Vayomer el moşe ani hotenha yitro ba eleha veişteha uşene vaneha imah.
וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה אֲנִ֛י חֹתֶנְךָ֥ יִתְר֖וֹ בָּ֣א אֵלֶ֑יךָ וְאִ֨שְׁתְּךָ֔ וּשְׁנֵ֥י בָנֶ֖יהָ עִמָּֽהּ׃
Moşe’ye, “Ben, kayınpederin Yitro, sana geliyorum; eşin ve onunla birlikte iki oğlu da yanımda” diye haber gönderdi.
Vayomer yitro baruh Adonay aşer hitsil ethem miyad mitsrayim umiyad paro aşer hitsil et haam mitahat yad mitsrayim.
וַיֹּאמֶר֮ יִתְרוֹ֒ בָּר֣וּךְ יְהוָ֔ה אֲשֶׁ֨ר הִצִּ֥יל אֶתְכֶ֛ם מִיַּ֥ד מִצְרַ֖יִם וּמִיַּ֣ד פַּרְעֹ֑ה אֲשֶׁ֤ר הִצִּיל֙ אֶת־הָעָ֔ם מִתַּ֖חַת יַד־מִצְרָֽיִם׃
Yitro şöyle dedi: “Sizi Mısır’ın ve Firavun’un elinden kurtaran, halkı Mısır’ın egemenliğinden kurtaran Adonay kutlu olsun!
Vayar hoten moşe et kol aşer u ose laam vayomer ma hadavar haze aşer ata ose laam madua ata yoşev levadeha vehol haam nitsav aleha min boker ad arev.
וַיַּרְא֙ חֹתֵ֣ן מֹשֶׁ֔ה אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁר־ה֥וּא עֹשֶׂ֖ה לָעָ֑ם וַיֹּ֗אמֶר מָֽה־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֨ר אַתָּ֤ה עֹשֶׂה֙ לָעָ֔ם מַדּ֗וּעַ אַתָּ֤ה יוֹשֵׁב֙ לְבַדֶּ֔ךָ וְכָל־הָעָ֛ם נִצָּ֥ב עָלֶ֖יךָ מִן־בֹּ֥קֶר עַד־עָֽרֶב׃
Moşe’nin kayınpederi, onun halk için yaptığı her şeyi görünce, “Halk için yaptığın bu iş nedir?” dedi. “Neden yalnız sen oturuyorsun da bütün halk sabahtan akşama kadar önünde bekliyor?”
Vayomer moşe lehoteno ki yavo elay haam lidroş Elohim.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה לְחֹתְנ֑וֹ כִּֽי־יָבֹ֥א אֵלַ֛י הָעָ֖ם לִדְרֹ֥שׁ אֱלֹהִֽים׃
Moşe kayınpederine şöyle dedi: “Çünkü halk Tanrı’ya danışmak için bana geliyor.
Vayomer hoten moşe elav lo tov hadavar aşer ata ose.
וַיֹּ֛אמֶר חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֖ה אֵלָ֑יו לֹא־טוֹב֙ הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁ֥ר אַתָּ֖ה עֹשֶֽׂה׃
Moşe’nin kayınpederi ona şöyle dedi: “Yaptığın iş iyi değil.
Vayomer Adonay el moşe hine anohi ba eleha beav heanan baavur yişma haam bedaberi imah vegam beha yaaminu leolam vayaged moşe et divre haam el Adonay.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י בָּ֣א אֵלֶיךָ֮ בְּעַ֣ב הֶֽעָנָן֒ בַּעֲב֞וּר יִשְׁמַ֤ע הָעָם֙ בְּדַבְּרִ֣י עִמָּ֔ךְ וְגַם־בְּךָ֖ יַאֲמִ֣ינוּ לְעוֹלָ֑ם וַיַּגֵּ֥ד מֹשֶׁ֛ה אֶת־דִּבְרֵ֥י הָעָ֖ם אֶל־יְהוָֽה׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Seninle konuştuğumda halk duysun ve sana da sonsuza dek güvensin diye sana koyu bir bulut içinde geleceğim.” Moşe halkın sözlerini Adonay’a bildirdi.
Vayomer Adonay el moşe leh el haam vekidaştam hayom umahar vehibesu simlotam.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ לֵ֣ךְ אֶל־הָעָ֔ם וְקִדַּשְׁתָּ֥ם הַיּ֖וֹם וּמָחָ֑ר וְכִבְּס֖וּ שִׂמְלֹתָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Halka git; bugün ve yarın onları kutsal karşılaşmaya hazırla. Giysilerini yıkasınlar.
Vayomer el haam heyu nehonim lişloşet yamim al tigeşu el işa.
וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־הָעָ֔ם הֱי֥וּ נְכֹנִ֖ים לִשְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֑ים אַֽל־תִּגְּשׁ֖וּ אֶל־אִשָּֽׁה׃
Halka, “Üçüncü güne hazır olun; kadınla cinsel ilişkiye girmeyin” dedi.
Vayomer Adonay el moşe red haed baam pen yehersu el Adonay lirot venafal mimenu rav.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה רֵ֖ד הָעֵ֣ד בָּעָ֑ם פֶּן־יֶהֶרְס֤וּ אֶל־יְהוָה֙ לִרְא֔וֹת וְנָפַ֥ל מִמֶּ֖נּוּ רָֽב׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “İn, halkı uyar. Görmek için Adonay’a doğru sınırı aşmasınlar; yoksa içlerinden birçoğu ölür.
Vayomer moşe el Adonay lo yuhal haam laalot el har sinay ki ata haedota banu lemor hagbel et hahar vekidaşto.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֔ה לֹא־יוּכַ֣ל הָעָ֔ם לַעֲלֹ֖ת אֶל־הַ֣ר סִינָ֑י כִּֽי־אַתָּ֞ה הַעֵדֹ֤תָה בָּ֙נוּ֙ לֵאמֹ֔ר הַגְבֵּ֥ל אֶת־הָהָ֖ר וְקִדַּשְׁתּֽוֹ׃
Moşe, Adonay’a, “Halk Sinay Dağı’na çıkamaz” dedi. “Çünkü sen bizi, ‘Dağın çevresine sınır koy ve onu kutsal kıl’ diye uyardın.”
Vayomer elav Adonay leh red vealita ata veaharon imah vehakohanim vehaam al yehersu laalot el Adonay pen yifrats bam.
וַיֹּ֨אמֶר אֵלָ֤יו יְהוָה֙ לֶךְ־רֵ֔ד וְעָלִ֥יתָ אַתָּ֖ה וְאַהֲרֹ֣ן עִמָּ֑ךְ וְהַכֹּהֲנִ֣ים וְהָעָ֗ם אַל־יֶֽהֶרְס֛וּ לַעֲלֹ֥ת אֶל־יְהוָ֖ה פֶּן־יִפְרָץ־בָּֽם׃
Adonay ona, “Git, aşağı in” dedi. “Sonra sen Aaron’la birlikte çık. Ama kâhinler ve halk Adonay’a çıkmak için sınırı aşmasınlar; yoksa onları vurur.”
Vayered moşe el haam vayomer alehem.
וַיֵּ֥רֶד מֹשֶׁ֖ה אֶל־הָעָ֑ם וַיֹּ֖אמֶר אֲלֵהֶֽם׃ (ס)
Moşe halkın yanına inip bunları onlara söyledi.
Vayomer moşe el haam al tirau ki levaavur nasot ethem ba haelohim uvaavur tihye yirato al penehem levilti tehetau.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־הָעָם֮ אַל־תִּירָאוּ֒ כִּ֗י לְבַֽעֲבוּר֙ נַסּ֣וֹת אֶתְכֶ֔ם בָּ֖א הָאֱלֹהִ֑ים וּבַעֲב֗וּר תִּהְיֶ֧ה יִרְאָת֛וֹ עַל־פְּנֵיכֶ֖ם לְבִלְתִּ֥י תֶחֱטָֽאוּ׃
Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın. Tanrı sizi sınamak ve günah işlememeniz için korkusu önünüzde olsun diye geldi.”
Vayomer Adonay el moşe ko tomar el bene yisrael atem reitem ki min haşamayim dibarti imahem.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כֹּ֥ה תֹאמַ֖ר אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל אַתֶּ֣ם רְאִיתֶ֔ם כִּ֚י מִן־הַשָּׁמַ֔יִם דִּבַּ֖רְתִּי עִמָּכֶֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “İsrael oğullarına söyle: ‘Sizinle göklerden konuştuğumu kendiniz gördünüz.
Vayikah moşe et hadam vayizrok al haam vayomer hine dam haberit aşer karat Adonay imahem al kol hadevarim haele.
וַיִּקַּ֤ח מֹשֶׁה֙ אֶת־הַדָּ֔ם וַיִּזְרֹ֖ק עַל־הָעָ֑ם וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּ֤ה דַֽם־הַבְּרִית֙ אֲשֶׁ֨ר כָּרַ֤ת יְהוָה֙ עִמָּכֶ֔ם עַ֥ל כָּל־הַדְּבָרִ֖ים הָאֵֽלֶּה׃
Moşe kanı alıp halkın üzerine serpti ve “İşte, Adonay’ın bütün bu sözler üzerine sizinle yaptığı antlaşmanın kanı” dedi.
Vayomer Adonay el moşe ale elay hahara vehye şam veetena leha et luhot haeven vehatora vehamitsva aşer katavti lehorotam.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה עֲלֵ֥ה אֵלַ֛י הָהָ֖רָה וֶהְיֵה־שָׁ֑ם וְאֶתְּנָ֨ה לְךָ֜ אֶת־לֻחֹ֣ת הָאֶ֗בֶן וְהַתּוֹרָה֙ וְהַמִּצְוָ֔ה אֲשֶׁ֥ר כָּתַ֖בְתִּי לְהוֹרֹתָֽם׃
Adonay, Moşe’ye, “Dağa, yanıma çık ve orada kal” dedi. “Onlara öğretmek için yazdığım taş levhaları, yasayı ve buyruğu sana vereceğim.”
Vayomer Adonay el moşe kah leha samim nataf uşehelet vehelbena samim ulevona zaka bad bevad yihye.
וַיֹּאמֶר֩ יְהוָ֨ה אֶל־מֹשֶׁ֜ה קַח־לְךָ֣ סַמִּ֗ים נָטָ֤ף ׀ וּשְׁחֵ֙לֶת֙ וְחֶלְבְּנָ֔ה סַמִּ֖ים וּלְבֹנָ֣ה זַכָּ֑ה בַּ֥ד בְּבַ֖ד יִהְיֶֽה׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Kokulu maddeler al: Nataf, şehelet ve helbena; bu kokulu maddelerle birlikte saf günlük. Hepsi eşit ölçüde olacak.
Vayomer Adonay el moşe lemor.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֥ה לֵּאמֹֽר׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi:
Vayomer alehem aharon pareku nizme hazahav aşer beozne neşehem benehem uvenotehem vehaviu elay.
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ אַהֲרֹ֔ן פָּֽרְקוּ֙ נִזְמֵ֣י הַזָּהָ֔ב אֲשֶׁר֙ בְּאָזְנֵ֣י נְשֵׁיכֶ֔ם בְּנֵיכֶ֖ם וּבְנֹתֵיכֶ֑ם וְהָבִ֖יאוּ אֵלָֽי׃
Aaron onlara, “Karılarınızın, oğullarınızın ve kızlarınızın kulaklarındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin” dedi.
Vayomer Adonay el moşe raiti et haam haze vehine am keşe oref u.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה רָאִ֙יתִי֙ אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה וְהִנֵּ֥ה עַם־קְשֵׁה־עֹ֖רֶף הֽוּא׃
Adonay Moşe’ye, “Bu halkı gördüm; işte, dik başlı bir halk!” dedi.
Vayehal moşe et pene Adonay elohav vayomer lama Adonay yehere apeha beameha aşer hotseta meerets mitsrayim behoah gadol uveyad hazaka.
וַיְחַ֣ל מֹשֶׁ֔ה אֶת־פְּנֵ֖י יְהוָ֣ה אֱלֹהָ֑יו וַיֹּ֗אמֶר לָמָ֤ה יְהוָה֙ יֶחֱרֶ֤ה אַפְּךָ֙ בְּעַמֶּ֔ךָ אֲשֶׁ֤ר הוֹצֵ֙אתָ֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּכֹ֥חַ גָּד֖וֹל וּבְיָ֥ד חֲזָקָֽה׃
Moşe, Tanrısı Adonay’a yalvararak şöyle dedi: “Adonay, büyük bir güçle ve güçlü bir elle Mısır ülkesinden çıkardığın halkına karşı öfken neden alevlensin?
Vayişma yehoşua et kol haam bereo vayomer el moşe kol milhama bamahane.
וַיִּשְׁמַ֧ע יְהוֹשֻׁ֛עַ אֶת־ק֥וֹל הָעָ֖ם בְּרֵעֹ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה ק֥וֹל מִלְחָמָ֖ה בַּֽמַּחֲנֶה׃
Yeoşua halkın bağrışmalarını duyunca Moşe’ye, “Ordugâhta savaş sesi var!” dedi.
Vayomer en kol anot gevura veen kol anot haluşa kol anot anohi şomea.
וַיֹּ֗אמֶר אֵ֥ין קוֹל֙ עֲנ֣וֹת גְּבוּרָ֔ה וְאֵ֥ין ק֖וֹל עֲנ֣וֹת חֲלוּשָׁ֑ה ק֣וֹל עַנּ֔וֹת אָנֹכִ֖י שֹׁמֵֽעַ׃
Moşe, “Ne zafer haykırışı ne yenilgi çığlığı; benim duyduğum şarkı sesidir” dedi.
Vayomer moşe el aharon me asa leha haam haze ki heveta alav hataa gedola.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶֽל־אַהֲרֹ֔ן מֶֽה־עָשָׂ֥ה לְךָ֖ הָעָ֣ם הַזֶּ֑ה כִּֽי־הֵבֵ֥אתָ עָלָ֖יו חֲטָאָ֥ה גְדֹלָֽה׃
Moşe Aaron’a, “Bu halk sana ne yaptı da onu böyle büyük bir günaha soktun?” dedi.
Vayomer aharon al yihar af adoni ata yadata et haam ki vera u.
וַיֹּ֣אמֶר אַהֲרֹ֔ן אַל־יִ֥חַר אַ֖ף אֲדֹנִ֑י אַתָּה֙ יָדַ֣עְתָּ אֶת־הָעָ֔ם כִּ֥י בְרָ֖ע הֽוּא׃
Aaron, “Efendimin öfkesi alevlenmesin” dedi. “Sen bu halkı bilirsin; kötülüğe eğilimlidir.
Vayaamod moşe beşaar hamahane vayomer mi ladonay elay vayeasefu elav kol bene levi.
וַיַּעֲמֹ֤ד מֹשֶׁה֙ בְּשַׁ֣עַר הַֽמַּחֲנֶ֔ה וַיֹּ֕אמֶר מִ֥י לַיהוָ֖ה אֵלָ֑י וַיֵּאָסְפ֥וּ אֵלָ֖יו כָּל־בְּנֵ֥י לֵוִֽי׃
Moşe ordugâhın kapısında durup, “Adonay’dan yana olan yanıma gelsin!” dedi. Bütün Levi oğulları onun yanında toplandı.
Vayomer lahem ko amar Adonay elohe yisrael simu iş harbo al yereho ivru vaşuvu mişaar laşaar bamahane vehirgu iş et ahiv veiş et reeu veiş et kerovo.
וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֗ם כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שִׂ֥ימוּ אִישׁ־חַרְבּ֖וֹ עַל־יְרֵכ֑וֹ עִבְר֨וּ וָשׁ֜וּבוּ מִשַּׁ֤עַר לָשַׁ֙עַר֙ בַּֽמַּחֲנֶ֔ה וְהִרְג֧וּ אִֽישׁ־אֶת־אָחִ֛יו וְאִ֥ישׁ אֶת־רֵעֵ֖הוּ וְאִ֥ישׁ אֶת־קְרֹבֽוֹ׃
Onlara, “İsrael’in Tanrısı Adonay şöyle diyor” dedi: “‘Her biriniz kılıcını beline taksın. Ordugâhın içinde kapıdan kapıya gidip gelin; her biriniz kendi kardeşini, arkadaşını ve yakınını öldürsün.’”
Vayomer moşe milu yedhem hayom ladonay ki iş bivno uveahiv velatet alehem hayom beraha.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה מִלְא֨וּ יֶדְכֶ֤ם הַיּוֹם֙ לַֽיהוָ֔ה כִּ֛י אִ֥ישׁ בִּבְנ֖וֹ וּבְאָחִ֑יו וְלָתֵ֧ת עֲלֵיכֶ֛ם הַיּ֖וֹם בְּרָכָֽה׃
Moşe, “Bugün kendinizi Adonay’ın hizmetine adayın; çünkü her biriniz kendi oğluna ve kardeşine karşı durdu. Böylece bugün size bereket versin” dedi.
Vayehi mimohorat vayomer moşe el haam atem hatatem hataa gedola veata eele el Adonay ulay ahapera bead hatathem.
וַיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־הָעָ֔ם אַתֶּ֥ם חֲטָאתֶ֖ם חֲטָאָ֣ה גְדֹלָ֑ה וְעַתָּה֙ אֶֽעֱלֶ֣ה אֶל־יְהוָ֔ה אוּלַ֥י אֲכַפְּרָ֖ה בְּעַ֥ד חַטַּאתְכֶֽם׃
Ertesi gün Moşe halka, “Büyük bir günah işlediniz” dedi. “Şimdi Adonay’a çıkacağım; belki günahınız için kefaret sağlayabilirim.”
Vayomer Adonay el moşe mi aşer hata li emhenu misifri.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה מִ֚י אֲשֶׁ֣ר חָֽטָא־לִ֔י אֶמְחֶ֖נּוּ מִסִּפְרִֽי׃
Adonay Moşe’ye, “Bana karşı kim günah işlediyse, kitabımdan onu sileceğim” dedi.
Vayomer Adonay el moşe emor el bene yisrael atem am keşe oref rega ehad eele vekirbeha vehilitiha veata hored edyeha mealeha veedea ma eese lah.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה אֱמֹ֤ר אֶל־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ אַתֶּ֣ם עַם־קְשֵׁה־עֹ֔רֶף רֶ֧גַע אֶחָ֛ד אֶֽעֱלֶ֥ה בְקִרְבְּךָ֖ וְכִלִּיתִ֑יךָ וְעַתָּ֗ה הוֹרֵ֤ד עֶדְיְךָ֙ מֵֽעָלֶ֔יךָ וְאֵדְעָ֖ה מָ֥ה אֶֽעֱשֶׂה־לָּֽךְ׃
Adonay Moşe’ye şöyle demişti: “İsrael oğullarına söyle: ‘Siz dik başlı bir halksınız. Bir an aranıza gelsem sizi yok ederim. Şimdi üzerinizdeki süsleri çıkarın; size ne yapacağımı belirleyeceğim.’”
Vayomer moşe el Adonay ree ata omer elay haal et haam haze veata lo hodatani et aşer tişlah imi veata amarta yedatiha veşem vegam matsata hen beenay.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־יְהוָ֗ה רְ֠אֵה אַתָּ֞ה אֹמֵ֤ר אֵלַי֙ הַ֚עַל אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה וְאַתָּה֙ לֹ֣א הֽוֹדַעְתַּ֔נִי אֵ֥ת אֲשֶׁר־תִּשְׁלַ֖ח עִמִּ֑י וְאַתָּ֤ה אָמַ֙רְתָּ֙ יְדַעְתִּ֣יךָֽ בְשֵׁ֔ם וְגַם־מָצָ֥אתָ חֵ֖ן בְּעֵינָֽי׃
Moşe Adonay’a şöyle dedi: “Bak, bana ‘Bu halkı götür’ diyorsun, ama benimle kimi göndereceğini bildirmedin. Oysa ‘Seni adınla tanıyorum, gözümde de lütuf buldun’ demiştin.
Vayomer elav im en paneha holehim al taalenu mize.
וַיֹּ֖אמֶר אֵלָ֑יו אִם־אֵ֤ין פָּנֶ֙יךָ֙ הֹלְכִ֔ים אַֽל־תַּעֲלֵ֖נוּ מִזֶּֽה׃
Moşe O’na, “Bizzat Sen gitmeyeceksen bizi buradan çıkarma” dedi.
Vayomer Adonay el moşe gam et hadavar haze aşer dibarta eese ki matsata hen beenay vaedaaha beşem.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה גַּ֣ם אֶת־הַדָּבָ֥ר הַזֶּ֛ה אֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֖רְתָּ אֶֽעֱשֶׂ֑ה כִּֽי־מָצָ֤אתָ חֵן֙ בְּעֵינַ֔י וָאֵדָעֲךָ֖ בְּשֵֽׁם׃
Adonay Moşe’ye, “Söylediğin bu şeyi de yapacağım” dedi. “Çünkü gözümde lütuf buldun ve seni adınla tanıyorum.”
Vayomer ani aavir kol tuvi al paneha vekarati veşem Adonay lefaneha vehanoti et aşer ahon verihamti et aşer arahem.
וַיֹּ֗אמֶר אֲנִ֨י אַעֲבִ֤יר כָּל־טוּבִי֙ עַל־פָּנֶ֔יךָ וְקָרָ֧אתִֽי בְשֵׁ֛ם יְהוָ֖ה לְפָנֶ֑יךָ וְחַנֹּתִי֙ אֶת־אֲשֶׁ֣ר אָחֹ֔ן וְרִחַמְתִּ֖י אֶת־אֲשֶׁ֥ר אֲרַחֵֽם׃
“Bütün iyiliğimi önünden geçirecek ve önünde Adonay adını duyuracağım” dedi. “Lütfedeceğime lütfedecek, merhamet edeceğime merhamet edeceğim.”
Vayomer lo tuhal lirot et panay ki lo yirani haadam vahay.
וַיֹּ֕אמֶר לֹ֥א תוּכַ֖ל לִרְאֹ֣ת אֶת־פָּנָ֑י כִּ֛י לֹֽא־יִרְאַ֥נִי הָאָדָ֖ם וָחָֽי׃
“Yüzümü göremezsin” dedi. “Çünkü insan Beni görüp de yaşayamaz.”
Vayomer Adonay hine makom iti venitsavta al hatsur.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה הִנֵּ֥ה מָק֖וֹם אִתִּ֑י וְנִצַּבְתָּ֖ עַל־הַצּֽוּר׃
Adonay, “İşte, yanımda bir yer var; kayanın üzerinde duracaksın” dedi.
Vayomer Adonay el moşe pesal leha şene luhot avanim karişonim vehatavti al haluhot et hadevarim aşer hayu al haluhot harişonim aşer şibarta.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה פְּסָל־לְךָ֛ שְׁנֵֽי־לֻחֹ֥ת אֲבָנִ֖ים כָּרִאשֹׁנִ֑ים וְכָתַבְתִּי֙ עַל־הַלֻּחֹ֔ת אֶת־הַדְּבָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר הָי֛וּ עַל־הַלֻּחֹ֥ת הָרִאשֹׁנִ֖ים אֲשֶׁ֥ר שִׁבַּֽרְתָּ׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Kendin için öncekiler gibi iki taş levha yont. Kırdığın ilk levhalardaki sözleri bu levhaların üzerine yazacağım.
Vayomer im na matsati hen beeneha Adonay yeleh na Adonay bekirbenu ki am keşe oref u vesalahta laavonenu ulehatatenu unehaltanu.
וַיֹּ֡אמֶר אִם־נָא֩ מָצָ֨אתִי חֵ֤ן בְּעֵינֶ֙יךָ֙ אֲדֹנָ֔י יֵֽלֶךְ־נָ֥א אֲדֹנָ֖י בְּקִרְבֵּ֑נוּ כִּ֤י עַם־קְשֵׁה־עֹ֙רֶף֙ ה֔וּא וְסָלַחְתָּ֛ לַעֲוֺנֵ֥נוּ וּלְחַטָּאתֵ֖נוּ וּנְחַלְתָּֽנוּ׃
“Efendim, gözünde lütuf bulduysam, lütfen Efendim aramızda gitsin” dedi. “Dik başlı bir halk olsak da suçumuzu ve günahımızı bağışla; bizi kendine ait bir halk olarak al.”
Vayomer hine anohi koret berit neged kal ameha eese niflaot aşer lo nivreu vehol haarets uvehol hagoyim veraa hol haam aşer ata vekirbo et maase Adonay ki nora u aşer ani ose imah.
וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּ֣ה אָנֹכִי֮ כֹּרֵ֣ת בְּרִית֒ נֶ֤גֶד כָּֽל־עַמְּךָ֙ אֶעֱשֶׂ֣ה נִפְלָאֹ֔ת אֲשֶׁ֛ר לֹֽא־נִבְרְא֥וּ בְכָל־הָאָ֖רֶץ וּבְכָל־הַגּוֹיִ֑ם וְרָאָ֣ה כָל־הָ֠עָם אֲשֶׁר־אַתָּ֨ה בְקִרְבּ֜וֹ אֶת־מַעֲשֵׂ֤ה יְהוָה֙ כִּֽי־נוֹרָ֣א ה֔וּא אֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י עֹשֶׂ֥ה עִמָּֽךְ׃
Şöyle dedi: “İşte, bir antlaşma yapıyorum. Bütün halkının önünde, yeryüzünde ve bütün uluslar arasında benzeri yaratılmamış harikalar yapacağım. Aralarında bulunduğun bütün halk Adonay’ın işini görecek. Çünkü seninle yapacağım şey hayranlık ve korku uyandıracak.
Vayomer Adonay el moşe ketav leha et hadevarim haele ki al pi hadevarim haele karati iteha berit veet yisrael.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כְּתָב־לְךָ֖ אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה כִּ֞י עַל־פִּ֣י ׀ הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֗לֶּה כָּרַ֧תִּי אִתְּךָ֛ בְּרִ֖ית וְאֶת־יִשְׂרָאֵֽל׃
Adonay Moşe’ye, “Bu sözleri yaz” dedi. “Çünkü seninle ve İsrael’le bu sözler uyarınca antlaşma yaptım.”
Vayakhel moşe et kol adat bene yisrael vayomer alehem ele hadevarim aşer tsiva Adonay laasot otam.
וַיַּקְהֵ֣ל מֹשֶׁ֗ה אֶֽת־כָּל־עֲדַ֛ת בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֑ם אֵ֚לֶּה הַדְּבָרִ֔ים אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה לַעֲשֹׂ֥ת אֹתָֽם׃
Moşe, İsrael oğullarının bütün topluluğunu bir araya getirip onlara şöyle dedi: “Adonay’ın yapmanızı buyurduğu şeyler şunlardır:
Vayomer moşe el kol adat bene yisrael lemor ze hadavar aşer tsiva Adonay lemor.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֔ה אֶל־כָּל־עֲדַ֥ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל לֵאמֹ֑ר זֶ֣ה הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה לֵאמֹֽר׃
Moşe, İsrael oğullarının bütün topluluğuna şöyle dedi: “Adonay’ın buyurduğu şudur:
Vayomer moşe el bene yisrael reu kara Adonay beşem betsalel ben uri ven hur lemate yehuda.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל רְא֛וּ קָרָ֥א יְהוָ֖ה בְּשֵׁ֑ם בְּצַלְאֵ֛ל בֶּן־אוּרִ֥י בֶן־ח֖וּר לְמַטֵּ֥ה יְהוּדָֽה׃
Moşe İsrael oğullarına şöyle dedi: “Bakın, Adonay Yehuda kabilesinden Hur oğlu Uri oğlu Betsalel’i adıyla çağırdı.
Vayomer moşe el haeda ze hadavar aşer tsiva Adonay laasot.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה אֶל־הָעֵדָ֑ה זֶ֣ה הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה לַעֲשֽׂוֹת׃
Moşe topluluğa, “Adonay’ın yapılmasını buyurduğu şey budur” dedi.
Vayomer moşe el aharon veel banav başelu et habasar petah ohel moed veşam tohelu oto veet halehem aşer besal hamiluim kaaşer tsiveti lemor aharon uvanav yoheluu.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־אַהֲרֹ֣ן וְאֶל־בָּנָ֗יו בַּשְּׁל֣וּ אֶת־הַבָּשָׂר֮ פֶּ֣תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵד֒ וְשָׁם֙ תֹּאכְל֣וּ אֹת֔וֹ וְאֶ֨ת־הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֖ר בְּסַ֣ל הַמִּלֻּאִ֑ים כַּאֲשֶׁ֤ר צִוֵּ֙יתִי֙ לֵאמֹ֔ר אַהֲרֹ֥ן וּבָנָ֖יו יֹאכְלֻֽהוּ׃
Moşe, Aaron’a ve oğullarına şöyle dedi: “Eti Buluşma Çadırı’nın girişinde pişirin. ‘Aaron ve oğulları yiyecek’ diye buyurduğum gibi, eti ve göreve başlatma sepetindeki ekmeği orada yiyin.
Vayomer el aharon kah leha egel ben bakar lehatat veayil leola temimim vehakrev lifne Adonay.
וַיֹּ֣אמֶר אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַח־לְ֠ךָ עֵ֣גֶל בֶּן־בָּקָ֧ר לְחַטָּ֛את וְאַ֥יִל לְעֹלָ֖ה תְּמִימִ֑ם וְהַקְרֵ֖ב לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Aaron’a, “Kendin için günah sunusu olarak bir dana ve bütünüyle yakılan sunu olarak bir koç al; ikisi de kusursuz olsun. Onları Adonay’ın önüne getir” dedi.
Vayomer moşe ze hadavar aşer tsiva Adonay taasu veyera alehem kevod Adonay.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֔ה זֶ֧ה הַדָּבָ֛ר אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה תַּעֲשׂ֑וּ וְיֵרָ֥א אֲלֵיכֶ֖ם כְּב֥וֹד יְהוָֽה׃
Moşe, “Adonay’ın yapmanızı buyurduğu şey budur; Adonay’ın görkemi size görünecek” dedi.
Vayomer moşe el aharon kerav el hamizbeah vaase et hatateha veet olateha vehaper baadha uvead haam vaase et korban haam vehaper baadam kaaşer tsiva Adonay.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קְרַ֤ב אֶל־הַמִּזְבֵּ֙חַ֙ וַעֲשֵׂ֞ה אֶת־חַטָּֽאתְךָ֙ וְאֶת־עֹ֣לָתֶ֔ךָ וְכַפֵּ֥ר בַּֽעַדְךָ֖ וּבְעַ֣ד הָעָ֑ם וַעֲשֵׂ֞ה אֶת־קָרְבַּ֤ן הָעָם֙ וְכַפֵּ֣ר בַּֽעֲדָ֔ם כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֥ה יְהוָֽה׃
Moşe, Aaron’a şöyle dedi: “Sunağa yaklaş; günah sununu ve bütünüyle yakılan sununu sunarak kendin ve halk için kefaret sağla. Halkın sunusunu da sunup onlar için kefaret sağla; Adonay’ın buyurduğu gibi yap.”
Vayomer moşe el aharon u aşer diber Adonay lemor bikrovay ekadeş veal pene hol haam ekaved vayidom aharon.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן הוּא֩ אֲשֶׁר־דִּבֶּ֨ר יְהוָ֤ה ׀ לֵאמֹר֙ בִּקְרֹבַ֣י אֶקָּדֵ֔שׁ וְעַל־פְּנֵ֥י כָל־הָעָ֖ם אֶכָּבֵ֑ד וַיִּדֹּ֖ם אַהֲרֹֽן׃
Moşe, Aaron’a, “Adonay’ın, ‘Bana yakın olanlar aracılığıyla kutsallığımı gösterecek, bütün halkın önünde yüceltileceğim’ derken söylediği buydu” dedi. Aaron sessiz kaldı.