אֵ֫צֶל
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
conjunction
10 kullanım · 10 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 14 kez, 14 farklı ayette görülür. Kök altında 3 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Vayomer hahi kara şemo yaakov vayakeveni ze faamayim et behorati lakah vehine ata lakah birhati vayomar halo atsalta li beraha.
וַיֹּ֡אמֶר הֲכִי֩ קָרָ֨א שְׁמ֜וֹ יַעֲקֹ֗ב וַֽיַּעְקְבֵ֙נִי֙ זֶ֣ה פַעֲמַ֔יִם אֶת־בְּכֹרָתִ֣י לָקָ֔ח וְהִנֵּ֥ה עַתָּ֖ה לָקַ֣ח בִּרְכָתִ֑י וַיֹּאמַ֕ר הֲלֹא־אָצַ֥לְתָּ לִּ֖י בְּרָכָֽה׃
Esav, “Adını boşuna mı Yaakov koymuşlar?” dedi. “Beni iki kez aldattı. İlk oğulluk hakkımı aldı; şimdi de bana verilecek bereketi aldı.” Ardından, “Benim için bir bereket ayırmadın mı?” diye sordu.
Vayehi kedaberah el yosef yom yom velo şama eleha lişkav etslah lihyot imah.
וַיְהִ֕י כְּדַבְּרָ֥הּ אֶל־יוֹסֵ֖ף י֣וֹם ׀ י֑וֹם וְלֹא־שָׁמַ֥ע אֵלֶ֛יהָ לִשְׁכַּ֥ב אֶצְלָ֖הּ לִהְי֥וֹת עִמָּֽהּ׃
Kadın her gün Yosef’le konuşuyordu. Ama Yosef onun yanında yatmayı, onunla birlikte olmayı kabul etmiyordu.
Vayehi heşameo ki harimoti koli vaekra vayaazov bigdo etsli vayanos vayetse hahutsa.
וַיְהִ֣י כְשָׁמְע֔וֹ כִּֽי־הֲרִימֹ֥תִי קוֹלִ֖י וָאֶקְרָ֑א וַיַּעֲזֹ֤ב בִּגְדוֹ֙ אֶצְלִ֔י וַיָּ֖נָס וַיֵּצֵ֥א הַחֽוּצָה׃
Sesimi yükseltip bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.”
Vatanah bigdo etslah ad bo adonav el beto.
וַתַּנַּ֥ח בִּגְד֖וֹ אֶצְלָ֑הּ עַד־בּ֥וֹא אֲדֹנָ֖יו אֶל־בֵּיתֽוֹ׃
Efendisi eve gelinceye kadar Yosef’in giysisini yanında tuttu.
Vayehi kaharimi koli vaekra vayaazov bigdo etsli vayanos hahutsa.
וַיְהִ֕י כַּהֲרִימִ֥י קוֹלִ֖י וָאֶקְרָ֑א וַיַּעֲזֹ֥ב בִּגְד֛וֹ אֶצְלִ֖י וַיָּ֥נָס הַחֽוּצָה׃
“Sesimi yükseltip bağırınca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.”
Vehine şeva parot aherot olot aharehen min hayeor raot mare vedakot basar vataamodena etsel haparot al sefat hayeor.
וְהִנֵּ֞ה שֶׁ֧בַע פָּר֣וֹת אֲחֵר֗וֹת עֹל֤וֹת אַחֲרֵיהֶן֙ מִן־הַיְאֹ֔ר רָע֥וֹת מַרְאֶ֖ה וְדַקּ֣וֹת בָּשָׂ֑ר וַֽתַּעֲמֹ֛דְנָה אֵ֥צֶל הַפָּר֖וֹת עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃
Ardından çirkin görünüşlü, cılız yedi inek daha ırmaktan çıktı. Irmak kıyısında öteki ineklerin yanında durdular.
Veel atsile bene yisrael lo şalah yado vayehezu et haelohim vayohelu vayiştu.
וְאֶל־אֲצִילֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל לֹ֥א שָׁלַ֖ח יָד֑וֹ וַֽיֶּחֱזוּ֙ אֶת־הָ֣אֱלֹהִ֔ים וַיֹּאכְל֖וּ וַיִּשְׁתּֽוּ׃ (ס)
Tanrı, İsrael oğullarının seçkinlerine el uzatmadı. Tanrı’yı gördüler; yediler ve içtiler.
Vehesir et murato benotsatah vehişlih otah etsel hamizbeah kedema el mekom hadaşen.
וְהֵסִ֥יר אֶת־מֻרְאָת֖וֹ בְּנֹצָתָ֑הּ וְהִשְׁלִ֨יךְ אֹתָ֜הּ אֵ֤צֶל הַמִּזְבֵּ֙חַ֙ קֵ֔דְמָה אֶל־מְק֖וֹם הַדָּֽשֶׁן׃
Kursağını, üzerindeki tüylerle birlikte çıkaracak; sunağın doğu yanına, küllerin bulunduğu yere atacak.
Velavaş hakohen mido vad umihenese vad yilbaş al besaro veherim et hadeşen aşer tohal haeş et haola al hamizbeah vesamo etsel hamizbeah.
וְלָבַ֨שׁ הַכֹּהֵ֜ן מִדּ֣וֹ בַ֗ד וּמִֽכְנְסֵי־בַד֮ יִלְבַּ֣שׁ עַל־בְּשָׂרוֹ֒ וְהֵרִ֣ים אֶת־הַדֶּ֗שֶׁן אֲשֶׁ֨ר תֹּאכַ֥ל הָאֵ֛שׁ אֶת־הָעֹלָ֖ה עַל־הַמִּזְבֵּ֑חַ וְשָׂמ֕וֹ אֵ֖צֶל הַמִּזְבֵּֽחַ׃
Kâhin keten entarisini giyecek, teninin üzerine keten donunu geçirecek. Sunağın üzerinde ateşin yakıp küle çevirdiği sununun külünden alıp sunağın yanına koyacak.
Vayedaber moşe el aharon veel elazar veel itamar banav hanotarim kehu et haminha hanoteret meişe Adonay veihluha matsot etsel hamizbeah ki kodeş kadaşim hi.
וַיְדַבֵּ֨ר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן וְאֶ֣ל אֶ֠לְעָזָר וְאֶל־אִ֨יתָמָ֥ר ׀ בָּנָיו֮ הַנּֽוֹתָרִים֒ קְח֣וּ אֶת־הַמִּנְחָ֗ה הַנּוֹתֶ֙רֶת֙ מֵאִשֵּׁ֣י יְהוָ֔ה וְאִכְל֥וּהָ מַצּ֖וֹת אֵ֣צֶל הַמִּזְבֵּ֑חַ כִּ֛י קֹ֥דֶשׁ קָֽדָשִׁ֖ים הִֽוא׃
Moşe, Aaron’a ve sağ kalan oğulları Elazar ile İtamar’a şöyle dedi: “Adonay’a ateşle sunulan sunulardan kalan tahıl sunusunu alın; onu sunağın yanında mayasız olarak yiyin. Çünkü bu, en kutsal sunulardandır.
Veyaradti vedibarti imeha şam veatsalti min haruah aşer aleha vesamti alehem venaseu iteha bemasa haam velo tisa ata levadeha.
וְיָרַדְתִּ֗י וְדִבַּרְתִּ֣י עִמְּךָ֮ שָׁם֒ וְאָצַלְתִּ֗י מִן־הָר֛וּחַ אֲשֶׁ֥ר עָלֶ֖יךָ וְשַׂמְתִּ֣י עֲלֵיהֶ֑ם וְנָשְׂא֤וּ אִתְּךָ֙ בְּמַשָּׂ֣א הָעָ֔ם וְלֹא־תִשָּׂ֥א אַתָּ֖ה לְבַדֶּֽךָ׃
İnip orada seninle konuşacağım. Üzerindeki ruhtan ayırıp onların üzerine koyacağım. Halkın yükünü seninle birlikte taşıyacaklar; onu tek başına taşımayacaksın.
Vayered Adonay beanan vayedaber elav vayatsel min haruah aşer alav vayiten al şivim iş hazekenim vayehi kenoah alehem haruah vayitenabeu velo yasafu.
וַיֵּ֨רֶד יְהוָ֥ה ׀ בֶּעָנָן֮ וַיְדַבֵּ֣ר אֵלָיו֒ וַיָּ֗אצֶל מִן־הָר֙וּחַ֙ אֲשֶׁ֣ר עָלָ֔יו וַיִּתֵּ֕ן עַל־שִׁבְעִ֥ים אִ֖ישׁ הַזְּקֵנִ֑ים וַיְהִ֗י כְּנ֤וֹחַ עֲלֵיהֶם֙ הָר֔וּחַ וַיִּֽתְנַבְּא֖וּ וְלֹ֥א יָסָֽפוּ׃
Adonay bulut içinde indi ve Moşe’ye konuştu. Onun üzerindeki ruhtan ayırıp yetmiş ileri gelenin üzerine koydu. Ruh üzerlerine konduğunda peygamberlik ettiler, ama bir daha etmediler.
Halo hema beever hayarden ahare dereh mevo haşemeş beerets hakenaani hayoşev baarava mul hagilgal etsel elone more.
הֲלֹא־הֵ֜מָּה בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֗ן אַֽחֲרֵי֙ דֶּ֚רֶךְ מְב֣וֹא הַשֶּׁ֔מֶשׁ בְּאֶ֙רֶץ֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י הַיֹּשֵׁ֖ב בָּעֲרָבָ֑ה מ֚וּל הַגִּלְגָּ֔ל אֵ֖צֶל אֵלוֹנֵ֥י מֹרֶֽה׃
Onlar Yarden’in ötesinde, gün batısı yolunun ardında, Arava’da yaşayan Kenaanlıların ülkesinde, Gilgal’ın karşısında, More meşelerinin yanında değil mi?
Lo tita leha aşera kol ets etsel mizbah Adonay eloheha aşer taase lah.
לֹֽא־תִטַּ֥ע לְךָ֛ אֲשֵׁרָ֖ה כָּל־עֵ֑ץ אֵ֗צֶל מִזְבַּ֛ח יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ אֲשֶׁ֥ר תַּעֲשֶׂה־לָּֽךְ׃ (ס)
Tanrın Adonay için yapacağın sunağın yanına bir aşera, herhangi bir ağaç dikmeyeceksin.
Temel kelimeler (lemmalar)
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.