İbranice
הַאֲזִ֥ינוּ הַשָּׁמַ֖יִם וַאֲדַבֵּ֑רָה וְתִשְׁמַ֥ע הָאָ֖רֶץ אִמְרֵי־פִֽי׃
Türkçe okunuş
Haazinu haşamayim vaadabera vetişma haarets imre fi.
Türkçe çeviri
Kulak verin, ey gökler, konuşacağım! Yeryüzü ağzımın sözlerini işitsin.
הַאֲזִ֥ינוּ הַשָּׁמַ֖יִם וַאֲדַבֵּ֑רָה וְתִשְׁמַ֥ע הָאָ֖רֶץ אִמְרֵי־פִֽי׃
Haazinu haşamayim vaadabera vetişma haarets imre fi.
Kulak verin, ey gökler, konuşacağım! Yeryüzü ağzımın sözlerini işitsin.
יַעֲרֹ֤ף כַּמָּטָר֙ לִקְחִ֔י תִּזַּ֥ל כַּטַּ֖ל אִמְרָתִ֑י כִּשְׂעִירִ֣ם עֲלֵי־דֶ֔שֶׁא וְכִרְבִיבִ֖ים עֲלֵי־עֵֽשֶׂב׃
Yaarof kamatar likhi tizal katal imrati kisirim ale deşe vehirvivim ale esev.
Öğretim yağmur gibi yağsın, sözüm çiy gibi aksın; yeşillik üzerine ince yağmur, otlar üzerine sağanak gibi.
כִּ֛י שֵׁ֥ם יְהוָ֖ה אֶקְרָ֑א הָב֥וּ גֹ֖דֶל לֵאלֹהֵֽינוּ׃
Ki şem Adonay ekra havu godel lelohenu.
Çünkü Adonay'ın Adını anacağım; Tanrımıza yücelik verin.
הַצּוּר֙ תָּמִ֣ים פָּעֳל֔וֹ כִּ֥י כָל־דְּרָכָ֖יו מִשְׁפָּ֑ט אֵ֤ל אֱמוּנָה֙ וְאֵ֣ין עָ֔וֶל צַדִּ֥יק וְיָשָׁ֖ר הֽוּא׃
Hatsur tamim poolo ki hol derahav mişpat el emuna veen avel tsadik veyaşar u.
O Kaya'nın işi kusursuzdur; çünkü bütün yolları adalettir. Sadık, haksızlık etmeyen Tanrı; adil ve doğru olan Odur.
שִׁחֵ֥ת ל֛וֹ לֹ֖א בָּנָ֣יו מוּמָ֑ם דּ֥וֹר עִקֵּ֖שׁ וּפְתַלְתֹּֽל׃
Şihet lo lo banav mumam dor ikeş ufetaltol.
Bozulma Ona ait değildir; çocuklarının kusurudur bu. Eğri ve çarpık bir kuşak!
הֲ־לַיְהוָה֙ תִּגְמְלוּ־זֹ֔את עַ֥ם נָבָ֖ל וְלֹ֣א חָכָ֑ם הֲלוֹא־הוּא֙ אָבִ֣יךָ קָּנֶ֔ךָ ה֥וּא עָֽשְׂךָ֖ וַֽיְכֹנְנֶֽךָ׃
Ha ladonay tigmelu zot am naval velo haham halo u aviha kaneha u aseha vayehoneneha.
Adonay'a böyle mi karşılık verirsiniz, ey akılsız ve bilgelikten yoksun halk? Seni var eden Baban O değil mi? Seni yapan, seni sağlam kuran Odur.
זְכֹר֙ יְמ֣וֹת עוֹלָ֔ם בִּ֖ינוּ שְׁנ֣וֹת דּוֹר־וָד֑וֹר שְׁאַ֤ל אָבִ֙יךָ֙ וְיַגֵּ֔דְךָ זְקֵנֶ֖יךָ וְיֹ֥אמְרוּ לָֽךְ׃
Zehor yemot olam binu şenot dor vador şeal aviha veyagedeha zekeneha veyomeru lah.
Eski günleri hatırla, kuşaklar boyunca geçen yılları düşünün. Babana sor, sana anlatsın; yaşlılarına sor, sana söylesinler.
בְּהַנְחֵ֤ל עֶלְיוֹן֙ גּוֹיִ֔ם בְּהַפְרִיד֖וֹ בְּנֵ֣י אָדָ֑ם יַצֵּב֙ גְּבֻלֹ֣ת עַמִּ֔ים לְמִסְפַּ֖ר בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Behanhel elyon goyim behafrido bene adam yatsev gevulot amim lemispar bene yisrael.
Yüceler Yücesi uluslara miraslarını verirken, insan oğullarını ayırırken, halkların sınırlarını İsrael oğullarının sayısına göre belirledi.
כִּ֛י חֵ֥לֶק יְהֹוָ֖ה עַמּ֑וֹ יַעֲקֹ֖ב חֶ֥בֶל נַחֲלָתֽוֹ׃
Ki helek Adonay amo yaakov hevel nahalato.
Çünkü Adonay'ın payı Kendi halkıdır; Yaakov Onun miras payıdır.
יִמְצָאֵ֙הוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ מִדְבָּ֔ר וּבְתֹ֖הוּ יְלֵ֣ל יְשִׁמֹ֑ן יְסֹֽבְבֶ֙נְהוּ֙ יְב֣וֹנְנֵ֔הוּ יִצְּרֶ֖נְהוּ כְּאִישׁ֥וֹן עֵינֽוֹ׃
Yimtsaeu beerets midbar uvetou yelel yeşimon yesovevenu yevoneneu yitserenu keişon eno.
Onu çöl ülkesinde, ıssızlığın uluduğu bomboş yerde buldu. Çevresini kuşattı, onu eğitti, göz bebeği gibi korudu.
כְּנֶ֙שֶׁר֙ יָעִ֣יר קִנּ֔וֹ עַל־גּוֹזָלָ֖יו יְרַחֵ֑ף יִפְרֹ֤שׂ כְּנָפָיו֙ יִקָּחֵ֔הוּ יִשָּׂאֵ֖הוּ עַל־אֶבְרָתֽוֹ׃
Keneşer yair kino al gozalav yerahef yifros kenafav yikaheu yisaeu al evrato.
Yuvasını uyandıran, yavrularının üzerinde süzülen kartal gibi kanatlarını açtı, onu aldı, kanatları üzerinde taşıdı.
יְהוָ֖ה בָּדָ֣ד יַנְחֶ֑נּוּ וְאֵ֥ין עִמּ֖וֹ אֵ֥ל נֵכָֽר׃
Adonay badad yanhenu veen imo el nehar.
Ona yalnız Adonay yol gösterdi; yanında yabancı bir tanrı yoktu.
יַרְכִּבֵ֙הוּ֙ עַל־במותי [בָּ֣מֳתֵי] אָ֔רֶץ וַיֹּאכַ֖ל תְּנוּבֹ֣ת שָׂדָ֑י וַיֵּנִקֵ֤הֽוּ דְבַשׁ֙ מִסֶּ֔לַע וְשֶׁ֖מֶן מֵחַלְמִ֥ישׁ צֽוּר׃
Yarkiveu al bomote arets vayohal tenuvot saday vayenikeu devaş misela veşemen mehalmiş tsur.
Onu yeryüzünün yüksek yerlerinde yürüttü; tarlanın ürünlerini yedi. Ona kayadan bal, çakmaktaşından yağ emdirdi.
חֶמְאַ֨ת בָּקָ֜ר וַחֲלֵ֣ב צֹ֗אן עִם־חֵ֨לֶב כָּרִ֜ים וְאֵילִ֤ים בְּנֵֽי־בָשָׁן֙ וְעַתּוּדִ֔ים עִם־חֵ֖לֶב כִּלְי֣וֹת חִטָּ֑ה וְדַם־עֵנָ֖ב תִּשְׁתֶּה־חָֽמֶר׃
Hemat bakar vahalev tson im helev karim veelim bene vaşan veatudim im helev kilyot hita vedam enav tişte hamer.
İnek kaymağı, davar sütü, besili kuzular, Başan koçları ve tekeler, dolgun buğday taneleri verdi. Üzümün kanını, köpüren şarabı içtin.
וַיִּשְׁמַ֤ן יְשֻׁרוּן֙ וַיִּבְעָ֔ט שָׁמַ֖נְתָּ עָבִ֣יתָ כָּשִׂ֑יתָ וַיִּטֹּשׁ֙ אֱל֣וֹהַ עָשָׂ֔הוּ וַיְנַבֵּ֖ל צ֥וּר יְשֻׁעָתֽוֹ׃
Vayişman yeşurun vayivat şamanta avita kasita vayitoş eloha asau vayenabel tsur yeşuato.
Yeşurun semirip tekme attı. Semirdin, kalınlaştın, yağ bağladın. Kendisini yapan Tanrı'yı terk etti, kurtuluşunun Kayası'nı hor gördü.
יַקְנִאֻ֖הוּ בְּזָרִ֑ים בְּתוֹעֵבֹ֖ת יַכְעִיסֻֽהוּ׃
Yakniuu bezarim betoevot yahisuu.
Yabancı tanrılarla Onu kıskandırdılar, iğrençliklerle Onu öfkelendirdiler.
יִזְבְּח֗וּ לַשֵּׁדִים֙ לֹ֣א אֱלֹ֔הַ אֱלֹהִ֖ים לֹ֣א יְדָע֑וּם חֲדָשִׁים֙ מִקָּרֹ֣ב בָּ֔אוּ לֹ֥א שְׂעָר֖וּם אֲבֹתֵיכֶֽם׃
Yizbehu laşedim lo eloha Elohim lo yedaum hadaşim mikarov bau lo searum avotehem.
Tanrı'ya değil, cinlere kurban kestiler; tanımadıkları tanrılara, yakın zamanda gelmiş yenilere, atalarınızın korkup saymadığı tanrılara.
צ֥וּר יְלָדְךָ֖ תֶּ֑שִׁי וַתִּשְׁכַּ֖ח אֵ֥ל מְחֹלְלֶֽךָ׃
Tsur yeladeha teşi vatişkah el meholeleha.
Seni doğuran Kaya'yı unuttun; seni dünyaya getiren Tanrı'yı hatırından çıkardın.
וַיַּ֥רְא יְהוָ֖ה וַיִּנְאָ֑ץ מִכַּ֥עַס בָּנָ֖יו וּבְנֹתָֽיו׃
Vayar Adonay vayinats mikaas banav uvenotav.
Adonay gördü ve oğullarının, kızlarının öfkelendirmesi yüzünden onları reddetti.
וַיֹּ֗אמֶר אַסְתִּ֤ירָה פָנַי֙ מֵהֶ֔ם אֶרְאֶ֖ה מָ֣ה אַחֲרִיתָ֑ם כִּ֣י ד֤וֹר תַּהְפֻּכֹת֙ הֵ֔מָּה בָּנִ֖ים לֹא־אֵמֻ֥ן בָּֽם׃
Vayomer astira fanay mehem ere ma aharitam ki dor tahpuhot hema banim lo emun bam.
Şöyle dedi: 'Yüzümü onlardan gizleyeceğim; sonlarının ne olacağını göreceğim. Çünkü onlar dönek bir kuşaktır, kendilerinde sadakat bulunmayan çocuklardır.
הֵ֚ם קִנְא֣וּנִי בְלֹא־אֵ֔ל כִּעֲס֖וּנִי בְּהַבְלֵיהֶ֑ם וַאֲנִי֙ אַקְנִיאֵ֣ם בְּלֹא־עָ֔ם בְּג֥וֹי נָבָ֖ל אַכְעִיסֵֽם׃
Hem kinuni velo el kiasuni behavlehem vaani akniem belo am begoy naval ahisem.
Beni tanrı olmayanla kıskandırdılar, boş putlarıyla öfkelendirdiler. Ben de onları halk sayılmayanla kıskandıracak, akılsız bir ulusla öfkelendireceğim.
כִּי־אֵשׁ֙ קָדְחָ֣ה בְאַפִּ֔י וַתִּיקַ֖ד עַד־שְׁא֣וֹל תַּחְתִּ֑ית וַתֹּ֤אכַל אֶ֙רֶץ֙ וִֽיבֻלָ֔הּ וַתְּלַהֵ֖ט מוֹסְדֵ֥י הָרִֽים׃
Ki eş kadeha veapi vatikad ad şeol tahtit vatohal erets vivulah vatelahet mosede harim.
Çünkü öfkemde bir ateş tutuştu; Şeol'ün en derinine kadar yanacak. Yeryüzünü ve ürününü yiyip bitirecek, dağların temellerini tutuşturacak.
אַסְפֶּ֥ה עָלֵ֖ימוֹ רָע֑וֹת חִצַּ֖י אֲכַלֶּה־בָּֽם׃
Aspe alemo raot hitsay ahale bam.
Üzerlerine felaketler yığacağım; oklarımı onlara atıp bitireceğim.
מְזֵ֥י רָעָ֛ב וּלְחֻ֥מֵי רֶ֖שֶׁף וְקֶ֣טֶב מְרִירִ֑י וְשֶׁן־בְּהֵמוֹת֙ אֲשַׁלַּח־בָּ֔ם עִם־חֲמַ֖ת זֹחֲלֵ֥י עָפָֽר׃
Meze raav ulehume reşef veketev meriri veşen behemot aşalah bam im hamat zohale afar.
Açlıkla eriyecek, yakıcı ateş ve acı salgınla kavrulacaklar. Üzerlerine hayvanların dişlerini, toprakta sürünenlerin zehrini göndereceğim.
מִחוּץ֙ תְּשַׁכֶּל־חֶ֔רֶב וּמֵחֲדָרִ֖ים אֵימָ֑ה גַּם־בָּחוּר֙ גַּם־בְּתוּלָ֔ה יוֹנֵ֖ק עִם־אִ֥ישׁ שֵׂיבָֽה׃
Mihuts teşakel herev umehadarim ema gam bahur gam betula yonek im iş seva.
Dışarıda kılıç, odalarda dehşet can alacak; delikanlıdan bakireye, emzikteki çocuktan ak saçlı adama kadar.
אָמַ֖רְתִּי אַפְאֵיהֶ֑ם אַשְׁבִּ֥יתָה מֵאֱנ֖וֹשׁ זִכְרָֽם׃
Amarti afehem aşbita meenoş zihram.
"Onları dört bir yana savuracağım, anılarını insanların arasından sileceğim" dedim.
לוּלֵ֗י כַּ֤עַס אוֹיֵב֙ אָג֔וּר פֶּֽן־יְנַכְּר֖וּ צָרֵ֑ימוֹ פֶּן־יֹֽאמְרוּ֙ יָדֵ֣ינוּ רָ֔מָה וְלֹ֥א יְהוָ֖ה פָּעַ֥ל כָּל־זֹֽאת׃
Lule kaas oyev agur pen yenakeru tsaremo pen yomeru yadenu rama velo Adonay paal kol zot.
Ama düşmanın kışkırtmasını hesaba kattım; hasımları yanlış yorumlayıp, "Elimiz üstün geldi; bütün bunları Adonay yapmadı" demesinler diye.'
כִּי־ג֛וֹי אֹבַ֥ד עֵצ֖וֹת הֵ֑מָּה וְאֵ֥ין בָּהֶ֖ם תְּבוּנָֽה׃
Ki goy ovad etsot hema veen bahem tevuna.
Çünkü onlar sağduyusunu yitirmiş bir ulustur; aralarında anlayış yoktur.
ל֥וּ חָכְמ֖וּ יַשְׂכִּ֣ילוּ זֹ֑את יָבִ֖ינוּ לְאַחֲרִיתָֽם׃
Lu hohmu yaskilu zot yavinu leaharitam.
Keşke bilge olup bunu kavrasalar, sonlarının ne olacağını anlasalar!
אֵיכָ֞ה יִרְדֹּ֤ף אֶחָד֙ אֶ֔לֶף וּשְׁנַ֖יִם יָנִ֣יסוּ רְבָבָ֑ה אִם־לֹא֙ כִּי־צוּרָ֣ם מְכָרָ֔ם וַֽיהוָ֖ה הִסְגִּירָֽם׃
Eha yirdof ehad elef uşenayim yanisu revava im lo ki tsuram meharam vadonay hisgiram.
Kayaları onları satmamış, Adonay onları teslim etmemiş olsaydı, bir kişi bin kişiyi nasıl kovalar, iki kişi on bin kişiyi nasıl kaçırırdı?
כִּ֛י לֹ֥א כְצוּרֵ֖נוּ צוּרָ֑ם וְאֹיְבֵ֖ינוּ פְּלִילִֽים׃
Ki lo hetsurenu tsuram veoyevenu pelilim.
Çünkü onların kayası bizim Kayamız gibi değildir; düşmanlarımız bile bunu yargılayabilir.
כִּֽי־מִגֶּ֤פֶן סְדֹם֙ גַּפְנָ֔ם וּמִשַּׁדְמֹ֖ת עֲמֹרָ֑ה עֲנָבֵ֙מוֹ֙ עִנְּבֵי־ר֔וֹשׁ אַשְׁכְּלֹ֥ת מְרֹרֹ֖ת לָֽמוֹ׃
Ki migefen sedom gafnam umişadmot amora anavemo ineve roş aşkelot merorot lamo.
Çünkü asmaları Sedom'un asmasından, Amora'nın tarlalarındandır. Üzümleri zehirli üzümler, salkımları acıdır.
חֲמַ֥ת תַּנִּינִ֖ם יֵינָ֑ם וְרֹ֥אשׁ פְּתָנִ֖ים אַכְזָֽר׃
Hamat taninim yenam veroş petanim ahzar.
Şarapları yılan zehri, kobraların acımasız zehridir.
הֲלֹא־ה֖וּא כָּמֻ֣ס עִמָּדִ֑י חָתֻ֖ם בְּאוֹצְרֹתָֽי׃
Halo u kamus imadi hatum beotserotay.
'Bunlar yanımda saklı, hazinelerimde mühürlü değil mi?
לִ֤י נָקָם֙ וְשִׁלֵּ֔ם לְעֵ֖ת תָּמ֣וּט רַגְלָ֑ם כִּ֤י קָרוֹב֙ י֣וֹם אֵידָ֔ם וְחָ֖שׁ עֲתִדֹ֥ת לָֽמוֹ׃
Li nakam veşilem leet tamut raglam ki karov yom edam vehaş atidot lamo.
Öç ve karşılık Bana aittir, ayaklarının kayacağı vakitte. Çünkü felaket günleri yakındır; başlarına gelecekler hızla yaklaşır.'
כִּֽי־יָדִ֤ין יְהוָה֙ עַמּ֔וֹ וְעַל־עֲבָדָ֖יו יִתְנֶחָ֑ם כִּ֤י יִרְאֶה֙ כִּי־אָ֣זְלַת יָ֔ד וְאֶ֖פֶס עָצ֥וּר וְעָזֽוּב׃
Ki yadin Adonay amo veal avadav yitneham ki yire ki azelat yad veefes atsur veazuv.
Adonay halkının davasını görecek, kullarına acıyacak; güçlerinin tükendiğini, ne tutulan ne serbest bırakılan kimse kaldığını gördüğünde.
וְאָמַ֖ר אֵ֣י אֱלֹהֵ֑ימוֹ צ֖וּר חָסָ֥יוּ בֽוֹ׃
Veamar e elohemo tsur hasayu vo.
Şöyle diyecek: 'Tanrıları nerede, sığındıkları kaya nerede?
אֲשֶׁ֨ר חֵ֤לֶב זְבָחֵ֙ימוֹ֙ יֹאכֵ֔לוּ יִשְׁתּ֖וּ יֵ֣ין נְסִיכָ֑ם יָק֙וּמוּ֙ וְיַעְזְרֻכֶ֔ם יְהִ֥י עֲלֵיכֶ֖ם סִתְרָֽה׃
Aşer helev zevahemo yohelu yiştu yen nesiham yakumu veyazeruhem yehi alehem sitra.
Kurbanlarının yağını yiyen, dökmelik sunularının şarabını içenler kalkıp size yardım etsin! Üzerinizde bir sığınak olsunlar!
רְא֣וּ ׀ עַתָּ֗ה כִּ֣י אֲנִ֤י אֲנִי֙ ה֔וּא וְאֵ֥ין אֱלֹהִ֖ים עִמָּדִ֑י אֲנִ֧י אָמִ֣ית וַאֲחַיֶּ֗ה מָחַ֙צְתִּי֙ וַאֲנִ֣י אֶרְפָּ֔א וְאֵ֥ין מִיָּדִ֖י מַצִּֽיל׃
Reu ata ki ani ani u veen Elohim imadi ani amit vaahaye mahatsti vaani erpa veen miyadi matsil.
Şimdi görün: Ben, evet Ben Oyum; yanımda başka tanrı yoktur. Öldüren de yaşatan da Benim. Yaraladım, iyileştirecek olan da Benim. Elimden kurtaran yoktur.
כִּֽי־אֶשָּׂ֥א אֶל־שָׁמַ֖יִם יָדִ֑י וְאָמַ֕רְתִּי חַ֥י אָנֹכִ֖י לְעֹלָֽם׃
Ki esa el şamayim yadi veamarti hay anohi leolam.
Elimi göklere kaldırıp, "Sonsuza dek yaşayan Benim" diyorum.
אִם־שַׁנּוֹתִי֙ בְּרַ֣ק חַרְבִּ֔י וְתֹאחֵ֥ז בְּמִשְׁפָּ֖ט יָדִ֑י אָשִׁ֤יב נָקָם֙ לְצָרָ֔י וְלִמְשַׂנְאַ֖י אֲשַׁלֵּֽם׃
İm şanoti berak harbi vetohez bemişpat yadi aşiv nakam letsaray velimsanay aşalem.
Şimşek gibi parlayan kılıcımı bilediğimde, elim yargıyı kavradığında, hasımlarımdan öç alacak, Benden nefret edenlere karşılık vereceğim.
אַשְׁכִּ֤יר חִצַּי֙ מִדָּ֔ם וְחַרְבִּ֖י תֹּאכַ֣ל בָּשָׂ֑ר מִדַּ֤ם חָלָל֙ וְשִׁבְיָ֔ה מֵרֹ֖אשׁ פַּרְע֥וֹת אוֹיֵֽב׃
Aşkir hitsay midam veharbi tohal basar midam halal veşivya meroş parot oyev.
Oklarımı kanla sarhoş edeceğim, kılıcım et yiyecek; öldürülenlerin ve tutsakların kanından, düşmanın uzun saçlı başlarından.'
הַרְנִ֤ינוּ גוֹיִם֙ עַמּ֔וֹ כִּ֥י דַם־עֲבָדָ֖יו יִקּ֑וֹם וְנָקָם֙ יָשִׁ֣יב לְצָרָ֔יו וְכִפֶּ֥ר אַדְמָת֖וֹ עַמּֽוֹ׃ (פ)
Harninu goyim amo ki dam avadav yikom venakam yaşiv letsarav vehiper admato amo.
Ey uluslar, Onun halkını övün! Çünkü kullarının kanının öcünü alacak, hasımlarına öçle karşılık verecek; halkının toprağını arındıracak.
וַיָּבֹ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְדַבֵּ֛ר אֶת־כָּל־דִּבְרֵ֥י הַשִּׁירָֽה־הַזֹּ֖את בְּאָזְנֵ֣י הָעָ֑ם ה֖וּא וְהוֹשֵׁ֥עַ בִּן־נֽוּן׃
Vayavo moşe vayedaber et kol divre haşira hazot beozne haam u vehoşea bin nun.
Moşe gelip bu ezginin bütün sözlerini halkın işiteceği biçimde söyledi; kendisi ve Nun oğlu Hoşea birlikte.
וַיְכַ֣ל מֹשֶׁ֗ה לְדַבֵּ֛ר אֶת־כָּל־הַדְּבָרִ֥ים הָאֵ֖לֶּה אֶל־כָּל־יִשְׂרָאֵֽל׃
Vayehal moşe ledaber et kol hadevarim haele el kol yisrael.
Moşe bütün bu sözleri bütün İsrael'e söylemeyi bitirince,
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ שִׂ֣ימוּ לְבַבְכֶ֔ם לְכָל־הַדְּבָרִ֔ים אֲשֶׁ֧ר אָנֹכִ֛י מֵעִ֥יד בָּכֶ֖ם הַיּ֑וֹם אֲשֶׁ֤ר תְּצַוֻּם֙ אֶת־בְּנֵיכֶ֔ם לִשְׁמֹ֣ר לַעֲשׂ֔וֹת אֶת־כָּל־דִּבְרֵ֖י הַתּוֹרָ֥ה הַזֹּֽאת׃
Vayomer alehem simu levavhem lehol hadevarim aşer anohi meid bahem hayom aşer tetsavum et benehem lişmor laasot et kol divre hatora hazot.
onlara şöyle dedi: 'Bugün size tanıklık ederek söylediğim bütün sözleri yüreğinize yerleştirin. Çocuklarınıza da bu Tora'nın bütün sözlerini özenle yerine getirmelerini buyurun.
כִּ֠י לֹֽא־דָבָ֨ר רֵ֥ק הוּא֙ מִכֶּ֔ם כִּי־ה֖וּא חַיֵּיכֶ֑ם וּבַדָּבָ֣ר הַזֶּ֗ה תַּאֲרִ֤יכוּ יָמִים֙ עַל־הָ֣אֲדָמָ֔ה אֲשֶׁ֨ר אַתֶּ֜ם עֹבְרִ֧ים אֶת־הַיַּרְדֵּ֛ן שָׁ֖מָּה לְרִשְׁתָּֽהּ׃ (פ)
Ki lo davar rek u mikem ki u hayehem uvadavar haze taarihu yamim al haadama aşer atem overim et hayarden şama leriştah.
Çünkü bu, sizin için boş bir söz değildir; sizin yaşamınızdır. Mülk edinmek için Yarden'i geçeceğiniz toprakta bu söz sayesinde uzun günler yaşayacaksınız.'
וַיְדַבֵּ֤ר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בְּעֶ֛צֶם הַיּ֥וֹם הַזֶּ֖ה לֵאמֹֽר׃
Vayedaber Adonay el moşe beetsem hayom haze lemor.
Adonay tam o gün Moşe'ye şöyle söyledi:
עֲלֵ֡ה אֶל־הַר֩ הָעֲבָרִ֨ים הַזֶּ֜ה הַר־נְב֗וֹ אֲשֶׁר֙ בְּאֶ֣רֶץ מוֹאָ֔ב אֲשֶׁ֖ר עַל־פְּנֵ֣י יְרֵח֑וֹ וּרְאֵה֙ אֶת־אֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן אֲשֶׁ֨ר אֲנִ֥י נֹתֵ֛ן לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל לַאֲחֻזָּֽה׃
Ale el har haavarim haze har nevo aşer beerets moav aşer al pene yereho uree et erets kenaan aşer ani noten livne yisrael laahuza.
'Şu Avarim Dağı'na, Moav ülkesinde Yeriho'nun karşısındaki Nevo Dağı'na çık. İsrael oğullarına mülk olarak verdiğim Kenaan ülkesini gör.
וּמֻ֗ת בָּהָר֙ אֲשֶׁ֤ר אַתָּה֙ עֹלֶ֣ה שָׁ֔מָּה וְהֵאָסֵ֖ף אֶל־עַמֶּ֑יךָ כַּֽאֲשֶׁר־מֵ֞ת אַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ בְּהֹ֣ר הָהָ֔ר וַיֵּאָ֖סֶף אֶל־עַמָּֽיו׃
Umut bahar aşer ata ole şama veheasef el ameha kaaşer met aharon ahiha behor hahar vayeasef el amav.
Çıkacağın dağda öl ve halkına katıl; kardeşin Aaron'un Hor Dağı'nda ölüp halkına katıldığı gibi.
עַל֩ אֲשֶׁ֨ר מְעַלְתֶּ֜ם בִּ֗י בְּתוֹךְ֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל בְּמֵֽי־מְרִיבַ֥ת קָדֵ֖שׁ מִדְבַּר־צִ֑ן עַ֣ל אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־קִדַּשְׁתֶּם֙ אוֹתִ֔י בְּת֖וֹךְ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Al aşer mealtem bi betoh bene yisrael beme merivat kadeş midbar tsin al aşer lo kidaştem oti betoh bene yisrael.
Çünkü Tsin Çölü'ndeki Merivat-Kadeş sularında, İsrael oğullarının arasında Bana sadakatsizlik ettiniz; İsrael oğullarının arasında kutsallığımı göstermediniz.
כִּ֥י מִנֶּ֖גֶד תִּרְאֶ֣ה אֶת־הָאָ֑רֶץ וְשָׁ֙מָּה֙ לֹ֣א תָב֔וֹא אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁר־אֲנִ֥י נֹתֵ֖ן לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (פ)
Ki mineged tire et haarets veşama lo tavo el haarets aşer ani noten livne yisrael.
Bu yüzden ülkeyi uzaktan göreceksin; ama oraya, İsrael oğullarına verdiğim ülkeye girmeyeceksin.'
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.