Temel kelime (lemma) פַּרְעֹה
Türkçe anlam: Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
Pharaoh
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 183 kez
Teknik kod
HNpTORA’DA KELİME
Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı · salıvermek; bırakmak
Bu İbranice biçim Tora’da 184 kez, 160 farklı ayette görülür.
Vayaasu hen hartume mitsrayim belatehem vayehezak lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵ֛ן חַרְטֻמֵּ֥י מִצְרַ֖יִם בְּלָטֵיהֶ֑ם וַיֶּחֱזַ֤ק לֵב־פַּרְעֹה֙ וְלֹא־שָׁמַ֣ע אֲלֵהֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃
Mısır’ın büyü ustaları da büyüleriyle aynısını yaptılar. Firavun’un yüreği sertleşti; Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Vayifen paro vayavo el beto velo şat libo gam lazot.
וַיִּ֣פֶן פַּרְעֹ֔ה וַיָּבֹ֖א אֶל־בֵּית֑וֹ וְלֹא־שָׁ֥ת לִבּ֖וֹ גַּם־לָזֹֽאת׃
Firavun dönüp evine gitti; bunu da önemsemedi.
Vayomer Adonay el moşe bo el paro veamarta elav ko amar Adonay şalah et ami veyaavduni.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git ve ona söyle: ‘Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Vayikra faro lemoşe uleaharon vayomer hatiru el Adonay veyaser hatsefardeim mimeni umeami vaaşaleha et haam veyizbehu ladonay.
וַיִּקְרָ֨א פַרְעֹ֜ה לְמֹשֶׁ֣ה וּֽלְאַהֲרֹ֗ן וַיֹּ֙אמֶר֙ הַעְתִּ֣ירוּ אֶל־יְהוָ֔ה וְיָסֵר֙ הַֽצְפַרְדְּעִ֔ים מִמֶּ֖נִּי וּמֵֽעַמִּ֑י וַאֲשַׁלְּחָה֙ אֶת־הָעָ֔ם וְיִזְבְּח֖וּ לַיהוָֽה׃
Firavun, Moşe ile Aaron’u çağırıp, “Adonay’a yakarın da kurbağaları benden ve halkımdan uzaklaştırsın” dedi. “Halkı salıvereceğim; Adonay’a kurban sunsunlar.”
Vayetse moşe veaharon meim paro vayitsak moşe el Adonay al devar hatsefardeim aşer sam lefaro.
וַיֵּצֵ֥א מֹשֶׁ֛ה וְאַהֲרֹ֖ן מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיִּצְעַ֤ק מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֔ה עַל־דְּבַ֥ר הַֽצְפַרְדְּעִ֖ים אֲשֶׁר־שָׂ֥ם לְפַרְעֹֽה׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanından çıktılar. Moşe, Firavun’un başına gönderdiği kurbağalar için Adonay’a haykardı.
Vayar paro ki hayeta harevaha vehahbed et libo velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיַּ֣רְא פַּרְעֹ֗ה כִּ֤י הָֽיְתָה֙ הָֽרְוָחָ֔ה וְהַכְבֵּד֙ אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵהֶ֑ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃ (ס)
Firavun rahatladığını görünce yüreğini ağırlaştırdı. Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Bu ayette 2 kez
Vayomeru hahartumim el paro etsba Elohim hi vayehezak lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיֹּאמְר֤וּ הַֽחַרְטֻמִּים֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה אֶצְבַּ֥ע אֱלֹהִ֖ים הִ֑וא וַיֶּחֱזַ֤ק לֵב־פַּרְעֹה֙ וְלֹֽא־שָׁמַ֣ע אֲלֵהֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃ (ס)
Büyü ustaları Firavun’a, “Bu, Tanrı’nın parmağıdır” dediler. Ama Firavun’un yüreği sertleşti; Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Vayomer Adonay el moşe haşkem baboker vehityatsev lifne faro hine yotse hamayema veamarta elav ko amar Adonay şalah ami veyaavduni.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הַשְׁכֵּ֤ם בַּבֹּ֙קֶר֙ וְהִתְיַצֵּב֙ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה הִנֵּ֖ה יוֹצֵ֣א הַמָּ֑יְמָה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה שַׁלַּ֥ח עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Sabah erkenden kalkıp Firavun’un karşısına dikil. Suya çıkacak. Ona şöyle söyle: ‘Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Vayaas Adonay ken vayavo arov kaved beta faro uvet avadav uvehol erets mitsrayim tişahet haarets mipene hearov.
וַיַּ֤עַשׂ יְהוָה֙ כֵּ֔ן וַיָּבֹא֙ עָרֹ֣ב כָּבֵ֔ד בֵּ֥יתָה פַרְעֹ֖ה וּבֵ֣ית עֲבָדָ֑יו וּבְכָל־אֶ֧רֶץ מִצְרַ֛יִם תִּשָּׁחֵ֥ת הָאָ֖רֶץ מִפְּנֵ֥י הֶעָרֹֽב׃
Adonay öyle yaptı. Firavun’un ve görevlilerinin evlerine çok sayıda yırtıcı ve zehirli hayvan geldi. Bütün Mısır ülkesi bu hayvanlar yüzünden harap oldu.
Vayikra faro el moşe uleaharon vayomer lehu zivhu lelohehem baarets.
וַיִּקְרָ֣א פַרְעֹ֔ה אֶל־מֹשֶׁ֖ה וּֽלְאַהֲרֹ֑ן וַיֹּ֗אמֶר לְכ֛וּ זִבְח֥וּ לֵֽאלֹהֵיכֶ֖ם בָּאָֽרֶץ׃
Firavun, Moşe ile Aaron’u çağırıp, “Gidin, Tanrınız’a bu ülkede kurban sunun” dedi.
Vayomer paro anohi aşalah ethem uzevahtem ladonay elohehem bamidbar rak harhek lo tarhiku lalehet hatiru baadi.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֗ה אָנֹכִ֞י אֲשַׁלַּ֤ח אֶתְכֶם֙ וּזְבַחְתֶּ֞ם לַיהוָ֤ה אֱלֹֽהֵיכֶם֙ בַּמִּדְבָּ֔ר רַ֛ק הַרְחֵ֥ק לֹא־תַרְחִ֖יקוּ לָלֶ֑כֶת הַעְתִּ֖ירוּ בַּעֲדִֽי׃
Firavun, “Sizi salıvereceğim; çölde Tanrınız Adonay’a kurban sunun” dedi. “Yalnız çok uzağa gitmeyin. Benim için de yakarın.”
Vayomer moşe hine anohi yotse meimah vehatarti el Adonay vesar hearov miparo meavadav umeamo mahar rak al yosef paro hatel levilti şalah et haam lizboah ladonay.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י יוֹצֵ֤א מֵֽעִמָּךְ֙ וְהַעְתַּרְתִּ֣י אֶל־יְהוָ֔ה וְסָ֣ר הֶעָרֹ֗ב מִפַּרְעֹ֛ה מֵעֲבָדָ֥יו וּמֵעַמּ֖וֹ מָחָ֑ר רַ֗ק אַל־יֹסֵ֤ף פַּרְעֹה֙ הָתֵ֔ל לְבִלְתִּי֙ שַׁלַּ֣ח אֶת־הָעָ֔ם לִזְבֹּ֖חַ לַֽיהוָֽה׃
Moşe şöyle dedi: “Yanından çıkar çıkmaz Adonay’a yakaracağım. Yırtıcı ve zehirli hayvanlar yarın Firavun’dan, görevlilerinden ve halkından uzaklaşacak. Yalnız Firavun, halkın Adonay’a kurban sunmak için gitmesine izin vermeyerek bizi yine aldatmasın.”
Vayetse moşe meim paro vayetar el Adonay.
וַיֵּצֵ֥א מֹשֶׁ֖ה מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיֶּעְתַּ֖ר אֶל־יְהוָֽה׃
Moşe, Firavun’un yanından çıkıp Adonay’a yakardı.
Vayahbed paro et libo gam bapaam hazot velo şilah et haam.
וַיַּכְבֵּ֤ד פַּרְעֹה֙ אֶת־לִבּ֔וֹ גַּ֖ם בַּפַּ֣עַם הַזֹּ֑את וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃ (פ)
Firavun bu kez de yüreğini ağırlaştırdı ve halkı salıvermedi.
Vayomer Adonay el moşe bo el paro vedibarta elav ko amar Adonay elohe haivrim şalah et ami veyaavduni.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְדִבַּרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git ve ona söyle: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Bu ayette 2 kez
Vayişlah paro vehine lo met mimikne yisrael ad ehad vayihbad lev paro velo şilah et haam.
וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֔ה וְהִנֵּ֗ה לֹא־מֵ֛ת מִמִּקְנֵ֥ה יִשְׂרָאֵ֖ל עַד־אֶחָ֑ד וַיִּכְבַּד֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃ (פ)
Firavun adam gönderip araştırdı; İsrael’in hayvanlarından bir teki bile ölmemişti. Ama Firavun’un yüreği ağırlaştı ve halkı salıvermedi.
Vayomer Adonay el moşe veel aharon kehu lahem melo hofnehem piah kivşan uzerako moşe haşamayma leene faro.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֒ קְח֤וּ לָכֶם֙ מְלֹ֣א חָפְנֵיכֶ֔ם פִּ֖יחַ כִּבְשָׁ֑ן וּזְרָק֥וֹ מֹשֶׁ֛ה הַשָּׁמַ֖יְמָה לְעֵינֵ֥י פַרְעֹֽה׃
Adonay, Moşe ile Aaron’a şöyle dedi: “Avuçlarınızı fırın isiyle doldurun. Moşe onu Firavun’un gözleri önünde göğe doğru savursun.
Vayikhu et piah hakivşan vayaamdu lifne faro vayizrok oto moşe haşamayema vayehi şehin avabuot poreah baadam uvabehema.
וַיִּקְח֞וּ אֶת־פִּ֣יחַ הַכִּבְשָׁ֗ן וַיַּֽעַמְדוּ֙ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַיִּזְרֹ֥ק אֹת֛וֹ מֹשֶׁ֖ה הַשָּׁמָ֑יְמָה וַיְהִ֗י שְׁחִין֙ אֲבַעְבֻּעֹ֔ת פֹּרֵ֕חַ בָּאָדָ֖ם וּבַבְּהֵמָֽה׃
Fırın isini alıp Firavun’un karşısına dikildiler. Moşe onu göğe doğru savurdu. İnsanların ve hayvanların derisinde kabarcıklı çıbanlar çıktı.
Vayehazek Adonay et lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay el moşe.
וַיְחַזֵּ֤ק יְהוָה֙ אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵהֶ֑ם כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Adonay, Firavun’un yüreğini sertleştirdi. Adonay’ın Moşe’ye söylediği gibi Firavun onları dinlemedi.
Vayomer Adonay el moşe haşkem baboker vehityatsev lifne faro veamarta elav ko amar Adonay elohe haivrim şalah et ami veyaavduni.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הַשְׁכֵּ֣ם בַּבֹּ֔קֶר וְהִתְיַצֵּ֖ב לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Sabah erkenden kalkıp Firavun’un karşısına dikil ve ona söyle: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Hayare et devar Adonay meavde paro henis et avadav veet mikneu el habatim.
הַיָּרֵא֙ אֶת־דְּבַ֣ר יְהוָ֔ה מֵֽעַבְדֵ֖י פַּרְעֹ֑ה הֵנִ֛יס אֶת־עֲבָדָ֥יו וְאֶת־מִקְנֵ֖הוּ אֶל־הַבָּתִּֽים׃
Firavun’un görevlilerinden Adonay’ın sözünden korkanlar, hizmetkârlarını ve hayvanlarını aceleyle içeri soktular.
Vayişlah paro vayikra lemoşe uleaharon vayomer alehem hatati hapaam Adonay hatsadik vaani veami hareşaim.
וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֗ה וַיִּקְרָא֙ לְמֹשֶׁ֣ה וּֽלְאַהֲרֹ֔ן וַיֹּ֥אמֶר אֲלֵהֶ֖ם חָטָ֣אתִי הַפָּ֑עַם יְהוָה֙ הַצַּדִּ֔יק וַאֲנִ֥י וְעַמִּ֖י הָרְשָׁעִֽים׃
Firavun haber gönderip Moşe ile Aaron’u çağırdı. Onlara, “Bu kez günah işledim” dedi. “Adonay haklı; ben ve halkım suçluyuz.
Vayetse moşe meim paro et hair vayifros kapav el Adonay vayahdelu hakolot vehabarad umatar lo nitah aretsa.
וַיֵּצֵ֨א מֹשֶׁ֜ה מֵעִ֤ם פַּרְעֹה֙ אֶת־הָעִ֔יר וַיִּפְרֹ֥שׂ כַּפָּ֖יו אֶל־יְהוָ֑ה וַֽיַּחְדְּל֤וּ הַקֹּלוֹת֙ וְהַבָּרָ֔ד וּמָטָ֖ר לֹא־נִתַּ֥ךְ אָֽרְצָה׃
Moşe, Firavun’un yanından ayrılıp kentten çıktı ve ellerini Adonay’a açtı. Gök gürültüleri ve dolu kesildi; yeryüzüne yağmur da yağmaz oldu.
Vayar paro ki hadal hamatar vehabarad vehakolot vayosef lahato vayahbed libo u vaavadav.
וַיַּ֣רְא פַּרְעֹ֗ה כִּֽי־חָדַ֨ל הַמָּטָ֧ר וְהַבָּרָ֛ד וְהַקֹּלֹ֖ת וַיֹּ֣סֶף לַחֲטֹ֑א וַיַּכְבֵּ֥ד לִבּ֖וֹ ה֥וּא וַעֲבָדָֽיו׃
Firavun yağmurun, dolunun ve gök gürültülerinin kesildiğini görünce yine günah işledi. Hem o hem de görevlileri yüreklerini ağırlaştırdılar.
Vayehezak lev paro velo şilah et bene yisrael kaaşer diber Adonay beyad moşe.
וַֽיֶּחֱזַק֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה בְּיַד־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Firavun’un yüreği sertleşti. Adonay’ın Moşe aracılığıyla söylediği gibi İsrael oğullarını salıvermedi.
Vayomer Adonay el moşe bo el paro ki ani hihbadti et libo veet lev avadav lemaan şiti ototay ele bekirbo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה כִּֽי־אֲנִ֞י הִכְבַּ֤דְתִּי אֶת־לִבּוֹ֙ וְאֶת־לֵ֣ב עֲבָדָ֔יו לְמַ֗עַן שִׁתִ֛י אֹתֹתַ֥י אֵ֖לֶּה בְּקִרְבּֽוֹ׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git. Çünkü bu işaretlerimi aralarında göstermek için onun ve görevlilerinin yüreklerini ağırlaştırdım.
Vayavo moşe veaharon el paro vayomeru elav ko amar Adonay elohe haivrim ad matay meanta leanot mipanay şalah ami veyaavduni.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹן֮ אֶל־פַּרְעֹה֒ וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים עַד־מָתַ֣י מֵאַ֔נְתָּ לֵעָנֹ֖ת מִפָּנָ֑י שַׁלַּ֥ח עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına gelip ona şöyle dediler: “İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Önümde boyun eğmeyi daha ne kadar reddedeceksin? Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Umaleu vateha uvate hol avadeha uvate hol mitsrayim aşer lo rau avoteha vaavot avoteha miyom heyotam al haadama ad hayom haze vayifen vayetse meim paro.
וּמָלְא֨וּ בָתֶּ֜יךָ וּבָתֵּ֣י כָל־עֲבָדֶיךָ֮ וּבָתֵּ֣י כָל־מִצְרַיִם֒ אֲשֶׁ֨ר לֹֽא־רָא֤וּ אֲבֹתֶ֙יךָ֙ וַאֲב֣וֹת אֲבֹתֶ֔יךָ מִיּ֗וֹם הֱיוֹתָם֙ עַל־הָ֣אֲדָמָ֔ה עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה וַיִּ֥פֶן וַיֵּצֵ֖א מֵעִ֥ם פַּרְעֹֽה׃
Evlerin, bütün görevlilerinin evleri ve bütün Mısırlıların evleri çekirgelerle dolacak. Babaların ve ataların, yeryüzünde var olduklarından bugüne kadar böylesini görmediler.” Sonra Moşe dönüp Firavun’un yanından çıktı.
Vayomeru avde faro elav ad matay yihye ze lanu lemokeş şalah et haanaşim veyaavdu et Adonay elohehem haterem teda ki aveda mitsrayim.
וַיֹּאמְרוּ֩ עַבְדֵ֨י פַרְעֹ֜ה אֵלָ֗יו עַד־מָתַי֙ יִהְיֶ֨ה זֶ֥ה לָ֙נוּ֙ לְמוֹקֵ֔שׁ שַׁלַּח֙ אֶת־הָ֣אֲנָשִׁ֔ים וְיַֽעַבְד֖וּ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵיהֶ֑ם הֲטֶ֣רֶם תֵּדַ֔ע כִּ֥י אָבְדָ֖ה מִצְרָֽיִם׃
Firavun’un görevlileri ona, “Bu adam daha ne kadar başımıza dert olacak?” dediler. “Adamları salıver de Tanrıları Adonay’a kulluk etsinler. Mısır’ın mahvolduğunu hâlâ anlamadın mı?”
Vayuşav et moşe veet aharon el paro vayomer alehem lehu ivdu et Adonay elohehem mi vami haholehim.
וַיּוּשַׁ֞ב אֶת־מֹשֶׁ֤ה וְאֶֽת־אַהֲרֹן֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם לְכ֥וּ עִבְד֖וּ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵיכֶ֑ם מִ֥י וָמִ֖י הַהֹלְכִֽים׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına geri getirildiler. Firavun onlara, “Gidin, Tanrınız Adonay’a kulluk edin” dedi. “Ama kimler gidecek?”
Lo hen lehu na hagevarim veivdu et Adonay ki otah atem mevakşim vayegareş otam meet pene faro.
לֹ֣א כֵ֗ן לְכֽוּ־נָ֤א הַגְּבָרִים֙ וְעִבְד֣וּ אֶת־יְהוָ֔ה כִּ֥י אֹתָ֖הּ אַתֶּ֣ם מְבַקְשִׁ֑ים וַיְגָ֣רֶשׁ אֹתָ֔ם מֵאֵ֖ת פְּנֵ֥י פַרְעֹֽה׃ (פ)
Hayır, öyle olmaz! Yalnız erkekler gidip Adonay’a kulluk etsin. Zaten istediğiniz buydu.” Ardından onları Firavun’un huzurundan kovdular.
Vayemaher paro likro lemoşe uleaharon vayomer hatati ladonay elohehem velahem.
וַיְמַהֵ֣ר פַּרְעֹ֔ה לִקְרֹ֖א לְמֹשֶׁ֣ה וּֽלְאַהֲרֹ֑ן וַיֹּ֗אמֶר חָטָ֛אתִי לַיהוָ֥ה אֱלֹֽהֵיכֶ֖ם וְלָכֶֽם׃
Firavun, Moşe ile Aaron’u aceleyle çağırıp, “Tanrınız Adonay’a ve size karşı günah işledim” dedi.
Vayetse meim paro vayetar el Adonay.
וַיֵּצֵ֖א מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיֶּעְתַּ֖ר אֶל־יְהוָֽה׃
Moşe, Firavun’un yanından çıkıp Adonay’a yakardı.
Vayehazek Adonay et lev paro velo şilah et bene yisrael.
וַיְחַזֵּ֥ק יְהוָ֖ה אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (פ)
Ama Adonay, Firavun’un yüreğini sertleştirdi; Firavun İsrael oğullarını salıvermedi.
Vayikra faro el moşe vayomer lehu ivdu et Adonay rak tsonehem uvekarhem yutsag gam tapehem yeleh imahem.
וַיִּקְרָ֨א פַרְעֹ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לְכוּ֙ עִבְד֣וּ אֶת־יְהוָ֔ה רַ֛ק צֹאנְכֶ֥ם וּבְקַרְכֶ֖ם יֻצָּ֑ג גַּֽם־טַפְּכֶ֖ם יֵלֵ֥ךְ עִמָּכֶֽם׃
Firavun, Moşe’yi çağırıp, “Gidin, Adonay’a kulluk edin” dedi. “Yalnız davarlarınız ve sığırlarınız burada kalsın. Çocuklarınız da sizinle gidebilir.”
Vayehazek Adonay et lev paro velo ava leşaleham.
וַיְחַזֵּ֥ק יְהוָ֖ה אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה וְלֹ֥א אָבָ֖ה לְשַׁלְּחָֽם׃
Adonay, Firavun’un yüreğini sertleştirdi; Firavun onları salıvermeye yanaşmadı.
Vayomer lo faro leh mealay hişamer leha el tosef reot panay ki beyom reoteha fanay tamut.
וַיֹּֽאמֶר־ל֥וֹ פַרְעֹ֖ה לֵ֣ךְ מֵעָלָ֑י הִשָּׁ֣מֶר לְךָ֗ אֶל־תֹּ֙סֶף֙ רְא֣וֹת פָּנַ֔י כִּ֗י בְּי֛וֹם רְאֹתְךָ֥ פָנַ֖י תָּמֽוּת׃
Firavun ona, “Çekil karşımdan!” dedi. “Sakın bir daha yüzümü görmeye kalkma! Yüzümü gördüğün gün ölürsün.”
Vayomer Adonay el moşe od nega ehad avi al paro veal mitsrayim ahare hen yeşalah ethem mize keşaleho kala gareş yegareş ethem mize.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה ע֣וֹד נֶ֤גַע אֶחָד֙ אָבִ֤יא עַל־פַּרְעֹה֙ וְעַל־מִצְרַ֔יִם אַֽחֲרֵי־כֵ֕ן יְשַׁלַּ֥ח אֶתְכֶ֖ם מִזֶּ֑ה כְּשַׁ֨לְּח֔וֹ כָּלָ֕ה גָּרֵ֛שׁ יְגָרֵ֥שׁ אֶתְכֶ֖ם מִזֶּֽה׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’un ve Mısır’ın üzerine bir bela daha getireceğim. Ondan sonra sizi buradan salıverecek. Salıverirken hepinizi buradan bütünüyle kovacak.
Vayiten Adonay et hen haam beene mitsrayim gam haiş moşe gadol meod beerets mitsrayim beene avde faro uveene haam.
וַיִּתֵּ֧ן יְהוָ֛ה אֶת־חֵ֥ן הָעָ֖ם בְּעֵינֵ֣י מִצְרָ֑יִם גַּ֣ם ׀ הָאִ֣ישׁ מֹשֶׁ֗ה גָּד֤וֹל מְאֹד֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּעֵינֵ֥י עַבְדֵֽי־פַרְעֹ֖ה וּבְעֵינֵ֥י הָעָֽם׃ (ס)
Adonay, Mısırlıların halka iyi gözle bakmasını sağladı. Moşe de Mısır ülkesinde, Firavun’un görevlilerinin ve halkın gözünde çok saygın bir kişiydi.
Umet kol behor beerets mitsrayim mibehor paro hayoşev al kiso ad behor haşifha aşer ahar harehayim vehol behor behema.
וּמֵ֣ת כָּל־בְּכוֹר֮ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַיִם֒ מִבְּכ֤וֹר פַּרְעֹה֙ הַיֹּשֵׁ֣ב עַל־כִּסְא֔וֹ עַ֚ד בְּכ֣וֹר הַשִּׁפְחָ֔ה אֲשֶׁ֖ר אַחַ֣ר הָרֵחָ֑יִם וְכֹ֖ל בְּכ֥וֹר בְּהֵמָֽה׃
Tahtında oturan Firavun’un ilk oğlundan değirmen başındaki cariyenin ilk oğluna kadar, Mısır ülkesindeki bütün ilk doğanlar ve hayvanların bütün ilk yavruları ölecek.
Veyaredu hol avadeha ele elay vehiştahavu li lemor tse ata vehol haam aşer beragleha veahare hen etse vayetse meim paro bohori af.
וְיָרְד֣וּ כָל־עֲבָדֶיךָ֩ אֵ֨לֶּה אֵלַ֜י וְהִשְׁתַּֽחֲוּוּ־לִ֣י לֵאמֹ֗ר צֵ֤א אַתָּה֙ וְכָל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־בְּרַגְלֶ֔יךָ וְאַחֲרֵי־כֵ֖ן אֵצֵ֑א וַיֵּצֵ֥א מֵֽעִם־פַּרְעֹ֖ה בָּחֳרִי־אָֽף׃ (ס)
Bütün bu görevlilerin yanıma inip önümde eğilerek, ‘Sen de peşinden gelen bütün halk da çıkın’ diyecekler. İşte o zaman çıkacağım.” Moşe büyük bir öfkeyle Firavun’un yanından çıktı.
Vayomer Adonay el moşe lo yişma alehem paro lemaan revot mofetay beerets mitsrayim.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה לֹא־יִשְׁמַ֥ע אֲלֵיכֶ֖ם פַּרְעֹ֑ה לְמַ֛עַן רְב֥וֹת מוֹפְתַ֖י בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Adonay, Moşe’ye, “Firavun sizi dinlemeyecek; böylece Mısır ülkesinde olağanüstü işlerim çoğalacak” dedi.
Bu ayette 2 kez
Umoşe veaharon asu et kol hamofetim haele lifne faro vayehazek Adonay et lev paro velo şilah et bene yisrael meartso.
וּמֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֗ן עָשׂ֛וּ אֶת־כָּל־הַמֹּפְתִ֥ים הָאֵ֖לֶּה לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַיְחַזֵּ֤ק יְהוָה֙ אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹֽא־שִׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃ (פ)
Moşe ile Aaron bütün bu olağanüstü işleri Firavun’un önünde yaptılar. Ama Adonay, Firavun’un yüreğini sertleştirdi; Firavun İsrael oğullarını ülkesinden salıvermedi.
Vayehi bahatsi halayla vadonay hika hol behor beerets mitsrayim mibehor paro hayoşev al kiso ad behor haşevi aşer bevet habor vehol behor behema.
וַיְהִ֣י ׀ בַּחֲצִ֣י הַלַּ֗יְלָה וַֽיהוָה֮ הִכָּ֣ה כָל־בְּכוֹר֮ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַיִם֒ מִבְּכֹ֤ר פַּרְעֹה֙ הַיֹּשֵׁ֣ב עַל־כִּסְא֔וֹ עַ֚ד בְּכ֣וֹר הַשְּׁבִ֔י אֲשֶׁ֖ר בְּבֵ֣ית הַבּ֑וֹר וְכֹ֖ל בְּכ֥וֹר בְּהֵמָֽה׃
Gece yarısı Adonay, tahtında oturan Firavun’un ilk oğlundan zindandaki tutsağın ilk oğluna kadar, Mısır ülkesindeki bütün ilk doğanları ve hayvanların bütün ilk yavrularını vurdu.
Vayakom paro layla u vehol avadav vehol mitsrayim vatehi tseaka gedola bemitsrayim ki en bayit aşer en şam met.
וַיָּ֨קָם פַּרְעֹ֜ה לַ֗יְלָה ה֤וּא וְכָל־עֲבָדָיו֙ וְכָל־מִצְרַ֔יִם וַתְּהִ֛י צְעָקָ֥ה גְדֹלָ֖ה בְּמִצְרָ֑יִם כִּֽי־אֵ֣ין בַּ֔יִת אֲשֶׁ֥ר אֵֽין־שָׁ֖ם מֵֽת׃
Firavun o gece kalktı; bütün görevlileri ve bütün Mısırlılar da kalktılar. Mısır’da büyük bir feryat koptu; çünkü içinde ölü olmayan tek bir ev yoktu.
Vayehi ki hikşa faro leşalehenu vayaharog Adonay kol behor beerets mitsrayim mibehor adam vead behor behema al ken ani zoveah ladonay kol peter rehem hazeharim vehol behor banay efde.
וַיְהִ֗י כִּֽי־הִקְשָׁ֣ה פַרְעֹה֮ לְשַׁלְּחֵנוּ֒ וַיַּהֲרֹ֨ג יְהֹוָ֤ה כָּל־בְּכוֹר֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם מִבְּכֹ֥ר אָדָ֖ם וְעַד־בְּכ֣וֹר בְּהֵמָ֑ה עַל־כֵּן֩ אֲנִ֨י זֹבֵ֜חַ לַֽיהוָ֗ה כָּל־פֶּ֤טֶר רֶ֙חֶם֙ הַזְּכָרִ֔ים וְכָל־בְּכ֥וֹר בָּנַ֖י אֶפְדֶּֽה׃
Firavun bizi salıvermemekte direnince Adonay, insandan hayvana kadar Mısır ülkesindeki bütün ilk doğanları öldürdü. Bu yüzden rahmi ilk açan bütün erkek hayvanları Adonay’a kurban sunuyorum; oğullarımın her ilk doğanının ise karşılığını verip onu kurtarıyorum.’
Vayehi beşalah paro et haam velo naham Elohim dereh erets peliştim ki karov u ki amar Elohim pen yinahem haam birotam milhama veşavu mitsrayema.
וַיְהִ֗י בְּשַׁלַּ֣ח פַּרְעֹה֮ אֶת־הָעָם֒ וְלֹא־נָחָ֣ם אֱלֹהִ֗ים דֶּ֚רֶךְ אֶ֣רֶץ פְּלִשְׁתִּ֔ים כִּ֥י קָר֖וֹב ה֑וּא כִּ֣י ׀ אָמַ֣ר אֱלֹהִ֗ים פֶּֽן־יִנָּחֵ֥ם הָעָ֛ם בִּרְאֹתָ֥ם מִלְחָמָ֖ה וְשָׁ֥בוּ מִצְרָֽיְמָה׃
Firavun halkı salıverdiğinde Tanrı onları, yakın olmasına rağmen, Peliştilerin ülkesinden geçen yoldan götürmedi. Çünkü Tanrı, “Halk savaş görünce kararından dönüp Mısır’a geri gidebilir” dedi.
Veamar paro livne yisrael nevuhim hem baarets sagar alehem hamidbar.
וְאָמַ֤ר פַּרְעֹה֙ לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל נְבֻכִ֥ים הֵ֖ם בָּאָ֑רֶץ סָגַ֥ר עֲלֵיהֶ֖ם הַמִּדְבָּֽר׃
Firavun, İsrael oğulları için, ‘Ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlar; çöl onları kuşattı’ diyecek.
Vehizakti et lev paro veradaf aharehem veikaveda befaro uvehol helo veyadeu mitsrayim ki ani Adonay vayaasu hen.
וְחִזַּקְתִּ֣י אֶת־לֵב־פַּרְעֹה֮ וְרָדַ֣ף אַחֲרֵיהֶם֒ וְאִכָּבְדָ֤ה בְּפַרְעֹה֙ וּבְכָל־חֵיל֔וֹ וְיָדְע֥וּ מִצְרַ֖יִם כִּֽי־אֲנִ֣י יְהוָ֑ה וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵֽן׃
Firavun’un yüreğini sertleştireceğim; peşlerine düşecek. Firavun ve bütün ordusu üzerinden yüceliğimi göstereceğim. Mısırlılar benim Adonay olduğumu bilecekler.” İsrael oğulları öyle yaptılar.
Vayugad lemeleh mitsrayim ki varah haam vayehafeh levav paro vaavadav el haam vayomru ma zot asinu ki şilahnu et yisrael meavedenu.
וַיֻּגַּד֙ לְמֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם כִּ֥י בָרַ֖ח הָעָ֑ם וַ֠יֵּהָפֵךְ לְבַ֨ב פַּרְעֹ֤ה וַעֲבָדָיו֙ אֶל־הָעָ֔ם וַיֹּֽאמרוּ֙ מַה־זֹּ֣את עָשִׂ֔ינוּ כִּֽי־שִׁלַּ֥חְנוּ אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵעָבְדֵֽנוּ׃
Halkın kaçtığı Mısır kralına bildirildi. Firavun ile görevlilerinin halka karşı düşünceleri değişti. “Biz ne yaptık?” dediler. “İsrael’i salıverdik, bize hizmet etmekten kurtardık!”
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) פַּרְעֹה
Türkçe anlam: Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı
Pharaoh
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 183 kez
HNpTemel kelime (lemma) פָּרַע
Türkçe anlam: salıvermek; bırakmak
to let hang loose; to lose control; to cause to lose control; to refrain; to distract; to ignore; to neglect; to spurn
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HVqp3ms/Sp3msKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.