Bereşit Şemot Vayikra Bamidbar Devarim Bereşit 21
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50
Görünüm İbranice, okunuş ve çeviri Yalnız İbranice Yalnız Türkçe okunuş Yalnız Türkçe çeviri A− %100 A+
İbranice וַֽיהוָ֛ה פָּקַ֥ד אֶת־שָׂרָ֖ה כַּאֲשֶׁ֣ר אָמָ֑ר וַיַּ֧עַשׂ יְהוָ֛ה לְשָׂרָ֖ה כַּאֲשֶׁ֥ר דִּבֵּֽר׃
Türkçe okunuş Vadonay pakad et sara kaaşer amar vayaas Adonay lesara kaaşer diber.
Türkçe çeviri Adonay söylediği gibi Sara’yı gözetti; söz verdiği gibi Sara için yaptı.
İbranice וַתַּהַר֩ וַתֵּ֨לֶד שָׂרָ֧ה לְאַבְרָהָ֛ם בֵּ֖ן לִזְקֻנָ֑יו לַמּוֹעֵ֕ד אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר אֹת֖וֹ אֱלֹהִֽים׃
Türkçe okunuş Vatahar vateled sara leavraham ben lizkunav lamoed aşer diber oto Elohim.
Türkçe çeviri Sara gebe kalıp Avraam’a yaşlılığında, Tanrı’nın ona söylediği belirli zamanda bir oğul doğurdu.
İbranice וַיִּקְרָ֨א אַבְרָהָ֜ם אֶֽת־שֶׁם־בְּנ֧וֹ הַנּֽוֹלַד־ל֛וֹ אֲשֶׁר־יָלְדָה־לּ֥וֹ שָׂרָ֖ה יִצְחָֽק׃
Türkçe okunuş Vayikra avraham et şem beno hanolad lo aşer yaleda lo sara yitshak.
Türkçe çeviri Avraam, kendisine doğan, Sara’nın doğurduğu oğluna Yitshak adını verdi.
İbranice וַיָּ֤מָל אַבְרָהָם֙ אֶת־יִצְחָ֣ק בְּנ֔וֹ בֶּן־שְׁמֹנַ֖ת יָמִ֑ים כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה אֹת֖וֹ אֱלֹהִֽים׃
Türkçe okunuş Vayamal avraham et yitshak beno ben şemonat yamim kaaşer tsiva oto Elohim.
Türkçe çeviri Avraam oğlu Yitshak’ı, Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi, sekiz günlükken sünnet etti.
İbranice וְאַבְרָהָ֖ם בֶּן־מְאַ֣ת שָׁנָ֑ה בְּהִוָּ֣לֶד ל֔וֹ אֵ֖ת יִצְחָ֥ק בְּנֽוֹ׃
Türkçe okunuş Veavraham ben meat şana behivaled lo et yitshak beno.
Türkçe çeviri Avraam, oğlu Yitshak doğduğunda yüz yaşındaydı.
İbranice וַתֹּ֣אמֶר שָׂרָ֔ה צְחֹ֕ק עָ֥שָׂה לִ֖י אֱלֹהִ֑ים כָּל־הַשֹּׁמֵ֖עַ יִֽצְחַק־לִֽי׃
Türkçe okunuş Vatomer sara tsehok asa li Elohim kol haşomea yitsehak li.
Türkçe çeviri Sara, “Tanrı yüzümü güldürdü; bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek” dedi.
İbranice וַתֹּ֗אמֶר מִ֤י מִלֵּל֙ לְאַבְרָהָ֔ם הֵינִ֥יקָה בָנִ֖ים שָׂרָ֑ה כִּֽי־יָלַ֥דְתִּי בֵ֖ן לִזְקֻנָֽיו׃
Türkçe okunuş Vatomer mi milel leavraham henika vanim sara ki yaladti ven lizkunav.
Türkçe çeviri “Avraam’a, ‘Sara çocuk emzirecek’ diye kim söylerdi? Oysa ona yaşlılığında bir oğul doğurdum!” dedi.
İbranice וַיִּגְדַּ֥ל הַיֶּ֖לֶד וַיִּגָּמַ֑ל וַיַּ֤עַשׂ אַבְרָהָם֙ מִשְׁתֶּ֣ה גָד֔וֹל בְּי֖וֹם הִגָּמֵ֥ל אֶת־יִצְחָֽק׃
Türkçe okunuş Vayigdal hayeled vayigamal vayaas avraham mişte gadol beyom higamel et yitshak.
Türkçe çeviri Çocuk büyüdü ve sütten kesildi. Avraam, Yitshak’ın sütten kesildiği gün büyük bir şölen verdi.
İbranice וַתֵּ֨רֶא שָׂרָ֜ה אֶֽת־בֶּן־הָגָ֧ר הַמִּצְרִ֛ית אֲשֶׁר־יָלְדָ֥ה לְאַבְרָהָ֖ם מְצַחֵֽק׃
Türkçe okunuş Vatere sara et ben hagar hamitsrit aşer yaleda leavraham metsahek.
Türkçe çeviri Sara, Mısırlı Hagar’ın Avraam’a doğurduğu oğlunu alay ederken gördü.
İbranice וַתֹּ֙אמֶר֙ לְאַבְרָהָ֔ם גָּרֵ֛שׁ הָאָמָ֥ה הַזֹּ֖את וְאֶת־בְּנָ֑הּ כִּ֣י לֹ֤א יִירַשׁ֙ בֶּן־הָאָמָ֣ה הַזֹּ֔את עִם־בְּנִ֖י עִם־יִצְחָֽק׃
Türkçe okunuş Vatomer leavraham gareş haama hazot veet benah ki lo yiraş ben haama hazot im beni im yitshak.
Türkçe çeviri Avraam’a, “Bu cariyeyi ve oğlunu kov!” dedi. “Çünkü bu cariyenin oğlu, benim oğlum Yitshak’la birlikte mirasçı olmayacak.”
İbranice וַיֵּ֧רַע הַדָּבָ֛ר מְאֹ֖ד בְּעֵינֵ֣י אַבְרָהָ֑ם עַ֖ל אוֹדֹ֥ת בְּנֽוֹ׃
Türkçe okunuş Vayera hadavar meod beene avraham al odot beno.
Türkçe çeviri Oğlu yüzünden bu söz Avraam’ı çok üzdü.
İbranice וַיֹּ֨אמֶר אֱלֹהִ֜ים אֶל־אַבְרָהָ֗ם אַל־יֵרַ֤ע בְּעֵינֶ֙יךָ֙ עַל־הַנַּ֣עַר וְעַל־אֲמָתֶ֔ךָ כֹּל֩ אֲשֶׁ֨ר תֹּאמַ֥ר אֵלֶ֛יךָ שָׂרָ֖ה שְׁמַ֣ע בְּקֹלָ֑הּ כִּ֣י בְיִצְחָ֔ק יִקָּרֵ֥א לְךָ֖ זָֽרַע׃
Türkçe okunuş Vayomer Elohim el avraham al yera beeneha al hanaar veal amateha kol aşer tomar eleha sara şema bekolah ki veyitshak yikare leha zara.
Türkçe çeviri Tanrı Avraam’a şöyle dedi: “Çocuk ve cariyen için üzülme. Sara sana ne söylerse onun sözünü dinle; çünkü senin soyun Yitshak aracılığıyla anılacak.
İbranice וְגַ֥ם אֶת־בֶּן־הָאָמָ֖ה לְג֣וֹי אֲשִׂימֶ֑נּוּ כִּ֥י זַרְעֲךָ֖ הֽוּא׃
Türkçe okunuş Vegam et ben haama legoy asimenu ki zaraha u.
Türkçe çeviri Cariyenin oğlunu da bir halk yapacağım; çünkü o da senin soyundur.”
İbranice וַיַּשְׁכֵּ֣ם אַבְרָהָ֣ם ׀ בַּבֹּ֡קֶר וַיִּֽקַּֽח־לֶחֶם֩ וְחֵ֨מַת מַ֜יִם וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הָ֠גָר שָׂ֧ם עַל־שִׁכְמָ֛הּ וְאֶת־הַיֶּ֖לֶד וַֽיְשַׁלְּחֶ֑הָ וַתֵּ֣לֶךְ וַתֵּ֔תַע בְּמִדְבַּ֖ר בְּאֵ֥ר שָֽׁבַע׃
Türkçe okunuş Vayaşkem avraham baboker vayikah lehem vehemat mayim vayiten el hagar sam al şihmah veet hayeled vayeşaleheha vateleh vateta bemidbar beer şava.
Türkçe çeviri Avraam sabah erkenden kalktı; ekmek ve bir tulum su alıp Hagar’a verdi, omzuna koydu. Çocuğu da ona verip onu gönderdi. Hagar gidip Beer-Şeva çölünde yolunu kaybetti.
İbranice וַיִּכְל֥וּ הַמַּ֖יִם מִן־הַחֵ֑מֶת וַתַּשְׁלֵ֣ךְ אֶת־הַיֶּ֔לֶד תַּ֖חַת אַחַ֥ד הַשִּׂיחִֽם׃
Türkçe okunuş Vayihlu hamayim min hahemet vataşleh et hayeled tahat ahad hasihim.
Türkçe çeviri Tulumdaki su bitince çocuğu çalılardan birinin altına bıraktı.
İbranice וַתֵּלֶךְ֩ וַתֵּ֨שֶׁב לָ֜הּ מִנֶּ֗גֶד הַרְחֵק֙ כִּמְטַחֲוֵ֣י קֶ֔שֶׁת כִּ֣י אָֽמְרָ֔ה אַל־אֶרְאֶ֖ה בְּמ֣וֹת הַיָּ֑לֶד וַתֵּ֣שֶׁב מִנֶּ֔גֶד וַתִּשָּׂ֥א אֶת־קֹלָ֖הּ וַתֵּֽבְךְּ׃
Türkçe okunuş Vateleh vateşev lah mineged harhek kimtahave keşet ki amera al ere bemot hayaled vateşev mineged vatisa et kolah vatevk.
Türkçe çeviri Sonra gidip karşısına, bir ok atımı kadar uzağa oturdu. Çünkü “Çocuğun ölümünü görmeyeyim” demişti. Karşısına oturup sesini yükselterek ağladı.
İbranice וַיִּשְׁמַ֣ע אֱלֹהִים֮ אֶת־ק֣וֹל הַנַּעַר֒ וַיִּקְרָא֩ מַלְאַ֨ךְ אֱלֹהִ֤ים ׀ אֶל־הָגָר֙ מִן־הַשָּׁמַ֔יִם וַיֹּ֥אמֶר לָ֖הּ מַה־לָּ֣ךְ הָגָ֑ר אַל־תִּ֣ירְאִ֔י כִּֽי־שָׁמַ֧ע אֱלֹהִ֛ים אֶל־ק֥וֹל הַנַּ֖עַר בַּאֲשֶׁ֥ר הוּא־שָֽׁם׃
Türkçe okunuş Vayişma Elohim et kol hanaar vayikra malah Elohim el hagar min haşamayim vayomer lah ma lah hagar al tirei ki şama Elohim el kol hanaar baaşer u şam.
Türkçe çeviri Tanrı çocuğun sesini duydu. Tanrı’nın meleği gökten Hagar’a seslenip, “Hagar, neyin var?” dedi. “Korkma; çünkü Tanrı çocuğun sesini bulunduğu yerde duydu.
İbranice ק֚וּמִי שְׂאִ֣י אֶת־הַנַּ֔עַר וְהַחֲזִ֥יקִי אֶת־יָדֵ֖ךְ בּ֑וֹ כִּֽי־לְג֥וֹי גָּד֖וֹל אֲשִׂימֶֽנּוּ׃
Türkçe okunuş Kumi sei et hanaar vehahaziki et yadeh bo ki legoy gadol asimenu.
Türkçe çeviri Kalk, çocuğu kaldır ve elinden tut. Çünkü onu büyük bir halk yapacağım.”
İbranice וַיִּפְקַ֤ח אֱלֹהִים֙ אֶת־עֵינֶ֔יהָ וַתֵּ֖רֶא בְּאֵ֣ר מָ֑יִם וַתֵּ֜לֶךְ וַתְּמַלֵּ֤א אֶת־הַחֵ֙מֶת֙ מַ֔יִם וַתַּ֖שְׁקְ אֶת־הַנָּֽעַר׃
Türkçe okunuş Vayifkah Elohim et eneha vatere beer mayim vateleh vatemale et hahemet mayim vataşk et hanaar.
Türkçe çeviri Tanrı Hagar’ın gözlerini açtı; bir su kuyusu gördü. Gidip tulumu suyla doldurdu ve çocuğa içirdi.
İbranice וַיְהִ֧י אֱלֹהִ֛ים אֶת־הַנַּ֖עַר וַיִּגְדָּ֑ל וַיֵּ֙שֶׁב֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וַיְהִ֖י רֹבֶ֥ה קַשָּֽׁת׃
Türkçe okunuş Vayehi Elohim et hanaar vayigdal vayeşev bamidbar vayehi rove kaşat.
Türkçe çeviri Tanrı çocukla birlikteydi. Çocuk büyüdü, çölde yaşadı ve okçu oldu.
İbranice וַיֵּ֖שֶׁב בְּמִדְבַּ֣ר פָּארָ֑ן וַתִּֽקַּֽח־ל֥וֹ אִמּ֛וֹ אִשָּׁ֖ה מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃ (פ)
Türkçe okunuş Vayeşev bemidbar paran vatikah lo imo işa meerets mitsrayim.
Türkçe çeviri Paran çölünde yaşadı. Annesi ona Mısır ülkesinden bir eş aldı.
İbranice וַֽיְהִי֙ בָּעֵ֣ת הַהִ֔וא וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֗לֶךְ וּפִיכֹל֙ שַׂר־צְבָא֔וֹ אֶל־אַבְרָהָ֖ם לֵאמֹ֑ר אֱלֹהִ֣ים עִמְּךָ֔ בְּכֹ֥ל אֲשֶׁר־אַתָּ֖ה עֹשֶֽׂה׃
Türkçe okunuş Vayehi baet hahi vayomer avimeleh ufihol sar tsevao el avraham lemor Elohim imeha behol aşer ata ose.
Türkçe çeviri O sırada Avimeleh ve ordusunun komutanı Pihol Avraam’a şöyle dediler: “Yaptığın her şeyde Tanrı seninle.
İbranice וְעַתָּ֗ה הִשָּׁ֨בְעָה לִּ֤י בֵֽאלֹהִים֙ הֵ֔נָּה אִם־תִּשְׁקֹ֣ר לִ֔י וּלְנִינִ֖י וּלְנֶכְדִּ֑י כַּחֶ֜סֶד אֲשֶׁר־עָשִׂ֤יתִי עִמְּךָ֙ תַּעֲשֶׂ֣ה עִמָּדִ֔י וְעִם־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־גַּ֥רְתָּה בָּֽהּ׃
Türkçe okunuş Veata hişavea li velohim hena im tişkor li ulenini ulenehdi kahesed aşer asiti imeha taase imadi veim haarets aşer garta bah.
Türkçe çeviri Şimdi burada Tanrı adına bana ant iç: Bana, oğluma ve torunuma hainlik etmeyeceksin. Ben sana nasıl iyilik gösterdiysem sen de bana ve yabancı olarak yaşadığın ülkeye öyle davranacaksın.”
İbranice וַיֹּ֙אמֶר֙ אַבְרָהָ֔ם אָנֹכִ֖י אִשָּׁבֵֽעַ׃
Türkçe okunuş Vayomer avraham anohi işavea.
Türkçe çeviri Avraam, “Ant içerim” dedi.
İbranice וְהוֹכִ֥חַ אַבְרָהָ֖ם אֶת־אֲבִימֶ֑לֶךְ עַל־אֹדוֹת֙ בְּאֵ֣ר הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֥ר גָּזְל֖וּ עַבְדֵ֥י אֲבִימֶֽלֶךְ׃
Türkçe okunuş Vehohiah avraham et avimeleh al odot beer hamayim aşer gazelu avde avimeleh.
Türkçe çeviri Avraam, Avimeleh’in hizmetkârlarının zorla aldığı su kuyusu yüzünden Avimeleh’e sitem etti.
İbranice וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֔לֶךְ לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי מִ֥י עָשָׂ֖ה אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה וְגַם־אַתָּ֞ה לֹא־הִגַּ֣דְתָּ לִּ֗י וְגַ֧ם אָנֹכִ֛י לֹ֥א שָׁמַ֖עְתִּי בִּלְתִּ֥י הַיּֽוֹם׃
Türkçe okunuş Vayomer avimeleh lo yadati mi asa et hadavar haze vegam ata lo higadta li vegam anohi lo şamati bilti hayom.
Türkçe çeviri Avimeleh, “Bunu kimin yaptığını bilmiyorum” dedi. “Sen de bana bildirmedin; ben de bugüne kadar duymadım.”
İbranice וַיִּקַּ֤ח אַבְרָהָם֙ צֹ֣אן וּבָקָ֔ר וַיִּתֵּ֖ן לַאֲבִימֶ֑לֶךְ וַיִּכְרְת֥וּ שְׁנֵיהֶ֖ם בְּרִֽית׃
Türkçe okunuş Vayikah avraham tson uvakar vayiten laavimeleh vayihretu şenehem berit.
Türkçe çeviri Avraam koyun, keçi ve sığırlar alıp Avimeleh’e verdi. İkisi antlaşma yaptılar.
İbranice וַיַּצֵּ֣ב אַבְרָהָ֗ם אֶת־שֶׁ֛בַע כִּבְשֹׂ֥ת הַצֹּ֖אן לְבַדְּהֶֽן׃
Türkçe okunuş Vayatsev avraham et şeva kivsot hatson levadehen.
Türkçe çeviri Avraam sürüden yedi dişi kuzuyu ayrı bir yere koydu.
İbranice וַיֹּ֥אמֶר אֲבִימֶ֖לֶךְ אֶל־אַבְרָהָ֑ם מָ֣ה הֵ֗נָּה שֶׁ֤בַע כְּבָשֹׂת֙ הָאֵ֔לֶּה אֲשֶׁ֥ר הִצַּ֖בְתָּ לְבַדָּֽנָה׃
Türkçe okunuş Vayomer avimeleh el avraham ma hena şeva kevasot haele aşer hitsavta levadana.
Türkçe çeviri Avimeleh Avraam’a, “Ayrı koyduğun bu yedi dişi kuzunun anlamı ne?” diye sordu.
İbranice וַיֹּ֕אמֶר כִּ֚י אֶת־שֶׁ֣בַע כְּבָשֹׂ֔ת תִּקַּ֖ח מִיָּדִ֑י בַּעֲבוּר֙ תִּֽהְיֶה־לִּ֣י לְעֵדָ֔ה כִּ֥י חָפַ֖רְתִּי אֶת־הַבְּאֵ֥ר הַזֹּֽאת׃
Türkçe okunuş Vayomer ki et şeva kevasot tikah miyadi baavur tiheye li leeda ki hafarti et habeer hazot.
Türkçe çeviri Avraam, “Bu yedi dişi kuzuyu elimden alacaksın; bu kuyuyu benim kazdığıma tanıklık edecekler” dedi.
İbranice עַל־כֵּ֗ן קָרָ֛א לַמָּק֥וֹם הַה֖וּא בְּאֵ֣ר שָׁ֑בַע כִּ֛י שָׁ֥ם נִשְׁבְּע֖וּ שְׁנֵיהֶֽם׃
Türkçe okunuş Al ken kara lamakom hau beer şava ki şam nişbeu şenehem.
Türkçe çeviri Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi; çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.
İbranice וַיִּכְרְת֥וּ בְרִ֖ית בִּבְאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיָּ֣קָם אֲבִימֶ֗לֶךְ וּפִיכֹל֙ שַׂר־צְבָא֔וֹ וַיָּשֻׁ֖בוּ אֶל־אֶ֥רֶץ פְּלִשְׁתִּֽים׃
Türkçe okunuş Vayihretu verit biver şava vayakom avimeleh ufihol sar tsevao vayaşuvu el erets peliştim.
Türkçe çeviri Beer-Şeva’da antlaşma yaptılar. Sonra Avimeleh ve ordusunun komutanı Pihol kalkıp Peliştilerin ülkesine döndüler.
İbranice וַיִּטַּ֥ע אֶ֖שֶׁל בִּבְאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיִּ֨קְרָא־שָׁ֔ם בְּשֵׁ֥ם יְהוָ֖ה אֵ֥ל עוֹלָֽם׃
Türkçe okunuş Vayita eşel biver şava vayikra şam beşem Adonay el olam.
Türkçe çeviri Avraam Beer-Şeva’da bir ılgın ağacı dikti. Orada sonsuz Tanrı Adonay’ın adıyla yakardı.
İbranice וַיָּ֧גָר אַבְרָהָ֛ם בְּאֶ֥רֶץ פְּלִשְׁתִּ֖ים יָמִ֥ים רַבִּֽים׃ (פ)
Türkçe okunuş Vayagar avraham beerets peliştim yamim rabim.
Türkçe çeviri Avraam Peliştilerin ülkesinde uzun zaman yabancı olarak yaşadı.
Kaynak İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra . Lisans: Public Domain. Tanach.us .