הַר
dağ; dağlık bölge, tepelik arazi
150 kullanım · 130 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 153 kez, 133 farklı ayette görülür. Kök altında 2 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Vayehi kaaşer karav el hamahane vayar et haegel umeholot vayihar af moşe vayaşleh miyadav et haluhot vayeşaber otam tahat hahar.
וַֽיְהִ֗י כַּאֲשֶׁ֤ר קָרַב֙ אֶל־הַֽמַּחֲנֶ֔ה וַיַּ֥רְא אֶת־הָעֵ֖גֶל וּמְחֹלֹ֑ת וַיִּֽחַר־אַ֣ף מֹשֶׁ֗ה וַיַּשְׁלֵ֤ךְ מידו [מִיָּדָיו֙] אֶת־הַלֻּחֹ֔ת וַיְשַׁבֵּ֥ר אֹתָ֖ם תַּ֥חַת הָהָֽר׃
Ordugâha yaklaşıp buzağıyı ve dansları görünce Moşe’nin öfkesi alevlendi. Elindeki levhaları fırlatıp dağın eteğinde kırdı.
Vayitenatselu vene yisrael et edyam mehar horev.
וַיִּֽתְנַצְּל֧וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל אֶת־עֶדְיָ֖ם מֵהַ֥ר חוֹרֵֽב׃
İsrael oğulları Horev Dağı’ndan itibaren süslerini çıkardılar.
Bu ayette 2 eşleşme
Vehye nahon laboker vealita vaboker el har sinay venitsavta li şam al roş hahar.
וֶהְיֵ֥ה נָכ֖וֹן לַבֹּ֑קֶר וְעָלִ֤יתָ בַבֹּ֙קֶר֙ אֶל־הַ֣ר סִינַ֔י וְנִצַּבְתָּ֥ לִ֛י שָׁ֖ם עַל־רֹ֥אשׁ הָהָֽר׃
Sabaha hazır ol. Sabah Sinay Dağı’na çık ve orada, dağın tepesinde önümde dur.
Bu ayette 2 eşleşme
Veiş lo yaale imah vegam iş al yera behol hahar gam hatson vehabakar al yiru el mul hahar hau.
וְאִישׁ֙ לֹֽא־יַעֲלֶ֣ה עִמָּ֔ךְ וְגַם־אִ֥ישׁ אַל־יֵרָ֖א בְּכָל־הָהָ֑ר גַּם־הַצֹּ֤אן וְהַבָּקָר֙ אַל־יִרְע֔וּ אֶל־מ֖וּל הָהָ֥ר הַהֽוּא׃
Seninle kimse çıkmasın; dağın hiçbir yerinde kimse görünmesin. O dağın karşısında koyun, keçi ve sığır da otlamasın.”
Vayifsol şene luhot avanim karişonim vayaşkem moşe vaboker vayaal el har sinay kaaşer tsiva Adonay oto vayikah beyado şene luhot avanim.
וַיִּפְסֹ֡ל שְׁנֵֽי־לֻחֹ֨ת אֲבָנִ֜ים כָּרִאשֹׁנִ֗ים וַיַּשְׁכֵּ֨ם מֹשֶׁ֤ה בַבֹּ֙קֶר֙ וַיַּ֙עַל֙ אֶל־הַ֣ר סִינַ֔י כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֹת֑וֹ וַיִּקַּ֣ח בְּיָד֔וֹ שְׁנֵ֖י לֻחֹ֥ת אֲבָנִֽים׃
Moşe öncekiler gibi iki taş levha yonttu. Sabah erkenden kalktı ve Adonay’ın kendisine buyurduğu gibi Sinay Dağı’na çıktı. İki taş levhayı eline aldı.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayehi beredet moşe mehar sinay uşene luhot haedut beyad moşe beridto min hahar umoşe lo yada ki karan or panav bedabero ito.
וַיְהִ֗י בְּרֶ֤דֶת מֹשֶׁה֙ מֵהַ֣ר סִינַ֔י וּשְׁנֵ֨י לֻחֹ֤ת הָֽעֵדֻת֙ בְּיַד־מֹשֶׁ֔ה בְּרִדְתּ֖וֹ מִן־הָהָ֑ר וּמֹשֶׁ֣ה לֹֽא־יָדַ֗ע כִּ֥י קָרַ֛ן ע֥וֹר פָּנָ֖יו בְּדַבְּר֥וֹ אִתּֽוֹ׃
Moşe Sinay Dağı’ndan inerken elinde iki Tanıklık levhası vardı. Dağdan indiğinde, O’nunla konuşması nedeniyle yüzünün derisinin ışıldadığını bilmiyordu.
Veahare hen nigeşu kol bene yisrael vayetsavem et kol aşer diber Adonay ito behar sinay.
וְאַחֲרֵי־כֵ֥ן נִגְּשׁ֖וּ כָּל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַיְצַוֵּ֕ם אֵת֩ כָּל־אֲשֶׁ֨ר דִּבֶּ֧ר יְהוָ֛ה אִתּ֖וֹ בְּהַ֥ר סִינָֽי׃
Ardından bütün İsrael oğulları yaklaştı. Moşe, Adonay’ın Sinay Dağı’nda kendisine söylediği her şeyi onlara buyurdu.
Aşer tsiva Adonay et moşe behar sinay beyom tsavoto et bene yisrael lehakriv et korbenehem ladonay bemidbar sinay.
אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֧ה יְהוָ֛ה אֶת־מֹשֶׁ֖ה בְּהַ֣ר סִינָ֑י בְּי֨וֹם צַוֺּת֜וֹ אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לְהַקְרִ֧יב אֶת־קָרְבְּנֵיהֶ֛ם לַיהוָ֖ה בְּמִדְבַּ֥ר סִינָֽי׃ (פ)
Adonay, İsraeloğullarına Sinay Çölü’nde sunularını Adonay’a getirmelerini buyurduğu gün, Sinay Dağı’nda Moşe’ye bunları buyurdu.
Vayedaber Adonay el moşe behar sinay lemor.
וַיְדַבֵּ֤ר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בְּהַ֥ר סִינַ֖י לֵאמֹֽר׃
Adonay, Sinay Dağı’nda Moşe’ye şöyle dedi:
Ele hahukim vehamişpatim vehatorot aşer natan Adonay beno uven bene yisrael behar sinay beyad moşe.
אֵ֠לֶּה הַֽחֻקִּ֣ים וְהַמִּשְׁפָּטִים֮ וְהַתּוֹרֹת֒ אֲשֶׁר֙ נָתַ֣ן יְהוָ֔ה בֵּינ֕וֹ וּבֵ֖ין בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל בְּהַ֥ר סִינַ֖י בְּיַד־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Adonay’ın Sinay Dağı’nda Moşe aracılığıyla Kendisi ile İsraeloğulları arasına koyduğu kurallar, hükümler ve öğretiler bunlardır.
Ele hamitsvot aşer tsiva Adonay et moşe el bene yisrael behar sinay.
אֵ֣לֶּה הַמִּצְוֺ֗ת אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֧ה יְהוָ֛ה אֶת־מֹשֶׁ֖ה אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל בְּהַ֖ר סִינָֽי׃
Adonay’ın Sinay Dağı’nda Moşe’ye İsraeloğulları için verdiği emirler bunlardır.
Veele toledot aharon umoşe beyom diber Adonay et moşe behar sinay.
וְאֵ֛לֶּה תּוֹלְדֹ֥ת אַהֲרֹ֖ן וּמֹשֶׁ֑ה בְּי֗וֹם דִּבֶּ֧ר יְהוָ֛ה אֶת־מֹשֶׁ֖ה בְּהַ֥ר סִינָֽי׃
Adonay’ın Sinay Dağı’nda Moşe’ye konuştuğu sırada Aaron’un ve Moşe’nin soyu şöyleydi.
Vayisu mehar Adonay dereh şeloşet yamim vaaron berit Adonay nosea lifnehem dereh şeloşet yamim latur lahem menuha.
וַיִּסְעוּ֙ מֵהַ֣ר יְהוָ֔ה דֶּ֖רֶךְ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֑ים וַאֲר֨וֹן בְּרִית־יְהוָ֜ה נֹסֵ֣עַ לִפְנֵיהֶ֗ם דֶּ֚רֶךְ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֔ים לָת֥וּר לָהֶ֖ם מְנוּחָֽה׃
Adonay’ın dağından üç günlük yol gittiler. Adonay’ın Antlaşma Sandığı, kendilerine dinlenecek bir yer bulmak için önlerinde üç günlük yol gidiyordu.
Vayişlah otam moşe latur et erets kenaan vayomer alehem alu ze banegev vaalitem et hahar.
וַיִּשְׁלַ֤ח אֹתָם֙ מֹשֶׁ֔ה לָת֖וּר אֶת־אֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֗ם עֲל֥וּ זֶה֙ בַּנֶּ֔גֶב וַעֲלִיתֶ֖ם אֶת־הָהָֽר׃
Moşe onları Kenaan ülkesini araştırmaya gönderirken şöyle dedi: “Buradan Negev’e çıkın, sonra dağlık bölgeye çıkın.
Amalek yoşev beerets hanegev vehahiti vehayevusi vehaemori yoşev bahar vehakenaani yoşev al hayam veal yad hayarden.
עֲמָלֵ֥ק יוֹשֵׁ֖ב בְּאֶ֣רֶץ הַנֶּ֑גֶב וְ֠הַֽחִתִּי וְהַיְבוּסִ֤י וְהָֽאֱמֹרִי֙ יוֹשֵׁ֣ב בָּהָ֔ר וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ יֹשֵׁ֣ב עַל־הַיָּ֔ם וְעַ֖ל יַ֥ד הַיַּרְדֵּֽן׃
Amalek Negev bölgesinde yaşıyor. Hitiler, Yevusiler ve Emoriler dağlık bölgede; Kenaanlılar ise deniz kıyısında ve Yarden boyunca yaşıyor.”
Vayaşkimu vaboker vayaalu el roş hahar lemor hinenu vealinu el hamakom aşer amar Adonay ki hatanu.
וַיַּשְׁכִּ֣מוּ בַבֹּ֔קֶר וַיַּֽעֲל֥וּ אֶל־רֹאשׁ־הָהָ֖ר לֵאמֹ֑ר הִנֶּ֗נּוּ וְעָלִ֛ינוּ אֶל־הַמָּק֛וֹם אֲשֶׁר־אָמַ֥ר יְהוָ֖ה כִּ֥י חָטָֽאנוּ׃
Sabah erkenden kalkıp dağın tepesine çıkmak üzere, “İşte buradayız! Günah işledik ama Adonay’ın söylediği yere çıkacağız” dediler.
Vayapilu laalot el roş hahar vaaron berit Adonay umoşe lo maşu mikerev hamahane.
וַיַּעְפִּ֕לוּ לַעֲל֖וֹת אֶל־רֹ֣אשׁ הָהָ֑ר וַאֲר֤וֹן בְּרִית־יְהוָה֙ וּמֹשֶׁ֔ה לֹא־מָ֖שׁוּ מִקֶּ֥רֶב הַֽמַּחֲנֶֽה׃
Yine de küstahça dağın tepesine çıktılar. Adonay’ın Antlaşma Sandığı ve Moşe ise ordugâhın içinden ayrılmadı.
Vayered haamaleki vehakenaani hayoşev bahar hau vayakum vayaketum ad haharema.
וַיֵּ֤רֶד הָעֲמָלֵקִי֙ וְהַֽכְּנַעֲנִ֔י הַיֹּשֵׁ֖ב בָּהָ֣ר הַה֑וּא וַיַּכּ֥וּם וַֽיַּכְּת֖וּם עַד־הַֽחָרְמָֽה׃ (פ)
O dağda yaşayan Amalekliler ve Kenaanlılar indiler, onları vurdular ve Horma’ya kadar bozguna uğrattılar.
Vayisu mikadeş vayavou vene yisrael kol haeda hor hahar.
וַיִּסְע֖וּ מִקָּדֵ֑שׁ וַיָּבֹ֧אוּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל כָּל־הָעֵדָ֖ה הֹ֥ר הָהָֽר׃
Kadeş’ten yola çıktılar. İsraeloğulları, bütün topluluk, Hor Dağı’na geldi.
Vayomer Adonay el moşe veel aharon behor hahar al gevul erets edom lemor.
וַיֹּ֧אמֶר יְהוָ֛ה אֶל־מֹשֶׁ֥ה וְאֶֽל־אַהֲרֹ֖ן בְּהֹ֣ר הָהָ֑ר עַל־גְּב֥וּל אֶֽרֶץ־אֱד֖וֹם לֵאמֹֽר׃
Adonay, Edom ülkesinin sınırındaki Hor Dağı’nda Moşe’ye ve Aaron’a şöyle dedi:
Kah et aharon veet elazar beno vehaal otam hor hahar.
קַ֚ח אֶֽת־אַהֲרֹ֔ן וְאֶת־אֶלְעָזָ֖ר בְּנ֑וֹ וְהַ֥עַל אֹתָ֖ם הֹ֥ר הָהָֽר׃
Aaron’u ve oğlu Elazar’ı al, onları Hor Dağı’na çıkar.
Vayaas moşe kaaşer tsiva Adonay vayaalu el hor hahar leene kol haeda.
וַיַּ֣עַשׂ מֹשֶׁ֔ה כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה יְהוָ֑ה וַֽיַּעֲלוּ֙ אֶל־הֹ֣ר הָהָ֔ר לְעֵינֵ֖י כָּל־הָעֵדָֽה׃
Moşe, Adonay’ın emrettiği gibi yaptı. Bütün topluluğun gözleri önünde Hor Dağı’na çıktılar.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayafşet moşe et aharon et begadav vayalbeş otam et elazar beno vayamot aharon şam beroş hahar vayered moşe veelazar min hahar.
וַיַּפְשֵׁט֩ מֹשֶׁ֨ה אֶֽת־אַהֲרֹ֜ן אֶת־בְּגָדָ֗יו וַיַּלְבֵּ֤שׁ אֹתָם֙ אֶת־אֶלְעָזָ֣ר בְּנ֔וֹ וַיָּ֧מָת אַהֲרֹ֛ן שָׁ֖ם בְּרֹ֣אשׁ הָהָ֑ר וַיֵּ֧רֶד מֹשֶׁ֛ה וְאֶלְעָזָ֖ר מִן־הָהָֽר׃
Moşe Aaron’un giysilerini çıkarıp oğlu Elazar’a giydirdi. Aaron orada, dağın tepesinde öldü. Moşe ve Elazar dağdan indiler.
Vayisu mehor hahar dereh yam suf lisvov et erets edom vatiktsar nefeş haam badareh.
וַיִּסְע֞וּ מֵהֹ֤ר הָהָר֙ דֶּ֣רֶךְ יַם־ס֔וּף לִסְבֹ֖ב אֶת־אֶ֣רֶץ אֱד֑וֹם וַתִּקְצַ֥ר נֶֽפֶשׁ־הָעָ֖ם בַּדָּֽרֶךְ׃
Edom ülkesinin çevresinden dolaşmak için Hor Dağı’ndan Sazlık Denizi yoluna doğru yola çıktılar. Yolda halkın sabrı tükendi.
Vayisa meşalo vayomar min aram yanheni valak meleh moav meharre kedem leha ara li yaakov uleha zoama yisrael.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר מִן־אֲ֠רָם יַנְחֵ֨נִי בָלָ֤ק מֶֽלֶךְ־מוֹאָב֙ מֵֽהַרְרֵי־קֶ֔דֶם לְכָה֙ אָֽרָה־לִּ֣י יַעֲקֹ֔ב וּלְכָ֖ה זֹעֲמָ֥ה יִשְׂרָאֵֽל׃
Bilam şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Moav kralı Balak beni Aram’dan, doğunun dağlarından getirdi: ‘Gel, benim için Yaakov’a lanet et! Gel, İsrael’e öfke yağdır!’ dedi.
Vayomer Adonay el moşe ale el har haavarim haze uree et haarets aşer natati livne yisrael.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה עֲלֵ֛ה אֶל־הַ֥ר הָעֲבָרִ֖ים הַזֶּ֑ה וּרְאֵה֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר נָתַ֖תִּי לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Şu Avarim Dağı’na çık ve İsraeloğullarına verdiğim ülkeyi gör.
Olat tamid haasuya behar sinay lereah nihoah işe ladonay.
עֹלַ֖ת תָּמִ֑יד הָעֲשֻׂיָה֙ בְּהַ֣ר סִינַ֔י לְרֵ֣יחַ נִיחֹ֔חַ אִשֶּׁ֖ה לַֽיהוָֽה׃
Bu, Sinay Dağı’nda belirlenmiş olan sürekli olah sunusudur; Adonay’a hoş koku olan bir ateş sunusudur.
Vayisu mikehelata vayahanu behar şafer.
וַיִּסְע֖וּ מִקְּהֵלָ֑תָה וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּהַר־שָֽׁפֶר׃
Kehelata’dan yola çıkıp Şafer Dağı’nda konakladılar.
Vayisu mehar şafer vayahanu baharada.
וַיִּסְע֖וּ מֵֽהַר־שָׁ֑פֶר וַֽיַּחֲנ֖וּ בַּחֲרָדָֽה׃
Şafer Dağı’ndan yola çıkıp Harada’da konakladılar.
Vayisu mikadeş vayahanu behor hahar biktse erets edom.
וַיִּסְע֖וּ מִקָּדֵ֑שׁ וַֽיַּחֲנוּ֙ בְּהֹ֣ר הָהָ֔ר בִּקְצֵ֖ה אֶ֥רֶץ אֱדֽוֹם׃
Kadeş’ten yola çıkıp Edom ülkesinin sınırındaki Hor Dağı’nda konakladılar.
Vayaal aharon hakohen el hor hahar al pi Adonay vayamot şam bişnat haarbaim letset bene yisrael meerets mitsrayim bahodeş hahamişi beehad lahodeş.
וַיַּעַל֩ אַהֲרֹ֨ן הַכֹּהֵ֜ן אֶל־הֹ֥ר הָהָ֛ר עַל־פִּ֥י יְהוָ֖ה וַיָּ֣מָת שָׁ֑ם בִּשְׁנַ֣ת הָֽאַרְבָּעִ֗ים לְצֵ֤את בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בַּחֹ֥דֶשׁ הַחֲמִישִׁ֖י בְּאֶחָ֥ד לַחֹֽדֶשׁ׃
Kohen Aaron, Adonay’ın buyruğuyla Hor Dağı’na çıktı ve orada öldü. İsraeloğullarının Mısır ülkesinden çıkışının kırkıncı yılında, beşinci ayın birinci günüydü.
Veaharon ben şaloş veesrim umeat şana bemoto behor hahar.
וְאַהֲרֹ֔ן בֶּן־שָׁלֹ֧שׁ וְעֶשְׂרִ֛ים וּמְאַ֖ת שָׁנָ֑ה בְּמֹת֖וֹ בְּהֹ֥ר הָהָֽר׃ (ס)
Aaron, Hor Dağı’nda öldüğünde yüz yirmi üç yaşındaydı.
Vayisu mehor hahar vayahanu betsalmona.
וַיִּסְע֖וּ מֵהֹ֣ר הָהָ֑ר וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּצַלְמֹנָֽה׃
Hor Dağı’ndan yola çıkıp Tsalmona’da konakladılar.
Vayisu mealmon divlatayema vayahanu behare haavarim lifne nevo.
וַיִּסְע֖וּ מֵעַלְמֹ֣ן דִּבְלָתָ֑יְמָה וַֽיַּחֲנ֛וּ בְּהָרֵ֥י הָעֲבָרִ֖ים לִפְנֵ֥י נְבֽוֹ׃
Almon-Divlatayim’den yola çıkıp Nevo’nun karşısındaki Avarim Dağları’nda konakladılar.
Vayisu mehare haavarim vayahanu bearevot moav al yarden yereho.
וַיִּסְע֖וּ מֵהָרֵ֣י הָעֲבָרִ֑ים וַֽיַּחֲנוּ֙ בְּעַֽרְבֹ֣ת מוֹאָ֔ב עַ֖ל יַרְדֵּ֥ן יְרֵחֽוֹ׃
Avarim Dağları’ndan yola çıkıp Yeriho’nun karşısında Yarden kıyısındaki Moav ovalarında konakladılar.
Veze yihye lahem gevul tsafon min hayam hagadol tetau lahem hor hahar.
וְזֶֽה־יִהְיֶ֥ה לָכֶ֖ם גְּב֣וּל צָפ֑וֹן מִן־הַיָּם֙ הַגָּדֹ֔ל תְּתָא֥וּ לָכֶ֖ם הֹ֥ר הָהָֽר׃
Kuzey sınırınız şu olacak: Büyük Deniz’den Hor Dağı’na bir sınır çizeceksiniz.
Mehor hahar tetau levo hamat vehayu totseot hagevul tsedada.
מֵהֹ֣ר הָהָ֔ר תְּתָא֖וּ לְבֹ֣א חֲמָ֑ת וְהָי֛וּ תּוֹצְאֹ֥ת הַגְּבֻ֖ל צְדָֽדָה׃
Hor Dağı’ndan Hamat girişine sınır çizeceksiniz; sınır Tsedad’a uzanacak.
Ahad asar yom mehorev dereh har seir ad kadeş barnea.
אַחַ֨ד עָשָׂ֥ר יוֹם֙ מֵֽחֹרֵ֔ב דֶּ֖רֶךְ הַר־שֵׂעִ֑יר עַ֖ד קָדֵ֥שׁ בַּרְנֵֽעַ׃
Horev’den Seir Dağı yoluyla Kadeş-Barnea’ya on bir günlük yol vardır.
Adonay elohenu diber elenu behorev lemor rav lahem şevet bahar haze.
יְהוָ֧ה אֱלֹהֵ֛ינוּ דִּבֶּ֥ר אֵלֵ֖ינוּ בְּחֹרֵ֣ב לֵאמֹ֑ר רַב־לָכֶ֥ם שֶׁ֖בֶת בָּהָ֥ר הַזֶּֽה׃
“Tanrımız Adonay, Horev’de bize şöyle dedi: ‘Bu dağda yeterince kaldınız.
Bu ayette 2 eşleşme
Penu useu lahem uvou har haemori veel kol şehenav baarava vahar uvaşefela uvanegev uvehof hayam erets hakenaani vehalevanon ad hanahar hagadol nehar perat.
פְּנ֣וּ ׀ וּסְע֣וּ לָכֶ֗ם וּבֹ֨אוּ הַ֥ר הָֽאֱמֹרִי֮ וְאֶל־כָּל־שְׁכֵנָיו֒ בָּעֲרָבָ֥ה בָהָ֛ר וּבַשְּׁפֵלָ֥ה וּבַנֶּ֖גֶב וּבְח֣וֹף הַיָּ֑ם אֶ֤רֶץ הַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַלְּבָנ֔וֹן עַד־הַנָּהָ֥ר הַגָּדֹ֖ל נְהַר־פְּרָֽת׃
Dönüp yola çıkın; Amorilerin dağlık bölgesine ve bütün komşularına, Arava’ya, dağlık bölgeye, Şefela’ya, Negev’e, deniz kıyısına, Kenaanlıların ülkesine ve Levanon’a, büyük nehre, Perat Nehri’ne kadar gidin.
Vanisa mehorev vaneleh et kol hamidbar hagadol vehanora hau aşer reitem dereh har haemori kaaşer tsiva Adonay elohenu otanu vanavo ad kadeş barnea.
וַנִּסַּ֣ע מֵחֹרֵ֗ב וַנֵּ֡לֶךְ אֵ֣ת כָּל־הַמִּדְבָּ֣ר הַגָּדוֹל֩ וְהַנּוֹרָ֨א הַה֜וּא אֲשֶׁ֣ר רְאִיתֶ֗ם דֶּ֚רֶךְ הַ֣ר הָֽאֱמֹרִ֔י כַּאֲשֶׁ֥ר צִוָּ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ אֹתָ֑נוּ וַנָּבֹ֕א עַ֖ד קָדֵ֥שׁ בַּרְנֵֽעַ׃
Tanrımız Adonay’ın bize buyurduğu gibi Horev’den yola çıktık. Gördüğünüz o büyük ve korkunç çölün tamamını Amorilerin dağlık bölgesine giden yoldan geçip Kadeş-Barnea’ya geldik.
Vaomar alehem batem ad har haemori aşer Adonay elohenu noten lanu.
וָאֹמַ֖ר אֲלֵכֶ֑ם בָּאתֶם֙ עַד־הַ֣ר הָאֱמֹרִ֔י אֲשֶׁר־יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ נֹתֵ֥ן לָֽנוּ׃
Size şöyle dedim: ‘Tanrımız Adonay’ın bize verdiği Amorilerin dağlık bölgesine geldiniz.
Vayifnu vayaalu hahara vayavou ad nahal eşkol vayeragelu otah.
וַיִּפְנוּ֙ וַיַּעֲל֣וּ הָהָ֔רָה וַיָּבֹ֖אוּ עַד־נַ֣חַל אֶשְׁכֹּ֑ל וַֽיְרַגְּל֖וּ אֹתָֽהּ׃
Dönüp dağa çıktılar, Eşkol Vadisi’ne kadar geldiler ve ülkeyi araştırdılar.
Vataanu vatomeru elay hatanu ladonay anahnu naale venilhamnu kehol aşer tsivanu Adonay elohenu vatahgeru iş et kele milhamto vatahinu laalot hahara.
וַֽתַּעֲנ֣וּ ׀ וַתֹּאמְר֣וּ אֵלַ֗י חָטָאנוּ֮ לַֽיהוָה֒ אֲנַ֤חְנוּ נַעֲלֶה֙ וְנִלְחַ֔מְנוּ כְּכֹ֥ל אֲשֶׁר־צִוָּ֖נוּ יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ וַֽתַּחְגְּר֗וּ אִ֚ישׁ אֶת־כְּלֵ֣י מִלְחַמְתּ֔וֹ וַתָּהִ֖ינוּ לַעֲלֹ֥ת הָהָֽרָה׃
Bana şöyle cevap verdiniz: ‘Adonay’a karşı günah işledik. Tanrımız Adonay’ın bize buyurduğu her şeye uygun olarak çıkıp savaşacağız.’ Her biriniz savaş silahlarını kuşandı ve dağa çıkmayı kolay sandınız.
Vaadaber alehem velo şematem vatamru et pi Adonay vatazidu vataalu hahara.
וָאֲדַבֵּ֥ר אֲלֵיכֶ֖ם וְלֹ֣א שְׁמַעְתֶּ֑ם וַתַּמְרוּ֙ אֶת־פִּ֣י יְהוָ֔ה וַתָּזִ֖דוּ וַתַּעֲל֥וּ הָהָֽרָה׃
Size söyledim ama dinlemediniz. Adonay’ın buyruğuna karşı geldiniz, küstahça davranıp dağa çıktınız.
Vayetse haemori hayoşev bahar hau likrathem vayirdefu ethem kaaşer taasena hadevorim vayaketu ethem beseir ad harema.
וַיֵּצֵ֨א הָאֱמֹרִ֜י הַיֹּשֵׁ֨ב בָּהָ֤ר הַהוּא֙ לִקְרַאתְכֶ֔ם וַיִּרְדְּפ֣וּ אֶתְכֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֥ר תַּעֲשֶׂ֖ינָה הַדְּבֹרִ֑ים וַֽיַּכְּת֥וּ אֶתְכֶ֛ם בְּשֵׂעִ֖יר עַד־חָרְמָֽה׃
O dağda yaşayan Amoriler karşınıza çıktılar. Arıların yaptığı gibi sizi kovaladılar ve Seir’de Horma’ya kadar sizi bozguna uğrattılar.
Vanefen vanisa hamidbara dereh yam suf kaaşer diber Adonay elay vanasav et har seir yamim rabim.
וַנֵּ֜פֶן וַנִּסַּ֤ע הַמִּדְבָּ֙רָה֙ דֶּ֣רֶךְ יַם־ס֔וּף כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלָ֑י וַנָּ֥סָב אֶת־הַר־שֵׂעִ֖יר יָמִ֥ים רַבִּֽים׃ (ס)
Sonra Adonay’ın bana söylediği gibi dönüp Sazlık Denizi yolundan çöle doğru yola çıktık. Uzun süre Seir Dağı’nın çevresinde dolaştık.
Rav lahem sov et hahar haze penu lahem tsafona.
רַב־לָכֶ֕ם סֹ֖ב אֶת־הָהָ֣ר הַזֶּ֑ה פְּנ֥וּ לָכֶ֖ם צָפֹֽנָה׃
‘Bu dağın çevresinde yeterince dolaştınız. Kuzeye dönün.
Al titgaru vam ki lo eten lahem meartsam ad midrah kaf ragel ki yeruşa leesav natati et har seir.
אַל־תִּתְגָּר֣וּ בָ֔ם כִּ֠י לֹֽא־אֶתֵּ֤ן לָכֶם֙ מֵֽאַרְצָ֔ם עַ֖ד מִדְרַ֣ךְ כַּף־רָ֑גֶל כִּֽי־יְרֻשָּׁ֣ה לְעֵשָׂ֔ו נָתַ֖תִּי אֶת־הַ֥ר שֵׂעִֽיר׃
Onlarla çatışmaya girmeyin. Çünkü size onların ülkesinden bir ayak basacak kadar bile yer vermeyeceğim; Seir Dağı’nı Esav’a mülk olarak verdim.
Rak el erets bene amon lo karaveta kol yad nahal yabok veare hahar vehol aşer tsiva Adonay elohenu.
רַ֛ק אֶל־אֶ֥רֶץ בְּנֵי־עַמּ֖וֹן לֹ֣א קָרָ֑בְתָּ כָּל־יַ֞ד נַ֤חַל יַבֹּק֙ וְעָרֵ֣י הָהָ֔ר וְכֹ֥ל אֲשֶׁר־צִוָּ֖ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֵֽינוּ׃
Yalnız Ammonoğullarının ülkesine, Yabbok Vadisi’nin bütün kıyısına, dağlık bölgenin şehirlerine ve Tanrımız Adonay’ın yasakladığı hiçbir yere yaklaşmadın.
Temel kelimeler (lemmalar)
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.