Bereşit 18
İbranice veya Türkçe okunuş metnindeki bir kelimeye tıklayarak Tora’daki kullanımlarını ve doğrulanmış dilbilgisel bağlantılarını inceleyebilirsiniz.
İbranice
וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּה֙ שְׁלֹשָׁ֣ה אֲנָשִׁ֔ים נִצָּבִ֖ים עָלָ֑יו וַיַּ֗רְא וַיָּ֤רָץ לִקְרָאתָם֙ מִפֶּ֣תַח הָאֹ֔הֶל וַיִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרְצָה׃
Türkçe okunuş
Vayisa enav vayar vehine şeloşa anaşim nitsavim alav vayar vayarats likratam mipetah haohel vayiştahu aretsa.
Türkçe çeviri
Gözlerini kaldırıp baktı; işte, karşısında üç adam duruyordu. Onları görünce çadırın girişinden koşup karşılamaya gitti ve yere eğildi.
İbranice
וְאֶקְחָ֨ה פַת־לֶ֜חֶם וְסַעֲד֤וּ לִבְּכֶם֙ אַחַ֣ר תַּעֲבֹ֔רוּ כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן עֲבַרְתֶּ֖ם עַֽל־עַבְדְּכֶ֑ם וַיֹּ֣אמְר֔וּ כֵּ֥ן תַּעֲשֶׂ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃
Türkçe okunuş
Veekha fat lehem vesaadu libehem ahar taavoru ki al ken avartem al avdehem vayomeru ken taase kaaşer dibarta.
Türkçe çeviri
Ben de bir parça ekmek getireyim. Güç toplayın; sonra yolunuza devam edersiniz. Madem kulunuzun yanına uğradınız!” Onlar, “Söylediğin gibi yap” dediler.
İbranice
וַיְמַהֵ֧ר אַבְרָהָ֛ם הָאֹ֖הֱלָה אֶל־שָׂרָ֑ה וַיֹּ֗אמֶר מַהֲרִ֞י שְׁלֹ֤שׁ סְאִים֙ קֶ֣מַח סֹ֔לֶת ל֖וּשִׁי וַעֲשִׂ֥י עֻגֽוֹת׃
Türkçe okunuş
Vayemaher avraham haohela el sara vayomer mahari şeloş seim kemah solet luşi vaasi ugot.
Türkçe çeviri
Avraam aceleyle çadıra, Sara’nın yanına gidip, “Çabuk, üç sea ince un al, yoğur ve ekmekler yap!” dedi.
İbranice
וְאֶל־הַבָּקָ֖ר רָ֣ץ אַבְרָהָ֑ם וַיִּקַּ֨ח בֶּן־בָּקָ֜ר רַ֤ךְ וָטוֹב֙ וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הַנַּ֔עַר וַיְמַהֵ֖ר לַעֲשׂ֥וֹת אֹתֽוֹ׃
Türkçe okunuş
Veel habakar rats avraham vayikah ben bakar rah vatov vayiten el hanaar vayemaher laasot oto.
Türkçe çeviri
Avraam sığırlara koştu. Körpe ve iyi bir buzağı seçip hizmetkâra verdi. Hizmetkâr onu hazırlamak için acele etti.
İbranice
וַיִּקַּ֨ח חֶמְאָ֜ה וְחָלָ֗ב וּבֶן־הַבָּקָר֙ אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וַיִּתֵּ֖ן לִפְנֵיהֶ֑ם וְהֽוּא־עֹמֵ֧ד עֲלֵיהֶ֛ם תַּ֥חַת הָעֵ֖ץ וַיֹּאכֵֽלוּ׃
Türkçe okunuş
Vayikah hema vehalav uven habakar aşer asa vayiten lifnehem veu omed alehem tahat haets vayohelu.
Türkçe çeviri
Kaymak, süt ve hazırlanan buzağıyı alıp önlerine koydu. Onlar yerken kendisi ağacın altında yanlarında durdu.
Türkçe çeviri
Ona, “Karın Sara nerede?” diye sordular. “İşte, çadırda” dedi.
İbranice
וַיֹּ֗אמֶר שׁ֣וֹב אָשׁ֤וּב אֵלֶ֙יךָ֙ כָּעֵ֣ת חַיָּ֔ה וְהִנֵּה־בֵ֖ן לְשָׂרָ֣ה אִשְׁתֶּ֑ךָ וְשָׂרָ֥ה שֹׁמַ֛עַת פֶּ֥תַח הָאֹ֖הֶל וְה֥וּא אַחֲרָֽיו׃
Türkçe okunuş
Vayomer şov aşuv eleha kaet haya vehine ven lesara işteha vesara şomaat petah haohel veu aharav.
Türkçe çeviri
İçlerinden biri, “Gelecek yıl bu vakitte sana mutlaka döneceğim; karın Sara’nın bir oğlu olacak” dedi. Sara onun arkasında bulunan çadırın girişinde dinliyordu.
İbranice
וְאַבְרָהָ֤ם וְשָׂרָה֙ זְקֵנִ֔ים בָּאִ֖ים בַּיָּמִ֑ים חָדַל֙ לִהְי֣וֹת לְשָׂרָ֔ה אֹ֖רַח כַּנָּשִֽׁים׃
Türkçe çeviri
Avraam ve Sara yaşlanmış, ileri yaşlara ulaşmışlardı. Sara’nın kadınlara özgü âdeti kesilmişti.
İbranice
וַתִּצְחַ֥ק שָׂרָ֖ה בְּקִרְבָּ֣הּ לֵאמֹ֑ר אַחֲרֵ֤י בְלֹתִי֙ הָֽיְתָה־לִּ֣י עֶדְנָ֔ה וַֽאדֹנִ֖י זָקֵֽן׃
Türkçe çeviri
Sara içinden gülerek, “Ben böylesine yaşlanmışken yeniden zevk duyabilir miyim? Efendim de yaşlı!” dedi.
İbranice
וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֶל־אַבְרָהָ֑ם לָ֣מָּה זֶּה֩ צָחֲקָ֨ה שָׂרָ֜ה לֵאמֹ֗ר הַאַ֥ף אֻמְנָ֛ם אֵלֵ֖ד וַאֲנִ֥י זָקַֽנְתִּי׃
Türkçe çeviri
Adonay Avraam’a, “Sara neden ‘Ben yaşlanmışken gerçekten doğurabilir miyim?’ diyerek güldü?” dedi.
İbranice
הֲיִפָּלֵ֥א מֵיְהוָ֖ה דָּבָ֑ר לַמּוֹעֵ֞ד אָשׁ֥וּב אֵלֶ֛יךָ כָּעֵ֥ת חַיָּ֖ה וּלְשָׂרָ֥ה בֵֽן׃
Türkçe çeviri
“Adonay için yapılmayacak bir şey var mı? Belirlenen zamanda, gelecek yıl bu vakitte sana döneceğim ve Sara’nın bir oğlu olacak.”
İbranice
וַיָּקֻ֤מוּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיַּשְׁקִ֖פוּ עַל־פְּנֵ֣י סְדֹ֑ם וְאַ֨בְרָהָ֔ם הֹלֵ֥ךְ עִמָּ֖ם לְשַׁלְּחָֽם׃
Türkçe çeviri
Adamlar oradan kalkıp Sedom’a doğru baktılar. Avraam da onları uğurlamak için yanlarında yürüyordu.
İbranice
כִּ֣י יְדַעְתִּ֗יו לְמַעַן֩ אֲשֶׁ֨ר יְצַוֶּ֜ה אֶת־בָּנָ֤יו וְאֶת־בֵּיתוֹ֙ אַחֲרָ֔יו וְשָֽׁמְרוּ֙ דֶּ֣רֶךְ יְהוָ֔ה לַעֲשׂ֥וֹת צְדָקָ֖ה וּמִשְׁפָּ֑ט לְמַ֗עַן הָבִ֤יא יְהוָה֙ עַל־אַבְרָהָ֔ם אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבֶּ֖ר עָלָֽיו׃
Türkçe okunuş
Ki yedativ lemaan aşer yetsave et banav veet beto aharav veşameru dereh Adonay laasot tsedaka umişpat lemaan havi Adonay al avraham et aşer diber alav.
Türkçe çeviri
Çünkü onu tanıdım ki kendisinden sonra oğullarına ve ev halkına Adonay’ın yolunu korumalarını, doğruluk ve adaletle davranmalarını buyursun. Böylece Adonay, Avraam için söylediklerini yerine getirsin.”
İbranice
וַיִּפְנ֤וּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיֵּלְכ֖וּ סְדֹ֑מָה וְאַ֨בְרָהָ֔ם עוֹדֶ֥נּוּ עֹמֵ֖ד לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Türkçe çeviri
Adamlar oradan dönüp Sedom’a gittiler. Avraam ise hâlâ Adonay’ın önünde duruyordu.
Türkçe çeviri
Avraam yaklaşıp, “Dürüstü kötüyle birlikte yok mu edeceksin?” diye sordu.
İbranice
אוּלַ֥י יֵ֛שׁ חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר הַאַ֤ף תִּסְפֶּה֙ וְלֹא־תִשָּׂ֣א לַמָּק֔וֹם לְמַ֛עַן חֲמִשִּׁ֥ים הַצַּדִּיקִ֖ם אֲשֶׁ֥ר בְּקִרְבָּֽהּ׃
Türkçe okunuş
Ulay yeş hamişim tsadikim betoh hair haaf tispe velo tisa lamakom lemaan hamişim hatsadikim aşer bekirbah.
Türkçe çeviri
“Belki kentin içinde elli dürüst kişi vardır. İçindeki elli dürüst kişinin hatırına orayı bağışlamayıp yine de yok mu edeceksin?
İbranice
חָלִ֨לָה לְּךָ֜ מֵעֲשֹׂ֣ת ׀ כַּדָּבָ֣ר הַזֶּ֗ה לְהָמִ֤ית צַדִּיק֙ עִם־רָשָׁ֔ע וְהָיָ֥ה כַצַּדִּ֖יק כָּרָשָׁ֑ע חָלִ֣לָה לָּ֔ךְ הֲשֹׁפֵט֙ כָּל־הָאָ֔רֶץ לֹ֥א יַעֲשֶׂ֖ה מִשְׁפָּֽט׃
Türkçe okunuş
Halila leha measot kadavar haze lehamit tsadik im raşa vehaya hatsadik karaşa halila lah haşofet kol haarets lo yaase mişpat.
Türkçe çeviri
Dürüstü kötüyle birlikte öldürmek, dürüst ile kötüyü bir tutmak Senden uzak olsun! Bu Senden uzak olsun! Bütün yeryüzünün Yargıcı adaletle davranmaz mı?”
İbranice
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א בִסְדֹ֛ם חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר וְנָשָׂ֥אתִי לְכָל־הַמָּק֖וֹם בַּעֲבוּרָֽם׃
Türkçe okunuş
Vayomer Adonay im emtsa visdom hamişim tsadikim betoh hair venasati lehol hamakom baavuram.
Türkçe çeviri
Adonay, “Sedom’da, kentin içinde elli dürüst kişi bulursam onların hatırına bütün o yeri bağışlayacağım” dedi.
İbranice
וַיַּ֥עַן אַבְרָהָ֖ם וַיֹּאמַ֑ר הִנֵּה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י וְאָנֹכִ֖י עָפָ֥ר וָאֵֽפֶר׃
Türkçe çeviri
Avraam cevap verdi: “Ben toz ve kül olduğum hâlde Efendimle konuşmaya cesaret ettim.
İbranice
א֠וּלַי יַחְסְר֞וּן חֲמִשִּׁ֤ים הַצַּדִּיקִם֙ חֲמִשָּׁ֔ה הֲתַשְׁחִ֥ית בַּחֲמִשָּׁ֖ה אֶת־כָּל־הָעִ֑יר וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית אִם־אֶמְצָ֣א שָׁ֔ם אַרְבָּעִ֖ים וַחֲמִשָּֽׁה׃
Türkçe okunuş
Ulay yahserun hamişim hatsadikim hamişa hataşhit bahamişa et kol hair vayomer lo aşhit im emtsa şam arbaim vahamişa.
Türkçe çeviri
Belki elli dürüst kişi beş eksiktir. Beş kişi yüzünden bütün kenti yok mu edeceksin?” Adonay, “Orada kırk beş kişi bulursam yok etmeyeceğim” dedi.
İbranice
וַיֹּ֨סֶף ע֜וֹד לְדַבֵּ֤ר אֵלָיו֙ וַיֹּאמַ֔ר אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם אַרְבָּעִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה בַּעֲב֖וּר הָאַרְבָּעִֽים׃
Türkçe okunuş
Vayosef od ledaber elav vayomar ulay yimatseun şam arbaim vayomer lo eese baavur haarbaim.
Türkçe çeviri
Avraam yine konuştu: “Belki orada kırk kişi bulunur.” Adonay, “Kırk kişinin hatırına bunu yapmayacağım” dedi.
İbranice
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃
Türkçe okunuş
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.
Türkçe çeviri
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.
İbranice
וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּֽה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֶשְׂרִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָֽעֶשְׂרִֽים׃
Türkçe okunuş
Vayomer hine na hoalti ledaber el Adonay ulay yimatseun şam esrim vayomer lo aşhit baavur haesrim.
Türkçe çeviri
Avraam, “Efendimle konuşmaya cesaret ettim” dedi. “Belki orada yirmi kişi bulunur.” Adonay, “Yirmi kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
İbranice
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבְּרָ֣ה אַךְ־הַפַּ֔עַם אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֲשָׂרָ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָעֲשָׂרָֽה׃
Türkçe okunuş
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ah hapaam ulay yimatseun şam asara vayomer lo aşhit baavur haasara.
Türkçe çeviri
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; yalnız bu kez daha konuşayım” dedi. “Belki orada on kişi bulunur.” Adonay, “On kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
İbranice
וַיֵּ֣לֶךְ יְהוָ֔ה כַּאֲשֶׁ֣ר כִּלָּ֔ה לְדַבֵּ֖ר אֶל־אַבְרָהָ֑ם וְאַבְרָהָ֖ם שָׁ֥ב לִמְקֹמֽוֹ׃
Türkçe çeviri
Avraam’la konuşmasını bitirince Adonay ayrıldı. Avraam da yerine döndü.
Kaynak
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.