İbranice biçim פַּרְעֹ֑ה
Temel kelime (lemma) פַּרְעֹה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Türkçe anlam: Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı
Dilbilgisel yapı: özel ad
Bu yapının kullanımı: 139 kez
Teknik kod
HNpTORA’DA KELİME
Firavun; Mısır hükümdarlarının unvanı
paro okunuşu Tora’da 139 kez, 127 farklı ayette görülür.
Vatomer ahoto el bat paro haeleh vekarati lah işa meneket min haivriyot vetenik lah et hayaled.
וַתֹּ֣אמֶר אֲחֹתוֹ֮ אֶל־בַּת־פַּרְעֹה֒ הַאֵלֵ֗ךְ וְקָרָ֤אתִי לָךְ֙ אִשָּׁ֣ה מֵינֶ֔קֶת מִ֖ן הָעִבְרִיֹּ֑ת וְתֵינִ֥ק לָ֖ךְ אֶת־הַיָּֽלֶד׃
Çocuğun ablası, Firavun’un kızına, “Gidip İbrani kadınlardan bir sütanne çağırayım mı?” diye sordu. “Çocuğu senin için emzirir.”
Vatomer lah bat paro lehi vateleh haalma vatikra et em hayaled.
וַתֹּֽאמֶר־לָ֥הּ בַּת־פַּרְעֹ֖ה לֵ֑כִי וַתֵּ֙לֶךְ֙ הָֽעַלְמָ֔ה וַתִּקְרָ֖א אֶת־אֵ֥ם הַיָּֽלֶד׃
Firavun’un kızı, “Git” dedi. Genç kız gidip çocuğun annesini çağırdı.
Vatomer lah bat paro helihi et hayeled haze vehenikiu li vaani eten et sehareh vatikah haişa hayeled vatenikeu.
וַתֹּ֧אמֶר לָ֣הּ בַּת־פַּרְעֹ֗ה הֵילִ֜יכִי אֶת־הַיֶּ֤לֶד הַזֶּה֙ וְהֵינִקִ֣הוּ לִ֔י וַאֲנִ֖י אֶתֵּ֣ן אֶת־שְׂכָרֵ֑ךְ וַתִּקַּ֧ח הָאִשָּׁ֛ה הַיֶּ֖לֶד וַתְּנִיקֵֽהוּ׃
Firavun’un kızı kadına, “Bu çocuğu al, benim için emzir” dedi. “Ücretini ben vereceğim.” Kadın çocuğu alıp emzirdi.
Vayigdal hayeled vatevieu levat paro vayehi lah leven vatikra şemo moşe vatomer ki min hamayim meşitiu.
וַיִגְדַּ֣ל הַיֶּ֗לֶד וַתְּבִאֵ֙הוּ֙ לְבַת־פַּרְעֹ֔ה וַֽיְהִי־לָ֖הּ לְבֵ֑ן וַתִּקְרָ֤א שְׁמוֹ֙ מֹשֶׁ֔ה וַתֹּ֕אמֶר כִּ֥י מִן־הַמַּ֖יִם מְשִׁיתִֽהוּ׃
Çocuk büyüyünce onu Firavun’un kızına getirdi. Çocuk onun oğlu oldu. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Moşe koydu.
Vayişma paro et hadavar haze vayevakeş laharog et moşe vayivrah moşe mipene faro vayeşev beerets midyan vayeşev al habeer.
וַיִּשְׁמַ֤ע פַּרְעֹה֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה וַיְבַקֵּ֖שׁ לַהֲרֹ֣ג אֶת־מֹשֶׁ֑ה וַיִּבְרַ֤ח מֹשֶׁה֙ מִפְּנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַיֵּ֥שֶׁב בְּאֶֽרֶץ־מִדְיָ֖ן וַיֵּ֥שֶׁב עַֽל־הַבְּאֵֽר׃
Firavun olayı duyunca Moşe’yi öldürmek istedi. Moşe Firavun’dan kaçıp Midyan ülkesine yerleşti. Bir kuyunun başında oturdu.
Veata leha veeşelahaha el paro vehotse et ami vene yisrael mimitsrayim.
וְעַתָּ֣ה לְכָ֔ה וְאֶֽשְׁלָחֲךָ֖ אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְהוֹצֵ֛א אֶת־עַמִּ֥י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃
Şimdi git; seni Firavun’a göndereceğim. Halkım İsrael oğullarını Mısır’dan çıkar.”
Vayomer moşe el haelohim mi anohi ki eleh el paro vehi otsi et bene yisrael mimitsrayim.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־הָ֣אֱלֹהִ֔ים מִ֣י אָנֹ֔כִי כִּ֥י אֵלֵ֖ךְ אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְכִ֥י אוֹצִ֛יא אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃
Moşe, Tanrı’ya, “Ben kimim ki Firavun’a gideyim, İsrael oğullarını Mısır’dan çıkarayım?” dedi.
Veamarta el paro ko amar Adonay beni vehori yisrael.
וְאָמַרְתָּ֖ אֶל־פַּרְעֹ֑ה כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה בְּנִ֥י בְכֹרִ֖י יִשְׂרָאֵֽל׃
Firavun’a şöyle söyle: ‘Adonay diyor ki: İsrael benim oğlum, ilk oğlumdur.
Veahar bau moşe veaharon vayomeru el paro ko amar Adonay elohe yisrael şalah et ami veyahogu li bamidbar.
וְאַחַ֗ר בָּ֚אוּ מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֔ן וַיֹּאמְר֖וּ אֶל־פַּרְעֹ֑ה כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שַׁלַּח֙ אֶת־עַמִּ֔י וְיָחֹ֥גּוּ לִ֖י בַּמִּדְבָּֽר׃
Sonra Moşe ile Aaron, Firavun’a gidip şöyle dediler: “İsrael’in Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver; çölde benim için bayram yapsınlar.”
Vayomer paro mi Adonay aşer eşma bekolo leşalah et yisrael lo yadati et Adonay vegam et yisrael lo aşaleah.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה מִ֤י יְהוָה֙ אֲשֶׁ֣ר אֶשְׁמַ֣ע בְּקֹל֔וֹ לְשַׁלַּ֖ח אֶת־יִשְׂרָאֵ֑ל לֹ֤א יָדַ֙עְתִּי֙ אֶת־יְהוָ֔ה וְגַ֥ם אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל לֹ֥א אֲשַׁלֵּֽחַ׃
Firavun, “Adonay kim ki sözünü dinleyip İsrael’i salıvereyim?” dedi. “Adonay’ı tanımıyorum; İsrael’i de salıvermeyeceğim.”
Vayomer paro hen rabim ata am haarets vehişbatem otam misivlotam.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה הֵן־רַבִּ֥ים עַתָּ֖ה עַ֣ם הָאָ֑רֶץ וְהִשְׁבַּתֶּ֥ם אֹתָ֖ם מִסִּבְלֹתָֽם׃
Firavun, “Ülkedeki halk artık kalabalıklaştı” dedi. “Siz de onları işlerinden uzaklaştırıyorsunuz.”
Vayetsav paro bayom hau et hanogesim baam veet şoterav lemor.
וַיְצַ֥ו פַּרְעֹ֖ה בַּיּ֣וֹם הַה֑וּא אֶת־הַנֹּגְשִׂ֣ים בָּעָ֔ם וְאֶת־שֹׁטְרָ֖יו לֵאמֹֽר׃
Aynı gün Firavun, halkı çalıştıran zorba görevlilere ve halkın başındaki sorumlulara şöyle buyurdu:
Vayetseu nogese haam veşoterav vayomeru el haam lemor ko amar paro eneni noten lahem teven.
וַיֵּ֨צְא֜וּ נֹגְשֵׂ֤י הָעָם֙ וְשֹׁ֣טְרָ֔יו וַיֹּאמְר֥וּ אֶל־הָעָ֖ם לֵאמֹ֑ר כֹּ֚ה אָמַ֣ר פַּרְעֹ֔ה אֵינֶ֛נִּי נֹתֵ֥ן לָכֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
Halkı çalıştıran görevliler ve halkın başındaki sorumlular çıkıp halka şöyle dediler: “Firavun diyor ki: Size saman vermeyeceğim.
Vayavou şotere bene yisrael vayitsaku el paro lemor lama taase ho laavadeha.
וַיָּבֹ֗אוּ שֹֽׁטְרֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּצְעֲק֥וּ אֶל־פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר לָ֧מָּה תַעֲשֶׂ֦ה כֹ֖ה לַעֲבָדֶֽיךָ׃
İsrael oğullarının sorumluları gelip Firavun’a feryat ettiler: “Kullarına neden böyle davranıyorsun?
Vayifgeu et moşe veet aharon nitsavim likratam betsetam meet paro.
וַֽיִּפְגְּעוּ֙ אֶת־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽת־אַהֲרֹ֔ן נִצָּבִ֖ים לִקְרָאתָ֑ם בְּצֵאתָ֖ם מֵאֵ֥ת פַּרְעֹֽה׃
Firavun’un yanından çıkarken kendilerini bekleyen Moşe ile Aaron’la karşılaştılar.
Umeaz bati el paro ledaber bişmeha hera laam haze vehatsel lo hitsalta et ameha.
וּמֵאָ֞ז בָּ֤אתִי אֶל־פַּרְעֹה֙ לְדַבֵּ֣ר בִּשְׁמֶ֔ךָ הֵרַ֖ע לָעָ֣ם הַזֶּ֑ה וְהַצֵּ֥ל לֹא־הִצַּ֖לְתָּ אֶת־עַמֶּֽךָ׃
Senin adınla konuşmak için Firavun’a gittiğimden beri bu halka daha çok kötülük ediyor. Sen de halkını hiç kurtarmadın.”
Bo daber el paro meleh mitsrayim vişalah et bene yisrael meartso.
בֹּ֣א דַבֵּ֔ר אֶל־פַּרְעֹ֖ה מֶ֣לֶךְ מִצְרָ֑יִם וִֽישַׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃
“Git, Mısır kralı Firavun’la konuş; İsrael oğullarını ülkesinden salıversin.”
Vayedaber Adonay el moşe veel aharon vayetsavem el bene yisrael veel paro meleh mitsrayim lehotsi et bene yisrael meerets mitsrayim.
וַיְדַבֵּ֣ר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֒ וַיְצַוֵּם֙ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וְאֶל־פַּרְעֹ֖ה מֶ֣לֶךְ מִצְרָ֑יִם לְהוֹצִ֥יא אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃ (ס)
Adonay, Moşe ile Aaron’a seslendi. İsrael oğullarını Mısır ülkesinden çıkarmaları için, İsrael oğulları ve Mısır kralı Firavun konusunda onlara buyruk verdi.
Hem hamedaberim el paro meleh mitsrayim lehotsi et bene yisrael mimitsrayim u moşe veaharon.
הֵ֗ם הַֽמְדַבְּרִים֙ אֶל־פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֔יִם לְהוֹצִ֥יא אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָ֑יִם ה֥וּא מֹשֶׁ֖ה וְאַהֲרֹֽן׃
İsrael oğullarını Mısır’dan çıkarmak için Mısır kralı Firavun’la konuşanlar da onlardı: Moşe ile Aaron.
Vayedaber Adonay el moşe lemor ani Adonay daber el paro meleh mitsrayim et kol aşer ani dover eleha.
וַיְדַבֵּ֧ר יְהוָ֛ה אֶל־מֹשֶׁ֥ה לֵּאמֹ֖ר אֲנִ֣י יְהוָ֑ה דַּבֵּ֗ר אֶל־פַּרְעֹה֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י דֹּבֵ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
ona şöyle dedi: “Ben Adonay’ım. Sana söylediğim her şeyi Mısır kralı Firavun’a söyle.”
Vayomer moşe lifne Adonay hen ani aral sefatayim veeh yişma elay paro.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה הֵ֤ן אֲנִי֙ עֲרַ֣ל שְׂפָתַ֔יִם וְאֵ֕יךְ יִשְׁמַ֥ע אֵלַ֖י פַּרְעֹֽה׃ (פ)
Moşe, Adonay’ın huzurunda, “Ben konuşmakta güçlük çekiyorum” dedi. “Firavun beni nasıl dinler?”
Ata tedaber et kol aşer atsaveka veaharon ahiha yedaber el paro veşilah et bene yisrael meartso.
אַתָּ֣ה תְדַבֵּ֔ר אֵ֖ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר אֲצַוֶּ֑ךָּ וְאַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ יְדַבֵּ֣ר אֶל־פַּרְעֹ֔ה וְשִׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃
Sen sana buyurduğum her şeyi söyleyeceksin. Kardeşin Aaron da Firavun’la konuşacak; İsrael oğullarını ülkesinden salıversin.
Vaani akşe et lev paro vehirbeti et ototay veet mofetay beerets mitsrayim.
וַאֲנִ֥י אַקְשֶׁ֖ה אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה וְהִרְבֵּיתִ֧י אֶת־אֹתֹתַ֛י וְאֶת־מוֹפְתַ֖י בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Ben ise Firavun’un yüreğini katılaştıracağım; Mısır ülkesinde işaretlerimi ve olağanüstü işlerimi çoğaltacağım.
Velo yişma alehem paro venatati et yadi bemitsrayim vehotseti et tsivotay et ami vene yisrael meerets mitsrayim bişfatim gedolim.
וְלֹֽא־יִשְׁמַ֤ע אֲלֵכֶם֙ פַּרְעֹ֔ה וְנָתַתִּ֥י אֶת־יָדִ֖י בְּמִצְרָ֑יִם וְהוֹצֵאתִ֨י אֶת־צִבְאֹתַ֜י אֶת־עַמִּ֤י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בִּשְׁפָטִ֖ים גְּדֹלִֽים׃
Firavun sizi dinlemeyecek. O zaman elimi Mısır’ın üzerine koyacağım; birliklerimi, halkım İsrael oğullarını büyük yargılarla Mısır ülkesinden çıkaracağım.
Umoşe ben şemonim şana veaharon ben şaloş uşemonim şana bedaberam el paro.
וּמֹשֶׁה֙ בֶּן־שְׁמֹנִ֣ים שָׁנָ֔ה וְאַֽהֲרֹ֔ן בֶּן־שָׁלֹ֥שׁ וּשְׁמֹנִ֖ים שָׁנָ֑ה בְּדַבְּרָ֖ם אֶל־פַּרְעֹֽה׃ (פ)
Firavun’la konuştuklarında Moşe seksen, Aaron seksen üç yaşındaydı.
Ki yedaber alehem paro lemor tenu lahem mofet veamarta el aharon kah et mateha vehaşleh lifne faro yehi letanin.
כִּי֩ יְדַבֵּ֨ר אֲלֵכֶ֤ם פַּרְעֹה֙ לֵאמֹ֔ר תְּנ֥וּ לָכֶ֖ם מוֹפֵ֑ת וְאָמַרְתָּ֣ אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֧ח אֶֽת־מַטְּךָ֛ וְהַשְׁלֵ֥ךְ לִפְנֵֽי־פַרְעֹ֖ה יְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
“Firavun size, ‘Kendinizi kanıtlayacak olağanüstü bir iş gösterin’ derse, Aaron’a şöyle söyle: ‘Değneğini alıp Firavun’un önüne at.’ Değnek bir yılana dönüşecek.”
Vayavo moşe veaharon el paro vayaasu hen kaaşer tsiva Adonay vayaşleh aharon et mateu lifne faro velifne avadav vayehi letanin.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֤ה וְאַהֲרֹן֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֣עַשׂוּ כֵ֔ן כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה יְהוָ֑ה וַיַּשְׁלֵ֨ךְ אַהֲרֹ֜ן אֶת־מַטֵּ֗הוּ לִפְנֵ֥י פַרְעֹ֛ה וְלִפְנֵ֥י עֲבָדָ֖יו וַיְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına geldiler ve Adonay’ın buyurduğu gibi yaptılar. Aaron değneğini Firavun’un ve görevlilerinin önüne attı; değnek bir yılana dönüştü.
Vayikra gam paro lahahamim velamehaşefim vayaasu gam hem hartume mitsrayim belahatehem ken.
וַיִּקְרָא֙ גַּם־פַּרְעֹ֔ה לַֽחֲכָמִ֖ים וְלַֽמְכַשְּׁפִ֑ים וַיַּֽעֲשׂ֨וּ גַם־הֵ֜ם חַרְטֻמֵּ֥י מִצְרַ֛יִם בְּלַהֲטֵיהֶ֖ם כֵּֽן׃
Firavun da bilgeleri ve büyücüleri çağırdı. Mısır’ın büyü ustaları da büyüleriyle aynısını yaptılar.
Vayehezak lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיֶּחֱזַק֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵהֶ֑ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃ (פ)
Firavun’un yüreği sertleşti. Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Vayomer Adonay el moşe kaved lev paro meen leşalah haam.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כָּבֵ֖ד לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה מֵאֵ֖ן לְשַׁלַּ֥ח הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’un yüreği ağırlaştı; halkı salıvermeyi reddediyor.
Leh el paro baboker hine yotse hamayma venitsavta likrato al sefat hayeor vehamate aşer nehpah lenahaş tikah beyadeha.
לֵ֣ךְ אֶל־פַּרְעֹ֞ה בַּבֹּ֗קֶר הִנֵּה֙ יֹצֵ֣א הַמַּ֔יְמָה וְנִצַּבְתָּ֥ לִקְרָאת֖וֹ עַל־שְׂפַ֣ת הַיְאֹ֑ר וְהַמַּטֶּ֛ה אֲשֶׁר־נֶהְפַּ֥ךְ לְנָחָ֖שׁ תִּקַּ֥ח בְּיָדֶֽךָ׃
Sabah Firavun’a git. Suya çıkacak; Nil’in kıyısında karşısına dikil. Yılana dönüşen değneği de eline al.
Vayaasu hen hartume mitsrayim belatehem vayehezak lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵ֛ן חַרְטֻמֵּ֥י מִצְרַ֖יִם בְּלָטֵיהֶ֑ם וַיֶּחֱזַ֤ק לֵב־פַּרְעֹה֙ וְלֹא־שָׁמַ֣ע אֲלֵהֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃
Mısır’ın büyü ustaları da büyüleriyle aynısını yaptılar. Firavun’un yüreği sertleşti; Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Vayifen paro vayavo el beto velo şat libo gam lazot.
וַיִּ֣פֶן פַּרְעֹ֔ה וַיָּבֹ֖א אֶל־בֵּית֑וֹ וְלֹא־שָׁ֥ת לִבּ֖וֹ גַּם־לָזֹֽאת׃
Firavun dönüp evine gitti; bunu da önemsemedi.
Vayomer Adonay el moşe bo el paro veamarta elav ko amar Adonay şalah et ami veyaavduni.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git ve ona söyle: ‘Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Vayetse moşe veaharon meim paro vayitsak moşe el Adonay al devar hatsefardeim aşer sam lefaro.
וַיֵּצֵ֥א מֹשֶׁ֛ה וְאַהֲרֹ֖ן מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיִּצְעַ֤ק מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֔ה עַל־דְּבַ֥ר הַֽצְפַרְדְּעִ֖ים אֲשֶׁר־שָׂ֥ם לְפַרְעֹֽה׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanından çıktılar. Moşe, Firavun’un başına gönderdiği kurbağalar için Adonay’a haykardı.
Vayar paro ki hayeta harevaha vehahbed et libo velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיַּ֣רְא פַּרְעֹ֗ה כִּ֤י הָֽיְתָה֙ הָֽרְוָחָ֔ה וְהַכְבֵּד֙ אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵהֶ֑ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃ (ס)
Firavun rahatladığını görünce yüreğini ağırlaştırdı. Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Bu ayette 2 kez
Vayomeru hahartumim el paro etsba Elohim hi vayehezak lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay.
וַיֹּאמְר֤וּ הַֽחַרְטֻמִּים֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה אֶצְבַּ֥ע אֱלֹהִ֖ים הִ֑וא וַיֶּחֱזַ֤ק לֵב־פַּרְעֹה֙ וְלֹֽא־שָׁמַ֣ע אֲלֵהֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר יְהוָֽה׃ (ס)
Büyü ustaları Firavun’a, “Bu, Tanrı’nın parmağıdır” dediler. Ama Firavun’un yüreği sertleşti; Adonay’ın söylediği gibi onları dinlemedi.
Vayomer paro anohi aşalah ethem uzevahtem ladonay elohehem bamidbar rak harhek lo tarhiku lalehet hatiru baadi.
וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֗ה אָנֹכִ֞י אֲשַׁלַּ֤ח אֶתְכֶם֙ וּזְבַחְתֶּ֞ם לַיהוָ֤ה אֱלֹֽהֵיכֶם֙ בַּמִּדְבָּ֔ר רַ֛ק הַרְחֵ֥ק לֹא־תַרְחִ֖יקוּ לָלֶ֑כֶת הַעְתִּ֖ירוּ בַּעֲדִֽי׃
Firavun, “Sizi salıvereceğim; çölde Tanrınız Adonay’a kurban sunun” dedi. “Yalnız çok uzağa gitmeyin. Benim için de yakarın.”
Vayomer moşe hine anohi yotse meimah vehatarti el Adonay vesar hearov miparo meavadav umeamo mahar rak al yosef paro hatel levilti şalah et haam lizboah ladonay.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י יוֹצֵ֤א מֵֽעִמָּךְ֙ וְהַעְתַּרְתִּ֣י אֶל־יְהוָ֔ה וְסָ֣ר הֶעָרֹ֗ב מִפַּרְעֹ֛ה מֵעֲבָדָ֥יו וּמֵעַמּ֖וֹ מָחָ֑ר רַ֗ק אַל־יֹסֵ֤ף פַּרְעֹה֙ הָתֵ֔ל לְבִלְתִּי֙ שַׁלַּ֣ח אֶת־הָעָ֔ם לִזְבֹּ֖חַ לַֽיהוָֽה׃
Moşe şöyle dedi: “Yanından çıkar çıkmaz Adonay’a yakaracağım. Yırtıcı ve zehirli hayvanlar yarın Firavun’dan, görevlilerinden ve halkından uzaklaşacak. Yalnız Firavun, halkın Adonay’a kurban sunmak için gitmesine izin vermeyerek bizi yine aldatmasın.”
Vayetse moşe meim paro vayetar el Adonay.
וַיֵּצֵ֥א מֹשֶׁ֖ה מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיֶּעְתַּ֖ר אֶל־יְהוָֽה׃
Moşe, Firavun’un yanından çıkıp Adonay’a yakardı.
Vayahbed paro et libo gam bapaam hazot velo şilah et haam.
וַיַּכְבֵּ֤ד פַּרְעֹה֙ אֶת־לִבּ֔וֹ גַּ֖ם בַּפַּ֣עַם הַזֹּ֑את וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃ (פ)
Firavun bu kez de yüreğini ağırlaştırdı ve halkı salıvermedi.
Vayomer Adonay el moşe bo el paro vedibarta elav ko amar Adonay elohe haivrim şalah et ami veyaavduni.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְדִבַּרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git ve ona söyle: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Bu ayette 2 kez
Vayişlah paro vehine lo met mimikne yisrael ad ehad vayihbad lev paro velo şilah et haam.
וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֔ה וְהִנֵּ֗ה לֹא־מֵ֛ת מִמִּקְנֵ֥ה יִשְׂרָאֵ֖ל עַד־אֶחָ֑ד וַיִּכְבַּד֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃ (פ)
Firavun adam gönderip araştırdı; İsrael’in hayvanlarından bir teki bile ölmemişti. Ama Firavun’un yüreği ağırlaştı ve halkı salıvermedi.
Vayehazek Adonay et lev paro velo şama alehem kaaşer diber Adonay el moşe.
וַיְחַזֵּ֤ק יְהוָה֙ אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵהֶ֑ם כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Adonay, Firavun’un yüreğini sertleştirdi. Adonay’ın Moşe’ye söylediği gibi Firavun onları dinlemedi.
Hayare et devar Adonay meavde paro henis et avadav veet mikneu el habatim.
הַיָּרֵא֙ אֶת־דְּבַ֣ר יְהוָ֔ה מֵֽעַבְדֵ֖י פַּרְעֹ֑ה הֵנִ֛יס אֶת־עֲבָדָ֥יו וְאֶת־מִקְנֵ֖הוּ אֶל־הַבָּתִּֽים׃
Firavun’un görevlilerinden Adonay’ın sözünden korkanlar, hizmetkârlarını ve hayvanlarını aceleyle içeri soktular.
Vayişlah paro vayikra lemoşe uleaharon vayomer alehem hatati hapaam Adonay hatsadik vaani veami hareşaim.
וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֗ה וַיִּקְרָא֙ לְמֹשֶׁ֣ה וּֽלְאַהֲרֹ֔ן וַיֹּ֥אמֶר אֲלֵהֶ֖ם חָטָ֣אתִי הַפָּ֑עַם יְהוָה֙ הַצַּדִּ֔יק וַאֲנִ֥י וְעַמִּ֖י הָרְשָׁעִֽים׃
Firavun haber gönderip Moşe ile Aaron’u çağırdı. Onlara, “Bu kez günah işledim” dedi. “Adonay haklı; ben ve halkım suçluyuz.
Vayetse moşe meim paro et hair vayifros kapav el Adonay vayahdelu hakolot vehabarad umatar lo nitah aretsa.
וַיֵּצֵ֨א מֹשֶׁ֜ה מֵעִ֤ם פַּרְעֹה֙ אֶת־הָעִ֔יר וַיִּפְרֹ֥שׂ כַּפָּ֖יו אֶל־יְהוָ֑ה וַֽיַּחְדְּל֤וּ הַקֹּלוֹת֙ וְהַבָּרָ֔ד וּמָטָ֖ר לֹא־נִתַּ֥ךְ אָֽרְצָה׃
Moşe, Firavun’un yanından ayrılıp kentten çıktı ve ellerini Adonay’a açtı. Gök gürültüleri ve dolu kesildi; yeryüzüne yağmur da yağmaz oldu.
Vayar paro ki hadal hamatar vehabarad vehakolot vayosef lahato vayahbed libo u vaavadav.
וַיַּ֣רְא פַּרְעֹ֗ה כִּֽי־חָדַ֨ל הַמָּטָ֧ר וְהַבָּרָ֛ד וְהַקֹּלֹ֖ת וַיֹּ֣סֶף לַחֲטֹ֑א וַיַּכְבֵּ֥ד לִבּ֖וֹ ה֥וּא וַעֲבָדָֽיו׃
Firavun yağmurun, dolunun ve gök gürültülerinin kesildiğini görünce yine günah işledi. Hem o hem de görevlileri yüreklerini ağırlaştırdılar.
Vayehezak lev paro velo şilah et bene yisrael kaaşer diber Adonay beyad moşe.
וַֽיֶּחֱזַק֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה בְּיַד־מֹשֶֽׁה׃ (פ)
Firavun’un yüreği sertleşti. Adonay’ın Moşe aracılığıyla söylediği gibi İsrael oğullarını salıvermedi.
Vayomer Adonay el moşe bo el paro ki ani hihbadti et libo veet lev avadav lemaan şiti ototay ele bekirbo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה כִּֽי־אֲנִ֞י הִכְבַּ֤דְתִּי אֶת־לִבּוֹ֙ וְאֶת־לֵ֣ב עֲבָדָ֔יו לְמַ֗עַן שִׁתִ֛י אֹתֹתַ֥י אֵ֖לֶּה בְּקִרְבּֽוֹ׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git. Çünkü bu işaretlerimi aralarında göstermek için onun ve görevlilerinin yüreklerini ağırlaştırdım.
Dilbilgisel ve sözlüksel çözümleme
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.