קָרָא
çağırmak, seslenmek; ad vermek/adlandırmak; okumak, yüksek sesle okumak; ilan etmek; davet etmek; seçmek; karşılaşmak veya başına gelmek
193 kullanım · 183 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 255 kez, 237 farklı ayette görülür. Kök altında 5 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Bayom harişon mikra kodeş kol melehet avoda lo taasu.
בַּיּ֥וֹם הָרִאשׁ֖וֹן מִקְרָא־קֹ֑דֶשׁ כָּל־מְלֶ֥אכֶת עֲבֹדָ֖ה לֹ֥א תַעֲשֽׂוּ׃
İlk gün kutsal bir toplantı olacak. Hiçbir olağan iş yapmayacaksınız.
Uvayom haşevii mikra kodeş yihye lahem kol melehet avoda lo taasu.
וּבַיּוֹם֙ הַשְּׁבִיעִ֔י מִקְרָא־קֹ֖דֶשׁ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם כָּל־מְלֶ֥אכֶת עֲבֹדָ֖ה לֹ֥א תַעֲשֽׂוּ׃ (ס)
Yedinci gün sizin için kutsal bir toplantı olacak. Hiçbir olağan iş yapmayacaksınız.
Uveyom habikurim behakrivehem minha hadaşa ladonay beşavuotehem mikera kodeş yihye lahem kol melehet avoda lo taasu.
וּבְי֣וֹם הַבִּכּוּרִ֗ים בְּהַקְרִ֨יבְכֶ֜ם מִנְחָ֤ה חֲדָשָׁה֙ לַֽיהוָ֔ה בְּשָׁבֻעֹ֖תֵיכֶ֑ם מִֽקְרָא־קֹ֙דֶשׁ֙ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֔ם כָּל־מְלֶ֥אכֶת עֲבֹדָ֖ה לֹ֥א תַעֲשֽׂוּ׃
İlk ürünler gününde, Şavuot bayramınızda Adonay’a yeni tahıl sunusunu sunduğunuzda, sizin için kutsal bir toplantı olacak. Hiçbir olağan iş yapmayacaksınız.
Uvahodeş haşevii beehad lahodeş mikera kodeş yihye lahem kol melehet avoda lo taasu yom terua yihye lahem.
וּבַחֹ֨דֶשׁ הַשְּׁבִיעִ֜י בְּאֶחָ֣ד לַחֹ֗דֶשׁ מִֽקְרָא־קֹ֙דֶשׁ֙ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֔ם כָּל־מְלֶ֥אכֶת עֲבֹדָ֖ה לֹ֣א תַעֲשׂ֑וּ י֥וֹם תְּרוּעָ֖ה יִהְיֶ֥ה לָכֶֽם׃
Yedinci ayın birinci günü sizin için kutsal bir toplantı olacak. Hiçbir olağan iş yapmayacaksınız. Sizin için terua sesi günü olacak.
Uveasor lahodeş haşevii haze mikera kodeş yihye lahem veinitem et nafşotehem kol melaha lo taasu.
וּבֶעָשׂוֹר֩ לַחֹ֨דֶשׁ הַשְּׁבִיעִ֜י הַזֶּ֗ה מִֽקְרָא־קֹ֙דֶשׁ֙ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֔ם וְעִנִּיתֶ֖ם אֶת־נַפְשֹׁתֵיכֶ֑ם כָּל־מְלָאכָ֖ה לֹ֥א תַעֲשֽׂוּ׃
Bu yedinci ayın onuncu günü sizin için kutsal bir toplantı olacak. Kendinizi sıkıntıya sokacaksınız; hiçbir iş yapmayacaksınız.
Uvahamişa asar yom lahodeş haşevii mikera kodeş yihye lahem kol melehet avoda lo taasu vehagotem hag ladonay şivat yamim.
וּבַחֲמִשָּׁה֩ עָשָׂ֨ר י֜וֹם לַחֹ֣דֶשׁ הַשְּׁבִיעִ֗י מִֽקְרָא־קֹ֙דֶשׁ֙ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֔ם כָּל־מְלֶ֥אכֶת עֲבֹדָ֖ה לֹ֣א תַעֲשׂ֑וּ וְחַגֹּתֶ֥ם חַ֛ג לַיהוָ֖ה שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Yedinci ayın on beşinci günü sizin için kutsal bir toplantı olacak. Hiçbir olağan iş yapmayacaksınız. Adonay için yedi gün bayram kutlayacaksınız.
Vayetseu moşe veelazar hakohen vehol nesie haeda likratam el mihuts lamahane.
וַיֵּ֨צְא֜וּ מֹשֶׁ֨ה וְאֶלְעָזָ֧ר הַכֹּהֵ֛ן וְכָל־נְשִׂיאֵ֥י הָעֵדָ֖ה לִקְרָאתָ֑ם אֶל־מִח֖וּץ לַֽמַּחֲנֶֽה׃
Moşe, kohen Elazar ve topluluğun bütün önderleri onları karşılamak için ordugâhın dışına çıktılar.
Veet nevo veet baal meon musabot şem veet sivma vayikreu veşemot et şemot hearim aşer banu.
וְאֶת־נְב֞וֹ וְאֶת־בַּ֧עַל מְע֛וֹן מֽוּסַבֹּ֥ת שֵׁ֖ם וְאֶת־שִׂבְמָ֑ה וַיִּקְרְא֣וּ בְשֵׁמֹ֔ת אֶת־שְׁמ֥וֹת הֶעָרִ֖ים אֲשֶׁ֥ר בָּנֽוּ׃
Adları değiştirilen Nevo ve Baal-Meon’u, bir de Sivma’yı yeniden yaptılar. Yaptıkları şehirlere adlar verdiler.
Veyair ben menaşe halah vayilkod et havotehem vayikra ethen havot yair.
וְיָאִ֤יר בֶּן־מְנַשֶּׁה֙ הָלַ֔ךְ וַיִּלְכֹּ֖ד אֶת־חַוֺּתֵיהֶ֑ם וַיִּקְרָ֥א אֶתְהֶ֖ן חַוֺּ֥ת יָאִֽיר׃
Menaşe oğlu Yair gidip onların köylerini ele geçirdi ve bunlara Havvot-Yair adını verdi.
Venovah halah vayilkod et kenat veet benoteha vayikra la novah bişmo.
וְנֹ֣בַח הָלַ֔ךְ וַיִּלְכֹּ֥ד אֶת־קְנָ֖ת וְאֶת־בְּנֹתֶ֑יהָ וַיִּקְרָ֧א לָ֦ה נֹ֖בַח בִּשְׁמֽוֹ׃ (פ)
Novah gidip Kenat’ı ve ona bağlı yerleşimleri ele geçirdi. Oraya kendi adıyla Novah adını verdi.
Vayetse haemori hayoşev bahar hau likrathem vayirdefu ethem kaaşer taasena hadevorim vayaketu ethem beseir ad harema.
וַיֵּצֵ֨א הָאֱמֹרִ֜י הַיֹּשֵׁ֨ב בָּהָ֤ר הַהוּא֙ לִקְרַאתְכֶ֔ם וַיִּרְדְּפ֣וּ אֶתְכֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֥ר תַּעֲשֶׂ֖ינָה הַדְּבֹרִ֑ים וַֽיַּכְּת֥וּ אֶתְכֶ֛ם בְּשֵׂעִ֖יר עַד־חָרְמָֽה׃
O dağda yaşayan Amoriler karşınıza çıktılar. Arıların yaptığı gibi sizi kovaladılar ve Seir’de Horma’ya kadar sizi bozguna uğrattılar.
Refaim yehaşevu af hem kaanakim vehamoavim yikreu lahem emim.
רְפָאִ֛ים יֵחָשְׁב֥וּ אַף־הֵ֖ם כָּעֲנָקִ֑ים וְהַמֹּ֣אָבִ֔ים יִקְרְא֥וּ לָהֶ֖ם אֵמִֽים׃
Onlar da Anaklılar gibi Refaim sayılırdı; Moavlılar onlara Emim derdi.
Erets refaim tehaşev af hi refaim yaşevu vah lefanim vehaamonim yikreu lahem zamzumim.
אֶֽרֶץ־רְפָאִ֥ים תֵּחָשֵׁ֖ב אַף־הִ֑וא רְפָאִ֤ים יָֽשְׁבוּ־בָהּ֙ לְפָנִ֔ים וְהָֽעַמֹּנִ֔ים יִקְרְא֥וּ לָהֶ֖ם זַמְזֻמִּֽים׃
Orası da Refaim ülkesi sayılırdı. Önceden orada Refaim yaşıyordu; Ammonlular onlara Zamzummim derdi.
Vayetse sihon likratenu u vehol amo lamilhama yahetsa.
וַיֵּצֵא֩ סִיחֹ֨ן לִקְרָאתֵ֜נוּ ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה יָֽהְצָה׃
Sihon, kendisi ve bütün halkı, Yahats’ta savaşmak üzere karşımıza çıktı.
Vanefen vanaal dereh habaşan vayetse og meleh habaşan likratenu u vehol amo lamilhama edrei.
וַנֵּ֣פֶן וַנַּ֔עַל דֶּ֖רֶךְ הַבָּשָׁ֑ן וַיֵּצֵ֣א עוֹג֩ מֶֽלֶךְ־הַבָּשָׁ֨ן לִקְרָאתֵ֜נוּ ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה אֶדְרֶֽעִי׃
Dönüp Başan yolundan yukarı çıktık. Başan kralı Og, kendisi ve bütün halkı, Edrei’de savaşmak üzere karşımıza çıktı.
Bu ayette 2 eşleşme
Tsidonim yikreu lehermon siryon vehaemori yikreu lo senir.
צִידֹנִ֛ים יִקְרְא֥וּ לְחֶרְמ֖וֹן שִׂרְיֹ֑ן וְהָ֣אֱמֹרִ֔י יִקְרְאוּ־ל֖וֹ שְׂנִֽיר׃
Tsidonlular Hermon’a Siryon, Amoriler ise Senir derler.
Veyeter hagilad vehol habaşan mamlehet og natati lahatsi şevet hamenaşe kol hevel haargov lehol habaşan hau yikare erets refaim.
וְיֶ֨תֶר הַגִּלְעָ֤ד וְכָל־הַבָּשָׁן֙ מַמְלֶ֣כֶת ע֔וֹג נָתַ֕תִּי לַחֲצִ֖י שֵׁ֣בֶט הַֽמְנַשֶּׁ֑ה כֹּ֣ל חֶ֤בֶל הָֽאַרְגֹּב֙ לְכָל־הַבָּשָׁ֔ן הַה֥וּא יִקָּרֵ֖א אֶ֥רֶץ רְפָאִֽים׃
Gilad’ın geri kalanını ve Og’un krallığı olan bütün Başan’ı Menaşe kabilesinin yarısına verdim. Argov bölgesinin tamamı, bütün Başan, Refaim ülkesi diye anılır.
Yair ben menaşe lakah et kol hevel argov ad gevul hageşuri vehamaahati vayikra otam al şemo et habaşan havot yair ad hayom haze.
יָאִ֣יר בֶּן־מְנַשֶּׁ֗ה לָקַח֙ אֶת־כָּל־חֶ֣בֶל אַרְגֹּ֔ב עַד־גְּב֥וּל הַגְּשׁוּרִ֖י וְהַמַּֽעֲכָתִ֑י וַיִּקְרָא֩ אֹתָ֨ם עַל־שְׁמ֤וֹ אֶת־הַבָּשָׁן֙ חַוֺּ֣ת יָאִ֔יר עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Menaşe oğlu Yair, Geşurluların ve Maakalıların sınırına kadar bütün Argov bölgesini aldı. Başan’daki bu yerlere kendi adıyla Havvot-Yair adını verdi; bugün de böyle anılırlar.
Ki mi goy gadol aşer lo Elohim kerovim elav kadonay elohenu bekol kareenu elav.
כִּ֚י מִי־ג֣וֹי גָּד֔וֹל אֲשֶׁר־ל֥וֹ אֱלֹהִ֖ים קְרֹבִ֣ים אֵלָ֑יו כַּיהוָ֣ה אֱלֹהֵ֔ינוּ בְּכָּל־קָרְאֵ֖נוּ אֵלָֽיו׃
Kendisine her seslendiğimizde Tanrımız Adonay’ın bize yakın olduğu gibi, tanrısı kendisine yakın olan hangi büyük ulus vardır?
Vayikra moşe el kol yisrael vayomer alehem şema yisrael et hahukim veet hamişpatim aşer anohi dover beoznehem hayom ulemadtem otam uşemartem laasotam.
וַיִּקְרָ֣א מֹשֶׁה֮ אֶל־כָּל־יִשְׂרָאֵל֒ וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֗ם שְׁמַ֤ע יִשְׂרָאֵל֙ אֶת־הַחֻקִּ֣ים וְאֶת־הַמִּשְׁפָּטִ֔ים אֲשֶׁ֧ר אָנֹכִ֛י דֹּבֵ֥ר בְּאָזְנֵיכֶ֖ם הַיּ֑וֹם וּלְמַדְתֶּ֣ם אֹתָ֔ם וּשְׁמַרְתֶּ֖ם לַעֲשֹׂתָֽם׃
Moşe bütün İsrael’i çağırıp onlara şöyle dedi: “Dinle, İsrael! Bugün kulaklarınıza söylediğim kuralları ve hükümleri öğrenin; onları uygulamaya dikkat edin.
Veze devar haşemita şamot kol baal maşe yado aşer yaşe bereeu lo yigos et reeu veet ahiv ki kara şemita ladonay.
וְזֶה֮ דְּבַ֣ר הַשְּׁמִטָּה֒ שָׁמ֗וֹט כָּל־בַּ֙עַל֙ מַשֵּׁ֣ה יָד֔וֹ אֲשֶׁ֥ר יַשֶּׁ֖ה בְּרֵעֵ֑הוּ לֹֽא־יִגֹּ֤שׂ אֶת־רֵעֵ֙הוּ֙ וְאֶת־אָחִ֔יו כִּֽי־קָרָ֥א שְׁמִטָּ֖ה לַֽיהוָֽה׃
Borçları bırakmanın kuralı şudur: Her alacaklı, komşusuna verdiği borç üzerindeki hakkını bırakacak. Komşusundan ve kardeşinden ödeme istemeyecek; çünkü Adonay için borçları bırakma yılı ilan edilmiştir.
Hişamer leha pen yihye davar im levaveha veliyaal lemor kareva şenat haşeva şenat haşemita veraa eneha beahiha haevyon velo titen lo vekara aleha el Adonay vehaya veha het.
הִשָּׁ֣מֶר לְךָ֡ פֶּן־יִהְיֶ֣ה דָבָר֩ עִם־לְבָבְךָ֨ בְלִיַּ֜עַל לֵאמֹ֗ר קָֽרְבָ֣ה שְׁנַֽת־הַשֶּׁבַע֮ שְׁנַ֣ת הַשְּׁמִטָּה֒ וְרָעָ֣ה עֵֽינְךָ֗ בְּאָחִ֙יךָ֙ הָֽאֶבְי֔וֹן וְלֹ֥א תִתֵּ֖ן ל֑וֹ וְקָרָ֤א עָלֶ֙יךָ֙ אֶל־יְהוָ֔ה וְהָיָ֥ה בְךָ֖ חֵֽטְא׃
Sakın yüreğinde, 'Yedinci yıl, borçları bırakma yılı yaklaştı' diye kötü bir düşünce doğmasın; yoksul kardeşine kötü gözle bakıp ona vermekten kaçınmayasın. Sana karşı Adonay'a seslenirse günah işlemiş olursun.
Vehayeta imo vekara vo kol yeme hayav lemaan yilmad leyira et Adonay elohav lişmor et kol divre hatora hazot veet hahukim haele laasotam.
וְהָיְתָ֣ה עִמּ֔וֹ וְקָ֥רָא ב֖וֹ כָּל־יְמֵ֣י חַיָּ֑יו לְמַ֣עַן יִלְמַ֗ד לְיִרְאָה֙ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהָ֔יו לִ֠שְׁמֹר אֶֽת־כָּל־דִּבְרֵ֞י הַתּוֹרָ֥ה הַזֹּ֛את וְאֶת־הַחֻקִּ֥ים הָאֵ֖לֶּה לַעֲשֹׂתָֽם׃
Bu tomar yanında bulunacak; Tanrısı Adonay'dan korkmayı, bu Tora'nın bütün sözlerini ve bu hükümleri özenle yerine getirmeyi öğrenmek için yaşamının bütün günlerinde onu okuyacak.
Ki tikrav el ir lehilahem aleha vekarata eleha leşalom.
כִּֽי־תִקְרַ֣ב אֶל־עִ֔יר לְהִלָּחֵ֖ם עָלֶ֑יהָ וְקָרָ֥אתָ אֵלֶ֖יהָ לְשָׁלֽוֹם׃
Bir kentle savaşmak üzere yaklaştığında ona barış çağrısında bulunacaksın.
Ki yikare kan tsipor lefaneha badereh behol ets o al haarets efrohim o vetsim vehaem rovetset al haefrohim o al habetsim lo tikah haem al habanim.
כִּ֣י יִקָּרֵ֣א קַן־צִפּ֣וֹר ׀ לְפָנֶ֡יךָ בַּדֶּ֜רֶךְ בְּכָל־עֵ֣ץ ׀ א֣וֹ עַל־הָאָ֗רֶץ אֶפְרֹחִים֙ א֣וֹ בֵיצִ֔ים וְהָאֵ֤ם רֹבֶ֙צֶת֙ עַל־הָֽאֶפְרֹחִ֔ים א֖וֹ עַל־הַבֵּיצִ֑ים לֹא־תִקַּ֥ח הָאֵ֖ם עַל־הַבָּנִֽים׃
Yolda, herhangi bir ağaçta ya da yerde, içinde yavrular veya yumurtalar bulunan bir kuş yuvasına rastlarsan ve anne yavruların ya da yumurtaların üzerinde yatıyorsa, anneyi yavrularıyla birlikte almayacaksın.
Beyomo titen seharo velo tavo alav haşemeş ki ani u veelav u nose et nafşo velo yikra aleha el Adonay vehaya veha het.
בְּיוֹמוֹ֩ תִתֵּ֨ן שְׂכָר֜וֹ וְֽלֹא־תָב֧וֹא עָלָ֣יו הַשֶּׁ֗מֶשׁ כִּ֤י עָנִי֙ ה֔וּא וְאֵלָ֕יו ה֥וּא נֹשֵׂ֖א אֶת־נַפְשׁ֑וֹ וְלֹֽא־יִקְרָ֤א עָלֶ֙יךָ֙ אֶל־יְהוָ֔ה וְהָיָ֥ה בְךָ֖ חֵֽטְא׃ (ס)
Ücretini gününde, güneş batmadan vereceksin. Çünkü o yoksuldur, bütün umudunu o ücrete bağlamıştır. Sana karşı Adonay'a seslenmesin; yoksa günah işlemiş olursun.
Vekareu lo zikne iro vediberu elav veamad veamar lo hafatsti lekahtah.
וְקָֽרְאוּ־ל֥וֹ זִקְנֵי־עִיר֖וֹ וְדִבְּר֣וּ אֵלָ֑יו וְעָמַ֣ד וְאָמַ֔ר לֹ֥א חָפַ֖צְתִּי לְקַחְתָּֽהּ׃
Kentinin ileri gelenleri onu çağırıp onunla konuşacaklar. O, durup, 'Onunla evlenmek istemiyorum' derse,
Venikra şemo beyisrael bet haluts hanaal.
וְנִקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ בְּיִשְׂרָאֵ֑ל בֵּ֖ית חֲל֥וּץ הַנָּֽעַל׃ (ס)
Onun adı İsrael'de 'Çarığı çıkarılanın evi' diye anılacak.
Verau kol ame haarets ki şem Adonay nikra aleha veyareu mimeka.
וְרָאוּ֙ כָּל־עַמֵּ֣י הָאָ֔רֶץ כִּ֛י שֵׁ֥ם יְהוָ֖ה נִקְרָ֣א עָלֶ֑יךָ וְיָֽרְא֖וּ מִמֶּֽךָּ׃
Yeryüzünün bütün halkları Adonay'ın Adının senin üzerinde anıldığını görecek ve senden korkacaklar.
Vayikra moşe el kol yisrael vayomer alehem atem reitem et kol aşer asa Adonay leenehem beerets mitsrayim lefaro ulehol avadav ulehol artso.
וַיִּקְרָ֥א מֹשֶׁ֛ה אֶל־כָּל־יִשְׂרָאֵ֖ל וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֑ם אַתֶּ֣ם רְאִיתֶ֗ם אֵ֣ת כָּל־אֲשֶׁר֩ עָשָׂ֨ה יְהוָ֤ה לְעֵֽינֵיכֶם֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם לְפַרְעֹ֥ה וּלְכָל־עֲבָדָ֖יו וּלְכָל־אַרְצֽוֹ׃
Moşe bütün İsrael'i çağırıp onlara şöyle dedi: 'Adonay'ın Mısır ülkesinde gözlerinizin önünde Paro'ya, bütün hizmetkârlarına ve bütün ülkesine yaptıklarını gördünüz.
Vatavou el hamakom haze vayetse sihon meleh heşbon veog meleh habaşan likratenu lamilhama vanakem.
וַתָּבֹ֖אוּ אֶל־הַמָּק֣וֹם הַזֶּ֑ה וַיֵּצֵ֣א סִיחֹ֣ן מֶֽלֶךְ־חֶ֠שְׁבּוֹן וְע֨וֹג מֶֽלֶךְ־הַבָּשָׁ֧ן לִקְרָאתֵ֛נוּ לַמִּלְחָמָ֖ה וַנַּכֵּֽם׃
Bu yere geldiniz. Heşbon kralı Sihon ile Başan kralı Og bize karşı savaşmaya çıktılar; onları yendik.
Vayikra moşe lihoşua vayomer elav leene hol yisrael hazak veemats ki ata tavo et haam haze el haarets aşer nişba Adonay laavotam latet lahem veata tanhilena otam.
וַיִּקְרָ֨א מֹשֶׁ֜ה לִֽיהוֹשֻׁ֗עַ וַיֹּ֨אמֶר אֵלָ֜יו לְעֵינֵ֣י כָל־יִשְׂרָאֵ֘ל חֲזַ֣ק וֶאֱמָץ֒ כִּ֣י אַתָּ֗ה תָּבוֹא֙ אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁ֨ר נִשְׁבַּ֧ע יְהוָ֛ה לַאֲבֹתָ֖ם לָתֵ֣ת לָהֶ֑ם וְאַתָּ֖ה תַּנְחִילֶ֥נָּה אוֹתָֽם׃
Moşe Yeoşua'yı çağırıp bütün İsrael'in gözleri önünde ona şöyle dedi: 'Güçlü ve cesur ol! Çünkü bu halkla birlikte, Adonay'ın atalarına onlara vermek için yemin ettiği ülkeye sen gireceksin. Onu onlara miras olarak sen paylaştıracaksın.
Bevo hol yisrael leraot et pene Adonay eloheha bamakom aşer yivhar tikra et hatora hazot neged kol yisrael beoznehem.
בְּב֣וֹא כָל־יִשְׂרָאֵ֗ל לֵרָאוֹת֙ אֶת־פְּנֵי֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ בַּמָּק֖וֹם אֲשֶׁ֣ר יִבְחָ֑ר תִּקְרָ֞א אֶת־הַתּוֹרָ֥ה הַזֹּ֛את נֶ֥גֶד כָּל־יִשְׂרָאֵ֖ל בְּאָזְנֵיהֶֽם׃
bütün İsrael, Tanrın Adonay'ın seçeceği yerde Onun huzuruna çıkmak için geldiğinde, bu Tora'yı bütün İsrael'in önünde, herkesin duyacağı biçimde okuyacaksın.
Vayomer Adonay el moşe hen karevu yameha lamut kera et yehoşua vehiteyatsevu beohel moed vaatsavenu vayeleh moşe vihoşua vayiteyatsevu beohel moed.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הֵ֣ן קָרְב֣וּ יָמֶיךָ֮ לָמוּת֒ קְרָ֣א אֶת־יְהוֹשֻׁ֗עַ וְהִֽתְיַצְּב֛וּ בְּאֹ֥הֶל מוֹעֵ֖ד וַאֲצַוֶּ֑נּוּ וַיֵּ֤לֶךְ מֹשֶׁה֙ וִֽיהוֹשֻׁ֔עַ וַיִּֽתְיַצְּב֖וּ בְּאֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
Adonay Moşe'ye, 'Öleceğin günler yaklaştı. Yeoşua'yı çağır, Buluşma Çadırı'nda durun; ona görevini bildireceğim' dedi. Moşe ve Yeoşua gidip Buluşma Çadırı'nda durdular.
Ki yadati ahare moti ki haşhet taşhitun vesartem min hadereh aşer tsiviti ethem vekarat ethem haraa beaharit hayamim ki taasu et hara beene Adonay lehahiso bemaase yedehem.
כִּ֣י יָדַ֗עְתִּי אַחֲרֵ֤י מוֹתִי֙ כִּֽי־הַשְׁחֵ֣ת תַּשְׁחִת֔וּן וְסַרְתֶּ֣ם מִן־הַדֶּ֔רֶךְ אֲשֶׁ֥ר צִוִּ֖יתִי אֶתְכֶ֑ם וְקָרָ֨את אֶתְכֶ֤ם הָֽרָעָה֙ בְּאַחֲרִ֣ית הַיָּמִ֔ים כִּֽי־תַעֲשׂ֤וּ אֶת־הָרַע֙ בְּעֵינֵ֣י יְהוָ֔ה לְהַכְעִיס֖וֹ בְּמַעֲשֵׂ֥ה יְדֵיכֶֽם׃
Çünkü ölümümden sonra kesinlikle bozulacağınızı ve size buyurduğum yoldan sapacağınızı biliyorum. Sonraki günlerde başınıza felaket gelecek; çünkü Adonay'ın gözünde kötü olanı yapacak, ellerinizin işleriyle Onu öfkelendireceksiniz.'
Ki şem Adonay ekra havu godel lelohenu.
כִּ֛י שֵׁ֥ם יְהוָ֖ה אֶקְרָ֑א הָב֥וּ גֹ֖דֶל לֵאלֹהֵֽינוּ׃
Çünkü Adonay'ın Adını anacağım; Tanrımıza yücelik verin.
Amim har yikrau şam yizbehu zivhe tsedek ki şefa yamim yinaku usefune temune hol.
עַמִּים֙ הַר־יִקְרָ֔אוּ שָׁ֖ם יִזְבְּח֣וּ זִבְחֵי־צֶ֑דֶק כִּ֣י שֶׁ֤פַע יַמִּים֙ יִינָ֔קוּ וּשְׂפוּנֵ֖י טְמ֥וּנֵי חֽוֹל׃ (ס)
Halkları dağa çağıracaklar, orada doğruluk kurbanları kesecekler. Çünkü denizlerin bolluğunu ve kumda saklı hazineleri emecekler.'
Temel kelimeler (lemmalar)
çağırmak, seslenmek; ad vermek/adlandırmak; okumak, yüksek sesle okumak; ilan etmek; davet etmek; seçmek; karşılaşmak veya başına gelmek
193 kullanım · 183 ayet
karşılaşma; rastlantı
31 kullanım · 31 ayet
kutsal toplantı; mikra
20 kullanım · 19 ayet
karşılaşmak; rastlamak
8 kullanım · 8 ayet
çağrılmış; adı konmuş
3 kullanım · 3 ayet
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.