Temel kelime (lemma) זֶה
Türkçe anlam: bu; eril tekil işaret zamiri
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
this
Dilbilgisel yapı: belirli artikel + işaret zamiri, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 194 kez
Teknik kod
HTd/PdxmsTORA’DA KELİME
bu; eril tekil işaret zamiri · fışkırtmak; serpmek
Bu İbranice biçim Tora’da 196 kez, 189 farklı ayette görülür.
Heanohi hariti et kol haam haze im anohi yelidtiu ki tomar elay saeu vehekeha kaaşer yisa haomen et hayonek al haadama aşer nişbata laavotav.
הֶאָנֹכִ֣י הָרִ֗יתִי אֵ֚ת כָּל־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה אִם־אָנֹכִ֖י יְלִדְתִּ֑יהוּ כִּֽי־תֹאמַ֨ר אֵלַ֜י שָׂאֵ֣הוּ בְחֵיקֶ֗ךָ כַּאֲשֶׁ֨ר יִשָּׂ֤א הָאֹמֵן֙ אֶת־הַיֹּנֵ֔ק עַ֚ל הָֽאֲדָמָ֔ה אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֖עְתָּ לַאֲבֹתָֽיו׃
Bütün bu halka ben mi gebe kaldım? Onu ben mi doğurdum ki bana, ‘Bir bakıcının emzikteki çocuğu taşıdığı gibi onları kucağında, atalarına ant içtiğim toprağa taşı’ diyorsun?
Meayin li basar latet lehol haam haze ki yivku alay lemor tena lanu vasar venohela.
מֵאַ֤יִן לִי֙ בָּשָׂ֔ר לָתֵ֖ת לְכָל־הָעָ֣ם הַזֶּ֑ה כִּֽי־יִבְכּ֤וּ עָלַי֙ לֵאמֹ֔ר תְּנָה־לָּ֥נוּ בָשָׂ֖ר וְנֹאכֵֽלָה׃
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? ‘Bize et ver de yiyelim’ diye bana ağlıyorlar.
Lo uhal anohi levadi laset et kol haam haze ki haved mimeni.
לֹֽא־אוּכַ֤ל אָנֹכִי֙ לְבַדִּ֔י לָשֵׂ֖את אֶת־כָּל־הָעָ֣ם הַזֶּ֑ה כִּ֥י כָבֵ֖ד מִמֶּֽנִּי׃
Bütün bu halkı tek başıma taşıyamam; bu yük bana çok ağır.
Vayilonu al moşe veal aharon kol bene yisrael vayomeru alehem kol haeda lu matnu beerets mitsrayim o bamidbar haze lu matenu.
וַיִּלֹּ֙נוּ֙ עַל־מֹשֶׁ֣ה וְעַֽל־אַהֲרֹ֔ן כֹּ֖ל בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַֽיֹּאמְר֨וּ אֲלֵהֶ֜ם כָּל־הָעֵדָ֗ה לוּ־מַ֙תְנוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם א֛וֹ בַּמִּדְבָּ֥ר הַזֶּ֖ה לוּ־מָֽתְנוּ׃
Bütün İsraeloğulları Moşe’ye ve Aaron’a karşı söylendiler. Bütün topluluk onlara, “Keşke Mısır ülkesinde ölseydik! Ya da keşke bu çölde ölseydik!” dedi.
Vayomer Adonay el moşe ad ana yenaatsuni haam haze vead ana lo yaaminu vi behol haotot aşer asiti bekirbo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה עַד־אָ֥נָה יְנַאֲצֻ֖נִי הָעָ֣ם הַזֶּ֑ה וְעַד־אָ֙נָה֙ לֹא־יַאֲמִ֣ינוּ בִ֔י בְּכֹל֙ הָֽאֹת֔וֹת אֲשֶׁ֥ר עָשִׂ֖יתִי בְּקִרְבּֽוֹ׃
Adonay Moşe’ye, “Bu halk Beni daha ne zamana kadar küçümseyecek?” dedi. “Aralarında yaptığım bütün belirtilere rağmen Bana daha ne zamana kadar güvenmeyecekler?
Vayomer moşe el Adonay veşameu mitsrayim ki heelita vehohaha et haam haze mikirbo.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה אֶל־יְהוָ֑ה וְשָׁמְע֣וּ מִצְרַ֔יִם כִּֽי־הֶעֱלִ֧יתָ בְכֹחֲךָ֛ אֶת־הָעָ֥ם הַזֶּ֖ה מִקִּרְבּֽוֹ׃
Moşe Adonay’a şöyle dedi: “Mısırlılar bunu duyacak; çünkü bu halkı onların arasından gücünle Sen çıkardın.
Veameru el yoşev haarets hazot şameu ki ata Adonay bekerev haam haze aşer ayin beayin nira ata Adonay vaananeha omed alehem uveamud anan ata holeh lifnehem yomam uveamud eş layla.
וְאָמְר֗וּ אֶל־יוֹשֵׁב֮ הָאָ֣רֶץ הַזֹּאת֒ שָֽׁמְעוּ֙ כִּֽי־אַתָּ֣ה יְהוָ֔ה בְּקֶ֖רֶב הָעָ֣ם הַזֶּ֑ה אֲשֶׁר־עַ֨יִן בְּעַ֜יִן נִרְאָ֣ה ׀ אַתָּ֣ה יְהוָ֗ה וַעֲנָֽנְךָ֙ עֹמֵ֣ד עֲלֵהֶ֔ם וּבְעַמֻּ֣ד עָנָ֗ן אַתָּ֨ה הֹלֵ֤ךְ לִפְנֵיהֶם֙ יוֹמָ֔ם וּבְעַמּ֥וּד אֵ֖שׁ לָֽיְלָה׃
Bunu bu ülkenin halkına anlatacaklar. Sen Adonay’ın bu halkın arasında bulunduğunu, Sen Adonay’ın onlara göz göze göründüğünü, bulutunun üzerlerinde durduğunu, gündüz bulut sütununda ve gece ateş sütununda önlerinde yürüdüğünü duydular.
Vehemata et haam haze keiş ehad veameru hagoyim aşer şameu et şimaha lemor.
וְהֵמַתָּ֛ה אֶת־הָעָ֥ם הַזֶּ֖ה כְּאִ֣ישׁ אֶחָ֑ד וְאָֽמְרוּ֙ הַגּוֹיִ֔ם אֲשֶׁר־שָׁמְע֥וּ אֶֽת־שִׁמְעֲךָ֖ לֵאמֹֽר׃
Bu halkı tek kişiymiş gibi öldürürsen ününü duyan uluslar şöyle diyecek:
Mibilti yeholet Adonay lehavi et haam haze el haarets aşer nişba lahem vayişhatem bamidbar.
מִבִּלְתִּ֞י יְכֹ֣לֶת יְהוָ֗ה לְהָבִיא֙ אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה אֶל־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֣ע לָהֶ֑ם וַיִּשְׁחָטֵ֖ם בַּמִּדְבָּֽר׃
‘Adonay bu halkı kendilerine ant içtiği ülkeye getiremediği için onları çölde kesti.’
Bu ayette 2 kez
Selah na laavon haam haze kegodel hasdeha vehaaşer nasata laam haze mimitsrayim vead hena.
סְלַֽח־נָ֗א לַעֲוֺ֛ן הָעָ֥ם הַזֶּ֖ה כְּגֹ֣דֶל חַסְדֶּ֑ךָ וְכַאֲשֶׁ֤ר נָשָׂ֙אתָה֙ לָעָ֣ם הַזֶּ֔ה מִמִּצְרַ֖יִם וְעַד־הֵֽנָּה׃
Lütfen bu halkın suçunu büyük sevgine göre bağışla. Mısır’dan buraya kadar bu halkı bağışladığın gibi yine bağışla.”
Bamidbar haze yipelu figrehem vehol pekudehem lehol misparhem miben esrim şana vamaela aşer halinotem alay.
בַּמִּדְבָּ֣ר הַ֠זֶּה יִפְּל֨וּ פִגְרֵיכֶ֜ם וְכָל־פְּקֻדֵיכֶם֙ לְכָל־מִסְפַּרְכֶ֔ם מִבֶּ֛ן עֶשְׂרִ֥ים שָׁנָ֖ה וָמָ֑עְלָה אֲשֶׁ֥ר הֲלִֽינֹתֶ֖ם עָלָֽי׃
Cesetleriniz bu çölde düşecek. Bana karşı söylenen, yirmi yaş ve üzerindeki bütün sayılmış kişileriniz, sayımınıza giren herkes burada düşecek.
Ufigrehem atem yipelu bamidbar haze.
וּפִגְרֵיכֶ֖ם אַתֶּ֑ם יִפְּל֖וּ בַּמִּדְבָּ֥ר הַזֶּֽה׃
Sizin cesetleriniz ise bu çölde düşecek.
Ani Adonay dibarti im lo zot eese lehol haeda haraa hazot hanoadim alay bamidbar haze yitamu veşam yamutu.
אֲנִ֣י יְהוָה֮ דִּבַּרְתִּי֒ אִם־לֹ֣א ׀ זֹ֣את אֶֽעֱשֶׂ֗ה לְכָל־הָעֵדָ֤ה הָֽרָעָה֙ הַזֹּ֔את הַנּוֹעָדִ֖ים עָלָ֑י בַּמִּדְבָּ֥ר הַזֶּ֛ה יִתַּ֖מּוּ וְשָׁ֥ם יָמֻֽתוּ׃
Ben Adonay konuştum. Bana karşı birleşen bu kötü topluluğun tamamına bunu mutlaka yapacağım. Bu çölde sonları gelecek; orada ölecekler.’”
Velama havetem et kehal Adonay el hamidbar haze lamut şam anahnu uveirenu.
וְלָמָ֤ה הֲבֵאתֶם֙ אֶת־קְהַ֣ל יְהוָ֔ה אֶל־הַמִּדְבָּ֖ר הַזֶּ֑ה לָמ֣וּת שָׁ֔ם אֲנַ֖חְנוּ וּבְעִירֵֽנוּ׃
Bizi ve hayvanlarımızı burada öldürmek için mi Adonay’ın topluluğunu bu çöle getirdiniz?
Velama heelitunu mimitsrayim lehavi otanu el hamakom hara haze lo mekom zera uteena vegefen verimon umayim ayin liştot.
וְלָמָ֤ה הֶֽעֱלִיתֻ֙נוּ֙ מִמִּצְרַ֔יִם לְהָבִ֣יא אֹתָ֔נוּ אֶל־הַמָּק֥וֹם הָרָ֖ע הַזֶּ֑ה לֹ֣א ׀ מְק֣וֹם זֶ֗רַע וּתְאֵנָ֤ה וְגֶ֙פֶן֙ וְרִמּ֔וֹן וּמַ֥יִם אַ֖יִן לִשְׁתּֽוֹת׃
Bizi bu kötü yere getirmek için neden Mısır’dan çıkardınız? Burası ekin, incir, üzüm ve nar yetişen bir yer değil; içecek su da yok!”
Vayakhilu moşe veaharon et hakahal el pene hasala vayomer lahem şimu na hamorim hamin hasela haze notsi lahem mayim.
וַיַּקְהִ֜לוּ מֹשֶׁ֧ה וְאַהֲרֹ֛ן אֶת־הַקָּהָ֖ל אֶל־פְּנֵ֣י הַסָּ֑לַע וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֗ם שִׁמְעוּ־נָא֙ הַמֹּרִ֔ים הֲמִן־הַסֶּ֣לַע הַזֶּ֔ה נוֹצִ֥יא לָכֶ֖ם מָֽיִם׃
Moşe ve Aaron topluluğu kayanın önüne topladılar. Moşe onlara, “Dinleyin, başkaldıranlar! Size bu kayadan su mu çıkaralım?” dedi.
Vayomer Adonay el moşe veel aharon yaan lo heemantem bi lehakdişeni leene bene yisrael lahen lo taviu et hakahal haze el haarets aşer natati lahem.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֒ יַ֚עַן לֹא־הֶאֱמַנְתֶּ֣ם בִּ֔י לְהַ֨קְדִּישֵׁ֔נִי לְעֵינֵ֖י בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל לָכֵ֗ן לֹ֤א תָבִ֙יאוּ֙ אֶת־הַקָּהָ֣ל הַזֶּ֔ה אֶל־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־נָתַ֥תִּי לָהֶֽם׃
Adonay Moşe’ye ve Aaron’a, “İsraeloğullarının gözleri önünde kutsallığımı göstermek için Bana güvenmediğinizden, bu topluluğu kendilerine verdiğim ülkeye siz getirmeyeceksiniz” dedi.
Vayidar yisrael neder ladonay vayomar im naton titen et haam haze beyadi vehaharamti et arehem.
וַיִּדַּ֨ר יִשְׂרָאֵ֥ל נֶ֛דֶר לַֽיהוָ֖ה וַיֹּאמַ֑ר אִם־נָתֹ֨ן תִּתֵּ֜ן אֶת־הָעָ֤ם הַזֶּה֙ בְּיָדִ֔י וְהַֽחֲרַמְתִּ֖י אֶת־עָרֵיהֶֽם׃
İsrael, Adonay’a şu adağı adadı: “Bu halkı gerçekten elime verirsen şehirlerini tamamen yok edilmeye adayacağım.”
Veata leha na ara li et haam haze ki atsum u mimeni ulay uhal nake bo vaagareşenu min haarets ki yadati et aşer tevareh mevorah vaaşer taor yuar.
וְעַתָּה֩ לְכָה־נָּ֨א אָֽרָה־לִּ֜י אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֗ה כִּֽי־עָצ֥וּם הוּא֙ מִמֶּ֔נִּי אוּלַ֤י אוּכַל֙ נַכֶּה־בּ֔וֹ וַאֲגָרְשֶׁ֖נּוּ מִן־הָאָ֑רֶץ כִּ֣י יָדַ֗עְתִּי אֵ֤ת אֲשֶׁר־תְּבָרֵךְ֙ מְבֹרָ֔ךְ וַאֲשֶׁ֥ר תָּאֹ֖ר יוּאָֽר׃
Şimdi lütfen gel, benim için bu halka lanet et. Çünkü benden güçlüler. Belki onları yenebilir, ülkeden kovabilirim. Çünkü biliyorum ki senin kutsadığın kutsanır, lanet ettiğin lanetlenir.”
Ki habed ahabedha meod vehol aşer tomar elay eese uleha na kava li et haam haze.
כִּֽי־כַבֵּ֤ד אֲכַבֶּדְךָ֙ מְאֹ֔ד וְכֹ֛ל אֲשֶׁר־תֹּאמַ֥ר אֵלַ֖י אֶֽעֱשֶׂ֑ה וּלְכָה־נָּא֙ קָֽבָה־לִּ֔י אֵ֖ת הָעָ֥ם הַזֶּֽה׃
Seni çok onurlandıracağım; bana ne söylersen yapacağım. Lütfen gel, benim için bu halka lanet et.’”
Vatomer haaton el bilam halo anohi atoneha aşer rahavta alay meodeha ad hayom haze hahasken hiskanti laasot leha ko vayomer lo.
וַתֹּ֨אמֶר הָאָת֜וֹן אֶל־בִּלְעָ֗ם הֲלוֹא֩ אָנֹכִ֨י אֲתֹֽנְךָ֜ אֲשֶׁר־רָכַ֣בְתָּ עָלַ֗י מֵעֽוֹדְךָ֙ עַד־הַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה הַֽהַסְכֵּ֣ן הִסְכַּ֔נְתִּי לַעֲשׂ֥וֹת לְךָ֖ כֹּ֑ה וַיֹּ֖אמֶר לֹֽא׃
Dişi eşek Bilam’a, “Ben, eskiden beri bugüne kadar bindiğin eşeğin değil miyim? Sana böyle davranmayı alışkanlık edindim mi?” diye sordu. Bilam “Hayır” dedi.
Veata hinni holeh leami leha iatseha aşer yaase haam haze leameha beaharit hayamim.
וְעַתָּ֕ה הִנְנִ֥י הוֹלֵ֖ךְ לְעַמִּ֑י לְכָה֙ אִיעָ֣צְךָ֔ אֲשֶׁ֨ר יַעֲשֶׂ֜ה הָעָ֥ם הַזֶּ֛ה לְעַמְּךָ֖ בְּאַחֲרִ֥ית הַיָּמִֽים׃
Şimdi halkıma dönüyorum. Gel, bu halkın ileriki günlerde senin halkına neler yapacağını sana bildireyim.”
Vayomer Adonay el moşe ale el har haavarim haze uree et haarets aşer natati livne yisrael.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה עֲלֵ֛ה אֶל־הַ֥ר הָעֲבָרִ֖ים הַזֶּ֑ה וּרְאֵה֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר נָתַ֖תִּי לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Şu Avarim Dağı’na çık ve İsraeloğullarına verdiğim ülkeyi gör.
Uvahamişa asar yom lahodeş haze hag şivat yamim matsot yeahel.
וּבַחֲמִשָּׁ֨ה עָשָׂ֥ר י֛וֹם לַחֹ֥דֶשׁ הַזֶּ֖ה חָ֑ג שִׁבְעַ֣ת יָמִ֔ים מַצּ֖וֹת יֵאָכֵֽל׃
Bu ayın on beşinci günü bayramdır; yedi gün matsa yenecek.
Uveasor lahodeş haşevii haze mikera kodeş yihye lahem veinitem et nafşotehem kol melaha lo taasu.
וּבֶעָשׂוֹר֩ לַחֹ֨דֶשׁ הַשְּׁבִיעִ֜י הַזֶּ֗ה מִֽקְרָא־קֹ֙דֶשׁ֙ יִהְיֶ֣ה לָכֶ֔ם וְעִנִּיתֶ֖ם אֶת־נַפְשֹׁתֵיכֶ֑ם כָּל־מְלָאכָ֖ה לֹ֥א תַעֲשֽׂוּ׃
Bu yedinci ayın onuncu günü sizin için kutsal bir toplantı olacak. Kendinizi sıkıntıya sokacaksınız; hiçbir iş yapmayacaksınız.
Ki teşuvun meaharav veyasaf od lehaniho bamidbar veşihatem lehol haam haze.
כִּ֤י תְשׁוּבֻן֙ מֵֽאַחֲרָ֔יו וְיָסַ֣ף ע֔וֹד לְהַנִּיח֖וֹ בַּמִּדְבָּ֑ר וְשִֽׁחַתֶּ֖ם לְכָל־הָעָ֥ם הַזֶּֽה׃ (ס)
O’nu izlemekten dönerseniz halkı yine çölde bırakacak; böylece bütün bu halkın yıkımına neden olacaksınız.”
Vayomer alehem moşe im taasun et hadavar haze im tehaletsu lifne Adonay lamilhama.
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵיהֶם֙ מֹשֶׁ֔ה אִֽם־תַּעֲשׂ֖וּן אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה אִם־תֵּחָֽלְצ֛וּ לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לַמִּלְחָמָֽה׃
Moşe onlara şöyle dedi: “Bunu yaparsanız, Adonay’ın önünde savaş için silahlanırsanız,
Adonay elohenu diber elenu behorev lemor rav lahem şevet bahar haze.
יְהוָ֧ה אֱלֹהֵ֛ינוּ דִּבֶּ֥ר אֵלֵ֖ינוּ בְּחֹרֵ֣ב לֵאמֹ֑ר רַב־לָכֶ֥ם שֶׁ֖בֶת בָּהָ֥ר הַזֶּֽה׃
“Tanrımız Adonay, Horev’de bize şöyle dedi: ‘Bu dağda yeterince kaldınız.
Uvamidbar aşer raita aşer nesaaha Adonay eloheha kaaşer yisa iş et beno behol hadereh aşer halahtem ad boahem ad hamakom haze.
וּבַמִּדְבָּר֙ אֲשֶׁ֣ר רָאִ֔יתָ אֲשֶׁ֤ר נְשָׂאֲךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר יִשָׂא־אִ֖ישׁ אֶת־בְּנ֑וֹ בְּכָל־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר הֲלַכְתֶּ֔ם עַד־בֹּאֲכֶ֖ם עַד־הַמָּק֥וֹם הַזֶּֽה׃
Çölde de gördün: Tanrın Adonay, bir adamın oğlunu taşıdığı gibi seni taşıdı. Buraya gelinceye kadar yürüdüğünüz bütün yol boyunca bunu yaptı.’
Uvadavar haze enehem maaminim badonay elohehem.
וּבַדָּבָ֖ר הַזֶּ֑ה אֵֽינְכֶם֙ מַאֲמִינִ֔ם בַּיהוָ֖ה אֱלֹהֵיכֶֽם׃
Ama bu konuda Tanrınız Adonay’a güvenmiyorsunuz.
İm yire iş baanaşim haele hador hara haze et haarets hatova aşer nişbati latet laavotehem.
אִם־יִרְאֶ֥ה אִישׁ֙ בָּאֲנָשִׁ֣ים הָאֵ֔לֶּה הַדּ֥וֹר הָרָ֖ע הַזֶּ֑ה אֵ֚ת הָאָ֣רֶץ הַטּוֹבָ֔ה אֲשֶׁ֣ר נִשְׁבַּ֔עְתִּי לָתֵ֖ת לַאֲבֹתֵיכֶֽם׃
‘Bu adamlardan, bu kötü kuşaktan hiç kimse, atalarınıza vermeye yemin ettiğim iyi ülkeyi görmeyecek.
Rav lahem sov et hahar haze penu lahem tsafona.
רַב־לָכֶ֕ם סֹ֖ב אֶת־הָהָ֣ר הַזֶּ֑ה פְּנ֥וּ לָכֶ֖ם צָפֹֽנָה׃
‘Bu dağın çevresinde yeterince dolaştınız. Kuzeye dönün.
Ki Adonay eloheha berahha behol maase yadeha yada lehteha et hamidbar hagadol haze ze arbaim şana Adonay eloheha imah lo hasarta davar.
כִּי֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ בֵּֽרַכְךָ֗ בְּכֹל֙ מַעֲשֵׂ֣ה יָדֶ֔ךָ יָדַ֣ע לֶכְתְּךָ֔ אֶת־הַמִּדְבָּ֥ר הַגָּדֹ֖ל הַזֶּ֑ה זֶ֣ה ׀ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֗ה יְהוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ עִמָּ֔ךְ לֹ֥א חָסַ֖רְתָּ דָּבָֽר׃
Çünkü Tanrın Adonay elinin bütün işini kutsadı. Bu büyük çöldeki yürüyüşünü gözetti. Bu kırk yıl boyunca Tanrın Adonay seninleydi; hiçbir eksiğin olmadı.’
Kaaşer asa livne esav hayoşevim beseir aşer hişmid et hahori mipenehem vayiraşum vayeşevu tahtam ad hayom haze.
כַּאֲשֶׁ֤ר עָשָׂה֙ לִבְנֵ֣י עֵשָׂ֔ו הַיֹּשְׁבִ֖ים בְּשֵׂעִ֑יר אֲשֶׁ֨ר הִשְׁמִ֤יד אֶת־הַחֹרִי֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיִּֽירָשֻׁם֙ וַיֵּשְׁב֣וּ תַחְתָּ֔ם עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Seir’de yaşayan Esav oğulları için yaptığı gibi: Horileri onların önünden yok etmişti. Onları yerlerinden edip bugüne kadar yerlerine yerleştiler.
Hayom haze ahel tet pahdeha veyirateha al pene haamim tahat kol haşamayim aşer yişmeun şimaha verogzu vehalu mipaneha.
הַיּ֣וֹם הַזֶּ֗ה אָחֵל֙ תֵּ֤ת פַּחְדְּךָ֙ וְיִרְאָ֣תְךָ֔ עַל־פְּנֵי֙ הָֽעַמִּ֔ים תַּ֖חַת כָּל־הַשָּׁמָ֑יִם אֲשֶׁ֤ר יִשְׁמְעוּן֙ שִׁמְעֲךָ֔ וְרָגְז֥וּ וְחָל֖וּ מִפָּנֶֽיךָ׃
Bugün, bütün göğün altındaki halkların üzerine senin korkunu ve dehşetini düşürmeye başlayacağım. Haberini duyduklarında senden ötürü titreyip kıvranacaklar.’
Velo ava sihon meleh heşbon haavirenu bo ki hikşa Adonay eloheha et ruho veimets et levavo lemaan tito veyadeha kayom haze.
וְלֹ֣א אָבָ֗ה סִיחֹן֙ מֶ֣לֶךְ חֶשְׁבּ֔וֹן הַעֲבִרֵ֖נוּ בּ֑וֹ כִּֽי־הִקְשָׁה֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ אֶת־רוּח֗וֹ וְאִמֵּץ֙ אֶת־לְבָב֔וֹ לְמַ֛עַן תִּתּ֥וֹ בְיָדְךָ֖ כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃ (ס)
Ama Heşbon kralı Sihon, oradan geçmemize razı olmadı. Çünkü Tanrın Adonay, bugün olduğu gibi onu eline vermek için ruhunu sertleştirmiş, yüreğini katılaştırmıştı.
Yair ben menaşe lakah et kol hevel argov ad gevul hageşuri vehamaahati vayikra otam al şemo et habaşan havot yair ad hayom haze.
יָאִ֣יר בֶּן־מְנַשֶּׁ֗ה לָקַח֙ אֶת־כָּל־חֶ֣בֶל אַרְגֹּ֔ב עַד־גְּב֥וּל הַגְּשׁוּרִ֖י וְהַמַּֽעֲכָתִ֑י וַיִּקְרָא֩ אֹתָ֨ם עַל־שְׁמ֤וֹ אֶת־הַבָּשָׁן֙ חַוֺּ֣ת יָאִ֔יר עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Menaşe oğlu Yair, Geşurluların ve Maakalıların sınırına kadar bütün Argov bölgesini aldı. Başan’daki bu yerlere kendi adıyla Havvot-Yair adını verdi; bugün de böyle anılırlar.
Ebera na veere et haarets hatova aşer beever hayarden hahar hatov haze vehalevanon.
אֶעְבְּרָה־נָּ֗א וְאֶרְאֶה֙ אֶת־הָאָ֣רֶץ הַטּוֹבָ֔ה אֲשֶׁ֖ר בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֑ן הָהָ֥ר הַטּ֛וֹב הַזֶּ֖ה וְהַלְּבָנֽוֹן׃
Lütfen geçeyim de Yarden’in ötesindeki iyi ülkeyi, o güzel dağı ve Levanon’u göreyim.’
Vayitaber Adonay bi lemaanhem velo şama elay vayomer Adonay elay rav lah al tosef daber elay od badavar haze.
וַיִּתְעַבֵּ֨ר יְהוָ֥ה בִּי֙ לְמַ֣עַנְכֶ֔ם וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֵלָ֑י וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֤ה אֵלַי֙ רַב־לָ֔ךְ אַל־תּ֗וֹסֶף דַּבֵּ֥ר אֵלַ֛י ע֖וֹד בַּדָּבָ֥ר הַזֶּֽה׃
Ama Adonay sizin yüzünüzden bana öfkelendi ve beni dinlemedi. Adonay bana şöyle dedi: ‘Yeter! Bu konuda Bana bir daha konuşma.
Ale roş hapisga vesa eneha yama vetsafona vetemana umizraha uree veeneha ki lo taavor et hayarden haze.
עֲלֵ֣ה ׀ רֹ֣אשׁ הַפִּסְגָּ֗ה וְשָׂ֥א עֵינֶ֛יךָ יָ֧מָּה וְצָפֹ֛נָה וְתֵימָ֥נָה וּמִזְרָ֖חָה וּרְאֵ֣ה בְעֵינֶ֑יךָ כִּי־לֹ֥א תַעֲבֹ֖ר אֶת־הַיַּרְדֵּ֥ן הַזֶּֽה׃
Pisga’nın tepesine çık. Gözlerini batıya, kuzeye, güneye ve doğuya kaldır; kendi gözlerinle gör. Çünkü bu Yarden’i geçmeyeceksin.
Vetsav et yehoşua vehazekeu veametseu ki u yaavor lifne haam haze veu yanhil otam et haarets aşer tire.
וְצַ֥ו אֶת־יְהוֹשֻׁ֖עַ וְחַזְּקֵ֣הוּ וְאַמְּצֵ֑הוּ כִּי־ה֣וּא יַעֲבֹ֗ר לִפְנֵי֙ הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה וְהוּא֙ יַנְחִ֣יל אוֹתָ֔ם אֶת־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁ֥ר תִּרְאֶֽה׃
Yeoşua’ya görevini ver, onu güçlendir ve cesaretlendir. Çünkü bu halkın önünde o geçecek ve göreceğin ülkeyi onlara miras olarak o verecek.’
Uşemartem vaasitem ki hi hohmathem uvinathem leene haamim aşer yişmeun et kol hahukim haele veameru rak am haham venavon hagoy hagadol haze.
וּשְׁמַרְתֶּם֮ וַעֲשִׂיתֶם֒ כִּ֣י הִ֤וא חָכְמַתְכֶם֙ וּבִ֣ינַתְכֶ֔ם לְעֵינֵ֖י הָעַמִּ֑ים אֲשֶׁ֣ר יִשְׁמְע֗וּן אֵ֚ת כָּל־הַחֻקִּ֣ים הָאֵ֔לֶּה וְאָמְר֗וּ רַ֚ק עַם־חָכָ֣ם וְנָב֔וֹן הַגּ֥וֹי הַגָּד֖וֹל הַזֶּֽה׃
Onları koruyup uygulayın. Çünkü bu, halkların gözünde bilgeliğiniz ve anlayışınızdır. Bu kuralların hepsini duyduklarında, ‘Bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halk!’ diyecekler.
Veethem lakah Adonay vayotsi ethem mikur habarzel mimitsrayim lihyot lo leam nahala kayom haze.
וְאֶתְכֶם֙ לָקַ֣ח יְהוָ֔ה וַיּוֹצִ֥א אֶתְכֶ֛ם מִכּ֥וּר הַבַּרְזֶ֖ל מִמִּצְרָ֑יִם לִהְי֥וֹת ל֛וֹ לְעַ֥ם נַחֲלָ֖ה כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Ama Adonay sizi aldı ve bugün olduğu gibi Kendisine miras bir halk olmanız için demir eritme ocağından, Mısır’dan çıkardı.
Ki şeal na leyamim rişonim aşer hayu lefaneha lemin hayom aşer bara Elohim adam al haarets ulemiktse haşamayim vead ketse haşamayim haniheya kadavar hagadol haze o hanişma kamou.
כִּ֣י שְׁאַל־נָא֩ לְיָמִ֨ים רִֽאשֹׁנִ֜ים אֲשֶׁר־הָי֣וּ לְפָנֶ֗יךָ לְמִן־הַיּוֹם֙ אֲשֶׁר֩ בָּרָ֨א אֱלֹהִ֤ים ׀ אָדָם֙ עַל־הָאָ֔רֶץ וּלְמִקְצֵ֥ה הַשָּׁמַ֖יִם וְעַד־קְצֵ֣ה הַשָּׁמָ֑יִם הֲנִֽהְיָ֗ה כַּדָּבָ֤ר הַגָּדוֹל֙ הַזֶּ֔ה א֖וֹ הֲנִשְׁמַ֥ע כָּמֹֽהוּ׃
Senden önceki eski günleri araştır: Tanrı’nın yeryüzünde insanı yarattığı günden başlayarak, göğün bir ucundan öteki ucuna kadar sor. Bunun gibi büyük bir olay oldu mu, benzeri duyuldu mu?
Lehoriş goyim gedolim vaatsumim mimeha mipaneha lahaviaha latet leha et artsam nahala kayom haze.
לְהוֹרִ֗ישׁ גּוֹיִ֛ם גְּדֹלִ֧ים וַעֲצֻמִ֛ים מִמְּךָ֖ מִפָּנֶ֑יךָ לַהֲבִֽיאֲךָ֗ לָֽתֶת־לְךָ֧ אֶת־אַרְצָ֛ם נַחֲלָ֖ה כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Senden daha büyük ve daha güçlü ulusları önünden kovmak, seni getirmek ve bugün olduğu gibi onların ülkesini sana miras olarak vermek için.
Vatomeru hen heranu Adonay elohenu et kevodo veet godlo veet kolo şamanu mitoh haeş hayom haze rainu ki yedaber Elohim et haadam vahay.
וַתֹּאמְר֗וּ הֵ֣ן הֶרְאָ֜נוּ יְהוָ֤ה אֱלֹהֵ֙ינוּ֙ אֶת־כְּבֹד֣וֹ וְאֶת־גָּדְל֔וֹ וְאֶת־קֹל֥וֹ שָׁמַ֖עְנוּ מִתּ֣וֹךְ הָאֵ֑שׁ הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ רָאִ֔ינוּ כִּֽי־יְדַבֵּ֧ר אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָֽאָדָ֖ם וָחָֽי׃
Şöyle dediniz: ‘İşte Tanrımız Adonay bize görkemini ve büyüklüğünü gösterdi; sesini ateşin içinden duyduk. Bugün, Tanrı’nın insanla konuşup insanın yaşayabildiğini gördük.
Vayişma Adonay et kol divrehem bedaberhem elay vayomer Adonay elay şamati et kol divre haam haze aşer diberu eleha hetivu kol aşer diberu.
וַיִּשְׁמַ֤ע יְהוָה֙ אֶת־ק֣וֹל דִּבְרֵיכֶ֔ם בְּדַבֶּרְכֶ֖ם אֵלָ֑י וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלַ֗י שָׁ֠מַעְתִּי אֶת־ק֨וֹל דִּבְרֵ֜י הָעָ֤ם הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר דִּבְּר֣וּ אֵלֶ֔יךָ הֵיטִ֖יבוּ כָּל־אֲשֶׁ֥ר דִּבֵּֽרוּ׃
Siz benimle konuşurken Adonay sözlerinizin sesini duydu. Adonay bana şöyle dedi: ‘Bu halkın sana söylediği sözleri duydum. Söyledikleri her şey iyidir.
Vayetsavenu Adonay laasot et kol hahukim haele leyira et Adonay elohenu letov lanu kol hayamim lehayotenu kehayom haze.
וַיְצַוֵּ֣נוּ יְהוָ֗ה לַעֲשׂוֹת֙ אֶת־כָּל־הַחֻקִּ֣ים הָאֵ֔לֶּה לְיִרְאָ֖ה אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ לְט֥וֹב לָ֙נוּ֙ כָּל־הַיָּמִ֔ים לְחַיֹּתֵ֖נוּ כְּהַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Adonay, her zaman iyiliğimiz için, bugün olduğu gibi bizi yaşatmak için, bütün bu kuralları uygulamamızı ve Tanrımız Adonay’dan korkmamızı buyurdu.
Veamarta bilvaveha kohi veotsem yadi asa li et hahayil haze.
וְאָמַרְתָּ֖ בִּלְבָבֶ֑ךָ כֹּחִי֙ וְעֹ֣צֶם יָדִ֔י עָ֥שָׂה לִ֖י אֶת־הַחַ֥יִל הַזֶּֽה׃
İçinden, ‘Bu serveti bana kendi gücüm ve elimin kuvveti kazandırdı’ deme.
Vezaharta et Adonay eloheha ki u hanoten leha koah laasot hayil lemaan hakim et berito aşer nişba laavoteha kayom haze.
וְזָֽכַרְתָּ֙ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ כִּ֣י ה֗וּא הַנֹּתֵ֥ן לְךָ֛ כֹּ֖חַ לַעֲשׂ֣וֹת חָ֑יִל לְמַ֨עַן הָקִ֧ים אֶת־בְּרִית֛וֹ אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֥ע לַאֲבֹתֶ֖יךָ כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃ (פ)
Tanrın Adonay’ı hatırla. Çünkü bugün olduğu gibi, atalarına yemin ettiği antlaşmayı yerine getirmek için sana servet kazanma gücünü veren O’dur.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) זֶה
Türkçe anlam: bu; eril tekil işaret zamiri
this
Dilbilgisel yapı: belirli artikel + işaret zamiri, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 194 kez
HTd/PdxmsTemel kelime (lemma) זֶה
Türkçe anlam: bu; eril tekil işaret zamiri
this
Dilbilgisel yapı: soru parçacığı + işaret zamiri, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HTi/PdxmsTemel kelime (lemma) נָזָה
Türkçe anlam: fışkırtmak; serpmek
to spatter; to sprinkle
Dilbilgisel yapı: fiil, Hifil, emir, 2. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HVhv2msKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.