Vayikah yaakov aven vayerimeha matseva.
וַיִּקַּ֥ח יַעֲקֹ֖ב אָ֑בֶן וַיְרִימֶ֖הָ מַצֵּבָֽה׃
Yaakov bir taş alıp onu anıt olarak dikti.
Vayatsev yaakov matseva bamakom aşer diber ito matsevet aven vayaseh aleha neseh vayitsok aleha şamen.
וַיַּצֵּ֨ב יַעֲקֹ֜ב מַצֵּבָ֗ה בַּמָּק֛וֹם אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר אִתּ֖וֹ מַצֶּ֣בֶת אָ֑בֶן וַיַּסֵּ֤ךְ עָלֶ֙יהָ֙ נֶ֔סֶךְ וַיִּצֹ֥ק עָלֶ֖יהָ שָֽׁמֶן׃
Yaakov, Tanrı’nın kendisiyle konuştuğu yere bir anıt, taştan bir anıt dikti. Üzerine bir dökme sunusu sundu ve yağ döktü.
Vateşev beetan kaşto vayafozu zeroe yadav mide avir yaakov mişam roe even yisrael.
וַתֵּ֤שֶׁב בְּאֵיתָן֙ קַשְׁתּ֔וֹ וַיָּפֹ֖זּוּ זְרֹעֵ֣י יָדָ֑יו מִידֵי֙ אֲבִ֣יר יַעֲקֹ֔ב מִשָּׁ֥ם רֹעֶ֖ה אֶ֥בֶן יִשְׂרָאֵֽל׃
Ama yayı sağlam kaldı, kolları güç kazandı. Yaakov’un Güçlüsü’nün elleri sayesinde; İsrael’in Çobanı, Kayası olanın yardımıyla.
Tehomot yehasyumu yaredu vimtsolot kemo aven.
תְּהֹמֹ֖ת יְכַסְיֻ֑מוּ יָרְד֥וּ בִמְצוֹלֹ֖ת כְּמוֹ־אָֽבֶן׃
Engin sular onları örttü; taş gibi derinlere indiler.
Vide moşe kevedim vayikhu even vayasimu tahtav vayeşev aleha veaharon vehur tamehu veyadav mize ehad umize ehad vayehi yadav emuna ad bo haşameş.
וִידֵ֤י מֹשֶׁה֙ כְּבֵדִ֔ים וַיִּקְחוּ־אֶ֛בֶן וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו וַיֵּ֣שֶׁב עָלֶ֑יהָ וְאַהֲרֹ֨ן וְח֜וּר תָּֽמְכ֣וּ בְיָדָ֗יו מִזֶּ֤ה אֶחָד֙ וּמִזֶּ֣ה אֶחָ֔ד וַיְהִ֥י יָדָ֛יו אֱמוּנָ֖ה עַד־בֹּ֥א הַשָּֽׁמֶשׁ׃
Moşe’nin elleri ağırlaştı. Bir taş alıp altına koydular; üzerine oturdu. Aaron ile Hur, biri bir yanında, öteki öbür yanında, ellerini desteklediler. Böylece elleri güneş batıncaya kadar sabit kaldı.
Maase haraş even pituhe hotam tefatah et şete haavanim al şemot bene yisrael musabot mişbetsot zahav taase otam.
מַעֲשֵׂ֣ה חָרַשׁ֮ אֶבֶן֒ פִּתּוּחֵ֣י חֹתָ֗ם תְּפַתַּח֙ אֶת־שְׁתֵּ֣י הָאֲבָנִ֔ים עַל־שְׁמֹ֖ת בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל מֻסַבֹּ֛ת מִשְׁבְּצ֥וֹת זָהָ֖ב תַּעֲשֶׂ֥ה אֹתָֽם׃
Bir taş ustasının işiyle, mühür oyar gibi iki taşın üzerine İsrael oğullarının adlarını oyacaksın. Onları altın yuvalarla çevrili yapacaksın.
Bu ayette 2 kez
Umileta vo miluat even arbaa turim aven tur odem pitda uvareket hatur haehad.
וּמִלֵּאתָ֥ בוֹ֙ מִלֻּ֣אַת אֶ֔בֶן אַרְבָּעָ֖ה טוּרִ֣ים אָ֑בֶן ט֗וּר אֹ֤דֶם פִּטְדָה֙ וּבָרֶ֔קֶת הַטּ֖וּר הָאֶחָֽד׃
İçine dört sıra taş yerleştireceksin. Birinci sıra: Odem, pitda ve bareket.
Uvaharoşet even lemalot uvaharoşet ets laasot behol melaha.
וּבַחֲרֹ֥שֶׁת אֶ֛בֶן לְמַלֹּ֖את וּבַחֲרֹ֣שֶׁת עֵ֑ץ לַעֲשׂ֖וֹת בְּכָל־מְלָאכָֽה׃
yuvalara yerleştirmek üzere taş yontması, ahşap oyması ve her türlü işçiliği yapması için.
Vayiten el moşe kehaloto ledaber ito behar sinay şene luhot haedut luhot even ketuvim beetsba Elohim.
וַיִּתֵּ֣ן אֶל־מֹשֶׁ֗ה כְּכַלֹּתוֹ֙ לְדַבֵּ֤ר אִתּוֹ֙ בְּהַ֣ר סִינַ֔י שְׁנֵ֖י לֻחֹ֣ת הָעֵדֻ֑ת לֻחֹ֣ת אֶ֔בֶן כְּתֻבִ֖ים בְּאֶצְבַּ֥ע אֱלֹהִֽים׃
Sinay Dağı’nda Moşe’yle konuşmasını tamamladığında ona iki Tanıklık levhasını, Tanrı’nın parmağıyla yazılmış taş levhaları verdi.
Uvaharoşet even lemalot uvaharoşet ets laasot behol melehet mahaşavet.
וּבַחֲרֹ֥שֶׁת אֶ֛בֶן לְמַלֹּ֖את וּבַחֲרֹ֣שֶׁת עֵ֑ץ לַעֲשׂ֖וֹת בְּכָל־מְלֶ֥אכֶת מַחֲשָֽׁבֶת׃
yuvalara yerleştirmek üzere taş yontması, ahşap oyması ve ustalık gerektiren her türlü işi yapması için.
Vayemalu vo arbaa ture aven tur odem pitda uvareket hatur haehad.
וַיְמַלְאוּ־ב֔וֹ אַרְבָּעָ֖ה ט֣וּרֵי אָ֑בֶן ט֗וּר אֹ֤דֶם פִּטְדָה֙ וּבָרֶ֔קֶת הַטּ֖וּר הָאֶחָֽד׃
İçine dört sıra taş yerleştirdiler. Birinci sıra: Odem, pitda ve bareket.
Vayedaber moşe el bene yisrael vayotsiu et hamekalel el mihuts lamahane vayirgemu oto aven uvene yisrael asu kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיְדַבֵּ֣ר מֹשֶׁה֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ וַיּוֹצִ֣יאוּ אֶת־הַֽמְקַלֵּ֗ל אֶל־מִחוּץ֙ לַֽמַּחֲנֶ֔ה וַיִּרְגְּמ֥וּ אֹת֖וֹ אָ֑בֶן וּבְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֣ל עָשׂ֔וּ כַּֽאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Moşe bunları İsraeloğullarına bildirdi. Lanet edeni ordugâhın dışına çıkarıp taşladılar. İsraeloğulları, Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptılar.
O vehol even aşer yamut bah belo reot vayapel alav vayamot veu lo oyev lo velo mevakeş raato.
א֣וֹ בְכָל־אֶ֜בֶן אֲשֶׁר־יָמ֥וּת בָּהּ֙ בְּלֹ֣א רְא֔וֹת וַיַּפֵּ֥ל עָלָ֖יו וַיָּמֹ֑ת וְהוּא֙ לֹא־אוֹיֵ֣ב ל֔וֹ וְלֹ֥א מְבַקֵּ֖שׁ רָעָתֽוֹ׃
Ya da onu görmeden öldürebilecek bir taşı üzerine düşürür ve o ölürse; ona düşman değilse ve kötülüğünü istemiyorsa,
Lo yihye leha behiseha even vaaven gedola uketana.
לֹֽא־יִהְיֶ֥ה לְךָ֛ בְּכִֽיסְךָ֖ אֶ֣בֶן וָאָ֑בֶן גְּדוֹלָ֖ה וּקְטַנָּֽה׃ (ס)
Torbanda biri büyük, biri küçük iki ayrı tartı taşı bulundurmayacaksın.
Even şelema vatsedek yiheye lah efa şelema vatsedek yiheye lah lemaan yaarihu yameha al haadama aşer Adonay eloheha noten lah.
אֶ֣בֶן שְׁלֵמָ֤ה וָצֶ֙דֶק֙ יִֽהְיֶה־לָּ֔ךְ אֵיפָ֧ה שְׁלֵמָ֛ה וָצֶ֖דֶק יִֽהְיֶה־לָּ֑ךְ לְמַ֙עַן֙ יַאֲרִ֣יכוּ יָמֶ֔יךָ עַ֚ל הָֽאֲדָמָ֔ה אֲשֶׁר־יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ נֹתֵ֥ן לָֽךְ׃
Tam ve doğru bir tartı taşın, tam ve doğru bir efa ölçün olacak. Böylece Tanrın Adonay'ın sana verdiği toprakta günlerin uzayacak.