Bereşit Şemot Vayikra Bamidbar Devarim Şemot 5
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
Görünüm İbranice, okunuş ve çeviri Yalnız İbranice Yalnız Türkçe okunuş Yalnız Türkçe çeviri A− %100 A+
İbranice וְאַחַ֗ר בָּ֚אוּ מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֔ן וַיֹּאמְר֖וּ אֶל־פַּרְעֹ֑ה כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שַׁלַּח֙ אֶת־עַמִּ֔י וְיָחֹ֥גּוּ לִ֖י בַּמִּדְבָּֽר׃
Türkçe okunuş Veahar bau moşe veaharon vayomeru el paro ko amar Adonay elohe yisrael şalah et ami veyahogu li bamidbar.
Türkçe çeviri Sonra Moşe ile Aaron, Firavun’a gidip şöyle dediler: “İsrael’in Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver; çölde benim için bayram yapsınlar.”
İbranice וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה מִ֤י יְהוָה֙ אֲשֶׁ֣ר אֶשְׁמַ֣ע בְּקֹל֔וֹ לְשַׁלַּ֖ח אֶת־יִשְׂרָאֵ֑ל לֹ֤א יָדַ֙עְתִּי֙ אֶת־יְהוָ֔ה וְגַ֥ם אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל לֹ֥א אֲשַׁלֵּֽחַ׃
Türkçe okunuş Vayomer paro mi Adonay aşer eşma bekolo leşalah et yisrael lo yadati et Adonay vegam et yisrael lo aşaleah.
Türkçe çeviri Firavun, “Adonay kim ki sözünü dinleyip İsrael’i salıvereyim?” dedi. “Adonay’ı tanımıyorum; İsrael’i de salıvermeyeceğim.”
İbranice וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֱלֹהֵ֥י הָעִבְרִ֖ים נִקְרָ֣א עָלֵ֑ינוּ נֵ֣לֲכָה נָּ֡א דֶּרֶךְ֩ שְׁלֹ֨שֶׁת יָמִ֜ים בַּמִּדְבָּ֗ר וְנִזְבְּחָה֙ לַֽיהוָ֣ה אֱלֹהֵ֔ינוּ פֶּ֨ן־יִפְגָּעֵ֔נוּ בַּדֶּ֖בֶר א֥וֹ בֶחָֽרֶב׃
Türkçe okunuş Vayomeru elohe haivrim nikra alenu nelaha na dereh şeloşet yamim bamidbar venizbeha ladonay elohenu pen yifgaenu badever o veharev.
Türkçe çeviri Onlar, “İbranilerin Tanrısı bizimle karşılaştı” dediler. “Lütfen çölde üç günlük yol gidelim ve Tanrımız Adonay’a kurban sunalım. Yoksa bizi salgın hastalıkla ya da kılıçla vurabilir.”
İbranice וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם לָ֚מָּה מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֔ן תַּפְרִ֥יעוּ אֶת־הָעָ֖ם מִמַּֽעֲשָׂ֑יו לְכ֖וּ לְסִבְלֹתֵיכֶֽם׃
Türkçe okunuş Vayomer alehem meleh mitsrayim lama moşe veaharon tafriu et haam mimaasav lehu lesivlotehem.
Türkçe çeviri Mısır kralı onlara, “Moşe, Aaron, neden halkı işinden alıkoyuyorsunuz?” dedi. “İşinizin başına dönün!”
İbranice וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה הֵן־רַבִּ֥ים עַתָּ֖ה עַ֣ם הָאָ֑רֶץ וְהִשְׁבַּתֶּ֥ם אֹתָ֖ם מִסִּבְלֹתָֽם׃
Türkçe okunuş Vayomer paro hen rabim ata am haarets vehişbatem otam misivlotam.
Türkçe çeviri Firavun, “Ülkedeki halk artık kalabalıklaştı” dedi. “Siz de onları işlerinden uzaklaştırıyorsunuz.”
İbranice וַיְצַ֥ו פַּרְעֹ֖ה בַּיּ֣וֹם הַה֑וּא אֶת־הַנֹּגְשִׂ֣ים בָּעָ֔ם וְאֶת־שֹׁטְרָ֖יו לֵאמֹֽר׃
Türkçe okunuş Vayetsav paro bayom hau et hanogesim baam veet şoterav lemor.
Türkçe çeviri Aynı gün Firavun, halkı çalıştıran zorba görevlilere ve halkın başındaki sorumlulara şöyle buyurdu:
İbranice לֹ֣א תֹאסִפ֞וּן לָתֵ֨ת תֶּ֧בֶן לָעָ֛ם לִלְבֹּ֥ן הַלְּבֵנִ֖ים כִּתְמ֣וֹל שִׁלְשֹׁ֑ם הֵ֚ם יֵֽלְכ֔וּ וְקֹשְׁשׁ֥וּ לָהֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
Türkçe okunuş Lo tosifun latet teven laam lilbon halevenim kitmol şilşom hem yelehu vekoşeşu lahem teven.
Türkçe çeviri “Kerpiç yapmak için halka eskisi gibi saman vermeyeceksiniz. Gidip samanı kendileri toplasınlar.
İbranice וְאֶת־מַתְכֹּ֨נֶת הַלְּבֵנִ֜ים אֲשֶׁ֣ר הֵם֩ עֹשִׂ֨ים תְּמ֤וֹל שִׁלְשֹׁם֙ תָּשִׂ֣ימוּ עֲלֵיהֶ֔ם לֹ֥א תִגְרְע֖וּ מִמֶּ֑נּוּ כִּֽי־נִרְפִּ֣ים הֵ֔ם עַל־כֵּ֗ן הֵ֤ם צֹֽעֲקִים֙ לֵאמֹ֔ר נֵלְכָ֖ה נִזְבְּחָ֥ה לֵאלֹהֵֽינוּ׃
Türkçe okunuş Veet matkonet halevenim aşer hem osim temol şilşom tasimu alehem lo tigreu mimenu ki nirpim hem al ken hem tsoakim lemor neleha nizbeha lelohenu.
Türkçe çeviri Ama daha önce yaptıkları kerpiç sayısını yine onlardan isteyin; hiçbir azaltma yapmayın. Çünkü tembeller. Bu yüzden, ‘Gidip Tanrımız’a kurban sunalım’ diye bağırıyorlar.
İbranice תִּכְבַּ֧ד הָעֲבֹדָ֛ה עַל־הָאֲנָשִׁ֖ים וְיַעֲשׂוּ־בָ֑הּ וְאַל־יִשְׁע֖וּ בְּדִבְרֵי־שָֽׁקֶר׃
Türkçe okunuş Tihbad haavoda al haanaşim veyaasu vah veal yişu bedivre şaker.
Türkçe çeviri Bu adamların işini ağırlaştırın ki işleriyle uğraşsınlar, yalan sözlere kulak vermesinler.”
İbranice וַיֵּ֨צְא֜וּ נֹגְשֵׂ֤י הָעָם֙ וְשֹׁ֣טְרָ֔יו וַיֹּאמְר֥וּ אֶל־הָעָ֖ם לֵאמֹ֑ר כֹּ֚ה אָמַ֣ר פַּרְעֹ֔ה אֵינֶ֛נִּי נֹתֵ֥ן לָכֶ֖ם תֶּֽבֶן׃
Türkçe okunuş Vayetseu nogese haam veşoterav vayomeru el haam lemor ko amar paro eneni noten lahem teven.
Türkçe çeviri Halkı çalıştıran görevliler ve halkın başındaki sorumlular çıkıp halka şöyle dediler: “Firavun diyor ki: Size saman vermeyeceğim.
İbranice אַתֶּ֗ם לְכ֨וּ קְח֤וּ לָכֶם֙ תֶּ֔בֶן מֵאֲשֶׁ֖ר תִּמְצָ֑אוּ כִּ֣י אֵ֥ין נִגְרָ֛ע מֵעֲבֹדַתְכֶ֖ם דָּבָֽר׃
Türkçe okunuş Atem lehu kehu lahem teven meaşer timtsau ki en nigra meavodathem davar.
Türkçe çeviri Gidin, nerede bulursanız oradan kendinize saman alın. Ama işinizden hiçbir şey eksilmeyecek.”
İbranice וַיָּ֥פֶץ הָעָ֖ם בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם לְקֹשֵׁ֥שׁ קַ֖שׁ לַתֶּֽבֶן׃
Türkçe okunuş Vayafets haam behol erets mitsrayim lekoşeş kaş lateven.
Türkçe çeviri Böylece halk, saman yerine kullanmak üzere anız toplamak için bütün Mısır ülkesine dağıldı.
İbranice וְהַנֹּגְשִׂ֖ים אָצִ֣ים לֵאמֹ֑ר כַּלּ֤וּ מַעֲשֵׂיכֶם֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ כַּאֲשֶׁ֖ר בִּהְי֥וֹת הַתֶּֽבֶן׃
Türkçe okunuş Vehanogesim atsim lemor kalu maasehem devar yom beyomo kaaşer bihyot hateven.
Türkçe çeviri Görevliler onları sıkıştırıp, “Saman verildiği zamanki gibi, her günün işini o gün bitirin!” diyorlardı.
İbranice וַיֻּכּ֗וּ שֹֽׁטְרֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁר־שָׂ֣מוּ עֲלֵהֶ֔ם נֹגְשֵׂ֥י פַרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר מַדּ֡וּעַ לֹא֩ כִלִּיתֶ֨ם חָקְכֶ֤ם לִלְבֹּן֙ כִּתְמ֣וֹל שִׁלְשֹׁ֔ם גַּם־תְּמ֖וֹל גַּם־הַיּֽוֹם׃
Türkçe okunuş Vayuku şotere bene yisrael aşer samu alehem nogese faro lemor madua lo hilitem hakehem lilbon kitmol şilşom gam temol gam hayom.
Türkçe çeviri Firavun’un görevlilerinin İsrael oğullarının başına koyduğu sorumlular dövüldü. Onlara, “Neden dün de bugün de eskisi kadar kerpiç yapmadınız?” denildi.
İbranice וַיָּבֹ֗אוּ שֹֽׁטְרֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּצְעֲק֥וּ אֶל־פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר לָ֧מָּה תַעֲשֶׂ֦ה כֹ֖ה לַעֲבָדֶֽיךָ׃
Türkçe okunuş Vayavou şotere bene yisrael vayitsaku el paro lemor lama taase ho laavadeha.
Türkçe çeviri İsrael oğullarının sorumluları gelip Firavun’a feryat ettiler: “Kullarına neden böyle davranıyorsun?
İbranice תֶּ֗בֶן אֵ֤ין נִתָּן֙ לַעֲבָדֶ֔יךָ וּלְבֵנִ֛ים אֹמְרִ֥ים לָ֖נוּ עֲשׂ֑וּ וְהִנֵּ֧ה עֲבָדֶ֛יךָ מֻכִּ֖ים וְחָטָ֥את עַמֶּֽךָ׃
Türkçe okunuş Teven en nitan laavadeha ulevenim omerim lanu asu vehine avadeha mukim vehatat ameha.
Türkçe çeviri Kullarına saman verilmiyor ama bize ‘Kerpiç yapın!’ deniliyor. Üstelik kulların dövülüyor. Oysa suç senin halkında!”
İbranice וַיֹּ֛אמֶר נִרְפִּ֥ים אַתֶּ֖ם נִרְפִּ֑ים עַל־כֵּן֙ אַתֶּ֣ם אֹֽמְרִ֔ים נֵלְכָ֖ה נִזְבְּחָ֥ה לַֽיהוָֽה׃
Türkçe okunuş Vayomer nirpim atem nirpim al ken atem omerim neleha nizbeha ladonay.
Türkçe çeviri Firavun, “Tembelsiniz, tembel!” dedi. “Bu yüzden, ‘Gidip Adonay’a kurban sunalım’ diyorsunuz.
İbranice וְעַתָּה֙ לְכ֣וּ עִבְד֔וּ וְתֶ֖בֶן לֹא־יִנָּתֵ֣ן לָכֶ֑ם וְתֹ֥כֶן לְבֵנִ֖ים תִּתֵּֽנּוּ׃
Türkçe okunuş Veata lehu ivdu veteven lo yinaten lahem vetohen levenim titenu.
Türkçe çeviri Şimdi gidin, çalışın. Size saman verilmeyecek ama istenen sayıda kerpici teslim edeceksiniz.”
İbranice וַיִּרְא֞וּ שֹֽׁטְרֵ֧י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל אֹתָ֖ם בְּרָ֣ע לֵאמֹ֑ר לֹא־תִגְרְע֥וּ מִלִּבְנֵיכֶ֖ם דְּבַר־י֥וֹם בְּיוֹמֽוֹ׃
Türkçe okunuş Vayiru şotere vene yisrael otam bera lemor lo tigreu milivnehem devar yom beyomo.
Türkçe çeviri İsrael oğullarının sorumluları, “Günlük kerpiç sayınızdan hiçbir azaltma yapmayacaksınız” denildiğinde başlarının dertte olduğunu anladılar.
İbranice וַֽיִּפְגְּעוּ֙ אֶת־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽת־אַהֲרֹ֔ן נִצָּבִ֖ים לִקְרָאתָ֑ם בְּצֵאתָ֖ם מֵאֵ֥ת פַּרְעֹֽה׃
Türkçe okunuş Vayifgeu et moşe veet aharon nitsavim likratam betsetam meet paro.
Türkçe çeviri Firavun’un yanından çıkarken kendilerini bekleyen Moşe ile Aaron’la karşılaştılar.
İbranice וַיֹּאמְר֣וּ אֲלֵהֶ֔ם יֵ֧רֶא יְהוָ֛ה עֲלֵיכֶ֖ם וְיִשְׁפֹּ֑ט אֲשֶׁ֧ר הִבְאַשְׁתֶּ֣ם אֶת־רֵיחֵ֗נוּ בְּעֵינֵ֤י פַרְעֹה֙ וּבְעֵינֵ֣י עֲבָדָ֔יו לָֽתֶת־חֶ֥רֶב בְּיָדָ֖ם לְהָרְגֵֽנוּ׃
Türkçe okunuş Vayomeru alehem yere Adonay alehem veyişpot aşer hivaştem et rehenu beene faro uveene avadav latet herev beyadam leharegenu.
Türkçe çeviri Onlara, “Adonay size bakıp hükmünü versin!” dediler. “Bizi Firavun’un ve görevlilerinin gözünde iğrenç duruma düşürdünüz; bizi öldürmeleri için ellerine kılıç verdiniz.”
İbranice וַיָּ֧שָׁב מֹשֶׁ֛ה אֶל־יְהוָ֖ה וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י לָמָ֤ה הֲרֵעֹ֙תָה֙ לָעָ֣ם הַזֶּ֔ה לָ֥מָּה זֶּ֖ה שְׁלַחְתָּֽנִי׃
Türkçe okunuş Vayaşov moşe el Adonay vayomar Adonay lama hareota laam haze lama ze şelahtani.
Türkçe çeviri Moşe, Adonay’a dönüp, “Efendim, bu halkın başına neden kötülük getirdin?” dedi. “Beni neden gönderdin?
İbranice וּמֵאָ֞ז בָּ֤אתִי אֶל־פַּרְעֹה֙ לְדַבֵּ֣ר בִּשְׁמֶ֔ךָ הֵרַ֖ע לָעָ֣ם הַזֶּ֑ה וְהַצֵּ֥ל לֹא־הִצַּ֖לְתָּ אֶת־עַמֶּֽךָ׃
Türkçe okunuş Umeaz bati el paro ledaber bişmeha hera laam haze vehatsel lo hitsalta et ameha.
Türkçe çeviri Senin adınla konuşmak için Firavun’a gittiğimden beri bu halka daha çok kötülük ediyor. Sen de halkını hiç kurtarmadın.”
Kaynak İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra . Lisans: Public Domain. Tanach.us .