Temel kelime (lemma) פַּרְעֹה
Türkçe anlam: Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
Pharaoh
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 183 kez
Teknik kod
HNpTORA’DA KELİME
Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı · salıvermek; bırakmak
Bu İbranice biçim Tora’da 184 kez, 160 farklı ayette görülür.
Vayomer paro el yosef lemor aviha veaheha bau eleha.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה אֶל־יוֹסֵ֖ף לֵאמֹ֑ר אָבִ֥יךָ וְאַחֶ֖יךָ בָּ֥אוּ אֵלֶֽיךָ׃
Firavun, Yosef’e, “Baban ve kardeşlerin yanına geldi” dedi.
Bu ayette 2 kez
Vayave yosef et yaakov aviv vayaamideu lifne faro vayevareh yaakov et paro.
וַיָּבֵ֤א יוֹסֵף֙ אֶת־יַֽעֲקֹ֣ב אָבִ֔יו וַיַּֽעֲמִדֵ֖הוּ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַיְבָ֥רֶךְ יַעֲקֹ֖ב אֶת־פַּרְעֹֽה׃
Yosef babası Yaakov’u getirip Firavun’un karşısına çıkardı. Yaakov, Firavun’u kutsadı.
Vayomer paro el yaakov kama yeme şene hayeha.
וַיֹּ֥אמֶר פַּרְעֹ֖ה אֶֽל־יַעֲקֹ֑ב כַּמָּ֕ה יְמֵ֖י שְׁנֵ֥י חַיֶּֽיךָ׃
Firavun, Yaakov’a, “Kaç yaşındasın?” diye sordu.
Vayomer yaakov el paro yeme şene meguray şeloşim umeat şana meat veraim hayu yeme şene hayay velo hisigu et yeme şene haye avotay bime megurehem.
וַיֹּ֤אמֶר יַעֲקֹב֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה יְמֵי֙ שְׁנֵ֣י מְגוּרַ֔י שְׁלֹשִׁ֥ים וּמְאַ֖ת שָׁנָ֑ה מְעַ֣ט וְרָעִ֗ים הָיוּ֙ יְמֵי֙ שְׁנֵ֣י חַיַּ֔י וְלֹ֣א הִשִּׂ֗יגוּ אֶת־יְמֵי֙ שְׁנֵי֙ חַיֵּ֣י אֲבֹתַ֔י בִּימֵ֖י מְגוּרֵיהֶֽם׃
Yaakov, Firavun’a şöyle dedi: “Gurbet yıllarım yüz otuz yıl. Ömrümün yılları az ve çileli geçti. Atalarımın gurbette geçirdikleri ömür kadar uzun olmadı.”
Bu ayette 2 kez
Vayevareh yaakov et paro vayetse milifne faro.
וַיְבָ֥רֶךְ יַעֲקֹ֖ב אֶת־פַּרְעֹ֑ה וַיֵּצֵ֖א מִלִּפְנֵ֥י פַרְעֹֽה׃
Yaakov, Firavun’u kutsayıp huzurundan ayrıldı.
Vayoşev yosef et aviv veet ehav vayiten lahem ahuza beerets mitsrayim bemetav haarets beerets rameses kaaşer tsiva faro.
וַיּוֹשֵׁ֣ב יוֹסֵף֮ אֶת־אָבִ֣יו וְאֶת־אֶחָיו֒ וַיִּתֵּ֨ן לָהֶ֤ם אֲחֻזָּה֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּמֵיטַ֥ב הָאָ֖רֶץ בְּאֶ֣רֶץ רַעְמְסֵ֑ס כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֥ה פַרְעֹֽה׃
Yosef babasını ve kardeşlerini yerleştirdi. Firavun’un buyurduğu gibi, onlara Mısır ülkesinin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi.
Vayelaket yosef et kol hakesef hanimtsa veerets mitsrayim uveerets kenaan başever aşer hem şoverim vayave yosef et hakesef beta faro.
וַיְלַקֵּ֣ט יוֹסֵ֗ף אֶת־כָּל־הַכֶּ֙סֶף֙ הַנִּמְצָ֤א בְאֶֽרֶץ־מִצְרַ֙יִם֙ וּבְאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן בַּשֶּׁ֖בֶר אֲשֶׁר־הֵ֣ם שֹׁבְרִ֑ים וַיָּבֵ֥א יוֹסֵ֛ף אֶת־הַכֶּ֖סֶף בֵּ֥יתָה פַרְעֹֽה׃
Yosef, satın alınan tahıl karşılığında Mısır ve Kenaan ülkelerindeki bütün parayı topladı. Bu parayı Firavun’un sarayına getirdi.
Bu ayette 2 kez
Rak admat hakohanim lo kana ki hok lakohanim meet paro veahelu et hukam aşer natan lahem paro al ken lo maheru et admatam.
רַ֛ק אַדְמַ֥ת הַכֹּהֲנִ֖ים לֹ֣א קָנָ֑ה כִּי֩ חֹ֨ק לַכֹּהֲנִ֜ים מֵאֵ֣ת פַּרְעֹ֗ה וְאָֽכְל֤וּ אֶת־חֻקָּם֙ אֲשֶׁ֨ר נָתַ֤ן לָהֶם֙ פַּרְעֹ֔ה עַל־כֵּ֕ן לֹ֥א מָכְר֖וּ אֶת־אַדְמָתָֽם׃
Yalnız rahiplerin toprağını satın almadı. Çünkü rahiplere Firavun’dan belirli bir pay ayrılıyordu. Firavun’un verdiği payla geçindikleri için topraklarını satmadılar.
Bu ayette 2 kez
Vayaavru yeme vehito vayedaber yosef el bet paro lemor im na matsati hen beenehem daberu na beozne faro lemor.
וַיַּֽעַבְרוּ֙ יְמֵ֣י בְכִית֔וֹ וַיְדַבֵּ֣ר יוֹסֵ֔ף אֶל־בֵּ֥ית פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵ֣ינֵיכֶ֔ם דַּבְּרוּ־נָ֕א בְּאָזְנֵ֥י פַרְעֹ֖ה לֵאמֹֽר׃
Onun için yas günleri bitince Yosef, Firavun’un ev halkına şöyle dedi: “Eğer beni hoş tutmak istiyorsanız, lütfen Firavun’a şunları iletin:
Vayomer paro ale ukevor et aviha kaaşer hişbieha.
וַיֹּ֖אמֶר פַּרְעֹ֑ה עֲלֵ֛ה וּקְבֹ֥ר אֶת־אָבִ֖יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר הִשְׁבִּיעֶֽךָ׃
Firavun, “Git, sana yemin ettirdiği gibi babanı göm” dedi.
Vayaal yosef likbor et aviv vayaalu ito kol avde faro zikne veto vehol zikne erets mitsrayim.
וַיַּ֥עַל יוֹסֵ֖ף לִקְבֹּ֣ר אֶת־אָבִ֑יו וַיַּֽעֲל֨וּ אִתּ֜וֹ כָּל־עַבְדֵ֤י פַרְעֹה֙ זִקְנֵ֣י בֵית֔וֹ וְכֹ֖ל זִקְנֵ֥י אֶֽרֶץ־מִצְרָֽיִם׃
Yosef babasını gömmek üzere yola çıktı. Firavun’un bütün görevlileri, sarayının ileri gelenleri ve Mısır ülkesinin bütün ileri gelenleri de onunla gitti.
Vatomarna hameyaledot el paro ki lo hanaşim hamitsriyot haivriyot ki hayot hena beterem tavo alehen hameyaledet veyaladu.
וַתֹּאמַ֤רְןָ הַֽמְיַלְּדֹת֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה כִּ֣י לֹ֧א כַנָּשִׁ֛ים הַמִּצְרִיֹּ֖ת הָֽעִבְרִיֹּ֑ת כִּֽי־חָי֣וֹת הֵ֔נָּה בְּטֶ֨רֶם תָּב֧וֹא אֲלֵהֶ֛ן הַמְיַלֶּ֖דֶת וְיָלָֽדוּ׃
Ebeler Firavun’a, “İbrani kadınlar Mısırlı kadınlar gibi değil” dediler. “Onlar güçlüdür; ebe daha yanlarına varmadan doğuruyorlar.”
Vayetsav paro lehol amo lemor kol haben hayilod hayeora taşlihuu vehol habat tehayun.
וַיְצַ֣ו פַּרְעֹ֔ה לְכָל־עַמּ֖וֹ לֵאמֹ֑ר כָּל־הַבֵּ֣ן הַיִּלּ֗וֹד הַיְאֹ֙רָה֙ תַּשְׁלִיכֻ֔הוּ וְכָל־הַבַּ֖ת תְּחַיּֽוּן׃ (ס)
Firavun bütün halkına, “Doğan her erkek çocuğu Nil’e atın; her kız çocuğunu sağ bırakın” diye buyurdu.
Vatered bat paro lirhots al hayeor venaaroteha holehot al yad hayeor vatere et hateva betoh hasuf vatişlah et amatah vatikaheha.
וַתֵּ֤רֶד בַּת־פַּרְעֹה֙ לִרְחֹ֣ץ עַל־הַיְאֹ֔ר וְנַעֲרֹתֶ֥יהָ הֹלְכֹ֖ת עַל־יַ֣ד הַיְאֹ֑ר וַתֵּ֤רֶא אֶת־הַתֵּבָה֙ בְּת֣וֹךְ הַסּ֔וּף וַתִּשְׁלַ֥ח אֶת־אֲמָתָ֖הּ וַתִּקָּחֶֽהָ
Firavun’un kızı yıkanmak için Nil’e indi. Hizmetçileri Nil kıyısında yürüyordu. Sazların arasındaki sepeti görünce cariyesini gönderip aldırdı.
Vatomer ahoto el bat paro haeleh vekarati lah işa meneket min haivriyot vetenik lah et hayaled.
וַתֹּ֣אמֶר אֲחֹתוֹ֮ אֶל־בַּת־פַּרְעֹה֒ הַאֵלֵ֗ךְ וְקָרָ֤אתִי לָךְ֙ אִשָּׁ֣ה מֵינֶ֔קֶת מִ֖ן הָעִבְרִיֹּ֑ת וְתֵינִ֥ק לָ֖ךְ אֶת־הַיָּֽלֶד׃
Çocuğun ablası, Firavun’un kızına, “Gidip İbrani kadınlardan bir sütanne çağırayım mı?” diye sordu. “Çocuğu senin için emzirir.”
Vatomer lah bat paro lehi vateleh haalma vatikra et em hayaled.
וַתֹּֽאמֶר־לָ֥הּ בַּת־פַּרְעֹ֖ה לֵ֑כִי וַתֵּ֙לֶךְ֙ הָֽעַלְמָ֔ה וַתִּקְרָ֖א אֶת־אֵ֥ם הַיָּֽלֶד׃
Firavun’un kızı, “Git” dedi. Genç kız gidip çocuğun annesini çağırdı.
Vatomer lah bat paro helihi et hayeled haze vehenikiu li vaani eten et sehareh vatikah haişa hayeled vatenikeu.
וַתֹּ֧אמֶר לָ֣הּ בַּת־פַּרְעֹ֗ה הֵילִ֜יכִי אֶת־הַיֶּ֤לֶד הַזֶּה֙ וְהֵינִקִ֣הוּ לִ֔י וַאֲנִ֖י אֶתֵּ֣ן אֶת־שְׂכָרֵ֑ךְ וַתִּקַּ֧ח הָאִשָּׁ֛ה הַיֶּ֖לֶד וַתְּנִיקֵֽהוּ׃
Firavun’un kızı kadına, “Bu çocuğu al, benim için emzir” dedi. “Ücretini ben vereceğim.” Kadın çocuğu alıp emzirdi.
Vayigdal hayeled vatevieu levat paro vayehi lah leven vatikra şemo moşe vatomer ki min hamayim meşitiu.
וַיִגְדַּ֣ל הַיֶּ֗לֶד וַתְּבִאֵ֙הוּ֙ לְבַת־פַּרְעֹ֔ה וַֽיְהִי־לָ֖הּ לְבֵ֑ן וַתִּקְרָ֤א שְׁמוֹ֙ מֹשֶׁ֔ה וַתֹּ֕אמֶר כִּ֥י מִן־הַמַּ֖יִם מְשִׁיתִֽהוּ׃
Çocuk büyüyünce onu Firavun’un kızına getirdi. Çocuk onun oğlu oldu. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Moşe koydu.
Bu ayette 2 kez
Vayişma paro et hadavar haze vayevakeş laharog et moşe vayivrah moşe mipene faro vayeşev beerets midyan vayeşev al habeer.
וַיִּשְׁמַ֤ע פַּרְעֹה֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה וַיְבַקֵּ֖שׁ לַהֲרֹ֣ג אֶת־מֹשֶׁ֑ה וַיִּבְרַ֤ח מֹשֶׁה֙ מִפְּנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַיֵּ֥שֶׁב בְּאֶֽרֶץ־מִדְיָ֖ן וַיֵּ֥שֶׁב עַֽל־הַבְּאֵֽר׃
Firavun olayı duyunca Moşe’yi öldürmek istedi. Moşe Firavun’dan kaçıp Midyan ülkesine yerleşti. Bir kuyunun başında oturdu.
Veata leha veeşelahaha el paro vehotse et ami vene yisrael mimitsrayim.
וְעַתָּ֣ה לְכָ֔ה וְאֶֽשְׁלָחֲךָ֖ אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְהוֹצֵ֛א אֶת־עַמִּ֥י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃
Şimdi git; seni Firavun’a göndereceğim. Halkım İsrael oğullarını Mısır’dan çıkar.”
Vayomer moşe el haelohim mi anohi ki eleh el paro vehi otsi et bene yisrael mimitsrayim.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־הָ֣אֱלֹהִ֔ים מִ֣י אָנֹ֔כִי כִּ֥י אֵלֵ֖ךְ אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְכִ֥י אוֹצִ֛יא אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃
Moşe, Tanrı’ya, “Ben kimim ki Firavun’a gideyim, İsrael oğullarını Mısır’dan çıkarayım?” dedi.
Vayomer Adonay el moşe belehteha laşuv mitsrayma ree kol hamofetim aşer samti veyadeha vaasitam lifne faro vaani ahazek et libo velo yeşalah et haam.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁה֒ בְּלֶכְתְּךָ֙ לָשׁ֣וּב מִצְרַ֔יְמָה רְאֵ֗ה כָּל־הַמֹּֽפְתִים֙ אֲשֶׁר־שַׂ֣מְתִּי בְיָדֶ֔ךָ וַעֲשִׂיתָ֖ם לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַאֲנִי֙ אֲחַזֵּ֣ק אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א יְשַׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Mısır’a döndüğünde, yapma gücünü sana verdiğim bütün olağanüstü işleri Firavun’un önünde yapmaya dikkat et. Ama ben onun yüreğini katılaştıracağım; halkı salıvermeyecek.
Veamarta el paro ko amar Adonay beni vehori yisrael.
וְאָמַרְתָּ֖ אֶל־פַּרְעֹ֑ה כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה בְּנִ֥י בְכֹרִ֖י יִשְׂרָאֵֽל׃
Firavun’a şöyle söyle: ‘Adonay diyor ki: İsrael benim oğlum, ilk oğlumdur.
Veahar bau moşe veaharon vayomeru el paro ko amar Adonay elohe yisrael şalah et ami veyahogu li bamidbar.
וְאַחַ֗ר בָּ֚אוּ מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֔ן וַיֹּאמְר֖וּ אֶל־פַּרְעֹ֑ה כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שַׁלַּח֙ אֶת־עַמִּ֔י וְיָחֹ֥גּוּ לִ֖י בַּמִּדְבָּֽר׃
Sonra Moşe ile Aaron, Firavun’a gidip şöyle dediler: “İsrael’in Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver; çölde benim için bayram yapsınlar.”
Vayomer paro mi Adonay aşer eşma bekolo leşalah et yisrael lo yadati et Adonay vegam et yisrael lo aşaleah.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה מִ֤י יְהוָה֙ אֲשֶׁ֣ר אֶשְׁמַ֣ע בְּקֹל֔וֹ לְשַׁלַּ֖ח אֶת־יִשְׂרָאֵ֑ל לֹ֤א יָדַ֙עְתִּי֙ אֶת־יְהוָ֔ה וְגַ֥ם אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל לֹ֥א אֲשַׁלֵּֽחַ׃
Firavun, “Adonay kim ki sözünü dinleyip İsrael’i salıvereyim?” dedi. “Adonay’ı tanımıyorum; İsrael’i de salıvermeyeceğim.”
Vayomer paro hen rabim ata am haarets vehişbatem otam misivlotam.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה הֵן־רַבִּ֥ים עַתָּ֖ה עַ֣ם הָאָ֑רֶץ וְהִשְׁבַּתֶּ֥ם אֹתָ֖ם מִסִּבְלֹתָֽם׃
Firavun, “Ülkedeki halk artık kalabalıklaştı” dedi. “Siz de onları işlerinden uzaklaştırıyorsunuz.”
Vayetsav paro bayom hau et hanogesim baam veet şoterav lemor.
וַיְצַ֥ו פַּרְעֹ֖ה בַּיּ֣וֹם הַה֑וּא אֶת־הַנֹּגְשִׂ֣ים בָּעָ֔ם וְאֶת־שֹׁטְרָ֖יו לֵאמֹֽר׃
Aynı gün Firavun, halkı çalıştıran zorba görevlilere ve halkın başındaki sorumlulara şöyle buyurdu:
Vayetseu nogese haam veşoterav vayomeru el haam lemor ko amar paro eneni noten lahem teven.
וַיֵּ֨צְא֜וּ נֹגְשֵׂ֤י הָעָם֙ וְשֹׁ֣טְרָ֔יו וַיֹּאמְר֥וּ אֶל־הָעָ֖ם לֵאמֹ֑ר כֹּ֚ה אָמַ֣ר פַּרְעֹ֔ה אֵינֶ֛נִּי נֹתֵ֥ן לָכֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
Halkı çalıştıran görevliler ve halkın başındaki sorumlular çıkıp halka şöyle dediler: “Firavun diyor ki: Size saman vermeyeceğim.
Vayuku şotere bene yisrael aşer samu alehem nogese faro lemor madua lo hilitem hakehem lilbon kitmol şilşom gam temol gam hayom.
וַיֻּכּ֗וּ שֹֽׁטְרֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁר־שָׂ֣מוּ עֲלֵהֶ֔ם נֹגְשֵׂ֥י פַרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר מַדּ֡וּעַ לֹא֩ כִלִּיתֶ֨ם חָקְכֶ֤ם לִלְבֹּן֙ כִּתְמ֣וֹל שִׁלְשֹׁ֔ם גַּם־תְּמ֖וֹל גַּם־הַיּֽוֹם׃
Firavun’un görevlilerinin İsrael oğullarının başına koyduğu sorumlular dövüldü. Onlara, “Neden dün de bugün de eskisi kadar kerpiç yapmadınız?” denildi.
Vayavou şotere bene yisrael vayitsaku el paro lemor lama taase ho laavadeha.
וַיָּבֹ֗אוּ שֹֽׁטְרֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּצְעֲק֥וּ אֶל־פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר לָ֧מָּה תַעֲשֶׂ֦ה כֹ֖ה לַעֲבָדֶֽיךָ׃
İsrael oğullarının sorumluları gelip Firavun’a feryat ettiler: “Kullarına neden böyle davranıyorsun?
Vayifgeu et moşe veet aharon nitsavim likratam betsetam meet paro.
וַֽיִּפְגְּעוּ֙ אֶת־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽת־אַהֲרֹ֔ן נִצָּבִ֖ים לִקְרָאתָ֑ם בְּצֵאתָ֖ם מֵאֵ֥ת פַּרְעֹֽה׃
Firavun’un yanından çıkarken kendilerini bekleyen Moşe ile Aaron’la karşılaştılar.
Vayomeru alehem yere Adonay alehem veyişpot aşer hivaştem et rehenu beene faro uveene avadav latet herev beyadam leharegenu.
וַיֹּאמְר֣וּ אֲלֵהֶ֔ם יֵ֧רֶא יְהוָ֛ה עֲלֵיכֶ֖ם וְיִשְׁפֹּ֑ט אֲשֶׁ֧ר הִבְאַשְׁתֶּ֣ם אֶת־רֵיחֵ֗נוּ בְּעֵינֵ֤י פַרְעֹה֙ וּבְעֵינֵ֣י עֲבָדָ֔יו לָֽתֶת־חֶ֥רֶב בְּיָדָ֖ם לְהָרְגֵֽנוּ׃
Onlara, “Adonay size bakıp hükmünü versin!” dediler. “Bizi Firavun’un ve görevlilerinin gözünde iğrenç duruma düşürdünüz; bizi öldürmeleri için ellerine kılıç verdiniz.”
Umeaz bati el paro ledaber bişmeha hera laam haze vehatsel lo hitsalta et ameha.
וּמֵאָ֞ז בָּ֤אתִי אֶל־פַּרְעֹה֙ לְדַבֵּ֣ר בִּשְׁמֶ֔ךָ הֵרַ֖ע לָעָ֣ם הַזֶּ֑ה וְהַצֵּ֥ל לֹא־הִצַּ֖לְתָּ אֶת־עַמֶּֽךָ׃
Senin adınla konuşmak için Firavun’a gittiğimden beri bu halka daha çok kötülük ediyor. Sen de halkını hiç kurtarmadın.”
Bo daber el paro meleh mitsrayim vişalah et bene yisrael meartso.
בֹּ֣א דַבֵּ֔ר אֶל־פַּרְעֹ֖ה מֶ֣לֶךְ מִצְרָ֑יִם וִֽישַׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃
“Git, Mısır kralı Firavun’la konuş; İsrael oğullarını ülkesinden salıversin.”
Vayedaber moşe lifne Adonay lemor hen bene yisrael lo şameu elay veeh yişmaeni faro vaani aral sefatayim.
וַיְדַבֵּ֣ר מֹשֶׁ֔ה לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לֵאמֹ֑ר הֵ֤ן בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ לֹֽא־שָׁמְע֣וּ אֵלַ֔י וְאֵיךְ֙ יִשְׁמָעֵ֣נִי פַרְעֹ֔ה וַאֲנִ֖י עֲרַ֥ל שְׂפָתָֽיִם׃ (פ)
Moşe, Adonay’ın huzurunda şöyle dedi: “İsrael oğulları bile beni dinlemedi. Firavun beni nasıl dinler? Üstelik ben konuşmakta güçlük çekiyorum.”
Vayedaber Adonay el moşe veel aharon vayetsavem el bene yisrael veel paro meleh mitsrayim lehotsi et bene yisrael meerets mitsrayim.
וַיְדַבֵּ֣ר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֒ וַיְצַוֵּם֙ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וְאֶל־פַּרְעֹ֖ה מֶ֣לֶךְ מִצְרָ֑יִם לְהוֹצִ֥יא אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃ (ס)
Adonay, Moşe ile Aaron’a seslendi. İsrael oğullarını Mısır ülkesinden çıkarmaları için, İsrael oğulları ve Mısır kralı Firavun konusunda onlara buyruk verdi.
Hem hamedaberim el paro meleh mitsrayim lehotsi et bene yisrael mimitsrayim u moşe veaharon.
הֵ֗ם הַֽמְדַבְּרִים֙ אֶל־פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֔יִם לְהוֹצִ֥יא אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָ֑יִם ה֥וּא מֹשֶׁ֖ה וְאַהֲרֹֽן׃
İsrael oğullarını Mısır’dan çıkarmak için Mısır kralı Firavun’la konuşanlar da onlardı: Moşe ile Aaron.
Vayedaber Adonay el moşe lemor ani Adonay daber el paro meleh mitsrayim et kol aşer ani dover eleha.
וַיְדַבֵּ֧ר יְהוָ֛ה אֶל־מֹשֶׁ֥ה לֵּאמֹ֖ר אֲנִ֣י יְהוָ֑ה דַּבֵּ֗ר אֶל־פַּרְעֹה֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י דֹּבֵ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
ona şöyle dedi: “Ben Adonay’ım. Sana söylediğim her şeyi Mısır kralı Firavun’a söyle.”
Vayomer moşe lifne Adonay hen ani aral sefatayim veeh yişma elay paro.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה הֵ֤ן אֲנִי֙ עֲרַ֣ל שְׂפָתַ֔יִם וְאֵ֕יךְ יִשְׁמַ֥ע אֵלַ֖י פַּרְעֹֽה׃ (פ)
Moşe, Adonay’ın huzurunda, “Ben konuşmakta güçlük çekiyorum” dedi. “Firavun beni nasıl dinler?”
Ata tedaber et kol aşer atsaveka veaharon ahiha yedaber el paro veşilah et bene yisrael meartso.
אַתָּ֣ה תְדַבֵּ֔ר אֵ֖ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר אֲצַוֶּ֑ךָּ וְאַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ יְדַבֵּ֣ר אֶל־פַּרְעֹ֔ה וְשִׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃
Sen sana buyurduğum her şeyi söyleyeceksin. Kardeşin Aaron da Firavun’la konuşacak; İsrael oğullarını ülkesinden salıversin.
Vaani akşe et lev paro vehirbeti et ototay veet mofetay beerets mitsrayim.
וַאֲנִ֥י אַקְשֶׁ֖ה אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה וְהִרְבֵּיתִ֧י אֶת־אֹתֹתַ֛י וְאֶת־מוֹפְתַ֖י בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Ben ise Firavun’un yüreğini katılaştıracağım; Mısır ülkesinde işaretlerimi ve olağanüstü işlerimi çoğaltacağım.
Velo yişma alehem paro venatati et yadi bemitsrayim vehotseti et tsivotay et ami vene yisrael meerets mitsrayim bişfatim gedolim.
וְלֹֽא־יִשְׁמַ֤ע אֲלֵכֶם֙ פַּרְעֹ֔ה וְנָתַתִּ֥י אֶת־יָדִ֖י בְּמִצְרָ֑יִם וְהוֹצֵאתִ֨י אֶת־צִבְאֹתַ֜י אֶת־עַמִּ֤י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בִּשְׁפָטִ֖ים גְּדֹלִֽים׃
Firavun sizi dinlemeyecek. O zaman elimi Mısır’ın üzerine koyacağım; birliklerimi, halkım İsrael oğullarını büyük yargılarla Mısır ülkesinden çıkaracağım.
Umoşe ben şemonim şana veaharon ben şaloş uşemonim şana bedaberam el paro.
וּמֹשֶׁה֙ בֶּן־שְׁמֹנִ֣ים שָׁנָ֔ה וְאַֽהֲרֹ֔ן בֶּן־שָׁלֹ֥שׁ וּשְׁמֹנִ֖ים שָׁנָ֑ה בְּדַבְּרָ֖ם אֶל־פַּרְעֹֽה׃ (פ)
Firavun’la konuştuklarında Moşe seksen, Aaron seksen üç yaşındaydı.
Bu ayette 2 kez
Ki yedaber alehem paro lemor tenu lahem mofet veamarta el aharon kah et mateha vehaşleh lifne faro yehi letanin.
כִּי֩ יְדַבֵּ֨ר אֲלֵכֶ֤ם פַּרְעֹה֙ לֵאמֹ֔ר תְּנ֥וּ לָכֶ֖ם מוֹפֵ֑ת וְאָמַרְתָּ֣ אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֧ח אֶֽת־מַטְּךָ֛ וְהַשְׁלֵ֥ךְ לִפְנֵֽי־פַרְעֹ֖ה יְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
“Firavun size, ‘Kendinizi kanıtlayacak olağanüstü bir iş gösterin’ derse, Aaron’a şöyle söyle: ‘Değneğini alıp Firavun’un önüne at.’ Değnek bir yılana dönüşecek.”
Bu ayette 2 kez
Vayavo moşe veaharon el paro vayaasu hen kaaşer tsiva Adonay vayaşleh aharon et mateu lifne faro velifne avadav vayehi letanin.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֤ה וְאַהֲרֹן֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֣עַשׂוּ כֵ֔ן כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה יְהוָ֑ה וַיַּשְׁלֵ֨ךְ אַהֲרֹ֜ן אֶת־מַטֵּ֗הוּ לִפְנֵ֥י פַרְעֹ֛ה וְלִפְנֵ֥י עֲבָדָ֖יו וַיְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına geldiler ve Adonay’ın buyurduğu gibi yaptılar. Aaron değneğini Firavun’un ve görevlilerinin önüne attı; değnek bir yılana dönüştü.
Vayikra gam paro lahahamim velamehaşefim vayaasu gam hem hartume mitsrayim belahatehem ken.
וַיִּקְרָא֙ גַּם־פַּרְעֹ֔ה לַֽחֲכָמִ֖ים וְלַֽמְכַשְּׁפִ֑ים וַיַּֽעֲשׂ֨וּ גַם־הֵ֜ם חַרְטֻמֵּ֥י מִצְרַ֛יִם בְּלַהֲטֵיהֶ֖ם כֵּֽן׃
Firavun da bilgeleri ve büyücüleri çağırdı. Mısır’ın büyü ustaları da büyüleriyle aynısını yaptılar.
Vayehezak lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיֶּחֱזַק֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵהֶ֑ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃ (פ)
Firavun’un yüreği sertleşti. Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Vayomer Adonay el moşe kaved lev paro meen leşalah haam.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כָּבֵ֖ד לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה מֵאֵ֖ן לְשַׁלַּ֥ח הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’un yüreği ağırlaştı; halkı salıvermeyi reddediyor.
Leh el paro baboker hine yotse hamayma venitsavta likrato al sefat hayeor vehamate aşer nehpah lenahaş tikah beyadeha.
לֵ֣ךְ אֶל־פַּרְעֹ֞ה בַּבֹּ֗קֶר הִנֵּה֙ יֹצֵ֣א הַמַּ֔יְמָה וְנִצַּבְתָּ֥ לִקְרָאת֖וֹ עַל־שְׂפַ֣ת הַיְאֹ֑ר וְהַמַּטֶּ֛ה אֲשֶׁר־נֶהְפַּ֥ךְ לְנָחָ֖שׁ תִּקַּ֥ח בְּיָדֶֽךָ׃
Sabah Firavun’a git. Suya çıkacak; Nil’in kıyısında karşısına dikil. Yılana dönüşen değneği de eline al.
Vayaasu hen moşe veaharon kaaşer tsiva Adonay vayarem bamate vayah et hamayim aşer bayor leene faro uleene avadav vayehafehu kol hamayim aşer bayor ledam.
וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵן֩ מֹשֶׁ֨ה וְאַהֲרֹ֜ן כַּאֲשֶׁ֣ר ׀ צִוָּ֣ה יְהוָ֗ה וַיָּ֤רֶם בַּמַּטֶּה֙ וַיַּ֤ךְ אֶת־הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁ֣ר בַּיְאֹ֔ר לְעֵינֵ֣י פַרְעֹ֔ה וּלְעֵינֵ֖י עֲבָדָ֑יו וַיֵּהָֽפְכ֛וּ כָּל־הַמַּ֥יִם אֲשֶׁר־בַּיְאֹ֖ר לְדָֽם׃
Moşe ile Aaron, Adonay’ın buyurduğu gibi yaptılar. Aaron, Firavun’un ve görevlilerinin gözleri önünde değneği kaldırıp Nil’in sularına vurdu. Nil’deki bütün sular kana dönüştü.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) פַּרְעֹה
Türkçe anlam: Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı
Pharaoh
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 183 kez
HNpTemel kelime (lemma) פָּרַע
Türkçe anlam: salıvermek; bırakmak
to let hang loose; to lose control; to cause to lose control; to refrain; to distract; to ignore; to neglect; to spurn
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HVqp3ms/Sp3msKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.