רֶ֫גֶל
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
foot
60 kullanım · 56 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 71 kez, 67 farklı ayette görülür. Kök altında 3 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Velo matsea hayona manoah lehaf raglah vataşov elav el hateva ki mayim al pene hol haarets vayişlah yado vayikaheha vayave otah elav el hateva.
וְלֹֽא־מָצְאָה֩ הַיּוֹנָ֨ה מָנ֜וֹחַ לְכַף־רַגְלָ֗הּ וַתָּ֤שָׁב אֵלָיו֙ אֶל־הַתֵּבָ֔ה כִּי־מַ֖יִם עַל־פְּנֵ֣י כָל־הָאָ֑רֶץ וַיִּשְׁלַ֤ח יָדוֹ֙ וַיִּקָּחֶ֔הָ וַיָּבֵ֥א אֹתָ֛הּ אֵלָ֖יו אֶל־הַתֵּבָֽה׃
Güvercin ayağını koyacak bir yer bulamadı ve gemiye, Noah’ın yanına döndü; çünkü bütün yeryüzünü su kaplıyordu. Noah elini uzatıp onu aldı ve yanına, geminin içine getirdi.
Yukah na meat mayim verahatsu raglehem vehişaanu tahat haets.
יֻקַּֽח־נָ֣א מְעַט־מַ֔יִם וְרַחֲצ֖וּ רַגְלֵיכֶ֑ם וְהִֽשָּׁעֲנ֖וּ תַּ֥חַת הָעֵֽץ׃
“Biraz su getirilsin; ayaklarınızı yıkayın ve ağacın altında dinlenin.
Vayomer hine na Adonay suru na el bet avdehem velinu verahatsu raglehem vehişkamtem vahalahtem ledarkehem vayomeru lo ki varehov nalin.
וַיֹּ֜אמֶר הִנֶּ֣ה נָּא־אֲדֹנַ֗י ס֣וּרוּ נָ֠א אֶל־בֵּ֨ית עַבְדְּכֶ֤ם וְלִ֙ינוּ֙ וְרַחֲצ֣וּ רַגְלֵיכֶ֔ם וְהִשְׁכַּמְתֶּ֖ם וַהֲלַכְתֶּ֣ם לְדַרְכְּכֶ֑ם וַיֹּאמְר֣וּ לֹּ֔א כִּ֥י בָרְח֖וֹב נָלִֽין׃
“Efendilerim, lütfen kulunuzun evine buyurun” dedi. “Geceyi geçirin, ayaklarınızı yıkayın; sabah erkenden kalkıp yolunuza gidersiniz.” Onlar, “Hayır, geceyi meydanda geçireceğiz” dediler.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayavo haiş habayta vayefatah hagemalim vayiten teven umispo lagemalim umayim lirhots raglav veragle haanaşim aşer ito.
וַיָּבֹ֤א הָאִישׁ֙ הַבַּ֔יְתָה וַיְפַתַּ֖ח הַגְּמַלִּ֑ים וַיִּתֵּ֨ן תֶּ֤בֶן וּמִסְפּוֹא֙ לַגְּמַלִּ֔ים וּמַ֙יִם֙ לִרְחֹ֣ץ רַגְלָ֔יו וְרַגְלֵ֥י הָאֲנָשִׁ֖ים אֲשֶׁ֥ר אִתּֽוֹ׃
Adam eve girdi. Develerin yükleri indirildi; develere saman ve yem, onun ve yanındaki adamların ayaklarını yıkamaları için de su verildi.
Vayisa yaakov raglav vayeleh artsa vene kedem.
וַיִּשָּׂ֥א יַעֲקֹ֖ב רַגְלָ֑יו וַיֵּ֖לֶךְ אַ֥רְצָה בְנֵי־קֶֽדֶם׃
Yaakov yeniden yola koyulup doğu halklarının ülkesine gitti.
Ki meat aşer haya leha lefanay vayifrots larov vayevareh Adonay oteha leragli veata matay eese gam anohi leveti.
כִּ֡י מְעַט֩ אֲשֶׁר־הָיָ֨ה לְךָ֤ לְפָנַי֙ וַיִּפְרֹ֣ץ לָרֹ֔ב וַיְבָ֧רֶךְ יְהוָ֛ה אֹתְךָ֖ לְרַגְלִ֑י וְעַתָּ֗ה מָתַ֛י אֶֽעֱשֶׂ֥ה גַם־אָנֹכִ֖י לְבֵיתִֽי׃
“Ben gelmeden önce sahip olduğun azdı; şimdi çok arttı. Adonay benim gelişimle seni kutsadı. Peki, ben kendi evim için ne zaman çalışacağım?”
Bu ayette 2 eşleşme
Yaavar na adoni lifne avdo vaani etenahala leiti leregel hamelaha aşer lefanay uleregel hayeladim ad aşer avo el adoni seira.
יַעֲבָר־נָ֥א אֲדֹנִ֖י לִפְנֵ֣י עַבְדּ֑וֹ וַאֲנִ֞י אֶֽתְנָהֲלָ֣ה לְאִטִּ֗י לְרֶ֨גֶל הַמְּלָאכָ֤ה אֲשֶׁר־לְפָנַי֙ וּלְרֶ֣גֶל הַיְלָדִ֔ים עַ֛ד אֲשֶׁר־אָבֹ֥א אֶל־אֲדֹנִ֖י שֵׂעִֽירָה׃
Efendim, lütfen kulunun önünden gitsin. Ben önümdeki hayvanların ve çocukların hızına göre yavaş yavaş ilerler, Seir’de efendime ulaşırım.”
Vayomer paro el yosef ani faro uviladeha lo yarim iş et yado veet raglo behol erets mitsrayim.
וַיֹּ֧אמֶר פַּרְעֹ֛ה אֶל־יוֹסֵ֖ף אֲנִ֣י פַרְעֹ֑ה וּבִלְעָדֶ֗יךָ לֹֽא־יָרִ֨ים אִ֧ישׁ אֶת־יָד֛וֹ וְאֶת־רַגְל֖וֹ בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Firavun, Yosef’e, “Ben Firavun’um” dedi. “Ama bütün Mısır ülkesinde senden izinsiz kimse elini ya da ayağını kaldırmayacak.”
Vayizkor yosef et hahalomot aşer halam lahem vayomer alehem meragelim atem lirot et ervat haarets batem.
וַיִּזְכֹּ֣ר יוֹסֵ֔ף אֵ֚ת הַחֲלֹמ֔וֹת אֲשֶׁ֥ר חָלַ֖ם לָהֶ֑ם וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ מְרַגְּלִ֣ים אַתֶּ֔ם לִרְא֛וֹת אֶת־עֶרְוַ֥ת הָאָ֖רֶץ בָּאתֶֽם׃
Yosef, onlarla ilgili gördüğü rüyaları hatırladı. “Siz casussunuz!” dedi. “Ülkenin savunmasız yerlerini görmeye geldiniz.”
Kulanu bene iş ehad nahenu kenim anahnu lo hayu avadeha meragelim.
כֻּלָּ֕נוּ בְּנֵ֥י אִישׁ־אֶחָ֖ד נָ֑חְנוּ כֵּנִ֣ים אֲנַ֔חְנוּ לֹא־הָי֥וּ עֲבָדֶ֖יךָ מְרַגְּלִֽים׃
Hepimiz aynı babanın oğullarıyız. Dürüst insanlarız; biz kulların casus değiliz.”
Vayomer alehem yosef u aşer dibarti alehem lemor meragelim atem.
וַיֹּ֥אמֶר אֲלֵהֶ֖ם יוֹסֵ֑ף ה֗וּא אֲשֶׁ֨ר דִּבַּ֧רְתִּי אֲלֵכֶ֛ם לֵאמֹ֖ר מְרַגְּלִ֥ים אַתֶּֽם׃
Yosef, “Size dediğim gibi, casussunuz!” diye karşılık verdi.
Şilhu mikem ehad veyikah et ahihem veatem heaseru veyibahanu divrehem haemet itehem veim lo he faro ki meragelim atem.
שִׁלְח֨וּ מִכֶּ֣ם אֶחָד֮ וְיִקַּ֣ח אֶת־אֲחִיכֶם֒ וְאַתֶּם֙ הֵאָ֣סְר֔וּ וְיִבָּֽחֲנוּ֙ דִּבְרֵיכֶ֔ם הַֽאֱמֶ֖ת אִתְּכֶ֑ם וְאִם־לֹ֕א חֵ֣י פַרְעֹ֔ה כִּ֥י מְרַגְּלִ֖ים אַתֶּֽם׃
İçinizden birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Siz tutuklu kalacaksınız. Söyledikleriniz sınanacak, doğru söyleyip söylemediğiniz anlaşılacak. Doğru değilse, Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, siz casussunuz!”
Diber haiş adone haarets itanu kaşot vayiten otanu kimeragelim et haarets.
דִּ֠בֶּר הָאִ֨ישׁ אֲדֹנֵ֥י הָאָ֛רֶץ אִתָּ֖נוּ קָשׁ֑וֹת וַיִּתֵּ֣ן אֹתָ֔נוּ כִּֽמְרַגְּלִ֖ים אֶת־הָאָֽרֶץ׃
“Ülkenin efendisi olan adam bizimle sert konuştu. Bizi ülkeye gelmiş casuslar saydı.
Vanomer elav kenim anahenu lo hayinu meragelim.
וַנֹּ֥אמֶר אֵלָ֖יו כֵּנִ֣ים אֲנָ֑חְנוּ לֹ֥א הָיִ֖ינוּ מְרַגְּלִֽים׃
Ona, ‘Biz dürüst insanlarız, casus değiliz’ dedik.
Vehaviu et ahihem hakaton elay veedea ki lo meragelim atem ki henim atem et ahihem eten lahem veet haarets tisharu.
וְ֠הָבִיאוּ אֶת־אֲחִיכֶ֣ם הַקָּטֹן֮ אֵלַי֒ וְאֵֽדְעָ֗ה כִּ֣י לֹ֤א מְרַגְּלִים֙ אַתֶּ֔ם כִּ֥י כֵנִ֖ים אַתֶּ֑ם אֶת־אֲחִיכֶם֙ אֶתֵּ֣ן לָכֶ֔ם וְאֶת־הָאָ֖רֶץ תִּסְחָֽרוּ׃
En küçük kardeşinizi bana getirin. O zaman casus değil, dürüst insanlar olduğunuzu anlayacağım. Kardeşinizi size geri vereceğim; ülkede ticaret de yapabileceksiniz.’”
Vayave haiş et haanaşim beta yosef vayiten mayim vayirhatsu raglehem vayiten mispo lahamorehem.
וַיָּבֵ֥א הָאִ֛ישׁ אֶת־הָאֲנָשִׁ֖ים בֵּ֣יתָה יוֹסֵ֑ף וַיִּתֶּן־מַ֙יִם֙ וַיִּרְחֲצ֣וּ רַגְלֵיהֶ֔ם וַיִּתֵּ֥ן מִסְפּ֖וֹא לַחֲמֹֽרֵיהֶֽם׃
Adam onları Yosef’in evine aldı. Ayaklarını yıkamaları için su verdi; eşeklerine de yem verdi.
Lo yasur şevet mihuda umehokek miben raglav ad ki yavo şilo velo yikehat amim.
לֹֽא־יָס֥וּר שֵׁ֙בֶט֙ מִֽיהוּדָ֔ה וּמְחֹקֵ֖ק מִבֵּ֣ין רַגְלָ֑יו עַ֚ד כִּֽי־יָבֹ֣א שילה [שִׁיל֔וֹ] וְל֖וֹ יִקְּהַ֥ת עַמִּֽים׃
Şilo gelene dek asa Yehuda’dan, yönetici değneği ayaklarının arasından ayrılmayacak. Halklar onun çevresinde toplanacak.
Vayehal yaakov letsavot et banav vayeesof raglav el hamita vayigva vayeasef el amav.
וַיְכַ֤ל יַעֲקֹב֙ לְצַוֺּ֣ת אֶת־בָּנָ֔יו וַיֶּאֱסֹ֥ף רַגְלָ֖יו אֶל־הַמִּטָּ֑ה וַיִּגְוַ֖ע וַיֵּאָ֥סֶף אֶל־עַמָּֽיו׃
Yaakov oğullarına buyruklarını bitirince ayaklarını yatağa çekti, son nefesini verdi ve halkına katıldı.
Vayomer al tikrav halom şal nealeha meal ragleha ki hamakom aşer ata omed alav admat kodeş u.
וַיֹּ֖אמֶר אַל־תִּקְרַ֣ב הֲלֹ֑ם שַׁל־נְעָלֶ֙יךָ֙ מֵעַ֣ל רַגְלֶ֔יךָ כִּ֣י הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁ֤ר אַתָּה֙ עוֹמֵ֣ד עָלָ֔יו אַדְמַת־קֹ֖דֶשׁ הֽוּא׃
Tanrı, “Buraya yaklaşma” dedi. “Ayağındaki sandaletleri çıkar; çünkü durduğun yer kutsal topraktır.”
Vatikah tsipora tsor vatihrot et orlat benah vataga leraglav vatomer ki hatan damim ata li.
וַתִּקַּ֨ח צִפֹּרָ֜ה צֹ֗ר וַתִּכְרֹת֙ אֶת־עָרְלַ֣ת בְּנָ֔הּ וַתַּגַּ֖ע לְרַגְלָ֑יו וַתֹּ֕אמֶר כִּ֧י חֲתַן־דָּמִ֛ים אַתָּ֖ה לִֽי׃
Tsipora keskin bir çakmak taşı aldı, oğlunun sünnet derisini kesti ve onun ayaklarına dokundurdu. “Sen bana kanlı bir damatsın” dedi.
Veyaredu hol avadeha ele elay vehiştahavu li lemor tse ata vehol haam aşer beragleha veahare hen etse vayetse meim paro bohori af.
וְיָרְד֣וּ כָל־עֲבָדֶיךָ֩ אֵ֨לֶּה אֵלַ֜י וְהִשְׁתַּֽחֲוּוּ־לִ֣י לֵאמֹ֗ר צֵ֤א אַתָּה֙ וְכָל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־בְּרַגְלֶ֔יךָ וְאַחֲרֵי־כֵ֖ן אֵצֵ֑א וַיֵּצֵ֥א מֵֽעִם־פַּרְעֹ֖ה בָּחֳרִי־אָֽף׃ (ס)
Bütün bu görevlilerin yanıma inip önümde eğilerek, ‘Sen de peşinden gelen bütün halk da çıkın’ diyecekler. İşte o zaman çıkacağım.” Moşe büyük bir öfkeyle Firavun’un yanından çıktı.
Vehaha tohelu oto motnehem hagurim naalehem beraglehem umakelhem beyedhem vaahaltem oto behipazon pesah u ladonay.
וְכָכָה֮ תֹּאכְל֣וּ אֹתוֹ֒ מָתְנֵיכֶ֣ם חֲגֻרִ֔ים נַֽעֲלֵיכֶם֙ בְּרַגְלֵיכֶ֔ם וּמַקֶּלְכֶ֖ם בְּיֶדְכֶ֑ם וַאֲכַלְתֶּ֤ם אֹתוֹ֙ בְּחִפָּז֔וֹן פֶּ֥סַח ה֖וּא לַיהוָֽה׃
Onu şöyle yiyin: Beliniz kuşanmış, ayakkabılarınız ayağınızda ve değneğiniz elinizde olsun. Onu aceleyle yiyin; bu, Adonay için Pesah kurbanıdır.
Vayisu vene yisrael merameses sukota keşeş meot elef ragli hagevarim levad mitaf.
וַיִּסְע֧וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל מֵרַעְמְסֵ֖ס סֻכֹּ֑תָה כְּשֵׁשׁ־מֵא֨וֹת אֶ֧לֶף רַגְלִ֛י הַגְּבָרִ֖ים לְבַ֥ד מִטָּֽף׃
İsrael oğulları Ramses’ten Sukot’a doğru yola çıktılar. Çocuklar dışında, yaya giden yaklaşık altı yüz bin erkektiler.
Bu ayette 2 eşleşme
Ayin tahat ayin şen tahat şen yad tahat yad regel tahat ragel.
עַ֚יִן תַּ֣חַת עַ֔יִן שֵׁ֖ן תַּ֣חַת שֵׁ֑ן יָ֚ד תַּ֣חַת יָ֔ד רֶ֖גֶל תַּ֥חַת רָֽגֶל׃
göz karşılığında göz, diş karşılığında diş, el karşılığında el, ayak karşılığında ayak;
Şaloş regalim tahog li başana.
שָׁלֹ֣שׁ רְגָלִ֔ים תָּחֹ֥ג לִ֖י בַּשָּׁנָֽה׃
Yılda üç kez benim için bayram yapacaksın.
Vayiru et elohe yisrael vetahat raglav kemaase livnat hasapir uheetsem haşamayim latohar.
וַיִּרְא֕וּ אֵ֖ת אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וְתַ֣חַת רַגְלָ֗יו כְּמַעֲשֵׂה֙ לִבְנַ֣ת הַסַּפִּ֔יר וּכְעֶ֥צֶם הַשָּׁמַ֖יִם לָטֹֽהַר׃
İsrael’in Tanrısı’nı gördüler. Ayaklarının altında safir döşemeye benzeyen, duruluğuyla göğün kendisi gibi bir şey vardı.
Veasita lo arba tabeot zahav venatata et hatabaot al arba hapeot aşer learba raglav.
וְעָשִׂ֣יתָ לּ֔וֹ אַרְבַּ֖ע טַבְּעֹ֣ת זָהָ֑ב וְנָתַתָּ֙ אֶת־הַטַּבָּעֹ֔ת עַ֚ל אַרְבַּ֣ע הַפֵּאֹ֔ת אֲשֶׁ֖ר לְאַרְבַּ֥ע רַגְלָֽיו׃
Onun için dört altın halka yapacak, halkaları dört ayağının bulunduğu dört köşeye yerleştireceksin.
Veşahatta et haayil velakahta midamo venatata al tenuh ozen aharon veal tenuh ozen banav hayemanit veal bohen yadam hayemanit veal bohen raglam hayemanit vezarakta et hadam al hamizbeah saviv.
וְשָׁחַטְתָּ֣ אֶת־הָאַ֗יִל וְלָקַחְתָּ֤ מִדָּמוֹ֙ וְנָֽתַתָּ֡ה עַל־תְּנוּךְ֩ אֹ֨זֶן אַהֲרֹ֜ן וְעַל־תְּנ֨וּךְ אֹ֤זֶן בָּנָיו֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדָם֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְלָ֖ם הַיְמָנִ֑ית וְזָרַקְתָּ֧ אֶת־הַדָּ֛ם עַל־הַמִּזְבֵּ֖חַ סָבִֽיב׃
Koçu kesip kanından alacak; Aaron’un sağ kulağının kıkırdağına, oğullarının sağ kulaklarının kıkırdağına, sağ ellerinin başparmaklarına ve sağ ayaklarının başparmaklarına süreceksin. Kanı sunağın çevresine serpeceksin.
Verahatsu aharon uvanav mimenu et yedehem veet raglehem.
וְרָחֲצ֛וּ אַהֲרֹ֥ן וּבָנָ֖יו מִמֶּ֑נּוּ אֶת־יְדֵיהֶ֖ם וְאֶת־רַגְלֵיהֶֽם׃
Aaron ve oğulları ellerini ve ayaklarını ondan aldıkları suyla yıkayacaklar.
Verahatsu yedehem veraglehem velo yamutu vehayeta lahem hok olam lo ulezaro ledorotam.
וְרָחֲצ֛וּ יְדֵיהֶ֥ם וְרַגְלֵיהֶ֖ם וְלֹ֣א יָמֻ֑תוּ וְהָיְתָ֨ה לָהֶ֧ם חָק־עוֹלָ֛ם ל֥וֹ וּלְזַרְע֖וֹ לְדֹרֹתָֽם׃ (פ)
Ellerini ve ayaklarını yıkayacaklar ki ölmesinler. Bu, onun ve soyunun kuşaklar boyunca kalıcı kuralı olacak.”
Vayitsok lo arba tabeot zahav vayiten et hatabaot al arba hapeot aşer learba raglav.
וַיִּצֹ֣ק ל֔וֹ אַרְבַּ֖ע טַבְּעֹ֣ת זָהָ֑ב וַיִּתֵּן֙ אֶת־הַטַּבָּעֹ֔ת עַ֚ל אַרְבַּ֣ע הַפֵּאֹ֔ת אֲשֶׁ֖ר לְאַרְבַּ֥ע רַגְלָֽיו׃
Onun için dört altın halka döktü; halkaları dört ayağının bulunduğu dört köşeye yerleştirdi.
Verahatsu mimenu moşe veaharon uvanav et yedehem veet raglehem.
וְרָחֲצ֣וּ מִמֶּ֔נּוּ מֹשֶׁ֖ה וְאַהֲרֹ֣ן וּבָנָ֑יו אֶת־יְדֵיהֶ֖ם וְאֶת־רַגְלֵיהֶֽם׃
Moşe, Aaron ve oğulları ellerini ve ayaklarını ondan aldıkları suyla yıkadılar.
Vayişhat vayikah moşe midamo vayiten al tenuh ozen aharon hayemanit veal bohen yado hayemanit veal bohen raglo hayemanit.
וַיִּשְׁחָ֓ט ׀ וַיִּקַּ֤ח מֹשֶׁה֙ מִדָּמ֔וֹ וַיִּתֵּ֛ן עַל־תְּנ֥וּךְ אֹֽזֶן־אַהֲרֹ֖ן הַיְמָנִ֑ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדוֹ֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְל֖וֹ הַיְמָנִֽית׃
Moşe koçu kesti. Kanından alıp Aaron’un sağ kulağının kıkırdağına, sağ elinin başparmağına ve sağ ayağının başparmağına sürdü.
Vayakrev et bene aharon vayiten moşe min hadam al tenuh oznam hayemanit veal bohen yadam hayemanit veal bohen raglam hayemanit vayizrok moşe et hadam al hamizbeah saviv.
וַיַּקְרֵ֞ב אֶת־בְּנֵ֣י אַהֲרֹ֗ן וַיִּתֵּ֨ן מֹשֶׁ֤ה מִן־הַדָּם֙ עַל־תְּנ֤וּךְ אָזְנָם֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדָם֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְלָ֖ם הַיְמָנִ֑ית וַיִּזְרֹ֨ק מֹשֶׁ֧ה אֶת־הַדָּ֛ם עַל־הַֽמִּזְבֵּ֖חַ סָבִֽיב׃
Aaron’un oğullarını yaklaştırdı. Moşe kandan onların sağ kulaklarının kıkırdağına, sağ ellerinin başparmaklarına ve sağ ayaklarının başparmaklarına sürdü. Sonra kanı sunağın çevresine serpti.
Ah et ze tohelu mikol şerets haof haholeh al arba aşer lo heraayim mimaal leraglav lenater bahen al haarets.
אַ֤ךְ אֶת־זֶה֙ תֹּֽאכְל֔וּ מִכֹּל֙ שֶׁ֣רֶץ הָע֔וֹף הַהֹלֵ֖ךְ עַל־אַרְבַּ֑ע אֲשֶׁר־לא [ל֤וֹ] כְרָעַ֙יִם֙ מִמַּ֣עַל לְרַגְלָ֔יו לְנַתֵּ֥ר בָּהֵ֖ן עַל־הָאָֽרֶץ׃
Ancak dört ayak üzerinde yürüyen kanatlı küçük canlılar arasından, ayaklarının yukarısında yerde sıçramaya yarayan bacakları bulunanları yiyebilirsiniz.
Vehol şerets haof aşer lo arba raglayim şekets u lahem.
וְכֹל֙ שֶׁ֣רֶץ הָע֔וֹף אֲשֶׁר־ל֖וֹ אַרְבַּ֣ע רַגְלָ֑יִם שֶׁ֥קֶץ ה֖וּא לָכֶֽם׃
Dört ayağı olan diğer bütün kanatlı küçük canlılar sizin için iğrenç sayılacaktır.
Kol holeh al gahon vehol holeh al arba ad kol marbe raglayim lehol haşerets haşorets al haarets lo tohelum ki şekets hem.
כֹּל֩ הוֹלֵ֨ךְ עַל־גָּח֜וֹן וְכֹ֣ל ׀ הוֹלֵ֣ךְ עַל־אַרְבַּ֗ע עַ֚ד כָּל־מַרְבֵּ֣ה רַגְלַ֔יִם לְכָל־הַשֶּׁ֖רֶץ הַשֹּׁרֵ֣ץ עַל־הָאָ֑רֶץ לֹ֥א תֹאכְל֖וּם כִּי־שֶׁ֥קֶץ הֵֽם׃
Yerde kaynaşan küçük canlılar arasından karnı üzerinde sürünenleri, dört ayak üzerinde yürüyenleri ve çok ayaklı olanların hepsini yemeyeceksiniz; çünkü onlar iğrenç sayılır.
Veim paroah tifrah hatsaraat baor vehiseta hatsaraat et kol or hanega meroşo vead raglav lehol mare ene hakohen.
וְאִם־פָּר֨וֹחַ תִּפְרַ֤ח הַצָּרַ֙עַת֙ בָּע֔וֹר וְכִסְּתָ֣ה הַצָּרַ֗עַת אֵ֚ת כָּל־ע֣וֹר הַנֶּ֔גַע מֵרֹאשׁ֖וֹ וְעַד־רַגְלָ֑יו לְכָל־מַרְאֵ֖ה עֵינֵ֥י הַכֹּהֵֽן׃
Tsaraat deride iyice yayılır, kâhinin görebildiği her yerde, başından ayaklarına kadar belirtili kişinin bütün derisini kaplarsa,
Velakah hakohen midam haaşam venatan hakohen al tenuh ozen hamitaher hayemanit veal bohen yado hayemanit veal bohen raglo hayemanit.
וְלָקַ֣ח הַכֹּהֵן֮ מִדַּ֣ם הָאָשָׁם֒ וְנָתַן֙ הַכֹּהֵ֔ן עַל־תְּנ֛וּךְ אֹ֥זֶן הַמִּטַּהֵ֖ר הַיְמָנִ֑ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדוֹ֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְל֖וֹ הַיְמָנִֽית׃
Kâhin suç sunusunun kanından alıp arınacak kişinin sağ kulağının kıkırdağına, sağ elinin başparmağına ve sağ ayağının başparmağına sürecek.
Umiyeter haşemen aşer al kapo yiten hakohen al tenuh ozen hamitaher hayemanit veal bohen yado hayemanit veal bohen raglo hayemanit al dam haaşam.
וּמִיֶּ֨תֶר הַשֶּׁ֜מֶן אֲשֶׁ֣ר עַל־כַּפּ֗וֹ יִתֵּ֤ן הַכֹּהֵן֙ עַל־תְּנ֞וּךְ אֹ֤זֶן הַמִּטַּהֵר֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדוֹ֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְל֖וֹ הַיְמָנִ֑ית עַ֖ל דַּ֥ם הָאָשָֽׁם׃
Avucunda kalan yağdan, arınacak kişinin sağ kulağının kıkırdağına, sağ elinin başparmağına ve sağ ayağının başparmağına, suç sunusunun kanının üzerine sürecek.
Veşahat et keves haaşam velakah hakohen midam haaşam venatan al tenuh ozen hamitaher hayemanit veal bohen yado hayemanit veal bohen raglo hayemanit.
וְשָׁחַט֮ אֶת־כֶּ֣בֶשׂ הָֽאָשָׁם֒ וְלָקַ֤ח הַכֹּהֵן֙ מִדַּ֣ם הָֽאָשָׁ֔ם וְנָתַ֛ן עַל־תְּנ֥וּךְ אֹֽזֶן־הַמִּטַּהֵ֖ר הַיְמָנִ֑ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדוֹ֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְל֖וֹ הַיְמָנִֽית׃
Suç sunusu olan kuzuyu kesecek. Kâhin suç sunusunun kanından alıp arınacak kişinin sağ kulağının kıkırdağına, sağ elinin başparmağına ve sağ ayağının başparmağına sürecek.
Venatan hakohen min haşemen aşer al kapo al tenuh ozen hamitaher hayemanit veal bohen yado hayemanit veal bohen raglo hayemanit al mekom dam haaşam.
וְנָתַ֨ן הַכֹּהֵ֜ן מִן־הַשֶּׁ֣מֶן ׀ אֲשֶׁ֣ר עַל־כַּפּ֗וֹ עַל־תְּנ֞וּךְ אֹ֤זֶן הַמִּטַּהֵר֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדוֹ֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְל֖וֹ הַיְמָנִ֑ית עַל־מְק֖וֹם דַּ֥ם הָאָשָֽׁם׃
Kâhin avucundaki yağdan arınacak kişinin sağ kulağının kıkırdağına, sağ elinin başparmağına ve sağ ayağının başparmağına, suç sunusunun kanının bulunduğu yere sürecek.
O iş aşer yihye vo şever ragel o şever yad.
א֣וֹ אִ֔ישׁ אֲשֶׁר־יִהְיֶ֥ה ב֖וֹ שֶׁ֣בֶר רָ֑גֶל א֖וֹ שֶׁ֥בֶר יָֽד׃
ayağı ya da eli kırık olan;
Vayomer moşe şeş meot elef ragli haam aşer anohi bekirbo veata amarta basar eten lahem veohlu hodeş yamim.
וַיֹּאמֶר֮ מֹשֶׁה֒ שֵׁשׁ־מֵא֥וֹת אֶ֙לֶף֙ רַגְלִ֔י הָעָ֕ם אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י בְּקִרְבּ֑וֹ וְאַתָּ֣ה אָמַ֗רְתָּ בָּשָׂר֙ אֶתֵּ֣ן לָהֶ֔ם וְאָכְל֖וּ חֹ֥דֶשׁ יָמִֽים׃
Moşe, “Aralarında bulunduğum halk altı yüz bin yayadan oluşuyor” dedi. “Sen ise, ‘Onlara et vereceğim; bir ay boyunca yiyecekler’ diyorsun.
Vayomeru elav bene yisrael bamesila naale veim memeha nişte ani umiknay venatati mihram rak en davar beraglay eevora.
וַיֹּאמְר֨וּ אֵלָ֥יו בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֘ל בַּֽמְסִלָּ֣ה נַעֲלֶה֒ וְאִם־מֵימֶ֤יךָ נִשְׁתֶּה֙ אֲנִ֣י וּמִקְנַ֔י וְנָתַתִּ֖י מִכְרָ֑ם רַ֥ק אֵין־דָּבָ֖ר בְּרַגְלַ֥י אֶֽעֱבֹֽרָה׃
İsraeloğulları ona, “Ana yoldan gideceğiz” dediler. “Biz ve hayvanlarımız suyundan içerse bedelini öderiz. Yalnızca yürüyerek geçmek istiyoruz, başka bir şey değil.”
Vayişlah moşe leragel et yazer vayilkedu benoteha vayoreş et haemori aşer şam.
וַיִּשְׁלַ֤ח מֹשֶׁה֙ לְרַגֵּ֣ל אֶת־יַעְזֵ֔ר וַֽיִּלְכְּד֖וּ בְּנֹתֶ֑יהָ ויירש [וַיּ֖וֹרֶשׁ] אֶת־הָאֱמֹרִ֥י אֲשֶׁר־שָֽׁם׃
Moşe, Yazer’i araştırmaları için adamlar gönderdi. Ona bağlı yerleşimleri ele geçirip oradaki Amorileri kovdular.
Vatere haaton et malah Adonay vatilahets el hakir vatilhats et regel bilam el hakir vayosef lehakotah.
וַתֵּ֨רֶא הָאָת֜וֹן אֶת־מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֗ה וַתִּלָּחֵץ֙ אֶל־הַקִּ֔יר וַתִּלְחַ֛ץ אֶת־רֶ֥גֶל בִּלְעָ֖ם אֶל־הַקִּ֑יר וַיֹּ֖סֶף לְהַכֹּתָֽהּ׃
Dişi eşek Adonay’ın meleğini görünce duvara sıkıştı ve Bilam’ın ayağını duvara sıkıştırdı. Bilam onu yine dövdü.
Vayiftah Adonay et pi haaton vatomer levilam me asiti leha ki hikitani ze şaloş regalim.
וַיִּפְתַּ֥ח יְהוָ֖ה אֶת־פִּ֣י הָאָת֑וֹן וַתֹּ֤אמֶר לְבִלְעָם֙ מֶה־עָשִׂ֣יתִֽי לְךָ֔ כִּ֣י הִכִּיתַ֔נִי זֶ֖ה שָׁלֹ֥שׁ רְגָלִֽים׃
Adonay dişi eşeğin ağzını açtı. Eşek Bilam’a, “Sana ne yaptım da beni üç kez dövdün?” dedi.
Vayomer elav malah Adonay al ma hikita et atoneha ze şaloş regalim hine anohi yatsati lesatan ki yarat hadereh lenegdi.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה עַל־מָ֗ה הִכִּ֙יתָ֙ אֶת־אֲתֹ֣נְךָ֔ זֶ֖ה שָׁל֣וֹשׁ רְגָלִ֑ים הִנֵּ֤ה אָנֹכִי֙ יָצָ֣אתִי לְשָׂטָ֔ן כִּֽי־יָרַ֥ט הַדֶּ֖רֶךְ לְנֶגְדִּֽי׃
Adonay’ın meleği ona şöyle dedi: “Dişi eşeğini neden üç kez dövdün? Ben sana engel olmaya çıktım, çünkü gittiğin yol gözümde yanlıştır.
Vatirani haaton vatet lefanay ze şaloş regalim ulay nateta mipanay ki ata gam oteha haragti veotah heheyeti.
וַתִּרְאַ֙נִי֙ הָֽאָת֔וֹן וַתֵּ֣ט לְפָנַ֔י זֶ֖ה שָׁלֹ֣שׁ רְגָלִ֑ים אוּלַי֙ נָטְתָ֣ה מִפָּנַ֔י כִּ֥י עַתָּ֛ה גַּם־אֹתְכָ֥ה הָרַ֖גְתִּי וְאוֹתָ֥הּ הֶחֱיֵֽיתִי׃
Eşek beni gördü ve üç kez önümden saptı. Önümden sapmasaydı şimdi seni öldürmüş, onu ise sağ bırakmış olurdum.”
Temel kelimeler (lemmalar)
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.