Lemma מִן־
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Türkçe anlam: -den/-dan; içinden, arasından, dışından
Biçim: edat
Bu çözümleme: 214 kullanım
Teknik kod
HRTORA KELİME DİZİNİ
Bu yazılı biçim Tora’da 218 kez, 195 ayette geçer.
Bu İbranice yazılı biçime doğrulanmış kelime sırası üzerinden bağlı okunuşlar:
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Lemma מִן־
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Türkçe anlam: -den/-dan; içinden, arasından, dışından
Biçim: edat
Bu çözümleme: 214 kullanım
HRLemma מָן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Kaynak anlam (İngilizce): manna; what?
Biçim: isim, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 3 kullanım
HNcmsaLemma מָן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Kaynak anlam (İngilizce): manna; what?
Biçim: soru parçacığı
Bu çözümleme: 1 kullanım
HTiMorfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.
Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.
וְהַדָּגָ֧ה אֲשֶׁר־בַּיְאֹ֛ר תָּמ֖וּת וּבָאַ֣שׁ הַיְאֹ֑ר וְנִלְא֣וּ מִצְרַ֔יִם לִשְׁתּ֥וֹת מַ֖יִם מִן־הַיְאֹֽר׃ (ס)
Nil’deki balıklar ölecek, Nil kokacak ve Mısırlılar Nil’den su içemez hale gelecekler.’”
וְהַדָּגָ֨ה אֲשֶׁר־בַּיְאֹ֥ר מֵ֙תָה֙ וַיִּבְאַ֣שׁ הַיְאֹ֔ר וְלֹא־יָכְל֣וּ מִצְרַ֔יִם לִשְׁתּ֥וֹת מַ֖יִם מִן־הַיְאֹ֑ר וַיְהִ֥י הַדָּ֖ם בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Nil’deki balıklar öldü, Nil koktu ve Mısırlılar Nil’den su içemediler. Bütün Mısır ülkesinde kan vardı.
Bu ayette 2 kez
וַיַּ֥עַשׂ יְהוָ֖ה כִּדְבַ֣ר מֹשֶׁ֑ה וַיָּמֻ֙תוּ֙ הַֽצְפַרְדְּעִ֔ים מִן־הַבָּתִּ֥ים מִן־הַחֲצֵרֹ֖ת וּמִן־הַשָּׂדֹֽת׃
Adonay, Moşe’nin dilediğini yaptı. Evlerdeki, avlulardaki ve tarlalardaki kurbağalar öldü.
כִּ֤י עַתָּה֙ שָׁלַ֣חְתִּי אֶת־יָדִ֔י וָאַ֥ךְ אוֹתְךָ֛ וְאֶֽת־עַמְּךָ֖ בַּדָּ֑בֶר וַתִּכָּחֵ֖ד מִן־הָאָֽרֶץ׃
Şimdiye kadar elimi uzatıp seni ve halkını salgın hastalıkla vurmuş olsaydım, yeryüzünden silinip gitmiş olurdun.
Bu ayette 2 kez
וְכִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְלֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְאֹ֣ת אֶת־הָאָ֑רֶץ וְאָכַ֣ל ׀ אֶת־יֶ֣תֶר הַפְּלֵטָ֗ה הַנִּשְׁאֶ֤רֶת לָכֶם֙ מִן־הַבָּרָ֔ד וְאָכַל֙ אֶת־כָּל־הָעֵ֔ץ הַצֹּמֵ֥חַ לָכֶ֖ם מִן־הַשָּׂדֶֽה׃
Yerin yüzünü kaplayacaklar; toprak görünmez olacak. Doludan kurtulup size kalanları ve kırda yetişen bütün ağaçlarınızı yiyecekler.
שֶׂ֥ה תָמִ֛ים זָכָ֥ר בֶּן־שָׁנָ֖ה יִהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם מִן־הַכְּבָשִׂ֥ים וּמִן־הָעִזִּ֖ים תִּקָּֽחוּ׃
Hayvanınız kusursuz, bir yaşında bir erkek olsun. Koyunlardan ya da keçilerden seçin.
וְלָֽקְחוּ֙ מִן־הַדָּ֔ם וְנָֽתְנ֛וּ עַל־שְׁתֵּ֥י הַמְּזוּזֹ֖ת וְעַל־הַמַּשְׁק֑וֹף עַ֚ל הַבָּ֣תִּ֔ים אֲשֶׁר־יֹאכְל֥וּ אֹת֖וֹ בָּהֶֽם׃
Kanından alıp eti yiyecekleri evlerin iki kapı sövesine ve üst eşiğine sürsünler.
וּלְקַחְתֶּ֞ם אֲגֻדַּ֣ת אֵז֗וֹב וּטְבַלְתֶּם֮ בַּדָּ֣ם אֲשֶׁר־בַּסַּף֒ וְהִגַּעְתֶּ֤ם אֶל־הַמַּשְׁקוֹף֙ וְאֶל־שְׁתֵּ֣י הַמְּזוּזֹ֔ת מִן־הַדָּ֖ם אֲשֶׁ֣ר בַּסָּ֑ף וְאַתֶּ֗ם לֹ֥א תֵצְא֛וּ אִ֥ישׁ מִפֶּֽתַח־בֵּית֖וֹ עַד־בֹּֽקֶר׃
Bir demet ezov otu alın; kaptaki kana batırıp kanı kapının üst eşiğine ve iki sövesine sürün. Hiçbiriniz sabaha kadar evinin kapısından çıkmasın.
וַתֶּחֱזַ֤ק מִצְרַ֙יִם֙ עַל־הָעָ֔ם לְמַהֵ֖ר לְשַׁלְּחָ֣ם מִן־הָאָ֑רֶץ כִּ֥י אָמְר֖וּ כֻּלָּ֥נוּ מֵתִֽים׃
Mısırlılar, “Hepimiz ölüyoruz!” diyerek halkı ülkeden bir an önce göndermek için sıkıştırdılar.
Bu ayette 2 kez
בְּבַ֤יִת אֶחָד֙ יֵאָכֵ֔ל לֹא־תוֹצִ֧יא מִן־הַבַּ֛יִת מִן־הַבָּשָׂ֖ר ח֑וּצָה וְעֶ֖צֶם לֹ֥א תִשְׁבְּרוּ־בֽוֹ׃
Bir tek evde yenecek. Etten hiçbir parçayı evin dışına çıkarmayacaksın; onun hiçbir kemiğini kırmayacaksınız.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
וַיִּרְא֣וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֗ל וַיֹּ֨אמְר֜וּ אִ֤ישׁ אֶל־אָחִיו֙ מָ֣ן ה֔וּא כִּ֛י לֹ֥א יָדְע֖וּ מַה־ה֑וּא וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֲלֵהֶ֔ם ה֣וּא הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֨ר נָתַ֧ן יְהוָ֛ה לָכֶ֖ם לְאָכְלָֽה׃
İsrael oğulları bunu görünce birbirlerine, “Bu nedir?” dediler; çünkü ne olduğunu bilmiyorlardı. Moşe onlara, “Bu, Adonay’ın yemeniz için size verdiği ekmektir” dedi.
וַֽיְהִי֙ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁבִיעִ֔י יָצְא֥וּ מִן־הָעָ֖ם לִלְקֹ֑ט וְלֹ֖א מָצָֽאוּ׃ (ס)
Yedinci gün halktan bazıları toplamaya çıktı, ama bir şey bulamadılar.
וַיִּקְרְא֧וּ בֵֽית־יִשְׂרָאֵ֛ל אֶת־שְׁמ֖וֹ מָ֑ן וְה֗וּא כְּזֶ֤רַע גַּד֙ לָבָ֔ן וְטַעְמ֖וֹ כְּצַפִּיחִ֥ת בִּדְבָֽשׁ׃
İsrael halkı onun adını man koydu. Kişniş tohumu gibiydi, beyazdı; tadı ballı ince çöreği andırıyordu.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֚ח צִנְצֶ֣נֶת אַחַ֔ת וְתֶן־שָׁ֥מָּה מְלֹֽא־הָעֹ֖מֶר מָ֑ן וְהַנַּ֤ח אֹתוֹ֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה לְמִשְׁמֶ֖רֶת לְדֹרֹתֵיכֶֽם׃
Moşe, Aaron’a, “Bir kap al, içine bir omer dolusu man koy” dedi. “Kuşaklarınız için saklanmak üzere onu Adonay’ın huzuruna bırak.”
וַיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַיֵּ֥שֶׁב מֹשֶׁ֖ה לִשְׁפֹּ֣ט אֶת־הָעָ֑ם וַיַּעֲמֹ֤ד הָעָם֙ עַל־מֹשֶׁ֔ה מִן־הַבֹּ֖קֶר עַד־הָעָֽרֶב׃
Ertesi gün Moşe, halkın davalarına bakmak için oturdu. Halk sabahtan akşama kadar Moşe’nin önünde ayakta durdu.
וַיַּרְא֙ חֹתֵ֣ן מֹשֶׁ֔ה אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁר־ה֥וּא עֹשֶׂ֖ה לָעָ֑ם וַיֹּ֗אמֶר מָֽה־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֨ר אַתָּ֤ה עֹשֶׂה֙ לָעָ֔ם מַדּ֗וּעַ אַתָּ֤ה יוֹשֵׁב֙ לְבַדֶּ֔ךָ וְכָל־הָעָ֛ם נִצָּ֥ב עָלֶ֖יךָ מִן־בֹּ֥קֶר עַד־עָֽרֶב׃
Moşe’nin kayınpederi, onun halk için yaptığı her şeyi görünce, “Halk için yaptığın bu iş nedir?” dedi. “Neden yalnız sen oturuyorsun da bütün halk sabahtan akşama kadar önünde bekliyor?”
וּמֹשֶׁ֥ה עָלָ֖ה אֶל־הָאֱלֹהִ֑ים וַיִּקְרָ֨א אֵלָ֤יו יְהוָה֙ מִן־הָהָ֣ר לֵאמֹ֔ר כֹּ֤ה תֹאמַר֙ לְבֵ֣ית יַעֲקֹ֔ב וְתַגֵּ֖יד לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Moşe, Tanrı’nın huzuruna çıktı. Adonay dağdan ona şöyle seslendi: “Yaakov evine şöyle söyle, İsrael oğullarına şunları bildir:
וַיֵּ֧רֶד מֹשֶׁ֛ה מִן־הָהָ֖ר אֶל־הָעָ֑ם וַיְקַדֵּשׁ֙ אֶת־הָעָ֔ם וַֽיְכַבְּס֖וּ שִׂמְלֹתָֽם׃
Moşe dağdan halkın yanına indi ve halkı kutsal karşılaşmaya hazırladı. Giysilerini yıkadılar.
וַיּוֹצֵ֨א מֹשֶׁ֧ה אֶת־הָעָ֛ם לִקְרַ֥את הָֽאֱלֹהִ֖ים מִן־הַֽמַּחֲנֶ֑ה וַיִּֽתְיַצְּב֖וּ בְּתַחְתִּ֥ית הָהָֽר׃
Moşe halkı Tanrı’yı karşılamak üzere ordugâhtan çıkardı; dağın eteğinde durdular.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כֹּ֥ה תֹאמַ֖ר אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל אַתֶּ֣ם רְאִיתֶ֔ם כִּ֚י מִן־הַשָּׁמַ֔יִם דִּבַּ֖רְתִּי עִמָּכֶֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “İsrael oğullarına söyle: ‘Sizinle göklerden konuştuğumu kendiniz gördünüz.
וְחַ֤ג הַקָּצִיר֙ בִּכּוּרֵ֣י מַעֲשֶׂ֔יךָ אֲשֶׁ֥ר תִּזְרַ֖ע בַּשָּׂדֶ֑ה וְחַ֤ג הָֽאָסִף֙ בְּצֵ֣את הַשָּׁנָ֔ה בְּאָסְפְּךָ֥ אֶֽת־מַעֲשֶׂ֖יךָ מִן־הַשָּׂדֶֽה׃
Tarlaya ektiğin emeğinin ilk ürünleriyle Hasat Bayramı’nı ve yılın sonunda, emeğinin ürünlerini tarladan topladığında Ürün Toplama Bayramı’nı kutlayacaksın.
וַ֠עֲשֵׂה כְּר֨וּב אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת תַּעֲשׂ֥וּ אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים עַל־שְׁנֵ֥י קְצוֹתָֽיו׃
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv yap. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yapacaksınız.
שְׁלֹשָׁ֣ה גְ֠בִעִים מְֽשֻׁקָּדִ֞ים בַּקָּנֶ֣ה הָאֶחָד֮ כַּפְתֹּ֣ר וָפֶרַח֒ וּשְׁלֹשָׁ֣ה גְבִעִ֗ים מְשֻׁקָּדִ֛ים בַּקָּנֶ֥ה הָאֶחָ֖ד כַּפְתֹּ֣ר וָפָ֑רַח כֵּ֚ן לְשֵׁ֣שֶׁת הַקָּנִ֔ים הַיֹּצְאִ֖ים מִן־הַמְּנֹרָֽה׃
Bir kolda badem biçiminde üç kadeh süsü, bir yumru ve bir çiçek; öbür kolda da badem biçiminde üç kadeh süsü, bir yumru ve bir çiçek olacak. Menoradan çıkan altı kol böyle olacak.
וְכַפְתֹּ֡ר תַּחַת֩ שְׁנֵ֨י הַקָּנִ֜ים מִמֶּ֗נָּה וְכַפְתֹּר֙ תַּ֣חַת שְׁנֵ֤י הַקָּנִים֙ מִמֶּ֔נָּה וְכַפְתֹּ֕ר תַּחַת־שְׁנֵ֥י הַקָּנִ֖ים מִמֶּ֑נָּה לְשֵׁ֙שֶׁת֙ הַקָּנִ֔ים הַיֹּצְאִ֖ים מִן־הַמְּנֹרָֽה׃
Ondan çıkan iki kolun altında onunla tek parça bir yumru, sonraki iki kolun altında onunla tek parça bir yumru ve sonraki iki kolun altında onunla tek parça bir yumru olacak. Menoradan çıkan altı kol için böyle olacak.
וְהַבְּרִ֥יחַ הַתִּיכֹ֖ן בְּת֣וֹךְ הַקְּרָשִׁ֑ים מַבְרִ֕חַ מִן־הַקָּצֶ֖ה אֶל־הַקָּצֶֽה׃
Tahtaların ortasındaki orta çubuk bir uçtan öbür uca uzanacak.
וְלָקַחְתָּ֞ מִן־הַדָּ֨ם אֲשֶׁ֥ר עַֽל־הַמִּזְבֵּחַ֮ וּמִשֶּׁ֣מֶן הַמִּשְׁחָה֒ וְהִזֵּיתָ֤ עַֽל־אַהֲרֹן֙ וְעַל־בְּגָדָ֔יו וְעַל־בָּנָ֛יו וְעַל־בִּגְדֵ֥י בָנָ֖יו אִתּ֑וֹ וְקָדַ֥שׁ הוּא֙ וּבְגָדָ֔יו וּבָנָ֛יו וּבִגְדֵ֥י בָנָ֖יו אִתּֽוֹ׃
Sunağın üzerindeki kandan ve meshetme yağından alıp Aaron’un ve giysilerinin, oğullarının ve oğullarının giysilerinin üzerine serpeceksin. Böylece o ve giysileri, onunla birlikte oğulları ve oğullarının giysileri kutsal olacak.
וְלָקַחְתָּ֣ מִן־הָ֠אַיִל הַחֵ֨לֶב וְהָֽאַלְיָ֜ה וְאֶת־הַחֵ֣לֶב ׀ הַֽמְכַסֶּ֣ה אֶת־הַקֶּ֗רֶב וְאֵ֨ת יֹתֶ֤רֶת הַכָּבֵד֙ וְאֵ֣ת ׀ שְׁתֵּ֣י הַכְּלָיֹ֗ת וְאֶת־הַחֵ֙לֶב֙ אֲשֶׁ֣ר עֲלֵהֶ֔ן וְאֵ֖ת שׁ֣וֹק הַיָּמִ֑ין כִּ֛י אֵ֥יל מִלֻּאִ֖ים הֽוּא׃
Koçtan yağı, yağlı kuyruğu, iç organları örten yağı, karaciğerin üzerindeki diyaframı, iki böbreği ve üzerlerindeki yağı, sağ budu alacaksın; çünkü bu, göreve başlatma koçudur.
וַיַּ֣רְא הָעָ֔ם כִּֽי־בֹשֵׁ֥שׁ מֹשֶׁ֖ה לָרֶ֣דֶת מִן־הָהָ֑ר וַיִּקָּהֵ֨ל הָעָ֜ם עַֽל־אַהֲרֹ֗ן וַיֹּאמְר֤וּ אֵלָיו֙ ק֣וּם ׀ עֲשֵׂה־לָ֣נוּ אֱלֹהִ֗ים אֲשֶׁ֤ר יֵֽלְכוּ֙ לְפָנֵ֔ינוּ כִּי־זֶ֣ה ׀ מֹשֶׁ֣ה הָאִ֗ישׁ אֲשֶׁ֤ר הֶֽעֱלָ֙נוּ֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם לֹ֥א יָדַ֖עְנוּ מֶה־הָ֥יָה לֽוֹ׃
Halk Moşe’nin dağdan inmekte geciktiğini görünce Aaron’un çevresine toplandı. Ona, “Kalk, önümüzden gidecek ilahlar yap bize. Çünkü bizi Mısır ülkesinden çıkaran bu Moşe denen adama ne olduğunu bilmiyoruz” dediler.
סָ֣רוּ מַהֵ֗ר מִן־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר צִוִּיתִ֔ם עָשׂ֣וּ לָהֶ֔ם עֵ֖גֶל מַסֵּכָ֑ה וַיִּשְׁתַּֽחֲווּ־לוֹ֙ וַיִּזְבְּחוּ־ל֔וֹ וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֵ֤לֶּה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁ֥ר הֶֽעֱל֖וּךָ מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Onlara buyurduğum yoldan çabucak ayrıldılar. Kendilerine dökme bir buzağı yaptılar; ona eğildiler ve kurban sundular. ‘Ey İsrael, seni Mısır ülkesinden çıkaran ilahların bunlardır!’ dediler.”
וַיִּ֜פֶן וַיֵּ֤רֶד מֹשֶׁה֙ מִן־הָהָ֔ר וּשְׁנֵ֛י לֻחֹ֥ת הָעֵדֻ֖ת בְּיָד֑וֹ לֻחֹ֗ת כְּתֻבִים֙ מִשְּׁנֵ֣י עֶבְרֵיהֶ֔ם מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה הֵ֥ם כְּתֻבִֽים׃
Moşe dönüp dağdan indi. Elinde iki Tanıklık levhası vardı. Levhaların iki yüzüne de yazılmıştı; hem bu yüzünde hem öbür yüzünde yazı vardı.
וַיַּֽעֲשׂ֥וּ בְנֵֽי־לֵוִ֖י כִּדְבַ֣ר מֹשֶׁ֑ה וַיִּפֹּ֤ל מִן־הָעָם֙ בַּיּ֣וֹם הַה֔וּא כִּשְׁלֹ֥שֶׁת אַלְפֵ֖י אִֽישׁ׃
Levi oğulları Moşe’nin dediğini yaptılar. O gün halktan yaklaşık üç bin kişi öldü.
וּמֹשֶׁה֩ יִקַּ֨ח אֶת־הָאֹ֜הֶל וְנָֽטָה־ל֣וֹ ׀ מִח֣וּץ לַֽמַּחֲנֶ֗ה הַרְחֵק֙ מִן־הַֽמַּחֲנֶ֔ה וְקָ֥רָא ל֖וֹ אֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד וְהָיָה֙ כָּל־מְבַקֵּ֣שׁ יְהוָ֔ה יֵצֵא֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד אֲשֶׁ֖ר מִח֥וּץ לַֽמַּחֲנֶֽה׃
Moşe çadırı alır, ordugâhın dışına, ordugâhtan uzağa kurardı. Ona Buluşma Çadırı adını vermişti. Adonay’ı arayan herkes ordugâhın dışındaki Buluşma Çadırı’na çıkardı.
וַיְהִ֗י בְּרֶ֤דֶת מֹשֶׁה֙ מֵהַ֣ר סִינַ֔י וּשְׁנֵ֨י לֻחֹ֤ת הָֽעֵדֻת֙ בְּיַד־מֹשֶׁ֔ה בְּרִדְתּ֖וֹ מִן־הָהָ֑ר וּמֹשֶׁ֣ה לֹֽא־יָדַ֗ע כִּ֥י קָרַ֛ן ע֥וֹר פָּנָ֖יו בְּדַבְּר֥וֹ אִתּֽוֹ׃
Moşe Sinay Dağı’ndan inerken elinde iki Tanıklık levhası vardı. Dağdan indiğinde, O’nunla konuşması nedeniyle yüzünün derisinin ışıldadığını bilmiyordu.
וַיַּ֖עַשׂ אֶת־הַבְּרִ֣יחַ הַתִּיכֹ֑ן לִבְרֹ֙חַ֙ בְּת֣וֹךְ הַקְּרָשִׁ֔ים מִן־הַקָּצֶ֖ה אֶל־הַקָּצֶֽה׃
Orta çubuğu, tahtaların içinden bir uçtan öbür uca geçecek biçimde yaptı.
כְּרוּב־אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת עָשָׂ֥ה אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים מִשְּׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָֽיו׃]
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv vardı. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yaptı.
שְׁלֹשָׁ֣ה גְ֠בִעִים מְֽשֻׁקָּדִ֞ים בַּקָּנֶ֣ה הָאֶחָד֮ כַּפְתֹּ֣ר וָפֶרַח֒ וּשְׁלֹשָׁ֣ה גְבִעִ֗ים מְשֻׁקָּדִ֛ים בְּקָנֶ֥ה אֶחָ֖ד כַּפְתֹּ֣ר וָפָ֑רַח כֵּ֚ן לְשֵׁ֣שֶׁת הַקָּנִ֔ים הַיֹּצְאִ֖ים מִן־הַמְּנֹרָֽה׃
Bir kolda badem biçiminde üç kadeh süsü, bir yumru ve bir çiçek; öbür kolda da badem biçiminde üç kadeh süsü, bir yumru ve bir çiçek vardı. Menoradan çıkan altı kol böyleydi.
Bu ayette 2 kez
דַּבֵּ֞ר אֶל־בְּנֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ וְאָמַרְתָּ֣ אֲלֵהֶ֔ם אָדָ֗ם כִּֽי־יַקְרִ֥יב מִכֶּ֛ם קָרְבָּ֖ן לַֽיהוָ֑ה מִן־הַבְּהֵמָ֗ה מִן־הַבָּקָר֙ וּמִן־הַצֹּ֔אן תַּקְרִ֖יבוּ אֶת־קָרְבַּנְכֶֽם׃
“İsrael oğullarına şöyle söyle: İçinizden biri Adonay’a hayvanlardan bir sunu getirdiğinde, sununuzu sığırlardan ya da küçükbaş hayvanlardan getireceksiniz.
אִם־עֹלָ֤ה קָרְבָּנוֹ֙ מִן־הַבָּקָ֔ר זָכָ֥ר תָּמִ֖ים יַקְרִיבֶ֑נּוּ אֶל־פֶּ֝תַח אֹ֤הֶל מוֹעֵד֙ יַקְרִ֣יב אֹת֔וֹ לִרְצֹנ֖וֹ לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Sunusu sığırlardan, bütünüyle yakılan bir sunuysa kusursuz bir erkek getirecek. Adonay’ın önünde kabul görmesi için onu Buluşma Çadırı’nın girişine getirecek.
Bu ayette 3 kez
וְאִם־מִן־הַצֹּ֨אן קָרְבָּנ֧וֹ מִן־הַכְּשָׂבִ֛ים א֥וֹ מִן־הָעִזִּ֖ים לְעֹלָ֑ה זָכָ֥ר תָּמִ֖ים יַקְרִיבֶֽנּוּ׃
Sunusu küçükbaş hayvanlardan, koyunlardan ya da keçilerden bütünüyle yakılan bir sunuysa kusursuz bir erkek getirecek.
Bu ayette 3 kez
וְאִ֧ם מִן־הָע֛וֹף עֹלָ֥ה קָרְבָּנ֖וֹ לַֽיהוָ֑ה וְהִקְרִ֣יב מִן־הַתֹּרִ֗ים א֛וֹ מִן־בְּנֵ֥י הַיּוֹנָ֖ה אֶת־קָרְבָּנֽוֹ׃
Adonay’a sunduğu bütünüyle yakılan sunu kuşlardansa, sunusunu kumrulardan ya da güvercin yavrularından getirecek.
וְהַנּוֹתֶ֙רֶת֙ מִן־הַמִּנְחָ֔ה לְאַהֲרֹ֖ן וּלְבָנָ֑יו קֹ֥דֶשׁ קָֽדָשִׁ֖ים מֵאִשֵּׁ֥י יְהוָֽה׃ (ס)
Tahıl sunusundan kalanı Aaron’a ve oğullarına ait olacak. Bu, Adonay’a ateşle sunulan sunuların en kutsallarındandır.
וְהֵרִ֨ים הַכֹּהֵ֤ן מִן־הַמִּנְחָה֙ אֶת־אַזְכָּ֣רָתָ֔הּ וְהִקְטִ֖יר הַמִּזְבֵּ֑חָה אִשֵּׁ֛ה רֵ֥יחַ נִיחֹ֖חַ לַיהוָֽה׃
Kâhin tahıl sunusunun anımsatma payını ayırıp sunakta yakacak. Bu, Adonay’a ateşle sunulan, hoş kokulu bir sunudur.
וְהַנּוֹתֶ֙רֶת֙ מִן־הַמִּנְחָ֔ה לְאַהֲרֹ֖ן וּלְבָנָ֑יו קֹ֥דֶשׁ קָֽדָשִׁ֖ים מֵאִשֵּׁ֥י יְהוָֽה׃
Tahıl sunusundan kalanı Aaron’a ve oğullarına ait olacak. Bu, Adonay’a ateşle sunulan sunuların en kutsallarındandır.
וְאִם־זֶ֥בַח שְׁלָמִ֖ים קָרְבָּנ֑וֹ אִ֤ם מִן־הַבָּקָר֙ ה֣וּא מַקְרִ֔יב אִם־זָכָר֙ אִם־נְקֵבָ֔ה תָּמִ֥ים יַקְרִיבֶ֖נּוּ לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Sunusu bir esenlik kurbanıysa ve sığırlardan sunuyorsa, ister erkek ister dişi olsun, Adonay’ın önüne kusursuz bir hayvan getirecek.
וְאִם־מִן־הַצֹּ֧אן קָרְבָּנ֛וֹ לְזֶ֥בַח שְׁלָמִ֖ים לַיהוָ֑ה זָכָר֙ א֣וֹ נְקֵבָ֔ה תָּמִ֖ים יַקְרִיבֶֽנּוּ׃
Adonay’a esenlik kurbanı olarak sunduğu hayvan küçükbaşlardansa, ister erkek ister dişi olsun, kusursuz getirecek.
וְטָבַ֧ל הַכֹּהֵ֛ן אֶת־אֶצְבָּע֖וֹ בַּדָּ֑ם וְהִזָּ֨ה מִן־הַדָּ֜ם שֶׁ֤בַע פְּעָמִים֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה אֶת־פְּנֵ֖י פָּרֹ֥כֶת הַקֹּֽדֶשׁ׃
Kâhin parmağını kana batıracak ve kandan Adonay’ın önünde, kutsal yerin perdesine doğru yedi kez serpecek.
וְנָתַן֩ הַכֹּהֵ֨ן מִן־הַדָּ֜ם עַל־קַ֠רְנוֹת מִזְבַּ֨ח קְטֹ֤רֶת הַסַּמִּים֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה אֲשֶׁ֖ר בְּאֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד וְאֵ֣ת ׀ כָּל־דַּ֣ם הַפָּ֗ר יִשְׁפֹּךְ֙ אֶל־יְסוֹד֙ מִזְבַּ֣ח הָעֹלָ֔ה אֲשֶׁר־פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
Kâhin kandan birazını Buluşma Çadırı’nda, Adonay’ın önündeki güzel kokulu tütsü sunağının boynuzlarına sürecek. Boğanın kalan bütün kanını Buluşma Çadırı’nın girişindeki, bütünüyle yakılan sunular için kullanılan sunağın tabanına dökecek.
וְטָבַ֧ל הַכֹּהֵ֛ן אֶצְבָּע֖וֹ מִן־הַדָּ֑ם וְהִזָּ֞ה שֶׁ֤בַע פְּעָמִים֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה אֵ֖ת פְּנֵ֥י הַפָּרֹֽכֶת׃
Kâhin parmağını kana batıracak ve Adonay’ın önünde, perdeye doğru yedi kez serpecek.
וְהֵבִ֣יא אֶת־אֲשָׁמ֣וֹ לַיהוָ֡ה עַ֣ל חַטָּאתוֹ֩ אֲשֶׁ֨ר חָטָ֜א נְקֵבָ֨ה מִן־הַצֹּ֥אן כִּשְׂבָּ֛ה אֽוֹ־שְׂעִירַ֥ת עִזִּ֖ים לְחַטָּ֑את וְכִפֶּ֥ר עָלָ֛יו הַכֹּהֵ֖ן מֵחַטָּאתֽוֹ׃
İşlediği günah için Adonay’a, sorumluluğunu karşılayan sunuyu getirecek: Sürüden bir dişi koyun ya da keçiyi günah sunusu olarak sunacak. Kâhin onun günahı için kefaret sağlayacak.