İbranice biçim עַל
Temel kelime (lemma) עַל
Türkçe anlam: üzerinde, üstünde; üzerine, yukarıda
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
above
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 987 kez
Teknik kod
HRTORA’DA KELİME
üzerinde, üstünde; üzerine, yukarıda · değil; yapma; olmasın · mademki; bundan dolayı; bu nedenle · değil, hayır; olumsuzluk bildiren sözcük
al okunuşu Tora’da 1079 kez, 895 farklı ayette görülür.
Vehye nahon laboker vealita vaboker el har sinay venitsavta li şam al roş hahar.
וֶהְיֵ֥ה נָכ֖וֹן לַבֹּ֑קֶר וְעָלִ֤יתָ בַבֹּ֙קֶר֙ אֶל־הַ֣ר סִינַ֔י וְנִצַּבְתָּ֥ לִ֛י שָׁ֖ם עַל־רֹ֥אשׁ הָהָֽר׃
Sabaha hazır ol. Sabah Sinay Dağı’na çık ve orada, dağın tepesinde önümde dur.
Bu ayette 2 kez
Veiş lo yaale imah vegam iş al yera behol hahar gam hatson vehabakar al yiru el mul hahar hau.
וְאִישׁ֙ לֹֽא־יַעֲלֶ֣ה עִמָּ֔ךְ וְגַם־אִ֥ישׁ אַל־יֵרָ֖א בְּכָל־הָהָ֑ר גַּם־הַצֹּ֤אן וְהַבָּקָר֙ אַל־יִרְע֔וּ אֶל־מ֖וּל הָהָ֥ר הַהֽוּא׃
Seninle kimse çıkmasın; dağın hiçbir yerinde kimse görünmesin. O dağın karşısında koyun, keçi ve sığır da otlamasın.”
Vayaavor Adonay al panav vayikra Adonay Adonay el rahum vehanun ereh apayim verav hesed veemet.
וַיַּעֲבֹ֨ר יְהוָ֥ה ׀ עַל־פָּנָיו֮ וַיִּקְרָא֒ יְהוָ֣ה ׀ יְהוָ֔ה אֵ֥ל רַח֖וּם וְחַנּ֑וּן אֶ֥רֶךְ אַפַּ֖יִם וְרַב־חֶ֥סֶד וֶאֱמֶֽת ׀
Adonay onun önünden geçerek şöyle seslendi: “Adonay, Adonay; merhametli ve lütufkâr Tanrı, geç öfkelenen, sevgisi ve sadakati bol olan;
Bu ayette 2 kez
Notser hesed laalafim nose avon vafeşa vehataa venake lo yenake poked avon avot al banim veal bene vanim al şileşim veal ribeim.
נֹצֵ֥ר חֶ֙סֶד֙ לָאֲלָפִ֔ים נֹשֵׂ֥א עָוֺ֛ן וָפֶ֖שַׁע וְחַטָּאָ֑ה וְנַקֵּה֙ לֹ֣א יְנַקֶּ֔ה פֹּקֵ֣ד ׀ עֲוֺ֣ן אָב֗וֹת עַל־בָּנִים֙ וְעַל־בְּנֵ֣י בָנִ֔ים עַל־שִׁלֵּשִׁ֖ים וְעַל־רִבֵּעִֽים׃
sevgisini binlerce kuşağa koruyan, suçu, başkaldırıyı ve günahı bağışlayan; ama suçluyu bütünüyle cezasız bırakmayan, babaların suçunu çocuklarında ve torunlarında, üçüncü ve dördüncü kuşakta hesaba katan.”
Lo tişhat al hamets dam zivhi velo yalin laboker zevah hag hapasah.
לֹֽא־תִשְׁחַ֥ט עַל־חָמֵ֖ץ דַּם־זִבְחִ֑י וְלֹא־יָלִ֣ין לַבֹּ֔קֶר זֶ֖בַח חַ֥ג הַפָּֽסַח׃
Kurbanımın kanını mayalı bir şey varken dökmeyeceksin. Pesah Bayramı’nın kurbanı sabaha kadar bekletilmeyecek.
Vayomer Adonay el moşe ketav leha et hadevarim haele ki al pi hadevarim haele karati iteha berit veet yisrael.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כְּתָב־לְךָ֖ אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה כִּ֞י עַל־פִּ֣י ׀ הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֗לֶּה כָּרַ֧תִּי אִתְּךָ֛ בְּרִ֖ית וְאֶת־יִשְׂרָאֵֽל׃
Adonay Moşe’ye, “Bu sözleri yaz” dedi. “Çünkü seninle ve İsrael’le bu sözler uyarınca antlaşma yaptım.”
Vayehi şam im Adonay arbaim yom vearbaim layla lehem lo ahal umayim lo şata vayihtov al haluhot et divre haberit aseret hadevarim.
וַֽיְהִי־שָׁ֣ם עִם־יְהוָ֗ה אַרְבָּעִ֥ים יוֹם֙ וְאַרְבָּעִ֣ים לַ֔יְלָה לֶ֚חֶם לֹ֣א אָכַ֔ל וּמַ֖יִם לֹ֣א שָׁתָ֑ה וַיִּכְתֹּ֣ב עַל־הַלֻּחֹ֗ת אֵ֚ת דִּבְרֵ֣י הַבְּרִ֔ית עֲשֶׂ֖רֶת הַדְּבָרִֽים׃
Moşe orada Adonay’la kırk gün kırk gece kaldı. Ekmek yemedi, su içmedi. Levhalara antlaşmanın sözleri, On Söz yazıldı.
Vayehal moşe midaber itam vayiten al panav masve.
וַיְכַ֣ל מֹשֶׁ֔ה מִדַּבֵּ֖ר אִתָּ֑ם וַיִּתֵּ֥ן עַל־פָּנָ֖יו מַסְוֶֽה׃
Moşe onlarla konuşmasını bitirince yüzüne bir örtü koydu.
Verau vene yisrael et pene moşe ki karan or pene moşe veheşiv moşe et hamasve al panav ad boo ledaber ito.
וְרָא֤וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ אֶת־פְּנֵ֣י מֹשֶׁ֔ה כִּ֣י קָרַ֔ן ע֖וֹר פְּנֵ֣י מֹשֶׁ֑ה וְהֵשִׁ֨יב מֹשֶׁ֤ה אֶת־הַמַּסְוֶה֙ עַל־פָּנָ֔יו עַד־בֹּא֖וֹ לְדַבֵּ֥ר אִתּֽוֹ׃ (ס)
İsrael oğulları Moşe’nin yüzünü, yüzünün derisinin ışıldadığını görürlerdi. Moşe, O’nunla konuşmak için yeniden girene kadar örtüyü yüzüne geri koyardı.
Vayavou haanaşim al hanaşim kol nediv lev heviu hah vanezem vetabaat vehumaz kol keli zahav vehol iş aşer henif tenufat zahav ladonay.
וַיָּבֹ֥אוּ הָאֲנָשִׁ֖ים עַל־הַנָּשִׁ֑ים כֹּ֣ל ׀ נְדִ֣יב לֵ֗ב הֵ֠בִיאוּ חָ֣ח וָנֶ֜זֶם וְטַבַּ֤עַת וְכוּמָז֙ כָּל־כְּלִ֣י זָהָ֔ב וְכָל־אִ֕ישׁ אֲשֶׁ֥ר הֵנִ֛יף תְּנוּפַ֥ת זָהָ֖ב לַיהוָֽה׃
Erkekler kadınlarla birlikte geldiler. Gönülden veren herkes bilezikler, küpeler, yüzükler ve kumaz takıları, her çeşit altın eşya getirdi. Adonay’a altın sallama sunusu ayıran herkes bunları getirdi.
Vayetsav moşe vayaaviru kol bamahane lemor iş veişa al yaasu od melaha litrumat hakodeş vayikale haam mehavi.
וַיְצַ֣ו מֹשֶׁ֗ה וַיַּעֲבִ֨ירוּ ק֥וֹל בַּֽמַּחֲנֶה֮ לֵאמֹר֒ אִ֣ישׁ וְאִשָּׁ֗ה אַל־יַעֲשׂוּ־ע֛וֹד מְלָאכָ֖ה לִתְרוּמַ֣ת הַקֹּ֑דֶשׁ וַיִּכָּלֵ֥א הָעָ֖ם מֵהָבִֽיא׃
Bunun üzerine Moşe buyurdu ve ordugâhta şu duyuru yapıldı: “Ne erkek ne kadın, kutsal bağış için artık bir şey hazırlamasın.” Böylece halkın getirmesi durduruldu.
Vayaas luleot tehelet al sefat hayeria haehat mikatsa bamahbaret ken asa bisfat hayeria hakitsona bamahberet haşenit.
וַיַּ֜עַשׂ לֻֽלְאֹ֣ת תְּכֵ֗לֶת עַ֣ל שְׂפַ֤ת הַיְרִיעָה֙ הָֽאֶחָ֔ת מִקָּצָ֖ה בַּמַּחְבָּ֑רֶת כֵּ֤ן עָשָׂה֙ בִּשְׂפַ֣ת הַיְרִיעָ֔ה הַקִּ֣יצוֹנָ֔ה בַּמַּחְבֶּ֖רֶת הַשֵּׁנִֽית׃
Birleşen örtülerin uçtaki örtüsünün kenarına mavi ilmekler yaptı. İkinci örtü grubunun uçtaki örtüsünün kenarına da aynı şekilde yaptı.
Vayaas yeriot izim leohel al hamişkan aşte esre yeriot asa otam.
וַיַּ֙עַשׂ֙ יְרִיעֹ֣ת עִזִּ֔ים לְאֹ֖הֶל עַל־הַמִּשְׁכָּ֑ן עַשְׁתֵּֽי־עֶשְׂרֵ֥ה יְרִיעֹ֖ת עָשָׂ֥ה אֹתָֽם׃
Mişkan’ın üzerinde çadır oluşturmak için keçi kılından örtüler yaptı. On bir örtü yaptı.
Bu ayette 2 kez
Vayaas lulaot hamişim al sefat hayeria hakitsona bamahbaret vahamişim lulaot asa al sefat hayeria hahoveret haşenit.
וַיַּ֜עַשׂ לֻֽלָאֹ֣ת חֲמִשִּׁ֗ים עַ֚ל שְׂפַ֣ת הַיְרִיעָ֔ה הַקִּיצֹנָ֖ה בַּמַּחְבָּ֑רֶת וַחֲמִשִּׁ֣ים לֻלָאֹ֗ת עָשָׂה֙ עַל־שְׂפַ֣ת הַיְרִיעָ֔ה הַחֹבֶ֖רֶת הַשֵּׁנִֽית׃
Birinci örtü grubunun uçtaki örtüsünün kenarına elli ilmek, ikinci örtü grubunun kenarına da elli ilmek yaptı.
Bu ayette 3 kez
Vayitsok lo arba tabeot zahav al arba paamotav uşete tabaot al tsalo haehat uşete tabaot al tsalo haşenit.
וַיִּצֹ֣ק ל֗וֹ אַרְבַּע֙ טַבְּעֹ֣ת זָהָ֔ב עַ֖ל אַרְבַּ֣ע פַּעֲמֹתָ֑יו וּשְׁתֵּ֣י טַבָּעֹ֗ת עַל־צַלְעוֹ֙ הָֽאֶחָ֔ת וּשְׁתֵּי֙ טַבָּע֔וֹת עַל־צַלְע֖וֹ הַשֵּׁנִֽית׃
Dört köşesi için dört altın halka döktü. Bir yanında iki halka, öbür yanında iki halka vardı.
Vayave et habadim batabaot al tsalot haaron laset et haaron.
וַיָּבֵ֤א אֶת־הַבַּדִּים֙ בַּטַּבָּעֹ֔ת עַ֖ל צַלְעֹ֣ת הָאָרֹ֑ן לָשֵׂ֖את אֶת־הָאָרֹֽן׃
Sandığı taşımak için sırıkları sandığın yanlarındaki halkalara geçirdi.
Vayihyu hakeruvim porese henafayim lemala sohehim behanfehem al hakaporet ufenehem iş el ahiv el hakaporet hayu pene hakeruvim.
וַיִּהְי֣וּ הַכְּרֻבִים֩ פֹּרְשֵׂ֨י כְנָפַ֜יִם לְמַ֗עְלָה סֹֽכְכִ֤ים בְּכַנְפֵיהֶם֙ עַל־הַכַּפֹּ֔רֶת וּפְנֵיהֶ֖ם אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו אֶל־הַכַּפֹּ֔רֶת הָי֖וּ פְּנֵ֥י הַכְּרֻבִֽים׃ (פ)
Keruvlar kanatlarını yukarıya doğru açmış, kapağı kanatlarıyla örtüyorlardı. Yüzleri birbirine dönüktü; keruvların yüzleri kapağa doğru bakıyordu.
Vayitsok lo arba tabeot zahav vayiten et hatabaot al arba hapeot aşer learba raglav.
וַיִּצֹ֣ק ל֔וֹ אַרְבַּ֖ע טַבְּעֹ֣ת זָהָ֑ב וַיִּתֵּן֙ אֶת־הַטַּבָּעֹ֔ת עַ֚ל אַרְבַּ֣ע הַפֵּאֹ֔ת אֲשֶׁ֖ר לְאַרְבַּ֥ע רַגְלָֽיו׃
Onun için dört altın halka döktü; halkaları dört ayağının bulunduğu dört köşeye yerleştirdi.
Vayaas et hakelim aşer al haşulhan et kearotav veet kapotav veet menakiyotav veet hakesavot aşer yusah bahen zahav tahor.
וַיַּ֜עַשׂ אֶֽת־הַכֵּלִ֣ים ׀ אֲשֶׁ֣ר עַל־הַשֻּׁלְחָ֗ן אֶת־קְעָרֹתָ֤יו וְאֶת־כַּפֹּתָיו֙ וְאֵת֙ מְנַקִּיֹּתָ֔יו וְאֶת־הַקְּשָׂוֺ֔ת אֲשֶׁ֥ר יֻסַּ֖ךְ בָּהֵ֑ן זָהָ֖ב טָהֽוֹר׃ (פ)
Masanın üzerindeki gereçleri, ekmek kalıplarını, kaşıklarını, desteklerini ve ekmeklerin üzerine yerleştirileceği olukları saf altından yaptı.
Bu ayette 2 kez
Uşete tabeot zahav asa lo mitahat lezero al şete tsalotav al şene tsidav levatim levadim laset oto bahem.
וּשְׁתֵּי֩ טַבְּעֹ֨ת זָהָ֜ב עָֽשָׂה־ל֣וֹ ׀ מִתַּ֣חַת לְזֵר֗וֹ עַ֚ל שְׁתֵּ֣י צַלְעֹתָ֔יו עַ֖ל שְׁנֵ֣י צִדָּ֑יו לְבָתִּ֣ים לְבַדִּ֔ים לָשֵׂ֥את אֹת֖וֹ בָּהֶֽם׃
Kenarlığının altına, karşılıklı iki yanına iki altın halka yaptı. Bunlar, sunağı taşımakta kullanılacak sırıklara yuva olacaktı.
Vayaas karnotav al arba pinotav mimenu hayu karnotav vayetsaf oto nehoşet.
וַיַּ֣עַשׂ קַרְנֹתָ֗יו עַ֚ל אַרְבַּ֣ע פִּנֹּתָ֔יו מִמֶּ֖נּוּ הָי֣וּ קַרְנֹתָ֑יו וַיְצַ֥ף אֹת֖וֹ נְחֹֽשֶׁת׃
Dört köşesine boynuzlar yaptı. Boynuzları onunla tek parçaydı. Onu bakırla kapladı.
Vayave et habadim batabaot al tsalot hamizbeah laset oto bahem nevuv luhot asa oto.
וַיָּבֵ֨א אֶת־הַבַּדִּ֜ים בַּטַּבָּעֹ֗ת עַ֚ל צַלְעֹ֣ת הַמִּזְבֵּ֔חַ לָשֵׂ֥את אֹת֖וֹ בָּהֶ֑ם נְב֥וּב לֻחֹ֖ת עָשָׂ֥ה אֹתֽוֹ׃ (ס)
Sunağı taşımak için sırıkları yanlarındaki halkalara geçirdi. Onu tahtalardan, içi boş olarak yaptı.
Ele fekude hamişkan mişkan haedut aşer pukad al pi moşe avodat haleviyim beyad itamar ben aharon hakohen.
אֵ֣לֶּה פְקוּדֵ֤י הַמִּשְׁכָּן֙ מִשְׁכַּ֣ן הָעֵדֻ֔ת אֲשֶׁ֥ר פֻּקַּ֖ד עַל־פִּ֣י מֹשֶׁ֑ה עֲבֹדַת֙ הַלְוִיִּ֔ם בְּיַד֙ אִֽיתָמָ֔ר בֶּֽן־אַהֲרֹ֖ן הַכֹּהֵֽן׃
Bunlar, Mişkan’ın, Tanıklık Mişkanı’nın Moşe’nin buyruğuyla çıkarılan hesaplarıdır. Bu, kâhin Aaron’un oğlu İtamar’ın yönetimindeki Levilerin hizmetiydi.
Beka lagulgolet mahatsit haşekel beşekel hakodeş lehol haover al hapekudim miben esrim şana vamala leşeş meot elef uşeloşet alafim vahameş meot vahamişim.
בֶּ֚קַע לַגֻּלְגֹּ֔לֶת מַחֲצִ֥ית הַשֶּׁ֖קֶל בְּשֶׁ֣קֶל הַקֹּ֑דֶשׁ לְכֹ֨ל הָעֹבֵ֜ר עַל־הַפְּקֻדִ֗ים מִבֶּ֨ן עֶשְׂרִ֤ים שָׁנָה֙ וָמַ֔עְלָה לְשֵׁשׁ־מֵא֥וֹת אֶ֙לֶף֙ וּשְׁלֹ֣שֶׁת אֲלָפִ֔ים וַחֲמֵ֥שׁ מֵא֖וֹת וַחֲמִשִּֽׁים׃
Sayıma giren, yirmi yaş ve üzerindeki altı yüz üç bin beş yüz elli kişiden, kişi başına bir beka, yani kutsal şekel ölçüsüne göre yarım şekel alınmıştı.
Ketefot asu lo hoverot al şene ketsotav hubar.
כְּתֵפֹ֥ת עָֽשׂוּ־ל֖וֹ חֹבְרֹ֑ת עַל־שְׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָ֖יו] חֻבָּֽר׃
Ona birleştirici omuzluklar yaptılar. İki ucundan birleştirildi.
Vayaasu et avne haşoham musabot mişbetsot zahav mefutahot pituhe hotam al şemot bene yisrael.
וַֽיַּעֲשׂוּ֙ אֶת־אַבְנֵ֣י הַשֹּׁ֔הַם מֻֽסַבֹּ֖ת מִשְׁבְּצֹ֣ת זָהָ֑ב מְפֻתָּחֹת֙ פִּתּוּחֵ֣י חוֹתָ֔ם עַל־שְׁמ֖וֹת בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Şoham taşlarını altın yuvalarla çevrili yaptılar. Üzerlerine İsrael oğullarının adlarını mühür oyar gibi işlediler.
Vayasem otam al kitfot haefod avne zikaron livne yisrael kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיָּ֣שֶׂם אֹתָ֗ם עַ֚ל כִּתְפֹ֣ת הָאֵפֹ֔ד אַבְנֵ֥י זִכָּר֖וֹן לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Onları İsrael oğulları için anımsatma taşları olarak efodun omuzluklarına koydu. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Bu ayette 3 kez
Vehaavanim al şemot bene yisrael hena şetem esre al şemotam pituhe hotam iş al şemo lişnem asar şavet.
וְ֠הָאֲבָנִים עַל־שְׁמֹ֨ת בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֥ל הֵ֛נָּה שְׁתֵּ֥ים עֶשְׂרֵ֖ה עַל־שְׁמֹתָ֑ם פִּתּוּחֵ֤י חֹתָם֙ אִ֣ישׁ עַל־שְׁמ֔וֹ לִשְׁנֵ֥ים עָשָׂ֖ר שָֽׁבֶט׃
Taşlar, İsrael oğullarının adlarına göre on iki taneydi. On iki kabile için her birinin adı, bir mühür oyması gibi bir taşa işlenmişti.
Vayaasu al hahoşen şarşerot gavlut maase avot zahav tahor.
וַיַּעֲשׂ֧וּ עַל־הַחֹ֛שֶׁן שַׁרְשְׁרֹ֥ת גַּבְלֻ֖ת מַעֲשֵׂ֣ה עֲבֹ֑ת זָהָ֖ב טָהֽוֹר׃
Göğüslüğün uçları için saf altından, ip gibi örülmüş zincirler yaptılar.
Vayaasu şete mişbetsot zahav uşete tabeot zahav vayitenu et şete hatabaot al şene ketsot hahoşen.
וַֽיַּעֲשׂ֗וּ שְׁתֵּי֙ מִשְׁבְּצֹ֣ת זָהָ֔ב וּשְׁתֵּ֖י טַבְּעֹ֣ת זָהָ֑ב וַֽיִּתְּנ֗וּ אֶת־שְׁתֵּי֙ הַטַּבָּעֹ֔ת עַל־שְׁנֵ֖י קְצ֥וֹת הַחֹֽשֶׁן׃
İki altın yuva ve iki altın halka yaptılar. İki halkayı göğüslüğün iki ucuna koydular.
Bu ayette 2 kez
Vayitenu şete haavotot hazahav al şete hatabaot al ketsot hahoşen.
וַֽיִּתְּנ֗וּ שְׁתֵּי֙ הָעֲבֹתֹ֣ת הַזָּהָ֔ב עַל־שְׁתֵּ֖י הַטַּבָּעֹ֑ת עַל־קְצ֖וֹת הַחֹֽשֶׁן׃
İki altın örgüyü göğüslüğün uçlarındaki iki halkaya taktılar.
Bu ayette 2 kez
Veet şete ketsot şete haavotot natenu al şete hamişbetsot vayitenum al kitfot haefod el mul panav.
וְאֵ֨ת שְׁתֵּ֤י קְצוֹת֙ שְׁתֵּ֣י הָֽעֲבֹתֹ֔ת נָתְנ֖וּ עַל־שְׁתֵּ֣י הַֽמִּשְׁבְּצֹ֑ת וַֽיִּתְּנֻ֛ם עַל־כִּתְפֹ֥ת הָאֵפֹ֖ד אֶל־מ֥וּל פָּנָֽיו׃
İki örgünün öbür iki ucunu iki yuvaya taktılar; bunları efodun omuzluklarının ön tarafına yerleştirdiler.
Bu ayette 2 kez
Vayaasu şete tabeot zahav vayasimu al şene ketsot hahoşen al sefato aşer el ever haefod bayeta.
וַֽיַּעֲשׂ֗וּ שְׁתֵּי֙ טַבְּעֹ֣ת זָהָ֔ב וַיָּשִׂ֕ימוּ עַל־שְׁנֵ֖י קְצ֣וֹת הַחֹ֑שֶׁן עַל־שְׂפָת֕וֹ אֲשֶׁ֛ר אֶל־עֵ֥בֶר הָאֵפֹ֖ד בָּֽיְתָה׃
İki altın halka yapıp göğüslüğün iki ucuna, iç tarafta, efoda bakan kenarına koydular.
Vayaasu şete tabeot zahav vayitenum al şete hitfot haefod milmata mimul panav leumat mehbarto mimaal leheşev haefod.
וַֽיַּעֲשׂוּ֮ שְׁתֵּ֣י טַבְּעֹ֣ת זָהָב֒ וַֽיִּתְּנֻ֡ם עַל־שְׁתֵּי֩ כִתְפֹ֨ת הָאֵפֹ֤ד מִלְמַ֙טָּה֙ מִמּ֣וּל פָּנָ֔יו לְעֻמַּ֖ת מֶחְבַּרְתּ֑וֹ מִמַּ֕עַל לְחֵ֖שֶׁב הָאֵפֹֽד׃
İki altın halka daha yapıp efodun iki omuzluğunun alt kısmına, ön tarafta birleşme yerinin yakınına, efodun dokuma kemerinin üstüne koydular.
Vayirkesu et hahoşen mitabeotav el tabeot haefod biftil tehelet liheyot al heşev haefod velo yizah hahoşen meal haefod kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיִּרְכְּס֣וּ אֶת־הַחֹ֡שֶׁן מִטַּבְּעֹתָיו֩ אֶל־טַבְּעֹ֨ת הָאֵפֹ֜ד בִּפְתִ֣יל תְּכֵ֗לֶת לִֽהְיֹת֙ עַל־חֵ֣שֶׁב הָאֵפֹ֔ד וְלֹֽא־יִזַּ֣ח הַחֹ֔שֶׁן מֵעַ֖ל הָאֵפֹ֑ד כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Göğüslüğün halkalarını efodun halkalarına mavi bir kordonla bağladılar. Böylece göğüslük efodun dokuma kemerinin üzerinde duracak ve efoddan ayrılmayacaktı. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptılar.
Vayaasu al şule hameil rimone tehelet veargaman vetolaat şani maşezar.
וַֽיַּעֲשׂוּ֙ עַל־שׁוּלֵ֣י הַמְּעִ֔יל רִמּוֹנֵ֕י תְּכֵ֥לֶת וְאַרְגָּמָ֖ן וְתוֹלַ֣עַת שָׁנִ֑י מָשְׁזָֽר׃
Üstlüğün eteklerine bükülmüş mavi, erguvan ve kırmızı yünden narlar yaptılar.
Vayaasu faamone zahav tahor vayitenu et hapaamonim betoh harimonim al şule hameil saviv betoh harimonim.
וַיַּעֲשׂ֥וּ פַעֲמֹנֵ֖י זָהָ֣ב טָה֑וֹר וַיִּתְּנ֨וּ אֶת־הַפַּֽעֲמֹנִ֜ים בְּת֣וֹךְ הָרִמֹּנִ֗ים עַל־שׁוּלֵ֤י הַמְּעִיל֙ סָבִ֔יב בְּת֖וֹךְ הָרִמֹּנִֽים׃
Saf altından çıngıraklar yaptılar. Çıngırakları üstlüğün etekleri boyunca narların arasına, çepeçevre yerleştirdiler.
Paamon verimon paamon verimon al şule hameil saviv leşaret kaaşer tsiva Adonay et moşe.
פַּעֲמֹ֤ן וְרִמֹּן֙ פַּעֲמֹ֣ן וְרִמֹּ֔ן עַל־שׁוּלֵ֥י הַמְּעִ֖יל סָבִ֑יב לְשָׁרֵ֕ת כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Hizmet için üstlüğün etekleri çevresinde bir çıngırak ve bir nar, bir çıngırak ve bir nar vardı. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibiydi.
Vayitenu alav petil tehelet latet al hamitsnefet milmaela kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיִּתְּנ֤וּ עָלָיו֙ פְּתִ֣יל תְּכֵ֔לֶת לָתֵ֥ת עַל־הַמִּצְנֶ֖פֶת מִלְמָ֑עְלָה כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Sarığın üzerine bağlamak için ona mavi bir kordon taktılar. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptılar.
Vesamta şam et aron haedut vesakota al haaron et haparohet.
וְשַׂמְתָּ֣ שָׁ֔ם אֵ֖ת אֲר֣וֹן הָעֵד֑וּת וְסַכֹּתָ֥ עַל־הָאָרֹ֖ן אֶת־הַפָּרֹֽכֶת׃
Tanıklık Sandığı’nı oraya koyacak, sandığı ayırma perdesiyle örteceksin.
Vayifros et haohel al hamişkan vayasem et mihse haohel alav milmaela kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיִּפְרֹ֤שׂ אֶת־הָאֹ֙הֶל֙ עַל־הַמִּשְׁכָּ֔ן וַיָּ֜שֶׂם אֶת־מִכְסֵ֥ה הָאֹ֛הֶל עָלָ֖יו מִלְמָ֑עְלָה כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Çadırı Mişkan’ın üzerine gerdi; çadırın örtüsünü onun üstüne koydu. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Bu ayette 2 kez
Vayikah vayiten et haedut el haaron vayasem et habadim al haaron vayiten et hakaporet al haaron milmaela.
וַיִּקַּ֞ח וַיִּתֵּ֤ן אֶת־הָעֵדֻת֙ אֶל־הָ֣אָרֹ֔ן וַיָּ֥שֶׂם אֶת־הַבַּדִּ֖ים עַל־הָאָרֹ֑ן וַיִּתֵּ֧ן אֶת־הַכַּפֹּ֛רֶת עַל־הָאָרֹ֖ן מִלְמָֽעְלָה׃
Tanıklığı alıp sandığın içine koydu. Taşıma sırıklarını sandığa taktı ve kapağı sandığın üstüne yerleştirdi.
Vayave et haaron el hamişkan vayasem et parohet hamasah vayaseh al aron haedut kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיָּבֵ֣א אֶת־הָאָרֹן֮ אֶל־הַמִּשְׁכָּן֒ וַיָּ֗שֶׂם אֵ֚ת פָּרֹ֣כֶת הַמָּסָ֔ךְ וַיָּ֕סֶךְ עַ֖ל אֲר֣וֹן הָעֵד֑וּת כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Sandığı Mişkan’ın içine getirdi. Ayırma perdesini asarak Tanıklık Sandığı’nı örttü. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Vayiten et haşulhan beohel moed al yereh hamişkan tsafona mihuts laparohet.
וַיִּתֵּ֤ן אֶת־הַשֻּׁלְחָן֙ בְּאֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד עַ֛ל יֶ֥רֶךְ הַמִּשְׁכָּ֖ן צָפֹ֑נָה מִח֖וּץ לַפָּרֹֽכֶת׃
Masayı Buluşma Çadırı’na, Mişkan’ın kuzey yanına, perdenin dışına koydu.
Vayasem et hamenora beohel moed nohah haşulhan al yereh hamişkan negba.
וַיָּ֤שֶׂם אֶת־הַמְּנֹרָה֙ בְּאֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד נֹ֖כַח הַשֻּׁלְחָ֑ן עַ֛ל יֶ֥רֶךְ הַמִּשְׁכָּ֖ן נֶֽגְבָּה׃
Menorayı Buluşma Çadırı’na, masanın karşısına, Mişkan’ın güney yanına koydu.
Ki anan Adonay al hamişkan yomam veeş tihye layla bo leene hol bet yisrael behol masehem.
כִּי֩ עֲנַ֨ן יְהוָ֤ה עַֽל־הַמִּשְׁכָּן֙ יוֹמָ֔ם וְאֵ֕שׁ תִּהְיֶ֥ה לַ֖יְלָה בּ֑וֹ לְעֵינֵ֥י כָל־בֵּֽית־יִשְׂרָאֵ֖ל בְּכָל־מַסְעֵיהֶֽם׃
Çünkü bütün yolculuklarında, bütün İsrael evinin gözü önünde, gündüz Adonay’ın bulutu Mişkan’ın üzerinde olur, gece de orada ateş bulunurdu.
Vesamah yado al roş haola venirtsa lo lehaper alav.
וְסָמַ֣ךְ יָד֔וֹ עַ֖ל רֹ֣אשׁ הָעֹלָ֑ה וְנִרְצָ֥ה ל֖וֹ לְכַפֵּ֥ר עָלָֽיו׃
Elini bütünüyle yakılan sununun başına dayayacak. Sunu, onun adına kefaret sağlamak üzere kabul edilecek.
Veşahat et ben habakar lifne Adonay vehikrivu bene aharon hakohanim et hadam vezareku et hadam al hamizbeah saviv aşer petah ohel moed.
וְשָׁחַ֛ט אֶת־בֶּ֥ן הַבָּקָ֖ר לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה וְ֠הִקְרִיבוּ בְּנֵ֨י אַהֲרֹ֤ן הַֽכֹּֽהֲנִים֙ אֶת־הַדָּ֔ם וְזָרְק֨וּ אֶת־הַדָּ֤ם עַל־הַמִּזְבֵּ֙חַ֙ סָבִ֔יב אֲשֶׁר־פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
Genç sığırı Adonay’ın önünde kesecek. Aaron’un oğulları olan kâhinler kanı sunacak, Buluşma Çadırı’nın girişindeki sunağın çevresine serpecekler.
Bu ayette 2 kez
Venatenu bene aharon hakohen eş al hamizbeah vearehu etsim al haeş.
וְ֠נָתְנוּ בְּנֵ֨י אַהֲרֹ֧ן הַכֹּהֵ֛ן אֵ֖שׁ עַל־הַמִּזְבֵּ֑חַ וְעָרְכ֥וּ עֵצִ֖ים עַל־הָאֵֽשׁ׃
Kâhin Aaron’un oğulları sunağa ateş koyacak ve ateşin üzerine odunları dizecekler.
Bu ayette 3 kez
Vearehu bene aharon hakohanim et hanetahim et haroş veet hapader al haetsim aşer al haeş aşer al hamizbeah.
וְעָרְכ֗וּ בְּנֵ֤י אַהֲרֹן֙ הַכֹּ֣הֲנִ֔ים אֵ֚ת הַנְּתָחִ֔ים אֶת־הָרֹ֖אשׁ וְאֶת־הַפָּ֑דֶר עַל־הָעֵצִים֙ אֲשֶׁ֣ר עַל־הָאֵ֔שׁ אֲשֶׁ֖ר עַל־הַמִּזְבֵּֽחַ׃
Aaron’un oğulları olan kâhinler parçaları, başı ve yağı, sunaktaki ateşin üzerindeki odunlara dizecekler.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice biçimlere veya dilbilgisel yapılara karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim עַל
Temel kelime (lemma) עַל
Türkçe anlam: üzerinde, üstünde; üzerine, yukarıda
above
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 987 kez
HRİbranice biçim אַל
Temel kelime (lemma) אַל
Türkçe anlam: değil; yapma; olmasın
not
Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı
Bu yapının kullanımı: 85 kez
HTnİbranice biçim עַל
Temel kelime (lemma) כִּי עַל כֵּן
Türkçe anlam: mademki; bundan dolayı; bu nedenle
forasmuch as
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 6 kez
HRİbranice biçim אַל
Temel kelime (lemma) לֹא
Türkçe anlam: değil, hayır; olumsuzluk bildiren sözcük
not; no
Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HTnOkunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.