İçeriğe geç

TORA’DA KELİME

עשה

yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Bu İbranice biçim Tora’da 116 kez, 112 farklı ayette görülür.

Türkçe okunuş biçimleri
asaoseaseasahasoosa
Temel kelime (lemma)
עָשָׂה
Kök
עשה

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit34 kullanım33 ayet
  • Şemot40 kullanım38 ayet
  • Vayikra4 kullanım4 ayet
  • Bamidbar8 kullanım8 ayet
  • Devarim30 kullanım29 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Şemot 36:12

    Bu ayette 2 kez

    חֲמִשִּׁ֣ים לֻלָאֹ֗ת עָשָׂה֮ בַּיְרִיעָ֣ה הָאֶחָת֒ וַחֲמִשִּׁ֣ים לֻלָאֹ֗ת עָשָׂה֙ בִּקְצֵ֣ה הַיְרִיעָ֔ה אֲשֶׁ֖ר בַּמַּחְבֶּ֣רֶת הַשֵּׁנִ֑ית מַקְבִּילֹת֙ הַלֻּ֣לָאֹ֔ת אַחַ֖ת אֶל־אֶחָֽת׃

    Bir örtüde elli ilmek, ikinci örtü grubundaki örtünün kenarında da elli ilmek yaptı. İlmekler birbirinin karşısına geliyordu.

  2. Şemot 36:14

    וַיַּ֙עַשׂ֙ יְרִיעֹ֣ת עִזִּ֔ים לְאֹ֖הֶל עַל־הַמִּשְׁכָּ֑ן עַשְׁתֵּֽי־עֶשְׂרֵ֥ה יְרִיעֹ֖ת עָשָׂ֥ה אֹתָֽם׃

    Mişkan’ın üzerinde çadır oluşturmak için keçi kılından örtüler yaptı. On bir örtü yaptı.

  3. Şemot 36:17

    וַיַּ֜עַשׂ לֻֽלָאֹ֣ת חֲמִשִּׁ֗ים עַ֚ל שְׂפַ֣ת הַיְרִיעָ֔ה הַקִּיצֹנָ֖ה בַּמַּחְבָּ֑רֶת וַחֲמִשִּׁ֣ים לֻלָאֹ֗ת עָשָׂה֙ עַל־שְׂפַ֣ת הַיְרִיעָ֔ה הַחֹבֶ֖רֶת הַשֵּׁנִֽית׃

    Birinci örtü grubunun uçtaki örtüsünün kenarına elli ilmek, ikinci örtü grubunun kenarına da elli ilmek yaptı.

  4. Şemot 36:22

    שְׁתֵּ֣י יָדֹ֗ת לַקֶּ֙רֶשׁ֙ הָֽאֶחָ֔ד מְשֻׁלָּבֹ֔ת אַחַ֖ת אֶל־אֶחָ֑ת כֵּ֣ן עָשָׂ֔ה לְכֹ֖ל קַרְשֵׁ֥י הַמִּשְׁכָּֽן׃

    Her tahtanın birbirine paralel iki geçme çıkıntısı vardı. Mişkan’ın bütün tahtalarını böyle yaptı.

  5. Şemot 36:24

    וְאַרְבָּעִים֙ אַדְנֵי־כֶ֔סֶף עָשָׂ֕ה תַּ֖חַת עֶשְׂרִ֣ים הַקְּרָשִׁ֑ים שְׁנֵ֨י אֲדָנִ֜ים תַּֽחַת־הַקֶּ֤רֶשׁ הָאֶחָד֙ לִשְׁתֵּ֣י יְדֹתָ֔יו וּשְׁנֵ֧י אֲדָנִ֛ים תַּֽחַת־הַקֶּ֥רֶשׁ הָאֶחָ֖ד לִשְׁתֵּ֥י יְדֹתָֽיו׃

    Yirmi tahtanın altına kırk gümüş taban yaptı. Her bir tahtanın iki geçme çıkıntısı için altında iki taban, öbür tahtanın iki geçme çıkıntısı için de altında iki taban vardı.

  6. Şemot 36:25

    וּלְצֶ֧לַע הַמִּשְׁכָּ֛ן הַשֵּׁנִ֖ית לִפְאַ֣ת צָפ֑וֹן עָשָׂ֖ה עֶשְׂרִ֥ים קְרָשִֽׁים׃

    Mişkan’ın öbür yanı, kuzey tarafı için de yirmi tahta yaptı.

  7. Şemot 36:27

    וּֽלְיַרְכְּתֵ֥י הַמִּשְׁכָּ֖ן יָ֑מָּה עָשָׂ֖ה שִׁשָּׁ֥ה קְרָשִֽׁים׃

    Mişkan’ın batıya bakan arka tarafına altı tahta yaptı.

  8. Şemot 36:28

    וּשְׁנֵ֤י קְרָשִׁים֙ עָשָׂ֔ה לִמְקֻצְעֹ֖ת הַמִּשְׁכָּ֑ן בַּיַּרְכָתָֽיִם׃

    Mişkan’ın arka köşeleri için iki tahta yaptı.

  9. Şemot 36:29

    וְהָי֣וּ תוֹאֲמִם֮ מִלְּמַטָּה֒ וְיַחְדָּ֗ו יִהְי֤וּ תַמִּים֙ אֶל־רֹאשׁ֔וֹ אֶל־הַטַּבַּ֖עַת הָאֶחָ֑ת כֵּ֚ן עָשָׂ֣ה לִשְׁנֵיהֶ֔ם לִשְׁנֵ֖י הַמִּקְצֹעֹֽת׃

    Bu tahtalar komşu tahtalarla aşağıdan bitişikti; yukarıda da birlikte tek halkaya bağlanıyorlardı. Her ikisini, iki köşeyi böyle yaptı.

  10. Şemot 36:34

    וְֽאֶת־הַקְּרָשִׁ֞ים צִפָּ֣ה זָהָ֗ב וְאֶת־טַבְּעֹתָם֙ עָשָׂ֣ה זָהָ֔ב בָּתִּ֖ים לַבְּרִיחִ֑ם וַיְצַ֥ף אֶת־הַבְּרִיחִ֖ם זָהָֽב׃

    Tahtaları altınla kapladı. Çubuklara yuva olacak halkalarını altından yaptı ve çubukları altınla kapladı.

  11. Şemot 36:35

    וַיַּ֙עַשׂ֙ אֶת־הַפָּרֹ֔כֶת תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֑ר מַעֲשֵׂ֥ה חֹשֵׁ֛ב עָשָׂ֥ה אֹתָ֖הּ כְּרֻבִֽים׃

    Ayırma perdesini mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden yaptı. Onu ustaca dokunmuş keruv desenleriyle yaptı.

  12. Şemot 37:7

    וַיַּ֛עַשׂ שְׁנֵ֥י כְרֻבִ֖ים זָהָ֑ב מִקְשָׁה֙ עָשָׂ֣ה אֹתָ֔ם מִשְּׁנֵ֖י קְצ֥וֹת הַכַּפֹּֽרֶת׃

    Altından iki keruv yaptı. Onları kapağın iki ucunda dövme işiyle yaptı.

  13. Şemot 37:8

    כְּרוּב־אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת עָשָׂ֥ה אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים מִשְּׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָֽיו׃]

    Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv vardı. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yaptı.

  14. Şemot 37:17

    וַיַּ֥עַשׂ אֶת־הַמְּנֹרָ֖ה זָהָ֣ב טָה֑וֹר מִקְשָׁ֞ה עָשָׂ֤ה אֶת־הַמְּנֹרָה֙ יְרֵכָ֣הּ וְקָנָ֔הּ גְּבִיעֶ֛יהָ כַּפְתֹּרֶ֥יהָ וּפְרָחֶ֖יהָ מִמֶּ֥נָּה הָיֽוּ׃

    Menorayı saf altından yaptı. Menorayı dövme işiyle yaptı; tabanı, gövdesi, kadeh biçimindeki süsleri, yumruları ve çiçekleri onunla tek parçaydı.

  15. Şemot 37:24

    כִּכָּ֛ר זָהָ֥ב טָה֖וֹר עָשָׂ֣ה אֹתָ֑הּ וְאֵ֖ת כָּל־כֵּלֶֽיהָ׃ (פ)

    Onu bütün gereçleriyle birlikte bir kikar saf altından yaptı.

  16. Şemot 37:27

    וּשְׁתֵּי֩ טַבְּעֹ֨ת זָהָ֜ב עָֽשָׂה־ל֣וֹ ׀ מִתַּ֣חַת לְזֵר֗וֹ עַ֚ל שְׁתֵּ֣י צַלְעֹתָ֔יו עַ֖ל שְׁנֵ֣י צִדָּ֑יו לְבָתִּ֣ים לְבַדִּ֔ים לָשֵׂ֥את אֹת֖וֹ בָּהֶֽם׃

    Kenarlığının altına, karşılıklı iki yanına iki altın halka yaptı. Bunlar, sunağı taşımakta kullanılacak sırıklara yuva olacaktı.

  17. Şemot 38:3

    וַיַּ֜עַשׂ אֶֽת־כָּל־כְּלֵ֣י הַמִּזְבֵּ֗חַ אֶת־הַסִּירֹ֤ת וְאֶת־הַיָּעִים֙ וְאֶת־הַמִּזְרָקֹ֔ת אֶת־הַמִּזְלָגֹ֖ת וְאֶת־הַמַּחְתֹּ֑ת כָּל־כֵּלָ֖יו עָשָׂ֥ה נְחֹֽשֶׁת׃

    Sunağın bütün gereçlerini, kül kaplarını, kürekleri, çanakları, çatalları ve kor kaplarını yaptı. Bütün gereçlerini bakırdan yaptı.

  18. Şemot 38:7

    וַיָּבֵ֨א אֶת־הַבַּדִּ֜ים בַּטַּבָּעֹ֗ת עַ֚ל צַלְעֹ֣ת הַמִּזְבֵּ֔חַ לָשֵׂ֥את אֹת֖וֹ בָּהֶ֑ם נְב֥וּב לֻחֹ֖ת עָשָׂ֥ה אֹתֽוֹ׃ (ס)

    Sunağı taşımak için sırıkları yanlarındaki halkalara geçirdi. Onu tahtalardan, içi boş olarak yaptı.

  19. Şemot 38:22

    וּבְצַלְאֵ֛ל בֶּן־אוּרִ֥י בֶן־ח֖וּר לְמַטֵּ֣ה יְהוּדָ֑ה עָשָׂ֕ה אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃

    Yehuda kabilesinden Hur oğlu Uri oğlu Betsalel, Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu her şeyi yaptı.

  20. Şemot 38:28

    וְאֶת־הָאֶ֜לֶף וּשְׁבַ֤ע הַמֵּאוֹת֙ וַחֲמִשָּׁ֣ה וְשִׁבְעִ֔ים עָשָׂ֥ה וָוִ֖ים לָעַמּוּדִ֑ים וְצִפָּ֥ה רָאשֵׁיהֶ֖ם וְחִשַּׁ֥ק אֹתָֽם׃

    Bin yedi yüz yetmiş beş şekelle direklerin çengellerini yaptı; başlarını kapladı ve onları kuşaklarla çevreledi.

  21. Şemot 40:16

    וַיַּ֖עַשׂ מֹשֶׁ֑ה כְּ֠כֹל אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֧ה יְהוָ֛ה אֹת֖וֹ כֵּ֥ן עָשָֽׂה׃ (ס)

    Moşe, Adonay’ın kendisine buyurduğu her şeyi aynen yaptı.

  22. Vayikra 4:20

    וְעָשָׂ֣ה לַפָּ֔ר כַּאֲשֶׁ֤ר עָשָׂה֙ לְפַ֣ר הַֽחַטָּ֔את כֵּ֖ן יַעֲשֶׂה־לּ֑וֹ וְכִפֶּ֧ר עֲלֵהֶ֛ם הַכֹּהֵ֖ן וְנִסְלַ֥ח לָהֶֽם׃

    Bu boğaya, günah sunusu olan ilk boğaya yaptığını yapacak; aynı şekilde davranacak. Kâhin onlar için kefaret sağlayacak ve bağışlanacaklar.

  23. Vayikra 8:34

    כַּאֲשֶׁ֥ר עָשָׂ֖ה בַּיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה צִוָּ֧ה יְהוָ֛ה לַעֲשֹׂ֖ת לְכַפֵּ֥ר עֲלֵיכֶֽם׃

    Adonay, sizin için kefaret sağlamak üzere bugün yapılanların yapılmasını buyurdu.

  24. Vayikra 16:15

    וְשָׁחַ֞ט אֶת־שְׂעִ֤יר הַֽחַטָּאת֙ אֲשֶׁ֣ר לָעָ֔ם וְהֵבִיא֙ אֶת־דָּמ֔וֹ אֶל־מִבֵּ֖ית לַפָּרֹ֑כֶת וְעָשָׂ֣ה אֶת־דָּמ֗וֹ כַּאֲשֶׁ֤ר עָשָׂה֙ לְדַ֣ם הַפָּ֔ר וְהִזָּ֥ה אֹת֛וֹ עַל־הַכַּפֹּ֖רֶת וְלִפְנֵ֥י הַכַּפֹּֽרֶת׃

    Halkın günah sunusu olan keçiyi kesecek; kanını perdenin iç tarafına getirecek. Boğanın kanına yaptığı gibi onun kanına da yapacak; kanı kapağa doğru ve kapağın önüne serpecek.

  25. Vayikra 24:19

    וְאִ֕ישׁ כִּֽי־יִתֵּ֥ן מ֖וּם בַּעֲמִית֑וֹ כַּאֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה כֵּ֖ן יֵעָ֥שֶׂה לּֽוֹ׃

    Biri başka birini sakatlarsa kendisine de yaptığına karşılık verilecek:

  26. Bamidbar 8:4

    וְזֶ֨ה מַעֲשֵׂ֤ה הַמְּנֹרָה֙ מִקְשָׁ֣ה זָהָ֔ב עַד־יְרֵכָ֥הּ עַד־פִּרְחָ֖הּ מִקְשָׁ֣ה הִ֑וא כַּמַּרְאֶ֗ה אֲשֶׁ֨ר הֶרְאָ֤ה יְהוָה֙ אֶת־מֹשֶׁ֔ה כֵּ֥ן עָשָׂ֖ה אֶת־הַמְּנֹרָֽה׃ (פ)

    Menora’nın yapısı şöyleydi: Altından dövülmüştü; tabanından çiçeğine kadar dövme işiydi. Adonay’ın Moşe’ye gösterdiği örneğe göre Menora böyle yapılmıştı.

  27. Bamidbar 10:2

    עֲשֵׂ֣ה לְךָ֗ שְׁתֵּי֙ חֲצֽוֹצְרֹ֣ת כֶּ֔סֶף מִקְשָׁ֖ה תַּעֲשֶׂ֣ה אֹתָ֑ם וְהָי֤וּ לְךָ֙ לְמִקְרָ֣א הָֽעֵדָ֔ה וּלְמַסַּ֖ע אֶת־הַֽמַּחֲנֽוֹת׃

    Kendine gümüşten iki borazan yap; onları dövme işi olarak yapacaksın. Topluluğu çağırmak ve ordugâhları yola çıkarmak için kullanacaksın.

  28. Bamidbar 11:15

    וְאִם־כָּ֣כָה ׀ אַתְּ־עֹ֣שֶׂה לִּ֗י הָרְגֵ֤נִי נָא֙ הָרֹ֔ג אִם־מָצָ֥אתִי חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ וְאַל־אֶרְאֶ֖ה בְּרָעָתִֽי׃ (פ)

    Bana böyle davranacaksan, gözünde lütuf bulduysam lütfen beni hemen öldür de felaketimi görmeyeyim.”

  29. Bamidbar 17:26

    וַיַּ֖עַשׂ מֹשֶׁ֑ה כַּאֲשֶׁ֨ר צִוָּ֧ה יְהוָ֛ה אֹת֖וֹ כֵּ֥ן עָשָֽׂה׃ (ס)

    Moşe böyle yaptı. Adonay’ın kendisine emrettiğini aynen yerine getirdi.

  30. Bamidbar 21:8

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה עֲשֵׂ֤ה לְךָ֙ שָׂרָ֔ף וְשִׂ֥ים אֹת֖וֹ עַל־נֵ֑ס וְהָיָה֙ כָּל־הַנָּשׁ֔וּךְ וְרָאָ֥ה אֹת֖וֹ וָחָֽי׃

    Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Kendine yakıcı bir yılan yap ve bir direğin üzerine yerleştir. Isırılan herkes ona baktığında yaşayacak.”

  31. Bamidbar 22:2

    וַיַּ֥רְא בָּלָ֖ק בֶּן־צִפּ֑וֹר אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁר־עָשָׂ֥ה יִשְׂרָאֵ֖ל לָֽאֱמֹרִֽי׃

    Tsippor oğlu Balak, İsrael’in Amorilere yaptığı her şeyi gördü.

  32. Bamidbar 24:18

    וְהָיָ֨ה אֱד֜וֹם יְרֵשָׁ֗ה וְהָיָ֧ה יְרֵשָׁ֛ה שֵׂעִ֖יר אֹיְבָ֑יו וְיִשְׂרָאֵ֖ל עֹ֥שֶׂה חָֽיִל׃

    Edom ele geçirilecek; düşmanı Seir de ele geçirilecek. İsrael güç gösterecek.

  33. Bamidbar 33:4

    וּמִצְרַ֣יִם מְקַבְּרִ֗ים אֵת֩ אֲשֶׁ֨ר הִכָּ֧ה יְהוָ֛ה בָּהֶ֖ם כָּל־בְּכ֑וֹר וּבֵאלֹ֣הֵיהֶ֔ם עָשָׂ֥ה יְהוָ֖ה שְׁפָטִֽים׃

    Mısırlılar ise Adonay’ın aralarında vurduğu bütün ilk doğanları gömüyorlardı. Adonay onların tanrılarına da yargılarını uygulamıştı.

  34. Devarim 1:30

    יְהוָ֤ה אֱלֹֽהֵיכֶם֙ הַהֹלֵ֣ךְ לִפְנֵיכֶ֔ם ה֖וּא יִלָּחֵ֣ם לָכֶ֑ם כְּ֠כֹל אֲשֶׁ֨ר עָשָׂ֧ה אִתְּכֶ֛ם בְּמִצְרַ֖יִם לְעֵינֵיכֶֽם׃

    Önünüzden giden Tanrınız Adonay sizin için savaşacak; Mısır’da gözlerinizin önünde sizin için yaptığı her şey gibi.

  35. Devarim 2:12

    וּבְשֵׂעִ֞יר יָשְׁב֣וּ הַחֹרִים֮ לְפָנִים֒ וּבְנֵ֧י עֵשָׂ֣ו יִֽירָשׁ֗וּם וַיַּשְׁמִידוּם֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיֵּשְׁב֖וּ תַּחְתָּ֑ם כַּאֲשֶׁ֧ר עָשָׂ֣ה יִשְׂרָאֵ֗ל לְאֶ֙רֶץ֙ יְרֻשָּׁת֔וֹ אֲשֶׁר־נָתַ֥ן יְהוָ֖ה לָהֶֽם׃

    Önceden Seir’de Horiler yaşıyordu. Esav oğulları onları yerlerinden ettiler; önlerinden yok edip yerlerine yerleştiler. İsrael’in de Adonay’ın kendilerine verdiği miras ülkesine yaptığı gibi.

  36. Devarim 2:22

    כַּאֲשֶׁ֤ר עָשָׂה֙ לִבְנֵ֣י עֵשָׂ֔ו הַיֹּשְׁבִ֖ים בְּשֵׂעִ֑יר אֲשֶׁ֨ר הִשְׁמִ֤יד אֶת־הַחֹרִי֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיִּֽירָשֻׁם֙ וַיֵּשְׁב֣וּ תַחְתָּ֔ם עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃

    Seir’de yaşayan Esav oğulları için yaptığı gibi: Horileri onların önünden yok etmişti. Onları yerlerinden edip bugüne kadar yerlerine yerleştiler.

  37. Devarim 3:21

    וְאֶת־יְהוֹשׁ֣וּעַ צִוֵּ֔יתִי בָּעֵ֥ת הַהִ֖וא לֵאמֹ֑ר עֵינֶ֣יךָ הָרֹאֹ֗ת אֵת֩ כָּל־אֲשֶׁ֨ר עָשָׂ֜ה יְהוָ֤ה אֱלֹהֵיכֶם֙ לִשְׁנֵי֙ הַמְּלָכִ֣ים הָאֵ֔לֶּה כֵּֽן־יַעֲשֶׂ֤ה יְהוָה֙ לְכָל־הַמַּמְלָכ֔וֹת אֲשֶׁ֥ר אַתָּ֖ה עֹבֵ֥ר שָֽׁמָּה׃

    O sırada Yeoşua’ya şöyle buyurdum: ‘Tanrınız Adonay’ın bu iki krala yaptığı her şeyi gözlerinle gördün. Adonay, geçeceğin bütün krallıklara da böyle yapacak.

  38. Devarim 4:3

    עֵֽינֵיכֶם֙ הָֽרֹאֹ֔ת אֵ֛ת אֲשֶׁר־עָשָׂ֥ה יְהוָ֖ה בְּבַ֣עַל פְּע֑וֹר כִּ֣י כָל־הָאִ֗ישׁ אֲשֶׁ֤ר הָלַךְ֙ אַחֲרֵ֣י בַֽעַל־פְּע֔וֹר הִשְׁמִיד֛וֹ יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ מִקִּרְבֶּֽךָ׃

    Adonay’ın Baal-Peor’da yaptığını gözlerinizle gördünüz. Tanrın Adonay, Baal-Peor’un ardından giden herkesi aranızdan yok etti.

  39. Devarim 4:34

    א֣וֹ ׀ הֲנִסָּ֣ה אֱלֹהִ֗ים לָ֠בוֹא לָקַ֨חַת ל֣וֹ גוֹי֮ מִקֶּ֣רֶב גּוֹי֒ בְּמַסֹּת֩ בְּאֹתֹ֨ת וּבְמוֹפְתִ֜ים וּבְמִלְחָמָ֗ה וּבְיָ֤ד חֲזָקָה֙ וּבִזְר֣וֹעַ נְטוּיָ֔ה וּבְמוֹרָאִ֖ים גְּדֹלִ֑ים כְּ֠כֹל אֲשֶׁר־עָשָׂ֨ה לָכֶ֜ם יְהוָ֧ה אֱלֹהֵיכֶ֛ם בְּמִצְרַ֖יִם לְעֵינֶֽיךָ׃

    Ya da bir tanrı, Tanrınız Adonay’ın Mısır’da gözlerinin önünde sizin için yaptığı gibi, sınamalarla, işaretlerle, mucizelerle, savaşla, güçlü bir elle, uzanmış bir kolla ve büyük dehşetlerle gelip bir ulusu başka bir ulusun içinden Kendisine almayı denedi mi?

  40. Devarim 7:18

    לֹ֥א תִירָ֖א מֵהֶ֑ם זָכֹ֣ר תִּזְכֹּ֗ר אֵ֤ת אֲשֶׁר־עָשָׂה֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ לְפַרְעֹ֖ה וּלְכָל־מִצְרָֽיִם׃

    Onlardan korkma. Tanrın Adonay’ın Paro’ya ve bütün Mısır’a yaptıklarını mutlaka hatırla.

  41. Devarim 8:17

    וְאָמַרְתָּ֖ בִּלְבָבֶ֑ךָ כֹּחִי֙ וְעֹ֣צֶם יָדִ֔י עָ֥שָׂה לִ֖י אֶת־הַחַ֥יִל הַזֶּֽה׃

    İçinden, ‘Bu serveti bana kendi gücüm ve elimin kuvveti kazandırdı’ deme.

  42. Devarim 10:18

    עֹשֶׂ֛ה מִשְׁפַּ֥ט יָת֖וֹם וְאַלְמָנָ֑ה וְאֹהֵ֣ב גֵּ֔ר לָ֥תֶת ל֖וֹ לֶ֥חֶם וְשִׂמְלָֽה׃

    Yetimin ve dulun hakkını gözetir; yabancıyı sever, ona ekmek ve giysi verir.

  43. Devarim 10:21

    ה֥וּא תְהִלָּתְךָ֖ וְה֣וּא אֱלֹהֶ֑יךָ אֲשֶׁר־עָשָׂ֣ה אִתְּךָ֗ אֶת־הַגְּדֹלֹ֤ת וְאֶת־הַנּֽוֹרָאֹת֙ הָאֵ֔לֶּה אֲשֶׁ֥ר רָא֖וּ עֵינֶֽיךָ׃

    Övgün O’dur, Tanrın O’dur. Gözlerinle gördüğün bu büyük ve heybetli işleri senin için yapan O’dur.

  44. Devarim 11:3

    וְאֶת־אֹֽתֹתָיו֙ וְאֶֽת־מַעֲשָׂ֔יו אֲשֶׁ֥ר עָשָׂ֖ה בְּת֣וֹךְ מִצְרָ֑יִם לְפַרְעֹ֥ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֖יִם וּלְכָל־אַרְצֽוֹ׃

    Mısır’da, Mısır kralı Paro’ya ve bütün ülkesine yaptığı işaretleri ve eylemleri,

  45. Devarim 11:4

    וַאֲשֶׁ֣ר עָשָׂה֩ לְחֵ֨יל מִצְרַ֜יִם לְסוּסָ֣יו וּלְרִכְבּ֗וֹ אֲשֶׁ֨ר הֵצִ֜יף אֶת־מֵ֤י יַם־סוּף֙ עַל־פְּנֵיהֶ֔ם בְּרָדְפָ֖ם אַחֲרֵיכֶ֑ם וַיְאַבְּדֵ֣ם יְהוָ֔ה עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃

    Mısır ordusuna, atlarına ve savaş arabalarına yaptıklarını; sizi kovalarlarken Sazlık Denizi’nin sularını üzerlerine nasıl taşırdığını ve Adonay’ın onları bugüne kadar nasıl yok ettiğini,

  46. Devarim 11:5

    וַאֲשֶׁ֥ר עָשָׂ֛ה לָכֶ֖ם בַּמִּדְבָּ֑ר עַד־בֹּאֲכֶ֖ם עַד־הַמָּק֥וֹם הַזֶּֽה׃

    Buraya gelinceye kadar çölde sizin için yaptıklarını,

  47. Devarim 11:6

    וַאֲשֶׁ֨ר עָשָׂ֜ה לְדָתָ֣ן וְלַאֲבִירָ֗ם בְּנֵ֣י אֱלִיאָב֮ בֶּן־רְאוּבֵן֒ אֲשֶׁ֨ר פָּצְתָ֤ה הָאָ֙רֶץ֙ אֶת־פִּ֔יהָ וַתִּבְלָעֵ֥ם וְאֶת־בָּתֵּיהֶ֖ם וְאֶת־אָהֳלֵיהֶ֑ם וְאֵ֤ת כָּל־הַיְקוּם֙ אֲשֶׁ֣ר בְּרַגְלֵיהֶ֔ם בְּקֶ֖רֶב כָּל־יִשְׂרָאֵֽל׃

    Ve Reuven soyundan Eliav’ın oğulları Datan ve Aviram’a yaptıklarını çocuklarınız görmedi. Yer ağzını açıp onları, ev halklarını, çadırlarını ve ayaklarının altındaki bütün varlıklarını bütün İsrael’in ortasında yuttu.

  48. Devarim 11:7

    כִּ֤י עֵֽינֵיכֶם֙ הָֽרֹאֹ֔ת אֶת־כָּל־מַעֲשֵׂ֥ה יְהוָ֖ה הַגָּדֹ֑ל אֲשֶׁ֖ר עָשָֽׂה׃

    Adonay’ın yaptığı bütün bu büyük işleri gören sizin gözlerinizdir.

  49. Devarim 18:12

    כִּֽי־תוֹעֲבַ֥ת יְהוָ֖ה כָּל־עֹ֣שֵׂה אֵ֑לֶּה וּבִגְלַל֙ הַתּוֹעֵבֹ֣ת הָאֵ֔לֶּה יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ מוֹרִ֥ישׁ אוֹתָ֖ם מִפָּנֶֽיךָ׃

    Bunları yapan herkes Adonay için iğrençtir. Tanrın Adonay bu ulusları bu iğrençlikler yüzünden önünden kovuyor.

  50. Devarim 20:20

    רַ֞ק עֵ֣ץ אֲשֶׁר־תֵּדַ֗ע כִּֽי־לֹא־עֵ֤ץ מַאֲכָל֙ ה֔וּא אֹת֥וֹ תַשְׁחִ֖ית וְכָרָ֑תָּ וּבָנִ֣יתָ מָצ֗וֹר עַל־הָעִיר֙ אֲשֶׁר־הִ֨וא עֹשָׂ֧ה עִמְּךָ֛ מִלְחָמָ֖ה עַ֥ד רִדְתָּֽהּ׃ (פ)

    Yalnız, yiyecek vermediğini bildiğin ağaçları yok edip kesebilirsin. Seninle savaşan kente karşı, kent düşünceye kadar bunlarla kuşatma araçları yapabilirsin.

Kelimenin yapısı ve anlamı

Dilbilgisel ve sözlüksel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Temel kelime (lemma) עָשָׂה

Kök — שורש (şoreş) עשה

Türkçe anlam: yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 85 kez

Teknik kodHVqp3ms

Temel kelime (lemma) עָשָׂה

Kök — שורש (şoreş) עשה

Türkçe anlam: yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi

Bu yapının kullanımı: 18 kez

Teknik kodHVqrmsa

Temel kelime (lemma) עָשָׂה

Kök — שורש (şoreş) עשה

Türkçe anlam: yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 6 kez

Teknik kodHVqv2ms

Temel kelime (lemma) עָשָׂה

Kök — שורש (şoreş) עשה

Türkçe anlam: yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi

Bu yapının kullanımı: 5 kez

Teknik kodHVqrmsc

Temel kelime (lemma) עָשָׂה

Kök — שורש (şoreş) עשה

Türkçe anlam: yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, mastar yapılı

Bu yapının kullanımı: 1 kez

Teknik kodHVqc

Temel kelime (lemma) עָשָׂה

Kök — שורש (şoreş) עשה

Türkçe anlam: yapmak, etmek; meydana getirmek, üretmek, yaratmak, inşa etmek; uygulamak, yerine getirmek, kutlamak, korumak; gerçekleştirmek, sebep olmak; hazırlamak, atamak; elde etmek; ürün vermek; planlamak, kararlaştırmak

Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, etken ortaç, f. kişi

Bu yapının kullanımı: 1 kez

Teknik kodHVqrfsa
Veri ve yöntem

Kelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.

Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.