Bereşit Şemot Vayikra Bamidbar Devarim Bereşit 19
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50
Görünüm İbranice, okunuş ve çeviri Yalnız İbranice Yalnız Türkçe okunuş Yalnız Türkçe çeviri A− %100 A+
İbranice וַ֠יָּבֹאוּ שְׁנֵ֨י הַמַּלְאָכִ֤ים סְדֹ֙מָה֙ בָּעֶ֔רֶב וְל֖וֹט יֹשֵׁ֣ב בְּשַֽׁעַר־סְדֹ֑ם וַיַּרְא־לוֹט֙ וַיָּ֣קָם לִקְרָאתָ֔ם וַיִּשְׁתַּ֥חוּ אַפַּ֖יִם אָֽרְצָה׃
Türkçe okunuş Vayavou şene hamalahim sedoma baerev velot yoşev beşaar sedom vayar lot vayakom likratam vayiştahu apayim aretsa.
Türkçe çeviri İki melek akşamleyin Sedom’a geldi. Lot, Sedom’un kapısında oturuyordu. Onları görünce karşılamak için kalktı ve yüzü yere değecek biçimde eğildi.
İbranice וַיֹּ֜אמֶר הִנֶּ֣ה נָּא־אֲדֹנַ֗י ס֣וּרוּ נָ֠א אֶל־בֵּ֨ית עַבְדְּכֶ֤ם וְלִ֙ינוּ֙ וְרַחֲצ֣וּ רַגְלֵיכֶ֔ם וְהִשְׁכַּמְתֶּ֖ם וַהֲלַכְתֶּ֣ם לְדַרְכְּכֶ֑ם וַיֹּאמְר֣וּ לֹּ֔א כִּ֥י בָרְח֖וֹב נָלִֽין׃
Türkçe okunuş Vayomer hine na Adonay suru na el bet avdehem velinu verahatsu raglehem vehişkamtem vahalahtem ledarkehem vayomeru lo ki varehov nalin.
Türkçe çeviri “Efendilerim, lütfen kulunuzun evine buyurun” dedi. “Geceyi geçirin, ayaklarınızı yıkayın; sabah erkenden kalkıp yolunuza gidersiniz.” Onlar, “Hayır, geceyi meydanda geçireceğiz” dediler.
İbranice וַיִּפְצַר־בָּ֣ם מְאֹ֔ד וַיָּסֻ֣רוּ אֵלָ֔יו וַיָּבֹ֖אוּ אֶל־בֵּית֑וֹ וַיַּ֤עַשׂ לָהֶם֙ מִשְׁתֶּ֔ה וּמַצּ֥וֹת אָפָ֖ה וַיֹּאכֵֽלוּ׃
Türkçe okunuş Vayiftsar bam meod vayasuru elav vayavou el beto vayaas lahem mişte umatsot afa vayohelu.
Türkçe çeviri Lot çok ısrar edince onunla birlikte evine gittiler. Lot onlara bir şölen hazırladı, mayasız ekmekler pişirdi ve yediler.
İbranice טֶרֶם֮ יִשְׁכָּבוּ֒ וְאַנְשֵׁ֨י הָעִ֜יר אַנְשֵׁ֤י סְדֹם֙ נָסַ֣בּוּ עַל־הַבַּ֔יִת מִנַּ֖עַר וְעַד־זָקֵ֑ן כָּל־הָעָ֖ם מִקָּצֶֽה׃
Türkçe okunuş Terem yişkavu veanşe hair anşe sedom nasabu al habayit minaar vead zaken kol haam mikatse.
Türkçe çeviri Henüz yatmamışlardı ki kentin adamları, Sedom halkı, gencinden yaşlısına kadar her yandan gelip evi kuşattı.
İbranice וַיִּקְרְא֤וּ אֶל־לוֹט֙ וַיֹּ֣אמְרוּ ל֔וֹ אַיֵּ֧ה הָאֲנָשִׁ֛ים אֲשֶׁר־בָּ֥אוּ אֵלֶ֖יךָ הַלָּ֑יְלָה הוֹצִיאֵ֣ם אֵלֵ֔ינוּ וְנֵדְעָ֖ה אֹתָֽם׃
Türkçe okunuş Vayikreu el lot vayomeru lo aye haanaşim aşer bau eleha halayla hotsiem elenu venedea otam.
Türkçe çeviri Lot’a seslenip, “Bu gece sana gelen adamlar nerede?” dediler. “Onları bize çıkar da kendileriyle birlikte olalım!”
İbranice וַיֵּצֵ֧א אֲלֵהֶ֛ם ל֖וֹט הַפֶּ֑תְחָה וְהַדֶּ֖לֶת סָגַ֥ר אַחֲרָֽיו׃
Türkçe okunuş Vayetse alehem lot hapetha vehadelet sagar aharav.
Türkçe çeviri Lot kapının önüne, onların yanına çıktı ve arkasından kapıyı kapattı.
İbranice וַיֹּאמַ֑ר אַל־נָ֥א אַחַ֖י תָּרֵֽעוּ׃
Türkçe okunuş Vayomar al na ahay tareu.
Türkçe çeviri “Lütfen kardeşlerim, kötülük yapmayın!” dedi.
İbranice הִנֵּה־נָ֨א לִ֜י שְׁתֵּ֣י בָנ֗וֹת אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־יָדְעוּ֙ אִ֔ישׁ אוֹצִֽיאָה־נָּ֤א אֶתְהֶן֙ אֲלֵיכֶ֔ם וַעֲשׂ֣וּ לָהֶ֔ן כַּטּ֖וֹב בְּעֵינֵיכֶ֑ם רַ֠ק לָֽאֲנָשִׁ֤ים הָאֵל֙ אַל־תַּעֲשׂ֣וּ דָבָ֔ר כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן בָּ֖אוּ בְּצֵ֥ל קֹרָתִֽי׃
Türkçe okunuş Hine na li şete vanot aşer lo yadeu iş otsia na ethen alehem vaasu lahen katov beenehem rak laanaşim hael al taasu davar ki al ken bau betsel korati.
Türkçe çeviri “İşte, erkekle birlikte olmamış iki kızım var. Onları size çıkarayım; onlara uygun gördüğünüzü yapın. Yalnız bu adamlara hiçbir şey yapmayın; çünkü çatımın gölgesine sığındılar.”
İbranice וַיֹּאמְר֣וּ ׀ גֶּשׁ־הָ֗לְאָה וַיֹּֽאמְרוּ֙ הָאֶחָ֤ד בָּֽא־לָגוּר֙ וַיִּשְׁפֹּ֣ט שָׁפ֔וֹט עַתָּ֕ה נָרַ֥ע לְךָ֖ מֵהֶ֑ם וַיִּפְצְר֨וּ בָאִ֤ישׁ בְּלוֹט֙ מְאֹ֔ד וַֽיִּגְּשׁ֖וּ לִשְׁבֹּ֥ר הַדָּֽלֶת׃
Türkçe okunuş Vayomeru geş halea vayomeru haehad ba lagur vayişpot şafot ata nara leha mehem vayiftseru vaiş belot meod vayigeşu lişbor hadalet.
Türkçe çeviri “Çekil şuradan!” dediler. “Bu adam yabancı olarak geldi, şimdi başımıza yargıç kesiliyor! Sana onlardan daha kötüsünü yapacağız.” Lot’a şiddetle yüklendiler ve kapıyı kırmak için yaklaştılar.
İbranice וַיִּשְׁלְח֤וּ הָֽאֲנָשִׁים֙ אֶת־יָדָ֔ם וַיָּבִ֧יאוּ אֶת־ל֛וֹט אֲלֵיהֶ֖ם הַבָּ֑יְתָה וְאֶת־הַדֶּ֖לֶת סָגָֽרוּ׃
Türkçe okunuş Vayişlehu haanaşim et yadam vayaviu et lot alehem habayeta veet hadelet sagaru.
Türkçe çeviri İçerideki adamlar ellerini uzatıp Lot’u yanlarına, evin içine çektiler ve kapıyı kapattılar.
İbranice וְֽאֶת־הָאֲנָשִׁ֞ים אֲשֶׁר־פֶּ֣תַח הַבַּ֗יִת הִכּוּ֙ בַּסַּנְוֵרִ֔ים מִקָּטֹ֖ן וְעַד־גָּד֑וֹל וַיִּלְא֖וּ לִמְצֹ֥א הַפָּֽתַח׃
Türkçe okunuş Veet haanaşim aşer petah habayit hiku basanverim mikaton vead gadol vayilu limtso hapatah.
Türkçe çeviri Evin girişindeki adamları küçüğünden büyüğüne körlükle vurdular. Adamlar kapıyı arayıp bulamayarak bitkin düştüler.
İbranice וַיֹּאמְר֨וּ הָאֲנָשִׁ֜ים אֶל־ל֗וֹט עֹ֚ד מִֽי־לְךָ֣ פֹ֔ה חָתָן֙ וּבָנֶ֣יךָ וּבְנֹתֶ֔יךָ וְכֹ֥ל אֲשֶׁר־לְךָ֖ בָּעִ֑יר הוֹצֵ֖א מִן־הַמָּקֽוֹם׃
Türkçe okunuş Vayomeru haanaşim el lot od mi leha fo hatan uvaneha uvenoteha vehol aşer leha bair hotse min hamakom.
Türkçe çeviri Adamlar Lot’a şöyle dediler: “Burada başka kimin var? Damatların, oğulların, kızların ve kentte sana ait kim varsa hepsini buradan çıkar.
İbranice כִּֽי־מַשְׁחִתִ֣ים אֲנַ֔חְנוּ אֶת־הַמָּק֖וֹם הַזֶּ֑ה כִּֽי־גָֽדְלָ֤ה צַעֲקָתָם֙ אֶת־פְּנֵ֣י יְהוָ֔ה וַיְשַׁלְּחֵ֥נוּ יְהוָ֖ה לְשַׁחֲתָֽהּ׃
Türkçe okunuş Ki maşhitim anahnu et hamakom haze ki gadela tsaakatam et pene Adonay vayeşalehenu Adonay leşahatah.
Türkçe çeviri Çünkü biz bu yeri yok edeceğiz. Onlara karşı yükselen feryat Adonay’ın önünde çok büyüdü. Adonay bizi onu yok etmek için gönderdi.”
İbranice וַיֵּצֵ֨א ל֜וֹט וַיְדַבֵּ֣ר ׀ אֶל־חֲתָנָ֣יו ׀ לֹקְחֵ֣י בְנֹתָ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ ק֤וּמוּ צְּאוּ֙ מִן־הַמָּק֣וֹם הַזֶּ֔ה כִּֽי־מַשְׁחִ֥ית יְהוָ֖ה אֶת־הָעִ֑יר וַיְהִ֥י כִמְצַחֵ֖ק בְּעֵינֵ֥י חֲתָנָֽיו׃
Türkçe okunuş Vayetse lot vayedaber el hatanav lokehe venotav vayomer kumu tseu min hamakom haze ki maşhit Adonay et hair vayehi himtsahek beene hatanav.
Türkçe çeviri Lot çıkıp kızlarını alacak olan damatlarına, “Kalkın, buradan çıkın! Adonay bu kenti yok edecek!” dedi. Ama damatlarının gözünde şaka yapıyor gibiydi.
İbranice וּכְמוֹ֙ הַשַּׁ֣חַר עָלָ֔ה וַיָּאִ֥יצוּ הַמַּלְאָכִ֖ים בְּל֣וֹט לֵאמֹ֑ר קוּם֩ קַ֨ח אֶֽת־אִשְׁתְּךָ֜ וְאֶת־שְׁתֵּ֤י בְנֹתֶ֙יךָ֙ הַנִּמְצָאֹ֔ת פֶּן־תִּסָּפֶ֖ה בַּעֲוֺ֥ן הָעִֽיר׃
Türkçe okunuş Uhemo haşahar ala vayaitsu hamalahim belot lemor kum kah et işteha veet şete venoteha hanimtsaot pen tisafe baavon hair.
Türkçe çeviri Şafak sökünce melekler Lot’u acele ettirdiler: “Kalk! Karını ve yanındaki iki kızını al ki kentin suçu yüzünden yok olmayasın!”
İbranice וַֽיִּתְמַהְמָ֓הּ ׀ וַיַּחֲזִ֨קוּ הָאֲנָשִׁ֜ים בְּיָד֣וֹ וּבְיַד־אִשְׁתּ֗וֹ וּבְיַד֙ שְׁתֵּ֣י בְנֹתָ֔יו בְּחֶמְלַ֥ת יְהוָ֖ה עָלָ֑יו וַיֹּצִאֻ֥הוּ וַיַּנִּחֻ֖הוּ מִח֥וּץ לָעִֽיר׃
Türkçe okunuş Vayitmahmah vayahaziku haanaşim beyado uveyad işto uveyad şete venotav behemlat Adonay alav vayotsiuu vayanihuu mihuts lair.
Türkçe çeviri Lot ağırdan alınca adamlar onun, karısının ve iki kızının elinden tuttular. Adonay ona acıdığı için onları çıkarıp kentin dışına bıraktılar.
İbranice וַיְהִי֩ כְהוֹצִיאָ֨ם אֹתָ֜ם הַח֗וּצָה וַיֹּ֙אמֶר֙ הִמָּלֵ֣ט עַל־נַפְשֶׁ֔ךָ אַל־תַּבִּ֣יט אַחֲרֶ֔יךָ וְאַֽל־תַּעֲמֹ֖ד בְּכָל־הַכִּכָּ֑ר הָהָ֥רָה הִמָּלֵ֖ט פֶּן־תִּסָּפֶֽה׃
Türkçe okunuş Vayehi hehotsiam otam hahutsa vayomer himalet al nafşeha al tabit ahareha veal taamod behol hakikar hahara himalet pen tisafe.
Türkçe çeviri Onları dışarı çıkarınca biri, “Canını kurtarmak için kaç!” dedi. “Arkana bakma; ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç ki yok olmayasın!”
İbranice וַיֹּ֥אמֶר ל֖וֹט אֲלֵהֶ֑ם אַל־נָ֖א אֲדֹנָֽי׃
Türkçe okunuş Vayomer lot alehem al na Adonay.
Türkçe çeviri Lot onlara, “Lütfen, hayır, efendim!” dedi.
İbranice הִנֵּה־נָ֠א מָצָ֨א עַבְדְּךָ֣ חֵן֮ בְּעֵינֶיךָ֒ וַתַּגְדֵּ֣ל חַסְדְּךָ֗ אֲשֶׁ֤ר עָשִׂ֙יתָ֙ עִמָּדִ֔י לְהַחֲי֖וֹת אֶת־נַפְשִׁ֑י וְאָנֹכִ֗י לֹ֤א אוּכַל֙ לְהִמָּלֵ֣ט הָהָ֔רָה פֶּן־תִּדְבָּקַ֥נִי הָרָעָ֖ה וָמַֽתִּי׃
Türkçe okunuş Hine na matsa avdeha hen beeneha vatagdel hasdeha aşer asita imadi lehahayot et nafşi veanohi lo uhal lehimalet hahara pen tidbakani haraa vamati.
Türkçe çeviri “Kulun gözünde lütuf buldu; canımı kurtarmakla bana büyük bir iyilik gösterdin. Ama dağa kaçamam. Felaket bana yetişir de ölürüm.
İbranice הִנֵּה־נָ֠א הָעִ֨יר הַזֹּ֧את קְרֹבָ֛ה לָנ֥וּס שָׁ֖מָּה וְהִ֣יא מִצְעָ֑ר אִמָּלְטָ֨ה נָּ֜א שָׁ֗מָּה הֲלֹ֥א מִצְעָ֛ר הִ֖וא וּתְחִ֥י נַפְשִֽׁי׃
Türkçe okunuş Hine na hair hazot kerova lanus şama vehi mitsar imaleta na şama halo mitsar hi utehi nafşi.
Türkçe çeviri İşte, şu kent kaçabileceğim kadar yakın; küçücük bir yer. Lütfen oraya kaçayım. Küçücük değil mi? Böylece canım kurtulur.”
İbranice וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו הִנֵּה֙ נָשָׂ֣אתִי פָנֶ֔יךָ גַּ֖ם לַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה לְבִלְתִּ֛י הָפְכִּ֥י אֶת־הָעִ֖יר אֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ׃
Türkçe okunuş Vayomer elav hine nasati faneha gam ladavar haze levilti hafeki et hair aşer dibarta.
Türkçe çeviri Ona, “Bu konuda da dileğini kabul ettim” dedi. “Sözünü ettiğin kenti yıkmayacağım.
İbranice מַהֵר֙ הִמָּלֵ֣ט שָׁ֔מָּה כִּ֣י לֹ֤א אוּכַל֙ לַעֲשׂ֣וֹת דָּבָ֔ר עַד־בֹּאֲךָ֖ שָׁ֑מָּה עַל־כֵּ֛ן קָרָ֥א שֵׁם־הָעִ֖יר צֽוֹעַר׃
Türkçe okunuş Maher himalet şama ki lo uhal laasot davar ad boaha şama al ken kara şem hair tsoar.
Türkçe çeviri Çabuk oraya kaç; çünkü sen oraya varıncaya kadar bir şey yapamam.” Bu yüzden kentin adı Tsoar oldu.
İbranice הַשֶּׁ֖מֶשׁ יָצָ֣א עַל־הָאָ֑רֶץ וְל֖וֹט בָּ֥א צֹֽעֲרָה׃
Türkçe okunuş Haşemeş yatsa al haarets velot ba tsoara.
Türkçe çeviri Lot Tsoar’a vardığında güneş yeryüzüne doğmuştu.
İbranice וַֽיהוָ֗ה הִמְטִ֧יר עַל־סְדֹ֛ם וְעַל־עֲמֹרָ֖ה גָּפְרִ֣ית וָאֵ֑שׁ מֵאֵ֥ת יְהוָ֖ה מִן־הַשָּׁמָֽיִם׃
Türkçe okunuş Vadonay himtir al sedom veal amora gaferit vaeş meet Adonay min haşamayim.
Türkçe çeviri Adonay, Sedom ve Amora üzerine göklerden, Adonay’ın katından kükürt ve ateş yağdırdı.
İbranice וַֽיַּהֲפֹךְ֙ אֶת־הֶעָרִ֣ים הָאֵ֔ל וְאֵ֖ת כָּל־הַכִּכָּ֑ר וְאֵת֙ כָּל־יֹשְׁבֵ֣י הֶעָרִ֔ים וְצֶ֖מַח הָאֲדָמָֽה׃
Türkçe okunuş Vayahafoh et hearim hael veet kol hakikar veet kol yoşeve hearim vetsemah haadama.
Türkçe çeviri Bu kentleri, bütün ovayı, kentlerde yaşayanların hepsini ve toprağın bitkilerini altüst etti.
İbranice וַתַּבֵּ֥ט אִשְׁתּ֖וֹ מֵאַחֲרָ֑יו וַתְּהִ֖י נְצִ֥יב מֶֽלַח׃
Türkçe okunuş Vatabet işto meaharav vatehi netsiv melah.
Türkçe çeviri Lot’un arkasından gelen karısı geriye baktı ve bir tuz sütunu oldu.
İbranice וַיַּשְׁכֵּ֥ם אַבְרָהָ֖ם בַּבֹּ֑קֶר אֶל־הַ֨מָּק֔וֹם אֲשֶׁר־עָ֥מַד שָׁ֖ם אֶת־פְּנֵ֥י יְהוָֽה׃
Türkçe okunuş Vayaşkem avraham baboker el hamakom aşer amad şam et pene Adonay.
Türkçe çeviri Avraam sabah erkenden, Adonay’ın önünde durmuş olduğu yere gitti.
İbranice וַיַּשְׁקֵ֗ף עַל־פְּנֵ֤י סְדֹם֙ וַעֲמֹרָ֔ה וְעַֽל־כָּל־פְּנֵ֖י אֶ֣רֶץ הַכִּכָּ֑ר וַיַּ֗רְא וְהִנֵּ֤ה עָלָה֙ קִיטֹ֣ר הָאָ֔רֶץ כְּקִיטֹ֖ר הַכִּבְשָֽׁן׃
Türkçe okunuş Vayaşkef al pene sedom vaamora veal kol pene erets hakikar vayar vehine ala kitor haarets kekitor hakivşan.
Türkçe çeviri Sedom’a, Amora’ya ve bütün ova ülkesine baktı. İşte, ülkenin dumanı bir fırının dumanı gibi yükseliyordu.
İbranice וַיְהִ֗י בְּשַׁחֵ֤ת אֱלֹהִים֙ אֶת־עָרֵ֣י הַכִּכָּ֔ר וַיִּזְכֹּ֥ר אֱלֹהִ֖ים אֶת־אַבְרָהָ֑ם וַיְשַׁלַּ֤ח אֶת־לוֹט֙ מִתּ֣וֹךְ הַהֲפֵכָ֔ה בַּהֲפֹךְ֙ אֶת־הֶ֣עָרִ֔ים אֲשֶׁר־יָשַׁ֥ב בָּהֵ֖ן לֽוֹט׃
Türkçe okunuş Vayehi beşahet Elohim et are hakikar vayizkor Elohim et avraham vayeşalah et lot mitoh hahafeha bahafoh et hearim aşer yaşav bahen lot.
Türkçe çeviri Tanrı ova kentlerini yok ederken Avraam’ı hatırladı. Lot’un yaşadığı kentleri altüst ederken Lot’u yıkımın içinden çıkardı.
İbranice וַיַּעַל֩ ל֨וֹט מִצּ֜וֹעַר וַיֵּ֣שֶׁב בָּהָ֗ר וּשְׁתֵּ֤י בְנֹתָיו֙ עִמּ֔וֹ כִּ֥י יָרֵ֖א לָשֶׁ֣בֶת בְּצ֑וֹעַר וַיֵּ֙שֶׁב֙ בַּמְּעָרָ֔ה ה֖וּא וּשְׁתֵּ֥י בְנֹתָֽיו׃
Türkçe okunuş Vayaal lot mitsoar vayeşev bahar uşete venotav imo ki yare laşevet betsoar vayeşev bameara u uşete venotav.
Türkçe çeviri Lot Tsoar’da kalmaktan korktuğu için oradan dağa çıktı ve iki kızıyla birlikte oraya yerleşti. Kendisi ve iki kızı bir mağarada yaşadılar.
İbranice וַתֹּ֧אמֶר הַבְּכִירָ֛ה אֶל־הַצְּעִירָ֖ה אָבִ֣ינוּ זָקֵ֑ן וְאִ֨ישׁ אֵ֤ין בָּאָ֙רֶץ֙ לָב֣וֹא עָלֵ֔ינוּ כְּדֶ֖רֶךְ כָּל־הָאָֽרֶץ׃
Türkçe okunuş Vatomer habehira el hatseira avinu zaken veiş en baarets lavo alenu kedereh kol haarets.
Türkçe çeviri Büyük kız küçüğüne, “Babamız yaşlı” dedi. “Yeryüzünde herkesin yaptığı gibi bizimle birlikte olacak bir erkek yok.
İbranice לְכָ֨ה נַשְׁקֶ֧ה אֶת־אָבִ֛ינוּ יַ֖יִן וְנִשְׁכְּבָ֣ה עִמּ֑וֹ וּנְחַיֶּ֥ה מֵאָבִ֖ינוּ זָֽרַע׃
Türkçe okunuş Leha naşke et avinu yayin venişkeva imo unehaye meavinu zara.
Türkçe çeviri Gel, babamıza şarap içirip onunla yatalım. Böylece babamızdan soy sürdürelim.”
İbranice וַתַּשְׁקֶ֧יןָ אֶת־אֲבִיהֶ֛ן יַ֖יִן בַּלַּ֣יְלָה ה֑וּא וַתָּבֹ֤א הַבְּכִירָה֙ וַתִּשְׁכַּ֣ב אֶת־אָבִ֔יהָ וְלֹֽא־יָדַ֥ע בְּשִׁכְבָ֖הּ וּבְקׄוּמָֽהּ׃
Türkçe okunuş Vataşkena et avihen yayin balayla u vatavo habehira vatişkav et aviha velo yada beşihvah uvekumah.
Türkçe çeviri O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Babası onun ne yattığını ne de kalktığını fark etti.
İbranice וַֽיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַתֹּ֤אמֶר הַבְּכִירָה֙ אֶל־הַצְּעִירָ֔ה הֵן־שָׁכַ֥בְתִּי אֶ֖מֶשׁ אֶת־אָבִ֑י נַשְׁקֶ֨נּוּ יַ֜יִן גַּם־הַלַּ֗יְלָה וּבֹ֙אִי֙ שִׁכְבִ֣י עִמּ֔וֹ וּנְחַיֶּ֥ה מֵאָבִ֖ינוּ זָֽרַע׃
Türkçe okunuş Vayehi mimohorat vatomer habehira el hatseira hen şahavti emeş et avi naşkenu yayin gam halayla uvoi şihvi imo unehaye meavinu zara.
Türkçe çeviri Ertesi gün büyük kız küçüğüne, “Dün gece babamla yattım” dedi. “Bu gece de ona şarap içirelim. Sen gidip onunla yat; böylece babamızdan soy sürdürelim.”
İbranice וַתַּשְׁקֶ֜יןָ גַּ֣ם בַּלַּ֧יְלָה הַה֛וּא אֶת־אֲבִיהֶ֖ן יָ֑יִן וַתָּ֤קָם הַצְּעִירָה֙ וַתִּשְׁכַּ֣ב עִמּ֔וֹ וְלֹֽא־יָדַ֥ע בְּשִׁכְבָ֖הּ וּבְקֻמָֽהּ׃
Türkçe okunuş Vataşkena gam balayla hau et avihen yayin vatakom hatseira vatişkav imo velo yada beşihvah uvekumah.
Türkçe çeviri O gece de babalarına şarap içirdiler. Küçük kız kalkıp onunla yattı. Babası onun ne yattığını ne de kalktığını fark etti.
İbranice וַֽתַּהֲרֶ֛יןָ שְׁתֵּ֥י בְנֽוֹת־ל֖וֹט מֵאֲבִיהֶֽן׃
Türkçe okunuş Vataharena şete venot lot meavihen.
Türkçe çeviri Böylece Lot’un iki kızı babalarından gebe kaldılar.
İbranice וַתֵּ֤לֶד הַבְּכִירָה֙ בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ מוֹאָ֑ב ה֥וּא אֲבִֽי־מוֹאָ֖ב עַד־הַיּֽוֹם׃
Türkçe okunuş Vateled habehira ben vatikra şemo moav u avi moav ad hayom.
Türkçe çeviri Büyük kız bir oğul doğurup ona Moav adını verdi. Bugüne kadar var olan Moavlıların atası odur.
İbranice וְהַצְּעִירָ֤ה גַם־הִוא֙ יָ֣לְדָה בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ בֶּן־עַמִּ֑י ה֛וּא אֲבִ֥י בְנֵֽי־עַמּ֖וֹן עַד־הַיּֽוֹם׃ (ס)
Türkçe okunuş Vehatseira gam hi yaleda ben vatikra şemo ben ami u avi vene amon ad hayom.
Türkçe çeviri Küçük kız da bir oğul doğurup ona Ben-Ammi adını verdi. Bugüne kadar var olan Ammon oğullarının atası odur.
Kaynak İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra . Lisans: Public Domain. Tanach.us .