Temel kelime (lemma) אֶל
Türkçe anlam: -e/-a; ...e doğru, ...e yönelerek
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
motion to
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 1149 kez
Teknik kod
HRTORA’DA KELİME
-e/-a; ...e doğru, ...e yönelerek · değil; yapma; olmasın · tanrı; güçlü olan · Bet-El (yer adı)
Bu İbranice biçim Tora’da 1282 kez, 1096 farklı ayette görülür.
Vayavo ben mahane mitsrayim uven mahane yisrael vayehi heanan vehahoşeh vayaer et halayla velo karav ze el ze kol halayla.
וַיָּבֹ֞א בֵּ֣ין ׀ מַחֲנֵ֣ה מִצְרַ֗יִם וּבֵין֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיְהִ֤י הֶֽעָנָן֙ וְהַחֹ֔שֶׁךְ וַיָּ֖אֶר אֶת־הַלָּ֑יְלָה וְלֹא־קָרַ֥ב זֶ֛ה אֶל־זֶ֖ה כָּל־הַלָּֽיְלָה׃
Mısır ordugâhıyla İsrael ordugâhının arasına girdi. Bir yanda bulut ve karanlık vardı; öte yanda geceyi aydınlatıyordu. Bütün gece iki ordugâh birbirine yaklaşamadı.
Vayirdefu mitsrayim vayavou aharehem kol sus paro rihbo ufaraşav el toh hayam.
וַיִּרְדְּפ֤וּ מִצְרַ֙יִם֙ וַיָּבֹ֣אוּ אַחֲרֵיהֶ֔ם כֹּ֚ל ס֣וּס פַּרְעֹ֔ה רִכְבּ֖וֹ וּפָרָשָׁ֑יו אֶל־תּ֖וֹךְ הַיָּֽם׃
Mısırlılar peşlerine düştüler. Firavun’un bütün atları, savaş arabaları ve atlıları arkalarından denizin ortasına girdiler.
Vayehi beaşmoret haboker vayaşkef Adonay el mahane mitsrayim beamud eş veanan vayaham et mahane mitsrayim.
וַֽיְהִי֙ בְּאַשְׁמֹ֣רֶת הַבֹּ֔קֶר וַיַּשְׁקֵ֤ף יְהוָה֙ אֶל־מַחֲנֵ֣ה מִצְרַ֔יִם בְּעַמּ֥וּד אֵ֖שׁ וְעָנָ֑ן וַיָּ֕הָם אֵ֖ת מַחֲנֵ֥ה מִצְרָֽיִם׃
Sabaha karşı nöbet vaktinde Adonay, ateş ve bulut sütunundan Mısır ordugâhına baktı ve ordugâhı kargaşaya düşürdü.
Vayomer Adonay el moşe nete et yadeha al hayam veyaşuvu hamayim al mitsrayim al rihbo veal paraşav.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה נְטֵ֥ה אֶת־יָדְךָ֖ עַל־הַיָּ֑ם וְיָשֻׁ֤בוּ הַמַּ֙יִם֙ עַל־מִצְרַ֔יִם עַל־רִכְבּ֖וֹ וְעַל־פָּרָשָֽׁיו׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Elini denizin üzerine uzat; sular Mısırlıların, savaş arabalarının ve atlılarının üzerine geri dönsün.”
Nahita vehasdeha am zu gaaleta nehaleta veozeha el neve kodşeha.
נָחִ֥יתָ בְחַסְדְּךָ֖ עַם־ז֣וּ גָּאָ֑לְתָּ נֵהַ֥לְתָּ בְעָזְּךָ֖ אֶל־נְוֵ֥ה קָדְשֶֽׁךָ׃
Özgürlüğüne kavuşturduğun bu halka sevginle yol gösterdin. Gücünle onları kutsal konutuna götürdün.
Vayasa moşe et yisrael miyam suf vayetseu el midbar şur vayelehu şeloşet yamim bamidbar velo matseu mayim.
וַיַּסַּ֨ע מֹשֶׁ֤ה אֶת־יִשְׂרָאֵל֙ מִיַּם־ס֔וּף וַיֵּצְא֖וּ אֶל־מִדְבַּר־שׁ֑וּר וַיֵּלְכ֧וּ שְׁלֹֽשֶׁת־יָמִ֛ים בַּמִּדְבָּ֖ר וְלֹא־מָ֥צְאוּ מָֽיִם׃
Moşe, İsrael’i Sazlık Denizi’nden yola çıkardı. Şur Çölü’ne gittiler. Çölde üç gün yürüdüler ama su bulamadılar.
Bu ayette 2 kez
Vayitsak el Adonay vayoreu Adonay ets vayaşleh el hamayim vayimteku hamayim şam sam lo hok umişpat veşam nisau.
וַיִּצְעַ֣ק אֶל־יְהוָ֗ה וַיּוֹרֵ֤הוּ יְהוָה֙ עֵ֔ץ וַיַּשְׁלֵךְ֙ אֶל־הַמַּ֔יִם וַֽיִּמְתְּק֖וּ הַמָּ֑יִם שָׁ֣ם שָׂ֥ם ל֛וֹ חֹ֥ק וּמִשְׁפָּ֖ט וְשָׁ֥ם נִסָּֽהוּ׃
Moşe, Adonay’a haykırdı. Adonay ona bir ağaç gösterdi. Moşe onu suya attı; sular tatlılaştı. Adonay orada halk için yasa ve hüküm koydu; orada onları sınadı.
Vayisu meelim vayavou kol adat bene yisrael el midbar sin aşer ben elim uven sinay bahamişa asar yom lahodeş haşeni letsetam meerets mitsrayim.
וַיִּסְעוּ֙ מֵֽאֵילִ֔ם וַיָּבֹ֜אוּ כָּל־עֲדַ֤ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ אֶל־מִדְבַּר־סִ֔ין אֲשֶׁ֥ר בֵּין־אֵילִ֖ם וּבֵ֣ין סִינָ֑י בַּחֲמִשָּׁ֨ה עָשָׂ֥ר יוֹם֙ לַחֹ֣דֶשׁ הַשֵּׁנִ֔י לְצֵאתָ֖ם מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Elim’den yola çıktılar. İsrael oğullarının bütün topluluğu, Mısır ülkesinden çıkışlarının ikinci ayının on beşinci gününde, Elim ile Sinay arasındaki Sin Çölü’ne geldi.
Vayomeru alehem bene yisrael mi yiten mutenu veyad Adonay beerets mitsrayim beşivtenu al sir habasar beohlenu lehem lasova ki hotsetem otanu el hamidbar haze lehamit et kol hakahal haze baraav.
וַיֹּאמְר֨וּ אֲלֵהֶ֜ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל מִֽי־יִתֵּ֨ן מוּתֵ֤נוּ בְיַד־יְהוָה֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּשִׁבְתֵּ֙נוּ֙ עַל־סִ֣יר הַבָּשָׂ֔ר בְּאָכְלֵ֥נוּ לֶ֖חֶם לָשֹׂ֑בַע כִּֽי־הוֹצֵאתֶ֤ם אֹתָ֙נוּ֙ אֶל־הַמִּדְבָּ֣ר הַזֶּ֔ה לְהָמִ֛ית אֶת־כָּל־הַקָּהָ֥ל הַזֶּ֖ה בָּרָעָֽב׃ (ס)
Onlara şöyle dediler: “Keşke Mısır ülkesinde et kazanlarının başında oturup doyasıya ekmek yerken Adonay’ın eliyle ölseydik! Bütün bu topluluğu açlıktan öldürmek için bizi bu çöle çıkardınız.”
Vayomer Adonay el moşe hinni mamtir lahem lehem min haşamayim veyatsa haam velaketu devar yom beyomo lemaan anasenu hayeleh betorati im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
Vayomer moşe veaharon el kol bene yisrael erev vidatem ki Adonay hotsi ethem meerets mitsrayim.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ וְאַהֲרֹ֔ן אֶֽל־כָּל־בְּנֵ֖י יִשְׂרָאֵ֑ל עֶ֕רֶב וִֽידַעְתֶּ֕ם כִּ֧י יְהוָ֛ה הוֹצִ֥יא אֶתְכֶ֖ם מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Moşe ile Aaron, bütün İsrael oğullarına şöyle dediler: “Akşam, sizi Mısır ülkesinden Adonay’ın çıkardığını bileceksiniz.
Bu ayette 2 kez
Vayomer moşe el aharon emor el kol adat bene yisrael kirvu lifne Adonay ki şama et telunotehem.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶֽל־אַהֲרֹ֔ן אֱמֹ֗ר אֶֽל־כָּל־עֲדַת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל קִרְב֖וּ לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה כִּ֣י שָׁמַ֔ע אֵ֖ת תְּלֻנֹּתֵיכֶֽם׃
Moşe, Aaron’a, “İsrael oğullarının bütün topluluğuna söyle: ‘Adonay’ın huzuruna yaklaşın; çünkü söylenmelerinizi duydu’” dedi.
Bu ayette 2 kez
Vayehi kedaber aharon el kol adat bene yisrael vayifnu el hamidbar vehine kevod Adonay nira beanan.
וַיְהִ֗י כְּדַבֵּ֤ר אַהֲרֹן֙ אֶל־כָּל־עֲדַ֣ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּפְנ֖וּ אֶל־הַמִּדְבָּ֑ר וְהִנֵּה֙ כְּב֣וֹד יְהוָ֔ה נִרְאָ֖ה בֶּעָנָֽן׃ (פ)
Aaron, İsrael oğullarının bütün topluluğuna seslenirken çöle doğru döndüler. İşte, Adonay’ın görkemi bulutta göründü.
Vayedaber Adonay el moşe lemor.
וַיְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֥ה לֵּאמֹֽר׃
Adonay, Moşe’ye şöyle seslendi:
Vayiru vene yisrael vayomeru iş el ahiv man u ki lo yadeu ma u vayomer moşe alehem u halehem aşer natan Adonay lahem leohla.
וַיִּרְא֣וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֗ל וַיֹּ֨אמְר֜וּ אִ֤ישׁ אֶל־אָחִיו֙ מָ֣ן ה֔וּא כִּ֛י לֹ֥א יָדְע֖וּ מַה־ה֑וּא וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֲלֵהֶ֔ם ה֣וּא הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֨ר נָתַ֧ן יְהוָ֛ה לָכֶ֖ם לְאָכְלָֽה׃
İsrael oğulları bunu görünce birbirlerine, “Bu nedir?” dediler; çünkü ne olduğunu bilmiyorlardı. Moşe onlara, “Bu, Adonay’ın yemeniz için size verdiği ekmektir” dedi.
Vayomer moşe alehem iş al yoter mimenu ad boker.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה אֲלֵהֶ֑ם אִ֕ישׁ אַל־יוֹתֵ֥ר מִמֶּ֖נּוּ עַד־בֹּֽקֶר׃
Moşe onlara, “Kimse ondan sabaha bir şey bırakmasın” dedi.
Velo şameu el moşe vayotiru anaşim mimenu ad boker vayarum tolaim vayivaş vayiktsof alehem moşe.
וְלֹא־שָׁמְע֣וּ אֶל־מֹשֶׁ֗ה וַיּוֹתִ֨רוּ אֲנָשִׁ֤ים מִמֶּ֙נּוּ֙ עַד־בֹּ֔קֶר וַיָּ֥רֻם תּוֹלָעִ֖ים וַיִּבְאַ֑שׁ וַיִּקְצֹ֥ף עֲלֵהֶ֖ם מֹשֶֽׁה׃
Ama Moşe’yi dinlemediler. Bazıları ondan sabaha bıraktı; bıraktıkları kurtlanıp koktu. Moşe onlara kızdı.
Vayomer Adonay el moşe ad ana meantem lişmor mitsvotay vetorotay.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה עַד־אָ֙נָה֙ מֵֽאַנְתֶּ֔ם לִשְׁמֹ֥ר מִצְוֺתַ֖י וְתוֹרֹתָֽי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Buyruklarımı ve yasalarımı gözetmeyi daha ne kadar reddedeceksiniz?
Reu ki Adonay natan lahem haşabat al ken u noten lahem bayom haşişi lehem yomayim şevu iş tahtav al yetse iş mimekomo bayom haşevii.
רְא֗וּ כִּֽי־יְהוָה֮ נָתַ֣ן לָכֶ֣ם הַשַּׁבָּת֒ עַל־כֵּ֠ן ה֣וּא נֹתֵ֥ן לָכֶ֛ם בַּיּ֥וֹם הַשִּׁשִּׁ֖י לֶ֣חֶם יוֹמָ֑יִם שְׁב֣וּ ׀ אִ֣ישׁ תַּחְתָּ֗יו אַל־יֵ֥צֵא אִ֛ישׁ מִמְּקֹמ֖וֹ בַּיּ֥וֹם הַשְּׁבִיעִֽי׃
Bakın, Adonay size Şabat’ı verdi. Bu yüzden altıncı gün size iki günlük ekmek veriyor. Herkes yerinde kalsın; yedinci gün kimse bulunduğu yerden çıkmasın.”
Vayomer moşe el aharon kah tsintsenet ahat veten şama melo haomer man vehanah oto lifne Adonay lemişmeret ledorotehem.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֚ח צִנְצֶ֣נֶת אַחַ֔ת וְתֶן־שָׁ֥מָּה מְלֹֽא־הָעֹ֖מֶר מָ֑ן וְהַנַּ֤ח אֹתוֹ֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה לְמִשְׁמֶ֖רֶת לְדֹרֹתֵיכֶֽם׃
Moşe, Aaron’a, “Bir kap al, içine bir omer dolusu man koy” dedi. “Kuşaklarınız için saklanmak üzere onu Adonay’ın huzuruna bırak.”
Kaaşer tsiva Adonay el moşe vayaniheu aharon lifne haedut lemişmaret.
כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה וַיַּנִּיחֵ֧הוּ אַהֲרֹ֛ן לִפְנֵ֥י הָעֵדֻ֖ת לְמִשְׁמָֽרֶת׃
Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi Aaron onu saklanmak üzere Tanıklık’ın önüne koydu.
Bu ayette 2 kez
Uvene yisrael ahelu et haman arbaim şana ad boam el erets noşavet et haman ahelu ad boam el ketse erets kenaan.
וּבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל אָֽכְל֤וּ אֶת־הַמָּן֙ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֔ה עַד־בֹּאָ֖ם אֶל־אֶ֣רֶץ נוֹשָׁ֑בֶת אֶת־הַמָּן֙ אָֽכְל֔וּ עַד־בֹּאָ֕ם אֶל־קְצֵ֖ה אֶ֥רֶץ כְּנָֽעַן׃
İsrael oğulları, yerleşik insanların yaşadığı bir ülkeye varıncaya kadar kırk yıl man yediler. Kenaan ülkesinin sınırına varıncaya kadar man yediler.
Vayitsak moşe el Adonay lemor ma eese laam haze od meat usekaluni.
וַיִּצְעַ֤ק מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֣ה לֵאמֹ֔ר מָ֥ה אֶעֱשֶׂ֖ה לָעָ֣ם הַזֶּ֑ה ע֥וֹד מְעַ֖ט וּסְקָלֻֽנִי׃
Moşe, Adonay’a, “Bu halka ne yapayım?” diye haykırdı. “Az kaldı beni taşlayacaklar!”
Vayomer Adonay el moşe avor lifne haam vekah iteha mizikne yisrael umateha aşer hikita bo et hayeor kah beyadeha vehalaheta.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה עֲבֹר֙ לִפְנֵ֣י הָעָ֔ם וְקַ֥ח אִתְּךָ֖ מִזִּקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וּמַטְּךָ֗ אֲשֶׁ֨ר הִכִּ֤יתָ בּוֹ֙ אֶת־הַיְאֹ֔ר קַ֥ח בְּיָדְךָ֖ וְהָלָֽכְתָּ׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Halkın önünden geç. İsrael’in ileri gelenlerinden birkaçını yanına al. Nil’e vurduğun değneğini de eline alıp git.
Vayomer moşe el yehoşua behar lanu anaşim vetse hilahem baamalek mahar anohi nitsav al roş hagiva umate haelohim beyadi.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֤ה אֶל־יְהוֹשֻׁ֙עַ֙ בְּחַר־לָ֣נוּ אֲנָשִׁ֔ים וְצֵ֖א הִלָּחֵ֣ם בַּעֲמָלֵ֑ק מָחָ֗ר אָנֹכִ֤י נִצָּב֙ עַל־רֹ֣אשׁ הַגִּבְעָ֔ה וּמַטֵּ֥ה הָאֱלֹהִ֖ים בְּיָדִֽי׃
Moşe, Yeoşua’ya şöyle dedi: “Bizim için adamlar seç; çık, Amalek’le savaş. Yarın ben Tanrı’nın değneği elimde, tepenin başında duracağım.”
Vayomer Adonay el moşe ketov zot zikaron basefer vesim beozne yehoşua ki maho emhe et zeher amalek mitahat haşamayim.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה כְּתֹ֨ב זֹ֤את זִכָּרוֹן֙ בַּסֵּ֔פֶר וְשִׂ֖ים בְּאָזְנֵ֣י יְהוֹשֻׁ֑עַ כִּֽי־מָחֹ֤ה אֶמְחֶה֙ אֶת־זֵ֣כֶר עֲמָלֵ֔ק מִתַּ֖חַת הַשָּׁמָֽיִם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Bunu anı olarak kitaba yaz ve Yeoşua’nın kulağına söyle: Amalek’in anısını göklerin altından bütünüyle sileceğim.”
Bu ayette 2 kez
Vayavo yitro hoten moşe uvanav veişto el moşe el hamidbar aşer u hone şam har haelohim.
וַיָּבֹ֞א יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה וּבָנָ֥יו וְאִשְׁתּ֖וֹ אֶל־מֹשֶׁ֑ה אֶל־הַמִּדְבָּ֗ר אֲשֶׁר־ה֛וּא חֹנֶ֥ה שָׁ֖ם הַ֥ר הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Moşe’nin oğulları ve eşiyle birlikte, çölde Tanrı’nın dağının yanında konaklayan Moşe’nin yanına geldi.
Vayomer el moşe ani hotenha yitro ba eleha veişteha uşene vaneha imah.
וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה אֲנִ֛י חֹתֶנְךָ֥ יִתְר֖וֹ בָּ֣א אֵלֶ֑יךָ וְאִ֨שְׁתְּךָ֔ וּשְׁנֵ֥י בָנֶ֖יהָ עִמָּֽהּ׃
Moşe’ye, “Ben, kayınpederin Yitro, sana geliyorum; eşin ve onunla birlikte iki oğlu da yanımda” diye haber gönderdi.
Ata şema bekoli iatseha vihi Elohim imah heye ata laam mul haelohim veheveta ata et hadevarim el haelohim.
עַתָּ֞ה שְׁמַ֤ע בְּקֹלִי֙ אִיעָ֣צְךָ֔ וִיהִ֥י אֱלֹהִ֖ים עִמָּ֑ךְ הֱיֵ֧ה אַתָּ֣ה לָעָ֗ם מ֚וּל הָֽאֱלֹהִ֔ים וְהֵבֵאתָ֥ אַתָּ֛ה אֶת־הַדְּבָרִ֖ים אֶל־הָאֱלֹהִֽים׃
Şimdi beni dinle; sana öğüt vereyim, Tanrı seninle olsun. Tanrı’nın karşısında halkı sen temsil et; meseleleri Tanrı’ya sen götür.
Veşafetu et haam behol et et hadavar hakaşe yeviun el moşe vehol hadavar hakaton yişputu hem.
וְשָׁפְט֥וּ אֶת־הָעָ֖ם בְּכָל־עֵ֑ת אֶת־הַדָּבָ֤ר הַקָּשֶׁה֙ יְבִיא֣וּן אֶל־מֹשֶׁ֔ה וְכָל־הַדָּבָ֥ר הַקָּטֹ֖ן יִשְׁפּוּט֥וּ הֵֽם׃
Her zaman halkın davalarına onlar bakıyorlardı. Zor meseleleri Moşe’ye getiriyor, küçük meseleleri kendileri karara bağlıyorlardı.
Vayeşalah moşe et hoteno vayeleh lo el artso.
וַיְשַׁלַּ֥ח מֹשֶׁ֖ה אֶת־חֹתְנ֑וֹ וַיֵּ֥לֶךְ ל֖וֹ אֶל־אַרְצֽוֹ׃ (פ)
Moşe kayınpederini uğurladı; Yitro kendi ülkesine gitti.
Umoşe ala el haelohim vayikra elav Adonay min hahar lemor ko tomar levet yaakov vetaged livne yisrael.
וּמֹשֶׁ֥ה עָלָ֖ה אֶל־הָאֱלֹהִ֑ים וַיִּקְרָ֨א אֵלָ֤יו יְהוָה֙ מִן־הָהָ֣ר לֵאמֹ֔ר כֹּ֤ה תֹאמַר֙ לְבֵ֣ית יַעֲקֹ֔ב וְתַגֵּ֖יד לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Moşe, Tanrı’nın huzuruna çıktı. Adonay dağdan ona şöyle seslendi: “Yaakov evine şöyle söyle, İsrael oğullarına şunları bildir:
Veatem tihyu li mamlehet kohanim vegoy kadoş ele hadevarim aşer tedaber el bene yisrael.
וְאַתֶּ֧ם תִּהְיוּ־לִ֛י מַמְלֶ֥כֶת כֹּהֲנִ֖ים וְג֣וֹי קָד֑וֹשׁ אֵ֚לֶּה הַדְּבָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר תְּדַבֵּ֖ר אֶל־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Siz benim için bir kâhinler krallığı ve kutsal bir ulus olacaksınız.’ İsrael oğullarına söyleyeceğin sözler bunlardır.”
Vayaanu hol haam yahdav vayomeru kol aşer diber Adonay naase vayaşev moşe et divre haam el Adonay.
וַיַּעֲנ֨וּ כָל־הָעָ֤ם יַחְדָּו֙ וַיֹּ֣אמְר֔וּ כֹּ֛ל אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה נַעֲשֶׂ֑ה וַיָּ֧שֶׁב מֹשֶׁ֛ה אֶת־דִּבְרֵ֥י הָעָ֖ם אֶל־יְהוָֽה׃
Bütün halk birlikte, “Adonay’ın söylediği her şeyi yapacağız” diye karşılık verdi. Moşe halkın sözlerini Adonay’a iletti.
Bu ayette 2 kez
Vayomer Adonay el moşe hine anohi ba eleha beav heanan baavur yişma haam bedaberi imah vegam beha yaaminu leolam vayaged moşe et divre haam el Adonay.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י בָּ֣א אֵלֶיךָ֮ בְּעַ֣ב הֶֽעָנָן֒ בַּעֲב֞וּר יִשְׁמַ֤ע הָעָם֙ בְּדַבְּרִ֣י עִמָּ֔ךְ וְגַם־בְּךָ֖ יַאֲמִ֣ינוּ לְעוֹלָ֑ם וַיַּגֵּ֥ד מֹשֶׁ֛ה אֶת־דִּבְרֵ֥י הָעָ֖ם אֶל־יְהוָֽה׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Seninle konuştuğumda halk duysun ve sana da sonsuza dek güvensin diye sana koyu bir bulut içinde geleceğim.” Moşe halkın sözlerini Adonay’a bildirdi.
Bu ayette 2 kez
Vayomer Adonay el moşe leh el haam vekidaştam hayom umahar vehibesu simlotam.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ לֵ֣ךְ אֶל־הָעָ֔ם וְקִדַּשְׁתָּ֥ם הַיּ֖וֹם וּמָחָ֑ר וְכִבְּס֖וּ שִׂמְלֹתָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Halka git; bugün ve yarın onları kutsal karşılaşmaya hazırla. Giysilerini yıkasınlar.
Vayered moşe min hahar el haam vayekadeş et haam vayehabesu simlotam.
וַיֵּ֧רֶד מֹשֶׁ֛ה מִן־הָהָ֖ר אֶל־הָעָ֑ם וַיְקַדֵּשׁ֙ אֶת־הָעָ֔ם וַֽיְכַבְּס֖וּ שִׂמְלֹתָֽם׃
Moşe dağdan halkın yanına indi ve halkı kutsal karşılaşmaya hazırladı. Giysilerini yıkadılar.
Bu ayette 3 kez
Vayomer el haam heyu nehonim lişloşet yamim al tigeşu el işa.
וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־הָעָ֔ם הֱי֥וּ נְכֹנִ֖ים לִשְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֑ים אַֽל־תִּגְּשׁ֖וּ אֶל־אִשָּֽׁה׃
Halka, “Üçüncü güne hazır olun; kadınla cinsel ilişkiye girmeyin” dedi.
Bu ayette 2 kez
Vayered Adonay al har sinay el roş hahar vayikra Adonay lemoşe el roş hahar vayaal moşe.
וַיֵּ֧רֶד יְהוָ֛ה עַל־הַ֥ר סִינַ֖י אֶל־רֹ֣אשׁ הָהָ֑ר וַיִּקְרָ֨א יְהוָ֧ה לְמֹשֶׁ֛ה אֶל־רֹ֥אשׁ הָהָ֖ר וַיַּ֥עַל מֹשֶֽׁה׃
Adonay, Sinay Dağı’na, dağın tepesine indi. Moşe’yi dağın tepesine çağırdı; Moşe çıktı.
Bu ayette 2 kez
Vayomer Adonay el moşe red haed baam pen yehersu el Adonay lirot venafal mimenu rav.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה רֵ֖ד הָעֵ֣ד בָּעָ֑ם פֶּן־יֶהֶרְס֤וּ אֶל־יְהוָה֙ לִרְא֔וֹת וְנָפַ֥ל מִמֶּ֖נּוּ רָֽב׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “İn, halkı uyar. Görmek için Adonay’a doğru sınırı aşmasınlar; yoksa içlerinden birçoğu ölür.
Vegam hakohanim hanigaşim el Adonay yitkadaşu pen yifrots bahem Adonay.
וְגַ֧ם הַכֹּהֲנִ֛ים הַנִּגָּשִׁ֥ים אֶל־יְהוָ֖ה יִתְקַדָּ֑שׁוּ פֶּן־יִפְרֹ֥ץ בָּהֶ֖ם יְהוָֽה׃
Adonay’a yaklaşan kâhinler de kendilerini kutsal karşılaşmaya hazırlasınlar; yoksa Adonay onları vurur.”
Bu ayette 2 kez
Vayomer moşe el Adonay lo yuhal haam laalot el har sinay ki ata haedota banu lemor hagbel et hahar vekidaşto.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֔ה לֹא־יוּכַ֣ל הָעָ֔ם לַעֲלֹ֖ת אֶל־הַ֣ר סִינָ֑י כִּֽי־אַתָּ֞ה הַעֵדֹ֤תָה בָּ֙נוּ֙ לֵאמֹ֔ר הַגְבֵּ֥ל אֶת־הָהָ֖ר וְקִדַּשְׁתּֽוֹ׃
Moşe, Adonay’a, “Halk Sinay Dağı’na çıkamaz” dedi. “Çünkü sen bizi, ‘Dağın çevresine sınır koy ve onu kutsal kıl’ diye uyardın.”
Bu ayette 2 kez
Vayomer elav Adonay leh red vealita ata veaharon imah vehakohanim vehaam al yehersu laalot el Adonay pen yifrats bam.
וַיֹּ֨אמֶר אֵלָ֤יו יְהוָה֙ לֶךְ־רֵ֔ד וְעָלִ֥יתָ אַתָּ֖ה וְאַהֲרֹ֣ן עִמָּ֑ךְ וְהַכֹּהֲנִ֣ים וְהָעָ֗ם אַל־יֶֽהֶרְס֛וּ לַעֲלֹ֥ת אֶל־יְהוָ֖ה פֶּן־יִפְרָץ־בָּֽם׃
Adonay ona, “Git, aşağı in” dedi. “Sonra sen Aaron’la birlikte çık. Ama kâhinler ve halk Adonay’a çıkmak için sınırı aşmasınlar; yoksa onları vurur.”
Vayered moşe el haam vayomer alehem.
וַיֵּ֥רֶד מֹשֶׁ֖ה אֶל־הָעָ֑ם וַיֹּ֖אמֶר אֲלֵהֶֽם׃ (ס)
Moşe halkın yanına inip bunları onlara söyledi.
Lo tiştahve lahem velo taavedem ki anohi Adonay eloheha el kana poked avon avot al banim al şileşim veal ribeim lesoneay.
לֹֽא־תִשְׁתַּחְוֶ֥֣ה לָהֶ֖ם֮ וְלֹ֣א תָעָבְדֵ֑ם֒ כִּ֣י אָֽנֹכִ֞י יְהוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ אֵ֣ל קַנָּ֔א פֹּ֠קֵד עֲוֺ֨ן אָבֹ֧ת עַל־בָּנִ֛ים עַל־שִׁלֵּשִׁ֥ים וְעַל־רִבֵּעִ֖ים לְשֹׂנְאָֽ֑י׃
Onların önünde eğilmeyecek, onlara kulluk etmeyeceksin. Çünkü ben, Tanrın Adonay, kıskanç bir Tanrı’yım. Benden nefret edenlerin babalarının günahını çocuklarında, üçüncü ve dördüncü kuşakta hesaba katarım.
Vayomeru el moşe daber ata imanu venişmaa veal yedaber imanu Elohim pen namut.
וַיֹּֽאמְרוּ֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה דַּבֵּר־אַתָּ֥ה עִמָּ֖נוּ וְנִשְׁמָ֑עָה וְאַל־יְדַבֵּ֥ר עִמָּ֛נוּ אֱלֹהִ֖ים פֶּן־נָמֽוּת׃
Moşe’ye, “Bizimle sen konuş, dinleyelim” dediler. “Tanrı bizimle konuşmasın; yoksa ölürüz.”
Bu ayette 2 kez
Vayomer moşe el haam al tirau ki levaavur nasot ethem ba haelohim uvaavur tihye yirato al penehem levilti tehetau.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־הָעָם֮ אַל־תִּירָאוּ֒ כִּ֗י לְבַֽעֲבוּר֙ נַסּ֣וֹת אֶתְכֶ֔ם בָּ֖א הָאֱלֹהִ֑ים וּבַעֲב֗וּר תִּהְיֶ֧ה יִרְאָת֛וֹ עַל־פְּנֵיכֶ֖ם לְבִלְתִּ֥י תֶחֱטָֽאוּ׃
Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın. Tanrı sizi sınamak ve günah işlememeniz için korkusu önünüzde olsun diye geldi.”
Vayaamod haam merahok umoşe nigaş el haarafel aşer şam haelohim.
וַיַּעֲמֹ֥ד הָעָ֖ם מֵרָחֹ֑ק וּמֹשֶׁה֙ נִגַּ֣שׁ אֶל־הָֽעֲרָפֶ֔ל אֲשֶׁר־שָׁ֖ם הָאֱלֹהִֽים׃ (פ)
Halk uzakta durdu. Moşe ise Tanrı’nın bulunduğu koyu karanlığa yaklaştı.
Bu ayette 2 kez
Vayomer Adonay el moşe ko tomar el bene yisrael atem reitem ki min haşamayim dibarti imahem.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כֹּ֥ה תֹאמַ֖ר אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל אַתֶּ֣ם רְאִיתֶ֔ם כִּ֚י מִן־הַשָּׁמַ֔יִם דִּבַּ֖רְתִּי עִמָּכֶֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “İsrael oğullarına söyle: ‘Sizinle göklerden konuştuğumu kendiniz gördünüz.
Bu ayette 3 kez
Vehigişo adonav el haelohim vehigişo el hadelet o el hamezuza veratsa adonav et ozno bamartsea vaavado leolam.
וְהִגִּישׁ֤וֹ אֲדֹנָיו֙ אֶל־הָ֣אֱלֹהִ֔ים וְהִגִּישׁוֹ֙ אֶל־הַדֶּ֔לֶת א֖וֹ אֶל־הַמְּזוּזָ֑ה וְרָצַ֨ע אֲדֹנָ֤יו אֶת־אָזְנוֹ֙ בַּמַּרְצֵ֔עַ וַעֲבָד֖וֹ לְעֹלָֽם׃ (ס)
efendisi onu yargıçların önüne götürecek. Sonra onu kapıya ya da kapı sövesine yaklaştırıp kulağını bir bizle delecek. Köle ona kalıcı olarak hizmet edecek.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) אֶל
Türkçe anlam: -e/-a; ...e doğru, ...e yönelerek
motion to
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 1149 kez
HRTemel kelime (lemma) אַל
Türkçe anlam: değil; yapma; olmasın
not
Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı
Bu yapının kullanımı: 86 kez
HTnTemel kelime (lemma) אֵל
Türkçe anlam: tanrı; güçlü olan
divine being; heavenly being; god; God; El Olam; Everlasting God; El Elyon; God Most High
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 24 kez
HNcmsaTemel kelime (lemma) בֵּֽיתְ־אֵל
Türkçe anlam: Bet-El (yer adı)
Bethel
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 13 kez
HNpTemel kelime (lemma) אֵל
Türkçe anlam: tanrı; güçlü olan
divine being; heavenly being; god; God; El Olam; Everlasting God; El Elyon; God Most High
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan
Bu yapının kullanımı: 7 kez
HNcmscTemel kelime (lemma) לֹא
Türkçe anlam: değil, hayır; olumsuzluk bildiren sözcük
not; no
Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HTnTemel kelime (lemma) אַל
Türkçe anlam: değil; yapma; olmasın
not
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HRTemel kelime (lemma) אֵל
Türkçe anlam: tanrı; güçlü olan
divine being; heavenly being; god; God; El Olam; Everlasting God; El Elyon; God Most High
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HNpKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.