Lemma אָדוֹן
Kök — שורש (şoreş, kök) אדן
Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu çözümleme: 47 kullanım
Teknik kod
HNcmsc/Sp1csTORA KELİME DİZİNİ
Bu yazılı biçim Tora’da 77 kez, 67 ayette geçer.
Bu İbranice yazılı biçime doğrulanmış kelime sırası üzerinden bağlı okunuşlar:
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Lemma אָדוֹן
Kök — שורש (şoreş, kök) אדן
Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu çözümleme: 47 kullanım
HNcmsc/Sp1csLemma אֲדֹנָי
Kök — שורש (şoreş, kök) אדן
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu çözümleme: 15 kullanım
HNcmpc/Sp1csLemma אֶ֫דֶן
Kök — שורש (şoreş, kök) אדן
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan
Bu çözümleme: 10 kullanım
HNcmpcLemma אָדוֹן
Kök — שורש (şoreş, kök) אדן
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan
Bu çözümleme: 3 kullanım
HNcmpcLemma אָדוֹן
Kök — שורש (şoreş, kök) אדן
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu çözümleme: 2 kullanım
HNcmpc/Sp1csMorfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.
Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.
וְנָתַתָּ֣ה אֹתָ֗הּ עַל־אַרְבָּעָה֙ עַמּוּדֵ֣י שִׁטִּ֔ים מְצֻפִּ֣ים זָהָ֔ב וָוֵיהֶ֖ם זָהָ֑ב עַל־אַרְבָּעָ֖ה אַדְנֵי־כָֽסֶף׃
Onu altın kaplı dört akasya direğine asacaksın. Çengelleri altından olacak; direkler dört gümüş taban üzerine oturacak.
וְעָשִׂ֣יתָ לַמָּסָ֗ךְ חֲמִשָּׁה֙ עַמּוּדֵ֣י שִׁטִּ֔ים וְצִפִּיתָ֤ אֹתָם֙ זָהָ֔ב וָוֵיהֶ֖ם זָהָ֑ב וְיָצַקְתָּ֣ לָהֶ֔ם חֲמִשָּׁ֖ה אַדְנֵ֥י נְחֹֽשֶׁת׃ (ס)
Giriş perdesi için akasya ağacından beş direk yapıp onları altınla kaplayacaksın. Çengelleri altından olacak; onlar için beş bakır taban dökeceksin.
וַיֹּ֣אמֶר אַהֲרֹ֔ן אַל־יִ֥חַר אַ֖ף אֲדֹנִ֑י אַתָּה֙ יָדַ֣עְתָּ אֶת־הָעָ֔ם כִּ֥י בְרָ֖ע הֽוּא׃
Aaron, “Efendimin öfkesi alevlenmesin” dedi. “Sen bu halkı bilirsin; kötülüğe eğilimlidir.
Bu ayette 2 kez
וַיֹּ֡אמֶר אִם־נָא֩ מָצָ֨אתִי חֵ֤ן בְּעֵינֶ֙יךָ֙ אֲדֹנָ֔י יֵֽלֶךְ־נָ֥א אֲדֹנָ֖י בְּקִרְבֵּ֑נוּ כִּ֤י עַם־קְשֵׁה־עֹ֙רֶף֙ ה֔וּא וְסָלַחְתָּ֛ לַעֲוֺנֵ֥נוּ וּלְחַטָּאתֵ֖נוּ וּנְחַלְתָּֽנוּ׃
“Efendim, gözünde lütuf bulduysam, lütfen Efendim aramızda gitsin” dedi. “Dik başlı bir halk olsak da suçumuzu ve günahımızı bağışla; bizi kendine ait bir halk olarak al.”
וְאַרְבָּעִים֙ אַדְנֵי־כֶ֔סֶף עָשָׂ֕ה תַּ֖חַת עֶשְׂרִ֣ים הַקְּרָשִׁ֑ים שְׁנֵ֨י אֲדָנִ֜ים תַּֽחַת־הַקֶּ֤רֶשׁ הָאֶחָד֙ לִשְׁתֵּ֣י יְדֹתָ֔יו וּשְׁנֵ֧י אֲדָנִ֛ים תַּֽחַת־הַקֶּ֥רֶשׁ הָאֶחָ֖ד לִשְׁתֵּ֥י יְדֹתָֽיו׃
Yirmi tahtanın altına kırk gümüş taban yaptı. Her bir tahtanın iki geçme çıkıntısı için altında iki taban, öbür tahtanın iki geçme çıkıntısı için de altında iki taban vardı.
וַיַּ֣עַשׂ לָ֗הּ אַרְבָּעָה֙ עַמּוּדֵ֣י שִׁטִּ֔ים וַיְצַפֵּ֣ם זָהָ֔ב וָוֵיהֶ֖ם זָהָ֑ב וַיִּצֹ֣ק לָהֶ֔ם אַרְבָּעָ֖ה אַדְנֵי־כָֽסֶף׃
Onun için akasya ağacından dört direk yapıp altınla kapladı. Çengelleri altındandı. Onlar için dört gümüş taban döktü.
Bu ayette 2 kez
וַיְהִ֗י מְאַת֙ כִּכַּ֣ר הַכֶּ֔סֶף לָצֶ֗קֶת אֵ֚ת אַדְנֵ֣י הַקֹּ֔דֶשׁ וְאֵ֖ת אַדְנֵ֣י הַפָּרֹ֑כֶת מְאַ֧ת אֲדָנִ֛ים לִמְאַ֥ת הַכִּכָּ֖ר כִּכָּ֥ר לָאָֽדֶן׃
Yüz kikar gümüş, Kutsal Yer’in tabanlarını ve ayırma perdesinin tabanlarını dökmek için kullanıldı. Yüz kikarla yüz taban yapıldı; her taban için bir kikar.
וַיַּ֣עַשׂ בָּ֗הּ אֶת־אַדְנֵי֙ פֶּ֚תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וְאֵת֙ מִזְבַּ֣ח הַנְּחֹ֔שֶׁת וְאֶת־מִכְבַּ֥ר הַנְּחֹ֖שֶׁת אֲשֶׁר־ל֑וֹ וְאֵ֖ת כָּל־כְּלֵ֥י הַמִּזְבֵּֽחַ׃
Onunla Buluşma Çadırı’nın giriş tabanlarını, bakır sunağı, onun bakır ızgarasını ve sunağın bütün gereçlerini yaptı;
Bu ayette 2 kez
וְאֶת־אַדְנֵ֤י הֶֽחָצֵר֙ סָבִ֔יב וְאֶת־אַדְנֵ֖י שַׁ֣עַר הֶחָצֵ֑ר וְאֵ֨ת כָּל־יִתְדֹ֧ת הַמִּשְׁכָּ֛ן וְאֶת־כָּל־יִתְדֹ֥ת הֶחָצֵ֖ר סָבִֽיב׃
avlunun çevresindeki tabanları, avlu kapısının tabanlarını, Mişkan’ın bütün kazıklarını ve avlunun çevresindeki bütün kazıkları da yaptı.
וַיַּ֜עַן יְהוֹשֻׁ֣עַ בִּן־נ֗וּן מְשָׁרֵ֥ת מֹשֶׁ֛ה מִבְּחֻרָ֖יו וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנִ֥י מֹשֶׁ֖ה כְּלָאֵֽם׃
Gençliğinden beri Moşe’nin hizmetinde bulunan Nun oğlu Yeoşua söze karışıp, “Efendim Moşe, onları durdur!” dedi.
וַיֹּ֥אמֶר אַהֲרֹ֖ן אֶל־מֹשֶׁ֑ה בִּ֣י אֲדֹנִ֔י אַל־נָ֨א תָשֵׁ֤ת עָלֵ֙ינוּ֙ חַטָּ֔את אֲשֶׁ֥ר נוֹאַ֖לְנוּ וַאֲשֶׁ֥ר חָטָֽאנוּ׃
Aaron Moşe’ye, “Lütfen efendim, aptallık ederek işlediğimiz günahı üzerimize yükleme” dedi.
וְעַתָּ֕ה יִגְדַּל־נָ֖א כֹּ֣חַ אֲדֹנָ֑י כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֖רְתָּ לֵאמֹֽר׃
Şimdi Efendimin gücü, söylediğin gibi büyük görünsün. Şöyle demiştin:
וַיֹּ֤אמֶר בְּנֵי־גָד֙ וּבְנֵ֣י רְאוּבֵ֔ן אֶל־מֹשֶׁ֖ה לֵאמֹ֑ר עֲבָדֶ֣יךָ יַעֲשׂ֔וּ כַּאֲשֶׁ֥ר אֲדֹנִ֖י מְצַוֶּֽה׃
Gad ve Reuven oğulları Moşe’ye şöyle dediler: “Kulların efendimizin buyurduğu gibi yapacak.
וַעֲבָדֶ֨יךָ יַֽעַבְר֜וּ כָּל־חֲל֥וּץ צָבָ֛א לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לַמִּלְחָמָ֑ה כַּאֲשֶׁ֥ר אֲדֹנִ֖י דֹּבֵֽר׃
Kulların ise, savaş için silahlanmış her adam, efendimizin söylediği gibi Adonay’ın önünde savaşa geçecek.”
וַיֹּאמְר֗וּ אֶת־אֲדֹנִי֙ צִוָּ֣ה יְהוָ֔ה לָתֵ֨ת אֶת־הָאָ֧רֶץ בְּנַחֲלָ֛ה בְּגוֹרָ֖ל לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַֽאדֹנִי֙ צֻוָּ֣ה בַֽיהוָ֔ה לָתֵ֗ת אֶֽת־נַחֲלַ֛ת צְלָפְחָ֥ד אָחִ֖ינוּ לִבְנֹתָֽיו׃
Şöyle dediler: “Adonay efendimize, ülkeyi kurayla İsraeloğullarına miras olarak vermesini buyurdu. Efendimize, kardeşimiz Tselofhad’ın mirasını kızlarına vermesi de Adonay tarafından buyuruldu.
אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה אַתָּ֤ה הַֽחִלּ֙וֹתָ֙ לְהַרְא֣וֹת אֶֽת־עַבְדְּךָ֔ אֶ֨ת־גָּדְלְךָ֔ וְאֶת־יָדְךָ֖ הַחֲזָקָ֑ה אֲשֶׁ֤ר מִי־אֵל֙ בַּשָּׁמַ֣יִם וּבָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה כְמַעֲשֶׂ֖יךָ וְכִגְבוּרֹתֶֽךָ׃
‘Efendim Adonay, büyüklüğünü ve güçlü elini kuluna göstermeye başladın. Gökte ya da yerde, Senin yaptıkların gibi işler, Senin güçlü eylemlerin gibi eylemler yapabilecek hangi tanrı var?
וָאֶתְפַּלֵּ֣ל אֶל־יְהוָה֮ וָאֹמַר֒ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה אַל־תַּשְׁחֵ֤ת עַמְּךָ֙ וְנַחֲלָ֣תְךָ֔ אֲשֶׁ֥ר פָּדִ֖יתָ בְּגָדְלֶ֑ךָ אֲשֶׁר־הוֹצֵ֥אתָ מִמִּצְרַ֖יִם בְּיָ֥ד חֲזָקָֽה׃
Adonay’a dua edip şöyle dedim: ‘Efendim Adonay, büyüklüğünle kurtardığın, güçlü bir elle Mısır’dan çıkardığın halkını, mirasını yok etme.