Bereşit 43
İbranice veya Türkçe okunuş metnindeki bir kelimeye tıklayarak Tora’daki kullanımlarını ve doğrulanmış dilbilgisel bağlantılarını inceleyebilirsiniz.
İbranice
וַיְהִ֗י כַּאֲשֶׁ֤ר כִּלּוּ֙ לֶאֱכֹ֣ל אֶת־הַשֶּׁ֔בֶר אֲשֶׁ֥ר הֵבִ֖יאוּ מִמִּצְרָ֑יִם וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵיהֶם֙ אֲבִיהֶ֔ם שֻׁ֖בוּ שִׁבְרוּ־לָ֥נוּ מְעַט־אֹֽכֶל׃
Türkçe okunuş
Vayehi kaaşer kilu leehol et haşever aşer heviu mimitsrayim vayomer alehem avihem şuvu şivru lanu meat ohel.
Türkçe çeviri
Mısır’dan getirdikleri tahılı yiyip bitirince babaları onlara, “Yeniden gidip bize biraz yiyecek satın alın” dedi.
İbranice
וְאִם־אֵינְךָ֥ מְשַׁלֵּ֖חַ לֹ֣א נֵרֵ֑ד כִּֽי־הָאִ֞ישׁ אָמַ֤ר אֵלֵ֙ינוּ֙ לֹֽא־תִרְא֣וּ פָנַ֔י בִּלְתִּ֖י אֲחִיכֶ֥ם אִתְּכֶֽם׃
Türkçe çeviri
Ama göndermezsen inmeyiz. Çünkü adam bize, ‘Kardeşiniz yanınızda olmadan karşıma çıkmayın!’ dedi.”
Türkçe çeviri
İsrael, “Adama başka bir kardeşiniz olduğunu söyleyerek neden başıma iş açtınız?” dedi.
İbranice
וַיֹּאמְר֡וּ שָׁא֣וֹל שָֽׁאַל־הָ֠אִישׁ לָ֣נוּ וּלְמֽוֹלַדְתֵּ֜נוּ לֵאמֹ֗ר הַע֨וֹד אֲבִיכֶ֥ם חַי֙ הֲיֵ֣שׁ לָכֶ֣ם אָ֔ח וַנַ֨גֶּד־ל֔וֹ עַל־פִּ֖י הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה הֲיָד֣וֹעַ נֵדַ֔ע כִּ֣י יֹאמַ֔ר הוֹרִ֖ידוּ אֶת־אֲחִיכֶֽם׃
Türkçe okunuş
Vayomeru şaol şaal haiş lanu ulemoladtenu lemor haod avihem hay hayeş lahem ah vanaged lo al pi hadevarim haele hayadoa neda ki yomar horidu et ahihem.
Türkçe çeviri
Onlar, “Adam bizi ve ailemizi ayrıntılarıyla sordu” dediler. “‘Babanız hâlâ yaşıyor mu? Başka kardeşiniz var mı?’ dedi. Biz de bu sorulara cevap verdik. ‘Kardeşinizi getirin’ diyeceğini nereden bilebilirdik?”
İbranice
וַיֹּ֨אמֶר יְהוּדָ֜ה אֶל־יִשְׂרָאֵ֣ל אָבִ֗יו שִׁלְחָ֥ה הַנַּ֛עַר אִתִּ֖י וְנָק֣וּמָה וְנֵלֵ֑כָה וְנִֽחְיֶה֙ וְלֹ֣א נָמ֔וּת גַּם־אֲנַ֥חְנוּ גַם־אַתָּ֖ה גַּם־טַפֵּֽנוּ׃
Türkçe okunuş
Vayomer yehuda el yisrael aviv şilha hanaar iti venakuma veneleha veniheye velo namut gam anahnu gam ata gam tapenu.
Türkçe çeviri
Yehuda, babası İsrael’e, “Delikanlıyı benimle gönder de kalkıp gidelim” dedi. “Böylece biz de sen de çocuklarımız da ölmeyiz, yaşarız.
İbranice
אָֽנֹכִי֙ אֶֽעֶרְבֶ֔נּוּ מִיָּדִ֖י תְּבַקְשֶׁ֑נּוּ אִם־לֹ֨א הֲבִיאֹתִ֤יו אֵלֶ֙יךָ֙ וְהִצַּגְתִּ֣יו לְפָנֶ֔יךָ וְחָטָ֥אתִֽי לְךָ֖ כָּל־הַיָּמִֽים׃
Türkçe okunuş
Anohi eervenu miyadi tevakşenu im lo haviotiv eleha vehitsagtiv lefaneha vehatati leha kol hayamim.
Türkçe çeviri
Ona ben kefilim; hesabını benden sorabilirsin. Onu sana geri getirip karşına çıkarmazsam, ömür boyu sana karşı suçlu kalayım.
İbranice
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵהֶ֜ם יִשְׂרָאֵ֣ל אֲבִיהֶ֗ם אִם־כֵּ֣ן ׀ אֵפוֹא֮ זֹ֣את עֲשׂוּ֒ קְח֞וּ מִזִּמְרַ֤ת הָאָ֙רֶץ֙ בִּכְלֵיכֶ֔ם וְהוֹרִ֥ידוּ לָאִ֖ישׁ מִנְחָ֑ה מְעַ֤ט צֳרִי֙ וּמְעַ֣ט דְּבַ֔שׁ נְכֹ֣את וָלֹ֔ט בָּטְנִ֖ים וּשְׁקֵדִֽים׃
Türkçe okunuş
Vayomer alehem yisrael avihem im ken efo zot asu kehu mizimrat haarets bihlehem vehoridu laiş minha meat tsori umeat devaş nehot valot batenim uşekedim.
Türkçe çeviri
Babaları İsrael onlara, “Öyleyse şöyle yapın” dedi. “Ülkenin en seçkin ürünlerinden kaplarınıza koyup adama armağan götürün: biraz balsam, biraz bal, baharat, laden reçinesi, fıstık ve badem.
İbranice
וְכֶ֥סֶף מִשְׁנֶ֖ה קְח֣וּ בְיֶדְכֶ֑ם וְאֶת־הַכֶּ֜סֶף הַמּוּשָׁ֨ב בְּפִ֤י אַמְתְּחֹֽתֵיכֶם֙ תָּשִׁ֣יבוּ בְיֶדְכֶ֔ם אוּלַ֥י מִשְׁגֶּ֖ה הֽוּא׃
Türkçe okunuş
Vehesef mişne kehu veyedhem veet hakesef hamuşav befi amtehotehem taşivu veyedhem ulay mişge u.
Türkçe çeviri
Yanınıza iki kat para alın. Torbalarınızın ağzına geri konan parayı da götürün; belki bir yanlışlık olmuştur.
İbranice
וְאֵ֣ל שַׁדַּ֗י יִתֵּ֨ן לָכֶ֤ם רַחֲמִים֙ לִפְנֵ֣י הָאִ֔ישׁ וְשִׁלַּ֥ח לָכֶ֛ם אֶת־אֲחִיכֶ֥ם אַחֵ֖ר וְאֶת־בִּנְיָמִ֑ין וַאֲנִ֕י כַּאֲשֶׁ֥ר שָׁכֹ֖לְתִּי שָׁכָֽלְתִּי׃
Türkçe okunuş
Veel şaday yiten lahem rahamim lifne haiş veşilah lahem et ahihem aher veet binyamin vaani kaaşer şaholeti şahaleti.
Türkçe çeviri
El Şaday, adamın size merhamet göstermesini sağlasın da öbür kardeşinizi ve Binyamin’i size geri versin. Bana gelince, çocuklarımdan olacaksam olayım.”
İbranice
וַיִּקְח֤וּ הָֽאֲנָשִׁים֙ אֶת־הַמִּנְחָ֣ה הַזֹּ֔את וּמִשְׁנֶה־כֶּ֛סֶף לָקְח֥וּ בְיָדָ֖ם וְאֶת־בִּנְיָמִ֑ן וַיָּקֻ֙מוּ֙ וַיֵּרְד֣וּ מִצְרַ֔יִם וַיַּֽעַמְד֖וּ לִפְנֵ֥י יוֹסֵֽף׃
Türkçe okunuş
Vayikhu haanaşim et haminha hazot umişne kesef lakehu veyadam veet binyamin vayakumu vayeredu mitsrayim vayaamdu lifne yosef.
Türkçe çeviri
Adamlar bu armağanları, iki kat parayı ve Binyamin’i yanlarına aldılar. Kalkıp Mısır’a indiler ve Yosef’in karşısına çıktılar.
İbranice
וַיַּ֨רְא יוֹסֵ֣ף אִתָּם֮ אֶת־בִּנְיָמִין֒ וַיֹּ֙אמֶר֙ לַֽאֲשֶׁ֣ר עַל־בֵּית֔וֹ הָבֵ֥א אֶת־הָאֲנָשִׁ֖ים הַבָּ֑יְתָה וּטְבֹ֤חַ טֶ֙בַח֙ וְהָכֵ֔ן כִּ֥י אִתִּ֛י יֹאכְל֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים בַּֽצָּהֳרָֽיִם׃
Türkçe okunuş
Vayar yosef itam et binyamin vayomer laaşer al beto have et haanaşim habayeta utevoah tevah vehahen ki iti yohelu haanaşim batsohorayim.
Türkçe çeviri
Yosef, Binyamin’i yanlarında görünce evinin sorumlusuna, “Bu adamları eve götür” dedi. “Bir hayvan kestirip yemek hazırlat. Bu adamlar öğleyin benimle yemek yiyecek.”
İbranice
וַיִּֽירְא֣וּ הָֽאֲנָשִׁ֗ים כִּ֣י הֽוּבְאוּ֮ בֵּ֣ית יוֹסֵף֒ וַיֹּאמְר֗וּ עַל־דְּבַ֤ר הַכֶּ֙סֶף֙ הַשָּׁ֤ב בְּאַמְתְּחֹתֵ֙ינוּ֙ בַּתְּחִלָּ֔ה אֲנַ֖חְנוּ מֽוּבָאִ֑ים לְהִתְגֹּלֵ֤ל עָלֵ֙ינוּ֙ וּלְהִתְנַפֵּ֣ל עָלֵ֔ינוּ וְלָקַ֧חַת אֹתָ֛נוּ לַעֲבָדִ֖ים וְאֶת־חֲמֹרֵֽינוּ׃
Türkçe okunuş
Vayireu haanaşim ki huveu bet yosef vayomeru al devar hakesef haşav beamtehotenu batehila anahnu muvaim lehitgolel alenu ulehitnapel alenu velakahat otanu laavadim veet hamorenu.
Türkçe çeviri
Adamlar Yosef’in evine götürüldükleri için korktular. “İlk gelişimizde torbalarımıza geri konan para yüzünden bizi buraya getiriyorlar” dediler. “Bize suç yükleyip üzerimize saldıracaklar; bizi köle yapıp eşeklerimizi de alacaklar.”
İbranice
וַֽיְהִ֞י כִּי־בָ֣אנוּ אֶל־הַמָּל֗וֹן וַֽנִּפְתְּחָה֙ אֶת־אַמְתְּחֹתֵ֔ינוּ וְהִנֵּ֤ה כֶֽסֶף־אִישׁ֙ בְּפִ֣י אַמְתַּחְתּ֔וֹ כַּסְפֵּ֖נוּ בְּמִשְׁקָל֑וֹ וַנָּ֥שֶׁב אֹת֖וֹ בְּיָדֵֽנוּ׃
Türkçe okunuş
Vayehi ki vanu el hamalon vanifteha et amtehotenu vehine hesef iş befi amtahto kaspenu bemişkalo vanaşev oto beyadenu.
Türkçe çeviri
Konakladığımız yere varıp torbalarımızı açtığımızda, her birimizin parası kendi torbasının ağzındaydı. Paramızın ağırlığı eksiksizdi. Onu geri getirdik.
İbranice
וְכֶ֧סֶף אַחֵ֛ר הוֹרַ֥דְנוּ בְיָדֵ֖נוּ לִשְׁבָּר־אֹ֑כֶל לֹ֣א יָדַ֔עְנוּ מִי־שָׂ֥ם כַּסְפֵּ֖נוּ בְּאַמְתְּחֹתֵֽינוּ׃
Türkçe çeviri
Yiyecek satın almak için ayrıca para da getirdik. Paramızı torbalarımıza kimin koyduğunu bilmiyoruz.”
İbranice
וַיֹּאמֶר֩ שָׁל֨וֹם לָכֶ֜ם אַל־תִּירָ֗אוּ אֱלֹ֨הֵיכֶ֜ם וֵֽאלֹהֵ֤י אֲבִיכֶם֙ נָתַ֨ן לָכֶ֤ם מַטְמוֹן֙ בְּאַמְתְּחֹ֣תֵיכֶ֔ם כַּסְפְּכֶ֖ם בָּ֣א אֵלָ֑י וַיּוֹצֵ֥א אֲלֵהֶ֖ם אֶת־שִׁמְעֽוֹן׃
Türkçe okunuş
Vayomer şalom lahem al tirau elohehem velohe avihem natan lahem matmon beamtehotehem kaspehem ba elay vayotse alehem et şimon.
Türkçe çeviri
Adam, “İçiniz rahat olsun, korkmayın” dedi. “Tanrınız, babanızın Tanrısı, torbalarınıza bir hazine koymuş. Paranız bana ulaştı.” Sonra Şimon’u yanlarına çıkardı.
İbranice
וַיָּבֵ֥א הָאִ֛ישׁ אֶת־הָאֲנָשִׁ֖ים בֵּ֣יתָה יוֹסֵ֑ף וַיִּתֶּן־מַ֙יִם֙ וַיִּרְחֲצ֣וּ רַגְלֵיהֶ֔ם וַיִּתֵּ֥ן מִסְפּ֖וֹא לַחֲמֹֽרֵיהֶֽם׃
Türkçe okunuş
Vayave haiş et haanaşim beta yosef vayiten mayim vayirhatsu raglehem vayiten mispo lahamorehem.
Türkçe çeviri
Adam onları Yosef’in evine aldı. Ayaklarını yıkamaları için su verdi; eşeklerine de yem verdi.
İbranice
וַיָּכִ֙ינוּ֙ אֶת־הַמִּנְחָ֔ה עַד־בּ֥וֹא יוֹסֵ֖ף בַּֽצָּהֳרָ֑יִם כִּ֣י שָֽׁמְע֔וּ כִּי־שָׁ֖ם יֹ֥אכְלוּ לָֽחֶם׃
Türkçe çeviri
Yosef öğleyin gelince sunacakları armağanı hazırladılar; çünkü orada yemek yiyeceklerini duymuşlardı.
İbranice
וַיָּבֹ֤א יוֹסֵף֙ הַבַּ֔יְתָה וַיָּבִ֥יאּוּ ל֛וֹ אֶת־הַמִּנְחָ֥ה אֲשֶׁר־בְּיָדָ֖ם הַבָּ֑יְתָה וַיִּשְׁתַּחֲווּ־ל֖וֹ אָֽרְצָה׃
Türkçe okunuş
Vayavo yosef habayta vayaviu lo et haminha aşer beyadam habayeta vayiştahavu lo aretsa.
Türkçe çeviri
Yosef eve gelince getirdikleri armağanı içeride ona sundular ve önünde yere kapandılar.
İbranice
וַיִּשְׁאַ֤ל לָהֶם֙ לְשָׁל֔וֹם וַיֹּ֗אמֶר הֲשָׁל֛וֹם אֲבִיכֶ֥ם הַזָּקֵ֖ן אֲשֶׁ֣ר אֲמַרְתֶּ֑ם הַעוֹדֶ֖נּוּ חָֽי׃
Türkçe çeviri
Yosef hatırlarını sordu. “Sözünü ettiğiniz yaşlı babanız iyi mi? Hâlâ yaşıyor mu?” dedi.
İbranice
וַיֹּאמְר֗וּ שָׁל֛וֹם לְעַבְדְּךָ֥ לְאָבִ֖ינוּ עוֹדֶ֣נּוּ חָ֑י וַֽיִּקְּד֖וּ וישתחו [וַיִּֽשְׁתַּחֲוּֽוּ׃]
Türkçe çeviri
“Kulun olan babamız iyidir, hâlâ yaşıyor” dediler. Başlarını eğip yere kapandılar.
İbranice
וַיִּשָּׂ֣א עֵינָ֗יו וַיַּ֞רְא אֶת־בִּנְיָמִ֣ין אָחִיו֮ בֶּן־אִמּוֹ֒ וַיֹּ֗אמֶר הֲזֶה֙ אֲחִיכֶ֣ם הַקָּטֹ֔ן אֲשֶׁ֥ר אֲמַרְתֶּ֖ם אֵלָ֑י וַיֹּאמַ֕ר אֱלֹהִ֥ים יָחְנְךָ֖ בְּנִֽי׃
Türkçe okunuş
Vayisa enav vayar et binyamin ahiv ben imo vayomer haze ahihem hakaton aşer amartem elay vayomar Elohim yaheneha beni.
Türkçe çeviri
Yosef gözlerini kaldırıp öz kardeşi, annesinin oğlu Binyamin’i gördü. “Bana sözünü ettiğiniz en küçük kardeşiniz bu mu?” diye sordu. Ardından, “Tanrı sana iyilik göstersin, oğlum” dedi.
İbranice
וַיְמַהֵ֣ר יוֹסֵ֗ף כִּֽי־נִכְמְר֤וּ רַחֲמָיו֙ אֶל־אָחִ֔יו וַיְבַקֵּ֖שׁ לִבְכּ֑וֹת וַיָּבֹ֥א הַחַ֖דְרָה וַיֵּ֥בְךְּ שָֽׁמָּה׃
Türkçe okunuş
Vayemaher yosef ki nihmeru rahamav el ahiv vayevakeş livkot vayavo hahadra vayevk şama.
Türkçe çeviri
Kardeşine duyduğu sevgiyle yüreği dolan Yosef, ağlayacak gibi olunca aceleyle uzaklaştı. İç odaya girip orada ağladı.
Türkçe çeviri
Sonra yüzünü yıkayıp çıktı. Kendini toparlayarak, “Yemeği getirin” dedi.
İbranice
וַיָּשִׂ֥ימוּ ל֛וֹ לְבַדּ֖וֹ וְלָהֶ֣ם לְבַדָּ֑ם וְלַמִּצְרִ֞ים הָאֹכְלִ֤ים אִתּוֹ֙ לְבַדָּ֔ם כִּי֩ לֹ֨א יוּכְל֜וּן הַמִּצְרִ֗ים לֶאֱכֹ֤ל אֶת־הָֽעִבְרִים֙ לֶ֔חֶם כִּי־תוֹעֵבָ֥ה הִ֖וא לְמִצְרָֽיִם׃
Türkçe okunuş
Vayasimu lo levado velahem levadam velamitsrim haohelim ito levadam ki lo yuhelun hamitsrim leehol et haivrim lehem ki toeva hi lemitsrayim.
Türkçe çeviri
Ona ayrı, kardeşlerine ayrı, onunla yemek yiyen Mısırlılara ayrı yemek sunuldu. Çünkü Mısırlılar İbranilerle birlikte yemek yiyemezdi; bunu iğrenç sayarlardı.
İbranice
וַיֵּשְׁב֣וּ לְפָנָ֔יו הַבְּכֹר֙ כִּבְכֹ֣רָת֔וֹ וְהַצָּעִ֖יר כִּצְעִרָת֑וֹ וַיִּתְמְה֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים אִ֥ישׁ אֶל־רֵעֵֽהוּ׃
Türkçe çeviri
Kardeşler, en büyükten en küçüğe, doğum sıralarına göre onun karşısına oturtuldular. Şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
İbranice
וַיִּשָּׂ֨א מַשְׂאֹ֜ת מֵאֵ֣ת פָּנָיו֮ אֲלֵהֶם֒ וַתֵּ֜רֶב מַשְׂאַ֧ת בִּנְיָמִ֛ן מִמַּשְׂאֹ֥ת כֻּלָּ֖ם חָמֵ֣שׁ יָד֑וֹת וַיִּשְׁתּ֥וּ וַֽיִּשְׁכְּר֖וּ עִמּֽוֹ׃
Türkçe okunuş
Vayisa masot meet panav alehem vaterev masat binyamin mimasot kulam hameş yadot vayiştu vayişkeru imo.
Türkçe çeviri
Yosef’in önünden onlara yemek payları götürüldü. Binyamin’in payı ötekilerin her birininkinden beş kat fazlaydı. Onunla birlikte içtiler, sarhoş oldular.
Kaynak
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.