İbranice
וְאֵ֗לֶּה שְׁמוֹת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל הַבָּאִ֖ים מִצְרָ֑יְמָה אֵ֣ת יַעֲקֹ֔ב אִ֥ישׁ וּבֵית֖וֹ בָּֽאוּ׃
Türkçe çeviri
Yaakov’la birlikte Mısır’a gelen İsrael oğullarının adları şunlardır. Her biri kendi ev halkıyla gelmişti:
İbranice veya Türkçe okunuş metnindeki bir kelimeye tıklayarak Tora’daki kullanımlarını ve doğrulanmış dilbilgisel bağlantılarını inceleyebilirsiniz.
וְאֵ֗לֶּה שְׁמוֹת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל הַבָּאִ֖ים מִצְרָ֑יְמָה אֵ֣ת יַעֲקֹ֔ב אִ֥ישׁ וּבֵית֖וֹ בָּֽאוּ׃
Yaakov’la birlikte Mısır’a gelen İsrael oğullarının adları şunlardır. Her biri kendi ev halkıyla gelmişti:
Reuven, Şimon, Levi ve Yehuda;
Yisahar, Zevulun ve Binyamin;
וּבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל פָּר֧וּ וַֽיִּשְׁרְצ֛וּ וַיִּרְבּ֥וּ וַיַּֽעַצְמ֖וּ בִּמְאֹ֣ד מְאֹ֑ד וַתִּמָּלֵ֥א הָאָ֖רֶץ אֹתָֽם׃ (פ)
İsrael oğulları verimli oldular, hızla çoğaldılar, sayıları arttı ve çok güçlendiler. Ülke onlarla doldu.
הָ֥בָה נִֽתְחַכְּמָ֖ה ל֑וֹ פֶּן־יִרְבֶּ֗ה וְהָיָ֞ה כִּֽי־תִקְרֶ֤אנָה מִלְחָמָה֙ וְנוֹסַ֤ף גַּם־הוּא֙ עַל־שֹׂ֣נְאֵ֔ינוּ וְנִלְחַם־בָּ֖נוּ וְעָלָ֥ה מִן־הָאָֽרֶץ׃
Hava nitehakema lo pen yirbe vehaya ki tikrena milhama venosaf gam u al soneenu venilham banu veala min haarets.
“Gelin, onlara karşı akıllıca önlem alalım. Yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa düşmanlarımıza katılıp bizimle savaşır, ülkeden çıkar giderler.”
וַיָּשִׂ֤ימוּ עָלָיו֙ שָׂרֵ֣י מִסִּ֔ים לְמַ֥עַן עַנֹּת֖וֹ בְּסִבְלֹתָ֑ם וַיִּ֜בֶן עָרֵ֤י מִסְכְּנוֹת֙ לְפַרְעֹ֔ה אֶת־פִּתֹ֖ם וְאֶת־רַעַמְסֵֽס׃
Vayasimu alav sare misim lemaan anoto besivlotam vayiven are miskenot lefaro et pitom veet raamses.
Ağır yüklerle onları ezmek için başlarına zorunlu çalışma görevlileri koydular. İsrael halkı, Firavun için depo kentleri Pitom ve Ramses’i inşa etti.
וְכַאֲשֶׁר֙ יְעַנּ֣וּ אֹת֔וֹ כֵּ֥ן יִרְבֶּ֖ה וְכֵ֣ן יִפְרֹ֑ץ וַיָּקֻ֕צוּ מִפְּנֵ֖י בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Ama onlara ne kadar baskı yapıldıysa o kadar çoğalıp yayıldılar. Mısırlılar İsrael oğullarından korkuya kapıldılar.
וַיַּעֲבִ֧דוּ מִצְרַ֛יִם אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל בְּפָֽרֶךְ׃
Mısırlılar İsrael oğullarını acımasızca çalıştırdılar.
וַיְמָרְר֨וּ אֶת־חַיֵּיהֶ֜ם בַּעֲבֹדָ֣ה קָשָׁ֗ה בְּחֹ֙מֶר֙ וּבִלְבֵנִ֔ים וּבְכָל־עֲבֹדָ֖ה בַּשָּׂדֶ֑ה אֵ֚ת כָּל־עֲבֹ֣דָתָ֔ם אֲשֶׁר־עָבְד֥וּ בָהֶ֖ם בְּפָֽרֶךְ׃
Vayemareru et hayehem baavoda kaşa behomer uvilvenim uvehol avoda basade et kol avodatam aşer avedu vahem befareh.
Harç ve kerpiç işlerinde, tarlalardaki her türlü ağır işte hayatlarını acıya boğdular. Yaptırdıkları bütün işlerde onları acımasızca çalıştırıyorlardı.
וַיֹּ֙אמֶר֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם לַֽמְיַלְּדֹ֖ת הָֽעִבְרִיֹּ֑ת אֲשֶׁ֨ר שֵׁ֤ם הָֽאַחַת֙ שִׁפְרָ֔ה וְשֵׁ֥ם הַשֵּׁנִ֖ית פּוּעָֽה׃
Mısır kralı, biri Şifra, diğeri Pua adındaki İbrani ebelere şöyle dedi:
וַיֹּ֗אמֶר בְּיַלֶּדְכֶן֙ אֶת־הָֽעִבְרִיּ֔וֹת וּרְאִיתֶ֖ן עַל־הָאָבְנָ֑יִם אִם־בֵּ֥ן הוּא֙ וַהֲמִתֶּ֣ן אֹת֔וֹ וְאִם־בַּ֥ת הִ֖יא וָחָֽיָה׃
Vayomer beyaledhen et haivriyot ureiten al haovnayim im ben u vahamiten oto veim bat hi vahaya.
“İbrani kadınları doğurturken doğum taşlarına bakın. Çocuk erkekse öldürün; kızsa yaşasın.”
וַתִּירֶ֤אןָ הַֽמְיַלְּדֹת֙ אֶת־הָ֣אֱלֹהִ֔ים וְלֹ֣א עָשׂ֔וּ כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר אֲלֵיהֶ֖ן מֶ֣לֶךְ מִצְרָ֑יִם וַתְּחַיֶּ֖יןָ אֶת־הַיְלָדִֽים׃
Vatirena hameyaledot et haelohim velo asu kaaşer diber alehen meleh mitsrayim vatehayena et hayeladim.
Ama ebeler Tanrı’dan korktular ve Mısır kralının kendilerine söylediğini yapmadılar. Erkek çocukları sağ bıraktılar.
וַיִּקְרָ֤א מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֙יִם֙ לַֽמְיַלְּדֹ֔ת וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֔ן מַדּ֥וּעַ עֲשִׂיתֶ֖ן הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה וַתְּחַיֶּ֖יןָ אֶת־הַיְלָדִֽים׃
Vayikra meleh mitsrayim lameyaledot vayomer lahen madua asiten hadavar haze vatehayena et hayeladim.
Mısır kralı ebeleri çağırıp, “Neden böyle yaptınız? Neden erkek çocukları sağ bıraktınız?” diye sordu.
וַתֹּאמַ֤רְןָ הַֽמְיַלְּדֹת֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה כִּ֣י לֹ֧א כַנָּשִׁ֛ים הַמִּצְרִיֹּ֖ת הָֽעִבְרִיֹּ֑ת כִּֽי־חָי֣וֹת הֵ֔נָּה בְּטֶ֨רֶם תָּב֧וֹא אֲלֵהֶ֛ן הַמְיַלֶּ֖דֶת וְיָלָֽדוּ׃
Vatomarna hameyaledot el paro ki lo hanaşim hamitsriyot haivriyot ki hayot hena beterem tavo alehen hameyaledet veyaladu.
Ebeler Firavun’a, “İbrani kadınlar Mısırlı kadınlar gibi değil” dediler. “Onlar güçlüdür; ebe daha yanlarına varmadan doğuruyorlar.”
Tanrı ebelere iyilik etti. Halk çoğaldı ve çok güçlendi.
Ebeler Tanrı’dan korktukları için Tanrı onlara aileler verdi.
וַיְצַ֣ו פַּרְעֹ֔ה לְכָל־עַמּ֖וֹ לֵאמֹ֑ר כָּל־הַבֵּ֣ן הַיִּלּ֗וֹד הַיְאֹ֙רָה֙ תַּשְׁלִיכֻ֔הוּ וְכָל־הַבַּ֖ת תְּחַיּֽוּן׃ (ס)
Firavun bütün halkına, “Doğan her erkek çocuğu Nil’e atın; her kız çocuğunu sağ bırakın” diye buyurdu.
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.