Vayahinu et haminha ad bo yosef batsohorayim ki şameu ki şam yohelu lahem.
וַיָּכִ֙ינוּ֙ אֶת־הַמִּנְחָ֔ה עַד־בּ֥וֹא יוֹסֵ֖ף בַּֽצָּהֳרָ֑יִם כִּ֣י שָֽׁמְע֔וּ כִּי־שָׁ֖ם יֹ֥אכְלוּ לָֽחֶם׃
Yosef öğleyin gelince sunacakları armağanı hazırladılar; çünkü orada yemek yiyeceklerini duymuşlardı.
Vayetse haehad meiti vaomar ah tarof toraf velo reitiv ad hena.
וַיֵּצֵ֤א הָֽאֶחָד֙ מֵֽאִתִּ֔י וָאֹמַ֕ר אַ֖ךְ טָרֹ֣ף טֹרָ֑ף וְלֹ֥א רְאִיתִ֖יו עַד־הֵֽנָּה׃
Biri yanımdan ayrıldı. Kesinlikle yırtıcı bir hayvan onu parçaladı, dedim. O zamandan beri onu görmedim.
Vayasem otah yosef lehok ad hayom haze al admat mitsrayim lefaro lahomeş rak admat hakohanim levadam lo hayeta lefaro.
וַיָּ֣שֶׂם אֹתָ֣הּ יוֹסֵ֡ף לְחֹק֩ עַד־הַיּ֨וֹם הַזֶּ֜ה עַל־אַדְמַ֥ת מִצְרַ֛יִם לְפַרְעֹ֖ה לַחֹ֑מֶשׁ רַ֞ק אַדְמַ֤ת הַכֹּֽהֲנִים֙ לְבַדָּ֔ם לֹ֥א הָיְתָ֖ה לְפַרְעֹֽה׃
Yosef, Mısır topraklarından alınan ürünün beşte birinin Firavun’a verilmesini bir kural hâline getirdi; bu kural bugün de sürmektedir. Yalnız rahiplerin toprağı Firavun’un olmadı.
Veata şene vaneha hanoladim leha beerets mitsrayim ad boi eleha mitsrayma li hem efrayim umenaşe kiruven veşimon yiheyu li.
וְעַתָּ֡ה שְׁנֵֽי־בָנֶיךָ֩ הַנּוֹלָדִ֨ים לְךָ֜ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֗יִם עַד־בֹּאִ֥י אֵלֶ֛יךָ מִצְרַ֖יְמָה לִי־הֵ֑ם אֶפְרַ֙יִם֙ וּמְנַשֶּׁ֔ה כִּרְאוּבֵ֥ן וְשִׁמְע֖וֹן יִֽהְיוּ־לִֽי׃
Şimdi, Mısır’a yanına gelmemden önce Mısır ülkesinde doğan iki oğlun benimdir. Efrayim ve Menaşe, Reuven ve Şimon gibi benim oğullarım sayılacak.
Vayevareh et yosef vayomar haelohim aşer hithalehu avotay lefanav avraham veyitshak haelohim haroe oti meodi ad hayom haze.
וַיְבָ֥רֶךְ אֶת־יוֹסֵ֖ף וַיֹּאמַ֑ר הָֽאֱלֹהִ֡ים אֲשֶׁר֩ הִתְהַלְּכ֨וּ אֲבֹתַ֤י לְפָנָיו֙ אַבְרָהָ֣ם וְיִצְחָ֔ק הָֽאֱלֹהִים֙ הָרֹעֶ֣ה אֹתִ֔י מֵעוֹדִ֖י עַד־הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Yosef’i kutsayarak şöyle dedi: “Atalarım Avraam ve Yitshak’ın huzurunda yürüdüğü Tanrı, ömrüm boyunca bugüne dek bana çobanlık eden Tanrı,
Lo yasur şevet mihuda umehokek miben raglav ad ki yavo şilo velo yikehat amim.
לֹֽא־יָס֥וּר שֵׁ֙בֶט֙ מִֽיהוּדָ֔ה וּמְחֹקֵ֖ק מִבֵּ֣ין רַגְלָ֑יו עַ֚ד כִּֽי־יָבֹ֣א שילה [שִׁיל֔וֹ] וְל֖וֹ יִקְּהַ֥ת עַמִּֽים׃
Şilo gelene dek asa Yehuda’dan, yönetici değneği ayaklarının arasından ayrılmayacak. Halklar onun çevresinde toplanacak.
Birhot aviha gaveru al birhot horay ad taavat givot olam tiheyen leroş yosef ulekodkod nezir ehav.
בִּרְכֹ֣ת אָבִ֗יךָ גָּֽבְרוּ֙ עַל־בִּרְכֹ֣ת הוֹרַ֔י עַֽד־תַּאֲוַ֖ת גִּבְעֹ֣ת עוֹלָ֑ם תִּֽהְיֶ֙ין֙ לְרֹ֣אשׁ יוֹסֵ֔ף וּלְקָדְקֹ֖ד נְזִ֥יר אֶחָֽיו׃ (פ)
Babana verilen bereketler, atalarıma verilen bereketleri aştı; sonsuz tepelerin sınırlarına ulaştı. Bunlar Yosef’in başına, kardeşlerinden ayrı düşenin başının tepesine konsun.
Binyamin zeev yitraf baboker yohal ad velaerev yehalek şalal.
בִּנְיָמִין֙ זְאֵ֣ב יִטְרָ֔ף בַּבֹּ֖קֶר יֹ֣אכַל עַ֑ד וְלָעֶ֖רֶב יְחַלֵּ֥ק שָׁלָֽל׃
Binyamin, avını parçalayan bir kurttur. Sabah avını yer, akşam ganimeti paylaşır.”
Vayavou ad goren haatad aşer beever hayarden vayispedu şam misped gadol vehaved meod vayaas leaviv evel şivat yamim.
וַיָּבֹ֜אוּ עַד־גֹּ֣רֶן הָאָטָ֗ד אֲשֶׁר֙ בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֔ן וַיִּ֨סְפְּדוּ־שָׁ֔ם מִסְפֵּ֛ד גָּד֥וֹל וְכָבֵ֖ד מְאֹ֑ד וַיַּ֧עַשׂ לְאָבִ֛יו אֵ֖בֶל שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Yarden’in öte yakasındaki Goren Haatad’a geldiler. Orada çok büyük ve acı bir ağıt yaktılar. Yosef babası için yedi gün yas tuttu.
Veamarta elav Adonay elohe haivrim şelahani eleha lemor şalah et ami veyaavduni bamidbar vehine lo şamata ad ko.
וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י הָעִבְרִים֙ שְׁלָחַ֤נִי אֵלֶ֙יךָ֙ לֵאמֹ֔ר שַׁלַּח֙ אֶת־עַמִּ֔י וְיַֽעַבְדֻ֖נִי בַּמִּדְבָּ֑ר וְהִנֵּ֥ה לֹא־שָׁמַ֖עְתָּ עַד־כֹּֽה׃
Ona şöyle söyle: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay beni sana gönderip, Halkımı salıver, çölde bana kulluk etsinler, dedi. Ama sen şimdiye kadar dinlemedin.
Vayişlah paro vehine lo met mimikne yisrael ad ehad vayihbad lev paro velo şilah et haam.
וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֔ה וְהִנֵּ֗ה לֹא־מֵ֛ת מִמִּקְנֵ֥ה יִשְׂרָאֵ֖ל עַד־אֶחָ֑ד וַיִּכְבַּד֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃ (פ)
Firavun adam gönderip araştırdı; İsrael’in hayvanlarından bir teki bile ölmemişti. Ama Firavun’un yüreği ağırlaştı ve halkı salıvermedi.
Vayavo moşe veaharon el paro vayomeru elav ko amar Adonay elohe haivrim ad matay meanta leanot mipanay şalah ami veyaavduni.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹן֮ אֶל־פַּרְעֹה֒ וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים עַד־מָתַ֣י מֵאַ֔נְתָּ לֵעָנֹ֖ת מִפָּנָ֑י שַׁלַּ֥ח עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına gelip ona şöyle dediler: “İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Önümde boyun eğmeyi daha ne kadar reddedeceksin? Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Umaleu vateha uvate hol avadeha uvate hol mitsrayim aşer lo rau avoteha vaavot avoteha miyom heyotam al haadama ad hayom haze vayifen vayetse meim paro.
וּמָלְא֨וּ בָתֶּ֜יךָ וּבָתֵּ֣י כָל־עֲבָדֶיךָ֮ וּבָתֵּ֣י כָל־מִצְרַיִם֒ אֲשֶׁ֨ר לֹֽא־רָא֤וּ אֲבֹתֶ֙יךָ֙ וַאֲב֣וֹת אֲבֹתֶ֔יךָ מִיּ֗וֹם הֱיוֹתָם֙ עַל־הָ֣אֲדָמָ֔ה עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה וַיִּ֥פֶן וַיֵּצֵ֖א מֵעִ֥ם פַּרְעֹֽה׃
Evlerin, bütün görevlilerinin evleri ve bütün Mısırlıların evleri çekirgelerle dolacak. Babaların ve ataların, yeryüzünde var olduklarından bugüne kadar böylesini görmediler.” Sonra Moşe dönüp Firavun’un yanından çıktı.
Vayomeru avde faro elav ad matay yihye ze lanu lemokeş şalah et haanaşim veyaavdu et Adonay elohehem haterem teda ki aveda mitsrayim.
וַיֹּאמְרוּ֩ עַבְדֵ֨י פַרְעֹ֜ה אֵלָ֗יו עַד־מָתַי֙ יִהְיֶ֨ה זֶ֥ה לָ֙נוּ֙ לְמוֹקֵ֔שׁ שַׁלַּח֙ אֶת־הָ֣אֲנָשִׁ֔ים וְיַֽעַבְד֖וּ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵיהֶ֑ם הֲטֶ֣רֶם תֵּדַ֔ע כִּ֥י אָבְדָ֖ה מִצְרָֽיִם׃
Firavun’un görevlileri ona, “Bu adam daha ne kadar başımıza dert olacak?” dediler. “Adamları salıver de Tanrıları Adonay’a kulluk etsinler. Mısır’ın mahvolduğunu hâlâ anlamadın mı?”
Vegam miknenu yeleh imanu lo tişaer parsa ki mimenu nikah laavod et Adonay elohenu vaanahnu lo neda ma naavod et Adonay ad boenu şama.
וְגַם־מִקְנֵ֜נוּ יֵלֵ֣ךְ עִמָּ֗נוּ לֹ֤א תִשָּׁאֵר֙ פַּרְסָ֔ה כִּ֚י מִמֶּ֣נּוּ נִקַּ֔ח לַעֲבֹ֖ד אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ וַאֲנַ֣חְנוּ לֹֽא־נֵדַ֗ע מַֽה־נַּעֲבֹד֙ אֶת־יְהוָ֔ה עַד־בֹּאֵ֖נוּ שָֽׁמָּה׃
“Hayvanlarımız da bizimle gidecek; geride bir tek tırnak bile kalmayacak. Çünkü Tanrımız Adonay’a kulluk etmek için onların arasından seçeceğiz. Oraya varıncaya kadar Adonay’a neyle kulluk edeceğimizi bilmiyoruz.”
Umet kol behor beerets mitsrayim mibehor paro hayoşev al kiso ad behor haşifha aşer ahar harehayim vehol behor behema.
וּמֵ֣ת כָּל־בְּכוֹר֮ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַיִם֒ מִבְּכ֤וֹר פַּרְעֹה֙ הַיֹּשֵׁ֣ב עַל־כִּסְא֔וֹ עַ֚ד בְּכ֣וֹר הַשִּׁפְחָ֔ה אֲשֶׁ֖ר אַחַ֣ר הָרֵחָ֑יִם וְכֹ֖ל בְּכ֥וֹר בְּהֵמָֽה׃
Tahtında oturan Firavun’un ilk oğlundan değirmen başındaki cariyenin ilk oğluna kadar, Mısır ülkesindeki bütün ilk doğanlar ve hayvanların bütün ilk yavruları ölecek.
Vehaya lahem lemişmeret ad arbaa asar yom lahodeş haze veşahatu oto kol kehal adat yisrael ben haarbayim.
וְהָיָ֤ה לָכֶם֙ לְמִשְׁמֶ֔רֶת עַ֣ד אַרְבָּעָ֥ה עָשָׂ֛ר י֖וֹם לַחֹ֣דֶשׁ הַזֶּ֑ה וְשָׁחֲט֣וּ אֹת֗וֹ כֹּ֛ל קְהַ֥ל עֲדַֽת־יִשְׂרָאֵ֖ל בֵּ֥ין הָעַרְבָּֽיִם׃
Onu bu ayın on dördüncü gününe kadar gözetim altında tutun. İsrael topluluğunun bütün cemaati onu öğleden sonra, akşama doğru kessin.
Bu ayette 2 kez
Velo totiru mimenu ad boker vehanotar mimenu ad boker baeş tisrofu.
וְלֹא־תוֹתִ֥ירוּ מִמֶּ֖נּוּ עַד־בֹּ֑קֶר וְהַנֹּתָ֥ר מִמֶּ֛נּוּ עַד־בֹּ֖קֶר בָּאֵ֥שׁ תִּשְׂרֹֽפוּ׃
Ondan sabaha bir şey bırakmayın. Sabaha kalanı ateşte yakın.
Şivat yamim matsot tohelu ah bayom harişon taşbitu seor mibatehem ki kol ohel hamets venihreta hanefeş hahi miyisrael miyom harişon ad yom haşevii.
שִׁבְעַ֤ת יָמִים֙ מַצּ֣וֹת תֹּאכֵ֔לוּ אַ֚ךְ בַּיּ֣וֹם הָרִאשׁ֔וֹן תַּשְׁבִּ֥יתוּ שְּׂאֹ֖ר מִבָּתֵּיכֶ֑ם כִּ֣י ׀ כָּל־אֹכֵ֣ל חָמֵ֗ץ וְנִכְרְתָ֞ה הַנֶּ֤פֶשׁ הַהִוא֙ מִיִּשְׂרָאֵ֔ל מִיּ֥וֹם הָרִאשֹׁ֖ן עַד־י֥וֹם הַשְּׁבִעִֽי׃
Yedi gün mayasız ekmek yiyeceksiniz. Önceki gün evlerinizden ekşi hamuru kaldırın. İlk günden yedinci güne kadar mayalı bir şey yiyen kişi İsrael’den kesilip atılacaktır.
Barişon bearbaa asar yom lahodeş baerev tohelu matsot ad yom haehad veesrim lahodeş baarev.
בָּרִאשֹׁ֡ן בְּאַרְבָּעָה֩ עָשָׂ֨ר י֤וֹם לַחֹ֙דֶשׁ֙ בָּעֶ֔רֶב תֹּאכְל֖וּ מַצֹּ֑ת עַ֠ד י֣וֹם הָאֶחָ֧ד וְעֶשְׂרִ֛ים לַחֹ֖דֶשׁ בָּעָֽרֶב׃
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.
Ulekahtem agudat ezov utevaltem badam aşer basaf vehigatem el hamaşkof veel şete hamezuzot min hadam aşer basaf veatem lo tetseu iş mipetah beto ad boker.
וּלְקַחְתֶּ֞ם אֲגֻדַּ֣ת אֵז֗וֹב וּטְבַלְתֶּם֮ בַּדָּ֣ם אֲשֶׁר־בַּסַּף֒ וְהִגַּעְתֶּ֤ם אֶל־הַמַּשְׁקוֹף֙ וְאֶל־שְׁתֵּ֣י הַמְּזוּזֹ֔ת מִן־הַדָּ֖ם אֲשֶׁ֣ר בַּסָּ֑ף וְאַתֶּ֗ם לֹ֥א תֵצְא֛וּ אִ֥ישׁ מִפֶּֽתַח־בֵּית֖וֹ עַד־בֹּֽקֶר׃
Bir demet ezov otu alın; kaptaki kana batırıp kanı kapının üst eşiğine ve iki sövesine sürün. Hiçbiriniz sabaha kadar evinin kapısından çıkmasın.
Uşemartem et hadavar haze lehok leha ulevaneha ad olam.
וּשְׁמַרְתֶּ֖ם אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה לְחָק־לְךָ֥ וּלְבָנֶ֖יךָ עַד־עוֹלָֽם׃
Bu buyruğu kendiniz ve çocuklarınız için sonsuza dek geçerli bir yasa olarak gözetin.
Vayehi bahatsi halayla vadonay hika hol behor beerets mitsrayim mibehor paro hayoşev al kiso ad behor haşevi aşer bevet habor vehol behor behema.
וַיְהִ֣י ׀ בַּחֲצִ֣י הַלַּ֗יְלָה וַֽיהוָה֮ הִכָּ֣ה כָל־בְּכוֹר֮ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַיִם֒ מִבְּכֹ֤ר פַּרְעֹה֙ הַיֹּשֵׁ֣ב עַל־כִּסְא֔וֹ עַ֚ד בְּכ֣וֹר הַשְּׁבִ֔י אֲשֶׁ֖ר בְּבֵ֣ית הַבּ֑וֹר וְכֹ֖ל בְּכ֥וֹר בְּהֵמָֽה׃
Gece yarısı Adonay, tahtında oturan Firavun’un ilk oğlundan zindandaki tutsağın ilk oğluna kadar, Mısır ülkesindeki bütün ilk doğanları ve hayvanların bütün ilk yavrularını vurdu.
Vayomer moşe el haam al tirau hiteyatsvu ureu et yeşuat Adonay aşer yaase lahem hayom ki aşer reitem et mitsrayim hayom lo tosifu lirotam od ad olam.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־הָעָם֮ אַל־תִּירָאוּ֒ הִֽתְיַצְב֗וּ וּרְאוּ֙ אֶת־יְשׁוּעַ֣ת יְהוָ֔ה אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה לָכֶ֖ם הַיּ֑וֹם כִּ֗י אֲשֶׁ֨ר רְאִיתֶ֤ם אֶת־מִצְרַ֙יִם֙ הַיּ֔וֹם לֹ֥א תֹסִ֛יפוּ לִרְאֹתָ֥ם ע֖וֹד עַד־עוֹלָֽם׃
Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın! Sağlam durun ve Adonay’ın bugün sizi nasıl kurtaracağını görün. Bugün gördüğünüz Mısırlıları bir daha asla görmeyeceksiniz.
Vayaşuvu hamayim vayehasu et harehev veet haparaşim lehol hel paro habaim aharehem bayam lo nişar bahem ad ehad.
וַיָּשֻׁ֣בוּ הַמַּ֗יִם וַיְכַסּ֤וּ אֶת־הָרֶ֙כֶב֙ וְאֶת־הַפָּ֣רָשִׁ֔ים לְכֹל֙ חֵ֣יל פַּרְעֹ֔ה הַבָּאִ֥ים אַחֲרֵיהֶ֖ם בַּיָּ֑ם לֹֽא־נִשְׁאַ֥ר בָּהֶ֖ם עַד־אֶחָֽד׃
Sular geri dönüp savaş arabalarını, atlıları ve İsrael oğullarının arkasından denize giren Firavun’un bütün ordusunu örttü. İçlerinden bir teki bile kalmadı.
Bu ayette 2 kez
Tipol alehem emata vafahad bigdol zeroaha yidemu kaaven ad yaavor ameha Adonay ad yaavor am zu kanita.
תִּפֹּ֨ל עֲלֵיהֶ֤ם אֵימָ֙תָה֙ וָפַ֔חַד בִּגְדֹ֥ל זְרוֹעֲךָ֖ יִדְּמ֣וּ כָּאָ֑בֶן עַד־יַעֲבֹ֤ר עַמְּךָ֙ יְהוָ֔ה עַֽד־יַעֲבֹ֖ר עַם־ז֥וּ קָנִֽיתָ׃
Üzerlerine korku ve dehşet çöksün. Kolunun büyüklüğü karşısında taş gibi sessiz kalsınlar; halkın geçinceye kadar, Adonay, edindiğin bu halk geçinceye kadar.
Vayomer moşe alehem iş al yoter mimenu ad boker.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה אֲלֵהֶ֑ם אִ֕ישׁ אַל־יוֹתֵ֥ר מִמֶּ֖נּוּ עַד־בֹּֽקֶר׃
Moşe onlara, “Kimse ondan sabaha bir şey bırakmasın” dedi.
Velo şameu el moşe vayotiru anaşim mimenu ad boker vayarum tolaim vayivaş vayiktsof alehem moşe.
וְלֹא־שָׁמְע֣וּ אֶל־מֹשֶׁ֗ה וַיּוֹתִ֨רוּ אֲנָשִׁ֤ים מִמֶּ֙נּוּ֙ עַד־בֹּ֔קֶר וַיָּ֥רֻם תּוֹלָעִ֖ים וַיִּבְאַ֑שׁ וַיִּקְצֹ֥ף עֲלֵהֶ֖ם מֹשֶֽׁה׃
Ama Moşe’yi dinlemediler. Bazıları ondan sabaha bıraktı; bıraktıkları kurtlanıp koktu. Moşe onlara kızdı.
Vayomer alehem u aşer diber Adonay şabaton şabat kodeş ladonay mahar et aşer tofu efu veet aşer tevaşelu başelu veet kol haodef hanihu lahem lemişmeret ad haboker.
וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֗ם ה֚וּא אֲשֶׁ֣ר דִּבֶּ֣ר יְהוָ֔ה שַׁבָּת֧וֹן שַׁבַּת־קֹ֛דֶשׁ לַֽיהוָ֖ה מָחָ֑ר אֵ֣ת אֲשֶׁר־תֹּאפ֞וּ אֵפ֗וּ וְאֵ֤ת אֲשֶֽׁר־תְּבַשְּׁלוּ֙ בַּשֵּׁ֔לוּ וְאֵת֙ כָּל־הָ֣עֹדֵ֔ף הַנִּ֧יחוּ לָכֶ֛ם לְמִשְׁמֶ֖רֶת עַד־הַבֹּֽקֶר׃
Moşe onlara şöyle dedi: “Adonay’ın söylediği budur: Yarın tam dinlenme günü, Adonay için kutsal Şabat’tır. Fırında pişireceğinizi pişirin, haşlayacağınızı haşlayın. Artanların hepsini sabaha kadar saklayın.”
Vayanihu oto ad haboker kaaşer tsiva moşe velo hiviş verima lo hayeta bo.
וַיַּנִּ֤יחוּ אֹתוֹ֙ עַד־הַבֹּ֔קֶר כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה מֹשֶׁ֑ה וְלֹ֣א הִבְאִ֔ישׁ וְרִמָּ֖ה לֹא־הָ֥יְתָה בּֽוֹ׃
Moşe’nin buyurduğu gibi onu sabaha kadar sakladılar. Kokmadı, içinde kurt da oluşmadı.
Vayomer Adonay el moşe ad ana meantem lişmor mitsvotay vetorotay.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה עַד־אָ֙נָה֙ מֵֽאַנְתֶּ֔ם לִשְׁמֹ֥ר מִצְוֺתַ֖י וְתוֹרֹתָֽי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Buyruklarımı ve yasalarımı gözetmeyi daha ne kadar reddedeceksiniz?
Bu ayette 2 kez
Uvene yisrael ahelu et haman arbaim şana ad boam el erets noşavet et haman ahelu ad boam el ketse erets kenaan.
וּבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל אָֽכְל֤וּ אֶת־הַמָּן֙ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֔ה עַד־בֹּאָ֖ם אֶל־אֶ֣רֶץ נוֹשָׁ֑בֶת אֶת־הַמָּן֙ אָֽכְל֔וּ עַד־בֹּאָ֕ם אֶל־קְצֵ֖ה אֶ֥רֶץ כְּנָֽעַן׃
İsrael oğulları, yerleşik insanların yaşadığı bir ülkeye varıncaya kadar kırk yıl man yediler. Kenaan ülkesinin sınırına varıncaya kadar man yediler.
Vide moşe kevedim vayikhu even vayasimu tahtav vayeşev aleha veaharon vehur tamehu veyadav mize ehad umize ehad vayehi yadav emuna ad bo haşameş.
וִידֵ֤י מֹשֶׁה֙ כְּבֵדִ֔ים וַיִּקְחוּ־אֶ֛בֶן וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו וַיֵּ֣שֶׁב עָלֶ֑יהָ וְאַהֲרֹ֨ן וְח֜וּר תָּֽמְכ֣וּ בְיָדָ֗יו מִזֶּ֤ה אֶחָד֙ וּמִזֶּ֣ה אֶחָ֔ד וַיְהִ֥י יָדָ֛יו אֱמוּנָ֖ה עַד־בֹּ֥א הַשָּֽׁמֶשׁ׃
Moşe’nin elleri ağırlaştı. Bir taş alıp altına koydular; üzerine oturdu. Aaron ile Hur, biri bir yanında, öteki öbür yanında, ellerini desteklediler. Böylece elleri güneş batıncaya kadar sabit kaldı.
Vayehi mimohorat vayeşev moşe lişpot et haam vayaamod haam al moşe min haboker ad haarev.
וַיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַיֵּ֥שֶׁב מֹשֶׁ֖ה לִשְׁפֹּ֣ט אֶת־הָעָ֑ם וַיַּעֲמֹ֤ד הָעָם֙ עַל־מֹשֶׁ֔ה מִן־הַבֹּ֖קֶר עַד־הָעָֽרֶב׃
Ertesi gün Moşe, halkın davalarına bakmak için oturdu. Halk sabahtan akşama kadar Moşe’nin önünde ayakta durdu.
Vayar hoten moşe et kol aşer u ose laam vayomer ma hadavar haze aşer ata ose laam madua ata yoşev levadeha vehol haam nitsav aleha min boker ad arev.
וַיַּרְא֙ חֹתֵ֣ן מֹשֶׁ֔ה אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁר־ה֥וּא עֹשֶׂ֖ה לָעָ֑ם וַיֹּ֗אמֶר מָֽה־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֨ר אַתָּ֤ה עֹשֶׂה֙ לָעָ֔ם מַדּ֗וּעַ אַתָּ֤ה יוֹשֵׁב֙ לְבַדֶּ֔ךָ וְכָל־הָעָ֛ם נִצָּ֥ב עָלֶ֖יךָ מִן־בֹּ֥קֶר עַד־עָֽרֶב׃
Moşe’nin kayınpederi, onun halk için yaptığı her şeyi görünce, “Halk için yaptığın bu iş nedir?” dedi. “Neden yalnız sen oturuyorsun da bütün halk sabahtan akşama kadar önünde bekliyor?”
Lo tirtsah. lo tinaf. lo tignov. lo taane vereaha ed şaker.
לֹ֥֖א תִּֿרְצָֽ֖ח׃ (ס) לֹ֣֖א תִּֿנְאָֽ֑ף׃ (ס) לֹ֣֖א תִּֿגְנֹֽ֔ב׃ (ס) לֹֽא־תַעֲנֶ֥ה בְרֵעֲךָ֖ עֵ֥ד שָֽׁקֶר׃ (ס)
Cinayet işlemeyeceksin. Zina etmeyeceksin. İnsan kaçırmayacaksın. Komşuna karşı yalan tanıklık etmeyeceksin.
Bu ayette 2 kez
İm himatse timatse veyado hageneva mişor ad hamor ad se hayim şenayim yeşalem.
אִֽם־הִמָּצֵא֩ תִמָּצֵ֨א בְיָד֜וֹ הַגְּנֵבָ֗ה מִשּׁ֧וֹר עַד־חֲמ֛וֹר עַד־שֶׂ֖ה חַיִּ֑ים שְׁנַ֖יִם יְשַׁלֵּֽם׃ (ס)
Çaldığı hayvan, ister öküz, ister eşek, ister davar olsun, elinde canlı bulunursa iki katını ödeyecektir.
Al kol devar peşa al şor al hamor al se al salma al kol aveda aşer yomar ki u ze ad haelohim yavo devar şenehem aşer yarşiun Elohim yeşalem şenayim lereeu.
עַֽל־כָּל־דְּבַר־פֶּ֡שַׁע עַל־שׁ֡וֹר עַל־חֲ֠מוֹר עַל־שֶׂ֨ה עַל־שַׂלְמָ֜ה עַל־כָּל־אֲבֵדָ֗ה אֲשֶׁ֤ר יֹאמַר֙ כִּי־ה֣וּא זֶ֔ה עַ֚ד הָֽאֱלֹהִ֔ים יָבֹ֖א דְּבַר־שְׁנֵיהֶ֑ם אֲשֶׁ֤ר יַרְשִׁיעֻן֙ אֱלֹהִ֔ים יְשַׁלֵּ֥ם שְׁנַ֖יִם לְרֵעֵֽהוּ׃ (ס)
Öküz, eşek, davar, giysi ya da hakkında ‘İşte bu’ denilen herhangi bir kayıp eşya konusunda, her türlü hak ihlalinde, iki tarafın meselesi yargıçlara gelecek. Yargıçların suçlu bulduğu kişi komşusuna iki katını ödeyecek.
İm tarof yitaref yevieu ed haterefa lo yeşalem.
אִם־טָרֹ֥ף יִטָּרֵ֖ף יְבִאֵ֣הוּ עֵ֑ד הַטְּרֵפָ֖ה לֹ֥א יְשַׁלֵּֽם׃ (פ)
Yırtıcı bir hayvan tarafından parçalanırsa kalıntısını kanıt olarak getirecek. Parçalanan hayvanın karşılığını ödemeyecek.
İm havol tahbol salmat reeha ad bo haşemeş teşivenu lo.
אִם־חָבֹ֥ל תַּחְבֹּ֖ל שַׂלְמַ֣ת רֵעֶ֑ךָ עַד־בֹּ֥א הַשֶּׁ֖מֶשׁ תְּשִׁיבֶ֥נּוּ לֽוֹ׃
Komşunun giysisini rehin alırsan güneş batmadan ona geri vereceksin.
Lo tisa şema şav al taşet yadeha im raşa lihyot ed hamas.
לֹ֥א תִשָּׂ֖א שֵׁ֣מַע שָׁ֑וְא אַל־תָּ֤שֶׁת יָֽדְךָ֙ עִם־רָשָׁ֔ע לִהְיֹ֖ת עֵ֥ד חָמָֽס׃ (ס)
Asılsız haber yaymayacaksın. Haksız tanıklık etmek için kötü kişiyle el birliği yapmayacaksın.
Lo tizbah al hamets dam zivhi velo yalin helev hagi ad boker.
לֹֽא־תִזְבַּ֥ח עַל־חָמֵ֖ץ דַּם־זִבְחִ֑י וְלֹֽא־יָלִ֥ין חֵֽלֶב־חַגִּ֖י עַד־בֹּֽקֶר׃
Kurbanımın kanını mayalı bir şeyle birlikte sunmayacaksın. Bayram kurbanımın yağı sabaha kadar bekletilmeyecek.
Meat meat agareşenu mipaneha ad aşer tifre venahalta et haarets.
מְעַ֥ט מְעַ֛ט אֲגָרְשֶׁ֖נּוּ מִפָּנֶ֑יךָ עַ֚ד אֲשֶׁ֣ר תִּפְרֶ֔ה וְנָחַלְתָּ֖ אֶת־הָאָֽרֶץ׃
Sen çoğalıp ülkeyi mülk edininceye kadar onları önünden yavaş yavaş kovacağım.
Veşati et gevulha miyam suf vead yam peliştim umimidbar ad hanahar ki eten beyedhem et yoşeve haarets vegeraştamo mipaneha.
וְשַׁתִּ֣י אֶת־גְּבֻלְךָ֗ מִיַּם־סוּף֙ וְעַד־יָ֣ם פְּלִשְׁתִּ֔ים וּמִמִּדְבָּ֖ר עַד־הַנָּהָ֑ר כִּ֣י ׀ אֶתֵּ֣ן בְּיֶדְכֶ֗ם אֵ֚ת יֹשְׁבֵ֣י הָאָ֔רֶץ וְגֵרַשְׁתָּ֖מוֹ מִפָּנֶֽיךָ׃
Sınırını Sazlık Denizi’nden Peliştilerin Denizi’ne, çölden Irmak’a kadar belirleyeceğim. Çünkü ülkede yaşayanları elinize vereceğim; onları önünden kovacaksın.
Veel hazekenim amar şevu lanu vaze ad aşer naşuv alehem vehine aharon vehur imahem mi vaal devarim yigaş alehem.
וְאֶל־הַזְּקֵנִ֤ים אָמַר֙ שְׁבוּ־לָ֣נוּ בָזֶ֔ה עַ֥ד אֲשֶׁר־נָשׁ֖וּב אֲלֵיכֶ֑ם וְהִנֵּ֨ה אַהֲרֹ֤ן וְחוּר֙ עִמָּכֶ֔ם מִי־בַ֥עַל דְּבָרִ֖ים יִגַּ֥שׁ אֲלֵהֶֽם׃
İleri gelenlere, “Size dönünceye kadar burada bizi bekleyin” demişti. “Aaron ile Hur yanınızda. Meselesi olan onlara başvursun.”
Venatata otah tahat karkov hamizbeah milemata vehayeta hareşet ad hatsi hamizbeah.
וְנָתַתָּ֣ה אֹתָ֗הּ תַּ֛חַת כַּרְכֹּ֥ב הַמִּזְבֵּ֖חַ מִלְּמָ֑טָּה וְהָיְתָ֣ה הָרֶ֔שֶׁת עַ֖ד חֲצִ֥י הַמִּזְבֵּֽחַ׃
Onu sunağın çıkıntısının altına, aşağıya yerleştireceksin. Ağ, sunağın yarı yüksekliğine kadar uzanacak.
Beohel moed mihuts laparohet aşer al haedut yaaroh oto aharon uvanav meerev ad boker lifne Adonay hukat olam ledorotam meet bene yisrael.
בְּאֹ֣הֶל מוֹעֵד֩ מִח֨וּץ לַפָּרֹ֜כֶת אֲשֶׁ֣ר עַל־הָעֵדֻ֗ת יַעֲרֹךְ֩ אֹת֨וֹ אַהֲרֹ֧ן וּבָנָ֛יו מֵעֶ֥רֶב עַד־בֹּ֖קֶר לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה חֻקַּ֤ת עוֹלָם֙ לְדֹ֣רֹתָ֔ם מֵאֵ֖ת בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (ס)
Buluşma Çadırı’nda, Tanıklığı örten perdenin dışında, Aaron ve oğulları onu akşamdan sabaha kadar Adonay’ın önünde yanacak biçimde hazırlayacaklar. Bu, İsrael oğullarının kuşaklar boyunca yerine getirecekleri kalıcı bir kuraldır.
Veim yivater mibesar hamiluim umin halehem ad haboker vesarafta et hanotar baeş lo yeahel ki kodeş u.
וְֽאִם־יִוָּתֵ֞ר מִבְּשַׂ֧ר הַמִּלֻּאִ֛ים וּמִן־הַלֶּ֖חֶם עַד־הַבֹּ֑קֶר וְשָׂרַפְתָּ֤ אֶת־הַנּוֹתָר֙ בָּאֵ֔שׁ לֹ֥א יֵאָכֵ֖ל כִּי־קֹ֥דֶשׁ הֽוּא׃
Göreve başlatma kurbanının etinden ya da ekmekten sabaha kadar bir şey kalırsa, kalanı ateşte yakacaksın. Yenmeyecek; çünkü kutsaldır.
Vayikah et haegel aşer asu vayisrof baeş vayithan ad aşer dak vayizer al pene hamayim vayaşk et bene yisrael.
וַיִּקַּ֞ח אֶת־הָעֵ֨גֶל אֲשֶׁ֤ר עָשׂוּ֙ וַיִּשְׂרֹ֣ף בָּאֵ֔שׁ וַיִּטְחַ֖ן עַ֣ד אֲשֶׁר־דָּ֑ק וַיִּ֙זֶר֙ עַל־פְּנֵ֣י הַמַּ֔יִם וַיַּ֖שְׁקְ אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Yaptıkları buzağıyı alıp ateşte yaktı, incecik olana kadar öğüttü. Suyun üzerine serpip İsrael oğullarına içirdi.
Vehaya ketset moşe el haohel yakumu kol haam venitsevu iş petah oholo vehibitu ahare moşe ad boo haohela.
וְהָיָ֗ה כְּצֵ֤את מֹשֶׁה֙ אֶל־הָאֹ֔הֶל יָק֙וּמוּ֙ כָּל־הָעָ֔ם וְנִ֨צְּב֔וּ אִ֖ישׁ פֶּ֣תַח אָהֳל֑וֹ וְהִבִּ֙יטוּ֙ אַחֲרֵ֣י מֹשֶׁ֔ה עַד־בֹּא֖וֹ הָאֹֽהֱלָה׃
Moşe çadıra çıkarken bütün halk kalkar, herkes kendi çadırının girişinde durur ve çadıra girene kadar Moşe’nin ardından bakardı.