İçeriğe geç

Bereşit 41

%100
Bereşit 41:1

İbranice

וַיְהִ֕י מִקֵּ֖ץ שְׁנָתַ֣יִם יָמִ֑ים וּפַרְעֹ֣ה חֹלֵ֔ם וְהִנֵּ֖ה עֹמֵ֥ד עַל־הַיְאֹֽר׃

Türkçe okunuş

Vayehi mikets şenatayim yamim ufaro holem vehine omed al hayeor.

Türkçe çeviri

İki tam yılın sonunda Firavun bir rüya gördü. Nil’in kıyısında duruyordu.

Bereşit 41:2

İbranice

וְהִנֵּ֣ה מִן־הַיְאֹ֗ר עֹלֹת֙ שֶׁ֣בַע פָּר֔וֹת יְפ֥וֹת מַרְאֶ֖ה וּבְרִיאֹ֣ת בָּשָׂ֑ר וַתִּרְעֶ֖ינָה בָּאָֽחוּ׃

Türkçe okunuş

Vehine min hayeor olot şeva parot yefot mare uveriot basar vatirena baahu.

Türkçe çeviri

Irmakta güzel görünüşlü, semiz yedi inek belirdi. Sudan çıkıp sazlıkta otlamaya başladılar.

Bereşit 41:3

İbranice

וְהִנֵּ֞ה שֶׁ֧בַע פָּר֣וֹת אֲחֵר֗וֹת עֹל֤וֹת אַחֲרֵיהֶן֙ מִן־הַיְאֹ֔ר רָע֥וֹת מַרְאֶ֖ה וְדַקּ֣וֹת בָּשָׂ֑ר וַֽתַּעֲמֹ֛דְנָה אֵ֥צֶל הַפָּר֖וֹת עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃

Türkçe okunuş

Vehine şeva parot aherot olot aharehen min hayeor raot mare vedakot basar vataamodena etsel haparot al sefat hayeor.

Türkçe çeviri

Ardından çirkin görünüşlü, cılız yedi inek daha ırmaktan çıktı. Irmak kıyısında öteki ineklerin yanında durdular.

Bereşit 41:4

İbranice

וַתֹּאכַ֣לְנָה הַפָּר֗וֹת רָע֤וֹת הַמַּרְאֶה֙ וְדַקֹּ֣ת הַבָּשָׂ֔ר אֵ֚ת שֶׁ֣בַע הַפָּר֔וֹת יְפֹ֥ת הַמַּרְאֶ֖ה וְהַבְּרִיאֹ֑ת וַיִּיקַ֖ץ פַּרְעֹֽה׃

Türkçe okunuş

Vatohalna haparot raot hamare vedakot habasar et şeva haparot yefot hamare vehaberiot vayikats paro.

Türkçe çeviri

Çirkin görünüşlü, cılız inekler güzel görünüşlü, semiz yedi ineği yediler. Firavun uyandı.

Bereşit 41:5

İbranice

וַיִּישָׁ֕ן וַֽיַּחֲלֹ֖ם שֵׁנִ֑ית וְהִנֵּ֣ה ׀ שֶׁ֣בַע שִׁבֳּלִ֗ים עֹל֛וֹת בְּקָנֶ֥ה אֶחָ֖ד בְּרִיא֥וֹת וְטֹבֽוֹת׃

Türkçe okunuş

Vayişan vayahalom şenit vehine şeva şibolim olot bekane ehad beriot vetovot.

Türkçe çeviri

Yeniden uyuyup ikinci bir rüya gördü. Tek sapta dolgun ve güzel yedi başak büyüyordu.

Bereşit 41:6

İbranice

וְהִנֵּה֙ שֶׁ֣בַע שִׁבֳּלִ֔ים דַּקּ֖וֹת וּשְׁדוּפֹ֣ת קָדִ֑ים צֹמְח֖וֹת אַחֲרֵיהֶֽן׃

Türkçe okunuş

Vehine şeva şibolim dakot uşedufot kadim tsomehot aharehen.

Türkçe çeviri

Ardından ince, doğu rüzgârıyla kavrulmuş yedi başak daha çıktı.

Bereşit 41:7

İbranice

וַתִּבְלַ֙עְנָה֙ הַשִּׁבֳּלִ֣ים הַדַּקּ֔וֹת אֵ֚ת שֶׁ֣בַע הַֽשִּׁבֳּלִ֔ים הַבְּרִיא֖וֹת וְהַמְּלֵא֑וֹת וַיִּיקַ֥ץ פַּרְעֹ֖ה וְהִנֵּ֥ה חֲלֽוֹם׃

Türkçe okunuş

Vativlana haşibolim hadakot et şeva haşibolim haberiot vehameleot vayikats paro vehine halom.

Türkçe çeviri

İnce başaklar dolgun, dolu yedi başağı yuttu. Firavun uyandı; bunun bir rüya olduğunu gördü.

Bereşit 41:8

İbranice

וַיְהִ֤י בַבֹּ֙קֶר֙ וַתִּפָּ֣עֶם רוּח֔וֹ וַיִּשְׁלַ֗ח וַיִּקְרָ֛א אֶת־כָּל־חַרְטֻמֵּ֥י מִצְרַ֖יִם וְאֶת־כָּל־חֲכָמֶ֑יהָ וַיְסַפֵּ֨ר פַּרְעֹ֤ה לָהֶם֙ אֶת־חֲלֹמ֔וֹ וְאֵין־פּוֹתֵ֥ר אוֹתָ֖ם לְפַרְעֹֽה׃

Türkçe okunuş

Vayehi vaboker vatipaem ruho vayişlah vayikra et kol hartume mitsrayim veet kol hahameha vayesaper paro lahem et halomo veen poter otam lefaro.

Türkçe çeviri

Sabah ruhu huzursuzdu. Haber gönderip Mısır’ın bütün büyücüleriyle bilgelerini çağırttı. Rüyasını onlara anlattı, ama Firavun’a bunları yorumlayabilen olmadı.

Bereşit 41:9

İbranice

וַיְדַבֵּר֙ שַׂ֣ר הַמַּשְׁקִ֔ים אֶת־פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר אֶת־חֲטָאַ֕י אֲנִ֖י מַזְכִּ֥יר הַיּֽוֹם׃

Türkçe okunuş

Vayedaber sar hamaşkim et paro lemor et hataay ani mazkir hayom.

Türkçe çeviri

Başsaki Firavun’a şöyle dedi: “Bugün kusurlarımı hatırlıyorum.

Bereşit 41:10

İbranice

פַּרְעֹ֖ה קָצַ֣ף עַל־עֲבָדָ֑יו וַיִּתֵּ֨ן אֹתִ֜י בְּמִשְׁמַ֗ר בֵּ֚ית שַׂ֣ר הַטַּבָּחִ֔ים אֹתִ֕י וְאֵ֖ת שַׂ֥ר הָאֹפִֽים׃

Türkçe okunuş

Paro katsaf al avadav vayiten oti bemişmar bet sar hatabahim oti veet sar haofim.

Türkçe çeviri

Firavun, kullarına öfkelenmiş, beni ve başfırıncıyı muhafızların başının evinde gözaltına aldırmıştı.

Bereşit 41:11

İbranice

וַנַּֽחַלְמָ֥ה חֲל֛וֹם בְּלַ֥יְלָה אֶחָ֖ד אֲנִ֣י וָה֑וּא אִ֛ישׁ כְּפִתְר֥וֹן חֲלֹמ֖וֹ חָלָֽמְנוּ׃

Türkçe okunuş

Vanahalma halom belayla ehad ani vau iş kefitron halomo halamenu.

Türkçe çeviri

O ve ben aynı gece birer rüya gördük. Her birimizin gördüğü rüyanın kendine özgü bir anlamı vardı.

Bereşit 41:12

İbranice

וְשָׁ֨ם אִתָּ֜נוּ נַ֣עַר עִבְרִ֗י עֶ֚בֶד לְשַׂ֣ר הַטַּבָּחִ֔ים וַנְּ֨סַפֶּר־ל֔וֹ וַיִּפְתָּר־לָ֖נוּ אֶת־חֲלֹמֹתֵ֑ינוּ אִ֥ישׁ כַּחֲלֹמ֖וֹ פָּתָֽר׃

Türkçe okunuş

Veşam itanu naar ivri eved lesar hatabahim vanesaper lo vayiftar lanu et halomotenu iş kahalomo patar.

Türkçe çeviri

Orada bizimle birlikte muhafızların başının kölesi olan genç bir İbrani vardı. Ona anlattık; rüyalarımızı yorumladı. Her birimize kendi rüyasına göre yorum yaptı.

Bereşit 41:13

İbranice

וַיְהִ֛י כַּאֲשֶׁ֥ר פָּֽתַר־לָ֖נוּ כֵּ֣ן הָיָ֑ה אֹתִ֛י הֵשִׁ֥יב עַל־כַּנִּ֖י וְאֹת֥וֹ תָלָֽה׃

Türkçe okunuş

Vayehi kaaşer patar lanu ken haya oti heşiv al kani veoto tala.

Türkçe çeviri

Bize nasıl yorumladıysa öyle oldu: Ben görevime geri getirildim, o ise asıldı.”

Bereşit 41:14

İbranice

וַיִּשְׁלַ֤ח פַּרְעֹה֙ וַיִּקְרָ֣א אֶת־יוֹסֵ֔ף וַיְרִיצֻ֖הוּ מִן־הַבּ֑וֹר וַיְגַלַּח֙ וַיְחַלֵּ֣ף שִׂמְלֹתָ֔יו וַיָּבֹ֖א אֶל־פַּרְעֹֽה׃

Türkçe okunuş

Vayişlah paro vayikra et yosef vayeritsuu min habor vayegalah vayehalef simlotav vayavo el paro.

Türkçe çeviri

Firavun haber gönderip Yosef’i çağırttı. Onu çukurdan hızla çıkardılar. Yosef tıraş oldu, giysilerini değiştirdi ve Firavun’un yanına geldi.

Bereşit 41:15

İbranice

וַיֹּ֤אמֶר פַּרְעֹה֙ אֶל־יוֹסֵ֔ף חֲל֣וֹם חָלַ֔מְתִּי וּפֹתֵ֖ר אֵ֣ין אֹת֑וֹ וַאֲנִ֗י שָׁמַ֤עְתִּי עָלֶ֙יךָ֙ לֵאמֹ֔ר תִּשְׁמַ֥ע חֲל֖וֹם לִפְתֹּ֥ר אֹתֽוֹ׃

Türkçe okunuş

Vayomer paro el yosef halom halamti ufoter en oto vaani şamati aleha lemor tişma halom liftor oto.

Türkçe çeviri

Firavun, Yosef’e, “Bir rüya gördüm; onu yorumlayan yok” dedi. “Senin hakkında, bir rüya duyduğunda onu yorumlayabildiğini işittim.”

Bereşit 41:16

İbranice

וַיַּ֨עַן יוֹסֵ֧ף אֶת־פַּרְעֹ֛ה לֵאמֹ֖ר בִּלְעָדָ֑י אֱלֹהִ֕ים יַעֲנֶ֖ה אֶת־שְׁל֥וֹם פַּרְעֹֽה׃

Türkçe okunuş

Vayaan yosef et paro lemor biladay Elohim yaane et şelom paro.

Türkçe çeviri

Yosef, Firavun’a, “Bu benden gelmez” diye cevap verdi. “Firavun’un esenliği için cevabı Tanrı verecektir.”

Bereşit 41:17

İbranice

וַיְדַבֵּ֥ר פַּרְעֹ֖ה אֶל־יוֹסֵ֑ף בַּחֲלֹמִ֕י הִנְנִ֥י עֹמֵ֖ד עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃

Türkçe okunuş

Vayedaber paro el yosef bahalomi hinni omed al sefat hayeor.

Türkçe çeviri

Firavun, Yosef’e şöyle anlattı: “Rüyamda Nil’in kıyısında duruyordum.

Bereşit 41:18

İbranice

וְהִנֵּ֣ה מִן־הַיְאֹ֗ר עֹלֹת֙ שֶׁ֣בַע פָּר֔וֹת בְּרִיא֥וֹת בָּשָׂ֖ר וִיפֹ֣ת תֹּ֑אַר וַתִּרְעֶ֖ינָה בָּאָֽחוּ׃

Türkçe okunuş

Vehine min hayeor olot şeva parot beriot basar vifot toar vatirena baahu.

Türkçe çeviri

Irmakta semiz, güzel yapılı yedi inek belirdi. Sudan çıkıp sazlıkta otlamaya başladılar.

Bereşit 41:19

İbranice

וְהִנֵּ֞ה שֶֽׁבַע־פָּר֤וֹת אֲחֵרוֹת֙ עֹל֣וֹת אַחֲרֵיהֶ֔ן דַּלּ֨וֹת וְרָע֥וֹת תֹּ֛אַר מְאֹ֖ד וְרַקּ֣וֹת בָּשָׂ֑ר לֹֽא־רָאִ֧יתִי כָהֵ֛נָּה בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם לָרֹֽעַ׃

Türkçe okunuş

Vehine şeva parot aherot olot aharehen dalot veraot toar meod verakot basar lo raiti hahena behol erets mitsrayim laroa.

Türkçe çeviri

Ardından zayıf, çok çirkin görünüşlü, cılız yedi inek daha çıktı. Bütün Mısır ülkesinde onlar kadar kötü görünen inekler görmedim.

Bereşit 41:20

İbranice

וַתֹּאכַ֙לְנָה֙ הַפָּר֔וֹת הָרַקּ֖וֹת וְהָרָע֑וֹת אֵ֣ת שֶׁ֧בַע הַפָּר֛וֹת הָרִאשֹׁנ֖וֹת הַבְּרִיאֹֽת׃

Türkçe okunuş

Vatohalna haparot harakot veharaot et şeva haparot harişonot haberiot.

Türkçe çeviri

Cılız ve çirkin inekler önce çıkan semiz yedi ineği yediler.

Bereşit 41:21

İbranice

וַתָּבֹ֣אנָה אֶל־קִרְבֶּ֗נָה וְלֹ֤א נוֹדַע֙ כִּי־בָ֣אוּ אֶל־קִרְבֶּ֔נָה וּמַרְאֵיהֶ֣ן רַ֔ע כַּאֲשֶׁ֖ר בַּתְּחִלָּ֑ה וָאִיקָֽץ׃

Türkçe okunuş

Vatavona el kirbena velo noda ki vau el kirbena umarehen ra kaaşer batehila vaikats.

Türkçe çeviri

Onları yutmuşlardı, ama yuttukları belli olmuyordu. Görünüşleri başlangıçtaki kadar kötüydü. Sonra uyandım.

Bereşit 41:22

İbranice

וָאֵ֖רֶא בַּחֲלֹמִ֑י וְהִנֵּ֣ה ׀ שֶׁ֣בַע שִׁבֳּלִ֗ים עֹלֹ֛ת בְּקָנֶ֥ה אֶחָ֖ד מְלֵאֹ֥ת וְטֹבֽוֹת׃

Türkçe okunuş

Vaere bahalomi vehine şeva şibolim olot bekane ehad meleot vetovot.

Türkçe çeviri

Rüyamda ayrıca tek sapta büyüyen dolu, güzel yedi başak gördüm.

Bereşit 41:23

İbranice

וְהִנֵּה֙ שֶׁ֣בַע שִׁבֳּלִ֔ים צְנֻמ֥וֹת דַּקּ֖וֹת שְׁדֻפ֣וֹת קָדִ֑ים צֹמְח֖וֹת אַחֲרֵיהֶֽם׃

Türkçe okunuş

Vehine şeva şibolim tsenumot dakot şedufot kadim tsomehot aharehem.

Türkçe çeviri

Ardından kurumuş, ince, doğu rüzgârıyla kavrulmuş yedi başak daha çıktı.

Bereşit 41:24

İbranice

וַתִּבְלַ֙עְןָ֙ הָשִׁבֳּלִ֣ים הַדַּקֹּ֔ת אֵ֛ת שֶׁ֥בַע הַֽשִׁבֳּלִ֖ים הַטֹּב֑וֹת וָֽאֹמַר֙ אֶל־הַֽחַרְטֻמִּ֔ים וְאֵ֥ין מַגִּ֖יד לִֽי׃

Türkçe okunuş

Vativlana hoşibolim hadakot et şeva haşibolim hatovot vaomar el hahartumim veen magid li.

Türkçe çeviri

İnce başaklar güzel yedi başağı yuttu. Büyücülere anlattım, ama bana açıklayabilen olmadı.”

Bereşit 41:25

İbranice

וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה חֲל֥וֹם פַּרְעֹ֖ה אֶחָ֣ד ה֑וּא אֵ֣ת אֲשֶׁ֧ר הָאֱלֹהִ֛ים עֹשֶׂ֖ה הִגִּ֥יד לְפַרְעֹֽה׃

Türkçe okunuş

Vayomer yosef el paro halom paro ehad u et aşer haelohim ose higid lefaro.

Türkçe çeviri

Yosef, Firavun’a şöyle dedi: “Firavun’un rüyası birdir. Tanrı yapacağını Firavun’a bildirmiştir.

Bereşit 41:26

İbranice

שֶׁ֧בַע פָּרֹ֣ת הַטֹּבֹ֗ת שֶׁ֤בַע שָׁנִים֙ הֵ֔נָּה וְשֶׁ֤בַע הַֽשִּׁבֳּלִים֙ הַטֹּבֹ֔ת שֶׁ֥בַע שָׁנִ֖ים הֵ֑נָּה חֲל֖וֹם אֶחָ֥ד הֽוּא׃

Türkçe okunuş

Şeva parot hatovot şeva şanim hena veşeva haşibolim hatovot şeva şanim hena halom ehad u.

Türkçe çeviri

Yedi güzel inek yedi yıldır. Yedi güzel başak da yedi yıldır. İkisi aynı rüyadır.

Bereşit 41:27

İbranice

וְשֶׁ֣בַע הַ֠פָּרוֹת הָֽרַקּ֨וֹת וְהָרָעֹ֜ת הָעֹלֹ֣ת אַחֲרֵיהֶ֗ן שֶׁ֤בַע שָׁנִים֙ הֵ֔נָּה וְשֶׁ֤בַע הַֽשִׁבֳּלִים֙ הָרֵק֔וֹת שְׁדֻפ֖וֹת הַקָּדִ֑ים יִהְי֕וּ שֶׁ֖בַע שְׁנֵ֥י רָעָֽב׃

Türkçe okunuş

Veşeva haparot harakot veharaot haolot aharehen şeva şanim hena veşeva haşibolim harekot şedufot hakadim yihyu şeva şene raav.

Türkçe çeviri

Onların ardından çıkan cılız, çirkin yedi inek yedi yıldır. Doğu rüzgârıyla kavrulmuş, boş yedi başak da yedi kıtlık yılı olacaktır.

Bereşit 41:28

İbranice

ה֣וּא הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֖רְתִּי אֶל־פַּרְעֹ֑ה אֲשֶׁ֧ר הָאֱלֹהִ֛ים עֹשֶׂ֖ה הֶרְאָ֥ה אֶת־פַּרְעֹֽה׃

Türkçe okunuş

U hadavar aşer dibarti el paro aşer haelohim ose hera et paro.

Türkçe çeviri

Firavun’a söylediğim şudur: Tanrı yapacağını Firavun’a göstermiştir.

Bereşit 41:29

İbranice

הִנֵּ֛ה שֶׁ֥בַע שָׁנִ֖ים בָּא֑וֹת שָׂבָ֥ע גָּד֖וֹל בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Hine şeva şanim baot sava gadol behol erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Bütün Mısır ülkesinde büyük bolluk yaşanacak yedi yıl geliyor.

Bereşit 41:30

İbranice

וְ֠קָמוּ שֶׁ֨בַע שְׁנֵ֤י רָעָב֙ אַחֲרֵיהֶ֔ן וְנִשְׁכַּ֥ח כָּל־הַשָּׂבָ֖ע בְּאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְכִלָּ֥ה הָרָעָ֖ב אֶת־הָאָֽרֶץ׃

Türkçe okunuş

Vekamu şeva şene raav aharehen venişkah kol hasava beerets mitsrayim vehila haraav et haarets.

Türkçe çeviri

Ardından yedi kıtlık yılı başlayacak. Mısır ülkesindeki bütün bolluk unutulacak; kıtlık ülkeyi bitirecek.

Bereşit 41:31

İbranice

וְלֹֽא־יִוָּדַ֤ע הַשָּׂבָע֙ בָּאָ֔רֶץ מִפְּנֵ֛י הָרָעָ֥ב הַה֖וּא אַחֲרֵי־כֵ֑ן כִּֽי־כָבֵ֥ד ה֖וּא מְאֹֽד׃

Türkçe okunuş

Velo yivada hasava baarets mipene haraav hau ahare hen ki haved u meod.

Türkçe çeviri

Ardından gelen kıtlık yüzünden ülkedeki bolluktan hiçbir iz kalmayacak; çünkü kıtlık çok ağır olacak.

Bereşit 41:32

İbranice

וְעַ֨ל הִשָּׁנ֧וֹת הַחֲל֛וֹם אֶל־פַּרְעֹ֖ה פַּעֲמָ֑יִם כִּֽי־נָכ֤וֹן הַדָּבָר֙ מֵעִ֣ם הָאֱלֹהִ֔ים וּמְמַהֵ֥ר הָאֱלֹהִ֖ים לַעֲשֹׂתֽוֹ׃

Türkçe okunuş

Veal hişanot hahalom el paro paamayim ki nahon hadavar meim haelohim umemaher haelohim laasoto.

Türkçe çeviri

Rüyanın Firavun’a iki kez gösterilmesi, bu işin Tanrı tarafından kesinleştirildiğini ve Tanrı’nın onu yakında gerçekleştireceğini gösterir.

Bereşit 41:33

İbranice

וְעַתָּה֙ יֵרֶ֣א פַרְעֹ֔ה אִ֖ישׁ נָב֣וֹן וְחָכָ֑ם וִישִׁיתֵ֖הוּ עַל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Veata yere faro iş navon vehaham vişiteu al erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Şimdi Firavun anlayışlı ve bilge bir adam seçip onu Mısır ülkesinin başına koysun.

Bereşit 41:34

İbranice

יַעֲשֶׂ֣ה פַרְעֹ֔ה וְיַפְקֵ֥ד פְּקִדִ֖ים עַל־הָאָ֑רֶץ וְחִמֵּשׁ֙ אֶת־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּשֶׁ֖בַע שְׁנֵ֥י הַשָּׂבָֽע׃

Türkçe okunuş

Yaase faro veyafked pekidim al haarets vehimeş et erets mitsrayim beşeva şene hasava.

Türkçe çeviri

Firavun ülkeye görevliler atasın. Yedi bolluk yılı boyunca Mısır ülkesinin ürününün beşte birini alsın.

Bereşit 41:35

İbranice

וְיִקְבְּצ֗וּ אֶת־כָּל־אֹ֙כֶל֙ הַשָּׁנִ֣ים הַטֹּבֹ֔ת הַבָּאֹ֖ת הָאֵ֑לֶּה וְיִצְבְּרוּ־בָ֞ר תַּ֧חַת יַד־פַּרְעֹ֛ה אֹ֥כֶל בֶּעָרִ֖ים וְשָׁמָֽרוּ׃

Türkçe okunuş

Veyikbetsu et kol ohel haşanim hatovot habaot haele veyitsberu var tahat yad paro ohel bearim veşamaru.

Türkçe çeviri

Gelecek bu iyi yılların bütün yiyeceğini toplasınlar. Firavun’un yetkisi altında kentlerde tahıl biriktirip yiyecek olarak korusunlar.

Bereşit 41:36

İbranice

וְהָיָ֨ה הָאֹ֤כֶל לְפִקָּדוֹן֙ לָאָ֔רֶץ לְשֶׁ֙בַע֙ שְׁנֵ֣י הָרָעָ֔ב אֲשֶׁ֥ר תִּהְיֶ֖יןָ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְלֹֽא־תִכָּרֵ֥ת הָאָ֖רֶץ בָּרָעָֽב׃

Türkçe okunuş

Vehaya haohel lefikadon laarets leşeva şene haraav aşer tihyena beerets mitsrayim velo tikaret haarets baraav.

Türkçe çeviri

Bu yiyecek, Mısır ülkesinde yaşanacak yedi kıtlık yılı için ülkenin yedeği olsun. Böylece ülke kıtlıktan yok olmaz.”

Bereşit 41:37

İbranice

וַיִּיטַ֥ב הַדָּבָ֖ר בְּעֵינֵ֣י פַרְעֹ֑ה וּבְעֵינֵ֖י כָּל־עֲבָדָֽיו׃

Türkçe okunuş

Vayitav hadavar beene faro uveene kol avadav.

Türkçe çeviri

Bu öneri Firavun’un ve bütün görevlilerinin hoşuna gitti.

Bereşit 41:38

İbranice

וַיֹּ֥אמֶר פַּרְעֹ֖ה אֶל־עֲבָדָ֑יו הֲנִמְצָ֣א כָזֶ֔ה אִ֕ישׁ אֲשֶׁ֛ר ר֥וּחַ אֱלֹהִ֖ים בּֽוֹ׃

Türkçe okunuş

Vayomer paro el avadav hanimtsa haze iş aşer ruah Elohim bo.

Türkçe çeviri

Firavun görevlilerine, “Bunun gibi, içinde Tanrı’nın ruhu bulunan bir adam bulabilir miyiz?” dedi.

Bereşit 41:39

İbranice

וַיֹּ֤אמֶר פַּרְעֹה֙ אֶל־יוֹסֵ֔ף אַחֲרֵ֨י הוֹדִ֧יעַ אֱלֹהִ֛ים אוֹתְךָ֖ אֶת־כָּל־זֹ֑את אֵין־נָב֥וֹן וְחָכָ֖ם כָּמֽוֹךָ׃

Türkçe okunuş

Vayomer paro el yosef ahare hodia Elohim oteha et kol zot en navon vehaham kamoha.

Türkçe çeviri

Yosef’e de, “Tanrı bütün bunları sana bildirdiğine göre senin kadar anlayışlı ve bilge kimse yok” dedi.

Bereşit 41:40

İbranice

אַתָּה֙ תִּהְיֶ֣ה עַל־בֵּיתִ֔י וְעַל־פִּ֖יךָ יִשַּׁ֣ק כָּל־עַמִּ֑י רַ֥ק הַכִּסֵּ֖א אֶגְדַּ֥ל מִמֶּֽךָּ׃

Türkçe okunuş

Ata tihye al beti veal piha yişak kol ami rak hakise egdal mimeka.

Türkçe çeviri

“Sarayımın başında sen olacaksın; bütün halkım senin buyruğuna uyacak. Yalnız taht bakımından senden üstün olacağım.”

Bereşit 41:41

İbranice

וַיֹּ֥אמֶר פַּרְעֹ֖ה אֶל־יוֹסֵ֑ף רְאֵה֙ נָתַ֣תִּי אֹֽתְךָ֔ עַ֖ל כָּל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Vayomer paro el yosef ree natati oteha al kol erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Firavun, Yosef’e, “Bak, seni bütün Mısır ülkesinin başına koydum” dedi.

Bereşit 41:42

İbranice

וַיָּ֨סַר פַּרְעֹ֤ה אֶת־טַבַּעְתּוֹ֙ מֵעַ֣ל יָד֔וֹ וַיִּתֵּ֥ן אֹתָ֖הּ עַל־יַ֣ד יוֹסֵ֑ף וַיַּלְבֵּ֤שׁ אֹתוֹ֙ בִּגְדֵי־שֵׁ֔שׁ וַיָּ֛שֶׂם רְבִ֥ד הַזָּהָ֖ב עַל־צַוָּארֽוֹ׃

Türkçe okunuş

Vayasar paro et tabato meal yado vayiten otah al yad yosef vayalbeş oto bigde şeş vayasem revid hazahav al tsavaro.

Türkçe çeviri

Mühür yüzüğünü elinden çıkarıp Yosef’in eline taktı. Ona ince keten giysiler giydirdi, boynuna altın bir zincir taktı.

Bereşit 41:43

İbranice

וַיַּרְכֵּ֣ב אֹת֗וֹ בְּמִרְכֶּ֤בֶת הַמִּשְׁנֶה֙ אֲשֶׁר־ל֔וֹ וַיִּקְרְא֥וּ לְפָנָ֖יו אַבְרֵ֑ךְ וְנָת֣וֹן אֹת֔וֹ עַ֖ל כָּל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Vayarkev oto bemirkevet hamişne aşer lo vayikreu lefanav avreh venaton oto al kol erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Onu kendisinin ikinci arabasına bindirdi. Önünden, “Diz çökün!” diye seslendiler. Böylece onu bütün Mısır ülkesinin başına getirdi.

Bereşit 41:44

İbranice

וַיֹּ֧אמֶר פַּרְעֹ֛ה אֶל־יוֹסֵ֖ף אֲנִ֣י פַרְעֹ֑ה וּבִלְעָדֶ֗יךָ לֹֽא־יָרִ֨ים אִ֧ישׁ אֶת־יָד֛וֹ וְאֶת־רַגְל֖וֹ בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Vayomer paro el yosef ani faro uviladeha lo yarim iş et yado veet raglo behol erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Firavun, Yosef’e, “Ben Firavun’um” dedi. “Ama bütün Mısır ülkesinde senden izinsiz kimse elini ya da ayağını kaldırmayacak.”

Bereşit 41:45

İbranice

וַיִּקְרָ֨א פַרְעֹ֣ה שֵׁם־יוֹסֵף֮ צָֽפְנַ֣ת פַּעְנֵחַ֒ וַיִּתֶּן־ל֣וֹ אֶת־אָֽסְנַ֗ת בַּת־פּ֥וֹטִי פֶ֛רַע כֹּהֵ֥ן אֹ֖ן לְאִשָּׁ֑ה וַיֵּצֵ֥א יוֹסֵ֖ף עַל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Vayikra faro şem yosef tsafenat paneah vayiten lo et asenat bat poti fera kohen on leişa vayetse yosef al erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Firavun, Yosef’e Tsafenat-Paneah adını verdi. On’un rahibi Poti-Fera’nın kızı Asenat’ı ona eş olarak verdi. Yosef Mısır ülkesini dolaşmaya çıktı.

Bereşit 41:46

İbranice

וְיוֹסֵף֙ בֶּן־שְׁלֹשִׁ֣ים שָׁנָ֔ה בְּעָמְד֕וֹ לִפְנֵ֖י פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרָ֑יִם וַיֵּצֵ֤א יוֹסֵף֙ מִלִּפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַֽיַּעְבֹ֖ר בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Veyosef ben şeloşim şana beamedo lifne paro meleh mitsrayim vayetse yosef milifne faro vayavor behol erets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Yosef, Mısır kralı Firavun’un huzuruna çıktığında otuz yaşındaydı. Firavun’un yanından ayrılıp bütün Mısır ülkesini dolaştı.

Bereşit 41:47

İbranice

וַתַּ֣עַשׂ הָאָ֔רֶץ בְּשֶׁ֖בַע שְׁנֵ֣י הַשָּׂבָ֑ע לִקְמָצִֽים׃

Türkçe okunuş

Vataas haarets beşeva şene hasava likmatsim.

Türkçe çeviri

Yedi bolluk yılı boyunca toprak bol bol ürün verdi.

Bereşit 41:48

İbranice

וַיִּקְבֹּ֞ץ אֶת־כָּל־אֹ֣כֶל ׀ שֶׁ֣בַע שָׁנִ֗ים אֲשֶׁ֤ר הָיוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וַיִּתֶּן־אֹ֖כֶל בֶּעָרִ֑ים אֹ֧כֶל שְׂדֵה־הָעִ֛יר אֲשֶׁ֥ר סְבִיבֹתֶ֖יהָ נָתַ֥ן בְּתוֹכָֽהּ׃

Türkçe okunuş

Vayikbots et kol ohel şeva şanim aşer hayu beerets mitsrayim vayiten ohel bearim ohel sede hair aşer sevivoteha natan betohah.

Türkçe çeviri

Yosef, Mısır ülkesindeki yedi yılın bütün yiyeceğini topladı ve kentlerde depoladı. Her kentin çevresindeki tarlaların yiyeceğini o kentin içine koydu.

Bereşit 41:49

İbranice

וַיִּצְבֹּ֨ר יוֹסֵ֥ף בָּ֛ר כְּח֥וֹל הַיָּ֖ם הַרְבֵּ֣ה מְאֹ֑ד עַ֛ד כִּי־חָדַ֥ל לִסְפֹּ֖ר כִּי־אֵ֥ין מִסְפָּֽר׃

Türkçe okunuş

Vayitsbor yosef bar kehol hayam harbe meod ad ki hadal lispor ki en mispar.

Türkçe çeviri

Yosef denizin kumu kadar çok tahıl biriktirdi. Sonunda ölçmeyi bıraktı; çünkü ölçülemeyecek kadar çoktu.

Bereşit 41:50

İbranice

וּלְיוֹסֵ֤ף יֻלַּד֙ שְׁנֵ֣י בָנִ֔ים בְּטֶ֥רֶם תָּב֖וֹא שְׁנַ֣ת הָרָעָ֑ב אֲשֶׁ֤ר יָֽלְדָה־לּוֹ֙ אָֽסְנַ֔ת בַּת־פּ֥וֹטִי פֶ֖רַע כֹּהֵ֥ן אֽוֹן׃

Türkçe okunuş

Uleyosef yulad şene vanim beterem tavo şenat haraav aşer yaleda lo asenat bat poti fera kohen on.

Türkçe çeviri

Kıtlık yılı gelmeden önce Yosef’in iki oğlu oldu. Onları On’un rahibi Poti-Fera’nın kızı Asenat doğurdu.

Bereşit 41:51

İbranice

וַיִּקְרָ֥א יוֹסֵ֛ף אֶת־שֵׁ֥ם הַבְּכ֖וֹר מְנַשֶּׁ֑ה כִּֽי־נַשַּׁ֤נִי אֱלֹהִים֙ אֶת־כָּל־עֲמָלִ֔י וְאֵ֖ת כָּל־בֵּ֥ית אָבִֽי׃

Türkçe okunuş

Vayikra yosef et şem habehor menaşe ki naşani Elohim et kol amali veet kol bet avi.

Türkçe çeviri

Yosef ilk oğluna Menaşe adını verdi. “Tanrı bana bütün sıkıntılarımı ve babamın bütün evini unutturdu” dedi.

Bereşit 41:52

İbranice

וְאֵ֛ת שֵׁ֥ם הַשֵּׁנִ֖י קָרָ֣א אֶפְרָ֑יִם כִּֽי־הִפְרַ֥נִי אֱלֹהִ֖ים בְּאֶ֥רֶץ עָנְיִֽי׃

Türkçe okunuş

Veet şem haşeni kara efrayim ki hifrani Elohim beerets onyi.

Türkçe çeviri

İkincisine Efrayim adını verdi. “Tanrı beni sıkıntı çektiğim ülkede verimli kıldı” dedi.

Bereşit 41:53

İbranice

וַתִּכְלֶ֕ינָה שֶׁ֖בַע שְׁנֵ֣י הַשָּׂבָ֑ע אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Vatihlena şeva şene hasava aşer haya beerets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Mısır ülkesindeki yedi bolluk yılı sona erdi.

Bereşit 41:54

İbranice

וַתְּחִלֶּ֜ינָה שֶׁ֣בַע שְׁנֵ֤י הָרָעָב֙ לָב֔וֹא כַּאֲשֶׁ֖ר אָמַ֣ר יוֹסֵ֑ף וַיְהִ֤י רָעָב֙ בְּכָל־הָ֣אֲרָצ֔וֹת וּבְכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם הָ֥יָה לָֽחֶם׃

Türkçe okunuş

Vatehilena şeva şene haraav lavo kaaşer amar yosef vayehi raav behol haaratsot uvehol erets mitsrayim haya lahem.

Türkçe çeviri

Yosef’in söylediği gibi yedi kıtlık yılı başladı. Bütün ülkelerde kıtlık vardı; ama bütün Mısır ülkesinde ekmek bulunuyordu.

Bereşit 41:55

İbranice

וַתִּרְעַב֙ כָּל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וַיִּצְעַ֥ק הָעָ֛ם אֶל־פַּרְעֹ֖ה לַלָּ֑חֶם וַיֹּ֨אמֶר פַּרְעֹ֤ה לְכָל־מִצְרַ֙יִם֙ לְכ֣וּ אֶל־יוֹסֵ֔ף אֲשֶׁר־יֹאמַ֥ר לָכֶ֖ם תַּעֲשֽׂוּ׃

Türkçe okunuş

Vatirav kol erets mitsrayim vayitsak haam el paro lalahem vayomer paro lehol mitsrayim lehu el yosef aşer yomar lahem taasu.

Türkçe çeviri

Bütün Mısır ülkesi açlık çekince halk ekmek için Firavun’a seslendi. Firavun bütün Mısırlılara, “Yosef’e gidin; size ne söylerse yapın” dedi.

Bereşit 41:56

İbranice

וְהָרָעָ֣ב הָיָ֔ה עַ֖ל כָּל־פְּנֵ֣י הָאָ֑רֶץ וַיִּפְתַּ֨ח יוֹסֵ֜ף אֶֽת־כָּל־אֲשֶׁ֤ר בָּהֶם֙ וַיִּשְׁבֹּ֣ר לְמִצְרַ֔יִם וַיֶּחֱזַ֥ק הָֽרָעָ֖ב בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

Türkçe okunuş

Veharaav haya al kol pene haarets vayiftah yosef et kol aşer bahem vayişbor lemitsrayim vayehezak haraav beerets mitsrayim.

Türkçe çeviri

Kıtlık bütün ülkeye yayıldı. Yosef bütün tahıl depolarını açıp Mısırlılara tahıl sattı. Mısır ülkesinde kıtlık ağırlaştı.

Bereşit 41:57

İbranice

וְכָל־הָאָ֙רֶץ֙ בָּ֣אוּ מִצְרַ֔יְמָה לִשְׁבֹּ֖ר אֶל־יוֹסֵ֑ף כִּֽי־חָזַ֥ק הָרָעָ֖ב בְּכָל־הָאָֽרֶץ׃

Türkçe okunuş

Vehol haarets bau mitsrayma lişbor el yosef ki hazak haraav behol haarets.

Türkçe çeviri

Bütün ülkelerden insanlar tahıl satın almak için Mısır’a, Yosef’e geliyordu; çünkü kıtlık her yerde ağırlaşmıştı.

Kaynak

İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.