Bereşit Şemot Vayikra Bamidbar Devarim Devarim 2
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34
Görünüm İbranice, okunuş ve çeviri Yalnız İbranice Yalnız Türkçe okunuş Yalnız Türkçe çeviri A− %100 A+
İbranice וַנֵּ֜פֶן וַנִּסַּ֤ע הַמִּדְבָּ֙רָה֙ דֶּ֣רֶךְ יַם־ס֔וּף כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלָ֑י וַנָּ֥סָב אֶת־הַר־שֵׂעִ֖יר יָמִ֥ים רַבִּֽים׃ (ס)
Türkçe okunuş Vanefen vanisa hamidbara dereh yam suf kaaşer diber Adonay elay vanasav et har seir yamim rabim.
Türkçe çeviri Sonra Adonay’ın bana söylediği gibi dönüp Sazlık Denizi yolundan çöle doğru yola çıktık. Uzun süre Seir Dağı’nın çevresinde dolaştık.
İbranice וַיֹּ֥אמֶר יְהוָ֖ה אֵלַ֥י לֵאמֹֽר׃
Türkçe okunuş Vayomer Adonay elay lemor.
Türkçe çeviri Adonay bana şöyle dedi:
İbranice רַב־לָכֶ֕ם סֹ֖ב אֶת־הָהָ֣ר הַזֶּ֑ה פְּנ֥וּ לָכֶ֖ם צָפֹֽנָה׃
Türkçe okunuş Rav lahem sov et hahar haze penu lahem tsafona.
Türkçe çeviri ‘Bu dağın çevresinde yeterince dolaştınız. Kuzeye dönün.
İbranice וְאֶת־הָעָם֮ צַ֣ו לֵאמֹר֒ אַתֶּ֣ם עֹֽבְרִ֗ים בִּגְבוּל֙ אֲחֵיכֶ֣ם בְּנֵי־עֵשָׂ֔ו הַיֹּשְׁבִ֖ים בְּשֵׂעִ֑יר וְיִֽירְא֣וּ מִכֶּ֔ם וְנִשְׁמַרְתֶּ֖ם מְאֹֽד׃
Türkçe okunuş Veet haam tsav lemor atem overim bigvul ahehem bene esav hayoşevim beseir veyireu mikem venişmartem meod.
Türkçe çeviri Halka şu buyruğu ver: Seir’de yaşayan kardeşleriniz Esav oğullarının sınırından geçeceksiniz. Sizden korkacaklar; çok dikkatli davranın.
İbranice אַל־תִּתְגָּר֣וּ בָ֔ם כִּ֠י לֹֽא־אֶתֵּ֤ן לָכֶם֙ מֵֽאַרְצָ֔ם עַ֖ד מִדְרַ֣ךְ כַּף־רָ֑גֶל כִּֽי־יְרֻשָּׁ֣ה לְעֵשָׂ֔ו נָתַ֖תִּי אֶת־הַ֥ר שֵׂעִֽיר׃
Türkçe okunuş Al titgaru vam ki lo eten lahem meartsam ad midrah kaf ragel ki yeruşa leesav natati et har seir.
Türkçe çeviri Onlarla çatışmaya girmeyin. Çünkü size onların ülkesinden bir ayak basacak kadar bile yer vermeyeceğim; Seir Dağı’nı Esav’a mülk olarak verdim.
İbranice אֹ֣כֶל תִּשְׁבְּר֧וּ מֵֽאִתָּ֛ם בַּכֶּ֖סֶף וַאֲכַלְתֶּ֑ם וְגַם־מַ֜יִם תִּכְר֧וּ מֵאִתָּ֛ם בַּכֶּ֖סֶף וּשְׁתִיתֶֽם׃
Türkçe okunuş Ohel tişberu meitam bakesef vaahaltem vegam mayim tihru meitam bakesef uşetitem.
Türkçe çeviri Yiyeceği onlardan parayla satın alıp yiyeceksiniz. Suyu da onlardan parayla satın alıp içeceksiniz.
İbranice כִּי֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ בֵּֽרַכְךָ֗ בְּכֹל֙ מַעֲשֵׂ֣ה יָדֶ֔ךָ יָדַ֣ע לֶכְתְּךָ֔ אֶת־הַמִּדְבָּ֥ר הַגָּדֹ֖ל הַזֶּ֑ה זֶ֣ה ׀ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֗ה יְהוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ עִמָּ֔ךְ לֹ֥א חָסַ֖רְתָּ דָּבָֽר׃
Türkçe okunuş Ki Adonay eloheha berahha behol maase yadeha yada lehteha et hamidbar hagadol haze ze arbaim şana Adonay eloheha imah lo hasarta davar.
Türkçe çeviri Çünkü Tanrın Adonay elinin bütün işini kutsadı. Bu büyük çöldeki yürüyüşünü gözetti. Bu kırk yıl boyunca Tanrın Adonay seninleydi; hiçbir eksiğin olmadı.’
İbranice וַֽנַּעֲבֹ֞ר מֵאֵ֧ת אַחֵ֣ינוּ בְנֵי־עֵשָׂ֗ו הַיֹּֽשְׁבִים֙ בְּשֵׂעִ֔יר מִדֶּ֙רֶךְ֙ הָֽעֲרָבָ֔ה מֵאֵילַ֖ת וּמֵעֶצְיֹ֣ן גָּ֑בֶר (ס) וַנֵּ֙פֶן֙ וַֽנַּעֲבֹ֔ר דֶּ֖רֶךְ מִדְבַּ֥ר מוֹאָֽב׃
Türkçe okunuş Vanaavor meet ahenu vene esav hayoşevim beseir midereh haarava meelat umeetsyon gaver vanefen vanaavor dereh midbar moav.
Türkçe çeviri Böylece Seir’de yaşayan kardeşlerimiz Esav oğullarının yanından, Arava yolundan, Elat’tan ve Etsyon-Gever’den geçip gittik. Dönüp Moav Çölü yolundan ilerledik.
İbranice וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלַ֗י אֶל־תָּ֙צַר֙ אֶת־מוֹאָ֔ב וְאַל־תִּתְגָּ֥ר בָּ֖ם מִלְחָמָ֑ה כִּ֠י לֹֽא־אֶתֵּ֨ן לְךָ֤ מֵֽאַרְצוֹ֙ יְרֻשָּׁ֔ה כִּ֣י לִבְנֵי־ל֔וֹט נָתַ֥תִּי אֶת־עָ֖ר יְרֻשָּֽׁה׃
Türkçe okunuş Vayomer Adonay elay el tatsar et moav veal titgar bam milhama ki lo eten leha meartso yeruşa ki livne lot natati et ar yeruşa.
Türkçe çeviri Adonay bana şöyle dedi: ‘Moav’a sıkıntı verme, onlarla savaşa girme. Çünkü sana onların ülkesinden mülk vermeyeceğim; Ar’ı Lot oğullarına mülk olarak verdim.’
İbranice הָאֵמִ֥ים לְפָנִ֖ים יָ֣שְׁבוּ בָ֑הּ עַ֣ם גָּד֥וֹל וְרַ֛ב וָרָ֖ם כָּעֲנָקִֽים׃
Türkçe okunuş Haemim lefanim yaşevu vah am gadol verav varam kaanakim.
Türkçe çeviri Önceden orada Emimler yaşıyordu; Anaklılar gibi iri, kalabalık ve uzun boylu bir halktı.
İbranice רְפָאִ֛ים יֵחָשְׁב֥וּ אַף־הֵ֖ם כָּעֲנָקִ֑ים וְהַמֹּ֣אָבִ֔ים יִקְרְא֥וּ לָהֶ֖ם אֵמִֽים׃
Türkçe okunuş Refaim yehaşevu af hem kaanakim vehamoavim yikreu lahem emim.
Türkçe çeviri Onlar da Anaklılar gibi Refaim sayılırdı; Moavlılar onlara Emim derdi.
İbranice וּבְשֵׂעִ֞יר יָשְׁב֣וּ הַחֹרִים֮ לְפָנִים֒ וּבְנֵ֧י עֵשָׂ֣ו יִֽירָשׁ֗וּם וַיַּשְׁמִידוּם֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיֵּשְׁב֖וּ תַּחְתָּ֑ם כַּאֲשֶׁ֧ר עָשָׂ֣ה יִשְׂרָאֵ֗ל לְאֶ֙רֶץ֙ יְרֻשָּׁת֔וֹ אֲשֶׁר־נָתַ֥ן יְהוָ֖ה לָהֶֽם׃
Türkçe okunuş Uveseir yaşevu hahorim lefanim uvene esav yiraşum vayaşmidum mipenehem vayeşevu tahtam kaaşer asa yisrael leerets yeruşato aşer natan Adonay lahem.
Türkçe çeviri Önceden Seir’de Horiler yaşıyordu. Esav oğulları onları yerlerinden ettiler; önlerinden yok edip yerlerine yerleştiler. İsrael’in de Adonay’ın kendilerine verdiği miras ülkesine yaptığı gibi.
İbranice עַתָּ֗ה קֻ֛מוּ וְעִבְר֥וּ לָכֶ֖ם אֶת־נַ֣חַל זָ֑רֶד וַֽנַּעֲבֹ֖ר אֶת־נַ֥חַל זָֽרֶד׃
Türkçe okunuş Ata kumu veivru lahem et nahal zared vanaavor et nahal zared.
Türkçe çeviri ‘Şimdi kalkın, Zered Vadisi’ni geçin.’ Biz de Zered Vadisi’ni geçtik.
İbranice וְהַיָּמִ֞ים אֲשֶׁר־הָלַ֣כְנוּ ׀ מִקָּדֵ֣שׁ בַּרְנֵ֗עַ עַ֤ד אֲשֶׁר־עָבַ֙רְנוּ֙ אֶת־נַ֣חַל זֶ֔רֶד שְׁלֹשִׁ֥ים וּשְׁמֹנֶ֖ה שָׁנָ֑ה עַד־תֹּ֨ם כָּל־הַדּ֜וֹר אַנְשֵׁ֤י הַמִּלְחָמָה֙ מִקֶּ֣רֶב הַֽמַּחֲנֶ֔ה כַּאֲשֶׁ֛ר נִשְׁבַּ֥ע יְהוָ֖ה לָהֶֽם׃
Türkçe okunuş Vehayamim aşer halahnu mikadeş barnea ad aşer avarnu et nahal zered şeloşim uşemone şana ad tom kol hador anşe hamilhama mikerev hamahane kaaşer nişba Adonay lahem.
Türkçe çeviri Kadeş-Barnea’dan yola çıktığımız zamandan Zered Vadisi’ni geçtiğimiz zamana kadar otuz sekiz yıl geçti. Adonay’ın onlara yemin ettiği gibi, o savaşçı kuşağın tamamı ordugâhtan silinmişti.
İbranice וְגַ֤ם יַד־יְהוָה֙ הָ֣יְתָה בָּ֔ם לְהֻמָּ֖ם מִקֶּ֣רֶב הַֽמַּחֲנֶ֑ה עַ֖ד תֻּמָּֽם׃
Türkçe okunuş Vegam yad Adonay hayeta bam lehumam mikerev hamahane ad tumam.
Türkçe çeviri Adonay’ın eli de onları ordugâhın içinden yok etmek üzere üzerlerindeydi; hepsi sona erinceye kadar.
İbranice וַיְהִ֨י כַאֲשֶׁר־תַּ֜מּוּ כָּל־אַנְשֵׁ֧י הַמִּלְחָמָ֛ה לָמ֖וּת מִקֶּ֥רֶב הָעָֽם׃ (ס)
Türkçe okunuş Vayehi haaşer tamu kol anşe hamilhama lamut mikerev haam.
Türkçe çeviri Halkın arasındaki bütün savaşçılar ölüp bittikten sonra,
İbranice וַיְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלַ֥י לֵאמֹֽר׃
Türkçe okunuş Vayedaber Adonay elay lemor.
Türkçe çeviri Adonay bana şöyle dedi:
İbranice אַתָּ֨ה עֹבֵ֥ר הַיּ֛וֹם אֶת־גְּב֥וּל מוֹאָ֖ב אֶת־עָֽר׃
Türkçe okunuş Ata over hayom et gevul moav et ar.
Türkçe çeviri ‘Bugün Moav sınırından, Ar’dan geçiyorsun.
İbranice וְקָרַבְתָּ֗ מ֚וּל בְּנֵ֣י עַמּ֔וֹן אַל־תְּצֻרֵ֖ם וְאַל־תִּתְגָּ֣ר בָּ֑ם כִּ֣י לֹֽא־אֶ֠תֵּן מֵאֶ֨רֶץ בְּנֵי־עַמּ֤וֹן לְךָ֙ יְרֻשָּׁ֔ה כִּ֥י לִבְנֵי־ל֖וֹט נְתַתִּ֥יהָ יְרֻשָּֽׁה׃
Türkçe okunuş Vekaravta mul bene amon al tetsurem veal titgar bam ki lo eten meerets bene amon leha yeruşa ki livne lot netatiha yeruşa.
Türkçe çeviri Ammonoğullarının karşısına yaklaştığında onlara sıkıntı verme, onlarla çatışmaya girme. Çünkü sana Ammonoğullarının ülkesinden mülk vermeyeceğim; onu Lot oğullarına mülk olarak verdim.’
İbranice אֶֽרֶץ־רְפָאִ֥ים תֵּחָשֵׁ֖ב אַף־הִ֑וא רְפָאִ֤ים יָֽשְׁבוּ־בָהּ֙ לְפָנִ֔ים וְהָֽעַמֹּנִ֔ים יִקְרְא֥וּ לָהֶ֖ם זַמְזֻמִּֽים׃
Türkçe okunuş Erets refaim tehaşev af hi refaim yaşevu vah lefanim vehaamonim yikreu lahem zamzumim.
Türkçe çeviri Orası da Refaim ülkesi sayılırdı. Önceden orada Refaim yaşıyordu; Ammonlular onlara Zamzummim derdi.
İbranice עַ֣ם גָּד֥וֹל וְרַ֛ב וָרָ֖ם כָּעֲנָקִ֑ים וַיַּשְׁמִידֵ֤ם יְהוָה֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיִּירָשֻׁ֖ם וַיֵּשְׁב֥וּ תַחְתָּֽם׃
Türkçe okunuş Am gadol verav varam kaanakim vayaşmidem Adonay mipenehem vayiraşum vayeşevu tahtam.
Türkçe çeviri Anaklılar gibi iri, kalabalık ve uzun boylu bir halktı. Adonay onları Ammonluların önünden yok etti; Ammonlular onları yerlerinden edip yerlerine yerleştiler.
İbranice כַּאֲשֶׁ֤ר עָשָׂה֙ לִבְנֵ֣י עֵשָׂ֔ו הַיֹּשְׁבִ֖ים בְּשֵׂעִ֑יר אֲשֶׁ֨ר הִשְׁמִ֤יד אֶת־הַחֹרִי֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיִּֽירָשֻׁם֙ וַיֵּשְׁב֣וּ תַחְתָּ֔ם עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Türkçe okunuş Kaaşer asa livne esav hayoşevim beseir aşer hişmid et hahori mipenehem vayiraşum vayeşevu tahtam ad hayom haze.
Türkçe çeviri Seir’de yaşayan Esav oğulları için yaptığı gibi: Horileri onların önünden yok etmişti. Onları yerlerinden edip bugüne kadar yerlerine yerleştiler.
İbranice וְהָֽעַוִּ֛ים הַיֹּשְׁבִ֥ים בַּחֲצֵרִ֖ים עַד־עַזָּ֑ה כַּפְתֹּרִים֙ הַיֹּצְאִ֣ים מִכַּפְתּ֔וֹר הִשְׁמִידֻ֖ם וַיֵּשְׁב֥וּ תַחְתָּֽם׃
Türkçe okunuş Vehaavim hayoşevim bahatserim ad aza kaftorim hayotseim mikaftor hişmidum vayeşevu tahtam.
Türkçe çeviri Gazze’ye kadar köylerde yaşayan Avvimlere gelince, Kaftor’dan çıkan Kaftorlular onları yok edip yerlerine yerleştiler.
İbranice ק֣וּמוּ סְּע֗וּ וְעִבְרוּ֮ אֶת־נַ֣חַל אַרְנֹן֒ רְאֵ֣ה נָתַ֣תִּי בְ֠יָדְךָ אֶת־סִיחֹ֨ן מֶֽלֶךְ־חֶשְׁבּ֧וֹן הָֽאֱמֹרִ֛י וְאֶת־אַרְצ֖וֹ הָחֵ֣ל רָ֑שׁ וְהִתְגָּ֥ר בּ֖וֹ מִלְחָמָֽה׃
Türkçe okunuş Kumu seu veivru et nahal arnon ree natati veyadeha et sihon meleh heşbon haemori veet artso hahel raş vehitgar bo milhama.
Türkçe çeviri ‘Kalkın, yola çıkın ve Arnon Vadisi’ni geçin. Bak, Heşbon kralı Amori Sihon’u ve ülkesini eline verdim. Ele geçirmeye başla; onunla savaşa gir.
İbranice הַיּ֣וֹם הַזֶּ֗ה אָחֵל֙ תֵּ֤ת פַּחְדְּךָ֙ וְיִרְאָ֣תְךָ֔ עַל־פְּנֵי֙ הָֽעַמִּ֔ים תַּ֖חַת כָּל־הַשָּׁמָ֑יִם אֲשֶׁ֤ר יִשְׁמְעוּן֙ שִׁמְעֲךָ֔ וְרָגְז֥וּ וְחָל֖וּ מִפָּנֶֽיךָ׃
Türkçe okunuş Hayom haze ahel tet pahdeha veyirateha al pene haamim tahat kol haşamayim aşer yişmeun şimaha verogzu vehalu mipaneha.
Türkçe çeviri Bugün, bütün göğün altındaki halkların üzerine senin korkunu ve dehşetini düşürmeye başlayacağım. Haberini duyduklarında senden ötürü titreyip kıvranacaklar.’
İbranice וָאֶשְׁלַ֤ח מַלְאָכִים֙ מִמִּדְבַּ֣ר קְדֵמ֔וֹת אֶל־סִיח֖וֹן מֶ֣לֶךְ חֶשְׁבּ֑וֹן דִּבְרֵ֥י שָׁל֖וֹם לֵאמֹֽר׃
Türkçe okunuş Vaeşlah malahim mimidbar kedemot el sihon meleh heşbon divre şalom lemor.
Türkçe çeviri Kedemot Çölü’nden Heşbon kralı Sihon’a barış sözleriyle elçiler gönderdim. Şöyle dedim:
İbranice אֶעְבְּרָ֣ה בְאַרְצֶ֔ךָ בַּדֶּ֥רֶךְ בַּדֶּ֖רֶךְ אֵלֵ֑ךְ לֹ֥א אָס֖וּר יָמִ֥ין וּשְׂמֹֽאול׃
Türkçe okunuş Ebera veartseha badereh badereh eleh lo asur yamin usemovl.
Türkçe çeviri ‘Ülkenden geçeyim. Yalnız yoldan gideceğim; sağa ya da sola sapmayacağım.
İbranice אֹ֣כֶל בַּכֶּ֤סֶף תַּשְׁבִּרֵ֙נִי֙ וְאָכַ֔לְתִּי וּמַ֛יִם בַּכֶּ֥סֶף תִּתֶּן־לִ֖י וְשָׁתִ֑יתִי רַ֖ק אֶעְבְּרָ֥ה בְרַגְלָֽי׃
Türkçe okunuş Ohel bakesef taşbireni veahalti umayim bakesef titen li veşatiti rak ebera veraglay.
Türkçe çeviri Bana parayla yiyecek sat, yiyeyim; parayla su ver, içeyim. Yalnızca yürüyerek geçeyim.
İbranice כַּאֲשֶׁ֨ר עָֽשׂוּ־לִ֜י בְּנֵ֣י עֵשָׂ֗ו הַיֹּֽשְׁבִים֙ בְּשֵׂעִ֔יר וְהַמּ֣וֹאָבִ֔ים הַיֹּשְׁבִ֖ים בְּעָ֑ר עַ֤ד אֲשֶֽׁר־אֶֽעֱבֹר֙ אֶת־הַיַּרְדֵּ֔ן אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁר־יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ נֹתֵ֥ן לָֽנוּ׃
Türkçe okunuş Kaaşer asu li bene esav hayoşevim beseir vehamoavim hayoşevim bear ad aşer eevor et hayarden el haarets aşer Adonay elohenu noten lanu.
Türkçe çeviri Seir’de yaşayan Esav oğulları ve Ar’da yaşayan Moavlıların bana yaptığı gibi yap. Yarden’i geçip Tanrımız Adonay’ın bize verdiği ülkeye ulaşıncaya kadar.’
İbranice וְלֹ֣א אָבָ֗ה סִיחֹן֙ מֶ֣לֶךְ חֶשְׁבּ֔וֹן הַעֲבִרֵ֖נוּ בּ֑וֹ כִּֽי־הִקְשָׁה֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ אֶת־רוּח֗וֹ וְאִמֵּץ֙ אֶת־לְבָב֔וֹ לְמַ֛עַן תִּתּ֥וֹ בְיָדְךָ֖ כַּיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃ (ס)
Türkçe okunuş Velo ava sihon meleh heşbon haavirenu bo ki hikşa Adonay eloheha et ruho veimets et levavo lemaan tito veyadeha kayom haze.
Türkçe çeviri Ama Heşbon kralı Sihon, oradan geçmemize razı olmadı. Çünkü Tanrın Adonay, bugün olduğu gibi onu eline vermek için ruhunu sertleştirmiş, yüreğini katılaştırmıştı.
İbranice וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֵלַ֔י רְאֵ֗ה הַֽחִלֹּ֙תִי֙ תֵּ֣ת לְפָנֶ֔יךָ אֶת־סִיחֹ֖ן וְאֶת־אַרְצ֑וֹ הָחֵ֣ל רָ֔שׁ לָרֶ֖שֶׁת אֶת־אַרְצֽוֹ׃
Türkçe okunuş Vayomer Adonay elay ree hahiloti tet lefaneha et sihon veet artso hahel raş lareşet et artso.
Türkçe çeviri Adonay bana, ‘Bak, Sihon’u ve ülkesini önüne vermeye başladım. Ülkesini mülk edinmek için ele geçirmeye başla’ dedi.
İbranice וַיֵּצֵא֩ סִיחֹ֨ן לִקְרָאתֵ֜נוּ ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה יָֽהְצָה׃
Türkçe okunuş Vayetse sihon likratenu u vehol amo lamilhama yahetsa.
Türkçe çeviri Sihon, kendisi ve bütün halkı, Yahats’ta savaşmak üzere karşımıza çıktı.
İbranice וַֽיִּתְּנֵ֛הוּ יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ לְפָנֵ֑ינוּ וַנַּ֥ךְ אֹת֛וֹ וְאֶת־בנו [בָּנָ֖יו] וְאֶת־כָּל־עַמּֽוֹ׃
Türkçe okunuş Vayiteneu Adonay elohenu lefanenu vanah oto veet banav veet kol amo.
Türkçe çeviri Tanrımız Adonay onu önümüze verdi; onu, oğullarını ve bütün halkını vurduk.
İbranice וַנִּלְכֹּ֤ד אֶת־כָּל־עָרָיו֙ בָּעֵ֣ת הַהִ֔וא וַֽנַּחֲרֵם֙ אֶת־כָּל־עִ֣יר מְתִ֔ם וְהַנָּשִׁ֖ים וְהַטָּ֑ף לֹ֥א הִשְׁאַ֖רְנוּ שָׂרִֽיד׃
Türkçe okunuş Vanilkod et kol arav baet hahi vanaharem et kol ir metim vehanaşim vehataf lo hişarnu sarid.
Türkçe çeviri O sırada bütün şehirlerini ele geçirdik. Her şehri, erkekleri, kadınları ve çocuklarıyla tamamen yok ettik; sağ kalan bırakmadık.
İbranice רַ֥ק הַבְּהֵמָ֖ה בָּזַ֣זְנוּ לָ֑נוּ וּשְׁלַ֥ל הֶעָרִ֖ים אֲשֶׁ֥ר לָכָֽדְנוּ׃
Türkçe okunuş Rak habehema bazaznu lanu uşelal hearim aşer lahadenu.
Türkçe çeviri Yalnız hayvanları ve ele geçirdiğimiz şehirlerin ganimetini kendimiz için aldık.
İbranice מֵֽעֲרֹעֵ֡ר אֲשֶׁר֩ עַל־שְׂפַת־נַ֨חַל אַרְנֹ֜ן וְהָעִ֨יר אֲשֶׁ֤ר בַּנַּ֙חַל֙ וְעַד־הַגִּלְעָ֔ד לֹ֤א הָֽיְתָה֙ קִרְיָ֔ה אֲשֶׁ֥ר שָׂגְבָ֖ה מִמֶּ֑נּוּ אֶת־הַכֹּ֕ל נָתַ֛ן יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ לְפָנֵֽינוּ׃
Türkçe okunuş Mearoer aşer al sefat nahal arnon vehair aşer banahal vead hagilad lo hayeta kirya aşer sageva mimenu et hakol natan Adonay elohenu lefanenu.
Türkçe çeviri Arnon Vadisi’nin kıyısındaki Aroer’den ve vadinin içindeki şehirden Gilad’a kadar, bize karşı erişilmez kalan hiçbir şehir olmadı. Tanrımız Adonay hepsini önümüze verdi.
İbranice רַ֛ק אֶל־אֶ֥רֶץ בְּנֵי־עַמּ֖וֹן לֹ֣א קָרָ֑בְתָּ כָּל־יַ֞ד נַ֤חַל יַבֹּק֙ וְעָרֵ֣י הָהָ֔ר וְכֹ֥ל אֲשֶׁר־צִוָּ֖ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֵֽינוּ׃
Türkçe okunuş Rak el erets bene amon lo karaveta kol yad nahal yabok veare hahar vehol aşer tsiva Adonay elohenu.
Türkçe çeviri Yalnız Ammonoğullarının ülkesine, Yabbok Vadisi’nin bütün kıyısına, dağlık bölgenin şehirlerine ve Tanrımız Adonay’ın yasakladığı hiçbir yere yaklaşmadın.
Kaynak İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra . Lisans: Public Domain. Tanach.us .