İbranice biçim בּ֥וֹ
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Biçim: edat + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 91 kullanım
Teknik kod
HR/Sp3msTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 107 kez, 105 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim בּ֥וֹ
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Biçim: edat + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 91 kullanım
HR/Sp3msİbranice biçim בֹּֽא
Lemma בּוֹא
Kök — שורש (şoreş, kök) בוא
Türkçe anlam: gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
Biçim: fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 8 kullanım
HVqv2msİbranice biçim בֹּ֖א
Lemma בּוֹא
Kök — שורש (şoreş, kök) בוא
Türkçe anlam: gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
Biçim: fiil, Kal, mastar yapılı
Bu çözümleme: 3 kullanım
HVqcİbranice biçim בּ֥וֹא
Lemma בּוֹא
Kök — שורש (şoreş, kök) בוא
Türkçe anlam: gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
Biçim: fiil, Kal, mastar yapılı
Bu çözümleme: 3 kullanım
HVqcİbranice biçim בֹּ֨א
Lemma בּוֹא
Kök — שורש (şoreş, kök) בוא
Türkçe anlam: gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
Biçim: fiil, Kal, mastar mutlak
Bu çözümleme: 1 kullanım
HVqaİbranice biçim בּ֖וֹא
Lemma בּוֹא
Kök — שורש (şoreş, kök) בוא
Türkçe anlam: gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar
Biçim: fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 1 kullanım
HVqv2msOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayiten alav et hakutonet vayahgor oto baavnet vayalbeş oto et hameil vayiten alav et haefod vayahgor oto beheşev haefod vayepod lo bo.
וַיִּתֵּ֨ן עָלָ֜יו אֶת־הַכֻּתֹּ֗נֶת וַיַּחְגֹּ֤ר אֹתוֹ֙ בָּֽאַבְנֵ֔ט וַיַּלְבֵּ֤שׁ אֹתוֹ֙ אֶֽת־הַמְּעִ֔יל וַיִּתֵּ֥ן עָלָ֖יו אֶת־הָאֵפֹ֑ד וַיַּחְגֹּ֣ר אֹת֗וֹ בְּחֵ֙שֶׁב֙ הָֽאֵפֹ֔ד וַיֶּאְפֹּ֥ד ל֖וֹ בּֽוֹ׃
Aaron’a entariyi giydirdi, beline kuşağı bağladı, üstlüğü giydirip üzerine efodu koydu. Efodun dokuma kemerini beline bağlayarak efodu üzerine sabitledi.
Vayikah moşe et şemen hamişha vayimşah et hamişkan veet kol aşer bo vayekadeş otam.
וַיִּקַּ֤ח מֹשֶׁה֙ אֶת־שֶׁ֣מֶן הַמִּשְׁחָ֔ה וַיִּמְשַׁ֥ח אֶת־הַמִּשְׁכָּ֖ן וְאֶת־כָּל־אֲשֶׁר־בּ֑וֹ וַיְקַדֵּ֖שׁ אֹתָֽם׃
Moşe mesh yağını alıp Mişkan’ı ve içindeki her şeyi meshederek kutsadı.
Uveyom heraot bo basar hay yitma.
וּבְי֨וֹם הֵרָא֥וֹת בּ֛וֹ בָּשָׂ֥ר חַ֖י יִטְמָֽא׃
Ama onda canlı et görüldüğü gün arınmamış olur.
Vehi yire hakohen et nega hanetek vehine en mareu amok min haor vesear şahor en bo vehisgir hakohen et nega hanetek şivat yamim.
וְכִֽי־יִרְאֶ֨ה הַכֹּהֵ֜ן אֶת־נֶ֣גַע הַנֶּ֗תֶק וְהִנֵּ֤ה אֵין־מַרְאֵ֙הוּ֙ עָמֹ֣ק מִן־הָע֔וֹר וְשֵׂעָ֥ר שָׁחֹ֖ר אֵ֣ין בּ֑וֹ וְהִסְגִּ֧יר הַכֹּהֵ֛ן אֶת־נֶ֥גַע הַנֶּ֖תֶק שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Kâhin netek belirtisini incelediğinde deriden daha derinde görünmüyorsa ve içinde siyah kıl yoksa netek belirtisi olan kişiyi yedi gün ayrı tutacak.
Veim beenav amad hanetek vesear şahor tsamah bo nirpa hanetek tahor u vetiharo hakohen.
וְאִם־בְּעֵינָיו֩ עָמַ֨ד הַנֶּ֜תֶק וְשֵׂעָ֨ר שָׁחֹ֧ר צָֽמַח־בּ֛וֹ נִרְפָּ֥א הַנֶּ֖תֶק טָה֣וֹר ה֑וּא וְטִהֲר֖וֹ הַכֹּהֵֽן׃ (ס)
Netek aynı görünümde kalmış ve içinde siyah kıl çıkmışsa netek iyileşmiştir. O kişi arınmıştır; kâhin onun arınmış olduğuna hükmedecek.
Vehatsarua aşer bo hanega begadav yihyu ferumim veroşo yihye farua veal safam yate vetame tame yikra.
וְהַצָּר֜וּעַ אֲשֶׁר־בּ֣וֹ הַנֶּ֗גַע בְּגָדָ֞יו יִהְי֤וּ פְרֻמִים֙ וְרֹאשׁוֹ֙ יִהְיֶ֣ה פָר֔וּעַ וְעַל־שָׂפָ֖ם יַעְטֶ֑ה וְטָמֵ֥א ׀ טָמֵ֖א יִקְרָֽא׃
Belirtiyi taşıyan tsaraatlı kişinin giysileri yırtık olacak, saçları uzamaya bırakılacak. Üst dudağını örtecek ve ‘Arınmamışım! Arınmamışım!’ diye seslenecek.
Kol yeme aşer hanega bo yitma tame u badad yeşev mihuts lamahane moşavo.
כָּל־יְמֵ֞י אֲשֶׁ֨ר הַנֶּ֥גַע בּ֛וֹ יִטְמָ֖א טָמֵ֣א ה֑וּא בָּדָ֣ד יֵשֵׁ֔ב מִח֥וּץ לַֽמַּחֲנֶ֖ה מוֹשָׁבֽוֹ׃ (ס)
Belirti üzerinde kaldığı sürece arınmamış olacak; arınmamıştır. Tek başına yaşayacak; kalacağı yer ordugâhın dışında olacak.
Vetsiva hakohen vehibesu et aşer bo hanaga vehisgiro şivat yamim şenit.
וְצִוָּה֙ הַכֹּהֵ֔ן וְכִ֨בְּס֔וּ אֵ֥ת אֲשֶׁר־בּ֖וֹ הַנָּ֑גַע וְהִסְגִּיר֥וֹ שִׁבְעַת־יָמִ֖ים שֵׁנִֽית׃
kâhin belirtili eşyanın yıkanmasını buyuracak ve onu yedi gün daha ayrı tutacak.
Veim terae od babeged o vaşeti o vaerev o vehol keli or porahat hi baeş tisrefenu et aşer bo hanaga.
וְאִם־תֵּרָאֶ֨ה ע֜וֹד בַּ֠בֶּגֶד אֽוֹ־בַשְּׁתִ֤י אֽוֹ־בָעֵ֙רֶב֙ א֣וֹ בְכָל־כְּלִי־ע֔וֹר פֹּרַ֖חַת הִ֑וא בָּאֵ֣שׁ תִּשְׂרְפֶ֔נּוּ אֵ֥ת אֲשֶׁר־בּ֖וֹ הַנָּֽגַע׃
Belirti giyside, çözgüde, atkıda ya da deri eşyada yeniden görülürse yayılmaktadır. Belirtinin bulunduğu eşyayı ateşte yakacaksın.
Zot torat aşer bo nega tsaraat aşer lo tasig yado betohorato.
זֹ֣את תּוֹרַ֔ת אֲשֶׁר־בּ֖וֹ נֶ֣גַע צָרָ֑עַת אֲשֶׁ֛ר לֹֽא־תַשִּׂ֥יג יָד֖וֹ בְּטָהֳרָתֽוֹ׃ (פ)
Tsaraat belirtisi bulunan ve arınması için gereken sunulara gücü yetmeyen kişinin kuralı budur.”
Veim bo yavo hakohen veraa vehine lo fasa hanega babayit ahare hitoah et habayit vetihar hakohen et habayit ki nirpa hanaga.
וְאִם־בֹּ֨א יָבֹ֜א הַכֹּהֵ֗ן וְרָאָה֙ וְ֠הִנֵּה לֹא־פָשָׂ֤ה הַנֶּ֙גַע֙ בַּבַּ֔יִת אַחֲרֵ֖י הִטֹּ֣חַ אֶת־הַבָּ֑יִת וְטִהַ֤ר הַכֹּהֵן֙ אֶת־הַבַּ֔יִת כִּ֥י נִרְפָּ֖א הַנָּֽגַע׃
Kâhin gelip incelediğinde ev sıvandıktan sonra belirti yayılmamışsa evin arınmış olduğuna hükmedecek; çünkü belirti iyileşmiştir.
Vehol aşer yiga bo hazav veyadav lo şataf bamayim vehibes begadav verahats bamayim vetame ad haarev.
וְכֹ֨ל אֲשֶׁ֤ר יִגַּע־בּוֹ֙ הַזָּ֔ב וְיָדָ֖יו לֹא־שָׁטַ֣ף בַּמָּ֑יִם וְכִבֶּ֧ס בְּגָדָ֛יו וְרָחַ֥ץ בַּמַּ֖יִם וְטָמֵ֥א עַד־הָעָֽרֶב׃
Akıntısı olan kişi, ellerini suyla yıkamamışken kime dokunursa o kişi giysilerini yıkayacak, suyla yıkanacak ve akşama kadar arınmamış olacak.
Uheli heres aşer yiga bo hazav yişaver vehol keli ets yişatef bamayim.
וּכְלִי־חֶ֛רֶשׂ אֲשֶׁר־יִגַּע־בּ֥וֹ הַזָּ֖ב יִשָּׁבֵ֑ר וְכָל־כְּלִי־עֵ֔ץ יִשָּׁטֵ֖ף בַּמָּֽיִם׃
Akıntısı olan kişinin dokunduğu toprak kap kırılacak; tahta kap ise suyla durulanacak.
Ki iş iş aşer yekalel et aviv veet imo mot yumat aviv veimo kilel damav bo.
כִּֽי־אִ֣ישׁ אִ֗ישׁ אֲשֶׁ֨ר יְקַלֵּ֧ל אֶת־אָבִ֛יו וְאֶת־אִמּ֖וֹ מ֣וֹת יוּמָ֑ת אָבִ֧יו וְאִמּ֛וֹ קִלֵּ֖ל דָּמָ֥יו בּֽוֹ׃
Annesine ya da babasına lanet eden kişi kesinlikle ölüm cezasına çarptırılacak. Annesine veya babasına lanet etmiştir; kanının sorumluluğu kendisine aittir.
Ki hol iş aşer bo mum lo yikrav iş iver o fiseah o harum o sarua.
כִּ֥י כָל־אִ֛ישׁ אֲשֶׁר־בּ֥וֹ מ֖וּם לֹ֣א יִקְרָ֑ב אִ֤ישׁ עִוֵּר֙ א֣וֹ פִסֵּ֔חַ א֥וֹ חָרֻ֖ם א֥וֹ שָׂרֽוּעַ׃
Bedensel kusuru olan hiç kimse yaklaşmayacak: Kör, topal, burun kökü çökmüş ya da uzuvları orantısız olan;
Bu ayette 2 kez
Kol iş aşer bo mum mizera aharon hakohen lo yigaş lehakriv et işe Adonay mum bo et lehem elohav lo yigaş lehakriv.
כָּל־אִ֞ישׁ אֲשֶׁר־בּ֣וֹ מ֗וּם מִזֶּ֙רַע֙ אַהֲרֹ֣ן הַכֹּהֵ֔ן לֹ֣א יִגַּ֔שׁ לְהַקְרִ֖יב אֶת־אִשֵּׁ֣י יְהוָ֑ה מ֣וּם בּ֔וֹ אֵ֚ת לֶ֣חֶם אֱלֹהָ֔יו לֹ֥א יִגַּ֖שׁ לְהַקְרִֽיב׃
Kâhin Aaron’un soyundan bedensel kusuru bulunan hiç kimse Adonay’a ateşle sunulan sunuları getirmek için yaklaşmayacak. Kusuru vardır; Tanrısının yiyeceğini sunmak için yaklaşmayacak.
Ah el haparohet lo yavo veel hamizbeah lo yigaş ki mum bo velo yehalel et mikdaşay ki ani Adonay mekadeşam.
אַ֣ךְ אֶל־הַפָּרֹ֜כֶת לֹ֣א יָבֹ֗א וְאֶל־הַמִּזְבֵּ֛חַ לֹ֥א יִגַּ֖שׁ כִּֽי־מ֣וּם בּ֑וֹ וְלֹ֤א יְחַלֵּל֙ אֶת־מִקְדָּשַׁ֔י כִּ֛י אֲנִ֥י יְהוָ֖ה מְקַדְּשָֽׁם׃
Ancak perdeye gelmeyecek, sunağa yaklaşmayacak; çünkü bedensel kusuru vardır. Kutsal yerlerimi kutsallıktan düşürmeyecek; çünkü onları kutsayan Adonay Benim.”
Nefeş aşer tiga bo vetamea ad haarev velo yohal min hakodaşim ki im rahats besaro bamayim.
נֶ֚פֶשׁ אֲשֶׁ֣ר תִּגַּע־בּ֔וֹ וְטָמְאָ֖ה עַד־הָעָ֑רֶב וְלֹ֤א יֹאכַל֙ מִן־הַקֳּדָשִׁ֔ים כִּ֛י אִם־רָחַ֥ץ בְּשָׂר֖וֹ בַּמָּֽיִם׃
Bunlara dokunan kişi akşama kadar arınmamış olacak. Bedenini suyla yıkamadan kutsal sunulardan yemeyecek.
Vehohen ki yikne nefeş kinyan kaspo u yohal bo vilid beto hem yohelu velahmo.
וְכֹהֵ֗ן כִּֽי־יִקְנֶ֥ה נֶ֙פֶשׁ֙ קִנְיַ֣ן כַּסְפּ֔וֹ ה֖וּא יֹ֣אכַל בּ֑וֹ וִילִ֣יד בֵּית֔וֹ הֵ֖ם יֹאכְל֥וּ בְלַחְמֽוֹ׃
Ama kâhinin kendi parasıyla satın aldığı köle bundan yiyebilir. Evinde doğanlar da onun yiyeceğinden yiyebilirler.
Uvat kohen ki tihye almana ugeruşa vezera en lah veşava el bet aviha kinureha milehem aviha tohel vehol zar lo yohal bo.
וּבַת־כֹּהֵן֩ כִּ֨י תִהְיֶ֜ה אַלְמָנָ֣ה וּגְרוּשָׁ֗ה וְזֶרַע֮ אֵ֣ין לָהּ֒ וְשָׁבָ֞ה אֶל־בֵּ֤ית אָבִ֙יהָ֙ כִּנְעוּרֶ֔יהָ מִלֶּ֥חֶם אָבִ֖יהָ תֹּאכֵ֑ל וְכָל־זָ֖ר לֹא־יֹ֥אכַל בּֽוֹ׃ (ס)
Kâhinin kızı dul kalır ya da boşanırsa, çocuğu da yoksa ve gençliğindeki gibi babasının evine dönerse babasının yiyeceğinden yiyebilir. Kâhin ailesinden olmayan hiç kimse bundan yemeyecek.
Kol aşer bo mum lo takrivu ki lo leratson yihye lahem.
כֹּ֛ל אֲשֶׁר־בּ֥וֹ מ֖וּם לֹ֣א תַקְרִ֑יבוּ כִּי־לֹ֥א לְרָצ֖וֹן יִהְיֶ֥ה לָכֶֽם׃
Kusuru bulunan hiçbir hayvanı sunmayacaksınız; çünkü sizin adınıza kabul görmeyecek.
Veiş ki yakriv zevah şelamim ladonay lefale neder o lindava babakar o vatson tamim yiheye leratson kol mum lo yihye bo.
וְאִ֗ישׁ כִּֽי־יַקְרִ֤יב זֶֽבַח־שְׁלָמִים֙ לַיהוָ֔ה לְפַלֵּא־נֶ֙דֶר֙ א֣וֹ לִנְדָבָ֔ה בַּבָּקָ֖ר א֣וֹ בַצֹּ֑אן תָּמִ֤ים יִֽהְיֶה֙ לְרָצ֔וֹן כָּל־מ֖וּם לֹ֥א יִהְיֶה־בּֽוֹ׃
Biri adağını yerine getirmek ya da gönüllü sunu vermek için Adonay’a sığırdan veya sürüden esenlik kurbanı sunarsa kabul görmesi için hayvan kusursuz olacak. Hiçbir kusuru bulunmayacak.
Şever tahat şever ayin tahat ayin şen tahat şen kaaşer yiten mum baadam ken yinaten bo.
שֶׁ֚בֶר תַּ֣חַת שֶׁ֔בֶר עַ֚יִן תַּ֣חַת עַ֔יִן שֵׁ֖ן תַּ֣חַת שֵׁ֑ן כַּאֲשֶׁ֨ר יִתֵּ֥ן מוּם֙ בָּֽאָדָ֔ם כֵּ֖ן יִנָּ֥תֶן בּֽוֹ׃
Kırığa karşı kırık, göze karşı göz, dişe karşı diş. Bir insana verdiği sakatlığın karşılığını görecek.
Uzeratem et haşana haşeminit vaahaltem min hatevua yaşan ad haşana hateşiit ad bo tevuatah tohelu yaşan.
וּזְרַעְתֶּ֗ם אֵ֚ת הַשָּׁנָ֣ה הַשְּׁמִינִ֔ת וַאֲכַלְתֶּ֖ם מִן־הַתְּבוּאָ֣ה יָשָׁ֑ן עַ֣ד ׀ הַשָּׁנָ֣ה הַתְּשִׁיעִ֗ת עַד־בּוֹא֙ תְּב֣וּאָתָ֔הּ תֹּאכְל֖וּ יָשָֽׁן׃
Sekizinci yıl ekecek ama eski üründen yiyeceksiniz. Dokuzuncu yıla, onun ürünü gelinceye kadar eski üründen yiyeceksiniz.
Vehi yamuh ahiha umata yado imah vehehezakta bo ger vetoşav vahay imah.
וְכִֽי־יָמ֣וּךְ אָחִ֔יךָ וּמָ֥טָה יָד֖וֹ עִמָּ֑ךְ וְהֶֽחֱזַ֣קְתָּ בּ֔וֹ גֵּ֧ר וְתוֹשָׁ֛ב וָחַ֖י עִמָּֽךְ׃
Kardeşin yoksullaşır, yanında geçimini sağlayamaz duruma düşerse ona destek olacaksın. Yabancı ve konuk gibi senin yanında yaşayabilsin.
Vehi yamuh ahiha imah venimkar lah lo taavod bo avodat aved.
וְכִֽי־יָמ֥וּךְ אָחִ֛יךָ עִמָּ֖ךְ וְנִמְכַּר־לָ֑ךְ לֹא־תַעֲבֹ֥ד בּ֖וֹ עֲבֹ֥דַת עָֽבֶד׃
Yanındaki kardeşin yoksullaşıp sana satılırsa onu köle gibi çalıştırmayacaksın.
Ufekudat elazar ben aharon hakohen şemen hamaor uketoret hasamim uminhat hatamid veşemen hamişha pekudat kol hamişkan vehol aşer bo bekodeş uvehelav.
וּפְקֻדַּ֞ת אֶלְעָזָ֣ר ׀ בֶּן־אַהֲרֹ֣ן הַכֹּהֵ֗ן שֶׁ֤מֶן הַמָּאוֹר֙ וּקְטֹ֣רֶת הַסַּמִּ֔ים וּמִנְחַ֥ת הַתָּמִ֖יד וְשֶׁ֣מֶן הַמִּשְׁחָ֑ה פְּקֻדַּ֗ת כָּל־הַמִּשְׁכָּן֙ וְכָל־אֲשֶׁר־בּ֔וֹ בְּקֹ֖דֶשׁ וּבְכֵלָֽיו׃ (ס)
Kâhin Aaron’un oğlu Elazar’ın sorumluluğu aydınlatma yağı, güzel kokulu tütsü, sürekli tahıl sunusu ve meshetme yağıdır. Bütün Mişkan’ın ve içindeki her şeyin, kutsal yerin ve eşyalarının gözetimi ondadır.
Veim en laiş goel lehaşiv haaşam elav haaşam hamuşav ladonay lakohen milevad el hakipurim aşer yehaper bo alav.
וְאִם־אֵ֨ין לָאִ֜ישׁ גֹּאֵ֗ל לְהָשִׁ֤יב הָאָשָׁם֙ אֵלָ֔יו הָאָשָׁ֛ם הַמּוּשָׁ֥ב לַיהוָ֖ה לַכֹּהֵ֑ן מִלְּבַ֗ד אֵ֚יל הַכִּפֻּרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר יְכַפֶּר־בּ֖וֹ עָלָֽיו׃
Ama o kişinin bedeli alacak bir yakın mirasçısı yoksa Adonay’a geri verilen bedel kâhinin olacak. Bu, suçlu için bağışlanma sağlamak üzere sunulan kefaret koçundan ayrıdır.
Vayomer şimu na devaray im yiheye neviahem Adonay bamara elav etvada bahalom adaber bo.
וַיֹּ֖אמֶר שִׁמְעוּ־נָ֣א דְבָרָ֑י אִם־יִֽהְיֶה֙ נְבִ֣יאֲכֶ֔ם יְהוָ֗ה בַּמַּרְאָה֙ אֵלָ֣יו אֶתְוַדָּ֔ע בַּחֲל֖וֹם אֲדַבֶּר־בּֽוֹ׃
Şöyle dedi: “Sözlerimi dinleyin. Aranızda bir peygamber varsa Ben Adonay, ona Kendimi bir görümde bildirir, onunla rüyada konuşurum.
Pe el pe adaber bo umare velo vehidot utemunat Adonay yabit umadua lo yeretem ledaber beavdi vemoşe.
פֶּ֣ה אֶל־פֶּ֞ה אֲדַבֶּר־בּ֗וֹ וּמַרְאֶה֙ וְלֹ֣א בְחִידֹ֔ת וּתְמֻנַ֥ת יְהוָ֖ה יַבִּ֑יט וּמַדּ֙וּעַ֙ לֹ֣א יְרֵאתֶ֔ם לְדַבֵּ֖ר בְּעַבְדִּ֥י בְמֹשֶֽׁה׃
Onunla ağız ağıza, açıkça konuşurum; bilmecelerle değil. O, Adonay’ın görünümüne bakar. Öyleyse kulum Moşe hakkında konuşmaktan neden korkmadınız?”
Vayedaber el korah veel kol adato lemor boker veyoda Adonay et aşer lo veet hakadoş vehikriv elav veet aşer yivhar bo yakriv elav.
וַיְדַבֵּ֨ר אֶל־קֹ֜רַח וְאֶֽל־כָּל־עֲדָתוֹ֮ לֵאמֹר֒ בֹּ֠קֶר וְיֹדַ֨ע יְהוָ֧ה אֶת־אֲשֶׁר־ל֛וֹ וְאֶת־הַקָּד֖וֹשׁ וְהִקְרִ֣יב אֵלָ֑יו וְאֵ֛ת אֲשֶׁ֥ר יִבְחַר־בּ֖וֹ יַקְרִ֥יב אֵלָֽיו׃
Korah’a ve bütün topluluğuna şöyle dedi: “Sabah Adonay kimin Kendisine ait olduğunu, kimin kutsal olduğunu bildirecek ve onu Kendisine yaklaştıracak. Seçtiği kişiyi Kendisine yaklaştıracak.
Vehaya haiş aşer evhar bo mateu yifrah vahaşikoti mealay et telunot bene yisrael aşer hem malinim alehem.
וְהָיָ֗ה הָאִ֛ישׁ אֲשֶׁ֥ר אֶבְחַר־בּ֖וֹ מַטֵּ֣הוּ יִפְרָ֑ח וַהֲשִׁכֹּתִ֣י מֵֽעָלַ֗י אֶת־תְּלֻנּוֹת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁ֛ר הֵ֥ם מַלִּינִ֖ם עֲלֵיכֶֽם׃
Seçeceğim adamın değneği filizlenecek. Böylece İsraeloğullarının size karşı yükselttikleri yakınmaları üzerimden susturacağım.
Vehol aşer yiga bo hatame yitma vehanefeş hanogaat titma ad haarev.
וְכֹ֛ל אֲשֶׁר־יִגַּע־בּ֥וֹ הַטָּמֵ֖א יִטְמָ֑א וְהַנֶּ֥פֶשׁ הַנֹּגַ֖עַת תִּטְמָ֥א עַד־הָעָֽרֶב׃ (פ)
Arınmamış kişinin dokunduğu her şey arınmamış olacak. Ona dokunan kişi de akşama kadar arınmamış olacak.
Veata leha na ara li et haam haze ki atsum u mimeni ulay uhal nake bo vaagareşenu min haarets ki yadati et aşer tevareh mevorah vaaşer taor yuar.
וְעַתָּה֩ לְכָה־נָּ֨א אָֽרָה־לִּ֜י אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֗ה כִּֽי־עָצ֥וּם הוּא֙ מִמֶּ֔נִּי אוּלַ֤י אוּכַל֙ נַכֶּה־בּ֔וֹ וַאֲגָרְשֶׁ֖נּוּ מִן־הָאָ֑רֶץ כִּ֣י יָדַ֗עְתִּי אֵ֤ת אֲשֶׁר־תְּבָרֵךְ֙ מְבֹרָ֔ךְ וַאֲשֶׁ֥ר תָּאֹ֖ר יוּאָֽר׃
Şimdi lütfen gel, benim için bu halka lanet et. Çünkü benden güçlüler. Belki onları yenebilir, ülkeden kovabilirim. Çünkü biliyorum ki senin kutsadığın kutsanır, lanet ettiğin lanetlenir.”
Hine haam hayotse mimitsrayim vayehas et en haarets ata leha kava li oto ulay uhal lehilahem bo vegeraştiv.
הִנֵּ֤ה הָעָם֙ הַיֹּצֵ֣א מִמִּצְרַ֔יִם וַיְכַ֖ס אֶת־עֵ֣ין הָאָ֑רֶץ עַתָּ֗ה לְכָ֤ה קָֽבָה־לִּי֙ אֹת֔וֹ אוּלַ֥י אוּכַ֛ל לְהִלָּ֥חֶם בּ֖וֹ וְגֵרַשְׁתִּֽיו׃
‘Bak, Mısır’dan çıkan halk yeryüzünü kapladı. Şimdi gel, benim için onlara lanet et. Belki onlarla savaşıp onları kovabilirim.’”
Lo hibit aven beyaakov velo raa amal beyisrael Adonay elohav imo uteruat meleh bo.
לֹֽא־הִבִּ֥יט אָ֙וֶן֙ בְּיַעֲקֹ֔ב וְלֹא־רָאָ֥ה עָמָ֖ל בְּיִשְׂרָאֵ֑ל יְהוָ֤ה אֱלֹהָיו֙ עִמּ֔וֹ וּתְרוּעַ֥ת מֶ֖לֶךְ בּֽוֹ׃
Yaakov’da kötülüğe bakmadı, İsrael’de sıkıntı görmedi. Tanrısı Adonay onunladır; kral için yükselen sevinç sesi onun arasındadır.
Vayomer Adonay el moşe kah leha et yehoşua bin nun iş aşer ruah bo vesamahta et yadeha alav.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה קַח־לְךָ֙ אֶת־יְהוֹשֻׁ֣עַ בִּן־נ֔וּן אִ֖ישׁ אֲשֶׁר־ר֣וּחַ בּ֑וֹ וְסָמַכְתָּ֥ אֶת־יָדְךָ֖ עָלָֽיו׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “İçinde ruh bulunan bir adamı, Nun oğlu Yeoşua’yı yanına al ve elini onun üzerine koy.
O bihli ets yad aşer yamut bo hikau vayamot rotseah u mot yumat harotseah.
א֡וֹ בִּכְלִ֣י עֵֽץ־יָד֩ אֲשֶׁר־יָמ֨וּת בּ֥וֹ הִכָּ֛הוּ וַיָּמֹ֖ת רֹצֵ֣חַֽ ה֑וּא מ֥וֹת יוּמַ֖ת הָרֹצֵֽחַ׃
Ya da öldürebilecek ahşap bir el aletiyle ona vurur ve o ölürse katildir. Katil kesinlikle öldürülecek.
Kumu seu veivru et nahal arnon ree natati veyadeha et sihon meleh heşbon haemori veet artso hahel raş vehitgar bo milhama.
ק֣וּמוּ סְּע֗וּ וְעִבְרוּ֮ אֶת־נַ֣חַל אַרְנֹן֒ רְאֵ֣ה נָתַ֣תִּי בְ֠יָדְךָ אֶת־סִיחֹ֨ן מֶֽלֶךְ־חֶשְׁבּ֧וֹן הָֽאֱמֹרִ֛י וְאֶת־אַרְצ֖וֹ הָחֵ֣ל רָ֑שׁ וְהִתְגָּ֥ר בּ֖וֹ מִלְחָמָֽה׃
‘Kalkın, yola çıkın ve Arnon Vadisi’ni geçin. Bak, Heşbon kralı Amori Sihon’u ve ülkesini eline verdim. Ele geçirmeye başla; onunla savaşa gir.
Velo ava sihon meleh heşbon haavirenu bo ki hikşa Adonay eloheha et ruho veimets et levavo lemaan tito veyadeha kayom haze.
וְלֹ֣א אָבָ֗ה סִיחֹן֙ מֶ֣לֶךְ חֶשְׁבּ֔וֹן הַעֲבִרֵ֖נוּ בּ֑וֹ כִּֽי־הִקְשָׁה֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ אֶת־רוּח֗וֹ וְאִמֵּץ֙ אֶת־לְבָב֔וֹ לְמַ֛עַן תִּתּ֥וֹ בְיָדְךָ֖ כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃ (ס)
Ama Heşbon kralı Sihon, oradan geçmemize razı olmadı. Çünkü Tanrın Adonay, bugün olduğu gibi onu eline vermek için ruhunu sertleştirmiş, yüreğini katılaştırmıştı.
Pesile elohehem tisrefun baeş lo tahmod kesef vezahav alehem velakahta lah pen tivakeş bo ki toavat Adonay eloheha u.
פְּסִילֵ֥י אֱלֹהֵיהֶ֖ם תִּשְׂרְפ֣וּן בָּאֵ֑שׁ לֹֽא־תַחְמֹד֩ כֶּ֨סֶף וְזָהָ֤ב עֲלֵיהֶם֙ וְלָקַחְתָּ֣ לָ֔ךְ פֶּ֚ן תִּוָּקֵ֣שׁ בּ֔וֹ כִּ֧י תוֹעֲבַ֛ת יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ הֽוּא׃
Tanrılarının oyma putlarını ateşte yakacaksınız. Üzerlerindeki gümüşe ve altına göz dikip kendine alma; yoksa onun tuzağına düşersin. Çünkü bu, Tanrın Adonay için iğrençtir.
Kol hamakom aşer tidroh kaf raglehem bo lahem yihye min hamidbar vehalevanon min hanahar nehar perat vead hayam haaharon yihye gevulhem.
כָּל־הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁ֨ר תִּדְרֹ֧ךְ כַּֽף־רַגְלְכֶ֛ם בּ֖וֹ לָכֶ֣ם יִהְיֶ֑ה מִן־הַמִּדְבָּ֨ר וְהַלְּבָנ֜וֹן מִן־הַנָּהָ֣ר נְהַר־פְּרָ֗ת וְעַד֙ הַיָּ֣ם הָֽאַחֲר֔וֹן יִהְיֶ֖ה גְּבֻלְכֶֽם׃
Ayağınızın bastığı her yer sizin olacak. Çölden Levanon’a, nehirden, Perat Nehri’nden batı denizine kadar sınırınız uzanacak.
Vehaya hamakom aşer yivhar Adonay elohehem bo leşaken şemo şam şama taviu et kol aşer anohi metsave ethem olotehem vezivhehem maserotehem uterumat yedhem vehol mivhar nidrehem aşer tideru ladonay.
וְהָיָ֣ה הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁר־יִבְחַר֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֵיכֶ֥ם בּוֹ֙ לְשַׁכֵּ֤ן שְׁמוֹ֙ שָׁ֔ם שָׁ֣מָּה תָבִ֔יאוּ אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י מְצַוֶּ֣ה אֶתְכֶ֑ם עוֹלֹתֵיכֶ֣ם וְזִבְחֵיכֶ֗ם מַעְשְׂרֹֽתֵיכֶם֙ וּתְרֻמַ֣ת יֶדְכֶ֔ם וְכֹל֙ מִבְחַ֣ר נִדְרֵיכֶ֔ם אֲשֶׁ֥ר תִּדְּר֖וּ לַֽיהוָֽה׃
O zaman Tanrınız Adonay’ın adını orada bulundurmak için seçeceği yere, size buyurduğum her şeyi getireceksiniz: Olah sunularınızı, kurbanlarınızı, ondalıklarınızı, elinizle ayırdığınız payları ve Adonay’a adayacağınız adakların bütün seçkinlerini.
Ki im lifne Adonay eloheha tohelenu bamakom aşer yivhar Adonay eloheha bo ata uvinha uviteha veavdeha vaamateha vehalevi aşer bişareha vesamahta lifne Adonay eloheha behol mişlah yadeha.
כִּ֡י אִם־לִפְנֵי֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ תֹּאכְלֶ֗נּוּ בַּמָּקוֹם֙ אֲשֶׁ֨ר יִבְחַ֜ר יְהוָ֣ה אֱלֹהֶיךָ֮ בּוֹ֒ אַתָּ֨ה וּבִנְךָ֤ וּבִתֶּ֙ךָ֙ וְעַבְדְּךָ֣ וַאֲמָתֶ֔ךָ וְהַלֵּוִ֖י אֲשֶׁ֣ר בִּשְׁעָרֶ֑יךָ וְשָׂמַחְתָּ֗ לִפְנֵי֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ בְּכֹ֖ל מִשְׁלַ֥ח יָדֶֽךָ׃
Bunları, Tanrın Adonay’ın seçeceği yerde, Tanrın Adonay’ın önünde yiyeceksin: Sen, oğlun, kızın, kölen, cariyen ve kapılarının içindeki Levi. El attığın bütün işlerde Tanrın Adonay’ın önünde sevineceksin.
Ki harog tahargenu yadeha tiheye bo varişona lahamito veyad kol haam baaharona.
כִּ֤י הָרֹג֙ תַּֽהַרְגֶ֔נּוּ יָֽדְךָ֛ תִּֽהְיֶה־בּ֥וֹ בָרִֽאשׁוֹנָ֖ה לַהֲמִית֑וֹ וְיַ֥ד כָּל־הָעָ֖ם בָּאַחֲרֹנָֽה׃
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu öldürmek için önce senin elin, ardından bütün halkın eli onun üzerinde olacak.
Venatata bakasef vetsarta hakesef beyadeha vehalahta el hamakom aşer yivhar Adonay eloheha bo.
וְנָתַתָּ֖ה בַּכָּ֑סֶף וְצַרְתָּ֤ הַכֶּ֙סֶף֙ בְּיָ֣דְךָ֔ וְהָֽלַכְתָּ֙ אֶל־הַמָּק֔וֹם אֲשֶׁ֥ר יִבְחַ֛ר יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ בּֽוֹ׃
Onu paraya çevireceksin. Parayı elinde güvenle tutup Tanrın Adonay’ın seçeceği yere gideceksin.
Uvişalta veahalta bamakom aşer yivhar Adonay eloheha bo ufanita vaboker vehalahta leohaleha.
וּבִשַּׁלְתָּ֙ וְאָ֣כַלְתָּ֔ בַּמָּק֕וֹם אֲשֶׁ֥ר יִבְחַ֛ר יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ בּ֑וֹ וּפָנִ֣יתָ בַבֹּ֔קֶר וְהָלַכְתָּ֖ לְאֹהָלֶֽיךָ׃
Onu Tanrın Adonay'ın seçeceği yerde pişirip yiyeceksin. Sabah dönüp çadırlarına gideceksin.
Yad haedim tiheye bo varişona lahamito veyad kol haam baaharona uviarta hara mikirbeha.
יַ֣ד הָעֵדִ֞ים תִּֽהְיֶה־בּ֤וֹ בָרִאשֹׁנָה֙ לַהֲמִית֔וֹ וְיַ֥ד כָּל־הָעָ֖ם בָּאַחֲרֹנָ֑ה וּבִֽעַרְתָּ֥ הָרָ֖ע מִקִּרְבֶּֽךָ׃ (פ)
Onu öldürmek için ilk önce tanıkların eli, ardından bütün halkın eli ona kalkacak. Böylece aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksın.
Ki yipale mimeha davar lamişpat ben dam ledam ben din ledin uven nega lanega divre rivot bişareha vekamta vealita el hamakom aşer yivhar Adonay eloheha bo.
כִּ֣י יִפָּלֵא֩ מִמְּךָ֨ דָבָ֜ר לַמִּשְׁפָּ֗ט בֵּֽין־דָּ֨ם ׀ לְדָ֜ם בֵּֽין־דִּ֣ין לְדִ֗ין וּבֵ֥ין נֶ֙גַע֙ לָנֶ֔גַע דִּבְרֵ֥י רִיבֹ֖ת בִּשְׁעָרֶ֑יךָ וְקַמְתָּ֣ וְעָלִ֔יתָ אֶל־הַמָּק֔וֹם אֲשֶׁ֥ר יִבְחַ֛ר יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ בּֽוֹ׃
Kentlerinde ortaya çıkan anlaşmazlıklarda, kanla kan, davayla dava, belirtiyle belirti arasında karar vermek senin için güç olursa, kalkıp Tanrın Adonay'ın seçeceği yere çıkacaksın.
Som tasim aleha meleh aşer yivhar Adonay eloheha bo mikerev aheha tasim aleha meleh lo tuhal latet aleha iş naheri aşer lo ahiha u.
שׂ֣וֹם תָּשִׂ֤ים עָלֶ֙יךָ֙ מֶ֔לֶךְ אֲשֶׁ֥ר יִבְחַ֛ר יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ בּ֑וֹ מִקֶּ֣רֶב אַחֶ֗יךָ תָּשִׂ֤ים עָלֶ֙יךָ֙ מֶ֔לֶךְ לֹ֣א תוּכַ֗ל לָתֵ֤ת עָלֶ֙יךָ֙ אִ֣ישׁ נָכְרִ֔י אֲשֶׁ֥ר לֹֽא־אָחִ֖יךָ הֽוּא׃
başına mutlaka Tanrın Adonay'ın seçeceği kralı koyacaksın. Başına kardeşlerinin arasından bir kral koyacaksın; kardeşin olmayan yabancı birini başına koyamazsın.