İçeriğe geç

TORA LEMMA DİZİNİ

דָבַר

Bu lemma Tora’da 415 kez, 389 ayette kullanılır.

Sözlük bilgisi

Türkçe anlam: konuşmak, söylemek, söz etmek, anlatmak; birlikte konuşmak

Kök — שורש (şoreş, kök): דבר

Kelime türü kodu: V

UBS kaynak glossları

to destroy; to get rid of; to do away with; to subdue; to speak; to mention; to tell; to speak together

Morfoloji/lemma: OSHB ve Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam varsa UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak glosslarından hazırlanmış ToraOku Türkçe yerelleştirmesidir.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit73 kullanım70 ayet
  • Şemot87 kullanım79 ayet
  • Vayikra66 kullanım66 ayet
  • Bamidbar119 kullanım111 ayet
  • Devarim70 kullanım63 ayet

Yazılı biçimler

Türkçe okunuş biçimleri

Dilbilgisel biçimler

  • bağlaç + fiil, Piel, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (140 kullanım · HC/Vpw3ms)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (76 kullanım · HVpp3ms)
  • fiil, Piel, emir, 2. kişi, eril, tekil (43 kullanım · HVpv2ms)
  • edat + fiil, Piel, mastar yapılı (27 kullanım · HR/Vpc)
  • fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, tekil (14 kullanım · HVpi2ms)
  • fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (14 kullanım · HVpi3ms)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (9 kullanım · HVpp1cs)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (8 kullanım · HVpp2ms)
  • fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (7 kullanım · HVpi1cs)
  • bağlaç + fiil, Piel, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (6 kullanım · HC/Vpw3mp)
  • bağlaç + fiil, Piel, kohortatif, 1. kişi, ortak, tekil (5 kullanım · HC/Vph1cs)
  • bağlaç + fiil, Piel, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (5 kullanım · HC/Vpq3ms)
  • fiil, Piel, mastar yapılı (4 kullanım · HVpc)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (4 kullanım · HVpp3cp)
  • fiil, Piel, etken ortaç, m. kişi (4 kullanım · HVprmsa)
  • fiil, Piel, emir, 2. kişi, eril, çoğul (4 kullanım · HVpv2mp)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HVpp3ms/Sp3ms)
  • fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (3 kullanım · HVqrmsa)
  • bağlaç + fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HC/Vpp3ms)
  • bağlaç + fiil, Piel, veqatal (ardışık tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (2 kullanım · HC/Vpq1cs)
  • bağlaç + fiil, Piel, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HC/Vpq2ms)
  • bağlaç + fiil, Piel, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (2 kullanım · HC/Vpq3cp)
  • bağlaç + fiil, Piel, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (2 kullanım · HC/Vpw3fs)
  • edat + fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 2. kişi, eril, çoğul (2 kullanım · HR/Vpc/Sp2mp)
  • edat + fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, eril, çoğul (2 kullanım · HR/Vpc/Sp3mp)
  • fiil, Piel, jussif, 3. kişi, eril, tekil (2 kullanım · HVpj3ms)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, çoğul (2 kullanım · HVpp1cp)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, çoğul (2 kullanım · HVpp2mp)
  • bağlaç + fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vpp2ms)
  • bağlaç + fiil, Piel, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HC/Vpq2mp)
  • bağlaç + fiil, Piel, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HC/Vpw1cs)
  • bağlaç + fiil, Piel, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vpw2ms)
  • edat + fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HR/Vpc/Sp1cs)
  • edat + fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HR/Vpc/Sp3fs)
  • edat + fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HR/Vpc/Sp3ms)
  • belirli artikel + fiil, Piel, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HTd/Vprmpa)
  • belirli artikel + fiil, Piel, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HTd/Vprmsa)
  • belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HTd/Vqrmsa)
  • fiil, Piel, mastar mutlak (1 kullanım · HVpa)
  • fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVpc/Sp2ms)
  • fiil, Piel, mastar yapılı + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVpc/Sp3ms)
  • fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVpi1cp)
  • fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul + paragogik nun (1 kullanım · HVpi2mp/Sn)
  • fiil, Piel, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HVpp3fs)
  • fiil, Kal, etken ortaç, f. kişi (1 kullanım · HVqrfpa)
  • fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HVqrmpa)
  • fiil, Hitpael, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HVtrmsa)

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 8:15

    Vayedaber Elohim el noah lemor.

    וַיְדַבֵּ֥ר אֱלֹהִ֖ים אֶל־נֹ֥חַ לֵאמֹֽר׃

    Tanrı Noah’a şöyle dedi:

  2. Bereşit 12:4

    Vayeleh avram kaaşer diber elav Adonay vayeleh ito lot veavram ben hameş şanim veşivim şana betseto meharan.

    וַיֵּ֣לֶךְ אַבְרָ֗ם כַּאֲשֶׁ֨ר דִּבֶּ֤ר אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה וַיֵּ֥לֶךְ אִתּ֖וֹ ל֑וֹט וְאַבְרָ֗ם בֶּן־חָמֵ֤שׁ שָׁנִים֙ וְשִׁבְעִ֣ים שָׁנָ֔ה בְּצֵאת֖וֹ מֵחָרָֽן׃

    Avram, Adonay’ın kendisine söylediği gibi yola çıktı. Lot da onunla gitti. Avram, Haran’dan ayrıldığında yetmiş beş yaşındaydı.

  3. Bereşit 16:13

    Vatikra şem Adonay hadover eleha ata el roi ki amera hagam halom raiti ahare roi.

    וַתִּקְרָ֤א שֵׁם־יְהוָה֙ הַדֹּבֵ֣ר אֵלֶ֔יהָ אַתָּ֖ה אֵ֣ל רֳאִ֑י כִּ֣י אָֽמְרָ֗ה הֲגַ֥ם הֲלֹ֛ם רָאִ֖יתִי אַחֲרֵ֥י רֹאִֽי׃

    Hagar kendisiyle konuşan Adonay’a, “Sen beni gören Tanrı’sın” diye seslendi. Çünkü, “Daha önce gördüğümü burada da gördüm mü?” dedi.

  4. Bereşit 17:3

    Vayipol avram al panav vayedaber ito Elohim lemor.

    וַיִּפֹּ֥ל אַבְרָ֖ם עַל־פָּנָ֑יו וַיְדַבֵּ֥ר אִתּ֛וֹ אֱלֹהִ֖ים לֵאמֹֽר׃

    Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı onunla konuşarak şöyle dedi:

  5. Bereşit 17:22

    Vayehal ledaber ito vayaal Elohim meal avraham.

    וַיְכַ֖ל לְדַבֵּ֣ר אִתּ֑וֹ וַיַּ֣עַל אֱלֹהִ֔ים מֵעַ֖ל אַבְרָהָֽם׃

    Tanrı onunla konuşmasını bitirdi ve Avraam’ın yanından yükseldi.

  6. Bereşit 17:23

    Vayikah avraham et yişmael beno veet kol yelide veto veet kol miknat kaspo kol zahar beanşe bet avraham vayamal et besar orlatam beetsem hayom haze kaaşer diber ito Elohim.

    וַיִּקַּ֨ח אַבְרָהָ֜ם אֶת־יִשְׁמָעֵ֣אל בְּנ֗וֹ וְאֵ֨ת כָּל־יְלִידֵ֤י בֵיתוֹ֙ וְאֵת֙ כָּל־מִקְנַ֣ת כַּסְפּ֔וֹ כָּל־זָכָ֕ר בְּאַנְשֵׁ֖י בֵּ֣ית אַבְרָהָ֑ם וַיָּ֜מָל אֶת־בְּשַׂ֣ר עָרְלָתָ֗ם בְּעֶ֙צֶם֙ הַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר אִתּ֖וֹ אֱלֹהִֽים׃

    Avraam oğlu Yişmael’i, evinde doğanların hepsini, parayla satın aldığı herkesi, yani ev halkındaki bütün erkekleri aldı. Tanrı’nın kendisine söylediği gibi, tam o gün onların sünnet derilerini kesti.

  7. Bereşit 18:5

    Veekha fat lehem vesaadu libehem ahar taavoru ki al ken avartem al avdehem vayomeru ken taase kaaşer dibarta.

    וְאֶקְחָ֨ה פַת־לֶ֜חֶם וְסַעֲד֤וּ לִבְּכֶם֙ אַחַ֣ר תַּעֲבֹ֔רוּ כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן עֲבַרְתֶּ֖ם עַֽל־עַבְדְּכֶ֑ם וַיֹּ֣אמְר֔וּ כֵּ֥ן תַּעֲשֶׂ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃

    Ben de bir parça ekmek getireyim. Güç toplayın; sonra yolunuza devam edersiniz. Madem kulunuzun yanına uğradınız!” Onlar, “Söylediğin gibi yap” dediler.

  8. Bereşit 18:19

    Ki yedativ lemaan aşer yetsave et banav veet beto aharav veşameru dereh Adonay laasot tsedaka umişpat lemaan havi Adonay al avraham et aşer diber alav.

    כִּ֣י יְדַעְתִּ֗יו לְמַעַן֩ אֲשֶׁ֨ר יְצַוֶּ֜ה אֶת־בָּנָ֤יו וְאֶת־בֵּיתוֹ֙ אַחֲרָ֔יו וְשָֽׁמְרוּ֙ דֶּ֣רֶךְ יְהוָ֔ה לַעֲשׂ֥וֹת צְדָקָ֖ה וּמִשְׁפָּ֑ט לְמַ֗עַן הָבִ֤יא יְהוָה֙ עַל־אַבְרָהָ֔ם אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבֶּ֖ר עָלָֽיו׃

    Çünkü onu tanıdım ki kendisinden sonra oğullarına ve ev halkına Adonay’ın yolunu korumalarını, doğruluk ve adaletle davranmalarını buyursun. Böylece Adonay, Avraam için söylediklerini yerine getirsin.”

  9. Bereşit 18:27

    Vayaan avraham vayomar hine na hoalti ledaber el Adonay veanohi afar vaefer.

    וַיַּ֥עַן אַבְרָהָ֖ם וַיֹּאמַ֑ר הִנֵּה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י וְאָנֹכִ֖י עָפָ֥ר וָאֵֽפֶר׃

    Avraam cevap verdi: “Ben toz ve kül olduğum hâlde Efendimle konuşmaya cesaret ettim.

  10. Bereşit 18:29

    Vayosef od ledaber elav vayomar ulay yimatseun şam arbaim vayomer lo eese baavur haarbaim.

    וַיֹּ֨סֶף ע֜וֹד לְדַבֵּ֤ר אֵלָיו֙ וַיֹּאמַ֔ר אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם אַרְבָּעִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה בַּעֲב֖וּר הָאַרְבָּעִֽים׃

    Avraam yine konuştu: “Belki orada kırk kişi bulunur.” Adonay, “Kırk kişinin hatırına bunu yapmayacağım” dedi.

  11. Bereşit 18:30

    Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.

    וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃

    Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.

  12. Bereşit 18:31

    Vayomer hine na hoalti ledaber el Adonay ulay yimatseun şam esrim vayomer lo aşhit baavur haesrim.

    וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּֽה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֶשְׂרִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָֽעֶשְׂרִֽים׃

    Avraam, “Efendimle konuşmaya cesaret ettim” dedi. “Belki orada yirmi kişi bulunur.” Adonay, “Yirmi kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.

  13. Bereşit 18:32

    Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ah hapaam ulay yimatseun şam asara vayomer lo aşhit baavur haasara.

    וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבְּרָ֣ה אַךְ־הַפַּ֔עַם אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֲשָׂרָ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָעֲשָׂרָֽה׃

    Avraam, “Efendim öfkelenmesin; yalnız bu kez daha konuşayım” dedi. “Belki orada on kişi bulunur.” Adonay, “On kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.

  14. Bereşit 18:33

    Vayeleh Adonay kaaşer kila ledaber el avraham veavraham şav limkomo.

    וַיֵּ֣לֶךְ יְהוָ֔ה כַּאֲשֶׁ֣ר כִּלָּ֔ה לְדַבֵּ֖ר אֶל־אַבְרָהָ֑ם וְאַבְרָהָ֖ם שָׁ֥ב לִמְקֹמֽוֹ׃

    Avraam’la konuşmasını bitirince Adonay ayrıldı. Avraam da yerine döndü.

  15. Bereşit 19:14

    Vayetse lot vayedaber el hatanav lokehe venotav vayomer kumu tseu min hamakom haze ki maşhit Adonay et hair vayehi himtsahek beene hatanav.

    וַיֵּצֵ֨א ל֜וֹט וַיְדַבֵּ֣ר ׀ אֶל־חֲתָנָ֣יו ׀ לֹקְחֵ֣י בְנֹתָ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ ק֤וּמוּ צְּאוּ֙ מִן־הַמָּק֣וֹם הַזֶּ֔ה כִּֽי־מַשְׁחִ֥ית יְהוָ֖ה אֶת־הָעִ֑יר וַיְהִ֥י כִמְצַחֵ֖ק בְּעֵינֵ֥י חֲתָנָֽיו׃

    Lot çıkıp kızlarını alacak olan damatlarına, “Kalkın, buradan çıkın! Adonay bu kenti yok edecek!” dedi. Ama damatlarının gözünde şaka yapıyor gibiydi.

  16. Bereşit 19:21

    Vayomer elav hine nasati faneha gam ladavar haze levilti hafeki et hair aşer dibarta.

    וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו הִנֵּה֙ נָשָׂ֣אתִי פָנֶ֔יךָ גַּ֖ם לַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה לְבִלְתִּ֛י הָפְכִּ֥י אֶת־הָעִ֖יר אֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃

    Ona, “Bu konuda da dileğini kabul ettim” dedi. “Sözünü ettiğin kenti yıkmayacağım.

  17. Bereşit 20:8

    Vayaşkem avimeleh baboker vayikra lehol avadav vayedaber et kol hadevarim haele beoznehem vayireu haanaşim meod.

    וַיַּשְׁכֵּ֨ם אֲבִימֶ֜לֶךְ בַּבֹּ֗קֶר וַיִּקְרָא֙ לְכָל־עֲבָדָ֔יו וַיְדַבֵּ֛ר אֶת־כָּל־הַדְּבָרִ֥ים הָאֵ֖לֶּה בְּאָזְנֵיהֶ֑ם וַיִּֽירְא֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים מְאֹֽד׃

    Avimeleh sabah erkenden kalkıp bütün hizmetkârlarını çağırdı ve olanların hepsini onlara anlattı. Adamlar çok korktular.

  18. Bereşit 21:1

    Vadonay pakad et sara kaaşer amar vayaas Adonay lesara kaaşer diber.

    וַֽיהוָ֛ה פָּקַ֥ד אֶת־שָׂרָ֖ה כַּאֲשֶׁ֣ר אָמָ֑ר וַיַּ֧עַשׂ יְהוָ֛ה לְשָׂרָ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבֵּֽר׃

    Adonay söylediği gibi Sara’yı gözetti; söz verdiği gibi Sara için yaptı.

  19. Bereşit 21:2

    Vatahar vateled sara leavraham ben lizkunav lamoed aşer diber oto Elohim.

    וַתַּהַר֩ וַתֵּ֨לֶד שָׂרָ֧ה לְאַבְרָהָ֛ם בֵּ֖ן לִזְקֻנָ֑יו לַמּוֹעֵ֕ד אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר אֹת֖וֹ אֱלֹהִֽים׃

    Sara gebe kalıp Avraam’a yaşlılığında, Tanrı’nın ona söylediği belirli zamanda bir oğul doğurdu.

  20. Bereşit 23:3

    Vayakom avraham meal pene meto vayedaber el bene het lemor.

    וַיָּ֙קָם֙ אַבְרָהָ֔ם מֵעַ֖ל פְּנֵ֣י מֵת֑וֹ וַיְדַבֵּ֥ר אֶל־בְּנֵי־חֵ֖ת לֵאמֹֽר׃

    Avraam ölüsünün yanından kalkıp Het oğullarına şöyle dedi:

  21. Bereşit 23:8

    Vayedaber itam lemor im yeş et nafşehem likbor et meti milefanay şemauni ufigu li beefron ben tsohar.

    וַיְדַבֵּ֥ר אִתָּ֖ם לֵאמֹ֑ר אִם־יֵ֣שׁ אֶֽת־נַפְשְׁכֶ֗ם לִקְבֹּ֤ר אֶת־מֵתִי֙ מִלְּפָנַ֔י שְׁמָע֕וּנִי וּפִגְעוּ־לִ֖י בְּעֶפְר֥וֹן בֶּן־צֹֽחַר׃

    Onlara şöyle dedi: “Ölümü önümden kaldırıp gömmemi kabul ediyorsanız beni dinleyin. Tsohar’ın oğlu Efron’a benim için ricada bulunun.

  22. Bereşit 23:13

    Vayedaber el efron beozne am haarets lemor ah im ata lu şemaeni natati kesef hasade kah mimeni veekbera et meti şama.

    וַיְדַבֵּ֨ר אֶל־עֶפְר֜וֹן בְּאָזְנֵ֤י עַם־הָאָ֙רֶץ֙ לֵאמֹ֔ר אַ֛ךְ אִם־אַתָּ֥ה ל֖וּ שְׁמָעֵ֑נִי נָתַ֜תִּי כֶּ֤סֶף הַשָּׂדֶה֙ קַ֣ח מִמֶּ֔נִּי וְאֶקְבְּרָ֥ה אֶת־מֵתִ֖י שָֽׁמָּה׃

    Ülke halkının duyacağı biçimde Efron’a, “Ama lütfen beni dinle” dedi. “Tarlanın parasını veriyorum. Benden kabul et de ölümü oraya gömeyim.”

  23. Bereşit 23:16

    Vayişma avraham el efron vayişkol avraham leefron et hakesef aşer diber beozne vene het arba meot şekel kesef over lasoher.

    וַיִּשְׁמַ֣ע אַבְרָהָם֮ אֶל־עֶפְרוֹן֒ וַיִּשְׁקֹ֤ל אַבְרָהָם֙ לְעֶפְרֹ֔ן אֶת־הַכֶּ֕סֶף אֲשֶׁ֥ר דִּבֶּ֖ר בְּאָזְנֵ֣י בְנֵי־חֵ֑ת אַרְבַּ֤ע מֵאוֹת֙ שֶׁ֣קֶל כֶּ֔סֶף עֹבֵ֖ר לַסֹּחֵֽר׃

    Avraam Efron’u dinledi. Efron’un Het oğullarının duyacağı biçimde söylediği gümüşü, tüccarlar arasında geçerli ağırlıkla dört yüz şekel gümüşü tartıp ona verdi.

  24. Bereşit 24:7

    Adonay elohe haşamayim aşer lekahani mibet avi umeerets moladti vaaşer diber li vaaşer nişeba li lemor lezaraha eten et haarets hazot u yişlah malaho lefaneha velakahta işa livni mişam.

    יְהוָ֣ה ׀ אֱלֹהֵ֣י הַשָּׁמַ֗יִם אֲשֶׁ֨ר לְקָחַ֜נִי מִבֵּ֣ית אָבִי֮ וּמֵאֶ֣רֶץ מֽוֹלַדְתִּי֒ וַאֲשֶׁ֨ר דִּבֶּר־לִ֜י וַאֲשֶׁ֤ר נִֽשְׁבַּֽע־לִי֙ לֵאמֹ֔ר לְזַ֨רְעֲךָ֔ אֶתֵּ֖ן אֶת־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֑את ה֗וּא יִשְׁלַ֤ח מַלְאָכוֹ֙ לְפָנֶ֔יךָ וְלָקַחְתָּ֥ אִשָּׁ֛ה לִבְנִ֖י מִשָּֽׁם׃

    “Beni babamın evinden ve doğduğum ülkeden alan, benimle konuşan ve ‘Bu ülkeyi senin soyuna vereceğim’ diye bana ant içen göklerin Tanrısı Adonay, meleğini senin önünden gönderecek. Oğluma oradan bir eş alacaksın.

  25. Bereşit 24:15

    Vayehi u terem kila ledaber vehine rivka yotset aşer yuleda livtuel ben milka eşet nahor ahi avraham vehadah al şihmah.

    וַֽיְהִי־ה֗וּא טֶרֶם֮ כִּלָּ֣ה לְדַבֵּר֒ וְהִנֵּ֧ה רִבְקָ֣ה יֹצֵ֗את אֲשֶׁ֤ר יֻלְּדָה֙ לִבְתוּאֵ֣ל בֶּן־מִלְכָּ֔ה אֵ֥שֶׁת נָח֖וֹר אֲחִ֣י אַבְרָהָ֑ם וְכַדָּ֖הּ עַל־שִׁכְמָֽהּ׃

    O daha sözünü bitirmeden Rivka, testisi omzunda çıkageldi. Rivka, Avraam’ın kardeşi Nahor’un karısı Milka’nın oğlu Betuel’in kızıydı.

  26. Bereşit 24:30

    Vayehi kirot et hanezem veet hatsemidim al yede ahoto uheşameo et divre rivka ahoto lemor ko diber elay haiş vayavo el haiş vehine omed al hagemalim al haayin.

    וַיְהִ֣י ׀ כִּרְאֹ֣ת אֶת־הַנֶּ֗זֶם וְֽאֶת־הַצְּמִדִים֮ עַל־יְדֵ֣י אֲחֹתוֹ֒ וּכְשָׁמְע֗וֹ אֶת־דִּבְרֵ֞י רִבְקָ֤ה אֲחֹתוֹ֙ לֵאמֹ֔ר כֹּֽה־דִבֶּ֥ר אֵלַ֖י הָאִ֑ישׁ וַיָּבֹא֙ אֶל־הָאִ֔ישׁ וְהִנֵּ֛ה עֹמֵ֥ד עַל־הַגְּמַלִּ֖ים עַל־הָעָֽיִן׃

    Kız kardeşinin burnundaki halkayı ve kollarındaki bilezikleri görünce, kız kardeşi Rivka’nın “Adam bana böyle söyledi” sözlerini duyunca adamın yanına gitti. Adam pınarın başında develerin yanında duruyordu.

  27. Bereşit 24:33

    Bu ayette 2 eşleşme

    Vayusam lefanav leehol vayomer lo ohal ad im dibarti devaray vayomer daber.

    ויישם [וַיּוּשַׂ֤ם] לְפָנָיו֙ לֶאֱכֹ֔ל וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֹכַ֔ל עַ֥ד אִם־דִּבַּ֖רְתִּי דְּבָרָ֑י וַיֹּ֖אמֶר דַּבֵּֽר׃

    Önüne yemek kondu. Ama o, “Söyleyeceklerimi söylemeden yemeyeceğim” dedi. Lavan, “Söyle” dedi.

  28. Bereşit 24:45

    Ani terem ahale ledaber el libi vehine rivka yotset vehadah al şihmah vatered haayna vatişav vaomar eleha haşkini na.

    אֲנִי֩ טֶ֨רֶם אֲכַלֶּ֜ה לְדַבֵּ֣ר אֶל־לִבִּ֗י וְהִנֵּ֨ה רִבְקָ֤ה יֹצֵאת֙ וְכַדָּ֣הּ עַל־שִׁכְמָ֔הּ וַתֵּ֥רֶד הָעַ֖יְנָה וַתִּשְׁאָ֑ב וָאֹמַ֥ר אֵלֶ֖יהָ הַשְׁקִ֥ינִי נָֽא׃

    Daha içimden konuşmayı bitirmeden Rivka testisi omzunda çıkageldi. Pınara inip su çekti. Ona, ‘Lütfen bana içir’ dedim.

  29. Bereşit 24:50

    Vayaan lavan uvetuel vayomeru meAdonay yatsa hadavar lo nuhal daber eleha ra o tov.

    וַיַּ֨עַן לָבָ֤ן וּבְתוּאֵל֙ וַיֹּ֣אמְר֔וּ מֵיְהוָ֖ה יָצָ֣א הַדָּבָ֑ר לֹ֥א נוּכַ֛ל דַּבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ רַ֥ע אוֹ־טֽוֹב׃

    Lavan ile Betuel şöyle cevap verdiler: “Bu iş Adonay’dan çıktı. Sana iyi ya da kötü bir şey söyleyemeyiz.

  30. Bereşit 24:51

    Hine rivka lefaneha kah valeh utehi işa leven adoneha kaaşer diber Adonay.

    הִנֵּֽה־רִבְקָ֥ה לְפָנֶ֖יךָ קַ֣ח וָלֵ֑ךְ וּתְהִ֤י אִשָּׁה֙ לְבֶן־אֲדֹנֶ֔יךָ כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃

    İşte, Rivka önünde. Onu alıp git. Adonay’ın söylediği gibi efendinin oğluna eş olsun.”

  31. Bereşit 27:5

    Verivka şomaat bedaber yitshak el esav beno vayeleh esav hasade latsud tsayid lehavi.

    וְרִבְקָ֣ה שֹׁמַ֔עַת בְּדַבֵּ֣ר יִצְחָ֔ק אֶל־עֵשָׂ֖ו בְּנ֑וֹ וַיֵּ֤לֶךְ עֵשָׂו֙ הַשָּׂדֶ֔ה לָצ֥וּד צַ֖יִד לְהָבִֽיא׃

    Yitshak oğlu Esav’la konuşurken Rivka dinliyordu. Esav avlanıp av getirmek için kıra çıktı.

  32. Bereşit 27:6

    Verivka amera el yaakov benah lemor hine şamati et aviha medaber el esav ahiha lemor.

    וְרִבְקָה֙ אָֽמְרָ֔ה אֶל־יַעֲקֹ֥ב בְּנָ֖הּ לֵאמֹ֑ר הִנֵּ֤ה שָׁמַ֙עְתִּי֙ אֶת־אָבִ֔יךָ מְדַבֵּ֛ר אֶל־עֵשָׂ֥ו אָחִ֖יךָ לֵאמֹֽר׃

    Rivka oğlu Yaakov’a şöyle dedi: “Babanın kardeşin Esav’a şöyle söylediğini duydum:

  33. Bereşit 27:19

    Vayomer yaakov el aviv anohi esav behoreha asiti kaaşer dibarta elay kum na şeva veohla mitsedi baavur tevarahani nafşeha.

    וַיֹּ֨אמֶר יַעֲקֹ֜ב אֶל־אָבִ֗יו אָנֹכִי֙ עֵשָׂ֣ו בְּכֹרֶ֔ךָ עָשִׂ֕יתִי כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֖רְתָּ אֵלָ֑י קֽוּם־נָ֣א שְׁבָ֗ה וְאָכְלָה֙ מִצֵּידִ֔י בַּעֲב֖וּר תְּבָרֲכַ֥נִּי נַפְשֶֽׁךָ׃

    Yaakov babasına, “Ben ilk oğlun Esav’ım” dedi. “Bana söylediğini yaptım. Lütfen kalk, otur ve av etimden ye ki beni gönülden kutsayasın.”

  34. Bereşit 28:15

    Vehine anohi imah uşemartiha behol aşer teleh vahaşivotiha el haadama hazot ki lo eezaveha ad aşer im asiti et aşer dibarti lah.

    וְהִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י עִמָּ֗ךְ וּשְׁמַרְתִּ֙יךָ֙ בְּכֹ֣ל אֲשֶׁר־תֵּלֵ֔ךְ וַהֲשִׁ֣בֹתִ֔יךָ אֶל־הָאֲדָמָ֖ה הַזֹּ֑את כִּ֚י לֹ֣א אֶֽעֱזָבְךָ֔ עַ֚ד אֲשֶׁ֣ר אִם־עָשִׂ֔יתִי אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבַּ֖רְתִּי לָֽךְ׃

    İşte, ben seninleyim. Gittiğin her yerde seni koruyacak ve bu toprağa geri getireceğim. Sana söylediklerimi yerine getirinceye kadar seni bırakmayacağım.”

  35. Bereşit 29:9

    Odenu medaber imam verahel baa im hatson aşer leaviha ki roa hi.

    עוֹדֶ֖נּוּ מְדַבֵּ֣ר עִמָּ֑ם וְרָחֵ֣ל ׀ בָּ֗אָה עִם־הַצֹּאן֙ אֲשֶׁ֣ר לְאָבִ֔יהָ כִּ֥י רֹעָ֖ה הִֽוא׃

    Yaakov onlarla konuşurken Rahel, babasının sürüsüyle geldi; çünkü sürüyü o güdüyordu.

  36. Bereşit 31:24

    Vayavo Elohim el lavan haarami bahalom halayla vayomer lo hişamer leha pen tedaber im yaakov mitov ad ra.

    וַיָּבֹ֧א אֱלֹהִ֛ים אֶל־לָבָ֥ן הָאֲרַמִּ֖י בַּחֲלֹ֣ם הַלָּ֑יְלָה וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ הִשָּׁ֧מֶר לְךָ֛ פֶּן־תְּדַבֵּ֥ר עִֽם־יַעֲקֹ֖ב מִטּ֥וֹב עַד־רָֽע׃

    O gece Tanrı, Arami Lavan’a rüyada gelip, “Dikkat et! Yaakov’a iyi ya da kötü bir söz söyleme” dedi.

  37. Bereşit 31:29

    Yeş leel yadi laasot imahem ra velohe avihem emeş amar elay lemor hişamer leha midaber im yaakov mitov ad ra.

    יֶשׁ־לְאֵ֣ל יָדִ֔י לַעֲשׂ֥וֹת עִמָּכֶ֖ם רָ֑ע וֵֽאלֹהֵ֨י אֲבִיכֶ֜ם אֶ֣מֶשׁ ׀ אָמַ֧ר אֵלַ֣י לֵאמֹ֗ר הִשָּׁ֧מֶר לְךָ֛ מִדַּבֵּ֥ר עִֽם־יַעֲקֹ֖ב מִטּ֥וֹב עַד־רָֽע׃

    Size kötülük yapacak gücüm var. Ama dün gece babanızın Tanrısı bana, ‘Dikkat et! Yaakov’a iyi ya da kötü bir söz söyleme’ dedi.

  38. Bereşit 32:20

    Vayetsav gam et haşeni gam et haşelişi gam et kol haholehim ahare haadarim lemor kadavar haze tedaberun el esav bemotsaahem oto.

    וַיְצַ֞ו גַּ֣ם אֶת־הַשֵּׁנִ֗י גַּ֚ם אֶת־הַשְּׁלִישִׁ֔י גַּ֚ם אֶת־כָּל־הַהֹ֣לְכִ֔ים אַחֲרֵ֥י הָעֲדָרִ֖ים לֵאמֹ֑ר כַּדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ תְּדַבְּר֣וּן אֶל־עֵשָׂ֔ו בְּמֹצַאֲכֶ֖ם אֹתֽוֹ׃

    İkinciye, üçüncüye ve sürülerin ardından giden herkese de, “Esav’la karşılaşınca ona aynı şeyi söyleyin” diye buyurdu.

  39. Bereşit 34:3

    Vatidbak nafşo bedina bat yaakov vayeehav et hanaara vayedaber al lev hanaara.

    וַתִּדְבַּ֣ק נַפְשׁ֔וֹ בְּדִינָ֖ה בַּֽת־יַעֲקֹ֑ב וַיֶּֽאֱהַב֙ אֶת־הַֽנַּעֲרָ֔ וַיְדַבֵּ֖ר עַל־לֵ֥ב הַֽנַּעֲרָֽ׃

    Şehem’in gönlü Yaakov’un kızı Dina’ya bağlandı. Genç kızı sevdi ve gönlünü almaya çalıştı.

  40. Bereşit 34:6

    Vayetse hamor avi şehem el yaakov ledaber ito.

    וַיֵּצֵ֛א חֲמ֥וֹר אֲבִֽי־שְׁכֶ֖ם אֶֽל־יַעֲקֹ֑ב לְדַבֵּ֖ר אִתּֽוֹ׃

    Şehem’in babası Hamor, Yaakov’la konuşmak için yanına çıktı.

  41. Bereşit 34:8

    Vayedaber hamor itam lemor şehem beni haşeka nafşo bevitehem tenu na otah lo leişa.

    וַיְדַבֵּ֥ר חֲמ֖וֹר אִתָּ֣ם לֵאמֹ֑ר שְׁכֶ֣ם בְּנִ֗י חָֽשְׁקָ֤ה נַפְשׁוֹ֙ בְּבִתְּכֶ֔ם תְּנ֨וּ נָ֥א אֹתָ֛הּ ל֖וֹ לְאִשָּֽׁה׃

    Hamor onlara şöyle dedi: “Oğlum Şehem’in gönlü kızınıza bağlandı. Lütfen onu kendisine eş olarak verin.

  42. Bereşit 34:13

    Vayaanu vene yaakov et şehem veet hamor aviv bemirma vayedaberu aşer time et dina ahotam.

    וַיַּעֲנ֨וּ בְנֵֽי־יַעֲקֹ֜ב אֶת־שְׁכֶ֨ם וְאֶת־חֲמ֥וֹר אָבִ֛יו בְּמִרְמָ֖ה וַיְדַבֵּ֑רוּ אֲשֶׁ֣ר טִמֵּ֔א אֵ֖ת דִּינָ֥ה אֲחֹתָֽם׃

    Yaakov’un oğulları, kız kardeşleri Dina’yı kirlettiği için Şehem ile babası Hamor’a hileli bir cevap verdiler.

  43. Bereşit 34:20

    Vayavo hamor uşehem beno el şaar iram vayedaberu el anşe iram lemor.

    וַיָּבֹ֥א חֲמ֛וֹר וּשְׁכֶ֥ם בְּנ֖וֹ אֶל־שַׁ֣עַר עִירָ֑ם וַֽיְדַבְּר֛וּ אֶל־אַנְשֵׁ֥י עִירָ֖ם לֵאמֹֽר׃

    Hamor ile oğlu Şehem kentlerinin kapısına gelip kentin adamlarına şöyle dediler:

  44. Bereşit 35:13

    Vayaal mealav Elohim bamakom aşer diber ito.

    וַיַּ֥עַל מֵעָלָ֖יו אֱלֹהִ֑ים בַּמָּק֖וֹם אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר אִתּֽוֹ׃

    Tanrı onunla konuştuğu yerden, yanından yükseldi.

  45. Bereşit 35:14

    Vayatsev yaakov matseva bamakom aşer diber ito matsevet aven vayaseh aleha neseh vayitsok aleha şamen.

    וַיַּצֵּ֨ב יַעֲקֹ֜ב מַצֵּבָ֗ה בַּמָּק֛וֹם אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר אִתּ֖וֹ מַצֶּ֣בֶת אָ֑בֶן וַיַּסֵּ֤ךְ עָלֶ֙יהָ֙ נֶ֔סֶךְ וַיִּצֹ֥ק עָלֶ֖יהָ שָֽׁמֶן׃

    Yaakov, Tanrı’nın kendisiyle konuştuğu yere bir anıt, taştan bir anıt dikti. Üzerine bir dökme sunusu sundu ve yağ döktü.

  46. Bereşit 35:15

    Vayikra yaakov et şem hamakom aşer diber ito şam Elohim bet el.

    וַיִּקְרָ֨א יַעֲקֹ֜ב אֶת־שֵׁ֣ם הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁר֩ דִּבֶּ֨ר אִתּ֥וֹ שָׁ֛ם אֱלֹהִ֖ים בֵּֽית־אֵֽל׃

    Tanrı’nın kendisiyle konuştuğu yere Bet-El adını verdi.

  47. Bereşit 37:4

    Vayiru ehav ki oto ahav avihem mikol ehav vayisneu oto velo yahelu dabero leşalom.

    וַיִּרְא֣וּ אֶחָ֗יו כִּֽי־אֹת֞וֹ אָהַ֤ב אֲבִיהֶם֙ מִכָּל־אֶחָ֔יו וַֽיִּשְׂנְא֖וּ אֹת֑וֹ וְלֹ֥א יָכְל֖וּ דַּבְּר֥וֹ לְשָׁלֹֽם׃

    Kardeşleri babalarının onu bütün kardeşlerinden daha çok sevdiğini görünce ondan nefret ettiler. Onunla dostça konuşamıyorlardı.

  48. Bereşit 39:10

    Vayehi kedaberah el yosef yom yom velo şama eleha lişkav etslah lihyot imah.

    וַיְהִ֕י כְּדַבְּרָ֥הּ אֶל־יוֹסֵ֖ף י֣וֹם ׀ י֑וֹם וְלֹא־שָׁמַ֥ע אֵלֶ֛יהָ לִשְׁכַּ֥ב אֶצְלָ֖הּ לִהְי֥וֹת עִמָּֽהּ׃

    Kadın her gün Yosef’le konuşuyordu. Ama Yosef onun yanında yatmayı, onunla birlikte olmayı kabul etmiyordu.

  49. Bereşit 39:17

    Vatedaber elav kadevarim haele lemor ba elay haeved haivri aşer heveta lanu letsahek bi.

    וַתְּדַבֵּ֣ר אֵלָ֔יו כַּדְּבָרִ֥ים הָאֵ֖לֶּה לֵאמֹ֑ר בָּֽא־אֵלַ֞י הָעֶ֧בֶד הָֽעִבְרִ֛י אֲשֶׁר־הֵבֵ֥אתָ לָּ֖נוּ לְצַ֥חֶק בִּֽי׃

    Ona da aynı sözleri söyleyip, “Bize getirdiğin İbrani köle beni aşağılamak için yanıma geldi” dedi.

  50. Bereşit 39:19

    Vayehi hişmoa adonav et divre işto aşer dibera elav lemor kadevarim haele asah li avdeha vayihar apo.

    וַיְהִי֩ כִשְׁמֹ֨עַ אֲדֹנָ֜יו אֶת־דִּבְרֵ֣י אִשְׁתּ֗וֹ אֲשֶׁ֨ר דִּבְּרָ֤ה אֵלָיו֙ לֵאמֹ֔ר כַּדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה עָ֥שָׂהּ לִ֖י עַבְדֶּ֑ךָ וַיִּ֖חַר אַפּֽוֹ׃

    Efendisi karısının, “Kölen bana böyle yaptı” sözlerini duyunca öfkelendi.