TORA LEMMA DİZİNİ
הָלַךְ
Bu lemma Tora’da 85 kez, 82 ayette kullanılır.
Sözlük bilgisi
Kaynak glossu (İngilizce): go
Kök — שורש (şoreş, kök): הלך
Kelime türü kodu: V
UBS kaynak glossları
to move; to go; to walk; to flow; to come; to walk about; to wander; to roam; to lead; to take; to bring; to go > to act; to behave; to make go; to lose courage; to go > to live; to pass away; to vanish; to happen; to leave; to be over; to bring (one's) shame > to hide (one's) disgrace; to run for (one's) life; to go on; traveller; vagabond; to attend; to go to > have sex with; to extend to
Morfoloji/lemma: OSHB ve Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam varsa UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak glosslarından hazırlanmış ToraOku Türkçe yerelleştirmesidir.
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit33 kullanım32 ayet
- Şemot12 kullanım12 ayet
- Vayikra12 kullanım10 ayet
- Bamidbar13 kullanım13 ayet
- Devarim15 kullanım15 ayet
Yazılı biçimler
- הֹלֵךְ֩ 15 kullanım
- הַהֹלֵךְ֙ 11 kullanım
- הוֹלֵ֖ךְ 9 kullanım
- וְהָלָֽכְתָּ 6 kullanım
- הָל֣וֹךְ 4 kullanım
- הָלְכ֥וּ 4 kullanım
- הַהֹלְכִֽים 3 kullanım
- הֹלְכֹ֖ת 3 kullanım
- הִֽתְהַלֶּךְ 3 kullanım
- וַהֲלַכְתֶּ֥ם 3 kullanım
- הַהֹלֶ֣כֶת 2 kullanım
- וְהָלַכְתִּ֧י 2 kullanım
- וַיִּתְהַלֵּ֨ךְ 2 kullanım
- לַהֲלֹ֑ךְ 2 kullanım
- מִתְהַלֵּ֣ךְ 2 kullanım
- הוֹלְכִ֖ים 1 kullanım
- הֹלְכִ֔ים 1 kullanım
- הָלַ֣כְנוּ 1 kullanım
- הָלָֽכְתִּי 1 kullanım
- הֲלַכְתֶּ֔ם 1 kullanım
- הִתְהַלְּכ֨וּ 1 kullanım
- הִתְהַלַּ֣כְתִּי 1 kullanım
- וְהָלְכָ֖ה 1 kullanım
- וְהָלָֽכְנוּ 1 kullanım
- וְהִתְהַלֵּ֥ךְ 1 kullanım
- וְהִתְהַלַּכְתִּי֙ 1 kullanım
- וַתִּ֥הֲלַךְ 1 kullanım
- לְכָה 1 kullanım
- מֵהֲלֹ֥ךְ 1 kullanım
Türkçe okunuş biçimleri
- holeh 14 kullanım
- haholeh 11 kullanım
- halah 8 kullanım
- haloh 6 kullanım
- vehalahta 5 kullanım
- halehu 4 kullanım
- haholehim 3 kullanım
- vahalahtem 3 kullanım
- haholehet 2 kullanım
- halahta 2 kullanım
- hithaleh 2 kullanım
- holehim 2 kullanım
- lahaloh 2 kullanım
- mithaleh 2 kullanım
- Vayithaleh 2 kullanım
- Vehalahti 2 kullanım
- halaheti 1 kullanım
- halahnu 1 kullanım
- halahtem 1 kullanım
- hitehaleh 1 kullanım
- hithalahti 1 kullanım
- hithalehu 1 kullanım
- holehot 1 kullanım
- leha 1 kullanım
- mehaloh 1 kullanım
- vatihalah 1 kullanım
- vehalahenu 1 kullanım
- vehalaheta 1 kullanım
- vehaleha 1 kullanım
- Vehithalahti 1 kullanım
- vehithaleh 1 kullanım
Dilbilgisel biçimler
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (14 kullanım · HVqrmsa)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (11 kullanım · HTd/Vqrmsa)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (8 kullanım · HVqp3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (6 kullanım · HC/Vqq2ms)
- fiil, Kal, mastar mutlak (5 kullanım · HVqa)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (4 kullanım · HVqp3cp)
- edat + fiil, Kal, mastar yapılı (3 kullanım · HR/Vqc)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (3 kullanım · HTd/Vqrmpa)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (2 kullanım · HC/Vqq1cs)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, çoğul (2 kullanım · HC/Vqq2mp)
- bağlaç + fiil, Hitpael, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HC/Vtw3ms)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, f. kişi (2 kullanım · HTd/Vqrfsa)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HVqp2ms)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HVqrmpa)
- fiil, Hitpael, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HVtrmsa)
- fiil, Hitpael, emir, 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HVtv2ms)
- bağlaç + fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HC/Vqp2mp)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HC/Vqq1cp)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqq3fs)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqw3fs)
- bağlaç + fiil, Hitpael, veqatal (ardışık tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HC/Vtq1cs)
- bağlaç + fiil, Hitpael, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vtq3ms)
- fiil, Kal, mastar yapılı (1 kullanım · HVqc)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVqp1cp)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HVqp1cs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HVqp2mp)
- fiil, Kal, etken ortaç, f. kişi (1 kullanım · HVqrfpa)
- fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil + paragogik he (1 kullanım · HVqv2ms/Sh)
- fiil, Hitpael, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HVtp1cs)
- fiil, Hitpael, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVtp3cp)
- fiil, Hitpael, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVtp3ms)
Geçtiği ayetler
Bereşit 2:14
Veşem hanahar haşelişi hidekel u haholeh kidmat aşur vehanahar harevii u ferat.
וְשֵׁ֨ם הַנָּהָ֤ר הַשְּׁלִישִׁי֙ חִדֶּ֔קֶל ה֥וּא הַֽהֹלֵ֖ךְ קִדְמַ֣ת אַשּׁ֑וּר וְהַנָּהָ֥ר הָֽרְבִיעִ֖י ה֥וּא פְרָֽת׃
Üçüncü ırmağın adı Hidekel’dir. Aşur’un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Perat’tır.
Bereşit 3:8
Vayişmeu et kol Adonay Elohim mithaleh bagan leruah hayom vayithabe haadam veişto mipene Adonay Elohim betoh ets hagan.
וַֽיִּשְׁמְע֞וּ אֶת־ק֨וֹל יְהוָ֧ה אֱלֹהִ֛ים מִתְהַלֵּ֥ךְ בַּגָּ֖ן לְר֣וּחַ הַיּ֑וֹם וַיִּתְחַבֵּ֨א הָֽאָדָ֜ם וְאִשְׁתּ֗וֹ מִפְּנֵי֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהִ֔ים בְּת֖וֹךְ עֵ֥ץ הַגָּֽן׃
Günün esintisinde bahçede dolaşan Adonay Tanrı’nın sesini duydular. İnsan ve karısı, Adonay Tanrı’dan bahçenin ağaçları arasına saklandılar.
Bereşit 5:22
Vayithaleh hanoh et haelohim ahare holido et metuşelah şeloş meot şana vayoled banim uvanot.
וַיִּתְהַלֵּ֨ךְ חֲנ֜וֹךְ אֶת־הָֽאֱלֹהִ֗ים אַֽחֲרֵי֙ הוֹלִיד֣וֹ אֶת־מְתוּשֶׁ֔לַח שְׁלֹ֥שׁ מֵא֖וֹת שָׁנָ֑ה וַיּ֥וֹלֶד בָּנִ֖ים וּבָנֽוֹת׃
Hanoh, Metuşelah’ın doğumundan sonra üç yüz yıl Tanrı ile yürüdü; oğulları ve kızları oldu.
Bereşit 5:24
Vayithaleh hanoh et haelohim veenenu ki lakah oto Elohim.
וַיִּתְהַלֵּ֥ךְ חֲנ֖וֹךְ אֶת־הָֽאֱלֹהִ֑ים וְאֵינֶ֕נּוּ כִּֽי־לָקַ֥ח אֹת֖וֹ אֱלֹהִֽים׃ (פ)
Hanoh Tanrı ile yürüdü; sonra ortadan kayboldu, çünkü Tanrı onu almıştı.
Bereşit 6:9
Ele toledot noah noah iş tsadik tamim haya bedorotav et haelohim hitehaleh noah.
אֵ֚לֶּה תּוֹלְדֹ֣ת נֹ֔חַ נֹ֗חַ אִ֥ישׁ צַדִּ֛יק תָּמִ֥ים הָיָ֖ה בְּדֹֽרֹתָ֑יו אֶת־הָֽאֱלֹהִ֖ים הִֽתְהַלֶּךְ־נֹֽחַ׃
Noah’ın öyküsü budur. Noah, kendi kuşağında dürüst ve kusursuz bir insandı. Noah, Tanrı ile yürüdü.
Bereşit 8:3
Vayaşuvu hamayim meal haarets haloh vaşov vayahseru hamayim miktse hamişim umeat yom.
וַיָּשֻׁ֧בוּ הַמַּ֛יִם מֵעַ֥ל הָאָ֖רֶץ הָל֣וֹךְ וָשׁ֑וֹב וַיַּחְסְר֣וּ הַמַּ֔יִם מִקְצֵ֕ה חֲמִשִּׁ֥ים וּמְאַ֖ת יֽוֹם׃
Sular yeryüzünden giderek çekildi. Yüz elli günün sonunda sular azalmıştı.
Bereşit 8:5
Vehamayim hayu haloh vehasor ad hahodeş haasiri baasiri beehad lahodeş niru raşe heharim.
וְהַמַּ֗יִם הָיוּ֙ הָל֣וֹךְ וְחָס֔וֹר עַ֖ד הַחֹ֣דֶשׁ הָֽעֲשִׂירִ֑י בָּֽעֲשִׂירִי֙ בְּאֶחָ֣ד לַחֹ֔דֶשׁ נִרְא֖וּ רָאשֵׁ֥י הֶֽהָרִֽים׃
Sular onuncu aya kadar giderek azaldı. Onuncu ayın birinci gününde dağların tepeleri göründü.
Bereşit 12:9
Vayisa avram haloh venasoa hanegba.
וַיִּסַּ֣ע אַבְרָ֔ם הָל֥וֹךְ וְנָס֖וֹעַ הַנֶּֽגְבָּה׃ (פ)
Avram konaklaya konaklaya Negev’e doğru yol aldı.
Bereşit 13:5
Vegam lelot haholeh et avram haya tson uvakar veohalim.
וְגַם־לְל֔וֹט הַהֹלֵ֖ךְ אֶת־אַבְרָ֑ם הָיָ֥ה צֹאן־וּבָקָ֖ר וְאֹהָלִֽים׃
Avram’la birlikte giden Lot’un da koyunları, keçileri, sığırları ve çadırları vardı.
Bereşit 13:17
Kum hithaleh baarets leorkah ulerohbah ki leha etenena.
ק֚וּם הִתְהַלֵּ֣ךְ בָּאָ֔רֶץ לְאָרְכָּ֖הּ וּלְרָחְבָּ֑הּ כִּ֥י לְךָ֖ אֶתְּנֶֽנָּה׃
Kalk, ülkeyi boydan boya ve enine dolaş; çünkü onu sana vereceğim.”
Bereşit 14:24
Biladay rak aşer ahelu hanearim vehelek haanaşim aşer halehu iti aner eşkol umamre hem yikhu helkam.
בִּלְעָדַ֗י רַ֚ק אֲשֶׁ֣ר אָֽכְל֣וּ הַנְּעָרִ֔ים וְחֵ֙לֶק֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים אֲשֶׁ֥ר הָלְכ֖וּ אִתִּ֑י עָנֵר֙ אֶשְׁכֹּ֣ל וּמַמְרֵ֔א הֵ֖ם יִקְח֥וּ חֶלְקָֽם׃ (ס)
Benim için bir şey yok; yalnız gençlerin yedikleri ve benimle gelen Aner, Eşkol ve Mamre’nin payları hariç. Onlar kendi paylarını alsınlar.”
Bereşit 15:2
Vayomer avram Adonay Elohim ma titen li veanohi holeh ariri uven meşek beti u damesek eliezer.
וַיֹּ֣אמֶר אַבְרָ֗ם אֲדֹנָ֤י יֱהוִה֙ מַה־תִּתֶּן־לִ֔י וְאָנֹכִ֖י הוֹלֵ֣ךְ עֲרִירִ֑י וּבֶן־מֶ֣שֶׁק בֵּיתִ֔י ה֖וּא דַּמֶּ֥שֶׂק אֱלִיעֶֽזֶר׃
Avram, “Efendim Adonay, bana ne vereceksin?” dedi. “Ben çocuksuz gidiyorum; evimin varisi de Damesekli Eliezer.”
Bereşit 17:1
Vayehi avram ben tişim şana veteşa şanim vayera Adonay el avram vayomer elav ani el şaday hithaleh lefanay vehye tamim.
וַיְהִ֣י אַבְרָ֔ם בֶּן־תִּשְׁעִ֥ים שָׁנָ֖ה וְתֵ֣שַׁע שָׁנִ֑ים וַיֵּרָ֨א יְהוָ֜ה אֶל־אַבְרָ֗ם וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ אֲנִי־אֵ֣ל שַׁדַּ֔י הִתְהַלֵּ֥ךְ לְפָנַ֖י וֶהְיֵ֥ה תָמִֽים׃
Avram doksan dokuz yaşındayken Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Ben El Şaday’ım. Önümde yürü ve kusursuz ol.
Bereşit 18:16
Vayakumu mişam haanaşim vayaşkifu al pene sedom veavraham holeh imam leşaleham.
וַיָּקֻ֤מוּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיַּשְׁקִ֖פוּ עַל־פְּנֵ֣י סְדֹ֑ם וְאַ֨בְרָהָ֔ם הֹלֵ֥ךְ עִמָּ֖ם לְשַׁלְּחָֽם׃
Adamlar oradan kalkıp Sedom’a doğru baktılar. Avraam da onları uğurlamak için yanlarında yürüyordu.
Bereşit 19:2
Vayomer hine na Adonay suru na el bet avdehem velinu verahatsu raglehem vehişkamtem vahalahtem ledarkehem vayomeru lo ki varehov nalin.
וַיֹּ֜אמֶר הִנֶּ֣ה נָּא־אֲדֹנַ֗י ס֣וּרוּ נָ֠א אֶל־בֵּ֨ית עַבְדְּכֶ֤ם וְלִ֙ינוּ֙ וְרַחֲצ֣וּ רַגְלֵיכֶ֔ם וְהִשְׁכַּמְתֶּ֖ם וַהֲלַכְתֶּ֣ם לְדַרְכְּכֶ֑ם וַיֹּאמְר֣וּ לֹּ֔א כִּ֥י בָרְח֖וֹב נָלִֽין׃
“Efendilerim, lütfen kulunuzun evine buyurun” dedi. “Geceyi geçirin, ayaklarınızı yıkayın; sabah erkenden kalkıp yolunuza gidersiniz.” Onlar, “Hayır, geceyi meydanda geçireceğiz” dediler.
Bereşit 24:40
Vayomer elay Adonay aşer hithalahti lefanav yişlah malaho itah vehitsliah darkeha velakahta işa livni mimişpahti umibet avi.
וַיֹּ֖אמֶר אֵלָ֑י יְהוָ֞ה אֲשֶׁר־הִתְהַלַּ֣כְתִּי לְפָנָ֗יו יִשְׁלַ֨ח מַלְאָכ֤וֹ אִתָּךְ֙ וְהִצְלִ֣יחַ דַּרְכֶּ֔ךָ וְלָקַחְתָּ֤ אִשָּׁה֙ לִבְנִ֔י מִמִּשְׁפַּחְתִּ֖י וּמִבֵּ֥ית אָבִֽי׃
Bana şöyle dedi: ‘Önünde yürüdüğüm Adonay, meleğini seninle gönderecek ve yolunu başarılı kılacak. Oğluma ailemden, babamın evinden bir eş alacaksın.
Bereşit 24:42
Vaavo hayom el haayin vaomar Adonay elohe adoni avraham im yeşha na matsliah darki aşer anohi holeh aleha.
וָאָבֹ֥א הַיּ֖וֹם אֶל־הָעָ֑יִן וָאֹמַ֗ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אִם־יֶשְׁךָ־נָּא֙ מַצְלִ֣יחַ דַּרְכִּ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י הֹלֵ֥ךְ עָלֶֽיהָ׃
Bugün pınarın başına geldim ve şöyle dedim: ‘Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay! Lütfen gittiğim bu yolu başarılı kılacaksan,
Bereşit 24:65
Vatomer el haeved mi haiş halaze haholeh basade likratenu vayomer haeved u adoni vatikah hatsaif vatitkas.
וַתֹּ֣אמֶר אֶל־הָעֶ֗בֶד מִֽי־הָאִ֤ישׁ הַלָּזֶה֙ הַהֹלֵ֤ךְ בַּשָּׂדֶה֙ לִקְרָאתֵ֔נוּ וַיֹּ֥אמֶר הָעֶ֖בֶד ה֣וּא אֲדֹנִ֑י וַתִּקַּ֥ח הַצָּעִ֖יף וַתִּתְכָּֽס׃
Hizmetkâra, “Kırda bize doğru yürüyen şu adam kim?” diye sordu. Hizmetkâr, “O benim efendim” dedi. Bunun üzerine Rivka örtüsünü alıp örtündü.
Bereşit 25:32
Vayomer esav hine anohi holeh lamut velama ze li behora.
וַיֹּ֣אמֶר עֵשָׂ֔ו הִנֵּ֛ה אָנֹכִ֥י הוֹלֵ֖ךְ לָמ֑וּת וְלָמָּה־זֶּ֥ה לִ֖י בְּכֹרָֽה׃
Esav, “İşte, ölmek üzereyim. İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?” dedi.
Bereşit 26:13
Vayigdal haiş vayeleh haloh vegadel ad ki gadal meod.
וַיִּגְדַּ֖ל הָאִ֑ישׁ וַיֵּ֤לֶךְ הָלוֹךְ֙ וְגָדֵ֔ל עַ֥ד כִּֽי־גָדַ֖ל מְאֹֽד׃
Adam zenginleşti. Gittikçe daha da zenginleşerek çok büyük bir servete ulaştı.
Bereşit 26:26
Vaavimeleh halah elav migerar vaahuzat mereeu ufihol sar tsevao.
וַאֲבִימֶ֕לֶךְ הָלַ֥ךְ אֵלָ֖יו מִגְּרָ֑ר וַאֲחֻזַּת֙ מֵֽרֵעֵ֔הוּ וּפִיכֹ֖ל שַׂר־צְבָאֽוֹ׃
Avimeleh, dostlarından bir grup ve ordusunun komutanı Pihol ile birlikte Gerar’dan onun yanına geldi.
Bereşit 28:20
Vayidar yaakov neder lemor im yihye Elohim imadi uşemarani badereh haze aşer anohi holeh venatan li lehem leehol uveged lilboş.
וַיִּדַּ֥ר יַעֲקֹ֖ב נֶ֣דֶר לֵאמֹ֑ר אִם־יִהְיֶ֨ה אֱלֹהִ֜ים עִמָּדִ֗י וּשְׁמָרַ֙נִי֙ בַּדֶּ֤רֶךְ הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָנֹכִ֣י הוֹלֵ֔ךְ וְנָֽתַן־לִ֥י לֶ֛חֶם לֶאֱכֹ֖ל וּבֶ֥גֶד לִלְבֹּֽשׁ׃
Yaakov şöyle adakta bulundu: “Tanrı benimle olur, çıktığım bu yolculukta beni korur, bana yiyecek ekmek ve giyecek giysi verirse,
Bereşit 31:19
Velavan halah ligzoz et tsono vatignov rahel et haterafim aşer leaviha.
וְלָבָ֣ן הָלַ֔ךְ לִגְזֹ֖ז אֶת־צֹאנ֑וֹ וַתִּגְנֹ֣ב רָחֵ֔ל אֶת־הַתְּרָפִ֖ים אֲשֶׁ֥ר לְאָבִֽיהָ׃
Lavan sürüsünü kırkmaya gitmişti. Rahel, babasına ait terafim putlarını çaldı.
Bereşit 31:30
Bu ayette 2 eşleşme
Veata haloh halahta ki nihsof nihsafta levet aviha lama ganavta et elohay.
וְעַתָּה֙ הָלֹ֣ךְ הָלַ֔כְתָּ כִּֽי־נִכְסֹ֥ף נִכְסַ֖פְתָּה לְבֵ֣ית אָבִ֑יךָ לָ֥מָּה גָנַ֖בְתָּ אֶת־אֱלֹהָֽי׃
Madem babanın evini çok özlediğin için çekip gittin, peki neden tanrılarımı çaldın?”
Bereşit 32:2
Veyaakov halah ledarko vayifgeu vo malahe Elohim.
וְיַעֲקֹ֖ב הָלַ֣ךְ לְדַרְכּ֑וֹ וַיִּפְגְּעוּ־ב֖וֹ מַלְאֲכֵ֥י אֱלֹהִֽים׃
Yaakov yoluna devam etti. Tanrı’nın melekleri onunla karşılaştı.
Bereşit 32:7
Vayaşuvu hamalahim el yaakov lemor banu el ahiha el esav vegam holeh likrateha vearba meot iş imo.
וַיָּשֻׁ֙בוּ֙ הַמַּלְאָכִ֔ים אֶֽל־יַעֲקֹ֖ב לֵאמֹ֑ר בָּ֤אנוּ אֶל־אָחִ֙יךָ֙ אֶל־עֵשָׂ֔ו וְגַם֙ הֹלֵ֣ךְ לִקְרָֽאתְךָ֔ וְאַרְבַּע־מֵא֥וֹת אִ֖ישׁ עִמּֽוֹ׃
Haberciler Yaakov’a dönüp, “Kardeşin Esav’ın yanına gittik” dediler. “O da seni karşılamaya geliyor; yanında dört yüz adam var.”
Bereşit 32:20
Vayetsav gam et haşeni gam et haşelişi gam et kol haholehim ahare haadarim lemor kadavar haze tedaberun el esav bemotsaahem oto.
וַיְצַ֞ו גַּ֣ם אֶת־הַשֵּׁנִ֗י גַּ֚ם אֶת־הַשְּׁלִישִׁ֔י גַּ֚ם אֶת־כָּל־הַהֹ֣לְכִ֔ים אַחֲרֵ֥י הָעֲדָרִ֖ים לֵאמֹ֑ר כַּדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ תְּדַבְּר֣וּן אֶל־עֵשָׂ֔ו בְּמֹצַאֲכֶ֖ם אֹתֽוֹ׃
İkinciye, üçüncüye ve sürülerin ardından giden herkese de, “Esav’la karşılaşınca ona aynı şeyi söyleyin” diye buyurdu.
Bereşit 32:21
Vaamartem gam hine avdeha yaakov aharenu ki amar ahapera fanav baminha haholehet lefanay veahare hen ere fanav ulay yisa fanay.
וַאֲמַרְתֶּ֕ם גַּ֗ם הִנֵּ֛ה עַבְדְּךָ֥ יַעֲקֹ֖ב אַחֲרֵ֑ינוּ כִּֽי־אָמַ֞ר אֲכַפְּרָ֣ה פָנָ֗יו בַּמִּנְחָה֙ הַהֹלֶ֣כֶת לְפָנָ֔י וְאַחֲרֵי־כֵן֙ אֶרְאֶ֣ה פָנָ֔יו אוּלַ֖י יִשָּׂ֥א פָנָֽי׃
“‘Kulun Yaakov da arkamızdan geliyor’ deyin.” Çünkü, “Önümden giden armağanla onu yatıştırırım. Sonra yüzünü görürüm; belki beni kabul eder” diye düşünüyordu.
Bereşit 34:17
Veim lo tişmeu elenu lehimol velakahnu et bitenu vehalahenu.
וְאִם־לֹ֧א תִשְׁמְע֛וּ אֵלֵ֖ינוּ לְהִמּ֑וֹל וְלָקַ֥חְנוּ אֶת־בִּתֵּ֖נוּ וְהָלָֽכְנוּ׃
Bizi dinleyip sünnet olmazsanız kızımızı alıp gideriz.”
Bereşit 35:3
Venakuma venaale bet el veeese şam mizbeah lael haone oti beyom tsarati vayehi imadi badereh aşer halaheti.
וְנָק֥וּמָה וְנַעֲלֶ֖ה בֵּֽית־אֵ֑ל וְאֶֽעֱשֶׂה־שָּׁ֣ם מִזְבֵּ֗חַ לָאֵ֞ל הָעֹנֶ֤ה אֹתִי֙ בְּי֣וֹם צָֽרָתִ֔י וַיְהִי֙ עִמָּדִ֔י בַּדֶּ֖רֶךְ אֲשֶׁ֥ר הָלָֽכְתִּי׃
Kalkıp Bet-El’e çıkalım. Sıkıntılı günümde bana cevap veren, yürüdüğüm yolda benimle olan Tanrı’ya orada bir sunak yapacağım.”
Bereşit 37:25
Vayeşevu leehol lehem vayisu enehem vayiru vehine orehat yişmeelim baa migilad ugemalehem noseim nehot utseri valot holehim lehorid mitsrayema.
וַיֵּשְׁבוּ֮ לֶֽאֱכָל־לֶחֶם֒ וַיִּשְׂא֤וּ עֵֽינֵיהֶם֙ וַיִּרְא֔וּ וְהִנֵּה֙ אֹרְחַ֣ת יִשְׁמְעֵאלִ֔ים בָּאָ֖ה מִגִּלְעָ֑ד וּגְמַלֵּיהֶ֣ם נֹֽשְׂאִ֗ים נְכֹאת֙ וּצְרִ֣י וָלֹ֔ט הוֹלְכִ֖ים לְהוֹרִ֥יד מִצְרָֽיְמָה׃
Yemek yemeye oturdular. Gözlerini kaldırıp baktıklarında Gilad’dan gelen bir Yişmaelli kervanı gördüler. Develeri baharat, balsam ve laden yüklüydü; bunları Mısır’a götürüyorlardı.
Bereşit 48:15
Vayevareh et yosef vayomar haelohim aşer hithalehu avotay lefanav avraham veyitshak haelohim haroe oti meodi ad hayom haze.
וַיְבָ֥רֶךְ אֶת־יוֹסֵ֖ף וַיֹּאמַ֑ר הָֽאֱלֹהִ֡ים אֲשֶׁר֩ הִתְהַלְּכ֨וּ אֲבֹתַ֤י לְפָנָיו֙ אַבְרָהָ֣ם וְיִצְחָ֔ק הָֽאֱלֹהִים֙ הָרֹעֶ֣ה אֹתִ֔י מֵעוֹדִ֖י עַד־הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Yosef’i kutsayarak şöyle dedi: “Atalarım Avraam ve Yitshak’ın huzurunda yürüdüğü Tanrı, ömrüm boyunca bugüne dek bana çobanlık eden Tanrı,
Şemot 2:5
Vatered bat paro lirhots al hayeor venaaroteha holehot al yad hayeor vatere et hateva betoh hasuf vatişlah et amatah vatikaheha.
וַתֵּ֤רֶד בַּת־פַּרְעֹה֙ לִרְחֹ֣ץ עַל־הַיְאֹ֔ר וְנַעֲרֹתֶ֥יהָ הֹלְכֹ֖ת עַל־יַ֣ד הַיְאֹ֑ר וַתֵּ֤רֶא אֶת־הַתֵּבָה֙ בְּת֣וֹךְ הַסּ֔וּף וַתִּשְׁלַ֥ח אֶת־אֲמָתָ֖הּ וַתִּקָּחֶֽהָ
Firavun’un kızı yıkanmak için Nil’e indi. Hizmetçileri Nil kıyısında yürüyordu. Sazların arasındaki sepeti görünce cariyesini gönderip aldırdı.
Şemot 3:19
Vaani yadati ki lo yiten ethem meleh mitsrayim lahaloh velo beyad hazaka.
וַאֲנִ֣י יָדַ֔עְתִּי כִּ֠י לֹֽא־יִתֵּ֥ן אֶתְכֶ֛ם מֶ֥לֶךְ מִצְרַ֖יִם לַהֲלֹ֑ךְ וְלֹ֖א בְּיָ֥ד חֲזָקָֽה׃
Ama biliyorum ki Mısır kralı güçlü bir el onu zorlamadıkça gitmenize izin vermeyecek.
Şemot 9:23
Vayet moşe et mateu al haşamayim vadonay natan kolot uvarad vatihalah eş aretsa vayamter Adonay barad al erets mitsrayim.
וַיֵּ֨ט מֹשֶׁ֣ה אֶת־מַטֵּהוּ֮ עַל־הַשָּׁמַיִם֒ וַֽיהוָ֗ה נָתַ֤ן קֹלֹת֙ וּבָרָ֔ד וַתִּ֥הֲלַךְ אֵ֖שׁ אָ֑רְצָה וַיַּמְטֵ֧ר יְהוָ֛ה בָּרָ֖ד עַל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Moşe değneğini göğe doğru uzattı. Adonay gök gürültüsü ve dolu gönderdi; yere doğru ateşler indi. Adonay, Mısır ülkesinin üzerine dolu yağdırdı.
Şemot 10:8
Vayuşav et moşe veet aharon el paro vayomer alehem lehu ivdu et Adonay elohehem mi vami haholehim.
וַיּוּשַׁ֞ב אֶת־מֹשֶׁ֤ה וְאֶֽת־אַהֲרֹן֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם לְכ֥וּ עִבְד֖וּ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵיכֶ֑ם מִ֥י וָמִ֖י הַהֹלְכִֽים׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına geri getirildiler. Firavun onlara, “Gidin, Tanrınız Adonay’a kulluk edin” dedi. “Ama kimler gidecek?”
Şemot 13:21
Vadonay holeh lifnehem yomam beamud anan lanhotam hadereh velayla beamud eş lehair lahem lalehet yomam valayla.
וַֽיהוָ֡ה הֹלֵךְ֩ לִפְנֵיהֶ֨ם יוֹמָ֜ם בְּעַמּ֤וּד עָנָן֙ לַנְחֹתָ֣ם הַדֶּ֔רֶךְ וְלַ֛יְלָה בְּעַמּ֥וּד אֵ֖שׁ לְהָאִ֣יר לָהֶ֑ם לָלֶ֖כֶת יוֹמָ֥ם וָלָֽיְלָה׃
Adonay, onlara yol göstermek için gündüz bulut sütununda, onları aydınlatmak için gece ateş sütununda önlerinden gidiyordu; böylece gece gündüz yol alabiliyorlardı.
Şemot 14:19
Vayisa malah haelohim haholeh lifne mahane yisrael vayeleh meaharehem vayisa amud heanan mipenehem vayaamod meaharehem.
וַיִּסַּ֞ע מַלְאַ֣ךְ הָאֱלֹהִ֗ים הַהֹלֵךְ֙ לִפְנֵי֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֵּ֖לֶךְ מֵאַחֲרֵיהֶ֑ם וַיִּסַּ֞ע עַמּ֤וּד הֶֽעָנָן֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיַּֽעֲמֹ֖ד מֵאַחֲרֵיהֶֽם׃
İsrael ordugâhının önünden giden Tanrı’nın meleği yer değiştirip arkalarına geçti. Bulut sütunu da önlerinden ayrılıp arkalarında durdu.
Şemot 14:29
Uvene yisrael halehu vayabaşa betoh hayam vehamayim lahem homa miminam umisemolam.
וּבְנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל הָלְכ֥וּ בַיַּבָּשָׁ֖ה בְּת֣וֹךְ הַיָּ֑ם וְהַמַּ֤יִם לָהֶם֙ חֹמָ֔ה מִֽימִינָ֖ם וּמִשְּׂמֹאלָֽם׃
İsrael oğulları ise denizin ortasında kuru topraktan yürümüşlerdi. Sular sağlarında ve sollarında birer duvardı.
Şemot 15:19
Ki va sus paro berihbo uvefaraşav bayam vayaşev Adonay alehem et me hayam uvene yisrael halehu vayabaşa betoh hayam.
כִּ֣י בָא֩ ס֨וּס פַּרְעֹ֜ה בְּרִכְבּ֤וֹ וּבְפָרָשָׁיו֙ בַּיָּ֔ם וַיָּ֧שֶׁב יְהוָ֛ה עֲלֵהֶ֖ם אֶת־מֵ֣י הַיָּ֑ם וּבְנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל הָלְכ֥וּ בַיַּבָּשָׁ֖ה בְּת֥וֹךְ הַיָּֽם׃ (פ)
Çünkü Firavun’un atları, savaş arabaları ve atlıları denize girmişti; Adonay denizin sularını üzerlerine geri döndürmüştü. İsrael oğulları ise denizin ortasında kuru topraktan yürümüştü.
Şemot 17:5
Vayomer Adonay el moşe avor lifne haam vekah iteha mizikne yisrael umateha aşer hikita bo et hayeor kah beyadeha vehalaheta.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה עֲבֹר֙ לִפְנֵ֣י הָעָ֔ם וְקַ֥ח אִתְּךָ֖ מִזִּקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וּמַטְּךָ֗ אֲשֶׁ֨ר הִכִּ֤יתָ בּוֹ֙ אֶת־הַיְאֹ֔ר קַ֥ח בְּיָדְךָ֖ וְהָלָֽכְתָּ׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Halkın önünden geç. İsrael’in ileri gelenlerinden birkaçını yanına al. Nil’e vurduğun değneğini de eline alıp git.
Şemot 19:19
Vayehi kol haşofar holeh vehazek meod moşe yedaber vehaelohim yaanenu vekol.
וַיְהִי֙ ק֣וֹל הַשּׁוֹפָ֔ר הוֹלֵ֖ךְ וְחָזֵ֣ק מְאֹ֑ד מֹשֶׁ֣ה יְדַבֵּ֔ר וְהָאֱלֹהִ֖ים יַעֲנֶ֥נּוּ בְקֽוֹל׃
Şofar sesi giderek güçleniyordu. Moşe konuşuyor, Tanrı ona sesle karşılık veriyordu.
Şemot 21:19
İm yakum vehithaleh bahuts al mişanto venika hamake rak şivto yiten verapo yerape.
אִם־יָק֞וּם וְהִתְהַלֵּ֥ךְ בַּח֛וּץ עַל־מִשְׁעַנְתּ֖וֹ וְנִקָּ֣ה הַמַּכֶּ֑ה רַ֥ק שִׁבְתּ֛וֹ יִתֵּ֖ן וְרַפֹּ֥א יְרַפֵּֽא׃ (ס)
kalkıp dışarıda kendi gücüyle yürüyebildiğinde vuran kişi ölüm suçundan kurtulacak. Yalnız çalışamadığı sürenin karşılığını ödeyecek ve tedavisini sağlayacak.
Şemot 33:15
Vayomer elav im en paneha holehim al taalenu mize.
וַיֹּ֖אמֶר אֵלָ֑יו אִם־אֵ֤ין פָּנֶ֙יךָ֙ הֹלְכִ֔ים אַֽל־תַּעֲלֵ֖נוּ מִזֶּֽה׃
Moşe O’na, “Bizzat Sen gitmeyeceksen bizi buradan çıkarma” dedi.
Vayikra 11:20
Kol şerets haof haholeh al arba şekets u lahem.
כֹּ֚ל שֶׁ֣רֶץ הָע֔וֹף הַהֹלֵ֖ךְ עַל־אַרְבַּ֑ע שֶׁ֥קֶץ ה֖וּא לָכֶֽם׃ (ס)
Dört ayak üzerinde yürüyen bütün kanatlı küçük canlılar sizin için iğrenç sayılacaktır.
Vayikra 11:21
Ah et ze tohelu mikol şerets haof haholeh al arba aşer lo heraayim mimaal leraglav lenater bahen al haarets.
אַ֤ךְ אֶת־זֶה֙ תֹּֽאכְל֔וּ מִכֹּל֙ שֶׁ֣רֶץ הָע֔וֹף הַהֹלֵ֖ךְ עַל־אַרְבַּ֑ע אֲשֶׁר־לא [ל֤וֹ] כְרָעַ֙יִם֙ מִמַּ֣עַל לְרַגְלָ֔יו לְנַתֵּ֥ר בָּהֵ֖ן עַל־הָאָֽרֶץ׃
Ancak dört ayak üzerinde yürüyen kanatlı küçük canlılar arasından, ayaklarının yukarısında yerde sıçramaya yarayan bacakları bulunanları yiyebilirsiniz.
Vayikra 11:27
Bu ayette 2 eşleşme
Vehol holeh al kapav behol hahaya haholehet al arba temeim hem lahem kol hanogea benivlatam yitma ad haarev.
וְכֹ֣ל ׀ הוֹלֵ֣ךְ עַל־כַּפָּ֗יו בְּכָל־הַֽחַיָּה֙ הַהֹלֶ֣כֶת עַל־אַרְבַּ֔ע טְמֵאִ֥ים הֵ֖ם לָכֶ֑ם כָּל־הַנֹּגֵ֥עַ בְּנִבְלָתָ֖ם יִטְמָ֥א עַד־הָעָֽרֶב׃
Dört ayak üzerinde yürüyen bütün canlılar arasından pençeleri üzerinde yürüyenler sizin için arınmamış sayılır. Onların leşine dokunan herkes akşama kadar arınmamış olacak.
Vayikra 11:42
Bu ayette 2 eşleşme
Kol holeh al gahon vehol holeh al arba ad kol marbe raglayim lehol haşerets haşorets al haarets lo tohelum ki şekets hem.
כֹּל֩ הוֹלֵ֨ךְ עַל־גָּח֜וֹן וְכֹ֣ל ׀ הוֹלֵ֣ךְ עַל־אַרְבַּ֗ע עַ֚ד כָּל־מַרְבֵּ֣ה רַגְלַ֔יִם לְכָל־הַשֶּׁ֖רֶץ הַשֹּׁרֵ֣ץ עַל־הָאָ֑רֶץ לֹ֥א תֹאכְל֖וּם כִּי־שֶׁ֥קֶץ הֵֽם׃
Yerde kaynaşan küçük canlılar arasından karnı üzerinde sürünenleri, dört ayak üzerinde yürüyenleri ve çok ayaklı olanların hepsini yemeyeceksiniz; çünkü onlar iğrenç sayılır.
Vayikra 26:12
Vehithalahti betohehem vehayiti lahem lelohim veatem tihyu li leam.
וְהִתְהַלַּכְתִּי֙ בְּת֣וֹכְכֶ֔ם וְהָיִ֥יתִי לָכֶ֖ם לֵֽאלֹהִ֑ים וְאַתֶּ֖ם תִּהְיוּ־לִ֥י לְעָֽם׃
Aranızda yürüyeceğim. Ben sizin Tanrınız olacağım; siz de Benim halkım olacaksınız.
Vayikra 26:23
Veim beele lo tivaseru li vahalahtem imi keri.
וְאִ֨ם־בְּאֵ֔לֶּה לֹ֥א תִוָּסְר֖וּ לִ֑י וַהֲלַכְתֶּ֥ם עִמִּ֖י קֶֽרִי׃
Bunlarla da yola gelmez ve Bana karşı gelmeyi sürdürürseniz,