ֕יאוּ אֶת־לֵ֖ב בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל לְבִלְתִּי־בֹא֙ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־נָתַ֥ן לָהֶ֖ם יְהוָֽה׃
Eşkol Vadisi’ne kadar çıkıp ülkeyi gördüler. Sonra İsraeloğullarının cesaretini kırdılar; böylece Adonay’ın kendilerine verdiği ülkeye girmediler.
Vaanahnu nehalets huşim lifne bene yisrael ad aşer im havionum el mekomam veyaşav tapenu beare hamivtsar mipene yoşeve haarets.
וַאֲנַ֜חְנוּ נֵחָלֵ֣ץ חֻשִׁ֗ים לִפְנֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל עַ֛ד אֲשֶׁ֥ר אִם־הֲבִֽיאֹנֻ֖ם אֶל־מְקוֹמָ֑ם וְיָשַׁ֤ב טַפֵּ֙נוּ֙ בְּעָרֵ֣י הַמִּבְצָ֔ר מִפְּנֵ֖י יֹשְׁבֵ֥י הָאָֽרֶץ׃
Biz ise onları yerlerine getirinceye kadar İsraeloğullarının önünde, silahlanmış ve hazır olarak gideceğiz. Çocuklarımız ülkenin halkından korunmak için surlu şehirlerde kalacak.
Ki lo ninhal itam meever layarden vahalea ki vaa nahalatenu elenu meever hayarden mizraha.
כִּ֣י לֹ֤א נִנְחַל֙ אִתָּ֔ם מֵעֵ֥בֶר לַיַּרְדֵּ֖ן וָהָ֑לְאָה כִּ֣י בָ֤אָה נַחֲלָתֵ֙נוּ֙ אֵלֵ֔ינוּ מֵעֵ֥בֶר הַיַּרְדֵּ֖ן מִזְרָֽחָה׃ (פ)
Yarden’in öte yanında ve daha ilerisinde onlarla birlikte miras almayacağız. Çünkü miras payımız bize Yarden’in bu yanında, doğuda verilmiştir.”
Vayisu mimara vayavou elima uveelim şetem esre enot mayim veşivim temarim vayahanu şam.
וַיִּסְעוּ֙ מִמָּרָ֔ה וַיָּבֹ֖אוּ אֵילִ֑מָה וּ֠בְאֵילִם שְׁתֵּ֣ים עֶשְׂרֵ֞ה עֵינֹ֥ת מַ֛יִם וְשִׁבְעִ֥ים תְּמָרִ֖ים וַיַּחֲנוּ־שָֽׁם׃
Mara’dan yola çıkıp Elim’e geldiler. Elim’de on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı vardı; orada konakladılar.
Vayişma hakenaani meleh arad veu yoşev banegev beerets kenaan bevo bene yisrael.
וַיִּשְׁמַ֗ע הַֽכְּנַעֲנִי֙ מֶ֣לֶךְ עֲרָ֔ד וְהֽוּא־יֹשֵׁ֥ב בַּנֶּ֖גֶב בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן בְּבֹ֖א בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Kenaan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenaanlı Arad kralı, İsraeloğullarının geldiğini duydu.
Tsav et bene yisrael veamarta alehem ki atem baim el haarets kenaan zot haarets aşer tipol lahem benahala erets kenaan ligvuloteha.
צַ֞ו אֶת־בְּנֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ וְאָמַרְתָּ֣ אֲלֵהֶ֔ם כִּֽי־אַתֶּ֥ם בָּאִ֖ים אֶל־הָאָ֣רֶץ כְּנָ֑עַן זֹ֣את הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֨ר תִּפֹּ֤ל לָכֶם֙ בְּֽנַחֲלָ֔ה אֶ֥רֶץ כְּנַ֖עַן לִגְבֻלֹתֶֽיהָ׃
“İsraeloğullarına buyur ve onlara şöyle söyle: Kenaan ülkesine girdiğinizde miras olarak payınıza düşecek ülke, sınırlarıyla Kenaan ülkesi şudur:
Mehor hahar tetau levo hamat vehayu totseot hagevul tsedada.
מֵהֹ֣ר הָהָ֔ר תְּתָא֖וּ לְבֹ֣א חֲמָ֑ת וְהָי֛וּ תּוֹצְאֹ֥ת הַגְּבֻ֖ל צְדָֽדָה׃
Hor Dağı’ndan Hamat girişine sınır çizeceksiniz; sınır Tsedad’a uzanacak.
Penu useu lahem uvou har haemori veel kol şehenav baarava vahar uvaşefela uvanegev uvehof hayam erets hakenaani vehalevanon ad hanahar hagadol nehar perat.
פְּנ֣וּ ׀ וּסְע֣וּ לָכֶ֗ם וּבֹ֨אוּ הַ֥ר הָֽאֱמֹרִי֮ וְאֶל־כָּל־שְׁכֵנָיו֒ בָּעֲרָבָ֥ה בָהָ֛ר וּבַשְּׁפֵלָ֥ה וּבַנֶּ֖גֶב וּבְח֣וֹף הַיָּ֑ם אֶ֤רֶץ הַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַלְּבָנ֔וֹן עַד־הַנָּהָ֥ר הַגָּדֹ֖ל נְהַר־פְּרָֽת׃
Dönüp yola çıkın; Amorilerin dağlık bölgesine ve bütün komşularına, Arava’ya, dağlık bölgeye, Şefela’ya, Negev’e, deniz kıyısına, Kenaanlıların ülkesine ve Levanon’a, büyük nehre, Perat Nehri’ne kadar gidin.
Ree natati lifnehem et haarets bou ureşu et haarets aşer nişba Adonay laavotehem leavraham leyitshak uleyaakov latet lahem ulezaram aharehem.
רְאֵ֛ה נָתַ֥תִּי לִפְנֵיכֶ֖ם אֶת־הָאָ֑רֶץ בֹּ֚אוּ וּרְשׁ֣וּ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֣ר נִשְׁבַּ֣ע יְ֠הוָה לַאֲבֹ֨תֵיכֶ֜ם לְאַבְרָהָ֨ם לְיִצְחָ֤ק וּֽלְיַעֲקֹב֙ לָתֵ֣ת לָהֶ֔ם וּלְזַרְעָ֖ם אַחֲרֵיהֶֽם׃
Bakın, ülkeyi önünüze koydum. Adonay’ın atalarınız Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a, kendilerine ve arkalarından gelecek soylarına vermeye yemin ettiği ülkeye girin ve onu ele geçirin.’
Vanisa mehorev vaneleh et kol hamidbar hagadol vehanora hau aşer reitem dereh har haemori kaaşer tsiva Adonay elohenu otanu vanavo ad kadeş barnea.
וַנִּסַּ֣ע מֵחֹרֵ֗ב וַנֵּ֡לֶךְ אֵ֣ת כָּל־הַמִּדְבָּ֣ר הַגָּדוֹל֩ וְהַנּוֹרָ֨א הַה֜וּא אֲשֶׁ֣ר רְאִיתֶ֗ם דֶּ֚רֶךְ הַ֣ר הָֽאֱמֹרִ֔י כַּאֲשֶׁ֥ר צִוָּ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ אֹתָ֑נוּ וַנָּבֹ֕א עַ֖ד קָדֵ֥שׁ בַּרְנֵֽעַ׃
Tanrımız Adonay’ın bize buyurduğu gibi Horev’den yola çıktık. Gördüğünüz o büyük ve korkunç çölün tamamını Amorilerin dağlık bölgesine giden yoldan geçip Kadeş-Barnea’ya geldik.
Vaomar alehem batem ad har haemori aşer Adonay elohenu noten lanu.
וָאֹמַ֖ר אֲלֵכֶ֑ם בָּאתֶם֙ עַד־הַ֣ר הָאֱמֹרִ֔י אֲשֶׁר־יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ נֹתֵ֥ן לָֽנוּ׃
Size şöyle dedim: ‘Tanrımız Adonay’ın bize verdiği Amorilerin dağlık bölgesine geldiniz.
Vatikrevun elay kulehem vatomeru nişleha anaşim lefanenu veyahperu lanu et haarets veyaşivu otanu davar et hadereh aşer naale bah veet hearim aşer navo alehen.
וַתִּקְרְב֣וּן אֵלַי֮ כֻּלְּכֶם֒ וַתֹּאמְר֗וּ נִשְׁלְחָ֤ה אֲנָשִׁים֙ לְפָנֵ֔ינוּ וְיַחְפְּרוּ־לָ֖נוּ אֶת־הָאָ֑רֶץ וְיָשִׁ֤בוּ אֹתָ֙נוּ֙ דָּבָ֔ר אֶת־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר נַעֲלֶה־בָּ֔הּ וְאֵת֙ הֶֽעָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר נָבֹ֖א אֲלֵיהֶֽן׃
Hepiniz bana yaklaşıp, ‘Önümüzden adamlar gönderelim. Bizim için ülkeyi araştırsınlar; çıkacağımız yol ve gireceğimiz şehirler hakkında bize haber getirsinler’ dediniz.
Vayifnu vayaalu hahara vayavou ad nahal eşkol vayeragelu otah.
וַיִּפְנוּ֙ וַיַּעֲל֣וּ הָהָ֔רָה וַיָּבֹ֖אוּ עַד־נַ֣חַל אֶשְׁכֹּ֑ל וַֽיְרַגְּל֖וּ אֹתָֽהּ׃
Dönüp dağa çıktılar, Eşkol Vadisi’ne kadar geldiler ve ülkeyi araştırdılar.
Uvamidbar aşer raita aşer nesaaha Adonay eloheha kaaşer yisa iş et beno behol hadereh aşer halahtem ad boahem ad hamakom haze.
וּבַמִּדְבָּר֙ אֲשֶׁ֣ר רָאִ֔יתָ אֲשֶׁ֤ר נְשָׂאֲךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר יִשָׂא־אִ֖ישׁ אֶת־בְּנ֑וֹ בְּכָל־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר הֲלַכְתֶּ֔ם עַד־בֹּאֲכֶ֖ם עַד־הַמָּק֥וֹם הַזֶּֽה׃
Çölde de gördün: Tanrın Adonay, bir adamın oğlunu taşıdığı gibi seni taşıdı. Buraya gelinceye kadar yürüdüğünüz bütün yol boyunca bunu yaptı.’
Gam bi hitanaf Adonay biglalhem lemor gam ata lo tavo şam.
גַּם־בִּי֙ הִתְאַנַּ֣ף יְהוָ֔ה בִּגְלַלְכֶ֖ם לֵאמֹ֑ר גַּם־אַתָּ֖ה לֹא־תָבֹ֥א שָֽׁם׃
Adonay sizin yüzünüzden bana da öfkelendi ve şöyle dedi: ‘Sen de oraya girmeyeceksin.
Yehoşua bin nun haomed lefaneha u yavo şama oto hazek ki u yanhilena et yisrael.
יְהוֹשֻׁ֤עַ בִּן נוּן֙ הָעֹמֵ֣ד לְפָנֶ֔יךָ ה֖וּא יָ֣בֹא שָׁ֑מָּה אֹת֣וֹ חַזֵּ֔ק כִּי־ה֖וּא יַנְחִלֶ֥נָּה אֶת־יִשְׂרָאֵֽל׃
Hizmetinde duran Nun oğlu Yeoşua oraya girecek. Onu güçlendir; çünkü İsrael’in ülkeyi miras almasını o sağlayacak.
Vetapehem aşer amartem lavaz yihye uvenehem aşer lo yadeu hayom tov vara hema yavou şama velahem etenena vehem yiraşuha.
וְטַפְּכֶם֩ אֲשֶׁ֨ר אֲמַרְתֶּ֜ם לָבַ֣ז יִהְיֶ֗ה וּ֠בְנֵיכֶם אֲשֶׁ֨ר לֹא־יָדְע֤וּ הַיּוֹם֙ ט֣וֹב וָרָ֔ע הֵ֖מָּה יָבֹ֣אוּ שָׁ֑מָּה וְלָהֶ֣ם אֶתְּנֶ֔נָּה וְהֵ֖ם יִירָשֽׁוּהָּ׃
Ganimet olacak dediğiniz küçükleriniz, bugün iyiyi ve kötüyü bilmeyen çocuklarınız oraya girecekler. Ülkeyi onlara vereceğim; onlar ele geçirecekler.
Veata yisrael şema el hahukim veel hamişpatim aşer anohi melamed ethem laasot lemaan tiheyu uvatem viriştem et haarets aşer Adonay elohe avotehem noten lahem.
וְעַתָּ֣ה יִשְׂרָאֵ֗ל שְׁמַ֤ע אֶל־הַֽחֻקִּים֙ וְאֶל־הַמִּשְׁפָּטִ֔ים אֲשֶׁ֧ר אָֽנֹכִ֛י מְלַמֵּ֥ד אֶתְכֶ֖ם לַעֲשׂ֑וֹת לְמַ֣עַן תִּֽחְי֗וּ וּבָאתֶם֙ וִֽירִשְׁתֶּ֣ם אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֧ר יְהוָ֛ה אֱלֹהֵ֥י אֲבֹתֵיכֶ֖ם נֹתֵ֥ן לָכֶֽם׃
Şimdi, İsrael, uygulamanız için size öğrettiğim kuralları ve hükümleri dinle. Böylece yaşayasınız, atalarınızın Tanrısı Adonay’ın size verdiği ülkeye girip onu ele geçiresiniz.
Ree limadti ethem hukim umişpatim kaaşer tsivani Adonay elohay laasot ken bekerev haarets aşer atem baim şama leriştah.
רְאֵ֣ה ׀ לִמַּ֣דְתִּי אֶתְכֶ֗ם חֻקִּים֙ וּמִשְׁפָּטִ֔ים כַּאֲשֶׁ֥ר צִוַּ֖נִי יְהוָ֣ה אֱלֹהָ֑י לַעֲשׂ֣וֹת כֵּ֔ן בְּקֶ֣רֶב הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר אַתֶּ֛ם בָּאִ֥ים שָׁ֖מָּה לְרִשְׁתָּֽהּ׃
Bakın, Tanrım Adonay’ın bana buyurduğu gibi size kurallar ve hükümler öğrettim. Mülk edinmek için gireceğiniz ülkede bunları uygulayacaksınız.
Vadonay hitanef bi al divrehem vayişava levilti averi et hayarden ulevilti vo el haarets hatova aşer Adonay eloheha noten leha nahala.
וַֽיהוָ֥ה הִתְאַנֶּף־בִּ֖י עַל־דִּבְרֵיכֶ֑ם וַיִּשָּׁבַ֗ע לְבִלְתִּ֤י עָבְרִי֙ אֶת־הַיַּרְדֵּ֔ן וּלְבִלְתִּי־בֹא֙ אֶל־הָאָ֣רֶץ הַטּוֹבָ֔ה אֲשֶׁר֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ נֹתֵ֥ן לְךָ֖ נַחֲלָֽה׃
Adonay sizin yüzünüzden bana öfkelendi. Yarden’i geçmeyeceğime ve Tanrın Adonay’ın sana miras olarak verdiği iyi ülkeye girmeyeceğime yemin etti.
O hanisa Elohim lavo lakahat lo goy mikerev goy bemasot beotot uvemofetim uvemilhama uveyad hazaka uvizroa netuya uvemoraim gedolim kehol aşer asa lahem Adonay elohehem bemitsrayim leeneha.
א֣וֹ ׀ הֲנִסָּ֣ה אֱלֹהִ֗ים לָ֠בוֹא לָקַ֨חַת ל֣וֹ גוֹי֮ מִקֶּ֣רֶב גּוֹי֒ בְּמַסֹּת֩ בְּאֹתֹ֨ת וּבְמוֹפְתִ֜ים וּבְמִלְחָמָ֗ה וּבְיָ֤ד חֲזָקָה֙ וּבִזְר֣וֹעַ נְטוּיָ֔ה וּבְמוֹרָאִ֖ים גְּדֹלִ֑ים כְּ֠כֹל אֲשֶׁר־עָשָׂ֨ה לָכֶ֜ם יְהוָ֧ה אֱלֹהֵיכֶ֛ם בְּמִצְרַ֖יִם לְעֵינֶֽיךָ׃
Ya da bir tanrı, Tanrınız Adonay’ın Mısır’da gözlerinin önünde sizin için yaptığı gibi, sınamalarla, işaretlerle, mucizelerle, savaşla, güçlü bir elle, uzanmış bir kolla ve büyük dehşetlerle gelip bir ulusu başka bir ulusun içinden Kendisine almayı denedi mi?
Lehoriş goyim gedolim vaatsumim mimeha mipaneha lahaviaha latet leha et artsam nahala kayom haze.
לְהוֹרִ֗ישׁ גּוֹיִ֛ם גְּדֹלִ֧ים וַעֲצֻמִ֛ים מִמְּךָ֖ מִפָּנֶ֑יךָ לַהֲבִֽיאֲךָ֗ לָֽתֶת־לְךָ֧ אֶת־אַרְצָ֛ם נַחֲלָ֖ה כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Senden daha büyük ve daha güçlü ulusları önünden kovmak, seni getirmek ve bugün olduğu gibi onların ülkesini sana miras olarak vermek için.
Vehaya ki yeviaha Adonay eloheha el haarets aşer nişba laavoteha leavraham leyitshak uleyaakov latet lah arim gedolot vetovot aşer lo vanita.
וְהָיָ֞ה כִּ֥י יְבִיאֲךָ֣ ׀ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֗יךָ אֶל־הָאָ֜רֶץ אֲשֶׁ֨ר נִשְׁבַּ֧ע לַאֲבֹתֶ֛יךָ לְאַבְרָהָ֛ם לְיִצְחָ֥ק וּֽלְיַעֲקֹ֖ב לָ֣תֶת לָ֑ךְ עָרִ֛ים גְּדֹלֹ֥ת וְטֹבֹ֖ת אֲשֶׁ֥ר לֹא־בָנִֽיתָ׃
Tanrın Adonay seni, ataların Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a sana vermeye yemin ettiği ülkeye getirdiğinde, yapmadığın büyük ve güzel şehirlere,
Veasita hayaşar vehatov beene Adonay lemaan yitav lah uvata veyaraşta et haarets hatova aşer nişba Adonay laavoteha.
וְעָשִׂ֛יתָ הַיָּשָׁ֥ר וְהַטּ֖וֹב בְּעֵינֵ֣י יְהוָ֑ה לְמַ֙עַן֙ יִ֣יטַב לָ֔ךְ וּבָ֗אתָ וְיָֽרַשְׁתָּ֙ אֶת־הָאָ֣רֶץ הַטֹּבָ֔ה אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֥ע יְהוָ֖ה לַאֲבֹתֶֽיךָ׃
Adonay’ın gözünde doğru ve iyi olanı yapacaksın. Böylece iyilik bulasın ve Adonay’ın atalarına yemin ettiği iyi ülkeye girip onu ele geçiresin.
Temel kelimeler (lemmalar)
gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
619 kullanım · 570 ayet
ürün; mahsul; verim
21 kullanım · 19 ayet
giriş; giriş yeri
1 kullanım · 1 ayet
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.