רֵעַ
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
friend
52 kullanım · 45 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 84 kez, 73 farklı ayette görülür. Kök altında 6 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Vatosef laledet et ahiv et havel vayehi hevel roe tson vekayin haya oved adama.
וַתֹּ֣סֶף לָלֶ֔דֶת אֶת־אָחִ֖יו אֶת־הָ֑בֶל וַֽיְהִי־הֶ֙בֶל֙ רֹ֣עֵה צֹ֔אן וְקַ֕יִן הָיָ֖ה עֹבֵ֥ד אֲדָמָֽה׃
Sonra Kayin’in kardeşi Hevel’i doğurdu. Hevel sürü çobanı oldu; Kayin ise toprağı işliyordu.
Vayomeru iş el reeu hava nilbena levenim venisrefa lisrefa vatehi lahem halevena leaven vehahemar haya lahem lahomer.
וַיֹּאמְר֞וּ אִ֣ישׁ אֶל־רֵעֵ֗הוּ הָ֚בָה נִלְבְּנָ֣ה לְבֵנִ֔ים וְנִשְׂרְפָ֖ה לִשְׂרֵפָ֑ה וַתְּהִ֨י לָהֶ֤ם הַלְּבֵנָה֙ לְאָ֔בֶן וְהַ֣חֵמָ֔ר הָיָ֥ה לָהֶ֖ם לַחֹֽמֶר׃
Birbirlerine, “Gelin, tuğla yapıp onları iyice pişirelim” dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Hava nereda venavela şam sefatam aşer lo yişmeu iş sefat reeu.
הָ֚בָה נֵֽרְדָ֔ה וְנָבְלָ֥ה שָׁ֖ם שְׂפָתָ֑ם אֲשֶׁר֙ לֹ֣א יִשְׁמְע֔וּ אִ֖ישׁ שְׂפַ֥ת רֵעֵֽהוּ׃
Gelin, inelim ve orada dillerini karıştıralım ki birbirlerinin dilini anlamasınlar.”
Bu ayette 2 eşleşme
Vayehi riv ben roe mikne avram uven roe mikne lot vehakenaani vehaperizi az yoşev baarets.
וַֽיְהִי־רִ֗יב בֵּ֚ין רֹעֵ֣י מִקְנֵֽה־אַבְרָ֔ם וּבֵ֖ין רֹעֵ֣י מִקְנֵה־ל֑וֹט וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י אָ֖ז יֹשֵׁ֥ב בָּאָֽרֶץ׃
Avram’ın sürülerinin çobanlarıyla Lot’un sürülerinin çobanları arasında kavga çıktı. O sırada ülkede Kenaanlılar ve Periziler yaşıyordu.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayomer avram el lot al na tehi meriva beni uveneha uven roay uven roeha ki anaşim ahim anahenu.
וַיֹּ֨אמֶר אַבְרָ֜ם אֶל־ל֗וֹט אַל־נָ֨א תְהִ֤י מְרִיבָה֙ בֵּינִ֣י וּבֵינֶ֔יךָ וּבֵ֥ין רֹעַ֖י וּבֵ֣ין רֹעֶ֑יךָ כִּֽי־אֲנָשִׁ֥ים אַחִ֖ים אֲנָֽחְנוּ׃
Avram Lot’a, “Lütfen seninle benim aramda, senin çobanlarınla benim çobanlarım arasında kavga olmasın” dedi. “Çünkü biz kardeşiz.
Vayikah lo et kol ele vayevater otam bataveh vayiten iş bitro likrat reeu veet hatsipor lo vatar.
וַיִּֽקַּֽח־ל֣וֹ אֶת־כָּל־אֵ֗לֶּה וַיְבַתֵּ֤ר אֹתָם֙ בַּתָּ֔וֶךְ וַיִּתֵּ֥ן אִישׁ־בִּתְר֖וֹ לִקְרַ֣את רֵעֵ֑הוּ וְאֶת־הַצִפֹּ֖ר לֹ֥א בָתָֽר׃
Avram bunların hepsini getirdi; onları ortadan ikiye böldü ve her yarıyı diğerinin karşısına koydu. Kuşları ise bölmedi.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayarivu roe gerar im roe yitshak lemor lanu hamayim vayikra şem habeer esek ki hiteaseku imo.
וַיָּרִ֜יבוּ רֹעֵ֣י גְרָ֗ר עִם־רֹעֵ֥י יִצְחָ֛ק לֵאמֹ֖ר לָ֣נוּ הַמָּ֑יִם וַיִּקְרָ֤א שֵֽׁם־הַבְּאֵר֙ עֵ֔שֶׂק כִּ֥י הִֽתְעַשְּׂק֖וּ עִמּֽוֹ׃
Gerar’ın çobanları, “Su bizimdir” diyerek Yitshak’ın çobanlarıyla çekiştiler. Yitshak, kendisiyle çekiştikleri için kuyuya Esek adını verdi.
Vaavimeleh halah elav migerar vaahuzat mereeu ufihol sar tsevao.
וַאֲבִימֶ֕לֶךְ הָלַ֥ךְ אֵלָ֖יו מִגְּרָ֑ר וַאֲחֻזַּת֙ מֵֽרֵעֵ֔הוּ וּפִיכֹ֖ל שַׂר־צְבָאֽוֹ׃
Avimeleh, dostlarından bir grup ve ordusunun komutanı Pihol ile birlikte Gerar’dan onun yanına geldi.
Vayomer hen od hayom gadol lo et heasef hamikne haşku hatson ulehu reu.
וַיֹּ֗אמֶר הֵ֥ן עוֹד֙ הַיּ֣וֹם גָּד֔וֹל לֹא־עֵ֖ת הֵאָסֵ֣ף הַמִּקְנֶ֑ה הַשְׁק֥וּ הַצֹּ֖אן וּלְכ֥וּ רְעֽוּ׃
Yaakov, “Günün bitmesine daha çok var” dedi. “Hayvanları toplama zamanı değil. Sürüyü sulayın, gidip otlatın.”
Odenu medaber imam verahel baa im hatson aşer leaviha ki roa hi.
עוֹדֶ֖נּוּ מְדַבֵּ֣ר עִמָּ֑ם וְרָחֵ֣ל ׀ בָּ֗אָה עִם־הַצֹּאן֙ אֲשֶׁ֣ר לְאָבִ֔יהָ כִּ֥י רֹעָ֖ה הִֽוא׃
Yaakov onlarla konuşurken Rahel, babasının sürüsüyle geldi; çünkü sürüyü o güdüyordu.
Vayomer ma eten lah vayomer yaakov lo titen li meuma im taase li hadavar haze aşuva ere tsoneha eşmor.
וַיֹּ֖אמֶר מָ֣ה אֶתֶּן־לָ֑ךְ וַיֹּ֤אמֶר יַעֲקֹב֙ לֹא־תִתֶּן־לִ֣י מְא֔וּמָה אִם־תַּֽעֲשֶׂה־לִּי֙ הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה אָשׁ֛וּבָה אֶרְעֶ֥ה צֹֽאנְךָ֖ אֶשְׁמֹֽר׃
Lavan, “Sana ne vereyim?” diye sordu. Yaakov şöyle dedi: “Bana bir şey vermene gerek yok. Şu dediğimi yaparsan sürünü yeniden güder, korurum.
Vayasem dereh şeloşet yamim beno uven yaakov veyaakov roe et tson lavan hanotarot.
וַיָּ֗שֶׂם דֶּ֚רֶךְ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֔ים בֵּינ֖וֹ וּבֵ֣ין יַעֲקֹ֑ב וְיַעֲקֹ֗ב רֹעֶ֛ה אֶת־צֹ֥אן לָבָ֖ן הַנּוֹתָרֹֽת׃
Kendisiyle Yaakov arasına üç günlük yol koydu. Yaakov, Lavan’ın geride kalan sürüsünü güdüyordu.
Vehamitspa aşer amar yitsef Adonay beni uveneha ki nisater iş mereeu.
וְהַמִּצְפָּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָמַ֔ר יִ֥צֶף יְהוָ֖ה בֵּינִ֣י וּבֵינֶ֑ךָ כִּ֥י נִסָּתֵ֖ר אִ֥ישׁ מֵרֵעֵֽהוּ׃
Mitspa adı da verildi; çünkü Lavan, “Birbirimizi görmediğimizde Adonay ikimizi gözetsin” demişti.
Veele vene tsivon veaya vaana u ana aşer matsa et hayemim bamidbar biroto et hahamorim letsivon aviv.
וְאֵ֥לֶּה בְנֵֽי־צִבְע֖וֹן וְאַיָּ֣ה וַעֲנָ֑ה ה֣וּא עֲנָ֗ה אֲשֶׁ֨ר מָצָ֤א אֶת־הַיֵּמִם֙ בַּמִּדְבָּ֔ר בִּרְעֹת֥וֹ אֶת־הַחֲמֹרִ֖ים לְצִבְע֥וֹן אָבִֽיו׃
Tsivon’un oğulları: Aya ve Ana. Bu Ana, babası Tsivon’un eşeklerini güderken çölde katırları bulan kişidir.
Ele toledot yaakov yosef ben şeva esre şana haya roe et ehav batson veu naar et bene vilha veet bene zilpa neşe aviv vayave yosef et dibatam raa el avihem.
אֵ֣לֶּה ׀ תֹּלְד֣וֹת יַעֲקֹ֗ב יוֹסֵ֞ף בֶּן־שְׁבַֽע־עֶשְׂרֵ֤ה שָׁנָה֙ הָיָ֨ה רֹעֶ֤ה אֶת־אֶחָיו֙ בַּצֹּ֔אן וְה֣וּא נַ֗עַר אֶת־בְּנֵ֥י בִלְהָ֛ה וְאֶת־בְּנֵ֥י זִלְפָּ֖ה נְשֵׁ֣י אָבִ֑יו וַיָּבֵ֥א יוֹסֵ֛ף אֶת־דִּבָּתָ֥ם רָעָ֖ה אֶל־אֲבִיהֶֽם׃
Yaakov’un soyunun öyküsü şöyledir. Yosef on yedi yaşındaydı; kardeşleriyle sürüyü güdüyordu. Gençti; babasının eşleri Bilha ile Zilpa’nın oğullarıyla birlikteydi. Yosef, kardeşleri hakkında kötü haberleri babalarına getiriyordu.
Vayelehu ehav lirot et tson avihem bişhem.
וַיֵּלְכ֖וּ אֶחָ֑יו לִרְע֛וֹת אֶׄתׄ־צֹ֥אן אֲבִיהֶ֖ם בִּשְׁכֶֽם׃
Kardeşleri babalarının sürüsünü otlatmak için Şehem’e gittiler.
Vayomer yisrael el yosef halo aheha roim bişhem leha veeşlahaha alehem vayomer lo hineni.
וַיֹּ֨אמֶר יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־יוֹסֵ֗ף הֲל֤וֹא אַחֶ֙יךָ֙ רֹעִ֣ים בִּשְׁכֶ֔ם לְכָ֖ה וְאֶשְׁלָחֲךָ֣ אֲלֵיהֶ֑ם וַיֹּ֥אמֶר ל֖וֹ הִנֵּֽנִי׃
İsrael, Yosef’e, “Kardeşlerin Şehem’de sürüyü otlatıyorlar, değil mi?” dedi. “Gel, seni onların yanına göndereyim.” Yosef, “Hazırım” diye cevap verdi.
Vayomer et ahay anohi mevakeş hagida na li efo hem roim.
וַיֹּ֕אמֶר אֶת־אַחַ֖י אָנֹכִ֣י מְבַקֵּ֑שׁ הַגִּֽידָה־נָּ֣א לִ֔י אֵיפֹ֖ה הֵ֥ם רֹעִֽים׃
Yosef, “Kardeşlerimi arıyorum” dedi. “Lütfen söyle, sürüyü nerede otlatıyorlar?”
Vayirbu hayamim vatamot bat şua eşet yehuda vayinahem yehuda vayaal al gozaze tsono u vehira reeu haadulami timnata.
וַיִּרְבּוּ֙ הַיָּמִ֔ים וַתָּ֖מָת בַּת־שׁ֣וּעַ אֵֽשֶׁת־יְהוּדָ֑ה וַיִּנָּ֣חֶם יְהוּדָ֗ה וַיַּ֜עַל עַל־גֹּֽזֲזֵ֤י צֹאנוֹ֙ ה֗וּא וְחִירָ֛ה רֵעֵ֥הוּ הָעֲדֻלָּמִ֖י תִּמְנָֽתָה׃
Uzun bir zaman geçti. Yehuda’nın eşi, Şua’nın kızı öldü. Yehuda yasını tamamlayınca Adullamlı arkadaşı Hira ile sürüsünü kırkanların yanına, Timna’ya çıktı.
Vayişlah yehuda et gedi haizim beyad reeu haadulami lakahat haeravon miyad haişa velo metsaah.
וַיִּשְׁלַ֨ח יְהוּדָ֜ה אֶת־גְּדִ֣י הָֽעִזִּ֗ים בְּיַד֙ רֵעֵ֣הוּ הָֽעֲדֻלָּמִ֔י לָקַ֥חַת הָעֵרָב֖וֹן מִיַּ֣ד הָאִשָּׁ֑ה וְלֹ֖א מְצָאָֽהּ׃
Yehuda, rehni kadından geri almak için Adullamlı arkadaşıyla oğlağı gönderdi. Ama arkadaşı kadını bulamadı.
Vehine min hayeor olot şeva parot yefot mare uveriot basar vatirena baahu.
וְהִנֵּ֣ה מִן־הַיְאֹ֗ר עֹלֹת֙ שֶׁ֣בַע פָּר֔וֹת יְפ֥וֹת מַרְאֶ֖ה וּבְרִיאֹ֣ת בָּשָׂ֑ר וַתִּרְעֶ֖ינָה בָּאָֽחוּ׃
Irmakta güzel görünüşlü, semiz yedi inek belirdi. Sudan çıkıp sazlıkta otlamaya başladılar.
Vehine min hayeor olot şeva parot beriot basar vifot toar vatirena baahu.
וְהִנֵּ֣ה מִן־הַיְאֹ֗ר עֹלֹת֙ שֶׁ֣בַע פָּר֔וֹת בְּרִיא֥וֹת בָּשָׂ֖ר וִיפֹ֣ת תֹּ֑אַר וַתִּרְעֶ֖ינָה בָּאָֽחוּ׃
Irmakta semiz, güzel yapılı yedi inek belirdi. Sudan çıkıp sazlıkta otlamaya başladılar.
Vayeşevu lefanav habehor kivhorato vehatsair kitsirato vayitmeu haanaşim iş el reeu.
וַיֵּשְׁב֣וּ לְפָנָ֔יו הַבְּכֹר֙ כִּבְכֹ֣רָת֔וֹ וְהַצָּעִ֖יר כִּצְעִרָת֑וֹ וַיִּתְמְה֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים אִ֥ישׁ אֶל־רֵעֵֽהוּ׃
Kardeşler, en büyükten en küçüğe, doğum sıralarına göre onun karşısına oturtuldular. Şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
Vehaanaşim roe tson ki anşe mikne hayu vetsonam uvekaram vehol aşer lahem heviu.
וְהָאֲנָשִׁים֙ רֹ֣עֵי צֹ֔אן כִּֽי־אַנְשֵׁ֥י מִקְנֶ֖ה הָי֑וּ וְצֹאנָ֧ם וּבְקָרָ֛ם וְכָל־אֲשֶׁ֥ר לָהֶ֖ם הֵבִֽיאוּ׃
‘Bu adamlar davar çobanıdır; hayvan yetiştirirler. Davarlarını, sığırlarını ve sahip oldukları her şeyi getirdiler.’
Vaamartem anşe mikne hayu avadeha mineurenu vead ata gam anahnu gam avotenu baavur teşevu beerets goşen ki toavat mitsrayim kol roe tson.
וַאֲמַרְתֶּ֗ם אַנְשֵׁ֨י מִקְנֶ֜ה הָי֤וּ עֲבָדֶ֙יךָ֙ מִנְּעוּרֵ֣ינוּ וְעַד־עַ֔תָּה גַּם־אֲנַ֖חְנוּ גַּם־אֲבֹתֵ֑ינוּ בַּעֲב֗וּר תֵּשְׁבוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ גֹּ֔שֶׁן כִּֽי־תוֹעֲבַ֥ת מִצְרַ֖יִם כָּל־רֹ֥עֵה צֹֽאן׃
‘Biz kulların gençliğimizden bugüne kadar hayvan yetiştiririz; atalarımız da böyle yapardı’ deyin. Böylece Goşen bölgesinde oturabilirsiniz. Çünkü Mısırlılar bütün davar çobanlarını iğrenç sayar.”
Vayomer paro el ehav ma maasehem vayomeru el paro roe tson avadeha gam anahnu gam avotenu.
וַיֹּ֧אמֶר פַּרְעֹ֛ה אֶל־אֶחָ֖יו מַה־מַּעֲשֵׂיכֶ֑ם וַיֹּאמְר֣וּ אֶל־פַּרְעֹ֗ה רֹעֵ֥ה צֹאן֙ עֲבָדֶ֔יךָ גַּם־אֲנַ֖חְנוּ גַּם־אֲבוֹתֵֽינוּ׃
Firavun, Yosef’in kardeşlerine, “İşiniz nedir?” diye sordu. “Biz kulların davar çobanıyız” dediler. “Atalarımız da öyleydi.”
Vayomeru el paro lagur baarets banu ki en mire latson aşer laavadeha ki haved haraav beerets kenaan veata yeşevu na avadeha beerets goşen.
וַיֹּאמְר֣וּ אֶל־פַּרְעֹ֗ה לָג֣וּר בָּאָרֶץ֮ בָּאנוּ֒ כִּי־אֵ֣ין מִרְעֶ֗ה לַצֹּאן֙ אֲשֶׁ֣ר לַעֲבָדֶ֔יךָ כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְעַתָּ֛ה יֵֽשְׁבוּ־נָ֥א עֲבָדֶ֖יךָ בְּאֶ֥רֶץ גֹּֽשֶׁן׃
Firavun’a şöyle dediler: “Bu ülkede bir süre kalmaya geldik. Çünkü Kenaan ülkesinde kıtlık çok ağır; kullarının davarlarına otlak kalmadı. Lütfen kullarının Goşen bölgesinde oturmasına izin ver.”
Vayevareh et yosef vayomar haelohim aşer hithalehu avotay lefanav avraham veyitshak haelohim haroe oti meodi ad hayom haze.
וַיְבָ֥רֶךְ אֶת־יוֹסֵ֖ף וַיֹּאמַ֑ר הָֽאֱלֹהִ֡ים אֲשֶׁר֩ הִתְהַלְּכ֨וּ אֲבֹתַ֤י לְפָנָיו֙ אַבְרָהָ֣ם וְיִצְחָ֔ק הָֽאֱלֹהִים֙ הָרֹעֶ֣ה אֹתִ֔י מֵעוֹדִ֖י עַד־הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Yosef’i kutsayarak şöyle dedi: “Atalarım Avraam ve Yitshak’ın huzurunda yürüdüğü Tanrı, ömrüm boyunca bugüne dek bana çobanlık eden Tanrı,
Vateşev beetan kaşto vayafozu zeroe yadav mide avir yaakov mişam roe even yisrael.
וַתֵּ֤שֶׁב בְּאֵיתָן֙ קַשְׁתּ֔וֹ וַיָּפֹ֖זּוּ זְרֹעֵ֣י יָדָ֑יו מִידֵי֙ אֲבִ֣יר יַעֲקֹ֔ב מִשָּׁ֥ם רֹעֶ֖ה אֶ֥בֶן יִשְׂרָאֵֽל׃
Ama yayı sağlam kaldı, kolları güç kazandı. Yaakov’un Güçlüsü’nün elleri sayesinde; İsrael’in Çobanı, Kayası olanın yardımıyla.
Vayetse bayom haşeni vehine şene anaşim ivrim nitsim vayomer laraşa lama take reeha.
וַיֵּצֵא֙ בַּיּ֣וֹם הַשֵּׁנִ֔י וְהִנֵּ֛ה שְׁנֵֽי־אֲנָשִׁ֥ים עִבְרִ֖ים נִצִּ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לָֽרָשָׁ֔ע לָ֥מָּה תַכֶּ֖ה רֵעֶֽךָ׃
Ertesi gün çıktığında iki İbrani kavga ediyordu. Haksız olana, “Neden arkadaşına vuruyorsun?” dedi.
Vayavou haroim vayegareşum vayakom moşe vayoşian vayaşk et tsonam.
וַיָּבֹ֥אוּ הָרֹעִ֖ים וַיְגָרְשׁ֑וּם וַיָּ֤קָם מֹשֶׁה֙ וַיּ֣וֹשִׁעָ֔ן וַיַּ֖שְׁקְ אֶת־צֹאנָֽם׃
Ama çobanlar gelip onları kovdu. Moşe kalkıp kızları kurtardı ve davarlarını suladı.
Vatomarna iş mitsri hitsilanu miyad haroim vegam dalo dala lanu vayaşk et hatson.
וַתֹּאמַ֕רְןָ אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י הִצִּילָ֖נוּ מִיַּ֣ד הָרֹעִ֑ים וְגַם־דָּלֹ֤ה דָלָה֙ לָ֔נוּ וַיַּ֖שְׁקְ אֶת־הַצֹּֽאן׃
“Mısırlı bir adam bizi çobanların elinden kurtardı” dediler. “Üstelik bizim için su çekip davarları da suladı.”
Umoşe haya roe et tson yitro hoteno kohen midyan vayinhag et hatson ahar hamidbar vayavo el har haelohim horeva.
וּמֹשֶׁ֗ה הָיָ֥ה רֹעֶ֛ה אֶת־צֹ֛אן יִתְר֥וֹ חֹתְנ֖וֹ כֹּהֵ֣ן מִדְיָ֑ן וַיִּנְהַ֤ג אֶת־הַצֹּאן֙ אַחַ֣ר הַמִּדְבָּ֔ר וַיָּבֹ֛א אֶל־הַ֥ר הָאֱלֹהִ֖ים חֹרֵֽבָה׃
Moşe, Midyan rahibi olan kayınpederi Yitro’nun davarlarını güdüyordu. Sürüyü çölün ötesine götürüp Tanrı’nın dağı Horev’e geldi.
Bu ayette 2 eşleşme
Daber na beozne haam veyişalu iş meet reeu veişa meet reutah kele hesef uhele zahav.
דַּבֶּר־נָ֖א בְּאָזְנֵ֣י הָעָ֑ם וְיִשְׁאֲל֞וּ אִ֣ישׁ ׀ מֵאֵ֣ת רֵעֵ֗הוּ וְאִשָּׁה֙ מֵאֵ֣ת רְעוּתָ֔הּ כְּלֵי־כֶ֖סֶף וּכְלֵ֥י זָהָֽב׃
Şimdi halka söyle: Her erkek komşusundan, her kadın da komşusundan gümüş ve altın eşyalar istesin.”
Vayetse moşe likrat hoteno vayiştahu vayişak lo vayişalu iş lereeu leşalom vayavou haohela.
וַיֵּצֵ֨א מֹשֶׁ֜ה לִקְרַ֣את חֹֽתְנ֗וֹ וַיִּשְׁתַּ֙חוּ֙ וַיִּשַּׁק־ל֔וֹ וַיִּשְׁאֲל֥וּ אִישׁ־לְרֵעֵ֖הוּ לְשָׁל֑וֹם וַיָּבֹ֖אוּ הָאֹֽהֱלָה׃
Moşe kayınpederini karşılamaya çıktı; önünde eğilip onu öptü. Birbirlerinin hatırını sordular ve çadıra girdiler.
Ki yihye lahem davar ba elay veşafatti ben iş uven reeu vehodati et huke haelohim veet torotav.
כִּֽי־יִהְיֶ֨ה לָהֶ֤ם דָּבָר֙ בָּ֣א אֵלַ֔י וְשָׁ֣פַטְתִּ֔י בֵּ֥ין אִ֖ישׁ וּבֵ֣ין רֵעֵ֑הוּ וְהוֹדַעְתִּ֛י אֶת־חֻקֵּ֥י הָאֱלֹהִ֖ים וְאֶת־תּוֹרֹתָֽיו׃
Bir meseleleri olduğunda bana gelirler. Bir kişiyle komşusu arasında hüküm veririm; Tanrı’nın yasalarını ve öğretilerini bildiririm.”
Lo tirtsah. lo tinaf. lo tignov. lo taane vereaha ed şaker.
לֹ֥֖א תִּֿרְצָֽ֖ח׃ (ס) לֹ֣֖א תִּֿנְאָֽ֑ף׃ (ס) לֹ֣֖א תִּֿגְנֹֽ֔ב׃ (ס) לֹֽא־תַעֲנֶ֥ה בְרֵעֲךָ֖ עֵ֥ד שָֽׁקֶר׃ (ס)
Cinayet işlemeyeceksin. Zina etmeyeceksin. İnsan kaçırmayacaksın. Komşuna karşı yalan tanıklık etmeyeceksin.
Bu ayette 3 eşleşme
Lo tahmod bet reeha lo tahmod eşet reeha veavdo vaamato veşoro vahamoro vehol aşer lereeha.
לֹ֥א תַחְמֹ֖ד בֵּ֣ית רֵעֶ֑ךָ לֹֽא־תַחְמֹ֞ד אֵ֣שֶׁת רֵעֶ֗ךָ וְעַבְדּ֤וֹ וַאֲמָתוֹ֙ וְשׁוֹר֣וֹ וַחֲמֹר֔וֹ וְכֹ֖ל אֲשֶׁ֥ר לְרֵעֶֽךָ׃ (פ)
Komşunun evine göz dikmeyeceksin. Komşunun eşine, kölesine, cariyesine, öküzüne, eşeğine, komşuna ait hiçbir şeye göz dikmeyeceksin.”
Vehi yazid iş al reeu leharego vearema meim mizbehi tikahenu lamut.
וְכִֽי־יָזִ֥ד אִ֛ישׁ עַל־רֵעֵ֖הוּ לְהָרְג֣וֹ בְעָרְמָ֑ה מֵעִ֣ם מִזְבְּחִ֔י תִּקָּחֶ֖נּוּ לָמֽוּת׃ (ס)
Bir adam komşusuna karşı kasıtla davranıp onu hileyle öldürürse, ölmesi için onu sunağımın yanından bile alacaksın.
Vehi yerivun anaşim vehika iş et reeu beeven o veegrof velo yamut venafal lemişkav.
וְכִֽי־יְרִיבֻ֣ן אֲנָשִׁ֔ים וְהִכָּה־אִישׁ֙ אֶת־רֵעֵ֔הוּ בְּאֶ֖בֶן א֣וֹ בְאֶגְרֹ֑ף וְלֹ֥א יָמ֖וּת וְנָפַ֥ל לְמִשְׁכָּֽב׃
Adamlar kavga eder ve biri ötekine taşla ya da yumrukla vurursa, vurulan ölmez ama yatağa düşerse,
Vehi yigof şor iş et şor reeu vamet umaheru et haşor hahay vehatsu et kaspo vegam et hamet yehetsun.
וְכִֽי־יִגֹּ֧ף שֽׁוֹר־אִ֛ישׁ אֶת־שׁ֥וֹר רֵעֵ֖הוּ וָמֵ֑ת וּמָ֨כְר֜וּ אֶת־הַשּׁ֤וֹר הַחַי֙ וְחָצ֣וּ אֶת־כַּסְפּ֔וֹ וְגַ֥ם אֶת־הַמֵּ֖ת יֶֽחֱצֽוּן׃
Bir adamın öküzü, komşusunun öküzüne vurup onu öldürürse yaşayan öküzü satıp parasını paylaşacaklar. Ölü hayvanı da paylaşacaklar.
Ki yiten iş el reeu kesef o helim lişmor vegunav mibet haiş im yimatse haganav yeşalem şenayim.
כִּֽי־יִתֵּן֩ אִ֨ישׁ אֶל־רֵעֵ֜הוּ כֶּ֤סֶף אֽוֹ־כֵלִים֙ לִשְׁמֹ֔ר וְגֻנַּ֖ב מִבֵּ֣ית הָאִ֑ישׁ אִם־יִמָּצֵ֥א הַגַּנָּ֖ב יְשַׁלֵּ֥ם שְׁנָֽיִם׃
Bir adam komşusuna saklaması için para ya da eşya verir ve bunlar o adamın evinden çalınırsa, hırsız bulunduğunda iki katını ödeyecek.
İm lo yimatse haganav venikrav baal habayit el haelohim im lo şalah yado bimlehet reeu.
אִם־לֹ֤א יִמָּצֵא֙ הַגַּנָּ֔ב וְנִקְרַ֥ב בַּֽעַל־הַבַּ֖יִת אֶל־הָֽאֱלֹהִ֑ים אִם־לֹ֥א שָׁלַ֛ח יָד֖וֹ בִּמְלֶ֥אכֶת רֵעֵֽהוּ׃
Hırsız bulunmazsa evin sahibi, komşusunun malına el uzatıp uzatmadığının belirlenmesi için yargıçların önüne gelecek.
Al kol devar peşa al şor al hamor al se al salma al kol aveda aşer yomar ki u ze ad haelohim yavo devar şenehem aşer yarşiun Elohim yeşalem şenayim lereeu.
עַֽל־כָּל־דְּבַר־פֶּ֡שַׁע עַל־שׁ֡וֹר עַל־חֲ֠מוֹר עַל־שֶׂ֨ה עַל־שַׂלְמָ֜ה עַל־כָּל־אֲבֵדָ֗ה אֲשֶׁ֤ר יֹאמַר֙ כִּי־ה֣וּא זֶ֔ה עַ֚ד הָֽאֱלֹהִ֔ים יָבֹ֖א דְּבַר־שְׁנֵיהֶ֑ם אֲשֶׁ֤ר יַרְשִׁיעֻן֙ אֱלֹהִ֔ים יְשַׁלֵּ֥ם שְׁנַ֖יִם לְרֵעֵֽהוּ׃ (ס)
Öküz, eşek, davar, giysi ya da hakkında ‘İşte bu’ denilen herhangi bir kayıp eşya konusunda, her türlü hak ihlalinde, iki tarafın meselesi yargıçlara gelecek. Yargıçların suçlu bulduğu kişi komşusuna iki katını ödeyecek.
Ki yiten iş el reeu hamor o şor o se vehol behema lişmor umet o nişbar o nişba en roe.
כִּֽי־יִתֵּן֩ אִ֨ישׁ אֶל־רֵעֵ֜הוּ חֲמ֨וֹר אוֹ־שׁ֥וֹר אוֹ־שֶׂ֛ה וְכָל־בְּהֵמָ֖ה לִשְׁמֹ֑ר וּמֵ֛ת אוֹ־נִשְׁבַּ֥ר אוֹ־נִשְׁבָּ֖ה אֵ֥ין רֹאֶֽה׃
Bir adam komşusuna saklaması için eşek, öküz, davar ya da başka bir hayvan verir de hayvan kimse görmeden ölür, sakatlanır ya da zorla alınırsa,
Şevuat Adonay tihye ben şenehem im lo şalah yado bimlehet reeu velakah bealav velo yeşalem.
שְׁבֻעַ֣ת יְהוָ֗ה תִּהְיֶה֙ בֵּ֣ין שְׁנֵיהֶ֔ם אִם־לֹ֥א שָׁלַ֛ח יָד֖וֹ בִּמְלֶ֣אכֶת רֵעֵ֑הוּ וְלָקַ֥ח בְּעָלָ֖יו וְלֹ֥א יְשַׁלֵּֽם׃
komşusunun malına el uzatmadığına dair Adonay adına edeceği yemin, ikisi arasındaki meseleyi çözecek. Mal sahibi bunu kabul edecek; emaneti alan ödeme yapmayacak.
Vehi yişal iş meim reeu venişbar o met bealav en imo şalem yeşalem.
וְכִֽי־יִשְׁאַ֥ל אִ֛ישׁ מֵעִ֥ם רֵעֵ֖הוּ וְנִשְׁבַּ֣ר אוֹ־מֵ֑ת בְּעָלָ֥יו אֵין־עִמּ֖וֹ שַׁלֵּ֥ם יְשַׁלֵּֽם׃
Bir adam komşusundan bir hayvanı ödünç alır ve sahibi yanında değilken hayvan sakatlanır ya da ölürse, karşılığını mutlaka ödeyecek.
İm havol tahbol salmat reeha ad bo haşemeş teşivenu lo.
אִם־חָבֹ֥ל תַּחְבֹּ֖ל שַׂלְמַ֣ת רֵעֶ֑ךָ עַד־בֹּ֥א הַשֶּׁ֖מֶשׁ תְּשִׁיבֶ֥נּוּ לֽוֹ׃
Komşunun giysisini rehin alırsan güneş batmadan ona geri vereceksin.
Vayomer lahem ko amar Adonay elohe yisrael simu iş harbo al yereho ivru vaşuvu mişaar laşaar bamahane vehirgu iş et ahiv veiş et reeu veiş et kerovo.
וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֗ם כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שִׂ֥ימוּ אִישׁ־חַרְבּ֖וֹ עַל־יְרֵכ֑וֹ עִבְר֨וּ וָשׁ֜וּבוּ מִשַּׁ֤עַר לָשַׁ֙עַר֙ בַּֽמַּחֲנֶ֔ה וְהִרְג֧וּ אִֽישׁ־אֶת־אָחִ֛יו וְאִ֥ישׁ אֶת־רֵעֵ֖הוּ וְאִ֥ישׁ אֶת־קְרֹבֽוֹ׃
Onlara, “İsrael’in Tanrısı Adonay şöyle diyor” dedi: “‘Her biriniz kılıcını beline taksın. Ordugâhın içinde kapıdan kapıya gidip gelin; her biriniz kendi kardeşini, arkadaşını ve yakınını öldürsün.’”
Vediber Adonay el moşe panim el panim kaaşer yedaber iş el reeu veşav el hamahane umeşareto yehoşua bin nun naar lo yamiş mitoh haohel.
וְדִבֶּ֨ר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ פָּנִ֣ים אֶל־פָּנִ֔ים כַּאֲשֶׁ֛ר יְדַבֵּ֥ר אִ֖ישׁ אֶל־רֵעֵ֑הוּ וְשָׁב֙ אֶל־הַֽמַּחֲנֶ֔ה וּמְשָׁ֨רְת֜וֹ יְהוֹשֻׁ֤עַ בִּן־נוּן֙ נַ֔עַר לֹ֥א יָמִ֖ישׁ מִתּ֥וֹךְ הָאֹֽהֶל׃ (ס)
Adonay Moşe’yle, bir insanın arkadaşıyla konuştuğu gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Moşe ordugâha dönerdi. Genç yardımcısı Nun oğlu Yeoşua ise çadırın içinden ayrılmazdı.
Temel kelimeler (lemmalar)
friend
52 kullanım · 45 ayet
pasture
23 kullanım · 23 ayet
pasture
6 kullanım · 3 ayet
friend
1 kullanım · 1 ayet
pasturage
1 kullanım · 1 ayet
fellow
1 kullanım · 1 ayet
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.