Kol merim terumat kesef unehoşet heviu et terumat Adonay vehol aşer nimtsa ito atse şitim lehol melehet haavoda heviu.
כָּל־מֵרִ֗ים תְּר֤וּמַת כֶּ֙סֶף֙ וּנְחֹ֔שֶׁת הֵבִ֕יאוּ אֵ֖ת תְּרוּמַ֣ת יְהוָ֑ה וְכֹ֡ל אֲשֶׁר֩ נִמְצָ֨א אִתּ֜וֹ עֲצֵ֥י שִׁטִּ֛ים לְכָל־מְלֶ֥אכֶת הָעֲבֹדָ֖ה הֵבִֽיאוּ׃
Gümüş ya da bakır bağışı ayıran herkes Adonay’a ayrılan bağışı getirdi. Yanında hizmetteki herhangi bir iş için akasya ağacı bulunan herkes onu getirdi.
Bu ayette 2 kez
Vehol işa hahmat lev beyadeha tavu vayaviu matve et hatehelet veet haargaman et tolaat haşani veet haşeş.
וְכָל־אִשָּׁ֥ה חַכְמַת־לֵ֖ב בְּיָדֶ֣יהָ טָו֑וּ וַיָּבִ֣יאוּ מַטְוֶ֗ה אֶֽת־הַתְּכֵ֙לֶת֙ וְאֶת־הָֽאַרְגָּמָ֔ן אֶת־תּוֹלַ֥עַת הַשָּׁנִ֖י וְאֶת־הַשֵּֽׁשׁ׃
Usta yürekli bütün kadınlar elleriyle iplik eğirdiler. Eğirdikleri mavi, erguvan ve kırmızı yünle ince keten ipliklerini getirdiler.
Vehol hanaşim aşer nasa liban otana behohma tavu et haizim.
וְכָל־הַ֨נָּשִׁ֔ים אֲשֶׁ֨ר נָשָׂ֥א לִבָּ֛ן אֹתָ֖נָה בְּחָכְמָ֑ה טָו֖וּ אֶת־הָעִזִּֽים׃
Yürekleri kendilerini bu ustalığa yönelten bütün kadınlar keçi kılını eğirdiler.
Vehanesiim heviu et avne haşoham veet avne hamiluim laefod velahoşen.
וְהַנְּשִׂאִ֣ם הֵבִ֔יאוּ אֵ֚ת אַבְנֵ֣י הַשֹּׁ֔הַם וְאֵ֖ת אַבְנֵ֣י הַמִּלֻּאִ֑ים לָאֵפ֖וֹד וְלַחֹֽשֶׁן׃
Önderler, efod ve göğüslük için şoham taşlarını ve yuvalara yerleştirilecek taşları getirdiler;
Veasa vetsalel veoholiav vehol iş haham lev aşer natan Adonay hohma utevuna bahema ladaat laasot et kol melehet avodat hakodeş lehol aşer tsiva Adonay.
וְעָשָׂה֩ בְצַלְאֵ֨ל וְאָהֳלִיאָ֜ב וְכֹ֣ל ׀ אִ֣ישׁ חֲכַם־לֵ֗ב אֲשֶׁר֩ נָתַ֨ן יְהוָ֜ה חָכְמָ֤ה וּתְבוּנָה֙ בָּהֵ֔מָּה לָדַ֣עַת לַעֲשֹׂ֔ת אֶֽת־כָּל־מְלֶ֖אכֶת עֲבֹדַ֣ת הַקֹּ֑דֶשׁ לְכֹ֥ל אֲשֶׁר־צִוָּ֖ה יְהוָֽה׃
Betsalel, Oholiav ve Adonay’ın kutsal hizmete ait bütün işlerin nasıl yapılacağını bilmeleri için bilgelik ve anlayış verdiği bütün usta yürekli kişiler, her şeyi Adonay’ın buyurduğu gibi yapacaklar.”
Vayikhu milifne moşe et kol hateruma aşer heviu bene yisrael limlehet avodat hakodeş laasot otah vehem heviu elav od nedava baboker baboker.
וַיִּקְח֞וּ מִלִּפְנֵ֣י מֹשֶׁ֗ה אֵ֤ת כָּל־הַתְּרוּמָה֙ אֲשֶׁ֨ר הֵבִ֜יאוּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לִמְלֶ֛אכֶת עֲבֹדַ֥ת הַקֹּ֖דֶשׁ לַעֲשֹׂ֣ת אֹתָ֑הּ וְ֠הֵם הֵבִ֨יאוּ אֵלָ֥יו ע֛וֹד נְדָבָ֖ה בַּבֹּ֥קֶר בַּבֹּֽקֶר׃
İsrael oğullarının kutsal hizmetin yapımı için getirdikleri bütün bağışları Moşe’nin önünden aldılar. Halk ise ona her sabah gönüllü bağış getirmeye devam ediyordu.
Vayavou kol hahahamim haosim et kol melehet hakodeş iş iş mimelahto aşer hema osim.
וַיָּבֹ֙אוּ֙ כָּל־הַ֣חֲכָמִ֔ים הָעֹשִׂ֕ים אֵ֖ת כָּל־מְלֶ֣אכֶת הַקֹּ֑דֶשׁ אִֽישׁ־אִ֥ישׁ מִמְּלַאכְתּ֖וֹ אֲשֶׁר־הֵ֥מָּה עֹשִֽׂים׃
Kutsal işlerin tamamını yapan bütün ustalar, her biri yapmakta olduğu işi bırakıp geldiler.
Vayaasu hol haham lev beose hamelaha et hamişkan eser yeriot şeş maşezar utehelet veargaman vetolaat şani keruvim maase hoşev asa otam.
וַיַּעֲשׂ֨וּ כָל־חֲכַם־לֵ֜ב בְּעֹשֵׂ֧י הַמְּלָאכָ֛ה אֶת־הַמִּשְׁכָּ֖ן עֶ֣שֶׂר יְרִיעֹ֑ת שֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֗ר וּתְכֵ֤לֶת וְאַרְגָּמָן֙ וְתוֹלַ֣עַת שָׁנִ֔י כְּרֻבִ֛ים מַעֲשֵׂ֥ה חֹשֵׁ֖ב עָשָׂ֥ה אֹתָֽם׃
İşi yapan bütün usta yürekli kişiler Mişkan’ı on örtüyle yaptılar. Onları bükülmüş ince ketenden, mavi, erguvan ve kırmızı yünden, ustaca dokunmuş keruv desenleriyle yaptılar.
Vayehaber et hameş hayeriot ahat el ehat vehameş yeriot hibar ahat el ehat.
וַיְחַבֵּר֙ אֶת־חֲמֵ֣שׁ הַיְרִיעֹ֔ת אַחַ֖ת אֶל־אֶחָ֑ת וְחָמֵ֤שׁ יְרִיעֹת֙ חִבַּ֔ר אַחַ֖ת אֶל־אֶחָֽת׃
Beş örtüyü birbirine, öbür beş örtüyü de birbirine birleştirdi.
Vayaas hamişim karse zahav vayehaber et hayeriot ahat el ahat bakerasim vayehi hamişkan ehad.
וַיַּ֕עַשׂ חֲמִשִּׁ֖ים קַרְסֵ֣י זָהָ֑ב וַיְחַבֵּ֨ר אֶת־הַיְרִעֹ֜ת אַחַ֤ת אֶל־אַחַת֙ בַּקְּרָסִ֔ים וַֽיְהִ֥י הַמִּשְׁכָּ֖ן אֶחָֽד׃ (ס)
Elli altın kopça yaptı, örtüleri kopçalarla birbirine birleştirdi. Böylece Mişkan tek bir bütün oldu.
Vayehaber et hameş hayeriot levad veet şeş hayeriot levad.
וַיְחַבֵּ֛ר אֶת־חֲמֵ֥שׁ הַיְרִיעֹ֖ת לְבָ֑ד וְאֶת־שֵׁ֥שׁ הַיְרִיעֹ֖ת לְבָֽד׃
Beş örtüyü ayrı, altı örtüyü ayrı birleştirdi.
Vayaas karse nehoşet hamişim lehaber et haohel liheyot ehad.
וַיַּ֛עַשׂ קַרְסֵ֥י נְחֹ֖שֶׁת חֲמִשִּׁ֑ים לְחַבֵּ֥ר אֶת־הָאֹ֖הֶל לִֽהְיֹ֥ת אֶחָֽד׃
Çadırı birleştirip tek bir bütün yapmak için elli bakır kopça yaptı.
Vayaas et hakeraşim lamişkan atse şitim omedim.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַקְּרָשִׁ֖ים לַמִּשְׁכָּ֑ן עֲצֵ֥י שִׁטִּ֖ים עֹמְדִֽים׃
Mişkan için akasya ağacından dik duracak tahtalar yaptı.
Vayaas et hakeraşim lamişkan esrim keraşim lifat negev temana.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַקְּרָשִׁ֖ים לַמִּשְׁכָּ֑ן עֶשְׂרִ֣ים קְרָשִׁ֔ים לִפְאַ֖ת נֶ֥גֶב תֵּימָֽנָה׃
Mişkan için güney tarafına yirmi tahta yaptı.
Vayaas et haberiah hatihon livroah betoh hakeraşim min hakatse el hakatse.
וַיַּ֖עַשׂ אֶת־הַבְּרִ֣יחַ הַתִּיכֹ֑ן לִבְרֹ֙חַ֙ בְּת֣וֹךְ הַקְּרָשִׁ֔ים מִן־הַקָּצֶ֖ה אֶל־הַקָּצֶֽה׃
Orta çubuğu, tahtaların içinden bir uçtan öbür uca geçecek biçimde yaptı.
Veet hakeraşim tsipa zahav veet tabeotam asa zahav batim laberihim vayetsaf et haberihim zahav.
וְֽאֶת־הַקְּרָשִׁ֞ים צִפָּ֣ה זָהָ֗ב וְאֶת־טַבְּעֹתָם֙ עָשָׂ֣ה זָהָ֔ב בָּתִּ֖ים לַבְּרִיחִ֑ם וַיְצַ֥ף אֶת־הַבְּרִיחִ֖ם זָהָֽב׃
Tahtaları altınla kapladı. Çubuklara yuva olacak halkalarını altından yaptı ve çubukları altınla kapladı.
Vayaas et haparohet tehelet veargaman vetolaat şani veşeş maşezar maase hoşev asa otah keruvim.
וַיַּ֙עַשׂ֙ אֶת־הַפָּרֹ֔כֶת תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֑ר מַעֲשֵׂ֥ה חֹשֵׁ֛ב עָשָׂ֥ה אֹתָ֖הּ כְּרֻבִֽים׃
Ayırma perdesini mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden yaptı. Onu ustaca dokunmuş keruv desenleriyle yaptı.
Vayaas betsalel et haaron atse şitim amatayim vahetsi orko veama vahetsi rohbo veama vahetsi komato.
וַיַּ֧עַשׂ בְּצַלְאֵ֛ל אֶת־הָאָרֹ֖ן עֲצֵ֣י שִׁטִּ֑ים אַמָּתַ֨יִם וָחֵ֜צִי אָרְכּ֗וֹ וְאַמָּ֤ה וָחֵ֙צִי֙ רָחְבּ֔וֹ וְאַמָּ֥ה וָחֵ֖צִי קֹמָתֽוֹ׃
Betsalel sandığı akasya ağacından yaptı. Uzunluğu iki buçuk arşın, genişliği bir buçuk arşın, yüksekliği bir buçuk arşındı.
Bu ayette 2 kez
Vayave et habadim batabaot al tsalot haaron laset et haaron.
וַיָּבֵ֤א אֶת־הַבַּדִּים֙ בַּטַּבָּעֹ֔ת עַ֖ל צַלְעֹ֣ת הָאָרֹ֑ן לָשֵׂ֖את אֶת־הָאָרֹֽן׃
Sandığı taşımak için sırıkları sandığın yanlarındaki halkalara geçirdi.
Keruv ehad mikatsa mize uheruv ehad mikatsa mize min hakaporet asa et hakeruvim mişene ketsotav.
כְּרוּב־אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת עָשָׂ֥ה אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים מִשְּׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָֽיו׃]
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv vardı. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yaptı.
Vayaas et haşulhan atse şitim amatayim orko veama rohbo veama vahetsi komato.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַשֻּׁלְחָ֖ן עֲצֵ֣י שִׁטִּ֑ים אַמָּתַ֤יִם אָרְכּוֹ֙ וְאַמָּ֣ה רָחְבּ֔וֹ וְאַמָּ֥ה וָחֵ֖צִי קֹמָתֽוֹ׃
Masayı akasya ağacından yaptı. Uzunluğu iki arşın, genişliği bir arşın, yüksekliği bir buçuk arşındı.
Vayitsok lo arba tabeot zahav vayiten et hatabaot al arba hapeot aşer learba raglav.
וַיִּצֹ֣ק ל֔וֹ אַרְבַּ֖ע טַבְּעֹ֣ת זָהָ֑ב וַיִּתֵּן֙ אֶת־הַטַּבָּעֹ֔ת עַ֚ל אַרְבַּ֣ע הַפֵּאֹ֔ת אֲשֶׁ֖ר לְאַרְבַּ֥ע רַגְלָֽיו׃
Onun için dört altın halka döktü; halkaları dört ayağının bulunduğu dört köşeye yerleştirdi.
Leumat hamisgeret hayu hatabaot batim labadim laset et haşulhan.
לְעֻמַּת֙ הַמִּסְגֶּ֔רֶת הָי֖וּ הַטַּבָּעֹ֑ת בָּתִּים֙ לַבַּדִּ֔ים לָשֵׂ֖את אֶת־הַשֻּׁלְחָֽן׃
Halkalar çerçeveyle aynı hizadaydı. Masayı taşımak için kullanılan sırıklara yuva oluyorlardı.
Bu ayette 2 kez
Vayaas et habadim atse şitim vayetsaf otam zahav laset et haşulhan.
וַיַּ֤עַשׂ אֶת־הַבַּדִּים֙ עֲצֵ֣י שִׁטִּ֔ים וַיְצַ֥ף אֹתָ֖ם זָהָ֑ב לָשֵׂ֖את אֶת־הַשֻּׁלְחָֽן׃
Masayı taşımak için sırıkları akasya ağacından yapıp altınla kapladı.
Bu ayette 2 kez
Vayaas et hakelim aşer al haşulhan et kearotav veet kapotav veet menakiyotav veet hakesavot aşer yusah bahen zahav tahor.
וַיַּ֜עַשׂ אֶֽת־הַכֵּלִ֣ים ׀ אֲשֶׁ֣ר עַל־הַשֻּׁלְחָ֗ן אֶת־קְעָרֹתָ֤יו וְאֶת־כַּפֹּתָיו֙ וְאֵת֙ מְנַקִּיֹּתָ֔יו וְאֶת־הַקְּשָׂוֺ֔ת אֲשֶׁ֥ר יֻסַּ֖ךְ בָּהֵ֑ן זָהָ֖ב טָהֽוֹר׃ (פ)
Masanın üzerindeki gereçleri, ekmek kalıplarını, kaşıklarını, desteklerini ve ekmeklerin üzerine yerleştirileceği olukları saf altından yaptı.
Bu ayette 2 kez
Vayaas et hamenora zahav tahor mikşa asa et hamenora yerehah vekanah gevieha kaftoreha uferaheha mimena hayu.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַמְּנֹרָ֖ה זָהָ֣ב טָה֑וֹר מִקְשָׁ֞ה עָשָׂ֤ה אֶת־הַמְּנֹרָה֙ יְרֵכָ֣הּ וְקָנָ֔הּ גְּבִיעֶ֛יהָ כַּפְתֹּרֶ֥יהָ וּפְרָחֶ֖יהָ מִמֶּ֥נָּה הָיֽוּ׃
Menorayı saf altından yaptı. Menorayı dövme işiyle yaptı; tabanı, gövdesi, kadeh biçimindeki süsleri, yumruları ve çiçekleri onunla tek parçaydı.
Vayaas et neroteha şiva umalkaheha umahtoteha zahav tahor.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־נֵרֹתֶ֖יהָ שִׁבְעָ֑ה וּמַלְקָחֶ֥יהָ וּמַחְתֹּתֶ֖יהָ זָהָ֥ב טָהֽוֹר׃
Onun yedi kandilini, fitil maşalarını ve kül kaplarını saf altından yaptı.
Vayaas et mizbah haketoret atse şitim ama orko veama rohbo ravua veamatayim komato mimenu hayu karnotav.
וַיַּ֛עַשׂ אֶת־מִזְבַּ֥ח הַקְּטֹ֖רֶת עֲצֵ֣י שִׁטִּ֑ים אַמָּ֣ה אָרְכּוֹ֩ וְאַמָּ֨ה רָחְבּ֜וֹ רָב֗וּעַ וְאַמָּתַ֙יִם֙ קֹֽמָת֔וֹ מִמֶּ֖נּוּ הָי֥וּ קַרְנֹתָֽיו׃
Tütsü sunağını akasya ağacından yaptı. Uzunluğu bir arşın, genişliği bir arşındı; kareydi. Yüksekliği iki arşındı. Boynuzları onunla tek parçaydı.
Vayetsaf oto zahav tahor et gago veet kirotav saviv veet karnotav vayaas lo zer zahav saviv.
וַיְצַ֨ף אֹת֜וֹ זָהָ֣ב טָה֗וֹר אֶת־גַּגּ֧וֹ וְאֶת־קִירֹתָ֛יו סָבִ֖יב וְאֶת־קַרְנֹתָ֑יו וַיַּ֥עַשׂ ל֛וֹ זֵ֥ר זָהָ֖ב סָבִֽיב׃
Üstünü, çevresindeki bütün yanlarını ve boynuzlarını saf altınla kapladı. Çevresine altın bir kenarlık yaptı.
Vayaas et habadim atse şitim vayetsaf otam zahav.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַבַּדִּ֖ים עֲצֵ֣י שִׁטִּ֑ים וַיְצַ֥ף אֹתָ֖ם זָהָֽב׃
Sırıkları akasya ağacından yapıp altınla kapladı.
Vayaas et şemen hamişha kodeş veet ketoret hasamim tahor maase rokeah.
וַיַּ֜עַשׂ אֶת־שֶׁ֤מֶן הַמִּשְׁחָה֙ קֹ֔דֶשׁ וְאֶת־קְטֹ֥רֶת הַסַּמִּ֖ים טָה֑וֹר מַעֲשֵׂ֖ה רֹקֵֽחַ׃ (פ)
Kutsal meshetme yağını ve saf, güzel kokulu tütsüyü koku hazırlayan bir ustanın işiyle yaptı.
Vayaas et mizbah haola atse şitim hameş amot orko vehameş amot rohbo ravua veşaloş amot komato.
וַיַּ֛עַשׂ אֶת־מִזְבַּ֥ח הָעֹלָ֖ה עֲצֵ֣י שִׁטִּ֑ים חָמֵשׁ֩ אַמּ֨וֹת אָרְכּ֜וֹ וְחָֽמֵשׁ־אַמּ֤וֹת רָחְבּוֹ֙ רָב֔וּעַ וְשָׁלֹ֥שׁ אַמּ֖וֹת קֹמָתֽוֹ׃
Bütünüyle yakılan sunuların sunağını akasya ağacından yaptı. Uzunluğu beş arşın, genişliği beş arşındı; kareydi. Yüksekliği üç arşındı.
Bu ayette 3 kez
Vayaas et kol kele hamizbeah et hasirot veet hayaim veet hamizrakot et hamizlagot veet hamahtot kol kelav asa nehoşet.
וַיַּ֜עַשׂ אֶֽת־כָּל־כְּלֵ֣י הַמִּזְבֵּ֗חַ אֶת־הַסִּירֹ֤ת וְאֶת־הַיָּעִים֙ וְאֶת־הַמִּזְרָקֹ֔ת אֶת־הַמִּזְלָגֹ֖ת וְאֶת־הַמַּחְתֹּ֑ת כָּל־כֵּלָ֖יו עָשָׂ֥ה נְחֹֽשֶׁת׃
Sunağın bütün gereçlerini, kül kaplarını, kürekleri, çanakları, çatalları ve kor kaplarını yaptı. Bütün gereçlerini bakırdan yaptı.
Vayaas et habadim atse şitim vayetsaf otam nehoşet.
וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַבַּדִּ֖ים עֲצֵ֣י שִׁטִּ֑ים וַיְצַ֥ף אֹתָ֖ם נְחֹֽשֶׁת׃
Sırıkları akasya ağacından yapıp bakırla kapladı.
Vayave et habadim batabaot al tsalot hamizbeah laset oto bahem nevuv luhot asa oto.
וַיָּבֵ֨א אֶת־הַבַּדִּ֜ים בַּטַּבָּעֹ֗ת עַ֚ל צַלְעֹ֣ת הַמִּזְבֵּ֔חַ לָשֵׂ֥את אֹת֖וֹ בָּהֶ֑ם נְב֥וּב לֻחֹ֖ת עָשָׂ֥ה אֹתֽוֹ׃ (ס)
Sunağı taşımak için sırıkları yanlarındaki halkalara geçirdi. Onu tahtalardan, içi boş olarak yaptı.
Vayaas et hakiyor nehoşet veet kano nehoşet bemarot hatsoveot aşer tsaveu petah ohel moed.
וַיַּ֗עַשׂ אֵ֚ת הַכִּיּ֣וֹר נְחֹ֔שֶׁת וְאֵ֖ת כַּנּ֣וֹ נְחֹ֑שֶׁת בְּמַרְאֹת֙ הַצֹּ֣בְאֹ֔ת אֲשֶׁ֣ר צָֽבְא֔וּ פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃ (ס)
Bakır leğeni ve bakır kaidesini, Buluşma Çadırı’nın girişinde toplanan kadınların aynalarından yaptı.
Vayaas et hehatser lifat negev temana kale hehatser şeş maşezar mea baama.
וַיַּ֖עַשׂ אֶת־הֶחָצֵ֑ר לִפְאַ֣ת ׀ נֶ֣גֶב תֵּימָ֗נָה קַלְעֵ֤י הֶֽחָצֵר֙ שֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֔ר מֵאָ֖ה בָּאַמָּֽה׃
Avluyu yaptı. Güney tarafındaki avlu perdeleri bükülmüş ince ketendendi; uzunlukları yüz arşındı.
Bu ayette 2 kez
Uvetsalel ben uri ven hur lemate yehuda asa et kol aşer tsiva Adonay et moşe.
וּבְצַלְאֵ֛ל בֶּן־אוּרִ֥י בֶן־ח֖וּר לְמַטֵּ֣ה יְהוּדָ֑ה עָשָׂ֕ה אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Yehuda kabilesinden Hur oğlu Uri oğlu Betsalel, Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu her şeyi yaptı.
Vayehi meat kikar hakesef latseket et adne hakodeş veet adne haparohet meat adanim limat hakikar kikar laaden.
וַיְהִ֗י מְאַת֙ כִּכַּ֣ר הַכֶּ֔סֶף לָצֶ֗קֶת אֵ֚ת אַדְנֵ֣י הַקֹּ֔דֶשׁ וְאֵ֖ת אַדְנֵ֣י הַפָּרֹ֑כֶת מְאַ֧ת אֲדָנִ֛ים לִמְאַ֥ת הַכִּכָּ֖ר כִּכָּ֥ר לָאָֽדֶן׃
Yüz kikar gümüş, Kutsal Yer’in tabanlarını ve ayırma perdesinin tabanlarını dökmek için kullanıldı. Yüz kikarla yüz taban yapıldı; her taban için bir kikar.
Vayaas bah et adne petah ohel moed veet mizbah hanehoşet veet mihbar hanehoşet aşer lo veet kol kele hamizbeah.
וַיַּ֣עַשׂ בָּ֗הּ אֶת־אַדְנֵי֙ פֶּ֚תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וְאֵת֙ מִזְבַּ֣ח הַנְּחֹ֔שֶׁת וְאֶת־מִכְבַּ֥ר הַנְּחֹ֖שֶׁת אֲשֶׁר־ל֑וֹ וְאֵ֖ת כָּל־כְּלֵ֥י הַמִּזְבֵּֽחַ׃
Onunla Buluşma Çadırı’nın giriş tabanlarını, bakır sunağı, onun bakır ızgarasını ve sunağın bütün gereçlerini yaptı;
Bu ayette 2 kez
Umin hatehelet vehaargaman vetolaat haşani asu vigde serad leşaret bakodeş vayaasu et bigde hakodeş aşer leaharon kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וּמִן־הַתְּכֵ֤לֶת וְהָֽאַרְגָּמָן֙ וְתוֹלַ֣עַת הַשָּׁנִ֔י עָשׂ֥וּ בִגְדֵי־שְׂרָ֖ד לְשָׁרֵ֣ת בַּקֹּ֑דֶשׁ וַֽיַּעֲשׂ֞וּ אֶת־בִּגְדֵ֤י הַקֹּ֙דֶשׁ֙ אֲשֶׁ֣ר לְאַהֲרֹ֔ן כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Mavi, erguvan ve kırmızı yünden Kutsal Yer’de hizmet için dokuma örtüleri yaptılar. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi Aaron’un kutsal giysilerini de yaptılar.
Vayaas et haefod zahav tehelet veargaman vetolaat şani veşeş maşezar.
וַיַּ֖עַשׂ אֶת־הָאֵפֹ֑ד זָהָ֗ב תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֥שׁ מָשְׁזָֽר׃
Efodu altın, mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden yaptı.
Vayerakeu et pahe hazahav vekitsets petilim laasot betoh hatehelet uvetoh haargaman uvetoh tolaat haşani uvetoh haşeş maase hoşev.
וַֽיְרַקְּע֞וּ אֶת־פַּחֵ֣י הַזָּהָב֮ וְקִצֵּ֣ץ פְּתִילִם֒ לַעֲשׂ֗וֹת בְּת֤וֹךְ הַתְּכֵ֙לֶת֙ וּבְת֣וֹךְ הָֽאַרְגָּמָ֔ן וּבְת֛וֹךְ תּוֹלַ֥עַת הַשָּׁנִ֖י וּבְת֣וֹךְ הַשֵּׁ֑שׁ מַעֲשֵׂ֖ה חֹשֵֽׁב׃
Altını döverek ince levhalar yaptılar. Ustaca dokunmak üzere mavi, erguvan ve kırmızı yünün ve ince ketenin arasına katmak için onu şeritler halinde kesti.
Veheşev afudato aşer alav mimenu u kemaaseu zahav tehelet veargaman vetolaat şani veşeş maşezar kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וְחֵ֨שֶׁב אֲפֻדָּת֜וֹ אֲשֶׁ֣ר עָלָ֗יו מִמֶּ֣נּוּ הוּא֮ כְּמַעֲשֵׂהוּ֒ זָהָ֗ב תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֑ר כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Üzerindeki dokuma kemeri onunla tek parça ve aynı işçilikteydi: Altın, mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibiydi.
Vayaasu et avne haşoham musabot mişbetsot zahav mefutahot pituhe hotam al şemot bene yisrael.
וַֽיַּעֲשׂוּ֙ אֶת־אַבְנֵ֣י הַשֹּׁ֔הַם מֻֽסַבֹּ֖ת מִשְׁבְּצֹ֣ת זָהָ֑ב מְפֻתָּחֹת֙ פִּתּוּחֵ֣י חוֹתָ֔ם עַל־שְׁמ֖וֹת בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Şoham taşlarını altın yuvalarla çevrili yaptılar. Üzerlerine İsrael oğullarının adlarını mühür oyar gibi işlediler.
Vayasem otam al kitfot haefod avne zikaron livne yisrael kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיָּ֣שֶׂם אֹתָ֗ם עַ֚ל כִּתְפֹ֣ת הָאֵפֹ֔ד אַבְנֵ֥י זִכָּר֖וֹן לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Onları İsrael oğulları için anımsatma taşları olarak efodun omuzluklarına koydu. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Vayaas et hahoşen maase hoşev kemaase efod zahav tehelet veargaman vetolaat şani veşeş maşezar.
וַיַּ֧עַשׂ אֶת־הַחֹ֛שֶׁן מַעֲשֵׂ֥ה חֹשֵׁ֖ב כְּמַעֲשֵׂ֣ה אֵפֹ֑ד זָהָ֗ב תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֥שׁ מָשְׁזָֽר׃
Göğüslüğü efodun işçiliğiyle, altın, mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden ustaca dokuyarak yaptı.
Ravua haya kaful asu et hahoşen zeret orko vezeret rohbo kaful.
רָב֧וּעַ הָיָ֛ה כָּפ֖וּל עָשׂ֣וּ אֶת־הַחֹ֑שֶׁן זֶ֧רֶת אָרְכּ֛וֹ וְזֶ֥רֶת רָחְבּ֖וֹ כָּפֽוּל׃
Kareydi. Göğüslüğü ikiye katlanmış yaptılar; katlandığında uzunluğu bir karış, genişliği bir karıştı.
Vayaasu şete mişbetsot zahav uşete tabeot zahav vayitenu et şete hatabaot al şene ketsot hahoşen.
וַֽיַּעֲשׂ֗וּ שְׁתֵּי֙ מִשְׁבְּצֹ֣ת זָהָ֔ב וּשְׁתֵּ֖י טַבְּעֹ֣ת זָהָ֑ב וַֽיִּתְּנ֗וּ אֶת־שְׁתֵּי֙ הַטַּבָּעֹ֔ת עַל־שְׁנֵ֖י קְצ֥וֹת הַחֹֽשֶׁן׃
İki altın yuva ve iki altın halka yaptılar. İki halkayı göğüslüğün iki ucuna koydular.
Bu ayette 2 kez
Vayirkesu et hahoşen mitabeotav el tabeot haefod biftil tehelet liheyot al heşev haefod velo yizah hahoşen meal haefod kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיִּרְכְּס֣וּ אֶת־הַחֹ֡שֶׁן מִטַּבְּעֹתָיו֩ אֶל־טַבְּעֹ֨ת הָאֵפֹ֜ד בִּפְתִ֣יל תְּכֵ֗לֶת לִֽהְיֹת֙ עַל־חֵ֣שֶׁב הָאֵפֹ֔ד וְלֹֽא־יִזַּ֣ח הַחֹ֔שֶׁן מֵעַ֖ל הָאֵפֹ֑ד כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Göğüslüğün halkalarını efodun halkalarına mavi bir kordonla bağladılar. Böylece göğüslük efodun dokuma kemerinin üzerinde duracak ve efoddan ayrılmayacaktı. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptılar.