Vayavo ben mahane mitsrayim uven mahane yisrael vayehi heanan vehahoşeh vayaer et halayla velo karav ze el ze kol halayla.
וַיָּבֹ֞א בֵּ֣ין ׀ מַחֲנֵ֣ה מִצְרַ֗יִם וּבֵין֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיְהִ֤י הֶֽעָנָן֙ וְהַחֹ֔שֶׁךְ וַיָּ֖אֶר אֶת־הַלָּ֑יְלָה וְלֹא־קָרַ֥ב זֶ֛ה אֶל־זֶ֖ה כָּל־הַלָּֽיְלָה׃
Mısır ordugâhıyla İsrael ordugâhının arasına girdi. Bir yanda bulut ve karanlık vardı; öte yanda geceyi aydınlatıyordu. Bütün gece iki ordugâh birbirine yaklaşamadı.
Vayavo amalek vayilahem im yisrael birfidim.
וַיָּבֹ֖א עֲמָלֵ֑ק וַיִּלָּ֥חֶם עִם־יִשְׂרָאֵ֖ל בִּרְפִידִֽם׃
Amalek gelip Refidim’de İsrael’le savaştı.
Vayavo yitro hoten moşe uvanav veişto el moşe el hamidbar aşer u hone şam har haelohim.
וַיָּבֹ֞א יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה וּבָנָ֥יו וְאִשְׁתּ֖וֹ אֶל־מֹשֶׁ֑ה אֶל־הַמִּדְבָּ֗ר אֲשֶׁר־ה֛וּא חֹנֶ֥ה שָׁ֖ם הַ֥ר הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Moşe’nin oğulları ve eşiyle birlikte, çölde Tanrı’nın dağının yanında konaklayan Moşe’nin yanına geldi.
Vayikah yitro hoten moşe ola uzevahim lelohim vayavo aharon vehol zikne yisrael leehol lehem im hoten moşe lifne haelohim.
וַיִּקַּ֞ח יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה עֹלָ֥ה וּזְבָחִ֖ים לֵֽאלֹהִ֑ים וַיָּבֹ֨א אַהֲרֹ֜ן וְכֹ֣ל ׀ זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לֶאֱכָל־לֶ֛חֶם עִם־חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֥י הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Tanrı için bütünüyle yakılan bir sunu ve kurbanlar getirdi. Aaron ve İsrael’in bütün ileri gelenleri, Tanrı’nın huzurunda Moşe’nin kayınpederiyle yemek yemeye geldiler.
Vayavo moşe vayikra lezikne haam vayasem lifnehem et kol hadevarim haele aşer tsivau Adonay.
וַיָּבֹ֣א מֹשֶׁ֔ה וַיִּקְרָ֖א לְזִקְנֵ֣י הָעָ֑ם וַיָּ֣שֶׂם לִפְנֵיהֶ֗ם אֵ֚ת כָּל־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה אֲשֶׁ֥ר צִוָּ֖הוּ יְהוָֽה׃
Moşe gelip halkın ileri gelenlerini çağırdı ve Adonay’ın kendisine buyurduğu bütün bu sözleri önlerine koydu.
Vayavo moşe vayesaper laam et kol divre Adonay veet kol hamişpatim vayaan kol haam kol ehad vayomeru kol hadevarim aşer diber Adonay naase.
וַיָּבֹ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְסַפֵּ֤ר לָעָם֙ אֵ֚ת כָּל־דִּבְרֵ֣י יְהוָ֔ה וְאֵ֖ת כָּל־הַמִּשְׁפָּטִ֑ים וַיַּ֨עַן כָּל־הָעָ֜ם ק֤וֹל אֶחָד֙ וַיֹּ֣אמְר֔וּ כָּל־הַדְּבָרִ֛ים אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה נַעֲשֶֽׂה׃
Moşe gelip Adonay’ın bütün sözlerini ve bütün hükümleri halka anlattı. Bütün halk tek sesle, “Adonay’ın söylediği bütün sözleri yerine getireceğiz” diye karşılık verdi.
Vayavo moşe betoh heanan vayaal el hahar vayehi moşe bahar arbaim yom vearbaim layla.
וַיָּבֹ֥א מֹשֶׁ֛ה בְּת֥וֹךְ הֶעָנָ֖ן וַיַּ֣עַל אֶל־הָהָ֑ר וַיְהִ֤י מֹשֶׁה֙ בָּהָ֔ר אַרְבָּעִ֣ים י֔וֹם וְאַרְבָּעִ֖ים לָֽיְלָה׃ (פ)
Moşe bulutun içine girip dağa çıktı. Kırk gün kırk gece dağda kaldı.
Vayave et habadim batabaot al tsalot haaron laset et haaron.
וַיָּבֵ֤א אֶת־הַבַּדִּים֙ בַּטַּבָּעֹ֔ת עַ֖ל צַלְעֹ֣ת הָאָרֹ֑ן לָשֵׂ֖את אֶת־הָאָרֹֽן׃
Sandığı taşımak için sırıkları sandığın yanlarındaki halkalara geçirdi.
Vayave et habadim batabaot al tsalot hamizbeah laset oto bahem nevuv luhot asa oto.
וַיָּבֵ֨א אֶת־הַבַּדִּ֜ים בַּטַּבָּעֹ֗ת עַ֚ל צַלְעֹ֣ת הַמִּזְבֵּ֔חַ לָשֵׂ֥את אֹת֖וֹ בָּהֶ֑ם נְב֥וּב לֻחֹ֖ת עָשָׂ֥ה אֹתֽוֹ׃ (ס)
Sunağı taşımak için sırıkları yanlarındaki halkalara geçirdi. Onu tahtalardan, içi boş olarak yaptı.
Vayave et haaron el hamişkan vayasem et parohet hamasah vayaseh al aron haedut kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיָּבֵ֣א אֶת־הָאָרֹן֮ אֶל־הַמִּשְׁכָּן֒ וַיָּ֗שֶׂם אֵ֚ת פָּרֹ֣כֶת הַמָּסָ֔ךְ וַיָּ֕סֶךְ עַ֖ל אֲר֣וֹן הָעֵד֑וּת כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Sandığı Mişkan’ın içine getirdi. Ayırma perdesini asarak Tanıklık Sandığı’nı örttü. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Vayavo moşe veaharon el ohel moed vayetseu vayevarahu et haam vayera hevod Adonay el kol haam.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֤ה וְאַהֲרֹן֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וַיֵּ֣צְא֔וּ וַֽיְבָרֲכ֖וּ אֶת־הָעָ֑ם וַיֵּרָ֥א כְבוֹד־יְהוָ֖ה אֶל־כָּל־הָעָֽם׃
Moşe ve Aaron Buluşma Çadırı’na girdiler. Çıkınca halkı kutsadılar; Adonay’ın görkemi bütün halka göründü.
Vayaalu vanegev vayavo ad hevron veşam ahiman şeşay vetalmay yelide haanak vehevron şeva şanim nivneta lifne tsoan mitsrayim.
וַיַּעֲל֣וּ בַנֶּגֶב֮ וַיָּבֹ֣א עַד־חֶבְרוֹן֒ וְשָׁ֤ם אֲחִימַן֙ שֵׁשַׁ֣י וְתַלְמַ֔י יְלִידֵ֖י הָעֲנָ֑ק וְחֶבְר֗וֹן שֶׁ֤בַע שָׁנִים֙ נִבְנְתָ֔ה לִפְנֵ֖י צֹ֥עַן מִצְרָֽיִם׃
Negev’den yukarı çıktılar. İçlerinden biri Hevron’a geldi. Orada Anak’ın soyundan Ahiman, Şeşay ve Talmay bulunuyordu. Hevron, Mısır’daki Tsoan’dan yedi yıl önce kurulmuştu.
Vayavo moşe veaharon el pene ohel moed.
וַיָּבֹ֤א מֹשֶׁה֙ וְאַהֲרֹ֔ן אֶל־פְּנֵ֖י אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃ (פ)
Moşe ve Aaron Buluşma Çadırı’nın önüne geldiler.
Vayehi mimohorat vayavo moşe el ohel haedut vehine parah mate aharon levet levi vayotse ferah vayatsets tsits vayigmol şekedim.
וַיְהִ֣י מִֽמָּחֳרָ֗ת וַיָּבֹ֤א מֹשֶׁה֙ אֶל־אֹ֣הֶל הָעֵד֔וּת וְהִנֵּ֛ה פָּרַ֥ח מַטֵּֽה־אַהֲרֹ֖ן לְבֵ֣ית לֵוִ֑י וַיֹּ֤צֵֽא פֶ֙רַח֙ וַיָּ֣צֵֽץ צִ֔יץ וַיִּגְמֹ֖ל שְׁקֵדִֽים׃
Ertesi gün Moşe Tanıklık Çadırı’na girdiğinde Levi evini temsil eden Aaron’un değneğinin filizlendiğini gördü. Filiz vermiş, çiçek açmış ve bademleri olgunlaşmıştı.
Vayavo moşe veaharon mipene hakahal el petah ohel moed vayipelu al penehem vayera hevod Adonay alehem.
וַיָּבֹא֩ מֹשֶׁ֨ה וְאַהֲרֹ֜ן מִפְּנֵ֣י הַקָּהָ֗ל אֶל־פֶּ֙תַח֙ אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וַֽיִּפְּל֖וּ עַל־פְּנֵיהֶ֑ם וַיֵּרָ֥א כְבוֹד־יְהוָ֖ה אֲלֵיהֶֽם׃ (פ)
Moşe ve Aaron topluluğun önünden ayrılıp Buluşma Çadırı’nın girişine geldiler ve yüzüstü yere kapandılar. Adonay’ın görkemi onlara göründü.
Vayavo haam el moşe vayomeru hatanu ki dibarnu vadonay vavah hitpalel el Adonay veyaser mealenu et hanahaş vayitpalel moşe bead haam.
וַיָּבֹא֩ הָעָ֨ם אֶל־מֹשֶׁ֜ה וַיֹּאמְר֣וּ חָטָ֗אנוּ כִּֽי־דִבַּ֤רְנוּ בַֽיהוָה֙ וָבָ֔ךְ הִתְפַּלֵּל֙ אֶל־יְהוָ֔ה וְיָסֵ֥ר מֵעָלֵ֖ינוּ אֶת־הַנָּחָ֑שׁ וַיִּתְפַּלֵּ֥ל מֹשֶׁ֖ה בְּעַ֥ד הָעָֽם׃
Halk Moşe’ye gelip şöyle dedi: “Adonay’a ve sana karşı konuşmakla günah işledik. Yılanları üzerimizden uzaklaştırsın diye Adonay’a dua et.” Moşe halk için dua etti.
Velo natan sihon et yisrael avor bigvulo vayeesof sihon et kol amo vayetse likrat yisrael hamidbara vayavo yahetsa vayilahem beyisrael.
וְלֹא־נָתַ֨ן סִיחֹ֣ן אֶת־יִשְׂרָאֵל֮ עֲבֹ֣ר בִּגְבֻלוֹ֒ וַיֶּאֱסֹ֨ף סִיחֹ֜ן אֶת־כָּל־עַמּ֗וֹ וַיֵּצֵ֞א לִקְרַ֤את יִשְׂרָאֵל֙ הַמִּדְבָּ֔רָה וַיָּבֹ֖א יָ֑הְצָה וַיִּלָּ֖חֶם בְּיִשְׂרָאֵֽל׃
Ama Sihon, İsrael’in sınırından geçmesine izin vermedi. Sihon bütün halkını topladı, İsrael’in karşısına çıkmak için çöle gitti. Yahats’a gelip İsrael’le savaştı.
Vayavo Elohim el bilam vayomer mi haanaşim haele imah.
וַיָּבֹ֥א אֱלֹהִ֖ים אֶל־בִּלְעָ֑ם וַיֹּ֕אמֶר מִ֛י הָאֲנָשִׁ֥ים הָאֵ֖לֶּה עִמָּֽךְ׃
Tanrı Bilam’a gelip, “Yanındaki bu adamlar kim?” diye sordu.
Vayavo Elohim el bilam layla vayomer lo im likro leha bau haanaşim kum leh itam veah et hadavar aşer adaber eleha oto taase.
וַיָּבֹ֨א אֱלֹהִ֥ים ׀ אֶל־בִּלְעָם֮ לַיְלָה֒ וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ אִם־לִקְרֹ֤א לְךָ֙ בָּ֣אוּ הָאֲנָשִׁ֔ים ק֖וּם לֵ֣ךְ אִתָּ֑ם וְאַ֗ךְ אֶת־הַדָּבָ֛ר אֲשֶׁר־אֲדַבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ אֹת֥וֹ תַעֲשֶֽׂה׃
Tanrı gece Bilam’a gelip şöyle dedi: “Bu adamlar seni çağırmaya geldilerse kalk, onlarla git. Ancak yalnızca sana söyleyeceğim şeyi yapacaksın.”
Vayavo elav vehino nitsav al olato vesare moav ito vayomer lo balak ma diber Adonay.
וַיָּבֹ֣א אֵלָ֗יו וְהִנּ֤וֹ נִצָּב֙ עַל־עֹ֣לָת֔וֹ וְשָׂרֵ֥י מוֹאָ֖ב אִתּ֑וֹ וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ בָּלָ֔ק מַה־דִּבֶּ֖ר יְהוָֽה׃
Bilam ona geldi. Balak olah sunusunun yanında duruyordu; Moav’ın önderleri de yanındaydı. Balak ona, “Adonay ne söyledi?” diye sordu.
Vayavo ahar iş yisrael el hakuba vayidkor et şenehem et iş yisrael veet haişa el kovatah vateatsar hamagefa meal bene yisrael.
וַ֠יָּבֹא אַחַ֨ר אִֽישׁ־יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־הַקֻּבָּ֗ה וַיִּדְקֹר֙ אֶת־שְׁנֵיהֶ֔ם אֵ֚ת אִ֣ישׁ יִשְׂרָאֵ֔ל וְאֶת־הָאִשָּׁ֖ה אֶל־קֳבָתָ֑הּ וַתֵּֽעָצַר֙ הַמַּגֵּפָ֔ה מֵעַ֖ל בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
İsraelli adamın ardından çadıra girdi ve ikisini, İsraelli adamı ve kadını karnından delip geçti. İsraeloğullarının üzerindeki salgın durdu.
Vayavo moşe vayedaber et kol divre haşira hazot beozne haam u vehoşea bin nun.
וַיָּבֹ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְדַבֵּ֛ר אֶת־כָּל־דִּבְרֵ֥י הַשִּׁירָֽה־הַזֹּ֖את בְּאָזְנֵ֣י הָעָ֑ם ה֖וּא וְהוֹשֵׁ֥עַ בִּן־נֽוּן׃
Moşe gelip bu ezginin bütün sözlerini halkın işiteceği biçimde söyledi; kendisi ve Nun oğlu Hoşea birlikte.