İbranice
וַיִּפֹּ֥ל יוֹסֵ֖ף עַל־פְּנֵ֣י אָבִ֑יו וַיֵּ֥בְךְּ עָלָ֖יו וַיִּשַּׁק־לֽוֹ׃
Türkçe okunuş
Vayipol yosef al pene aviv vayevk alav vayişak lo.
Türkçe çeviri
Yosef babasının yüzüne kapanıp ağladı ve onu öptü.
וַיִּפֹּ֥ל יוֹסֵ֖ף עַל־פְּנֵ֣י אָבִ֑יו וַיֵּ֥בְךְּ עָלָ֖יו וַיִּשַּׁק־לֽוֹ׃
Vayipol yosef al pene aviv vayevk alav vayişak lo.
Yosef babasının yüzüne kapanıp ağladı ve onu öptü.
וַיְצַ֨ו יוֹסֵ֤ף אֶת־עֲבָדָיו֙ אֶת־הָרֹ֣פְאִ֔ים לַחֲנֹ֖ט אֶת־אָבִ֑יו וַיַּחַנְט֥וּ הָרֹפְאִ֖ים אֶת־יִשְׂרָאֵֽל׃
Vayetsav yosef et avadav et harofeim lahanot et aviv vayahantu harofeim et yisrael.
Yosef, hizmetindeki hekimlere babasını mumyalamalarını buyurdu. Hekimler İsrael’i mumyaladılar.
וַיִּמְלְאוּ־לוֹ֙ אַרְבָּעִ֣ים י֔וֹם כִּ֛י כֵּ֥ן יִמְלְא֖וּ יְמֵ֣י הַחֲנֻטִ֑ים וַיִּבְכּ֥וּ אֹת֛וֹ מִצְרַ֖יִם שִׁבְעִ֥ים יֽוֹם׃
Vayimleu lo arbaim yom ki ken yimleu yeme hahanutim vayivku oto mitsrayim şivim yom.
Bunun için kırk gün geçti; mumyalama bu kadar gün sürerdi. Mısırlılar onun için yetmiş gün ağladılar.
וַיַּֽעַבְרוּ֙ יְמֵ֣י בְכִית֔וֹ וַיְדַבֵּ֣ר יוֹסֵ֔ף אֶל־בֵּ֥ית פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵ֣ינֵיכֶ֔ם דַּבְּרוּ־נָ֕א בְּאָזְנֵ֥י פַרְעֹ֖ה לֵאמֹֽר׃
Vayaavru yeme vehito vayedaber yosef el bet paro lemor im na matsati hen beenehem daberu na beozne faro lemor.
Onun için yas günleri bitince Yosef, Firavun’un ev halkına şöyle dedi: “Eğer beni hoş tutmak istiyorsanız, lütfen Firavun’a şunları iletin:
אָבִ֞י הִשְׁבִּיעַ֣נִי לֵאמֹ֗ר הִנֵּ֣ה אָנֹכִי֮ מֵת֒ בְּקִבְרִ֗י אֲשֶׁ֨ר כָּרִ֤יתִי לִי֙ בְּאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן שָׁ֖מָּה תִּקְבְּרֵ֑נִי וְעַתָּ֗ה אֶֽעֱלֶה־נָּ֛א וְאֶקְבְּרָ֥ה אֶת־אָבִ֖י וְאָשֽׁוּבָה׃
Avi hişbiani lemor hine anohi met bekivri aşer kariti li beerets kenaan şama tikbereni veata eele na veekbera et avi veaşuva.
‘Babam bana yemin ettirerek, Ben ölmek üzereyim; beni Kenaan ülkesinde kendim için kazdığım mezara göm, dedi. Şimdi lütfen gidip babamı gömeyim, sonra geri döneceğim.’”
וַיֹּ֖אמֶר פַּרְעֹ֑ה עֲלֵ֛ה וּקְבֹ֥ר אֶת־אָבִ֖יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר הִשְׁבִּיעֶֽךָ׃
Vayomer paro ale ukevor et aviha kaaşer hişbieha.
Firavun, “Git, sana yemin ettirdiği gibi babanı göm” dedi.
וַיַּ֥עַל יוֹסֵ֖ף לִקְבֹּ֣ר אֶת־אָבִ֑יו וַיַּֽעֲל֨וּ אִתּ֜וֹ כָּל־עַבְדֵ֤י פַרְעֹה֙ זִקְנֵ֣י בֵית֔וֹ וְכֹ֖ל זִקְנֵ֥י אֶֽרֶץ־מִצְרָֽיִם׃
Vayaal yosef likbor et aviv vayaalu ito kol avde faro zikne veto vehol zikne erets mitsrayim.
Yosef babasını gömmek üzere yola çıktı. Firavun’un bütün görevlileri, sarayının ileri gelenleri ve Mısır ülkesinin bütün ileri gelenleri de onunla gitti.
וְכֹל֙ בֵּ֣ית יוֹסֵ֔ף וְאֶחָ֖יו וּבֵ֣ית אָבִ֑יו רַ֗ק טַפָּם֙ וְצֹאנָ֣ם וּבְקָרָ֔ם עָזְב֖וּ בְּאֶ֥רֶץ גֹּֽשֶׁן׃
Vehol bet yosef veehav uvet aviv rak tapam vetsonam uvekaram azevu beerets goşen.
Yosef’in bütün ev halkı, kardeşleri ve babasının ev halkı da gitti. Goşen bölgesinde yalnız çocuklarını, davarlarını ve sığırlarını bıraktılar.
וַיַּ֣עַל עִמּ֔וֹ גַּם־רֶ֖כֶב גַּם־פָּרָשִׁ֑ים וַיְהִ֥י הַֽמַּחֲנֶ֖ה כָּבֵ֥ד מְאֹֽד׃
Vayaal imo gam rehev gam paraşim vayehi hamahane kaved meod.
Savaş arabaları ve atlılar da onunla gitti. Çok büyük bir topluluk oluştu.
וַיָּבֹ֜אוּ עַד־גֹּ֣רֶן הָאָטָ֗ד אֲשֶׁר֙ בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֔ן וַיִּ֨סְפְּדוּ־שָׁ֔ם מִסְפֵּ֛ד גָּד֥וֹל וְכָבֵ֖ד מְאֹ֑ד וַיַּ֧עַשׂ לְאָבִ֛יו אֵ֖בֶל שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Vayavou ad goren haatad aşer beever hayarden vayispedu şam misped gadol vehaved meod vayaas leaviv evel şivat yamim.
Yarden’in öte yakasındaki Goren Haatad’a geldiler. Orada çok büyük ve acı bir ağıt yaktılar. Yosef babası için yedi gün yas tuttu.
וַיַּ֡רְא יוֹשֵׁב֩ הָאָ֨רֶץ הַֽכְּנַעֲנִ֜י אֶת־הָאֵ֗בֶל בְּגֹ֙רֶן֙ הָֽאָטָ֔ד וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֵֽבֶל־כָּבֵ֥ד זֶ֖ה לְמִצְרָ֑יִם עַל־כֵּ֞ן קָרָ֤א שְׁמָהּ֙ אָבֵ֣ל מִצְרַ֔יִם אֲשֶׁ֖ר בְּעֵ֥בֶר הַיַּרְדֵּֽן׃
Vayar yoşev haarets hakenaani et haevel begoren haatad vayomeru evel kaved ze lemitsrayim al ken kara şemah avel mitsrayim aşer beever hayarden.
Ülkenin Kenaanlı halkı Goren Haatad’daki yası görünce, “Mısırlılar için ne ağır bir yas!” dedi. Bu yüzden Yarden’in öte yakasındaki o yere Avel Mitsrayim adı verildi.
וַיַּעֲשׂ֥וּ בָנָ֖יו ל֑וֹ כֵּ֖ן כַּאֲשֶׁ֥ר צִוָּֽם׃
Vayaasu vanav lo ken kaaşer tsivam.
Oğulları, Yaakov’un kendilerine buyurduğu gibi yaptılar.
וַיִּשְׂא֨וּ אֹת֤וֹ בָנָיו֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיִּקְבְּר֣וּ אֹת֔וֹ בִּמְעָרַ֖ת שְׂדֵ֣ה הַמַּכְפֵּלָ֑ה אֲשֶׁ֣ר קָנָה֩ אַבְרָהָ֨ם אֶת־הַשָּׂדֶ֜ה לַאֲחֻזַּת־קֶ֗בֶר מֵאֵ֛ת עֶפְרֹ֥ן הַחִתִּ֖י עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵֽא׃
Vayisu oto vanav artsa kenaan vayikberu oto bimarat sede hamahpela aşer kana avraham et hasade laahuzat kever meet efron hahiti al pene mamre.
Onu Kenaan ülkesine taşıyıp Mahpela tarlasındaki mağaraya gömdüler. Avraam o tarlayı mezar yeri olarak, Mamre’nin karşısında Hiti Efron’dan satın almıştı.
וַיָּ֨שָׁב יוֹסֵ֤ף מִצְרַ֙יְמָה֙ ה֣וּא וְאֶחָ֔יו וְכָל־הָעֹלִ֥ים אִתּ֖וֹ לִקְבֹּ֣ר אֶת־אָבִ֑יו אַחֲרֵ֖י קָבְר֥וֹ אֶת־אָבִֽיו׃
Vayaşov yosef mitsrayma u veehav vehol haolim ito likbor et aviv ahare kavero et aviv.
Yosef babasını gömdükten sonra kardeşleriyle ve babasını gömmek için kendisiyle gelenlerin hepsiyle birlikte Mısır’a döndü.
וַיִּרְא֤וּ אֲחֵֽי־יוֹסֵף֙ כִּי־מֵ֣ת אֲבִיהֶ֔ם וַיֹּ֣אמְר֔וּ ל֥וּ יִשְׂטְמֵ֖נוּ יוֹסֵ֑ף וְהָשֵׁ֤ב יָשִׁיב֙ לָ֔נוּ אֵ֚ת כָּל־הָ֣רָעָ֔ה אֲשֶׁ֥ר גָּמַ֖לְנוּ אֹתֽוֹ׃
Vayiru ahe yosef ki met avihem vayomeru lu yistemenu yosef vehaşev yaşiv lanu et kol haraa aşer gamalnu oto.
Yosef’in kardeşleri babalarının öldüğünü görünce, “Ya Yosef bize kin besliyorsa?” dediler. “Ona yaptığımız bütün kötülüğü bize geri öderse?”
וַיְצַוּ֕וּ אֶל־יוֹסֵ֖ף לֵאמֹ֑ר אָבִ֣יךָ צִוָּ֔ה לִפְנֵ֥י מוֹת֖וֹ לֵאמֹֽר׃
Vayetsavu el yosef lemor aviha tsiva lifne moto lemor.
Yosef’e şu haberi gönderdiler: “Baban ölmeden önce şöyle buyurmuştu:
כֹּֽה־תֹאמְר֣וּ לְיוֹסֵ֗ף אָ֣נָּ֡א שָׂ֣א נָ֠א פֶּ֣שַׁע אַחֶ֤יךָ וְחַטָּאתָם֙ כִּי־רָעָ֣ה גְמָל֔וּךָ וְעַתָּה֙ שָׂ֣א נָ֔א לְפֶ֥שַׁע עַבְדֵ֖י אֱלֹהֵ֣י אָבִ֑יךָ וַיֵּ֥בְךְּ יוֹסֵ֖ף בְּדַבְּרָ֥ם אֵלָֽיו׃
Ko tomeru leyosef ana sa na peşa aheha vehatatam ki raa gemaluha veata sa na lefeşa avde elohe aviha vayevk yosef bedaberam elav.
‘Yosef’e şöyle söyleyin: Kardeşlerinin suçunu ve günahını lütfen bağışla; çünkü sana kötülük ettiler.’ Şimdi lütfen babanın Tanrısı’nın kullarının suçunu bağışla.” Bu sözler ona iletilirken Yosef ağladı.
וַיֵּלְכוּ֙ גַּם־אֶחָ֔יו וַֽיִּפְּל֖וּ לְפָנָ֑יו וַיֹּ֣אמְר֔וּ הִנֶּ֥נּֽוּ לְךָ֖ לַעֲבָדִֽים׃
Vayelehu gam ehav vayipelu lefanav vayomeru hinenu leha laavadim.
Kardeşleri de gelip önünde yere kapandılar. “İşte, kölelerin olarak karşındayız” dediler.
וַיֹּ֧אמֶר אֲלֵהֶ֛ם יוֹסֵ֖ף אַל־תִּירָ֑אוּ כִּ֛י הֲתַ֥חַת אֱלֹהִ֖ים אָֽנִי׃
Vayomer alehem yosef al tirau ki hatahat Elohim ani.
Yosef onlara, “Korkmayın” dedi. “Ben Tanrı’nın yerinde miyim?
וְאַתֶּ֕ם חֲשַׁבְתֶּ֥ם עָלַ֖י רָעָ֑ה אֱלֹהִים֙ חֲשָׁבָ֣הּ לְטֹבָ֔ה לְמַ֗עַן עֲשֹׂ֛ה כַּיּ֥וֹם הַזֶּ֖ה לְהַחֲיֹ֥ת עַם־רָֽב׃
Veatem haşavtem alay raa Elohim haşavah letova lemaan aso kayom haze lehahayot am rav.
Siz bana kötülük tasarladınız; Tanrı ise bugün olduğu gibi birçok insanı hayatta tutmak için bunu iyiliğe yöneltti.
וְעַתָּה֙ אַל־תִּירָ֔אוּ אָנֹכִ֛י אֲכַלְכֵּ֥ל אֶתְכֶ֖ם וְאֶֽת־טַפְּכֶ֑ם וַיְנַחֵ֣ם אוֹתָ֔ם וַיְדַבֵּ֖ר עַל־לִבָּֽם׃
Veata al tirau anohi ahalkel ethem veet tapehem vayenahem otam vayedaber al libam.
Şimdi korkmayın. Size de çocuklarınıza da ben bakacağım.” Böylece onları teselli etti, içlerini rahatlatan sözler söyledi.
וַיֵּ֤שֶׁב יוֹסֵף֙ בְּמִצְרַ֔יִם ה֖וּא וּבֵ֣ית אָבִ֑יו וַיְחִ֣י יוֹסֵ֔ף מֵאָ֥ה וָעֶ֖שֶׂר שָׁנִֽים׃
Vayeşev yosef bemitsrayim u uvet aviv vayehi yosef mea vaeser şanim.
Yosef ve babasının ev halkı Mısır’da kaldı. Yosef yüz on yıl yaşadı.
וַיַּ֤רְא יוֹסֵף֙ לְאֶפְרַ֔יִם בְּנֵ֖י שִׁלֵּשִׁ֑ים גַּ֗ם בְּנֵ֤י מָכִיר֙ בֶּן־מְנַשֶּׁ֔ה יֻלְּד֖וּ עַל־בִּרְכֵּ֥י יוֹסֵֽף׃
Vayar yosef leefrayim bene şileşim gam bene mahir ben menaşe yuledu al birke yosef.
Yosef, Efrayim’in soyunun üçüncü kuşağını gördü. Menaşe’nin oğlu Mahir’in çocukları da Yosef’in dizlerinde büyüdü.
וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־אֶחָ֔יו אָנֹכִ֖י מֵ֑ת וֵֽאלֹהִ֞ים פָּקֹ֧ד יִפְקֹ֣ד אֶתְכֶ֗ם וְהֶעֱלָ֤ה אֶתְכֶם֙ מִן־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֛ע לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹֽב׃
Vayomer yosef el ehav anohi met velohim pakod yifkod ethem veheela ethem min haarets hazot el haarets aşer nişba leavraham leyitshak uleyaakov.
Yosef kardeşlerine, “Ben ölmek üzereyim” dedi. “Ama Tanrı sizi mutlaka hatırlayıp yardımınıza gelecek. Sizi bu ülkeden çıkarıp Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a yeminle söz verdiği ülkeye götürecek.”
וַיַּשְׁבַּ֣ע יוֹסֵ֔ף אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל לֵאמֹ֑ר פָּקֹ֨ד יִפְקֹ֤ד אֱלֹהִים֙ אֶתְכֶ֔ם וְהַעֲלִתֶ֥ם אֶת־עַצְמֹתַ֖י מִזֶּֽה׃
Vayaşba yosef et bene yisrael lemor pakod yifkod Elohim ethem vehaalitem et atsmotay mize.
Yosef, İsrael oğullarına yemin ettirerek şöyle dedi: “Tanrı sizi mutlaka hatırlayıp yardımınıza gelecek. O zaman kemiklerimi buradan götürün.”
וַיָּ֣מָת יוֹסֵ֔ף בֶּן־מֵאָ֥ה וָעֶ֖שֶׂר שָׁנִ֑ים וַיַּחַנְט֣וּ אֹת֔וֹ וַיִּ֥ישֶׂם בָּאָר֖וֹן בְּמִצְרָֽיִם׃
Vayamot yosef ben mea vaeser şanim vayahantu oto vayisem baaron bemitsrayim.
Yosef yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır’da bir tabuta koydular.
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.