Türkçe çeviri
Kulak verin, ey gökler, konuşacağım! Yeryüzü ağzımın sözlerini işitsin.
İbranice veya Türkçe okunuş metnindeki bir kelimeye tıklayarak Tora’daki kullanımlarını ve doğrulanmış dilbilgisel bağlantılarını inceleyebilirsiniz.
Kulak verin, ey gökler, konuşacağım! Yeryüzü ağzımın sözlerini işitsin.
יַעֲרֹ֤ף כַּמָּטָר֙ לִקְחִ֔י תִּזַּ֥ל כַּטַּ֖ל אִמְרָתִ֑י כִּשְׂעִירִ֣ם עֲלֵי־דֶ֔שֶׁא וְכִרְבִיבִ֖ים עֲלֵי־עֵֽשֶׂב׃
Öğretim yağmur gibi yağsın, sözüm çiy gibi aksın; yeşillik üzerine ince yağmur, otlar üzerine sağanak gibi.
זְכֹר֙ יְמ֣וֹת עוֹלָ֔ם בִּ֖ינוּ שְׁנ֣וֹת דּוֹר־וָד֑וֹר שְׁאַ֤ל אָבִ֙יךָ֙ וְיַגֵּ֔דְךָ זְקֵנֶ֖יךָ וְיֹ֥אמְרוּ לָֽךְ׃
Eski günleri hatırla, kuşaklar boyunca geçen yılları düşünün. Babana sor, sana anlatsın; yaşlılarına sor, sana söylesinler.
בְּהַנְחֵ֤ל עֶלְיוֹן֙ גּוֹיִ֔ם בְּהַפְרִיד֖וֹ בְּנֵ֣י אָדָ֑ם יַצֵּב֙ גְּבֻלֹ֣ת עַמִּ֔ים לְמִסְפַּ֖ר בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Yüceler Yücesi uluslara miraslarını verirken, insan oğullarını ayırırken, halkların sınırlarını İsrael oğullarının sayısına göre belirledi.
יִמְצָאֵ֙הוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ מִדְבָּ֔ר וּבְתֹ֖הוּ יְלֵ֣ל יְשִׁמֹ֑ן יְסֹֽבְבֶ֙נְהוּ֙ יְב֣וֹנְנֵ֔הוּ יִצְּרֶ֖נְהוּ כְּאִישׁ֥וֹן עֵינֽוֹ׃
Yimtsaeu beerets midbar uvetou yelel yeşimon yesovevenu yevoneneu yitserenu keişon eno.
Onu çöl ülkesinde, ıssızlığın uluduğu bomboş yerde buldu. Çevresini kuşattı, onu eğitti, göz bebeği gibi korudu.
כְּנֶ֙שֶׁר֙ יָעִ֣יר קִנּ֔וֹ עַל־גּוֹזָלָ֖יו יְרַחֵ֑ף יִפְרֹ֤שׂ כְּנָפָיו֙ יִקָּחֵ֔הוּ יִשָּׂאֵ֖הוּ עַל־אֶבְרָתֽוֹ׃
Yuvasını uyandıran, yavrularının üzerinde süzülen kartal gibi kanatlarını açtı, onu aldı, kanatları üzerinde taşıdı.
יַרְכִּבֵ֙הוּ֙ עַל־במותי [בָּ֣מֳתֵי] אָ֔רֶץ וַיֹּאכַ֖ל תְּנוּבֹ֣ת שָׂדָ֑י וַיֵּנִקֵ֤הֽוּ דְבַשׁ֙ מִסֶּ֔לַע וְשֶׁ֖מֶן מֵחַלְמִ֥ישׁ צֽוּר׃
Yarkiveu al bomote arets vayohal tenuvot saday vayenikeu devaş misela veşemen mehalmiş tsur.
Onu yeryüzünün yüksek yerlerinde yürüttü; tarlanın ürünlerini yedi. Ona kayadan bal, çakmaktaşından yağ emdirdi.
חֶמְאַ֨ת בָּקָ֜ר וַחֲלֵ֣ב צֹ֗אן עִם־חֵ֨לֶב כָּרִ֜ים וְאֵילִ֤ים בְּנֵֽי־בָשָׁן֙ וְעַתּוּדִ֔ים עִם־חֵ֖לֶב כִּלְי֣וֹת חִטָּ֑ה וְדַם־עֵנָ֖ב תִּשְׁתֶּה־חָֽמֶר׃
Hemat bakar vahalev tson im helev karim veelim bene vaşan veatudim im helev kilyot hita vedam enav tişte hamer.
İnek kaymağı, davar sütü, besili kuzular, Başan koçları ve tekeler, dolgun buğday taneleri verdi. Üzümün kanını, köpüren şarabı içtin.
וַיִּשְׁמַ֤ן יְשֻׁרוּן֙ וַיִּבְעָ֔ט שָׁמַ֖נְתָּ עָבִ֣יתָ כָּשִׂ֑יתָ וַיִּטֹּשׁ֙ אֱל֣וֹהַ עָשָׂ֔הוּ וַיְנַבֵּ֖ל צ֥וּר יְשֻׁעָתֽוֹ׃
Vayişman yeşurun vayivat şamanta avita kasita vayitoş eloha asau vayenabel tsur yeşuato.
Yeşurun semirip tekme attı. Semirdin, kalınlaştın, yağ bağladın. Kendisini yapan Tanrı'yı terk etti, kurtuluşunun Kayası'nı hor gördü.
Yabancı tanrılarla Onu kıskandırdılar, iğrençliklerle Onu öfkelendirdiler.
יִזְבְּח֗וּ לַשֵּׁדִים֙ לֹ֣א אֱלֹ֔הַ אֱלֹהִ֖ים לֹ֣א יְדָע֑וּם חֲדָשִׁים֙ מִקָּרֹ֣ב בָּ֔אוּ לֹ֥א שְׂעָר֖וּם אֲבֹתֵיכֶֽם׃
Tanrı'ya değil, cinlere kurban kestiler; tanımadıkları tanrılara, yakın zamanda gelmiş yenilere, atalarınızın korkup saymadığı tanrılara.
Seni doğuran Kaya'yı unuttun; seni dünyaya getiren Tanrı'yı hatırından çıkardın.
וַיֹּ֗אמֶר אַסְתִּ֤ירָה פָנַי֙ מֵהֶ֔ם אֶרְאֶ֖ה מָ֣ה אַחֲרִיתָ֑ם כִּ֣י ד֤וֹר תַּהְפֻּכֹת֙ הֵ֔מָּה בָּנִ֖ים לֹא־אֵמֻ֥ן בָּֽם׃
Şöyle dedi: 'Yüzümü onlardan gizleyeceğim; sonlarının ne olacağını göreceğim. Çünkü onlar dönek bir kuşaktır, kendilerinde sadakat bulunmayan çocuklardır.
הֵ֚ם קִנְא֣וּנִי בְלֹא־אֵ֔ל כִּעֲס֖וּנִי בְּהַבְלֵיהֶ֑ם וַאֲנִי֙ אַקְנִיאֵ֣ם בְּלֹא־עָ֔ם בְּג֥וֹי נָבָ֖ל אַכְעִיסֵֽם׃
Beni tanrı olmayanla kıskandırdılar, boş putlarıyla öfkelendirdiler. Ben de onları halk sayılmayanla kıskandıracak, akılsız bir ulusla öfkelendireceğim.
כִּי־אֵשׁ֙ קָדְחָ֣ה בְאַפִּ֔י וַתִּיקַ֖ד עַד־שְׁא֣וֹל תַּחְתִּ֑ית וַתֹּ֤אכַל אֶ֙רֶץ֙ וִֽיבֻלָ֔הּ וַתְּלַהֵ֖ט מוֹסְדֵ֥י הָרִֽים׃
Ki eş kadeha veapi vatikad ad şeol tahtit vatohal erets vivulah vatelahet mosede harim.
Çünkü öfkemde bir ateş tutuştu; Şeol'ün en derinine kadar yanacak. Yeryüzünü ve ürününü yiyip bitirecek, dağların temellerini tutuşturacak.
מִחוּץ֙ תְּשַׁכֶּל־חֶ֔רֶב וּמֵחֲדָרִ֖ים אֵימָ֑ה גַּם־בָּחוּר֙ גַּם־בְּתוּלָ֔ה יוֹנֵ֖ק עִם־אִ֥ישׁ שֵׂיבָֽה׃
Dışarıda kılıç, odalarda dehşet can alacak; delikanlıdan bakireye, emzikteki çocuktan ak saçlı adama kadar.
"Onları dört bir yana savuracağım, anılarını insanların arasından sileceğim" dedim.
לוּלֵ֗י כַּ֤עַס אוֹיֵב֙ אָג֔וּר פֶּֽן־יְנַכְּר֖וּ צָרֵ֑ימוֹ פֶּן־יֹֽאמְרוּ֙ יָדֵ֣ינוּ רָ֔מָה וְלֹ֥א יְהוָ֖ה פָּעַ֥ל כָּל־זֹֽאת׃
Lule kaas oyev agur pen yenakeru tsaremo pen yomeru yadenu rama velo Adonay paal kol zot.
Ama düşmanın kışkırtmasını hesaba kattım; hasımları yanlış yorumlayıp, "Elimiz üstün geldi; bütün bunları Adonay yapmadı" demesinler diye.'
Keşke bilge olup bunu kavrasalar, sonlarının ne olacağını anlasalar!
Çünkü onların kayası bizim Kayamız gibi değildir; düşmanlarımız bile bunu yargılayabilir.
כִּֽי־מִגֶּ֤פֶן סְדֹם֙ גַּפְנָ֔ם וּמִשַּׁדְמֹ֖ת עֲמֹרָ֑ה עֲנָבֵ֙מוֹ֙ עִנְּבֵי־ר֔וֹשׁ אַשְׁכְּלֹ֥ת מְרֹרֹ֖ת לָֽמוֹ׃
Çünkü asmaları Sedom'un asmasından, Amora'nın tarlalarındandır. Üzümleri zehirli üzümler, salkımları acıdır.
אֲשֶׁ֨ר חֵ֤לֶב זְבָחֵ֙ימוֹ֙ יֹאכֵ֔לוּ יִשְׁתּ֖וּ יֵ֣ין נְסִיכָ֑ם יָק֙וּמוּ֙ וְיַעְזְרֻכֶ֔ם יְהִ֥י עֲלֵיכֶ֖ם סִתְרָֽה׃
Kurbanlarının yağını yiyen, dökmelik sunularının şarabını içenler kalkıp size yardım etsin! Üzerinizde bir sığınak olsunlar!
רְא֣וּ ׀ עַתָּ֗ה כִּ֣י אֲנִ֤י אֲנִי֙ ה֔וּא וְאֵ֥ין אֱלֹהִ֖ים עִמָּדִ֑י אֲנִ֧י אָמִ֣ית וַאֲחַיֶּ֗ה מָחַ֙צְתִּי֙ וַאֲנִ֣י אֶרְפָּ֔א וְאֵ֥ין מִיָּדִ֖י מַצִּֽיל׃
Reu ata ki ani ani u veen Elohim imadi ani amit vaahaye mahatsti vaani erpa veen miyadi matsil.
Şimdi görün: Ben, evet Ben Oyum; yanımda başka tanrı yoktur. Öldüren de yaşatan da Benim. Yaraladım, iyileştirecek olan da Benim. Elimden kurtaran yoktur.
אִם־שַׁנּוֹתִי֙ בְּרַ֣ק חַרְבִּ֔י וְתֹאחֵ֥ז בְּמִשְׁפָּ֖ט יָדִ֑י אָשִׁ֤יב נָקָם֙ לְצָרָ֔י וְלִמְשַׂנְאַ֖י אֲשַׁלֵּֽם׃
Şimşek gibi parlayan kılıcımı bilediğimde, elim yargıyı kavradığında, hasımlarımdan öç alacak, Benden nefret edenlere karşılık vereceğim.
אַשְׁכִּ֤יר חִצַּי֙ מִדָּ֔ם וְחַרְבִּ֖י תֹּאכַ֣ל בָּשָׂ֑ר מִדַּ֤ם חָלָל֙ וְשִׁבְיָ֔ה מֵרֹ֖אשׁ פַּרְע֥וֹת אוֹיֵֽב׃
Oklarımı kanla sarhoş edeceğim, kılıcım et yiyecek; öldürülenlerin ve tutsakların kanından, düşmanın uzun saçlı başlarından.'
וַיָּבֹ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְדַבֵּ֛ר אֶת־כָּל־דִּבְרֵ֥י הַשִּׁירָֽה־הַזֹּ֖את בְּאָזְנֵ֣י הָעָ֑ם ה֖וּא וְהוֹשֵׁ֥עַ בִּן־נֽוּן׃
Moşe gelip bu ezginin bütün sözlerini halkın işiteceği biçimde söyledi; kendisi ve Nun oğlu Hoşea birlikte.
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ שִׂ֣ימוּ לְבַבְכֶ֔ם לְכָל־הַדְּבָרִ֔ים אֲשֶׁ֧ר אָנֹכִ֛י מֵעִ֥יד בָּכֶ֖ם הַיּ֑וֹם אֲשֶׁ֤ר תְּצַוֻּם֙ אֶת־בְּנֵיכֶ֔ם לִשְׁמֹ֣ר לַעֲשׂ֔וֹת אֶת־כָּל־דִּבְרֵ֖י הַתּוֹרָ֥ה הַזֹּֽאת׃
Vayomer alehem simu levavhem lehol hadevarim aşer anohi meid bahem hayom aşer tetsavum et benehem lişmor laasot et kol divre hatora hazot.
onlara şöyle dedi: 'Bugün size tanıklık ederek söylediğim bütün sözleri yüreğinize yerleştirin. Çocuklarınıza da bu Tora'nın bütün sözlerini özenle yerine getirmelerini buyurun.
כִּ֠י לֹֽא־דָבָ֨ר רֵ֥ק הוּא֙ מִכֶּ֔ם כִּי־ה֖וּא חַיֵּיכֶ֑ם וּבַדָּבָ֣ר הַזֶּ֗ה תַּאֲרִ֤יכוּ יָמִים֙ עַל־הָ֣אֲדָמָ֔ה אֲשֶׁ֨ר אַתֶּ֜ם עֹבְרִ֧ים אֶת־הַיַּרְדֵּ֛ן שָׁ֖מָּה לְרִשְׁתָּֽהּ׃ (פ)
Ki lo davar rek u mikem ki u hayehem uvadavar haze taarihu yamim al haadama aşer atem overim et hayarden şama leriştah.
Çünkü bu, sizin için boş bir söz değildir; sizin yaşamınızdır. Mülk edinmek için Yarden'i geçeceğiniz toprakta bu söz sayesinde uzun günler yaşayacaksınız.'
עֲלֵ֡ה אֶל־הַר֩ הָעֲבָרִ֨ים הַזֶּ֜ה הַר־נְב֗וֹ אֲשֶׁר֙ בְּאֶ֣רֶץ מוֹאָ֔ב אֲשֶׁ֖ר עַל־פְּנֵ֣י יְרֵח֑וֹ וּרְאֵה֙ אֶת־אֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן אֲשֶׁ֨ר אֲנִ֥י נֹתֵ֛ן לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל לַאֲחֻזָּֽה׃
Ale el har haavarim haze har nevo aşer beerets moav aşer al pene yereho uree et erets kenaan aşer ani noten livne yisrael laahuza.
'Şu Avarim Dağı'na, Moav ülkesinde Yeriho'nun karşısındaki Nevo Dağı'na çık. İsrael oğullarına mülk olarak verdiğim Kenaan ülkesini gör.
וּמֻ֗ת בָּהָר֙ אֲשֶׁ֤ר אַתָּה֙ עֹלֶ֣ה שָׁ֔מָּה וְהֵאָסֵ֖ף אֶל־עַמֶּ֑יךָ כַּֽאֲשֶׁר־מֵ֞ת אַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ בְּהֹ֣ר הָהָ֔ר וַיֵּאָ֖סֶף אֶל־עַמָּֽיו׃
Umut bahar aşer ata ole şama veheasef el ameha kaaşer met aharon ahiha behor hahar vayeasef el amav.
Çıkacağın dağda öl ve halkına katıl; kardeşin Aaron'un Hor Dağı'nda ölüp halkına katıldığı gibi.
עַל֩ אֲשֶׁ֨ר מְעַלְתֶּ֜ם בִּ֗י בְּתוֹךְ֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל בְּמֵֽי־מְרִיבַ֥ת קָדֵ֖שׁ מִדְבַּר־צִ֑ן עַ֣ל אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־קִדַּשְׁתֶּם֙ אוֹתִ֔י בְּת֖וֹךְ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Al aşer mealtem bi betoh bene yisrael beme merivat kadeş midbar tsin al aşer lo kidaştem oti betoh bene yisrael.
Çünkü Tsin Çölü'ndeki Merivat-Kadeş sularında, İsrael oğullarının arasında Bana sadakatsizlik ettiniz; İsrael oğullarının arasında kutsallığımı göstermediniz.
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.