Şemot 14
İbranice veya Türkçe okunuş metnindeki bir kelimeye tıklayarak Tora’daki kullanımlarını ve doğrulanmış dilbilgisel bağlantılarını inceleyebilirsiniz.
İbranice
דַּבֵּר֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ וְיָשֻׁ֗בוּ וְיַחֲנוּ֙ לִפְנֵי֙ פִּ֣י הַחִירֹ֔ת בֵּ֥ין מִגְדֹּ֖ל וּבֵ֣ין הַיָּ֑ם לִפְנֵי֙ בַּ֣עַל צְפֹ֔ן נִכְח֥וֹ תַחֲנ֖וּ עַל־הַיָּֽם׃
Türkçe okunuş
Daber el bene yisrael veyaşuvu veyahanu lifne pi hahirot ben migdol uven hayam lifne baal tsefon nihho tahanu al hayam.
Türkçe çeviri
“İsrael oğullarına söyle, geri dönüp Pi Hahirot’un önünde, Migdol ile deniz arasında, Baal Tsefon’un karşısında konaklasınlar. Onun karşısında, deniz kıyısında konaklayacaksınız.
İbranice
וְחִזַּקְתִּ֣י אֶת־לֵב־פַּרְעֹה֮ וְרָדַ֣ף אַחֲרֵיהֶם֒ וְאִכָּבְדָ֤ה בְּפַרְעֹה֙ וּבְכָל־חֵיל֔וֹ וְיָדְע֥וּ מִצְרַ֖יִם כִּֽי־אֲנִ֣י יְהוָ֑ה וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵֽן׃
Türkçe okunuş
Vehizakti et lev paro veradaf aharehem veikaveda befaro uvehol helo veyadeu mitsrayim ki ani Adonay vayaasu hen.
Türkçe çeviri
Firavun’un yüreğini sertleştireceğim; peşlerine düşecek. Firavun ve bütün ordusu üzerinden yüceliğimi göstereceğim. Mısırlılar benim Adonay olduğumu bilecekler.” İsrael oğulları öyle yaptılar.
İbranice
וַיֻּגַּד֙ לְמֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם כִּ֥י בָרַ֖ח הָעָ֑ם וַ֠יֵּהָפֵךְ לְבַ֨ב פַּרְעֹ֤ה וַעֲבָדָיו֙ אֶל־הָעָ֔ם וַיֹּֽאמרוּ֙ מַה־זֹּ֣את עָשִׂ֔ינוּ כִּֽי־שִׁלַּ֥חְנוּ אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵעָבְדֵֽנוּ׃
Türkçe okunuş
Vayugad lemeleh mitsrayim ki varah haam vayehafeh levav paro vaavadav el haam vayomru ma zot asinu ki şilahnu et yisrael meavedenu.
Türkçe çeviri
Halkın kaçtığı Mısır kralına bildirildi. Firavun ile görevlilerinin halka karşı düşünceleri değişti. “Biz ne yaptık?” dediler. “İsrael’i salıverdik, bize hizmet etmekten kurtardık!”
İbranice
וַיִּקַּ֗ח שֵׁשׁ־מֵא֥וֹת רֶ֙כֶב֙ בָּח֔וּר וְכֹ֖ל רֶ֣כֶב מִצְרָ֑יִם וְשָׁלִשִׁ֖ם עַל־כֻּלּֽוֹ׃
Türkçe çeviri
Altı yüz seçkin savaş arabasını ve Mısır’ın bütün savaş arabalarını aldı; hepsinin başında komutanlar vardı.
İbranice
וַיְחַזֵּ֣ק יְהֹוָ֗ה אֶת־לֵ֤ב פַּרְעֹה֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם וַיִּרְדֹּ֕ף אַחֲרֵ֖י בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וּבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל יֹצְאִ֖ים בְּיָ֥ד רָמָֽה׃
Türkçe okunuş
Vayehazek Adonay et lev paro meleh mitsrayim vayirdof ahare bene yisrael uvene yisrael yotseim beyad rama.
Türkçe çeviri
Adonay, Mısır kralı Firavun’un yüreğini sertleştirdi; Firavun, İsrael oğullarının peşine düştü. İsrael oğulları ise korkusuzca çıkıyorlardı.
İbranice
וַיִּרְדְּפ֨וּ מִצְרַ֜יִם אַחֲרֵיהֶ֗ם וַיַּשִּׂ֤יגוּ אוֹתָם֙ חֹנִ֣ים עַל־הַיָּ֔ם כָּל־סוּס֙ רֶ֣כֶב פַּרְעֹ֔ה וּפָרָשָׁ֖יו וְחֵיל֑וֹ עַל־פִּי֙ הַֽחִירֹ֔ת לִפְנֵ֖י בַּ֥עַל צְפֹֽן׃
Türkçe okunuş
Vayirdefu mitsrayim aharehem vayasigu otam honim al hayam kol sus rehev paro ufaraşav vehelo al pi hahirot lifne baal tsefon.
Türkçe çeviri
Mısırlılar peşlerinden gittiler. Firavun’un bütün savaş arabası atları, atlıları ve ordusu, deniz kıyısında, Pi Hahirot yanında, Baal Tsefon’un karşısında konaklayan İsrael oğullarına yetişti.
İbranice
וּפַרְעֹ֖ה הִקְרִ֑יב וַיִּשְׂאוּ֩ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֨ל אֶת־עֵינֵיהֶ֜ם וְהִנֵּ֥ה מִצְרַ֣יִם ׀ נֹסֵ֣עַ אַחֲרֵיהֶ֗ם וַיִּֽירְאוּ֙ מְאֹ֔ד וַיִּצְעֲק֥וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל אֶל־יְהוָֽה׃
Türkçe okunuş
Ufaro hikriv vayisu vene yisrael et enehem vehine mitsrayim nosea aharehem vayireu meod vayitsaku vene yisrael el Adonay.
Türkçe çeviri
Firavun yaklaştığında İsrael oğulları başlarını kaldırıp baktılar: Mısırlılar arkalarından geliyordu. Çok korktular ve Adonay’a haykırdılar.
İbranice
וַיֹּאמְרוּ֮ אֶל־מֹשֶׁה֒ הַֽמִבְּלִ֤י אֵין־קְבָרִים֙ בְּמִצְרַ֔יִם לְקַחְתָּ֖נוּ לָמ֣וּת בַּמִּדְבָּ֑ר מַה־זֹּאת֙ עָשִׂ֣יתָ לָּ֔נוּ לְהוֹצִיאָ֖נוּ מִמִּצְרָֽיִם׃
Türkçe okunuş
Vayomeru el moşe hamibeli en kevarim bemitsrayim lekahtanu lamut bamidbar ma zot asita lanu lehotsianu mimitsrayim.
Türkçe çeviri
Moşe’ye şöyle dediler: “Mısır’da mezar yok muydu da bizi çölde ölmeye getirdin? Bizi Mısır’dan çıkarmakla bize ne yaptın?
İbranice
הֲלֹא־זֶ֣ה הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁר֩ דִּבַּ֨רְנוּ אֵלֶ֤יךָ בְמִצְרַ֙יִם֙ לֵאמֹ֔ר חֲדַ֥ל מִמֶּ֖נּוּ וְנַֽעַבְדָ֣ה אֶת־מִצְרָ֑יִם כִּ֣י ט֥וֹב לָ֙נוּ֙ עֲבֹ֣ד אֶת־מִצְרַ֔יִם מִמֻּתֵ֖נוּ בַּמִּדְבָּֽר׃
Türkçe okunuş
Halo ze hadavar aşer dibarnu eleha vemitsrayim lemor hadal mimenu venaavda et mitsrayim ki tov lanu avod et mitsrayim mimutenu bamidbar.
Türkçe çeviri
Mısır’da sana, ‘Bizi rahat bırak da Mısırlılara hizmet edelim’ demedik mi? Mısırlılara hizmet etmek bizim için çölde ölmekten daha iyidir.”
İbranice
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־הָעָם֮ אַל־תִּירָאוּ֒ הִֽתְיַצְב֗וּ וּרְאוּ֙ אֶת־יְשׁוּעַ֣ת יְהוָ֔ה אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה לָכֶ֖ם הַיּ֑וֹם כִּ֗י אֲשֶׁ֨ר רְאִיתֶ֤ם אֶת־מִצְרַ֙יִם֙ הַיּ֔וֹם לֹ֥א תֹסִ֛יפוּ לִרְאֹתָ֥ם ע֖וֹד עַד־עוֹלָֽם׃
Türkçe okunuş
Vayomer moşe el haam al tirau hiteyatsvu ureu et yeşuat Adonay aşer yaase lahem hayom ki aşer reitem et mitsrayim hayom lo tosifu lirotam od ad olam.
Türkçe çeviri
Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın! Sağlam durun ve Adonay’ın bugün sizi nasıl kurtaracağını görün. Bugün gördüğünüz Mısırlıları bir daha asla görmeyeceksiniz.
İbranice
וְאַתָּ֞ה הָרֵ֣ם אֶֽת־מַטְּךָ֗ וּנְטֵ֧ה אֶת־יָדְךָ֛ עַל־הַיָּ֖ם וּבְקָעֵ֑הוּ וְיָבֹ֧אוּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל בְּת֥וֹךְ הַיָּ֖ם בַּיַּבָּשָֽׁה׃
Türkçe okunuş
Veata harem et mateha unete et yadeha al hayam uvekaeu veyavou vene yisrael betoh hayam bayabaşa.
Türkçe çeviri
Sen değneğini kaldır, elini denizin üzerine uzatıp onu yar. İsrael oğulları denizin ortasına kuru topraktan girsinler.
İbranice
וַאֲנִ֗י הִנְנִ֤י מְחַזֵּק֙ אֶת־לֵ֣ב מִצְרַ֔יִם וְיָבֹ֖אוּ אַחֲרֵיהֶ֑ם וְאִכָּבְדָ֤ה בְּפַרְעֹה֙ וּבְכָל־חֵיל֔וֹ בְּרִכְבּ֖וֹ וּבְפָרָשָֽׁיו׃
Türkçe okunuş
Vaani hinni mehazek et lev mitsrayim veyavou aharehem veikaveda befaro uvehol helo berihbo uvefaraşav.
Türkçe çeviri
Ben de Mısırlıların yüreğini sertleştireceğim; arkalarından girecekler. Firavun, bütün ordusu, savaş arabaları ve atlıları üzerinden yüceliğimi göstereceğim.
İbranice
וְיָדְע֥וּ מִצְרַ֖יִם כִּי־אֲנִ֣י יְהוָ֑ה בְּהִכָּבְדִ֣י בְּפַרְעֹ֔ה בְּרִכְבּ֖וֹ וּבְפָרָשָֽׁיו׃
Türkçe okunuş
Veyadeu mitsrayim ki ani Adonay behikavedi befaro berihbo uvefaraşav.
Türkçe çeviri
Firavun, savaş arabaları ve atlıları üzerinden yüceliğimi gösterdiğimde Mısırlılar benim Adonay olduğumu bilecekler.”
İbranice
וַיִּסַּ֞ע מַלְאַ֣ךְ הָאֱלֹהִ֗ים הַהֹלֵךְ֙ לִפְנֵי֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֵּ֖לֶךְ מֵאַחֲרֵיהֶ֑ם וַיִּסַּ֞ע עַמּ֤וּד הֶֽעָנָן֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיַּֽעֲמֹ֖ד מֵאַחֲרֵיהֶֽם׃
Türkçe okunuş
Vayisa malah haelohim haholeh lifne mahane yisrael vayeleh meaharehem vayisa amud heanan mipenehem vayaamod meaharehem.
Türkçe çeviri
İsrael ordugâhının önünden giden Tanrı’nın meleği yer değiştirip arkalarına geçti. Bulut sütunu da önlerinden ayrılıp arkalarında durdu.
İbranice
וַיָּבֹ֞א בֵּ֣ין ׀ מַחֲנֵ֣ה מִצְרַ֗יִם וּבֵין֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיְהִ֤י הֶֽעָנָן֙ וְהַחֹ֔שֶׁךְ וַיָּ֖אֶר אֶת־הַלָּ֑יְלָה וְלֹא־קָרַ֥ב זֶ֛ה אֶל־זֶ֖ה כָּל־הַלָּֽיְלָה׃
Türkçe okunuş
Vayavo ben mahane mitsrayim uven mahane yisrael vayehi heanan vehahoşeh vayaer et halayla velo karav ze el ze kol halayla.
Türkçe çeviri
Mısır ordugâhıyla İsrael ordugâhının arasına girdi. Bir yanda bulut ve karanlık vardı; öte yanda geceyi aydınlatıyordu. Bütün gece iki ordugâh birbirine yaklaşamadı.
İbranice
וַיֵּ֨ט מֹשֶׁ֣ה אֶת־יָדוֹ֮ עַל־הַיָּם֒ וַיּ֣וֹלֶךְ יְהוָ֣ה ׀ אֶת־הַ֠יָּם בְּר֨וּחַ קָדִ֤ים עַזָּה֙ כָּל־הַלַּ֔יְלָה וַיָּ֥שֶׂם אֶת־הַיָּ֖ם לֶחָרָבָ֑ה וַיִּבָּקְע֖וּ הַמָּֽיִם׃
Türkçe okunuş
Vayet moşe et yado al hayam vayoleh Adonay et hayam beruah kadim aza kol halayla vayasem et hayam leharava vayibakeu hamayim.
Türkçe çeviri
Moşe elini denizin üzerine uzattı. Adonay bütün gece güçlü bir doğu rüzgârıyla denizi geriye sürdü ve denizin yerini kuru toprağa çevirdi. Sular yarıldı.
İbranice
וַיָּבֹ֧אוּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל בְּת֥וֹךְ הַיָּ֖ם בַּיַּבָּשָׁ֑ה וְהַמַּ֤יִם לָהֶם֙ חֹמָ֔ה מִֽימִינָ֖ם וּמִשְּׂמֹאלָֽם׃
Türkçe çeviri
İsrael oğulları denizin ortasında kuru topraktan yürüdüler. Sular sağlarında ve sollarında birer duvardı.
İbranice
וַיִּרְדְּפ֤וּ מִצְרַ֙יִם֙ וַיָּבֹ֣אוּ אַחֲרֵיהֶ֔ם כֹּ֚ל ס֣וּס פַּרְעֹ֔ה רִכְבּ֖וֹ וּפָרָשָׁ֑יו אֶל־תּ֖וֹךְ הַיָּֽם׃
Türkçe çeviri
Mısırlılar peşlerine düştüler. Firavun’un bütün atları, savaş arabaları ve atlıları arkalarından denizin ortasına girdiler.
İbranice
וַֽיְהִי֙ בְּאַשְׁמֹ֣רֶת הַבֹּ֔קֶר וַיַּשְׁקֵ֤ף יְהוָה֙ אֶל־מַחֲנֵ֣ה מִצְרַ֔יִם בְּעַמּ֥וּד אֵ֖שׁ וְעָנָ֑ן וַיָּ֕הָם אֵ֖ת מַחֲנֵ֥ה מִצְרָֽיִם׃
Türkçe okunuş
Vayehi beaşmoret haboker vayaşkef Adonay el mahane mitsrayim beamud eş veanan vayaham et mahane mitsrayim.
Türkçe çeviri
Sabaha karşı nöbet vaktinde Adonay, ateş ve bulut sütunundan Mısır ordugâhına baktı ve ordugâhı kargaşaya düşürdü.
İbranice
וַיָּ֗סַר אֵ֚ת אֹפַ֣ן מַרְכְּבֹתָ֔יו וַֽיְנַהֲגֵ֖הוּ בִּכְבֵדֻ֑ת וַיֹּ֣אמֶר מִצְרַ֗יִם אָנ֙וּסָה֙ מִפְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל כִּ֣י יְהוָ֔ה נִלְחָ֥ם לָהֶ֖ם בְּמִצְרָֽיִם׃ (פ)
Türkçe okunuş
Vayasar et ofan markevotav vayenahageu bihvedut vayomer mitsrayim anusa mipene yisrael ki Adonay nilham lahem bemitsrayim.
Türkçe çeviri
Savaş arabalarının tekerleklerini çıkardı; arabalar güçlükle ilerliyordu. Mısırlılar, “İsrael’den kaçalım!” dediler. “Çünkü Adonay onlar için Mısır’a karşı savaşıyor.”
İbranice
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה נְטֵ֥ה אֶת־יָדְךָ֖ עַל־הַיָּ֑ם וְיָשֻׁ֤בוּ הַמַּ֙יִם֙ עַל־מִצְרַ֔יִם עַל־רִכְבּ֖וֹ וְעַל־פָּרָשָֽׁיו׃
Türkçe okunuş
Vayomer Adonay el moşe nete et yadeha al hayam veyaşuvu hamayim al mitsrayim al rihbo veal paraşav.
Türkçe çeviri
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Elini denizin üzerine uzat; sular Mısırlıların, savaş arabalarının ve atlılarının üzerine geri dönsün.”
İbranice
וַיֵּט֩ מֹשֶׁ֨ה אֶת־יָד֜וֹ עַל־הַיָּ֗ם וַיָּ֨שָׁב הַיָּ֜ם לִפְנ֥וֹת בֹּ֙קֶר֙ לְאֵ֣יתָנ֔וֹ וּמִצְרַ֖יִם נָסִ֣ים לִקְרָאת֑וֹ וַיְנַעֵ֧ר יְהוָ֛ה אֶת־מִצְרַ֖יִם בְּת֥וֹךְ הַיָּֽם׃
Türkçe okunuş
Vayet moşe et yado al hayam vayaşov hayam lifnot boker leetano umitsrayim nasim likrato vayenaer Adonay et mitsrayim betoh hayam.
Türkçe çeviri
Moşe elini denizin üzerine uzattı. Sabah yaklaşırken deniz eski gücüne döndü. Mısırlılar ona doğru kaçıyorlardı; Adonay onları denizin ortasına savurdu.
İbranice
וַיָּשֻׁ֣בוּ הַמַּ֗יִם וַיְכַסּ֤וּ אֶת־הָרֶ֙כֶב֙ וְאֶת־הַפָּ֣רָשִׁ֔ים לְכֹל֙ חֵ֣יל פַּרְעֹ֔ה הַבָּאִ֥ים אַחֲרֵיהֶ֖ם בַּיָּ֑ם לֹֽא־נִשְׁאַ֥ר בָּהֶ֖ם עַד־אֶחָֽד׃
Türkçe okunuş
Vayaşuvu hamayim vayehasu et harehev veet haparaşim lehol hel paro habaim aharehem bayam lo nişar bahem ad ehad.
Türkçe çeviri
Sular geri dönüp savaş arabalarını, atlıları ve İsrael oğullarının arkasından denize giren Firavun’un bütün ordusunu örttü. İçlerinden bir teki bile kalmadı.
İbranice
וּבְנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל הָלְכ֥וּ בַיַּבָּשָׁ֖ה בְּת֣וֹךְ הַיָּ֑ם וְהַמַּ֤יִם לָהֶם֙ חֹמָ֔ה מִֽימִינָ֖ם וּמִשְּׂמֹאלָֽם׃
Türkçe çeviri
İsrael oğulları ise denizin ortasında kuru topraktan yürümüşlerdi. Sular sağlarında ve sollarında birer duvardı.
İbranice
וַיּ֨וֹשַׁע יְהוָ֜ה בַּיּ֥וֹם הַה֛וּא אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל מִיַּ֣ד מִצְרָ֑יִם וַיַּ֤רְא יִשְׂרָאֵל֙ אֶת־מִצְרַ֔יִם מֵ֖ת עַל־שְׂפַ֥ת הַיָּֽם׃
Türkçe okunuş
Vayoşa Adonay bayom hau et yisrael miyad mitsrayim vayar yisrael et mitsrayim met al sefat hayam.
Türkçe çeviri
Adonay o gün İsrael’i Mısırlıların elinden kurtardı. İsrael, deniz kıyısında Mısırlıların ölülerini gördü.
İbranice
וַיַּ֨רְא יִשְׂרָאֵ֜ל אֶת־הַיָּ֣ד הַגְּדֹלָ֗ה אֲשֶׁ֨ר עָשָׂ֤ה יְהוָה֙ בְּמִצְרַ֔יִם וַיִּֽירְא֥וּ הָעָ֖ם אֶת־יְהוָ֑ה וַיַּֽאֲמִ֙ינוּ֙ בַּֽיהוָ֔ה וּבְמֹשֶׁ֖ה עַבְדּֽוֹ׃ (פ)
Türkçe okunuş
Vayar yisrael et hayad hagedola aşer asa Adonay bemitsrayim vayireu haam et Adonay vayaaminu badonay uvemoşe avdo.
Türkçe çeviri
İsrael, Adonay’ın Mısır’a karşı gösterdiği büyük gücü gördü. Halk Adonay’dan korktu; Adonay’a ve kulu Moşe’ye güvendi.
Kaynak
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.