Lemma יהוה
Kök — שורש (şoreş, kök) הוה
Türkçe anlam: YHWH; Tanrı’nın özel adı; Yahudi okuma geleneğinde Adonay diye okunur
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 1521 kullanım
Teknik kod
HNpTORA KELİME DİZİNİ
Bu yazılı biçim Tora’da 1526 kez, 1326 ayette geçer.
Bu İbranice yazılı biçime doğrulanmış kelime sırası üzerinden bağlı okunuşlar:
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Lemma יהוה
Kök — שורש (şoreş, kök) הוה
Türkçe anlam: YHWH; Tanrı’nın özel adı; Yahudi okuma geleneğinde Adonay diye okunur
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 1521 kullanım
HNpLemma יְהֹוִה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Kaynak anlam (İngilizce): YHWH
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 4 kullanım
HNpKök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 1 kullanım
HNpMorfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.
Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.
וַיֵּרָ֨א אֵלָ֤יו יְהוָה֙ בַּלַּ֣יְלָה הַה֔וּא וַיֹּ֕אמֶר אָנֹכִ֕י אֱלֹהֵ֖י אַבְרָהָ֣ם אָבִ֑יךָ אַל־תִּירָא֙ כִּֽי־אִתְּךָ֣ אָנֹ֔כִי וּבֵֽרַכְתִּ֙יךָ֙ וְהִרְבֵּיתִ֣י אֶֽת־זַרְעֲךָ֔ בַּעֲב֖וּר אַבְרָהָ֥ם עַבְדִּֽי׃
O gece Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Ben, baban Avraam’ın Tanrısı’yım. Korkma, çünkü seninleyim. Kulum Avraam’dan ötürü seni kutsayacak ve soyunu çoğaltacağım.”
וַיִּ֧בֶן שָׁ֣ם מִזְבֵּ֗חַ וַיִּקְרָא֙ בְּשֵׁ֣ם יְהוָ֔ה וַיֶּט־שָׁ֖ם אָהֳל֑וֹ וַיִּכְרוּ־שָׁ֥ם עַבְדֵי־יִצְחָ֖ק בְּאֵֽר׃
Yitshak orada bir sunak yaptı, Adonay’ın adıyla seslendi ve çadırını oraya kurdu. Yitshak’ın hizmetkârları orada bir kuyu kazdılar.
וַיֹּאמְר֗וּ רָא֣וֹ רָאִינוּ֮ כִּֽי־הָיָ֣ה יְהוָ֣ה ׀ עִמָּךְ֒ וַנֹּ֗אמֶר תְּהִ֨י נָ֥א אָלָ֛ה בֵּינוֹתֵ֖ינוּ בֵּינֵ֣ינוּ וּבֵינֶ֑ךָ וְנִכְרְתָ֥ה בְרִ֖ית עִמָּֽךְ׃
Şöyle dediler: “Adonay’ın seninle olduğunu açıkça gördük. Bunun için dedik ki: Aramızda, seninle bizim aramızda bir ant olsun. Seninle bir antlaşma yapalım.
אִם־תַּעֲשֵׂ֨ה עִמָּ֜נוּ רָעָ֗ה כַּאֲשֶׁר֙ לֹ֣א נְגַֽעֲנ֔וּךָ וְכַאֲשֶׁ֨ר עָשִׂ֤ינוּ עִמְּךָ֙ רַק־ט֔וֹב וַנְּשַׁלֵּֽחֲךָ֖ בְּשָׁל֑וֹם אַתָּ֥ה עַתָּ֖ה בְּר֥וּךְ יְהוָֽה׃
Biz sana dokunmadığımız, sana yalnız iyilik yaptığımız ve seni esenlikle gönderdiğimiz gibi sen de bize kötülük yapma. Sen artık Adonay’ın kutsadığı birisin.”
הָבִ֨יאָה לִּ֥י צַ֛יִד וַעֲשֵׂה־לִ֥י מַטְעַמִּ֖ים וְאֹכֵ֑לָה וַאֲבָרֶכְכָ֛ה לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לִפְנֵ֥י מוֹתִֽי׃
‘Bana av eti getir, lezzetli yemekler hazırla da yiyeyim. Ölmeden önce Adonay’ın huzurunda seni kutsayayım.’
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶל־בְּנ֔וֹ מַה־זֶּ֛ה מִהַ֥רְתָּ לִמְצֹ֖א בְּנִ֑י וַיֹּ֕אמֶר כִּ֥י הִקְרָ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לְפָנָֽי׃
Yitshak oğluna, “Nasıl bu kadar çabuk buldun, oğlum?” diye sordu. O da, “Tanrın Adonay onu karşıma çıkardı” dedi.
וַיִּגַּשׁ֙ וַיִּשַּׁק־ל֔וֹ וַיָּ֛רַח אֶת־רֵ֥יחַ בְּגָדָ֖יו וַֽיְבָרֲכֵ֑הוּ וַיֹּ֗אמֶר רְאֵה֙ רֵ֣יחַ בְּנִ֔י כְּרֵ֣יחַ שָׂדֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר בֵּרֲכ֖וֹ יְהוָֽה׃
Yaakov yaklaşıp onu öptü. Yitshak onun giysilerinin kokusunu aldı, onu kutsayıp şöyle dedi: “Bak, oğlumun kokusu Adonay’ın kutsadığı bir kırın kokusu gibi.
Bu ayette 2 kez
וְהִנֵּ֨ה יְהוָ֜ה נִצָּ֣ב עָלָיו֮ וַיֹּאמַר֒ אֲנִ֣י יְהוָ֗ה אֱלֹהֵי֙ אַבְרָהָ֣ם אָבִ֔יךָ וֵאלֹהֵ֖י יִצְחָ֑ק הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֤ר אַתָּה֙ שֹׁכֵ֣ב עָלֶ֔יהָ לְךָ֥ אֶתְּנֶ֖נָּה וּלְזַרְעֶֽךָ׃
Adonay onun başucunda duruyor ve şöyle diyordu: “Ben Adonay’ım; atan Avraam’ın Tanrısı, Yitshak’ın Tanrısı’yım. Üzerinde yattığın toprağı sana ve soyuna vereceğim.
וַיִּיקַ֣ץ יַעֲקֹב֮ מִשְּׁנָתוֹ֒ וַיֹּ֕אמֶר אָכֵן֙ יֵ֣שׁ יְהוָ֔ה בַּמָּק֖וֹם הַזֶּ֑ה וְאָנֹכִ֖י לֹ֥א יָדָֽעְתִּי׃
Yaakov uykusundan uyanıp, “Gerçekten Adonay bu yerdeymiş, ben ise bilmiyordum” dedi.
וְשַׁבְתִּ֥י בְשָׁל֖וֹם אֶל־בֵּ֣ית אָבִ֑י וְהָיָ֧ה יְהוָ֛ה לִ֖י לֵאלֹהִֽים׃
babamın evine esenlikle dönersem, Adonay benim Tanrım olacak.
וַיַּ֤רְא יְהוָה֙ כִּֽי־שְׂנוּאָ֣ה לֵאָ֔ה וַיִּפְתַּ֖ח אֶת־רַחְמָ֑הּ וְרָחֵ֖ל עֲקָרָֽה׃
Adonay, Lea’nın sevilmediğini görünce onun rahmini açtı. Rahel ise kısırdı.
וַתַּ֤הַר לֵאָה֙ וַתֵּ֣לֶד בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ רְאוּבֵ֑ן כִּ֣י אָֽמְרָ֗ה כִּֽי־רָאָ֤ה יְהוָה֙ בְּעָנְיִ֔י כִּ֥י עַתָּ֖ה יֶאֱהָבַ֥נִי אִישִֽׁי׃
Lea hamile kalıp bir oğul doğurdu ve ona Reuven adını verdi. Çünkü, “Adonay sıkıntımı gördü; artık kocam beni sevecek” demişti.
וַתַּ֣הַר עוֹד֮ וַתֵּ֣לֶד בֵּן֒ וַתֹּ֗אמֶר כִּֽי־שָׁמַ֤ע יְהוָה֙ כִּֽי־שְׂנוּאָ֣ה אָנֹ֔כִי וַיִּתֶּן־לִ֖י גַּם־אֶת־זֶ֑ה וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ שִׁמְעֽוֹן׃
Yine hamile kalıp bir oğul doğurdu. “Adonay sevilmediğimi duydu ve bana bunu da verdi” dedi. Ona Şimon adını verdi.
וַתַּ֨הַר ע֜וֹד וַתֵּ֣לֶד בֵּ֗ן וַתֹּ֙אמֶר֙ הַפַּ֙עַם֙ אוֹדֶ֣ה אֶת־יְהוָ֔ה עַל־כֵּ֛ן קָרְאָ֥ה שְׁמ֖וֹ יְהוּדָ֑ה וַֽתַּעֲמֹ֖ד מִלֶּֽדֶת׃
Yine hamile kalıp bir oğul doğurdu. “Bu kez Adonay’a şükredeceğim” dedi. Bu yüzden ona Yehuda adını verdi. Ardından bir süre çocuk doğurmadı.
וַתִּקְרָ֧א אֶת־שְׁמ֛וֹ יוֹסֵ֖ף לֵאמֹ֑ר יֹסֵ֧ף יְהוָ֛ה לִ֖י בֵּ֥ן אַחֵֽר׃
Ona Yosef adını verdi ve “Adonay bana bir oğul daha eklesin” dedi.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ לָבָ֔ן אִם־נָ֛א מָצָ֥אתִי חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ נִחַ֕שְׁתִּי וַיְבָרֲכֵ֥נִי יְהוָ֖ה בִּגְלָלֶֽךָ׃
Lavan ona, “Eğer gözünde beğeni bulduysam, lütfen kal” dedi. “Fal yoluyla anladım ki Adonay senin yüzünden beni kutsadı.”
כִּ֡י מְעַט֩ אֲשֶׁר־הָיָ֨ה לְךָ֤ לְפָנַי֙ וַיִּפְרֹ֣ץ לָרֹ֔ב וַיְבָ֧רֶךְ יְהוָ֛ה אֹתְךָ֖ לְרַגְלִ֑י וְעַתָּ֗ה מָתַ֛י אֶֽעֱשֶׂ֥ה גַם־אָנֹכִ֖י לְבֵיתִֽי׃
“Ben gelmeden önce sahip olduğun azdı; şimdi çok arttı. Adonay benim gelişimle seni kutsadı. Peki, ben kendi evim için ne zaman çalışacağım?”
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶֽל־יַעֲקֹ֔ב שׁ֛וּב אֶל־אֶ֥רֶץ אֲבוֹתֶ֖יךָ וּלְמוֹלַדְתֶּ֑ךָ וְאֶֽהְיֶ֖ה עִמָּֽךְ׃
Adonay, Yaakov’a, “Atalarının ülkesine, akrabalarının yanına dön” dedi. “Ben seninle olacağım.”
וְהַמִּצְפָּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָמַ֔ר יִ֥צֶף יְהוָ֖ה בֵּינִ֣י וּבֵינֶ֑ךָ כִּ֥י נִסָּתֵ֖ר אִ֥ישׁ מֵרֵעֵֽהוּ׃
Mitspa adı da verildi; çünkü Lavan, “Birbirimizi görmediğimizde Adonay ikimizi gözetsin” demişti.
וַיֹּאמֶר֮ יַעֲקֹב֒ אֱלֹהֵי֙ אָבִ֣י אַבְרָהָ֔ם וֵאלֹהֵ֖י אָבִ֣י יִצְחָ֑ק יְהוָ֞ה הָאֹמֵ֣ר אֵלַ֗י שׁ֧וּב לְאַרְצְךָ֛ וּלְמוֹלַדְתְּךָ֖ וְאֵיטִ֥יבָה עִמָּֽךְ׃
Yaakov şöyle dua etti: “Atam Avraam’ın Tanrısı, babam Yitshak’ın Tanrısı! Bana, ‘Ülkene, akrabalarının yanına dön; sana iyilik edeceğim’ diyen Adonay!
Bu ayette 2 kez
וַיְהִ֗י עֵ֚ר בְּכ֣וֹר יְהוּדָ֔ה רַ֖ע בְּעֵינֵ֣י יְהוָ֑ה וַיְמִתֵ֖הוּ יְהוָֽה׃
Yehuda’nın ilk oğlu Er, Adonay’ın gözünde kötüydü. Adonay onu öldürdü.
וַיֵּ֛רַע בְּעֵינֵ֥י יְהוָ֖ה אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֑ה וַיָּ֖מֶת גַּם־אֹתֽוֹ׃
Yaptığı Adonay’ın gözünde kötüydü. Onu da öldürdü.
וַיְהִ֤י יְהוָה֙ אֶת־יוֹסֵ֔ף וַיְהִ֖י אִ֣ישׁ מַצְלִ֑יחַ וַיְהִ֕י בְּבֵ֖ית אֲדֹנָ֥יו הַמִּצְרִֽי׃
Adonay, Yosef’leydi; Yosef yaptığı işlerde başarılı oldu. Mısırlı efendisinin evinde yaşıyordu.
Bu ayette 2 kez
וַיַּ֣רְא אֲדֹנָ֔יו כִּ֥י יְהוָ֖ה אִתּ֑וֹ וְכֹל֙ אֲשֶׁר־ה֣וּא עֹשֶׂ֔ה יְהוָ֖ה מַצְלִ֥יחַ בְּיָדֽוֹ׃
Efendisi, Adonay’ın onunla olduğunu ve yaptığı her işi başarıya ulaştırdığını gördü.
Bu ayette 2 kez
וַיְהִ֡י מֵאָז֩ הִפְקִ֨יד אֹת֜וֹ בְּבֵית֗וֹ וְעַל֙ כָּל־אֲשֶׁ֣ר יֶשׁ־ל֔וֹ וַיְבָ֧רֶךְ יְהוָ֛ה אֶת־בֵּ֥ית הַמִּצְרִ֖י בִּגְלַ֣ל יוֹסֵ֑ף וַיְהִ֞י בִּרְכַּ֤ת יְהוָה֙ בְּכָל־אֲשֶׁ֣ר יֶשׁ־ל֔וֹ בַּבַּ֖יִת וּבַשָּׂדֶֽה׃
Onu evinin ve sahip olduğu her şeyin başına koyduğu andan itibaren Adonay, Yosef yüzünden Mısırlının evini kutsadı. Adonay’ın bereketi, evde ve kırda sahip olduğu her şeyin üzerindeydi.
וַיְהִ֤י יְהוָה֙ אֶת־יוֹסֵ֔ף וַיֵּ֥ט אֵלָ֖יו חָ֑סֶד וַיִּתֵּ֣ן חִנּ֔וֹ בְּעֵינֵ֖י שַׂ֥ר בֵּית־הַסֹּֽהַר׃
Ama Adonay, Yosef’leydi. Ona iyilik gösterdi ve zindan yöneticisinin gözünde beğeni bulmasını sağladı.
Bu ayette 2 kez
אֵ֣ין ׀ שַׂ֣ר בֵּית־הַסֹּ֗הַר רֹאֶ֤ה אֶֽת־כָּל־מְא֙וּמָה֙ בְּיָד֔וֹ בַּאֲשֶׁ֥ר יְהוָ֖ה אִתּ֑וֹ וַֽאֲשֶׁר־ה֥וּא עֹשֶׂ֖ה יְהוָ֥ה מַצְלִֽיחַ׃ (ס)
Zindan yöneticisi Yosef’e emanet ettiği hiçbir işi denetlemiyordu. Çünkü Adonay onunla birlikteydi ve yaptığı işleri başarıya ulaştırıyordu.
לִֽישׁוּעָתְךָ֖ קִוִּ֥יתִי יְהוָֽה׃
Senin kurtarışını bekliyorum, Adonay!
וַ֠יֵּרָא מַלְאַ֨ךְ יְהֹוָ֥ה אֵלָ֛יו בְּלַבַּת־אֵ֖שׁ מִתּ֣וֹךְ הַסְּנֶ֑ה וַיַּ֗רְא וְהִנֵּ֤ה הַסְּנֶה֙ בֹּעֵ֣ר בָּאֵ֔שׁ וְהַסְּנֶ֖ה אֵינֶ֥נּוּ אֻכָּֽל׃
Adonay’ın meleği, bir çalının ortasından yükselen ateş alevinde ona göründü. Moşe baktı: Çalı ateş içinde yanıyor ama yanıp bitmiyordu.
וַיַּ֥רְא יְהוָ֖ה כִּ֣י סָ֣ר לִרְא֑וֹת וַיִּקְרָא֩ אֵלָ֨יו אֱלֹהִ֜ים מִתּ֣וֹךְ הַסְּנֶ֗ה וַיֹּ֛אמֶר מֹשֶׁ֥ה מֹשֶׁ֖ה וַיֹּ֥אמֶר הִנֵּֽנִי׃
Adonay, onun bakmak için yaklaştığını görünce Tanrı çalının içinden, “Moşe, Moşe!” diye seslendi. Moşe, “Buradayım” dedi.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה רָאֹ֥ה רָאִ֛יתִי אֶת־עֳנִ֥י עַמִּ֖י אֲשֶׁ֣ר בְּמִצְרָ֑יִם וְאֶת־צַעֲקָתָ֤ם שָׁמַ֙עְתִּי֙ מִפְּנֵ֣י נֹֽגְשָׂ֔יו כִּ֥י יָדַ֖עְתִּי אֶת־מַכְאֹבָֽיו׃
Adonay şöyle dedi: “Mısır’daki halkımın çektiği eziyeti gördüm. Zorba görevliler yüzünden yükselen çığlıklarını duydum; acılarını biliyorum.
וַיֹּאמֶר֩ ע֨וֹד אֱלֹהִ֜ים אֶל־מֹשֶׁ֗ה כֹּֽה־תֹאמַר֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֣י אֲבֹתֵיכֶ֗ם אֱלֹהֵ֨י אַבְרָהָ֜ם אֱלֹהֵ֥י יִצְחָ֛ק וֵאלֹהֵ֥י יַעֲקֹ֖ב שְׁלָחַ֣נִי אֲלֵיכֶ֑ם זֶה־שְּׁמִ֣י לְעֹלָ֔ם וְזֶ֥ה זִכְרִ֖י לְדֹ֥ר דֹּֽר׃
Tanrı, Moşe’ye ayrıca şöyle dedi: “İsrael oğullarına şöyle söyle: ‘Atalarınızın Tanrısı Adonay, Avraam’ın Tanrısı, Yitshak’ın Tanrısı ve Yaakov’un Tanrısı beni size gönderdi.’ Sonsuza dek adım budur; kuşaktan kuşağa böyle anılacağım.
לֵ֣ךְ וְאָֽסַפְתָּ֞ אֶת־זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל וְאָמַרְתָּ֤ אֲלֵהֶם֙ יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י אֲבֹֽתֵיכֶם֙ נִרְאָ֣ה אֵלַ֔י אֱלֹהֵ֧י אַבְרָהָ֛ם יִצְחָ֥ק וְיַעֲקֹ֖ב לֵאמֹ֑ר פָּקֹ֤ד פָּקַ֙דְתִּי֙ אֶתְכֶ֔ם וְאֶת־הֶעָשׂ֥וּי לָכֶ֖ם בְּמִצְרָֽיִם׃
Git, İsrael’in ileri gelenlerini topla ve onlara şöyle söyle: ‘Atalarınızın Tanrısı Adonay, Avraam’ın, Yitshak’ın ve Yaakov’un Tanrısı bana göründü. Bana şöyle dedi: Sizinle ve Mısır’da size yapılanlarla kesinlikle ilgilendim.
וְשָׁמְע֖וּ לְקֹלֶ֑ךָ וּבָאתָ֡ אַתָּה֩ וְזִקְנֵ֨י יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֗יִם וַאֲמַרְתֶּ֤ם אֵלָיו֙ יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י הָֽעִבְרִיִּים֙ נִקְרָ֣ה עָלֵ֔ינוּ וְעַתָּ֗ה נֵֽלֲכָה־נָּ֞א דֶּ֣רֶךְ שְׁלֹ֤שֶׁת יָמִים֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וְנִזְבְּחָ֖ה לַֽיהוָ֥ה אֱלֹהֵֽינוּ׃
Sözünü dinleyecekler. Sen ve İsrael’in ileri gelenleri Mısır kralına gidip ona şöyle diyeceksiniz: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay bizimle karşılaştı. Lütfen çölde üç günlük yol gidelim ve Tanrımız Adonay’a kurban sunalım.’
וַיַּ֤עַן מֹשֶׁה֙ וַיֹּ֔אמֶר וְהֵן֙ לֹֽא־יַאֲמִ֣ינוּ לִ֔י וְלֹ֥א יִשְׁמְע֖וּ בְּקֹלִ֑י כִּ֣י יֹֽאמְר֔וּ לֹֽא־נִרְאָ֥ה אֵלֶ֖יךָ יְהוָֽה׃
Moşe, “Ya bana inanmaz, sözümü dinlemezlerse?” diye karşılık verdi. “‘Adonay sana görünmedi’ derlerse?”
וַיֹּ֧אמֶר אֵלָ֛יו יְהוָ֖ה מזה [מַה־] [זֶּ֣ה] בְיָדֶ֑ךָ וַיֹּ֖אמֶר מַטֶּֽה׃
Adonay ona, “Elindeki nedir?” diye sordu. Moşe, “Bir değnek” dedi.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה שְׁלַח֙ יָֽדְךָ֔ וֶאֱחֹ֖ז בִּזְנָב֑וֹ וַיִּשְׁלַ֤ח יָדוֹ֙ וַיַּ֣חֲזֶק בּ֔וֹ וַיְהִ֥י לְמַטֶּ֖ה בְּכַפּֽוֹ׃
Adonay, Moşe’ye, “Elini uzat, kuyruğundan tut” dedi. Moşe elini uzatıp tuttu; yılan avucunda yeniden değneğe dönüştü.
לְמַ֣עַן יַאֲמִ֔ינוּ כִּֽי־נִרְאָ֥ה אֵלֶ֛יךָ יְהוָ֖ה אֱלֹהֵ֣י אֲבֹתָ֑ם אֱלֹהֵ֧י אַבְרָהָ֛ם אֱלֹהֵ֥י יִצְחָ֖ק וֵאלֹהֵ֥י יַעֲקֹֽב׃
“Böylece atalarının Tanrısı Adonay’ın, Avraam’ın Tanrısı, Yitshak’ın Tanrısı ve Yaakov’un Tanrısı’nın sana göründüğüne inanacaklar.”
וַיֹּאמֶר֩ יְהוָ֨ה ל֜וֹ ע֗וֹד הָֽבֵא־נָ֤א יָֽדְךָ֙ בְּחֵיקֶ֔ךָ וַיָּבֵ֥א יָד֖וֹ בְּחֵיק֑וֹ וַיּ֣וֹצִאָ֔הּ וְהִנֵּ֥ה יָד֖וֹ מְצֹרַ֥עַת כַּשָּֽׁלֶג׃
Adonay ona ayrıca, “Elini koynuna sok” dedi. Moşe elini koynuna soktu. Çıkardığında eli tsaraatla kar gibi beyaz olmuştu.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־יְהוָה֮ בִּ֣י אֲדֹנָי֒ לֹא֩ אִ֨ישׁ דְּבָרִ֜ים אָנֹ֗כִי גַּ֤ם מִתְּמוֹל֙ גַּ֣ם מִשִּׁלְשֹׁ֔ם גַּ֛ם מֵאָ֥ז דַּבֶּרְךָ אֶל־עַבְדֶּ֑ךָ כִּ֧י כְבַד־פֶּ֛ה וּכְבַ֥ד לָשׁ֖וֹן אָנֹֽכִי׃
Moşe, Adonay’a, “Lütfen Efendim” dedi. “Ben iyi konuşan biri değilim. Ne önceden öyleydim ne de sen kulunla konuşmaya başladığından beri öyle oldum. Ağzım ve dilim ağırdır.”
Bu ayette 2 kez
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלָ֗יו מִ֣י שָׂ֣ם פֶּה֮ לָֽאָדָם֒ א֚וֹ מִֽי־יָשׂ֣וּם אִלֵּ֔ם א֣וֹ חֵרֵ֔שׁ א֥וֹ פִקֵּ֖חַ א֣וֹ עִוֵּ֑ר הֲלֹ֥א אָנֹכִ֖י יְהוָֽה׃
Adonay ona, “İnsana ağız veren kim?” dedi. “İnsanı dilsiz ya da sağır, gören ya da kör yapan kim? Ben Adonay değil miyim?
וַיִּֽחַר־אַ֨ף יְהוָ֜ה בְּמֹשֶׁ֗ה וַיֹּ֙אמֶר֙ הֲלֹ֨א אַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ הַלֵּוִ֔י יָדַ֕עְתִּי כִּֽי־דַבֵּ֥ר יְדַבֵּ֖ר ה֑וּא וְגַ֤ם הִנֵּה־הוּא֙ יֹצֵ֣א לִקְרָאתֶ֔ךָ וְרָאֲךָ֖ וְשָׂמַ֥ח בְּלִבּֽוֹ׃
Adonay, Moşe’ye öfkelendi. “Levili kardeşin Aaron yok mu?” dedi. “Onun iyi konuştuğunu biliyorum. İşte, seni karşılamaya çıkıyor. Seni görünce yürekten sevinecek.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ בְּמִדְיָ֔ן לֵ֖ךְ שֻׁ֣ב מִצְרָ֑יִם כִּי־מֵ֙תוּ֙ כָּל־הָ֣אֲנָשִׁ֔ים הַֽמְבַקְשִׁ֖ים אֶת־נַפְשֶֽׁךָ׃
Adonay Midyan’da Moşe’ye, “Git, Mısır’a dön” dedi. “Çünkü canını almak isteyen adamların hepsi öldü.”
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁה֒ בְּלֶכְתְּךָ֙ לָשׁ֣וּב מִצְרַ֔יְמָה רְאֵ֗ה כָּל־הַמֹּֽפְתִים֙ אֲשֶׁר־שַׂ֣מְתִּי בְיָדֶ֔ךָ וַעֲשִׂיתָ֖ם לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַאֲנִי֙ אֲחַזֵּ֣ק אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א יְשַׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Mısır’a döndüğünde, yapma gücünü sana verdiğim bütün olağanüstü işleri Firavun’un önünde yapmaya dikkat et. Ama ben onun yüreğini katılaştıracağım; halkı salıvermeyecek.
וְאָמַרְתָּ֖ אֶל־פַּרְעֹ֑ה כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה בְּנִ֥י בְכֹרִ֖י יִשְׂרָאֵֽל׃
Firavun’a şöyle söyle: ‘Adonay diyor ki: İsrael benim oğlum, ilk oğlumdur.
וַיְהִ֥י בַדֶּ֖רֶךְ בַּמָּל֑וֹן וַיִּפְגְּשֵׁ֣הוּ יְהוָ֔ה וַיְבַקֵּ֖שׁ הֲמִיתֽוֹ׃
Yolda, konakladıkları yerde Adonay onun karşısına çıktı ve onu öldürmek istedi.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶֽל־אַהֲרֹ֔ן לֵ֛ךְ לִקְרַ֥את מֹשֶׁ֖ה הַמִּדְבָּ֑רָה וַיֵּ֗לֶךְ וַֽיִּפְגְּשֵׁ֛הוּ בְּהַ֥ר הָאֱלֹהִ֖ים וַיִּשַּׁק־לֽוֹ׃
Adonay, Aaron’a, “Çöle git, Moşe’yi karşıla” dedi. Aaron gidip Tanrı’nın dağında onunla karşılaştı ve onu öptü.
וַיַּגֵּ֤ד מֹשֶׁה֙ לְאַֽהֲרֹ֔ן אֵ֛ת כָּל־דִּבְרֵ֥י יְהוָ֖ה אֲשֶׁ֣ר שְׁלָח֑וֹ וְאֵ֥ת כָּל־הָאֹתֹ֖ת אֲשֶׁ֥ר צִוָּֽהוּ׃
Moşe, kendisini gönderen Adonay’ın bütün sözlerini ve yapmasını buyurduğu bütün işaretleri Aaron’a anlattı.
וַיְדַבֵּ֣ר אַהֲרֹ֔ן אֵ֚ת כָּל־הַדְּבָרִ֔ים אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה וַיַּ֥עַשׂ הָאֹתֹ֖ת לְעֵינֵ֥י הָעָֽם׃
Aaron, Adonay’ın Moşe’ye söylediği bütün sözleri aktardı. İşaretler de halkın gözleri önünde yapıldı.
וַֽיַּאֲמֵ֖ן הָעָ֑ם וַֽיִּשְׁמְע֡וּ כִּֽי־פָקַ֨ד יְהוָ֜ה אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל וְכִ֤י רָאָה֙ אֶת־עָנְיָ֔ם וַֽיִּקְּד֖וּ וַיִּֽשְׁתַּחֲוּֽוּ׃
Halk inandı. Adonay’ın İsrael oğullarıyla ilgilendiğini ve çektikleri eziyeti gördüğünü duyunca başlarını eğip yere kapandılar.