İçeriğe geç

TORA OKUNUŞ DİZİNİ

kalu

Bu okunuş biçimi Tora’da 2 kez, 2 ayette geçer.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit1 kullanım1 ayet
  • Şemot1 kullanım1 ayet

Dilbilgisel ve sözlüksel çözümleme

Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.

İbranice biçim כַּלּ֤וּ

Lemma כָּלָה

Kök — שורש (şoreş, kök) כלה

Kaynak anlam (İngilizce): to be finished; to be completed; to come to an end; to be past; to finish; to spend (one's) days; to live (one's) life; to cause (someone's) else to spend (their) days

Biçim: fiil, Piel, emir, 2. kişi, eril, çoğul

Bu çözümleme: 1 kullanım

Teknik kodHVpv2mp

İbranice biçim קַ֥לּוּ

Lemma קָלַל

Kök — שורש (şoreş, kök) קלל

Kaynak anlam (İngilizce): light; fast; swift; restless; to be worthless; to be insignificant; to be of no account; to be a trivial matter

Biçim: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul

Bu çözümleme: 1 kullanım

Teknik kodHVqp3cp

Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.

Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 8:11

    Vatavo elav hayona leet erev vehine ale zayit taraf befiha vayeda noah ki kalu hamayim meal haarets.

    וַתָּבֹ֨א אֵלָ֤יו הַיּוֹנָה֙ לְעֵ֣ת עֶ֔רֶב וְהִנֵּ֥ה עֲלֵה־זַ֖יִת טָרָ֣ף בְּפִ֑יהָ וַיֵּ֣דַע נֹ֔חַ כִּי־קַ֥לּוּ הַמַּ֖יִם מֵעַ֥ל הָאָֽרֶץ׃

    Güvercin akşama doğru yanına geldi. İşte, gagasında koparılmış bir zeytin yaprağı vardı. Noah, suların yeryüzünden çekildiğini anladı.

  2. Şemot 5:13

    Vehanogesim atsim lemor kalu maasehem devar yom beyomo kaaşer bihyot hateven.

    וְהַנֹּגְשִׂ֖ים אָצִ֣ים לֵאמֹ֑ר כַּלּ֤וּ מַעֲשֵׂיכֶם֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ כַּאֲשֶׁ֖ר בִּהְי֥וֹת הַתֶּֽבֶן׃

    Görevliler onları sıkıştırıp, “Saman verildiği zamanki gibi, her günün işini o gün bitirin!” diyorlardı.