Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
brother; half-brother; cousin; nephew; kinsman; relative; countryman; friend
Dilbilgisel yapı: isim, eril, çoğul, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 50 kez
Teknik kod
HNcmpc/Sp3msTORA’DA KELİME
erkek kardeş; üvey kardeş; kuzen veya akraba; hemşeri; dost, arkadaş, yoldaş; bağlama göre birbirini ifade eden kullanım
Bu İbranice biçim Tora’da 94 kez, 88 farklı ayette görülür.
Bu ayette 2 kez
Vayomer yosef el ehav ani yosef haod avi hay velo yahelu ehav laanot oto ki nivhalu mipanav.
וַיֹּ֨אמֶר יוֹסֵ֤ף אֶל־אֶחָיו֙ אֲנִ֣י יוֹסֵ֔ף הַע֥וֹד אָבִ֖י חָ֑י וְלֹֽא־יָכְל֤וּ אֶחָיו֙ לַעֲנ֣וֹת אֹת֔וֹ כִּ֥י נִבְהֲל֖וּ מִפָּנָֽיו׃
Yosef kardeşlerine, “Ben Yosef’im!” dedi. “Babam hâlâ yaşıyor mu?” Kardeşleri ona cevap veremedi; karşısında dehşete düşmüşlerdi.
Vayomer yosef el ehav geşu na elay vayigaşu vayomer ani yosef ahihem aşer mehartem oti mitsrayema.
וַיֹּ֨אמֶר יוֹסֵ֧ף אֶל־אֶחָ֛יו גְּשׁוּ־נָ֥א אֵלַ֖י וַיִּגָּ֑שׁוּ וַיֹּ֗אמֶר אֲנִי֙ יוֹסֵ֣ף אֲחִיכֶ֔ם אֲשֶׁר־מְכַרְתֶּ֥ם אֹתִ֖י מִצְרָֽיְמָה׃
Yosef, “Lütfen yanıma yaklaşın” dedi. Onlar yaklaşınca şöyle konuştu: “Ben Mısır’a sattığınız kardeşiniz Yosef’im.
Vayipol al tsavere vinyamin ahiv vayevk uvinyamin baha al tsavarav.
וַיִּפֹּ֛ל עַל־צַוְּארֵ֥י בִנְיָמִֽן־אָחִ֖יו וַיֵּ֑בְךְּ וּבִנְיָמִ֔ן בָּכָ֖ה עַל־צַוָּארָֽיו׃
Kardeşi Binyamin’in boynuna sarılıp ağladı. Binyamin de onun boynunda ağladı.
Bu ayette 2 kez
Vayenaşek lehol ehav vayevk alehem veahare hen diberu ehav ito.
וַיְנַשֵּׁ֥ק לְכָל־אֶחָ֖יו וַיֵּ֣בְךְּ עֲלֵיהֶ֑ם וְאַ֣חֲרֵי כֵ֔ן דִּבְּר֥וּ אֶחָ֖יו אִתּֽוֹ׃
Bütün kardeşlerini öptü, onlara sarılıp ağladı. Bundan sonra kardeşleri onunla konuşabildi.
Vayeşalah et ehav vayelehu vayomer alehem al tirgezu badareh.
וַיְשַׁלַּ֥ח אֶת־אֶחָ֖יו וַיֵּלֵ֑כוּ וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם אַֽל־תִּרְגְּז֖וּ בַּדָּֽרֶךְ׃
Kardeşlerini yolcu etti. Onlar yola çıkarken, “Yolda birbirinizle çekişmeyin” dedi.
Vayomer yosef el ehav veel bet aviv eele veagida lefaro veomera elav ahay uvet avi aşer beerets kenaan bau elay.
וַיֹּ֨אמֶר יוֹסֵ֤ף אֶל־אֶחָיו֙ וְאֶל־בֵּ֣ית אָבִ֔יו אֶעֱלֶ֖ה וְאַגִּ֣ידָה לְפַרְעֹ֑ה וְאֹֽמְרָ֣ה אֵלָ֔יו אַחַ֧י וּבֵית־אָבִ֛י אֲשֶׁ֥ר בְּאֶֽרֶץ־כְּנַ֖עַן בָּ֥אוּ אֵלָֽי׃
Yosef kardeşlerine ve babasının ev halkına şöyle dedi: “Gidip Firavun’a haber vereceğim. Ona, ‘Kenaan ülkesindeki kardeşlerim ve babamın ev halkı yanıma geldiler’ diyeceğim.
Umiktse ehav lakah hamişa anaşim vayatsigem lifne faro.
וּמִקְצֵ֣ה אֶחָ֔יו לָקַ֖ח חֲמִשָּׁ֣ה אֲנָשִׁ֑ים וַיַּצִּגֵ֖ם לִפְנֵ֥י פַרְעֹֽה׃
Kardeşlerinden beşini seçip Firavun’un karşısına çıkardı.
Vayomer paro el ehav ma maasehem vayomeru el paro roe tson avadeha gam anahnu gam avotenu.
וַיֹּ֧אמֶר פַּרְעֹ֛ה אֶל־אֶחָ֖יו מַה־מַּעֲשֵׂיכֶ֑ם וַיֹּאמְר֣וּ אֶל־פַּרְעֹ֗ה רֹעֵ֥ה צֹאן֙ עֲבָדֶ֔יךָ גַּם־אֲנַ֖חְנוּ גַּם־אֲבוֹתֵֽינוּ׃
Firavun, Yosef’in kardeşlerine, “İşiniz nedir?” diye sordu. “Biz kulların davar çobanıyız” dediler. “Atalarımız da öyleydi.”
Vayoşev yosef et aviv veet ehav vayiten lahem ahuza beerets mitsrayim bemetav haarets beerets rameses kaaşer tsiva faro.
וַיּוֹשֵׁ֣ב יוֹסֵף֮ אֶת־אָבִ֣יו וְאֶת־אֶחָיו֒ וַיִּתֵּ֨ן לָהֶ֤ם אֲחֻזָּה֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּמֵיטַ֥ב הָאָ֖רֶץ בְּאֶ֣רֶץ רַעְמְסֵ֑ס כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֥ה פַרְעֹֽה׃
Yosef babasını ve kardeşlerini yerleştirdi. Firavun’un buyurduğu gibi, onlara Mısır ülkesinin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi.
Vayehalkel yosef et aviv veet ehav veet kol bet aviv lehem lefi hataf.
וַיְכַלְכֵּ֤ל יוֹסֵף֙ אֶת־אָבִ֣יו וְאֶת־אֶחָ֔יו וְאֵ֖ת כָּל־בֵּ֣ית אָבִ֑יו לֶ֖חֶם לְפִ֥י הַטָּֽף׃
Yosef babasına, kardeşlerine ve babasının bütün ev halkına, çocuklarının sayısına göre yiyecek sağladı.
Vayemaen aviv vayomer yadati veni yadati gam u yiheye leam vegam u yigdal veulam ahiv hakaton yigdal mimenu vezaro yihye melo hagoyim.
וַיְמָאֵ֣ן אָבִ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ יָדַ֤עְתִּֽי בְנִי֙ יָדַ֔עְתִּי גַּם־ה֥וּא יִֽהְיֶה־לְּעָ֖ם וְגַם־ה֣וּא יִגְדָּ֑ל וְאוּלָ֗ם אָחִ֤יו הַקָּטֹן֙ יִגְדַּ֣ל מִמֶּ֔נּוּ וְזַרְע֖וֹ יִהְיֶ֥ה מְלֹֽא־הַגּוֹיִֽם׃
Ama babası reddetti. “Biliyorum oğlum, biliyorum” dedi. “O da bir halk olacak, o da büyüyecek. Ama küçük kardeşi ondan daha büyük olacak; onun soyu ulusları dolduracak.”
Birhot aviha gaveru al birhot horay ad taavat givot olam tiheyen leroş yosef ulekodkod nezir ehav.
בִּרְכֹ֣ת אָבִ֗יךָ גָּֽבְרוּ֙ עַל־בִּרְכֹ֣ת הוֹרַ֔י עַֽד־תַּאֲוַ֖ת גִּבְעֹ֣ת עוֹלָ֑ם תִּֽהְיֶ֙ין֙ לְרֹ֣אשׁ יוֹסֵ֔ף וּלְקָדְקֹ֖ד נְזִ֥יר אֶחָֽיו׃ (פ)
Babana verilen bereketler, atalarıma verilen bereketleri aştı; sonsuz tepelerin sınırlarına ulaştı. Bunlar Yosef’in başına, kardeşlerinden ayrı düşenin başının tepesine konsun.
Vayelehu gam ehav vayipelu lefanav vayomeru hinenu leha laavadim.
וַיֵּלְכוּ֙ גַּם־אֶחָ֔יו וַֽיִּפְּל֖וּ לְפָנָ֑יו וַיֹּ֣אמְר֔וּ הִנֶּ֥נּֽוּ לְךָ֖ לַעֲבָדִֽים׃
Kardeşleri de gelip önünde yere kapandılar. “İşte, kölelerin olarak karşındayız” dediler.
Vayomer yosef el ehav anohi met velohim pakod yifkod ethem veheela ethem min haarets hazot el haarets aşer nişba leavraham leyitshak uleyaakov.
וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־אֶחָ֔יו אָנֹכִ֖י מֵ֑ת וֵֽאלֹהִ֞ים פָּקֹ֧ד יִפְקֹ֣ד אֶתְכֶ֗ם וְהֶעֱלָ֤ה אֶתְכֶם֙ מִן־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֛ע לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹֽב׃
Yosef kardeşlerine, “Ben ölmek üzereyim” dedi. “Ama Tanrı sizi mutlaka hatırlayıp yardımınıza gelecek. Sizi bu ülkeden çıkarıp Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a yeminle söz verdiği ülkeye götürecek.”
Vayamot yosef vehol ehav vehol hador hau.
וַיָּ֤מָת יוֹסֵף֙ וְכָל־אֶחָ֔יו וְכֹ֖ל הַדּ֥וֹר הַהֽוּא׃
Yosef, bütün kardeşleri ve o kuşağın tümü öldü.
Vayehi bayamim hahem vayigdal moşe vayetse el ehav vayar besivlotam vayar iş mitsri make iş ivri meehav.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיָּמִ֣ים הָהֵ֗ם וַיִּגְדַּ֤ל מֹשֶׁה֙ וַיֵּצֵ֣א אֶל־אֶחָ֔יו וַיַּ֖רְא בְּסִבְלֹתָ֑ם וַיַּרְא֙ אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י מַכֶּ֥ה אִישׁ־עִבְרִ֖י מֵאֶחָֽיו׃
O günlerde Moşe büyümüştü. Kardeşlerinin yanına çıktı ve onların ağır yükler altında çalıştığını gördü. Bir Mısırlının, kardeşlerinden bir İbraniyi dövdüğünü gördü.
Lo rau iş et ahiv velo kamu iş mitahtav şeloşet yamim ulehol bene yisrael haya or bemoşevotam.
לֹֽא־רָא֞וּ אִ֣ישׁ אֶת־אָחִ֗יו וְלֹא־קָ֛מוּ אִ֥ישׁ מִתַּחְתָּ֖יו שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֑ים וּֽלְכָל־בְּנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל הָ֥יָה א֖וֹר בְּמוֹשְׁבֹתָֽם׃
Üç gün boyunca kimse birbirini göremedi, kimse yerinden kalkamadı. Ama bütün İsrael oğullarının yaşadıkları yerlerde ışık vardı.
Vayiru vene yisrael vayomeru iş el ahiv man u ki lo yadeu ma u vayomer moşe alehem u halehem aşer natan Adonay lahem leohla.
וַיִּרְא֣וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֗ל וַיֹּ֨אמְר֜וּ אִ֤ישׁ אֶל־אָחִיו֙ מָ֣ן ה֔וּא כִּ֛י לֹ֥א יָדְע֖וּ מַה־ה֑וּא וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֲלֵהֶ֔ם ה֣וּא הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֨ר נָתַ֧ן יְהוָ֛ה לָכֶ֖ם לְאָכְלָֽה׃
İsrael oğulları bunu görünce birbirlerine, “Bu nedir?” dediler; çünkü ne olduğunu bilmiyorlardı. Moşe onlara, “Bu, Adonay’ın yemeniz için size verdiği ekmektir” dedi.
Vehayu hakeruvim porese henafayim lemala sohehim behanfehem al hakaporet ufenehem iş el ahiv el hakaporet yihyu pene hakeruvim.
וְהָי֣וּ הַכְּרֻבִים֩ פֹּרְשֵׂ֨י כְנָפַ֜יִם לְמַ֗עְלָה סֹכְכִ֤ים בְּכַנְפֵיהֶם֙ עַל־הַכַּפֹּ֔רֶת וּפְנֵיהֶ֖ם אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו אֶל־הַכַּפֹּ֔רֶת יִהְי֖וּ פְּנֵ֥י הַכְּרֻבִֽים׃
Keruvlar kanatlarını yukarıya doğru açıp kapağı kanatlarıyla örtecekler. Yüzleri birbirine dönük olacak; keruvların yüzleri kapağa doğru bakacak.
Vayomer lahem ko amar Adonay elohe yisrael simu iş harbo al yereho ivru vaşuvu mişaar laşaar bamahane vehirgu iş et ahiv veiş et reeu veiş et kerovo.
וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֗ם כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שִׂ֥ימוּ אִישׁ־חַרְבּ֖וֹ עַל־יְרֵכ֑וֹ עִבְר֨וּ וָשׁ֜וּבוּ מִשַּׁ֤עַר לָשַׁ֙עַר֙ בַּֽמַּחֲנֶ֔ה וְהִרְג֧וּ אִֽישׁ־אֶת־אָחִ֛יו וְאִ֥ישׁ אֶת־רֵעֵ֖הוּ וְאִ֥ישׁ אֶת־קְרֹבֽוֹ׃
Onlara, “İsrael’in Tanrısı Adonay şöyle diyor” dedi: “‘Her biriniz kılıcını beline taksın. Ordugâhın içinde kapıdan kapıya gidip gelin; her biriniz kendi kardeşini, arkadaşını ve yakınını öldürsün.’”
Vayihyu hakeruvim porese henafayim lemala sohehim behanfehem al hakaporet ufenehem iş el ahiv el hakaporet hayu pene hakeruvim.
וַיִּהְי֣וּ הַכְּרֻבִים֩ פֹּרְשֵׂ֨י כְנָפַ֜יִם לְמַ֗עְלָה סֹֽכְכִ֤ים בְּכַנְפֵיהֶם֙ עַל־הַכַּפֹּ֔רֶת וּפְנֵיהֶ֖ם אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו אֶל־הַכַּפֹּ֔רֶת הָי֖וּ פְּנֵ֥י הַכְּרֻבִֽים׃ (פ)
Keruvlar kanatlarını yukarıya doğru açmış, kapağı kanatlarıyla örtüyorlardı. Yüzleri birbirine dönüktü; keruvların yüzleri kapağa doğru bakıyordu.
Bu ayette 2 kez
Veiş aşer yikah et eşet ahiv nida hi ervat ahiv gila aririm yihyu.
וְאִ֗ישׁ אֲשֶׁ֥ר יִקַּ֛ח אֶת־אֵ֥שֶׁת אָחִ֖יו נִדָּ֣ה הִ֑וא עֶרְוַ֥ת אָחִ֛יו גִּלָּ֖ה עֲרִירִ֥ים יִהְיֽוּ׃
Erkek kardeşinin karısını alan kişi, arınmamış bir iş yapmıştır. Kardeşinin çıplaklığını açmıştır; çocuksuz kalacaklar.
Vehi timkeru mimkar laamiteha o kano miyad amiteha al tonu iş et ahiv.
וְכִֽי־תִמְכְּר֤וּ מִמְכָּר֙ לַעֲמִיתֶ֔ךָ א֥וֹ קָנֹ֖ה מִיַּ֣ד עֲמִיתֶ֑ךָ אַל־תּוֹנ֖וּ אִ֥ישׁ אֶת־אָחִֽיו׃
Birbirinize bir şey satarken ya da birbirinizden alırken kardeşinize haksızlık etmeyeceksiniz.
Ki yamuh ahiha umahar meahuzato uva goalo hakarov elav vegaal et mimkar ahiv.
כִּֽי־יָמ֣וּךְ אָחִ֔יךָ וּמָכַ֖ר מֵאֲחֻזָּת֑וֹ וּבָ֤א גֹֽאֲלוֹ֙ הַקָּרֹ֣ב אֵלָ֔יו וְגָאַ֕ל אֵ֖ת מִמְכַּ֥ר אָחִֽיו׃
Kardeşin yoksullaşıp mülkünden bir bölümünü satarsa en yakın kurtarıcı akrabası gelip kardeşinin sattığını bedelini ödeyerek geri alacak.
Veşeret et ehav beohel moed lişmor mişmeret vaavoda lo yaavod kaha taase lalviyim bemişmerotam.
וְשֵׁרֵ֨ת אֶת־אֶחָ֜יו בְּאֹ֤הֶל מוֹעֵד֙ לִשְׁמֹ֣ר מִשְׁמֶ֔רֶת וַעֲבֹדָ֖ה לֹ֣א יַעֲבֹ֑ד כָּ֛כָה תַּעֲשֶׂ֥ה לַלְוִיִּ֖ם בְּמִשְׁמְרֹתָֽם׃ (פ)
Buluşma Çadırı’nda kardeşlerine gözetim görevini yerine getirerek yardım edecek ama hizmet işini yapmayacak. Levilerin görevlerini bu şekilde düzenleyeceksin.
Vayomeru iş el ahiv nitena roş venaşuva mitsrayema.
וַיֹּאמְר֖וּ אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו נִתְּנָ֥ה רֹ֖אשׁ וְנָשׁ֥וּבָה מִצְרָֽיְמָה׃
Birbirlerine, “Bir baş seçelim ve Mısır’a dönelim” dediler.
Vehine iş mibene yisrael ba vayakrev el ehav et hamidyanit leene moşe uleene kol adat bene yisrael vehema vohim petah ohel moed.
וְהִנֵּ֡ה אִישׁ֩ מִבְּנֵ֨י יִשְׂרָאֵ֜ל בָּ֗א וַיַּקְרֵ֤ב אֶל־אֶחָיו֙ אֶת־הַמִּדְיָנִ֔ית לְעֵינֵ֣י מֹשֶׁ֔ה וּלְעֵינֵ֖י כָּל־עֲדַ֣ת בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֑ל וְהֵ֣מָּה בֹכִ֔ים פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
İşte İsraeloğullarından bir adam geldi; Moşe’nin ve bütün İsraeloğulları topluluğunun gözü önünde, Midyanlı bir kadını kardeşlerinin yanına getirdi. Onlar Buluşma Çadırı’nın girişinde ağlıyorlardı.
Vaatsave et şofetehem baet hahi lemor şamoa ben ahehem uşefattem tsedek ben iş uven ahiv uven gero.
וָאֲצַוֶּה֙ אֶת־שֹׁ֣פְטֵיכֶ֔ם בָּעֵ֥ת הַהִ֖וא לֵאמֹ֑ר שָׁמֹ֤עַ בֵּין־אֲחֵיכֶם֙ וּשְׁפַטְתֶּ֣ם צֶ֔דֶק בֵּֽין־אִ֥ישׁ וּבֵין־אָחִ֖יו וּבֵ֥ין גֵּרֽוֹ׃
O sırada yargıçlarınıza şöyle buyurdum: ‘Kardeşlerinizin arasındaki davaları dinleyin. Bir adamla kardeşi ya da aranızdaki yabancı arasında adaletle hükmedin.
Al ken lo haya lelevi helek venahala im ehav Adonay u nahalato kaaşer diber Adonay eloheha lo.
עַל־כֵּ֞ן לֹֽא־הָיָ֧ה לְלֵוִ֛י חֵ֥לֶק וְנַחֲלָ֖ה עִם־אֶחָ֑יו יְהוָה֙ ה֣וּא נַחֲלָת֔וֹ כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבֶּ֛ר יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לֽוֹ׃
Bu yüzden Levi’nin kardeşleriyle birlikte payı ve mirası yoktur. Tanrın Adonay’ın ona söylediği gibi, onun mirası Adonay’dır.
Veze devar haşemita şamot kol baal maşe yado aşer yaşe bereeu lo yigos et reeu veet ahiv ki kara şemita ladonay.
וְזֶה֮ דְּבַ֣ר הַשְּׁמִטָּה֒ שָׁמ֗וֹט כָּל־בַּ֙עַל֙ מַשֵּׁ֣ה יָד֔וֹ אֲשֶׁ֥ר יַשֶּׁ֖ה בְּרֵעֵ֑הוּ לֹֽא־יִגֹּ֤שׂ אֶת־רֵעֵ֙הוּ֙ וְאֶת־אָחִ֔יו כִּֽי־קָרָ֥א שְׁמִטָּ֖ה לַֽיהוָֽה׃
Borçları bırakmanın kuralı şudur: Her alacaklı, komşusuna verdiği borç üzerindeki hakkını bırakacak. Komşusundan ve kardeşinden ödeme istemeyecek; çünkü Adonay için borçları bırakma yılı ilan edilmiştir.
Venahala lo yiheye lo bekerev ehav Adonay u nahalato kaaşer diber lo.
וְנַחֲלָ֥ה לֹא־יִֽהְיֶה־לּ֖וֹ בְּקֶ֣רֶב אֶחָ֑יו יְהוָה֙ ה֣וּא נַחֲלָת֔וֹ כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּר־לֽוֹ׃ (ס)
Levi'nin kardeşlerinin arasında bir mirası olmayacak. Ona söylediği gibi, Adonay onun mirasıdır.
Veşeret beşem Adonay elohav kehol ehav haleviyim haomedim şam lifne Adonay.
וְשֵׁרֵ֕ת בְּשֵׁ֖ם יְהוָ֣ה אֱלֹהָ֑יו כְּכָל־אֶחָיו֙ הַלְוִיִּ֔ם הָעֹמְדִ֥ים שָׁ֖ם לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
orada Adonay'ın önünde duran bütün Levi kardeşleri gibi Tanrısı Adonay'ın Adıyla hizmet edecek.
Veyasefu haşoterim ledaber el haam veameru mi haiş hayare verah halevav yeleh veyaşov leveto velo yimas et levav ehav kilvavo.
וְיָסְפ֣וּ הַשֹּׁטְרִים֮ לְדַבֵּ֣ר אֶל־הָעָם֒ וְאָמְר֗וּ מִי־הָאִ֤ישׁ הַיָּרֵא֙ וְרַ֣ךְ הַלֵּבָ֔ב יֵלֵ֖ךְ וְיָשֹׁ֣ב לְבֵית֑וֹ וְלֹ֥א יִמַּ֛ס אֶת־לְבַ֥ב אֶחָ֖יו כִּלְבָבֽוֹ׃
Görevliler halka konuşmayı sürdürüp şöyle diyecek: 'Korkan, yüreği ürken kim var? Gidip evine dönsün ki kardeşlerinin yüreğini de kendi yüreği gibi eritmesin.'
Vehaya habehor aşer teled yakum al şem ahiv hamet velo yimahe şemo miyisrael.
וְהָיָ֗ה הַבְּכוֹר֙ אֲשֶׁ֣ר תֵּלֵ֔ד יָק֕וּם עַל־שֵׁ֥ם אָחִ֖יו הַמֵּ֑ת וְלֹֽא־יִמָּחֶ֥ה שְׁמ֖וֹ מִיִּשְׂרָאֵֽל׃
Kadının doğuracağı ilk çocuk, ölen kardeşinin adını sürdürecek. Böylece onun adı İsrael'den silinmeyecek.
Venigeşa yevimto elav leene hazekenim vehaletsa naalo meal raglo veyareka befanav veaneta veamera kaha yease laiş aşer lo yivne et bet ahiv.
וְנִגְּשָׁ֨ה יְבִמְתּ֣וֹ אֵלָיו֮ לְעֵינֵ֣י הַזְּקֵנִים֒ וְחָלְצָ֤ה נַעֲלוֹ֙ מֵעַ֣ל רַגְל֔וֹ וְיָרְקָ֖ה בְּפָנָ֑יו וְעָֽנְתָה֙ וְאָ֣מְרָ֔ה כָּ֚כָה יֵעָשֶׂ֣ה לָאִ֔ישׁ אֲשֶׁ֥ר לֹא־יִבְנֶ֖ה אֶת־בֵּ֥ית אָחִֽיו
yengesi ileri gelenlerin gözleri önünde ona yaklaşacak, ayağından çarığını çıkaracak ve önüne tükürecek. Ardından, 'Kardeşinin evini kurmayan adama böyle yapılır' diyecek.
Haomer leaviv uleimo lo reitiv veet ehav lo hikir veet banav lo yada ki şameru imrateha uveriteha yintsoru.
הָאֹמֵ֞ר לְאָבִ֤יו וּלְאִמּוֹ֙ לֹ֣א רְאִיתִ֔יו וְאֶת־אֶחָיו֙ לֹ֣א הִכִּ֔יר וְאֶת־בנו [בָּנָ֖יו] לֹ֣א יָדָ֑ע כִּ֤י שָֽׁמְרוּ֙ אִמְרָתֶ֔ךָ וּבְרִֽיתְךָ֖ יִנְצֹֽרוּ׃
Babası ve annesi için, "Onları görmedim" dedi. Kardeşlerini tanımadı, çocuklarını bilmedi. Çünkü Senin sözünü tuttular, antlaşmanı korudular.
Umimeged erets umeloah uretson şoheni sene tavota leroş yosef ulekodkod nezir ehav.
וּמִמֶּ֗גֶד אֶ֚רֶץ וּמְלֹאָ֔הּ וּרְצ֥וֹן שֹׁכְנִ֖י סְנֶ֑ה תָּב֙וֹאתָה֙ לְרֹ֣אשׁ יוֹסֵ֔ף וּלְקָדְקֹ֖ד נְזִ֥יר אֶחָֽיו׃
yeryüzünün ve onu dolduranların değerli ürünlerinden ve çalıda konut kuranın hoşnutluğundan. Bunlar Yosef'in başına, kardeşlerinden ayrılmış olanın tepesine gelsin.
Uleaşer amar baruh mibanim aşer yehi retsuy ehav vetovel başemen raglo.
וּלְאָשֵׁ֣ר אָמַ֔ר בָּר֥וּךְ מִבָּנִ֖ים אָשֵׁ֑ר יְהִ֤י רְצוּי֙ אֶחָ֔יו וְטֹבֵ֥ל בַּשֶּׁ֖מֶן רַגְלֽוֹ׃
Aşer için şöyle dedi: 'Aşer, oğullar arasında bereketli olsun. Kardeşlerinin hoşnutluğunu kazansın, ayağını yağa batırsın.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
brother; half-brother; cousin; nephew; kinsman; relative; countryman; friend
Dilbilgisel yapı: isim, eril, çoğul, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 50 kez
HNcmpc/Sp3msbrother; half-brother; cousin; nephew; kinsman; relative; countryman; friend
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 44 kez
HNcmsc/Sp3msKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.