İçeriğe geç

Bereşit 18

%100
Bereşit 18:1

İbranice

וַיֵּרָ֤א אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה בְּאֵלֹנֵ֖י מַמְרֵ֑א וְה֛וּא יֹשֵׁ֥ב פֶּֽתַח־הָאֹ֖הֶל כְּחֹ֥ם הַיּֽוֹם׃

Türkçe okunuş

Vayera elav Adonay beelone mamre veu yoşev petah haohel kehom hayom.

Türkçe çeviri

Adonay, Mamre meşelerinde Avraam’a göründü. Avraam günün sıcağında çadırın girişinde oturuyordu.

Bereşit 18:2

İbranice

וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּה֙ שְׁלֹשָׁ֣ה אֲנָשִׁ֔ים נִצָּבִ֖ים עָלָ֑יו וַיַּ֗רְא וַיָּ֤רָץ לִקְרָאתָם֙ מִפֶּ֣תַח הָאֹ֔הֶל וַיִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרְצָה׃

Türkçe okunuş

Vayisa enav vayar vehine şeloşa anaşim nitsavim alav vayar vayarats likratam mipetah haohel vayiştahu aretsa.

Türkçe çeviri

Gözlerini kaldırıp baktı; işte, karşısında üç adam duruyordu. Onları görünce çadırın girişinden koşup karşılamaya gitti ve yere eğildi.

Bereşit 18:3

İbranice

וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ אַל־נָ֥א תַעֲבֹ֖ר מֵעַ֥ל עַבְדֶּֽךָ׃

Türkçe okunuş

Vayomar Adonay im na matsati hen beeneha al na taavor meal avdeha.

Türkçe çeviri

“Efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam lütfen kulunun yanından geçip gitme” dedi.

Bereşit 18:4

İbranice

יֻקַּֽח־נָ֣א מְעַט־מַ֔יִם וְרַחֲצ֖וּ רַגְלֵיכֶ֑ם וְהִֽשָּׁעֲנ֖וּ תַּ֥חַת הָעֵֽץ׃

Türkçe okunuş

Yukah na meat mayim verahatsu raglehem vehişaanu tahat haets.

Türkçe çeviri

“Biraz su getirilsin; ayaklarınızı yıkayın ve ağacın altında dinlenin.

Bereşit 18:5

İbranice

וְאֶקְחָ֨ה פַת־לֶ֜חֶם וְסַעֲד֤וּ לִבְּכֶם֙ אַחַ֣ר תַּעֲבֹ֔רוּ כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן עֲבַרְתֶּ֖ם עַֽל־עַבְדְּכֶ֑ם וַיֹּ֣אמְר֔וּ כֵּ֥ן תַּעֲשֶׂ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃

Türkçe okunuş

Veekha fat lehem vesaadu libehem ahar taavoru ki al ken avartem al avdehem vayomeru ken taase kaaşer dibarta.

Türkçe çeviri

Ben de bir parça ekmek getireyim. Güç toplayın; sonra yolunuza devam edersiniz. Madem kulunuzun yanına uğradınız!” Onlar, “Söylediğin gibi yap” dediler.

Bereşit 18:6

İbranice

וַיְמַהֵ֧ר אַבְרָהָ֛ם הָאֹ֖הֱלָה אֶל־שָׂרָ֑ה וַיֹּ֗אמֶר מַהֲרִ֞י שְׁלֹ֤שׁ סְאִים֙ קֶ֣מַח סֹ֔לֶת ל֖וּשִׁי וַעֲשִׂ֥י עֻגֽוֹת׃

Türkçe okunuş

Vayemaher avraham haohela el sara vayomer mahari şeloş seim kemah solet luşi vaasi ugot.

Türkçe çeviri

Avraam aceleyle çadıra, Sara’nın yanına gidip, “Çabuk, üç sea ince un al, yoğur ve ekmekler yap!” dedi.

Bereşit 18:7

İbranice

וְאֶל־הַבָּקָ֖ר רָ֣ץ אַבְרָהָ֑ם וַיִּקַּ֨ח בֶּן־בָּקָ֜ר רַ֤ךְ וָטוֹב֙ וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הַנַּ֔עַר וַיְמַהֵ֖ר לַעֲשׂ֥וֹת אֹתֽוֹ׃

Türkçe okunuş

Veel habakar rats avraham vayikah ben bakar rah vatov vayiten el hanaar vayemaher laasot oto.

Türkçe çeviri

Avraam sığırlara koştu. Körpe ve iyi bir buzağı seçip hizmetkâra verdi. Hizmetkâr onu hazırlamak için acele etti.

Bereşit 18:8

İbranice

וַיִּקַּ֨ח חֶמְאָ֜ה וְחָלָ֗ב וּבֶן־הַבָּקָר֙ אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וַיִּתֵּ֖ן לִפְנֵיהֶ֑ם וְהֽוּא־עֹמֵ֧ד עֲלֵיהֶ֛ם תַּ֥חַת הָעֵ֖ץ וַיֹּאכֵֽלוּ׃

Türkçe okunuş

Vayikah hema vehalav uven habakar aşer asa vayiten lifnehem veu omed alehem tahat haets vayohelu.

Türkçe çeviri

Kaymak, süt ve hazırlanan buzağıyı alıp önlerine koydu. Onlar yerken kendisi ağacın altında yanlarında durdu.

Bereşit 18:9

İbranice

וַיֹּאמְר֣וּ אֵׄלָׄ֔יׄוׄ אַיֵּ֖ה שָׂרָ֣ה אִשְׁתֶּ֑ךָ וַיֹּ֖אמֶר הִנֵּ֥ה בָאֹֽהֶל׃

Türkçe okunuş

Vayomeru elav aye sara işteha vayomer hine vaohel.

Türkçe çeviri

Ona, “Karın Sara nerede?” diye sordular. “İşte, çadırda” dedi.

Bereşit 18:10

İbranice

וַיֹּ֗אמֶר שׁ֣וֹב אָשׁ֤וּב אֵלֶ֙יךָ֙ כָּעֵ֣ת חַיָּ֔ה וְהִנֵּה־בֵ֖ן לְשָׂרָ֣ה אִשְׁתֶּ֑ךָ וְשָׂרָ֥ה שֹׁמַ֛עַת פֶּ֥תַח הָאֹ֖הֶל וְה֥וּא אַחֲרָֽיו׃

Türkçe okunuş

Vayomer şov aşuv eleha kaet haya vehine ven lesara işteha vesara şomaat petah haohel veu aharav.

Türkçe çeviri

İçlerinden biri, “Gelecek yıl bu vakitte sana mutlaka döneceğim; karın Sara’nın bir oğlu olacak” dedi. Sara onun arkasında bulunan çadırın girişinde dinliyordu.

Bereşit 18:11

İbranice

וְאַבְרָהָ֤ם וְשָׂרָה֙ זְקֵנִ֔ים בָּאִ֖ים בַּיָּמִ֑ים חָדַל֙ לִהְי֣וֹת לְשָׂרָ֔ה אֹ֖רַח כַּנָּשִֽׁים׃

Türkçe okunuş

Veavraham vesara zekenim baim bayamim hadal lihyot lesara orah kanaşim.

Türkçe çeviri

Avraam ve Sara yaşlanmış, ileri yaşlara ulaşmışlardı. Sara’nın kadınlara özgü âdeti kesilmişti.

Bereşit 18:12

İbranice

וַתִּצְחַ֥ק שָׂרָ֖ה בְּקִרְבָּ֣הּ לֵאמֹ֑ר אַחֲרֵ֤י בְלֹתִי֙ הָֽיְתָה־לִּ֣י עֶדְנָ֔ה וַֽאדֹנִ֖י זָקֵֽן׃

Türkçe okunuş

Vatitshak sara bekirbah lemor ahare veloti hayeta li edna vadoni zaken.

Türkçe çeviri

Sara içinden gülerek, “Ben böylesine yaşlanmışken yeniden zevk duyabilir miyim? Efendim de yaşlı!” dedi.

Bereşit 18:13

İbranice

וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־אַבְרָהָ֑ם לָ֣מָּה זֶּה֩ צָחֲקָ֨ה שָׂרָ֜ה לֵאמֹ֗ר הַאַ֥ף אֻמְנָ֛ם אֵלֵ֖ד וַאֲנִ֥י זָקַֽנְתִּי׃

Türkçe okunuş

Vayomer Adonay el avraham lama ze tsahaka sara lemor haaf umnam eled vaani zakanti.

Türkçe çeviri

Adonay Avraam’a, “Sara neden ‘Ben yaşlanmışken gerçekten doğurabilir miyim?’ diyerek güldü?” dedi.

Bereşit 18:14

İbranice

הֲיִפָּלֵ֥א מֵיְהוָ֖ה דָּבָ֑ר לַמּוֹעֵ֞ד אָשׁ֥וּב אֵלֶ֛יךָ כָּעֵ֥ת חַיָּ֖ה וּלְשָׂרָ֥ה בֵֽן׃

Türkçe okunuş

Hayipale meAdonay davar lamoed aşuv eleha kaet haya ulesara ven.

Türkçe çeviri

“Adonay için yapılmayacak bir şey var mı? Belirlenen zamanda, gelecek yıl bu vakitte sana döneceğim ve Sara’nın bir oğlu olacak.”

Bereşit 18:15

İbranice

וַתְּכַחֵ֨שׁ שָׂרָ֧ה ׀ לֵאמֹ֛ר לֹ֥א צָחַ֖קְתִּי כִּ֣י ׀ יָרֵ֑אָה וַיֹּ֥אמֶר ׀ לֹ֖א כִּ֥י צָחָֽקְתְּ׃

Türkçe okunuş

Vatehaheş sara lemor lo tsahakti ki yarea vayomer lo ki tsahakt.

Türkçe çeviri

Sara korktuğu için, “Gülmedim” diyerek inkâr etti. Ama O, “Hayır, güldün” dedi.

Bereşit 18:16

İbranice

וַיָּקֻ֤מוּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיַּשְׁקִ֖פוּ עַל־פְּנֵ֣י סְדֹ֑ם וְאַ֨בְרָהָ֔ם הֹלֵ֥ךְ עִמָּ֖ם לְשַׁלְּחָֽם׃

Türkçe okunuş

Vayakumu mişam haanaşim vayaşkifu al pene sedom veavraham holeh imam leşaleham.

Türkçe çeviri

Adamlar oradan kalkıp Sedom’a doğru baktılar. Avraam da onları uğurlamak için yanlarında yürüyordu.

Bereşit 18:17

İbranice

וַֽיהֹוָ֖ה אָמָ֑ר הַֽמְכַסֶּ֤ה אֲנִי֙ מֵֽאַבְרָהָ֔ם אֲשֶׁ֖ר אֲנִ֥י עֹשֶֽׂה׃

Türkçe okunuş

Vadonay amar hamehase ani meavraham aşer ani ose.

Türkçe çeviri

Adonay şöyle dedi: “Yapacağımı Avraam’dan gizleyeyim mi?

Bereşit 18:18

İbranice

וְאַ֨בְרָהָ֔ם הָי֧וֹ יִֽהְיֶ֛ה לְג֥וֹי גָּד֖וֹל וְעָצ֑וּם וְנִ֨בְרְכוּ ב֔וֹ כֹּ֖ל גּוֹיֵ֥י הָאָֽרֶץ׃

Türkçe okunuş

Veavraham hayo yiheye legoy gadol veatsum venivrehu vo kol goye haarets.

Türkçe çeviri

Avraam mutlaka büyük ve güçlü bir halk olacak; yeryüzünün bütün halkları onun aracılığıyla kutsanacak.

Bereşit 18:19

İbranice

כִּ֣י יְדַעְתִּ֗יו לְמַעַן֩ אֲשֶׁ֨ר יְצַוֶּ֜ה אֶת־בָּנָ֤יו וְאֶת־בֵּיתוֹ֙ אַחֲרָ֔יו וְשָֽׁמְרוּ֙ דֶּ֣רֶךְ יְהוָ֔ה לַעֲשׂ֥וֹת צְדָקָ֖ה וּמִשְׁפָּ֑ט לְמַ֗עַן הָבִ֤יא יְהוָה֙ עַל־אַבְרָהָ֔ם אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבֶּ֖ר עָלָֽיו׃

Türkçe okunuş

Ki yedativ lemaan aşer yetsave et banav veet beto aharav veşameru dereh Adonay laasot tsedaka umişpat lemaan havi Adonay al avraham et aşer diber alav.

Türkçe çeviri

Çünkü onu tanıdım ki kendisinden sonra oğullarına ve ev halkına Adonay’ın yolunu korumalarını, doğruluk ve adaletle davranmalarını buyursun. Böylece Adonay, Avraam için söylediklerini yerine getirsin.”

Bereşit 18:20

İbranice

וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה זַעֲקַ֛ת סְדֹ֥ם וַעֲמֹרָ֖ה כִּי־רָ֑בָּה וְחַ֨טָּאתָ֔ם כִּ֥י כָבְדָ֖ה מְאֹֽד׃

Türkçe okunuş

Vayomer Adonay zaakat sedom vaamora ki raba vehatatam ki haveda meod.

Türkçe çeviri

Adonay, “Sedom ve Amora’dan yükselen feryat çok büyük, günahları çok ağır” dedi.

Bereşit 18:21

İbranice

אֵֽרֲדָה־נָּ֣א וְאֶרְאֶ֔ה הַכְּצַעֲקָתָ֛הּ הַבָּ֥אָה אֵלַ֖י עָשׂ֣וּ ׀ כָּלָ֑ה וְאִם־לֹ֖א אֵדָֽעָה׃

Türkçe okunuş

Erada na veere haketsaakatah habaa elay asu kala veim lo edaa.

Türkçe çeviri

“İnip bakacağım: Bana ulaşan feryadın anlattıklarını bütünüyle yaptılar mı? Yapmadılarsa bunu da bileceğim.”

Bereşit 18:22

İbranice

וַיִּפְנ֤וּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיֵּלְכ֖וּ סְדֹ֑מָה וְאַ֨בְרָהָ֔ם עוֹדֶ֥נּוּ עֹמֵ֖ד לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃

Türkçe okunuş

Vayifnu mişam haanaşim vayelehu sedoma veavraham odenu omed lifne Adonay.

Türkçe çeviri

Adamlar oradan dönüp Sedom’a gittiler. Avraam ise hâlâ Adonay’ın önünde duruyordu.

Bereşit 18:23

İbranice

וַיִּגַּ֥שׁ אַבְרָהָ֖ם וַיֹּאמַ֑ר הַאַ֣ף תִּסְפֶּ֔ה צַדִּ֖יק עִם־רָשָֽׁע׃

Türkçe okunuş

Vayigaş avraham vayomar haaf tispe tsadik im raşa.

Türkçe çeviri

Avraam yaklaşıp, “Dürüstü kötüyle birlikte yok mu edeceksin?” diye sordu.

Bereşit 18:24

İbranice

אוּלַ֥י יֵ֛שׁ חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר הַאַ֤ף תִּסְפֶּה֙ וְלֹא־תִשָּׂ֣א לַמָּק֔וֹם לְמַ֛עַן חֲמִשִּׁ֥ים הַצַּדִּיקִ֖ם אֲשֶׁ֥ר בְּקִרְבָּֽהּ׃

Türkçe okunuş

Ulay yeş hamişim tsadikim betoh hair haaf tispe velo tisa lamakom lemaan hamişim hatsadikim aşer bekirbah.

Türkçe çeviri

“Belki kentin içinde elli dürüst kişi vardır. İçindeki elli dürüst kişinin hatırına orayı bağışlamayıp yine de yok mu edeceksin?

Bereşit 18:25

İbranice

חָלִ֨לָה לְּךָ֜ מֵעֲשֹׂ֣ת ׀ כַּדָּבָ֣ר הַזֶּ֗ה לְהָמִ֤ית צַדִּיק֙ עִם־רָשָׁ֔ע וְהָיָ֥ה כַצַּדִּ֖יק כָּרָשָׁ֑ע חָלִ֣לָה לָּ֔ךְ הֲשֹׁפֵט֙ כָּל־הָאָ֔רֶץ לֹ֥א יַעֲשֶׂ֖ה מִשְׁפָּֽט׃

Türkçe okunuş

Halila leha measot kadavar haze lehamit tsadik im raşa vehaya hatsadik karaşa halila lah haşofet kol haarets lo yaase mişpat.

Türkçe çeviri

Dürüstü kötüyle birlikte öldürmek, dürüst ile kötüyü bir tutmak Senden uzak olsun! Bu Senden uzak olsun! Bütün yeryüzünün Yargıcı adaletle davranmaz mı?”

Bereşit 18:26

İbranice

וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א בִסְדֹ֛ם חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר וְנָשָׂ֥אתִי לְכָל־הַמָּק֖וֹם בַּעֲבוּרָֽם׃

Türkçe okunuş

Vayomer Adonay im emtsa visdom hamişim tsadikim betoh hair venasati lehol hamakom baavuram.

Türkçe çeviri

Adonay, “Sedom’da, kentin içinde elli dürüst kişi bulursam onların hatırına bütün o yeri bağışlayacağım” dedi.

Bereşit 18:27

İbranice

וַיַּ֥עַן אַבְרָהָ֖ם וַיֹּאמַ֑ר הִנֵּה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י וְאָנֹכִ֖י עָפָ֥ר וָאֵֽפֶר׃

Türkçe okunuş

Vayaan avraham vayomar hine na hoalti ledaber el Adonay veanohi afar vaefer.

Türkçe çeviri

Avraam cevap verdi: “Ben toz ve kül olduğum hâlde Efendimle konuşmaya cesaret ettim.

Bereşit 18:28

İbranice

א֠וּלַי יַחְסְר֞וּן חֲמִשִּׁ֤ים הַצַּדִּיקִם֙ חֲמִשָּׁ֔ה הֲתַשְׁחִ֥ית בַּחֲמִשָּׁ֖ה אֶת־כָּל־הָעִ֑יר וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית אִם־אֶמְצָ֣א שָׁ֔ם אַרְבָּעִ֖ים וַחֲמִשָּֽׁה׃

Türkçe okunuş

Ulay yahserun hamişim hatsadikim hamişa hataşhit bahamişa et kol hair vayomer lo aşhit im emtsa şam arbaim vahamişa.

Türkçe çeviri

Belki elli dürüst kişi beş eksiktir. Beş kişi yüzünden bütün kenti yok mu edeceksin?” Adonay, “Orada kırk beş kişi bulursam yok etmeyeceğim” dedi.

Bereşit 18:29

İbranice

וַיֹּ֨סֶף ע֜וֹד לְדַבֵּ֤ר אֵלָיו֙ וַיֹּאמַ֔ר אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם אַרְבָּעִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה בַּעֲב֖וּר הָאַרְבָּעִֽים׃

Türkçe okunuş

Vayosef od ledaber elav vayomar ulay yimatseun şam arbaim vayomer lo eese baavur haarbaim.

Türkçe çeviri

Avraam yine konuştu: “Belki orada kırk kişi bulunur.” Adonay, “Kırk kişinin hatırına bunu yapmayacağım” dedi.

Bereşit 18:30

İbranice

וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃

Türkçe okunuş

Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.

Türkçe çeviri

Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.

Bereşit 18:31

İbranice

וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּֽה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֶשְׂרִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָֽעֶשְׂרִֽים׃

Türkçe okunuş

Vayomer hine na hoalti ledaber el Adonay ulay yimatseun şam esrim vayomer lo aşhit baavur haesrim.

Türkçe çeviri

Avraam, “Efendimle konuşmaya cesaret ettim” dedi. “Belki orada yirmi kişi bulunur.” Adonay, “Yirmi kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.

Bereşit 18:32

İbranice

וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבְּרָ֣ה אַךְ־הַפַּ֔עַם אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֲשָׂרָ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָעֲשָׂרָֽה׃

Türkçe okunuş

Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ah hapaam ulay yimatseun şam asara vayomer lo aşhit baavur haasara.

Türkçe çeviri

Avraam, “Efendim öfkelenmesin; yalnız bu kez daha konuşayım” dedi. “Belki orada on kişi bulunur.” Adonay, “On kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.

Bereşit 18:33

İbranice

וַיֵּ֣לֶךְ יְהוָ֔ה כַּאֲשֶׁ֣ר כִּלָּ֔ה לְדַבֵּ֖ר אֶל־אַבְרָהָ֑ם וְאַבְרָהָ֖ם שָׁ֥ב לִמְקֹמֽוֹ׃

Türkçe okunuş

Vayeleh Adonay kaaşer kila ledaber el avraham veavraham şav limkomo.

Türkçe çeviri

Avraam’la konuşmasını bitirince Adonay ayrıldı. Avraam da yerine döndü.

Kaynak

İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.